·
Okunma
·
Beğeni
·
983
Gösterim
Adı:
İyimser Olmayan Umut
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053141495
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Hani şu meşhur bardağın yarısını boş gördüğü yetmiyormuş gibi, diğer yarısının da tadı berbat bir şeyle dolu olduğundan neredeyse emin biri olarak, umut üzerine yazmak için biçilmiş kaftan değilim muhtemelen. Bir yanda hayat felsefesi "ye, iç, eğlen, yarın öleceğiz nasılsa" cümlesiyle özetlenebilecek olanlar var, bir yanda da kendime çok daha yakın hissettiğim, "yarın öleceğiz" diyenler. İnsanı dertlere salan bu eğilimlere rağmen bu konu üzerine yazmayı seçmemin bir nedeni, umudun, Raymond Williams'ın deyişiyle, "geleceğin kaybının hissedildiği" bir çağda merak uyandırıcı biçimde ihmal edilmiş bir kavram olması.
-Terry Eagleton-

Marksist edebiyat eleştirmeni Terry Eagleton bu kitabında insani duyguların en hassaslarından biri olan "umudu" mercek altına alıyor. Eagleton boş umutlarla dolu umutlar arasında belirgin ayrımlar yaparak, "ihmal edilmiş" bu duyguyu edebiyat eserlerinden felsefi metinlere uzanan geniş bir düzlemde sorunsallaştırıyor. Eagleton bu çabasından hareketle gündelik hayatın boğucu ilişkileri, iktisadi süreçlerin geçirimsiz kodları arasında bocalayan "şimdi"nin insanına kışkırtıcı olduğu kadar düşündürücü de olan parlak yorumlar sunuyor. Hâlâ umudu olanlar ve umuttan bütünüyle vazgeçenler için eşsiz bir başucu kitabı...
(Tanıtım Bülteninden)
192 syf.
·Puan vermedi
Eagleton'dan öğrenecek o kadar çok şey var ki, belli bir alana ilgi duymamıza gerek yok. Kalitesinden konuşmaya gerek duymayacağımız bir edebiyat eleştirmenliğinin yanında, eleştirilerinde ve incelemelerinde ele aldığı 'İnsan', bire bir yaşadığımız ama farkında olmadığımız ya da adlandırmadığımız konuları içeriyor.

Dört bölümden oluşan bu kitabın temel konusu Umut. Umut; iyimserlikle karıştırılan, tanımı yapılırken herhangi bir ruh haline bağlı olarak değiştirilen, çoğunlukla yaşam içerisindeki politik sistemle ve inanç sistemleriyle bağdaştırılan ama psikolojik açıdan sıradan bireylerin çok göremediği niteliklerle donanmış bir kavramdır diyor Eagleton.

Öncelikle umut ve iyimserliği birbirinden ayırmakla başlıyor kitabına Eagleton. Ardından umudun tanımını yapıp bu konuda görüşleri olan düşünürleri ve edebiyatçıları sunuyor okuyucuya. En çok da felsefi ve edebi eserler üzerinde işlenen konular içerisinden insanın umudu ile ilgili oşan bölümlerini yorumlayarak açıklıyor.

İlk iki bölümdeki ayrım ve tanımdan sonra umut konusunda yazdığı politik, felsefi, toplumsal vb. içerikli eserle pek de değeri anlaşılmayan bir yazarın kitabını inceliyor ve buradan son bölüme geçip umuda karşı umut başlıklı çalışmasına başlıyor. Burada insanın en talihsiz durumlara düştüğü anda bile, hiçbir umudun kalmadığını düşündüğü anda bile yine de umutlu olabileceğini insan eylemleri ile gösteriyor. Teorik olarak olmalı ya da olabilir demekten çok verdiği örneklerle bunların gerçekleşebilir ya da gerçekleşen şeyler olduğunu gösteriyor. Ki son bölümde geçen
"Dil olduğu sürece umut vardır" tespiti, örnelleriyle kitabın sonunu da gösteriyor. Romantik bir bakış açısıyla bakıldığında kullanılacak bir son cümle yerine bunun kullanımı kitabın genel anlamda da havasına en uygun cümle.

Bir Eagleton eleştirisi değil de kitabın katılmadığın yönleri olduğunu söylemek isterim. Son bölüme ulaşmadan önce işlenen konularda yine dil üzerine kimi açıklmaların gerçeği yansıtmadığını, konusında uzman antropologların eserlerine gördüğümü biliyorum. Ama Eagleton'un bunu savunduğunu mu, belirttiğini mi söyleyebileceğimi düşünmüyorum.
192 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Bizler sözcüklerle yetinmeyen insanlarız, yok olmaya rıza gösteriyoruz. Doğmayı biz seçmedik ve bize verilmekten çok dayatılmış bu yaşamı, kaygı ve acı dolu bir şekilde hiç bir yerde katlanamadığımız için kendimizi mutlu addediyoruz. İyimser ya da umut dolu olmak toplumun her kesimi için vatanseverlik ve dindarlıkla denkken olumsuz olmak ya da umutsuz olmak adeta bir düşünce suçu sayılır ve kişi/kişiler sapkınlıkla suçlanır. Umudun reddine inanan insan, toplumun umut dolu insanının ağzına sığa ettiği küfürlere/hakaretlere maruz kalır. Umut ve iyimserliğin dayatıldığı bu modern çağda birey, umutsuzluğunu galebe çalıp umudunu, bir tür psikolojik inkarla diri tutmaya çalışır.
192 syf.
·2 günde
Kitap insanın belki de en yumuşak karnı olan umut kavramını ele alıyor. Spoiler vermeyeceğim fakat umut üzerinde konuşmaya, tartışmaya umut ile ilgili eleştirel bir bakış açısına ihtiyacımız var. Bir parça ilgileniyorsanız kaçırmayın.
Henry James şöyle diyor: "Bir muhafazakarın ille iyimser
olması gerekmese de, kanımca bir iyimserin muhafazakar
olması hayli muhtemeldir." İyimserler muhafazakardır çünkü
iyi bir geleceğe duydukları inanç, şimdinin özünde iyi oldu­ğuna duydukları güvenden kaynağını alır. Zaten iyimserlik hakim sınıf ideolojilerinin tipik bir unsurudur. Hükümet­ler yurttaşlarını korkunç bir felaketin pusuda beklediğine inanmaya teşvik etmiyorsa, bunun nedeni kısmen, neşeli bir yurttaşlığın alternatifinin siyasi hoşnutsuzluk olmasıdır. Umutsuzluk ise, aksine, radikal bir tutum olabilir. İçinde bulunduğunuz durumu dönüştürmenin gerekliliğini, ancak ona eleştirel bir gözle bakarsanız fark edersiniz. Hoşnutsuzluk reform için teşvik edici olabilir. İyimserler ise, aksine, düpe­düz kozmetik çözümlerle idare etme eğilimindedir. Gerçek umuda en çok, işler olabilecek en vahim halini aldığında, yani iyimserliğin genellikle kabul etmeye gönülsüz olduğu uç durumlarda ihtiyaç duyulur. Umut etmek zorunda kalmamak tercih edilebilir; çünkü umutlanma ihtiyacı, nahoş olanın çoktan gerçekleştiğinin işaretidir. Sözgelimi İbrani İncili'ne göre, umut kafirlere karşı çıkmayı gerektirdiği için, iç karartıcı bir alt metne sahiptir. Kişi erdeme ihtiyaç duyuyorsa, bunun nedeni, etrafında sayısız kötü insanın olmasıdır.
-“İnsanlık tarihini dörtnala ileriye mahmuzlayan kolektif zeka, herhangi bir meydan okumaya karşı mağrur bir despot kadar dirençlidir.”
-“En ufak bir umut beslemediğiniz halde, insanlığa coşkun bir sevgi duyabilirsiniz. Sonuçta 'umutsuz aşk' inkar edilemez bir şeydir.”
Umut dokunsan kırılacak bir kamış, uçan bir kale, arkadaşlığı hoşa giden kötü bir kılavuz, besin değeri düşük ama lezzetli bir sos gibidir. Çorak Ülke'de Nisan en zalim aysa, bunun nedeni insanda yeniden doğuşa dair boş umutlar uyandırmasıdır.
Lear şu gözlemde bulunur: "Bir halk sahiden de kendi hayat biçiminin tarihsel sınırına gelmişse, 'öteki tarafa şöyle bir bakmak' için yapabileceği çok az şey vardır. Tam da tarihsel bir son yaşamak üzere olduğu için, öteki taraftaki hayatın ayrıntılı dokusu, o halkın görüş alanının dışında kalır"
"İnanç, umut ve yardımseverlik: Teolojik olarak nitelendirilen bu üç erdem, anlamından saparak yozlaşabilir. İnanç bönlüğe, yardımseverlik aşırı duygusallığa ve umut kendini kandırmaya kayar."
İnanç, umut ve yardımseverlik: Teolojik olarak nitelendirilen bu üç erdem, anlamından saparak yozlaşabilir. İnanç bönlüğe, yardımseverlik aşırı duygusallığa ve umut kendini kandırmaya kayar.
Umut varlığın özünde, her tür verinin, her tür sayım ve hesaplamanın ötesinde olan gizemli bir ilkenin, benimle gizli uyum içinde olan bir ilkenin varsayılmasına bağlıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İyimser Olmayan Umut
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053141495
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Hani şu meşhur bardağın yarısını boş gördüğü yetmiyormuş gibi, diğer yarısının da tadı berbat bir şeyle dolu olduğundan neredeyse emin biri olarak, umut üzerine yazmak için biçilmiş kaftan değilim muhtemelen. Bir yanda hayat felsefesi "ye, iç, eğlen, yarın öleceğiz nasılsa" cümlesiyle özetlenebilecek olanlar var, bir yanda da kendime çok daha yakın hissettiğim, "yarın öleceğiz" diyenler. İnsanı dertlere salan bu eğilimlere rağmen bu konu üzerine yazmayı seçmemin bir nedeni, umudun, Raymond Williams'ın deyişiyle, "geleceğin kaybının hissedildiği" bir çağda merak uyandırıcı biçimde ihmal edilmiş bir kavram olması.
-Terry Eagleton-

Marksist edebiyat eleştirmeni Terry Eagleton bu kitabında insani duyguların en hassaslarından biri olan "umudu" mercek altına alıyor. Eagleton boş umutlarla dolu umutlar arasında belirgin ayrımlar yaparak, "ihmal edilmiş" bu duyguyu edebiyat eserlerinden felsefi metinlere uzanan geniş bir düzlemde sorunsallaştırıyor. Eagleton bu çabasından hareketle gündelik hayatın boğucu ilişkileri, iktisadi süreçlerin geçirimsiz kodları arasında bocalayan "şimdi"nin insanına kışkırtıcı olduğu kadar düşündürücü de olan parlak yorumlar sunuyor. Hâlâ umudu olanlar ve umuttan bütünüyle vazgeçenler için eşsiz bir başucu kitabı...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 56 okur

  • Noviembre
  • Sinan Demir
  • Yavuz Selim UĞURLU
  • Abdullah Yurdakul
  • Adnan deniz
  • Sîdar Ronahî
  • gabriel marquez
  • Roşeysa
  • Hezarpare
  • Gözde oğuz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (3)
9
%0
8
%44.4 (4)
7
%22.2 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0