İyi Müslüman, Kötü Müslüman (Amerika, Soğuk Savaş ve Terörün Kökenleri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
166
Gösterim
Adı:
İyi Müslüman, Kötü Müslüman
Alt başlık:
Amerika, Soğuk Savaş ve Terörün Kökenleri
Baskı tarihi:
Haziran 2005
Sayfa sayısı:
300
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758992034
Orijinal adı:
Good Muslim, Bad Muslim: America, the Cold War and the Roots of Terror (2004)
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
1001 Kitap
"Mamdani Amerika'nın İslam dünyasına karşı izlediği politikanın dayandığı yalanları, basmakalıp bilgileri ve genellemeleri ifşa ediyor.Dehşet verici olduğu kadar gerekli bir kitap."
-J.M. COETZEE
300 syf.
·Beğendi·10/10
2005 yılında ilk basımı yapılan bu kitabın türü makaledir. Dili akıcı ve anlaşılır. Ancak kitabı anlamak için ABD'nin siyasi tarihi hakkında bilgi sahibi olmak gerekir . Aksi takdirde yazarın sunduğu veriler ve bu verilerle ilişkilendirdiği kişi ve kurumları anlamakta zorluk yaşayabilirsiniz. Konusu itibariyle kitap; ABD'nin 2. Dünya Savaşından sonra Soğuk Savaş döneminde Üçüncü Dünya Devletlerine karşı uluslararası uyuşturucu ticaretini teşvik edip bundan elde edilen gelirlerle solcu totaliter milliyetçi gruplara karşı sağcı otoriter grupları silahlandırmasını, işlenen savaş suçları ve ihlal edilen insan haklarını medya aracılığıyla kendi lehine kontrol etmesini, müdahale ettiği ülkelerde din olgusunu siyasi bir kimlik haline getirip bundan aşırı radikalcı CIA tarafından eğitilen ölüm makineleri yaratmasına kadar tüm iş ve işlemlerini anlatıyor.
Insan bir evet’tir... Hayata evet’tir. Aşka evet. Cömertli­ğe evet. Ama insan aynı zamanda hayır’dır da. İnsanın öfkesine hayır. İnsanın küçültülmesine hayır. İnsanın sö­mürülmesine hayır. İnsanın içinde en insanca olanın kat­ledilmesine hayır: Özgürlüğün katledilmesine.

Frantz Fanon, Black Skin, White Masks
Çoğu soykırımların savaş zamanında yapılmış olmaları tesadüfi değildir. Halka şu söyleniyor: Sen öldürmezsen, öldürüleceksin. Öldürüyorsun çünkü onlara yapmak üzere olduğun şeyi onların sana yapabileceklerinden korkuyorsun. Önleyici savaş soykırımın mantığıdır.
Ho­locaust, modern Batı uygarlığını damgalayan iki geleneğin buluşma noktasında doğmuştu: "Anti-Semitik gelenekle sö­mürgeleştirilmiş, halkların soykırıma uğratılması geleneği."
Ne siyasi etnik kökeni ne siyasi İslamı bir Soğuk Savaş Amerikan komplosu olarak açıklamaya niyetim var. Siyasi İslam, tıpkı "kavimciliği" savunan düşünce gibi, yabancı bir ithalattan çok yerel bir üründür. Ama hiçbiri yalıtılmışlık içinde yetiştirilmedi; her ikisi Batı gücüyle karşılaştıktan son­ra üretildi. Siyasi İslam, sömürge döneminde doğmuştur. Ama Soğuk Savaş'a kadar terörist bir hareket üretmemiştir. Terörün ideolojik bir eğilimden siyasi bir güce dönüşümünü olanaklı kılan özel koşullar neydi? Hem yetmişli yılların orta­ larından Afrika’daki "siyaha-siyah" şiddeti hem de seksenli yılların başından beri küresel olarak "İslam terörünü" beslenmeyen ortak bir zemin vardı. Bu ortak zemin, Vietnam’dan son­raki son Soğuk Savaş’tı. Yerel hammadden yapılmışlarsa bile her iki siyasi eğilim, Soğuk Savaşı kazanma stratejileri olarak kristalleşti.
11 Eylül’ü daha önceki bir çağda -Afrika’daki son Soğuk Savaş’ta- oluşturulan gözlükler aracılığıyla görmemden endi­şelenenler için bu bakış açısının, 11 Eylül’ün gerçekten de Amerika ve dünya için bir dönüm noktası olmasını sağlayan yolları bulanıklaştırmadan, bu ortak endişe konusuna yeni bir aydınlık getireceğini umabilirim yalnızca.
Yaptırımlar rejiminin ahlaki olarak savunulamazlığı, 1996’da 60 Minutes adlı televizyon programında Lesley Stahl tarafından BM’de ABD elçisi olan Madeleine Albright’a Saddam’ı "tecrit" etmenin bedeli hakkında bir soru sorulduğunda anlaşılmıştır:
'Yarım milyon çocuğun öldüğünü duyduk. Ya­ni, bu Hiroşima’da ölenlerden fazladır. Peki buna değdi mi?"
Madeleine Albright şöyle yanıt verdi: "Sanırım bu zor bir seçim, ama buna değdiğine inanıyoruz."
Nasıl ve kim böylesi bir ölüm sayısını bunca süre haklı çı­kartabilirdi? Bu soru, uluslararası ilişkiler etiğini inceleyen Fairfield Üniversitesinde felsefe profesörü olan Joy Gordon’un araştırmasının konusuydu. Harper’s Magazine’de "ekonomik yaptırımları kitle imha silahı olarak" inceleyen kapak öyküsünde araştırma deneyimini ve bulgularını betim­ledi.
Kongo krizi, Amerika’nın bağımsız Afrika’daki vaftiz tö­reniydi. Geriye bakıldığında aynı zamanda iktidar için Ame­rika’nın terörü geçici olarak kucaklamasıydı ve hükümet, özellikle de CIA, bunun farkında görünüyordu. ABD elçisi, paralı askerleri "kontrol edilemeyen kabadayılar grubu... yağmalamayı veya kasa kırmayı yetkileri arasında görenler" olarak betimliyordu. CIA, "ciddi aşırılıkları" arasında "hırsız­lık, tecavüz, katletme ve dövmeyi" sayıyordu. Simba isyanı, 24 Kasım 1965’te ABD-Belçika paralı askerlerinin Kisangani’ye inmeleriyle sona erdi. Aynı gün, Joseph Mobutu, Kinshasa’da iktidarı ele geçirdi. Artık işe yaramadıkları için paralı askerler, yavaş yavaş geri gönderilmeye başlandılar.
Ulema, kültürel ve dinsel kimlik olarak İslam ile Müslümanların benimseyebilecekleri çeşitli siyasi kimlikler arasında açık ayrımlar yaparken laik entelektüeller, İslamın yalnızca dinsel veya kültürel bir kim­lik olmadığında ısrar ediyorlardı; İslam siyasi bir kimlik hali­ ne gelmişti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İyi Müslüman, Kötü Müslüman
Alt başlık:
Amerika, Soğuk Savaş ve Terörün Kökenleri
Baskı tarihi:
Haziran 2005
Sayfa sayısı:
300
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758992034
Orijinal adı:
Good Muslim, Bad Muslim: America, the Cold War and the Roots of Terror (2004)
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
1001 Kitap
"Mamdani Amerika'nın İslam dünyasına karşı izlediği politikanın dayandığı yalanları, basmakalıp bilgileri ve genellemeleri ifşa ediyor.Dehşet verici olduğu kadar gerekli bir kitap."
-J.M. COETZEE

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Mir'at-ı Cünun
  • Yağmur Aydemir
  • Halil Demirhan
  • Sevinc

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0