Adı:
İyi Toplum Yoktur
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053759249
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Nihan Kaya, çok ses getiren kitabı İyi Aile Yoktur’dan sonra, hiç farkında olmadan topluma uygun hâle getiriliş biçimlerimizi ve bu mekanizmanın hem toplumun hem de bireyin gerçekten var olabilmesini nasıl engellediğini anlatıyor. İyi Aile Yoktur’un devam kitabı olan İyi Toplum Yoktur, sünnet, nikâh, düğün, kına gibi törenlerin bize anlatılandan çok başka amaçlara dayandığını, her törenin aslında bir kurban etme töreni olduğunu savunurken, yine ezber bozuyor, doğru bildiğimiz inanışlarımızı altüst ediyor.
İnsanın en önemli aynası cinselliğidir. Aynı şekilde toplumlar da cinsiyet ve cinsellik üzerinden şekillenirler nitekim, bu ikisi aslında aynı şeydir. Toplumun, bireyleri kendi uzantısına dönüştürebilmesi için, kadınlık ve erkeklik algısı yaratılır, bu algı törenlerle pekiştirilir. Varlığından bir şekilde haberdar olduğumuz ve kanıksadığımız her tören, bizi topluma kurban eder ve toplumu da ölü, işlevsiz kılar.
Törenlere verdiğimiz anlam, kendimize verdiğimiz anlamı ve hayatımızın kontrolünün kimin elinde olduğunu belirlemektedir.
168 syf.
#iyitoplumyoktur kitabını yakın arkadaşımın tavsiyesi üzerine okumuştum. Ama ne okumak! Durup durup "Evet, aynen, kesinlikle öyle" diyerek kaç cümlenin altını çizmişimdir kim bilir..

Kitap bazıları için rahatsız edici gelebilir. Çünkü vurgulanan şeyler, çoğumuzun alıştığı ve kabullendiği düzene ters. Benim içinse oldukça zihin tazeleyen bir kitap oldu. Zaten küçük yaşlardan beri hep bizden, benden yapılması beklenilen şeyleri sorgular, beklentilere ters düşünce de etraftaki insanların cık cık'larına maruz kalırdım.
Benim ifade etmeyi bir türlü başaramadıklarımı, Nihan Kaya oldukça başarılı anlatmış.

Genel olarak aynı düşüncelere sahip olmamdan dolayı, kitap içimde büyük sarsıntılar yaşatmadı. Ama bu demek değildir ki, kitap yeterince iyi değil. Aksine, sevgili Nihan Kaya'nın yazdıkları, hele ki bu kadar geleneklerine, alışkanlıklarına köklü bir şekilde bağlı olan; ne yazık ki dayatılanları sorgusuz kendi zihinlerinde pranga eden bir memlekette yazmak, gerçekten de, çok cesurca.

Kitap benim için apayrı bir yere sahip oldu. Dönüp dönüp okuyor, kafamın içinde yerleşip kalmış ne kadar çürük ve eskimiş düşünce varsa, hepsini dönüştürüp, yeniliyor ya da atıyorum.
Ve iyi ki diyorum, iyi ki bizi sorgulamaya iten kitaplar var.

Olur ya hani, sizde kendinizle yüzleşmek,
zihninizde size ait olmayan ama buna sizi inandıran düşünceleri bulmak ve gözden geçirmek isterseniz mutlaka İyi Toplum Yoktur'u okuyun.

Umuyorum ki, yazarın samimi anlatımı ve üzerinde durduğu konular herkesçe anlaşılabilir.

Sevgili Nihan Kaya'nın yüreğine, zihnine ve kalemine sağlık.

________________________________
•"Bir insanın söylediklerinin aşırı bulunması, bulanın karşıt aşırılığından kaynaklanıyor olabilir."
•"Sadece sünnet değil, nikâh, düğün gibi her tür tören ataerkil reflekslere dayanır ve ailedeki ataerkillik ne kadar güçlüyse bu törenlere verilen önem de o oranda artar."
•"Kadınlar, ayak numaralarıyla, bedenleriyle, fikirleriyle, tercihleriyle uzayda ne kadar az yer kaplarsa bu o kadar makbul sayılmıştır. Erkekler kendilerine ait bir varoluş biçimi geliştirmeye, kendilerinin savunmaya nispeten de olsa teşvik edilmiş, kadınlar ise büyümek isteyen her yerlerinden, daha o yer büyümeden, alayla, küçümsenmeyle, cesaret kırıcı yaklaşımlarla, sindirme ve görmezden gelmelerle baltalanmışlardır."
168 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
İnsanlar vardır hayatınızda her konuda söz sahibi olabileceğini zanneder, diğerleri vardır hiç sormazsınız ama fikrini hep söyler, ya da bir başkaları vardır eleştirel bakışlarından saklanamazsınız.. Suratına sert bir cisimle vurmak istersiniz bazen böylelerinin.(Şiddetin her türlüsüne karşı olmayaydık keşke) Bir sandalyeyle mesela . Tamam, sandalye çok “ince ruhlu” kalır diyorsanız, bu kitapla da vurabilirsiniz. “Değişeceğimiz umudunu koruyorum.” Cümlesiyle son veriyor kitabına Nihan Kaya. Ben inanmıyorum AMA denemeye değer buluyorum.Yazarın kitabı yazmak için harcadığı emek yanında bizim okutmak için harcayacağımız devede kulak kalır ne de olsa... Özellikle hemcinslerim lütfen okuyun, okutun, belki hayatınızın geri kalanını kendiniz için yaşamanın bir yolunu bulursunuz.
168 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Her zaman düşündüğüm şeyleri çok güzel kaleme almış katılmamak imkansız . Düğün,nişan törenlerinin gereksizliği ailelerin çocukların hayatını ele güne göstermek amacıyla nasıl dayatmalarla mahvettiği vs. Kadına dayatılan sözde özel gün iltimasi ... Okuduğum için kendimi şanslı hissediyorum . Yazarın üslubunu cok beğeniyorum.
168 syf.
·8 günde
Nihan Kaya'yı okurken içimdeki Nihan tarafımla konuşur gibi hissediyorum kendimi. Bazı noktalarda ise benimle aynı şekilde düşünmeyen bir arkadaşımı saygıyla dinler gibi okuyorum görüşlerini.

Bana göre, Nihan Kaya'nın İyi Aile Yoktur, İyi Toplum Yoktur ve Kötü Çocuk Yoktur kitaplarının herkese okutulmasında büyük fayda var. Özellikle toplumdaki kadın, erkek ve çocuk algılarını yeniden değerlendirmek ve değiştirilmesi, düzeltilmesi ya da geliştirilmesi gereken noktaları görebilmek açısından Nihan Kaya'nın fikirlerini çok kıymetli buluyorum. Onun toplumun yerleşik algılarına bir darbe gibi inen görüşleri pek çok kişiyi rahatsız etse de...
168 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
İyi Aile Yoktur kitabını bitirir bitirmez İyi Toplum Yoktur'a başladım. İyi ki de öyle yapmışım ardı ardına okumak hem Nihan Kaya'nın fikirlerini net olarak anlamamama ve pekiştirmeme hem de içselleştirmeme kolaylık sağladı. Bu kitabın ana konusu kadın. Kadınların toplum tarafından konumlandırıldığı yer. Eğer size de bu yerleşik düzende, bu kabullenişte bir saçmalık var gibi geliyorsa bu kitabı okuyun. Şiddetle tavsiyemdir.
168 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
İyi Aile Yoktur kitabının devam niteliğinde olan İyi Toplum Yoktur yazarın okuduğum 2. kitabı. Ve bizi üzerini örttüğümüz yada asla bu kitaptaki gibi anlamlar yükleyemediğimiz gerçeklerle yüzleştirip; aslında toplumların tören adını verdikleri (sünnet,nişan,düğün...), bireyi çeşitli şekillerde kurban etme biçimlerini yani törenlerin gerçek yüzünü açık bir biçimde karşımıza koymuş.
Kurban etmek deyince hemen aklınıza kan akıtılan kurban törenleri gelmesin. Toplumun ve ailenin istekleri doğrultusunda bireyi feda etmekten bahsediyor.
Özellikle de kadınların ve çocukların nasıl toplum tarafından duygusal olarak istismar edildiğini gayet güzel bir şekilde anlatmış Nihan Kaya.
Anne, baba, çocuk, evlilik, cinsellik, düğünler, bayramlar ve daha birçok konuya belkide asla aklımıza gelmeyecek bir bakış açısıyla bakmamızı; çocukken dinlediğimiz masalların içinde gizli mesajları açığa çıkartıp görmemizi sağlıyor.
Okuduklarından rahatsızlık duyanlar, yazılanları doğru bulmayanlar mutlaka olacaktır. Ben aslında onların çoğunluk-çoğumuz gibi kurban edildiğini ve inanarak teslim oldukları bu törenlerin ve öğretilerin gerçeğiyle yüzleşmekten kaçtıklarını düşünüyorum.
Kitaplığınızda mevcut olan kitaplarsa hiç bekletmeden okumanızı tavsiye ederim iki kitabı da. Yoksa da mutlaka edinin derim. Hele ki bir yerde birşeylerin yanlış gittiğini düşünüyorsanız. En azından çocuklarınız için geç kalmadınız.
168 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap Nihan Kaya’nın ” İyi Aile Yoktur “ kitabı ile birlikte benim kutsallarımdan biri oldu. Öyle sevdim ki eğer bir yazar olabilseydim bu kitapları ben yazmak isterdim… Aynı bu denli açık, yalın şekilde yıllardır bu topraklarda çocukların, kadınların yaşadıklarını insanlara aksettirebilmek… Kitapları okuduğumda istisnasız her cümlede kendimi anlaşılmış hissettim ve uzun yıllardır hissetmediğim bir rahatlık duydum. Çünkü yalnız değildim. Hepimiz aynı yollardan geçmiş aynı badireleri atlatmıştık. Ama biz daha el kadar bir çocukken bile zihinlerimizi öyle bir felç etmişlerdi ki başka türlü bir hayatın mümkün olduğunu bilemedik. Hepimiz başlangıçta bize sunulanı gerçek olarak kabul ettik.Bu düşüncelerin hakiki olup olmadığı sorgulamadık.Bu düşünceler ve bize biçilen değerler şiddetle, kınamayla, alayla, sevilme ihtiyacımızın istismar edilmesiyle bize zorla ezberletildiler. Ve aslında kadın kadına bakışımızla bile anlaşabilecekken bize o saf ortak dilimizi birbirimizi anlamayı unutturdular. Üstelik bir de birbirimize destek olmadığımız gibi ben çektim o da çeksin düşüncesiyle düşman kesildik. Kitabı okudukça kafamdaki sis perdesi aralandı; hayatımda ne istediğimi ve neden “bunu” istediğimi bir kez daha sorguladım.Aslında içinde yaşadığımız dünyanın ne kadarını biz inşa ettik,bizim için oluşturulan tercih sunulmayan bir hayatı yaşamadığımızı iddia edebilir miyiz?

Türk edebiyatında böyle bir alanda bu konulara açıkça değinen, herkese hitap eden anlaşılır bir dili olan başka bir kitap ben görmedim. Kitap da toplumun tabu kabul ettiği birçok şeyi bize sorgulatıyor ve sünnet gibi Türk toplumunun son derece hassas olduğu konularda bile bildiğinden şaşmadan bizler gibi yargılanmaktan korkmadan bu törenlerin hangi zihniyetin sonucunda ortaya çıktığını tek tek anlatıyor. Üstelik Nihan KAYA kitaplarının içeriğinin doğru anlaşılabilmesi için her mecradan (instagram, youtube, twitter, podcast, radyo yayınlarından vs. benim bildiklerim takip ettiklerim) kendini anlatmaya bildiklerini aktarmaya çalışıyor. Ben kendisini tesadüfen bu şekilde tanıdıktan sonra okumaya başladım. Oldukça naif, içten, dürüst, farkındalığı çok yüksek biri ve bu konuda bize bu denli rehberliği takdire şayan.

Ne yaparsanız yapın size hala yetmeyen bir şeyler olduğunu devamlı eksik olduğunuzu düşünüyorsanız bence bu kitabı okuyun. Bir kenara çekilin kendinizle yüzleşin. Kolay değil muhakkak ama siz bunları yadsıdıkça herşey aynı kalmaya devam edecek.Bir şeye alıştığımızda duyarsızlaşırız böyle olduğunda ise sesimizi ne kendimiz ne de başkaları için çıkarmayız. Bir de kendinize sorun ben çocuğumun "çocukluğumda hissettiğim gibi" hissetmesini ister miydim diye?
168 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Nihan Kaya'nın yankı uyandıran kitabı İyi Aile Yoktur'un devam kitabı. Kitap, sünnet, nikah, düğün, kıba vb. törenlerin, toplum olarak kabul ettiğimiz şeklinden çok daha başka gerçeklikler barındırdığını ve her törenin aslında bir "kurban etme" töreni olduğunu anlatıyor. Ayrıca kadının ve çocuğun toplumdaki yeri, algılanışı ve baskı gördüğü noktalar da kitabın konularından.
Nihan Kaya'nın özellikle sorgulayan, sosyoloji, felsefe, eğitim ve psikoloji alanlarına ilgi duyanlar için, kendini, kendi çocukluğunu sorgulayanlar için veya ebeveynliğiyle yüzleşmek isteyenler tarafından mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.
168 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Nihan Kaya - İyi Toplum Yoktur

"İyi Aile Yoktur"u oxuduqdan sonra bu kitabı da oxumaq şərt oldu. İl kitab mənə o qədər çox təsir etdi ki, fasiləsiz üçləmənin digər kitabını da oxuyub bitirdim. İlk kitabda daha çox ailə, valideynlər və onların uşaqlara münasibəti, davranışlarının onlarda yaratdığı travmalar ətrafında danışılırdısa, bu kitabda ailə, uşaq və cəmiyyət üçbucağı ələ alınıb. Yenə də bu üç tərəfdən ən məsumu və günahsızı uşaqlardır.

Nihan Kaya uşaqlığımdan bəri illərdir düşündüyüm, amma istədiyim kimi izah edə bilmədiyim, sözlərə tökməyi bacarmadığım düşüncələrimi dilə gətirib. Sanki ürəyimi oxuyub. Nə gözəldir eyni düşüncələri bölüşdüyün insanların dünyanın hər hansı uzaq nöqtəsində də olsa mövcud olması.

Kitabda hamımızın normal qəbul etdiyimiz, illərdir adət-, ənənə adı altında sorğu-sualsız keçirdiyimiz mərasimlərin iç-üzünü açıb göstərir. Sünnət toylarından tutmuş elçilik, toy, xınayaxdı, gəlin gətirmə mərasimlərinə qədər. Elə yas mərasimlərimiz də bu sıradadır. Biz ölülərimizi belə "başqaları nə deyərlər"ə qurban verən bir cəmiyyətik. Necə mi? Bir əzizimizi, yaxınımızı itirəndə onun acısını yaşamaq, dərdini çəkmək yerinə əynimizə-başımıza fikir verir, evimizi eşiyimizi səhmana salır, hətta necə ağlaycağımızı, necə oturacağınmızı, hansı sözü deyib deməyəcəyimizi belə başqalarna görə planlayırıq.

Toy mərasimlərimiz bundan fərqlənir mi? Yox. Toplumun ən çox istismar etdiyi isə uşaqlar və qadınlardır. Əsrlərdir qadınların haqları tapdanır, amma, susurlar niyə? Çünki onlara ta uşaqlıqdan bunun belə olmalı olduğu öyrədilib. Evə gəlin gətirəndə onun yaxşı və ya pis gəlin olmasının meyarı çox ev işi görüb-görməməsi, yaxşı həyat yoldaşı olmasının meyarı isə ərinə sorğu-sualsız itaət edib-etməməsidir. Qadınlar illərdir qadının yeri evdir, mətbəxdir, qadın üçün ən böyük xoşbəxtlik ana olmaqdır, ana olubsa oturub Allahına şükür eləməli, uşağının xətrinə hər şeyə dözməlidir cəfəngiyatına inanıb istismar olunmalarına göz yumurlar. Bu dözməyin sonu nəyə gətirib çıxarır? Uşaqlarını onların istədiyi kimi yaşamağa məcbur edib bədbəxt edən qəddar valideynlər, gəlinlərinə ağalıq etmək, onları itaət altında saxlamaq istəyən zalım qaynanalar, ömür boyu həyatı üzərində söz haqqı olmayan, yaxşı övlad olacaq deyə sorğu sualsız valideynlərinə itaət edən evləndikdən sonra özündən zəifdir deyə həyat yoldaşına ağalıq etmək istəyən, ona zorakılıq göstərən kişilər, kişiyə etiraz etmək olmaz, kişinin sözü qanundur, ailədir döyülsən də söyülsən də dözməli sən cəfəngiyatına inanıb susan, öz haqqını qoruya bilmir deyə acığını özündən zəif uşaqlardan çıxan, onlara əl qaldırıb ağır travma yaşadan analar yetişdirir bu sistem. Biz susduqca, biz bu gedişə dur demədikcə, nələrisə dəyişmədikcə bu dövran belə gəlib belə də gedəcək. Ona görə də bu kitabı, hətta bu üçləməni mütləq oxumaq, oxutdurmaq və təbliğ etmək lazımdır. Bütün valideynlər, müəllimlər oxumalıdır bu kitabları. Mütləq və mütləq oxuyun. Sağlam bir cəmiyyət yaratmaq üçün oxuyun.
168 syf.
·4 günde·10/10
Psikanalist Yazar Nihan Kaya'nın ''İyi Aile Yoktur'' kitabını okurken devamı niteliğindeki bu kitabının yolda olduğunu öğrendim ve sabırsızlıkla yayınlanmasını bekledim. Satışa çıktığını görmek, kitapla buluşup hemen okumaya başlamak ve bitirmek bir çırpıda tamamlandı. Heyecanla yolunun gözlenmesini fazlasıyla hak eden bir eser olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

''İyi Aile Yoktur'' kitabında, Anne-baba tarafından çocuk istismarı her yönü ile incelenerek gözler önüne seriliyor. Bu kitapta ise toplum istismarını çeşitli başlıklar altında ele alarak farkındalık sağlıyor.

Herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm önemli kaynak eserler.
168 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Merhabalaar

Nihan Kaya – İyi Toplum Yoktur / Günlük Hayatta Toplumun Bireyi İstismar Biçimleri

Size dimağlara şenlik bir kitapla geldim.

Önce neden bu kitaba rast düştüm ondan bahsetmek istiyorum. Çok küçük yaşlardan beri insanların evliliklerini ardı gözükmeyen külfetlerle dolu zorlu törenler uğraşlar ve hazırlıklarla yapmalarını çok gereksiz ve saçma bulmuşumdur. Ben ne nişan ne kına ne pahalı hazırlıklar cart curt töreni istemiyorum deyince hep “ucuza mı gitçen sen olmaz öyle şey” tepkileriyle karşılanıyorum. Haliyle yaş ilerledikçe çevreden gördüklerim beni daha da rahatsız etmeye başladı. Sonra bir anda kitabın ismi beni çok etkiledi ve yazarı da hiç tanımadığım halde (şu sıralar yazarı bu kadar geç tanımış olmanın büyük pişmanlığını yaşıyorum) hemen alıp okudum. Vee iyi ki okudum. (her kitaba bunu demek zorunda mısın diyenleri içeri alalım )

Nihan Kaya, bizim toplum olarak konusunu açmak cesaretini gösteremediğimiz, sayısız insanın içten içe hissettiği şeyleri bir bir ortaya dökmüş. Belki daha önce bu cesareti göstermiş ve dile getirmiş başkaları da vardır ama beni düşüncelerimi derinleştirme imkanıyla baş başa bırakan bu kitap oldu.

Kitap “İsmail’i kurtarmaya, çünkü onu kurtarmaya inanmadığımız sürece içte ve dışta kurtuluşa eremeyeceğiz.” ifadesiyle başlıyor. Oldukça hoşuma giden ve merak uyandıran ifadeyi kitabın ilerleyen kısımlarında benim için öyle derin açıklamış ki Kaya, “kurban” kavramını tüm boyutlarında ortaya sermiş. Değinecek çok şey var ama asıl konu kurban etme/edilme durumuyla törenlerin harmanlanmış hali. Nihan Kaya diyor ki “Ailelerin tören yoluyla kızlarını/gelinlerini kurban etme bilinçlerinin kızlarının ve/veya oğullarının mutluluğundan daha önemli olması, kanımı donduruyor.” (Sayfa 53) ve devam eden sayfada “Aile, çocuklarının ne zaman, ne şekilde, nasıl evleneceği konusunda ne kadar söz hakkı olduğuna inanıyorsa, nikah gerçekleştikten sonra da yeni çiftin aile hayatına müdahale hakkını o kadar kendinde görür.” diyerek bilinç altı şimşeklerini çaktırıyor. Toplumsal olarak cinsiyetlerin belirli haklar ve özelliklerle yetiştirilme geleneğinin nasıl bizim için bir ahlak (!) haline dönüştüğünü ve bunu sorgulamayı işten bile görmediğimizi ve dahası bunu çoğu kez İslam adı altında yaptığımızı büyük bir cesaretle anlatmış yazarımız. Toplumun ahlak dediği şeyler dışında yetişmiş ve düşünülmüş her şey ayıplanıyor ve biz bunları olağan karşılıyoruz. Ve bu mekanizma öyle kuvvetlenmiş durumda ki bize yeni bir kurban etme yöntemini; linçi sunuyor. Toplumun nasıl kurban isteyen vampirlere dönüştüğünü okurken kendi hayatınız üzerinden de müşahede ediyorsunuz.  Kurban biçimlerini öyle geniş ele almış ki, neredeyse hiçbirimizin aklına gelmeyen bayram hazırlıklarının bizi nasıl kurbana dönüştürdüğünü, bunun kültür, alışkanlık, gelenek altında nasıl ahlak tepsisinde sunulduğunu görüyorsunuz okurken. Kitabın neredeyse her sayfasında altını çizdiğim bir şeyler var ama bu konuyu bir alıntıyla kapatalım: “Doğmuş her canlıya göstermemiz gereken nezaket, birinin sınırlarımıza müdahale ettiği yerde mesafeye dönüşmeli.” (Sayfa 54)

Toplum, kendisi için sıkıntı olan ama dile getirilmesi ar görülen her şey için kendine kriterler oluşturmuş ve sonuçları kurban/linç doğurmuş. Kitabın bana net bir şekilde anlattığı şey bu oldu galiba. Çünkü kendi kafamda birbirinden bağımsız olarak düşündüğüm her şeyi zincirleme olarak birbirine bağlı olduğunu/olarak anlatmış Nihan Kaya.

Aslında İyi Toplum Yoktur bir serinin ikinci kitabıymış. İlki İyi Aile Yoktur imiş. Kitabın içeriği oldukça zengin alıntı, öneri ve kaynak dolu. Aile adına değinilecek konulara muhtemelen ilk kitapta çok ayrıntılı yer vermiş yazarımız İyi Toplum Yoktur’da da oldukça tatmin edici şekilde ebeveyn ve çocukları ile ilgili meselelere değinmiş. Evlilik algıları, beklentileri ve çoğu insan için caydırıcı hale dönüşmüş meseleleri dile getirmiş. Sayfa 124’den bir alıntı bırakacağım: “Bir hayatı yıllardır sürdürmeniz, o hayatı o şekilde sürdürebildiğinizin kanıtıdır. Evliliğin, insanların size evliliğin ne olduğunu söylediği değil, siz onu ne yaparsanız o olduğu gibi, hayatınız da insanların size yaşamanızı öngördüğü şartlar değil, siz onu ne yaparsanız odur. Herkesin sizden öyle ya da böyle yaşadığınız bir hayatı beklemesi, sizin o hayatı yaşamanızı gerektirmez. Sizden beklenen hayatı yaşadığınız sürece, gerçek bir şey yaratabilmeniz; imkansız olan budur. Her hayat kendisine özeldir ve hayat da yaratılan bir şeydir. Hayatınızı yaratmanızla kendinizi yaratmanız ve bir şey yaratmanız, paraleldir.”

Elimden gelse tüm kitaptan bahsederim ama siz en iyisi bu kitabı okuyun. Hareket etmediğimiz için zincirlerimizin farkında değiliz, İyi Toplum Yoktur’la Nihan Kaya sizi hareket ettirerek zincirlerin farkına varmanızı sağlıyor. Keşke çift hesaplarının kurulduğu sosyal alem yerine bu kitabın herkese ulaştığı platformlara bağımlı olsaydık…
168 syf.
·Puan vermedi
Yüzyıllardır süren bir zulmü anlatmış yazar aslında. içten içe bildiğim, hissettiğim ama kelimelere dökemediğim şeylerdi. "İyi" olmak, kabul görmek uğruna kendimizi nasıl feda ettiğimizi, kadının kadına (kızına), toplumun kadına ettiklerini yazmış.
Kızlar, sessiz, uysal, uyumlu, her şart altında nazik olmak üzere eğitilir ve böyle oldukları sürece, böyle oldukları için ödüllendirilirler. Halbuki, "Baskıcı şartlar altında sadece nazik olmanın ödülü, çok daha fazla kötü muameleye maruz kalmaktan başka bir şey değildir."
Kadınlar yirmili yaşlarına gelmeden önce bin kez ölmüşlerdir. Şu ya da bu yöne gitmiş ve engellenmişlerdir. Engellenmiş umutları ve düşleri de vardır.
Evlilik töreni iki insan arasındaki bağ üzerindeki kuruluyor gibi görünse de, geleneksel zihniyetin içinden düzenlenen bir nikahta gelin ve damat törenin öznesi değil, nesnesi durumundadırlar.
Evlilik aslında tek bir anlama gelmektedir; o da iki insanın birbirlerinin cinsel partneri olduğunu herkese duyurmasından başka bir şey değildir.
Nihan Kaya
Sayfa 23 - İthaki Yayınları
"Değişim, kişi olmadığı bir şey olmaya çalıştığında değil, zaten olduğu şeye dönüştüğünde yaşanır."
Nihan Kaya
Sayfa 86 - İthaki Yayınları
"Memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini sürükleyen ve taşıyan değil, el ele ve aynı tempoda yürüyen iki mahluk olarak göreceğimiz günün uzak olmamasını dilerim." Sabahattin Ali
Türkiye'nin ne tarafına gidersem gideyim, kadının salt cinsel bir varlık olarak algılandığını görüyorum. Bununla, kadının cinsel olarak arzulandığını kastetmiyorum tabii ki. Ama insan değil, her şeyden önce kadın olarak görüldüğünüz için, kadın cinsiyeti ve dolayısıyla cinselliği de zihinlerde ayıp bir şey olarak kodlandığı için, hiç tanımadığınız bakkallar, taksi şoförleri, çareyi size “abla", “bacı, “yenge" gibi sıfatlarla hitap etmekte buluyorlar. Bu, "Evet, kadınsın. Ama benden sana zarar gelmez. Seni kadın olarak arzulamıyorum. Hiç tanımadığımız, var olup olmadığını bile bilmediğimiz kocan, bizim abimiz; bu da seni arzulamamızı ve kendi nikahımıza almayı düşünebilmemizi imkânsız kılıyor." demek. Fakat kadını normal bir insan değil, salt cinsel bir varlık gibi gören bu bakış, kadın cinselliğini “sakıncalı kırmızı nokta" gibi algıladığımızı, bu cinselliği Ataerkil Tanrı'ya kurban edilmesi gereken bir şey zannettiğimizi gösteriyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İyi Toplum Yoktur
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053759249
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Nihan Kaya, çok ses getiren kitabı İyi Aile Yoktur’dan sonra, hiç farkında olmadan topluma uygun hâle getiriliş biçimlerimizi ve bu mekanizmanın hem toplumun hem de bireyin gerçekten var olabilmesini nasıl engellediğini anlatıyor. İyi Aile Yoktur’un devam kitabı olan İyi Toplum Yoktur, sünnet, nikâh, düğün, kına gibi törenlerin bize anlatılandan çok başka amaçlara dayandığını, her törenin aslında bir kurban etme töreni olduğunu savunurken, yine ezber bozuyor, doğru bildiğimiz inanışlarımızı altüst ediyor.
İnsanın en önemli aynası cinselliğidir. Aynı şekilde toplumlar da cinsiyet ve cinsellik üzerinden şekillenirler nitekim, bu ikisi aslında aynı şeydir. Toplumun, bireyleri kendi uzantısına dönüştürebilmesi için, kadınlık ve erkeklik algısı yaratılır, bu algı törenlerle pekiştirilir. Varlığından bir şekilde haberdar olduğumuz ve kanıksadığımız her tören, bizi topluma kurban eder ve toplumu da ölü, işlevsiz kılar.
Törenlere verdiğimiz anlam, kendimize verdiğimiz anlamı ve hayatımızın kontrolünün kimin elinde olduğunu belirlemektedir.

Kitabı okuyanlar 273 okur

  • Arzu hilal
  • Lütfü Bilgin
  • Ertan
  • şeyma
  • Merve
  • SEDA UĞUROĞLU
  • Selcan caliskan
  • Ayşenur Kök
  • ZÜMRÜDÜANKA
  • Kübra Hökelek

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.6 (46)
9
%25 (27)
8
%19.4 (21)
7
%8.3 (9)
6
%1.9 (2)
5
%0.9 (1)
4
%0
3
%0.9 (1)
2
%0.9 (1)
1
%0