İyinin ve Kötünün Ötesinde

·
Okunma
·
Beğeni
·
11.726
Gösterim
Adı:
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
282
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759249045
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İlya Yayınları
Geleceğe Dair Bir Felsefeye Giriş

Nietzsche “Geleceğin Felsefesi”ne ilişkin görüşlerini “İyinin ve Kötünün Ötesinde” adlı bu eserinde;

“Filozofların Önyargıları Üzerine, Özgür Ruh, Dini Varlık, Özdeyişler ve Ara Oyunlar, Ahlakın Tabiat Tarihi Üzerine, Biz Alimler, Bizim Erdemlerimiz, Halklar ve Vatanlar, Asil Olan Nedir?” başlıkları altında derinlemesine inceleyip bizlere ışık tutmaktadır.
256 syf.
·7 günde·8/10
1880’li yıllarda yazılan tam adı İyinin ve Kötünün Ötesinde; Bir Gelecek Felsefesini Açış, üzerinden geçen bir asra rağmen bugüne dair ne varsa neredeyse hitap eden inanılmaz bir kitap. Altı çizilesi satırların çokluğunun beni şaşırttığı ve okuduğum satırlara ne kadar doğru dediğim(kadınlarla ilgili birkaç fikri hariç), bu yapıtı okumak hem ağır hem merak uyandırıcı hem derin hem bana kalırsa diğer eserlerine nispeten yorucu... Niezsche bir düşünürün üstlenebileceği en zor ama en gerekli görevi başarıyla yerine getirmişti. Yaşadığımız konumu bize geri yansıtmış ve hiç düşünmeden devam ettiğimiz koşuşturmacaya karşı koymuştu.
Gündelik düşüncelerimizin tutarsızlığı, gerçek fikrinin ve ahlakın güç sahipleri tarafından çıkarları ve biz sıradan insanların kontrolü için kolayca kullanılabildiği, çoğumuzun zihinsel bir tembellikte yaşadığı ve cesaretle büyük soruların üzerine gitmediği gerçeği, Nietzsche’nin cesaretle dikkatimizi çekmeye çalıştığı ve hâlâ geçerli ama hâlâ popüler olmayan gerçeklerdir. Onun gösterdiği iki şeyi hiçbir zaman unutmamalıyız: hermeneutik kuşkuculuk ve düşünsel sınırlarımız.

Belki bir var oluş sorgusu olarak da bakılabilir ki şu sözleriyle: “Ey kutsal basitlik, ne de tuhaf basitlikler ve sahtelikler yaşıyor insanoğlu. İnsanın bir kez mucizeyi görecek gözleri olunca, durmadan şaşırıyor.” Modernitenin kahramanları Nietzsche’de kendilerini bulup, üstün-insan kavramını üstlenip iyinin ve kötünün ötesine cesaretle ve güçle geçmişken, onların getirdiği estetiksiz yıkıma ve naif kendinden eminliğe karşı duran postmodern çelişkiler de Nietzsche’nin kuşku temelli hermeneutik yaklaşımlarının ve gerçek kavramlarının arkasında yatan derin güç amaçlarını kendi düşüncelerinin başlangıcı olarak göstermektedir. Böylelikle Nietzsche, modernitenin sınır tanımayan yıkıcı güç ve ilerlemesine kaynak olabildiği gibi, aynı zamanda postmodernitenin sonsuz batışlarına ve kendisini insan düşüncesinin ulaştığı en yüksek nokta olarak gören ancak düşünce tarihinin başlangıcından beri var olan nihilistik eğilimlere de referans noktası hâlini almaktadır. Ve böylece Nietzsche hiç kabul etmeyeceği, mücadele etmeyi ve yeniden cesurca ileriye gidebilmeyi, cesurca düşünmeyi reddeden felsefeler tarafından tehlikeli ve yıkıcı sonuçlar için kullanılmaktadır.

Benim için tekrar okumak istediğim nadir kitaplardan biri oldu kendileri çünkü bu kadar öğütlerle dolu olan ve de birçok noktada bu işte böyle doğru dediğim bir kitap, bana öyle geliyor ki yeniden okuduğumda daha önce okumamışım hissi uyandırıp bambaşka şeyleri anlamamı ve başka anlamlar çıkarmamı sağlayacak.

Bir küçük özet olarak ise: “Sevgi yüzünden yapılan her şey, her zaman İyinin ve Kötünün ötesinde gerçekleşmektedir.

Keyifli okumalar...
256 syf.
·Puan vermedi
Okumayi kesfettigimden bu yana okunmaya deger buldugum nadir kitaplardan biridir.Küçük bir insancik ozeti.Dünyadaki tum insanlara yalnizca 1kitap okutma imkanim olsa sececegim kitap.Yazik ki halen tamamini zihnen mulkiyetime gecirebildigimi sanmiyorum..Ömrum buna yetmeyecek gibi duruyor.
256 syf.
·Puan vermedi
Ruhun dönüşümlerini anlatan bir hikaye ile başlar. Deve, ona ne yapacağı söylenen bir yük hayvanıdır. Hepimiz bize ne yapacağımızı söyleyen, şekil verilebilir beyinlerimizi, içinde yaşadığımız toplumla uyum içinde olan istekler ve korkularla koşullandırarak nasıl düşüneceğimizi söyleyen ebeveynlere, öğretmenlere, koçlara, din adamlarına ve dahasına sahibiz. Ancak, belli bir yerden sonra deve kendini aslana dönüşmüş bulur.
Özgür, güçlü ve maceraya aç aslan, bir ejderha ile karşılaşana kadar etrafta dolaşır. Bu ejderhanın adı ise Thou Shalt’dır [Yapmalısın]. Aslan, ejderha ile savaşmalıdır. Bu uzun ve zorlu bir mücadeledir. Kişi tüm potansiyeline ulaşmak için Thou Shalt Ejderhası’yla savaşırken en az deve aşamasında harcadığı kadar zaman harcamalıdır. Bu zorlu sınav vasıtasıyla, kendi değerlerini toplum tarafından üzerine yüklenen değerlerden ayırmayı öğrenir. Ejderha tamamen yok edildiğinde ise aslan son aşamaya gelir, yani bir çocuğa dönüşür.
256 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Nietzsche 1886 yılında hastalığına rağmen bu kitabı tamamlayabilmiş. İzlediğim bir belgesele göre bu korkunç(!) kitabı hiçbir yayınevi basmak istememiş ve Nietzsche tüm masrafları kendi karşılayarak bastırmış. Daha sonra eleştirmenler kitabı bir dinamite benzetmişler. Bana göre Nietzsche’yi anlamayı istemek “İyinin ve Kötünün Ötesinde” yi anlamaktan geçer.

Kitabın içeriği ve tartışılan konular kısaca şöyle: Nietzsche gerçek Hristiyanlığın insan varlığından nefret etmek olduğunu düşünmekten geçtiğini söyler. Esasında ilahi dinlerin genelinde böyle bir şey olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Dolayısıyla Nietzsche’ye göre din veya inanç için insan temel isteklerini bastırması gerektiğini söylemektedir.

Halk kesiminin yükselişi ve çöküşünü aristokratlara bağlı olduğunu söyler. Halkın ve onların sıradan inanışlarını eleştirmeyi dahi önemsemeyeceğini söyler. İnsanı insan yapan güç istencidir. Güç ise başarıyla gelebilmektedir ve başarı ise çok çalışma, sebat etme, hor görme, acımasız olma, amaçlar uğruna önüne çıkan herkesi veya her şeyi araç olarak görmeyi gerektirir. Onun için mutlak gerçek yoktur bu yüzden iyi ve kötü gibi en uç kavramların ne kadar önemsiz olduğunu, hakikat karşısında nasıl eğilip bükülebileceğini ya da yok sayılabileceğini anlatır.

Daha önce izlediğim Netflix yapımı ve hala devam eden “House Of Cards” dizinin temelini oturttuğu düşünceyi buldum bu kitapta. Ayrıca o diziyi herkese ısrarla öneriyorum. Bu kitapla birlikte tüketildiğinde çok anlamlı bir hal alacağına eminim. Dizide de Amerikan Başkanı olmak isteyen bir adamın tüm ahlak kurallarını hiçe saydığı güç ve kudret için karşısına çıkan herkesi bir basamak olarak kullanması ya da ortadan kaldırmasını anlatıyor.

Nietzsche göre bu hayatta iki tür ahlak var; “Efendi Ahlakı” ve “Köle Ahlakı”. Efendi ahlakına sahip insanlar asil olarak niteleniyor ve köle insanların onların kararlarına ve sorumluklarına muhtaç olduklarını söylüyor. Diğer yandan kadınlar hakkındaki düşünceleri ise modern dünyanın düşüncelerine bir hayli aykırı, o yüzden hiç girmeyeceğim.

Son olarak kitapta Schopenhauer, Wagner, Geothe gibi birçok Alman sanatının önde gelen isimlerini eleştirdiği bir bölüm de var. “Böyle Buyurdu Zerdüşt” nazaran daha sade, duru ve kavramsal bir dilin olması kitabın anlaşılmasında önemli bir faktör.
256 syf.
·Beğendi
(İyiyinin ve kötünün ne olduğunu kestirmek çok çok zor, kimin için iyi? Kimin için kötü? )

Her kitap her insana hitap etmez. Bu yüzden "kesinlikle okuyun" veya "okumayın" diyemem.
Bu kitabın da size hitap Edip etmediğini ancak okuyarak anlayabilirsiniz.

Kitabı ilk gördüğümde isminden dolayı Ezidilere hitap eden, Ezidileri anlatan bir kitap diye düşünmüştüm. Ondan okumak istemiştim. Öyle değilmiş, lakin okuduğum için hiç pişman değilim.

Altını çizmediğim sayfa sayısı çok az. Sizinle paylaşmak isteyipte paylaşamadığım sayfa sayısı ise çok. Hatta bana kalsa bütün kitabı yazabilirdim buraya :)

Oidipus'tan Sfenks'e, Copernicus'tan
Stoacılık'tan Hobbes'ten Bacon'a Hıristiyanlardan, Yahudilere, Fransızlardan, İngilizlere, Beethoven'dan Mozart'ta, Erkeğin doğasından, Kadının doğasına, İsteme arzusundan köleliğe, daha sayamadığım onlarca konuyu ele almış. İyiki de almış, Öğrenme-bilmek isteme arzularıma renkli renkli ışıklar yaktı.

Bi kitabı okurken, " bilmediğim ne çok şey var" farkındalığı, hem bilememenin eksikli, hemde öğrenmenin sevinci arasında mekik dokuyup durma hissi var ya işte o Muazzam bir olay.


Kitapta paylaşmak istediğim son Alıntı;
Nasıl ki yıldızlar Âleminde bir gezegenin yörüngesini belirleyen iki güneş varsa; nasıl ki belirli durumlarda farklı renklerdeki güneşler tek bir gezegeni aydınlatıyorsa, bazen kırmızı ışıkla, bazen yeşil ışıkla sonra da tekrar eş zamanlı olarak ona isabet ettirip rengarenk ışıklarla kaplıyorsa; biz insanlar da "yıldızlı gökyüzü" müzün karmaşık mekaniği sayesinde- farklı farklı ahlaklarla belirleniyoruz; eylemlerimiz dönüşümlü olarak farklı renklerde ışıldıyor, nadiren net oluyorlar-- rengârenk eylemlerde bulunduğumuz yeterince örnek var.
256 syf.
·10 günde·6/10
Neden kadınlar kilisede,politikada ve kadın konusunda sessiz olsun?

Nietzsche diyor ki ;seslenenin gerçek bir kadın dostu olduğunu düşünüyorum.

Nietzsche diyor ki; kadınların büyük sanatı yalandır,en yüce olayı görünüş ve güzelliktir.

Nietzsche diyor ki ; ...bir adam, kadınlar hakkında daima yalnızca bir şarkılı gibi düşünebilir: kadını bir mülkiyet, kilit vurabilir bir mülk,hizmet etmek için belirlenmiş ve bunda yetkinleşmiş bir şey olarak anlamalıdır.

Nietzsche kadınlar yalnızca çocuklarla ilişkisi incelensin! diyor

Benim düşünceme göre kadınları eşya olarak görüyordu.Kadınlardan erkekleri üstün görüyordu. Kadınlar hakkında bu kadar nefret dolu yazdı .Beni çok üzdü :/ Erkeklerden korkmasını gerekirken korkmayı unutuyor kadınlar diyor .

Ben bu görüşlerine kesinlikle katılmıyorum. Sanırım Nietzsche kadınlarla ilgili sorunlar vardı. Acaba kadınlarla ilgili ne derdi vardı ? Neden bu kadar düşmanca yazdı kadınlar hakkında?

Böyle düşünmesine üzüldüm...
Sevdiğim yazarlarından biridir ama kadınlarla ilgili bazı görüşleri okuyunca sinirlendim ve üzüldüm .
271 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Friedrich Wilhelm Nietzsche Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve bestecisidir. Felsefesi ironi ve metaforlarla doludur. Nietzsche’nin felsefe öğretisi, kendi çağına tümden bir karşı çıkış olarak görülmektedir. İnsanı akılcılıktan kurtarıp kendisi üzerinde düşünmeye yöneltmeye çalışır. Böylelikle üst insanı bulmayı hedefler. Tanrı'nın öldüğünü savunup insanları dünya hayatı üzerine düşünmeye sevk eder.

İyinin ve Kötünün Ötesinde eserinde kendi felsefesini özetlemeye çalışmıştır. Kitap dokuz bölümden oluşmakta. Her bölümde ayrı bir konuyu anlatmaya çalışır. Konuları; filozoflar, dinler, ülkeler, ahlak ilmi ve erdemlerdir.

Kitabın içeriğine gelecek olursak, Nietzsche Stoacıları aşağılar. Onları doğaya benzetir. Müsrif, amaçsız, düşüncesiz, belirsiz, kısır olarak niteler. Yaşamanın doğadan farklı olmaya çalışmak olduğunu söyler. Stoiklik en amiyane tabiriyle "kendini zorlamadır" der.

Vicdanı canavar olarak tanımlayan Nietzsche "Herkes özgür olamaz, özgürlük güçlülerin bir ayrıcalığıdır." der. Çünkü  güçlü insanların egemenliğinde, çoğunluktan ibaret olan ve sürü olarak nitelendirdiği insanlıkta ilerlemenin mümkün olduğunu düşünür.Kitapta fazlaca alt sınıf- üst sınıf çözümlemesi yapar. Üst sınıf yiyecek içecek gibi basit bir hizmeti alabilirken alt sınıfın alamayışını eleştirir. Köleliğin Avrupai tarzda medenileşmeden kaynaklı olduğunu savunur.

Mutluluğu ve erdemi tartışma konusu yapmayan Nietzsche herhangi bir şeye körü körüne bağlanmayı reddeder. Bunun ne olduğu farketmez. İster vatan, ister özgürlük, ister yarar sağlayacak herhangi bir bilim dalı...

Yahudiler ile ilgili düşünceleri de oldukça ilgi çekici. Ahlâkta ilk köle isyanını Yahudilerin çıkardığını düşünen Nietzsche onlara olan algıyı daima tersine çevirebildikleri için şu an bu konumdadırlar der. Medeniyetlerin onları " köle doğmuş insan" olarak yaftalamasına karşılık onların kendilerini"ulusların içinde seçilmiş halk" olarak tanımaları bu durumun en büyük örneğidir.

Kitapta dikkatimi çeken ve rahatsız eden bir diğer önemli konu ise kadınlar hakkındaki görüşleri. Kadınların aydınlanmasının doğru olmadığını, erkeklerin onları koruması gerektiğini savunur. Kadının erkekten korkması gerektiğini düşünen Nietzsche korkulmadığı takdirde en kadınsal içgüdüsünü kaybeder der.

Kitabın diline gelecek olursam konuşma havasında geçen kitapta çok fazla Latince kelime var ve çevirmen ne yazık ki hiçbirini açıklama gereği duymamış. Tutku Yayınevi'nin Enver Günsel çevirisi gerçekten çok çok yetersiz. Asla önermiyorum.

Kısacası benim için beyin yakan bir kitaptı diyebilirim.
256 syf.
·Beğendi·8/10
Nietzsche'nin Böyle Buyurdu Zerdüşt ve Putların Alacakaranlığı'ndan sonra okuduğum üçüncü kitabı. Kitabın ismi ile başlayacak olursak çok güzel bir isim seçimi olduğunu düşünüyorum, ahlak kavramını reddeden Nietzsche, olayların iyi ve kötü gibi basit bir şekilde yorumlanmasına karşı ve bunu kitapta çok güzel belirtiyor. Kitap dokuz bölümden oluşuyor, bir Nietzsche klasiği olarak hemen her bölümde filozoflar, insanlar, Hrıstiyanlık, ahlak ve Tanrı kavramları gömülüyor. Okuduğum ilk iki kitabında Nietzsche'nin Filozof rolü daha baskın idi ancak bu kitapta düşünür yönü biraz daha ağır basıyor. Kitabın başları çok ağır ama ilerledikçe anlamaya ve Nietzsche'nin düşünceleri hakkında bilgi sahibi olmaya başlıyorsunuz. Nietzsche hakkında bilgi sahibi olacağınız en iyi Nietzsche kitabı budur diye düşünüyorum. *Bu kısım spoiler içeriyor ama bir felsefe kitabından spoiler yemek rahatsız eder mi bilmiyorum :)* Nazizmin fikir babalarından görülen Nietzsche'nin Yahudiler hakkındaki fikirleri aslında ne kadar çarpıtılan ve yanlış anlaşılan bir düşünür olduğunu kanıtlıyor bize. Gerçek Nietzsche'yi öğrenmek istenelere tavsiye edilir :)
336 syf.
"Her derin düşünür, yanlış anlaşılmaktan çok, doğru anlaşılmaktan korkar. Yanlış anlaşılmak belki kibrine acı verir: ama diğeri, sürekli: ah, neden siz de benim kadar zorluk çekmek istiyorsunuz ki? Diyen kalbine ve merhametine acı vermektedir."

Nietszche; depressif bir nihilist, hiçbir şeye inanmayan zor adam, gözlerimizle okumayı değil aklımızla okumamızı isteyen adam.
Güçlü! Güçlü! Güçlü ve deli.

Bireylerin gücü, tutku ve sevgisi hakkında derin bir kitap. Nietszche bu kitapta toplumun temel ilkelerin olduğu bir yaşam biçimi sunuyor. Şimdiye kadar ki her felsefeyi, varsayımsal bir ahlâk sistemi ya da azından ahlâkî bir amaçla aldatılmış olarak eleştiriyor. Batılı düşünce geleneği, hakikat ve Tanrı, iyi ve kötü kavramlarını çarpıcı bir şekilde reddediyor. Hristiyan dünyasının sahte dindarlıkla dolup taştığını ve bir köle ahlakı ile bulaştığını gösteriyor. Doğruya ulaşmayı değil, gerçekleri ahlâkî vaazlarını doğrulamak için yapıyor. İyinin ve kötünün ötesinde, hak eden şeyleri gerçekten sevebileceğini savunmaktadır. Nietszche'nin bizi sevmesi için birşeyleri haketmek kolay bir iş değil.

Kendiniz yaratmak size kalmiş. Hakikat ve bilginin doğasına dair anlayışlarından dolayı kulaklarınızı çekmeceden çıkartın, gözlerinizi açın ve onu okuyun, dinleyin.

''Sevgiyle yapılan her şey, iyiyle kötünün ötesinde yer alır.''
256 syf.
Kitap okumaya başladığım günden bu yana en büyük hatamı, Nietzsche'den tek kitap okuduğum halde ikinci seçimimi "İyinin ve Kötünün Ötesinde"den yana kullanarak yaptım. Her hata gibi sonuçları oldu tabi ki: Kitabı ikinci kez okumak -çoğu hatanın sonucu cezadır, bu daha çok ödül gibiydi.
Nietzsche ile bir yerlere çıktığımın farkındaydım, zorlu yollardan geçilip ulaşılmış bir zirvede, toplumu karşısına almış "benimsenenleri" eleştiriyordu: Zirveye çıkacak ayağa sahip olduğu için mutlu, başka birinin çıkabileceğini düşünerek umutlu, henüz çıkan olmadığından mutsuz. İlk okumada göremedim ne yazdığını, kendi suçum olsa seve seve kabul edebilirdim ama değildi - bıyıkları yüzünden göremiyordum. İkinciye geçtiğimde -eminim okuduğunuzda siz de bir şeyler bulursunuz- şunları buldum:

*Büyük şeyler zıttından ortaya çıkmaz, onları oluşturan kendine özgü bir kökün olması gerekir.

*Filozofların hakikat konusunda takındığı tavır, onlardan önce gelenlerin düşüncelerini savunmak, belki de farkında olmadıkları basit arzuların şövalyeliğine soyunmaktır.

*Kendi ahlak anlayışını oluşturduğunu zanneden ünlü filozoflar, bu düşünceleri eleştirmek isteyenleri korkutan bir zırhla kaplar düşünceleri. Boş bir odanın önüne "girilmez" yazarlar, bu noktada ya tehlikeden kurtulduğunuzu düşünüp ordan uzaklaşır ya Nietzsche'nin yaptığı gibi yapıp içeri girme cesaretini gösterirsiniz.

*Hakikat isteği hakikat dürtüsünden değil, başka bir dürtüden ortaya çıkar. - Bir şeyi sırf bilmiş olmak için değil, o bilgi seni bir yere götüreceği için, yani farklı dürtüye ulaştıracağı için istersin. -

*Eylemin değerini niyete bağlamak -yani kasıtlı olana- yanlıştır, eylemin değeri kasıtlı olmayanla ölçülür.

*Düşünmek, içimizdeki dürtülerin birbirine davranışından ortaya çıkar. -Zor durumda olduğunu gördüğünüz birine yardım etme dürtüsüyle, umursamadan geçip gitme dürtüsü arasında kalırsınız ve bu noktada "ne yapmalıyım?" düşüncesine ulaşırsınız.-

*Her şeyde bir maske vardır, bu yüzden doğru kabul edilenin içindeki yanlışı, yanlış kabul edilenin içindeki doğruyu aramalı.

*Bağımsızlığa ulaşmak için olaylarla tek başımıza başa çıkmalı, verdiğimiz kararın doğru ya da yanlışlığını kendimiz sorgulamalıyız.

*Ortak iyiden söz edilemez, iyi ortak olduğunda "topluma uyma" ile yok olur.

*İnsan tehlikesizliği ve huzuru ister, yani acıyı ortadan kaldırmak için çabalar, oysa acı büyümenin gerekliliğidir.

*Güçlü insanlar dinin karşısında diz çöktüler, kendilerini bir arınmaya, isteklerden kurtulmaya ittiler ve bu itişin nedeni: istemin ruhun terbiye edilmesi sınavını aşmak istemesiydi. Yani kurtulmak için yaptığımız eylem, kurtulmak istediğimiz şeyden doğdu.

*Din, dünyayı sevmek ve yalnız ona bağlı olmakla yapacağımız doğrunun önüne geçip, bizi tam tersine ikna etmeye çalıştı. Yolumuza çıkan büyük taş, çoğumuzun taşın arkasında devam eden yolu görmesini engelledi.

*Güçsüz olanlar, Tanrı nezdinde eşit olma ile avuturlar kendilerini, sırf bu yüzden inanırlar Tanrı'ya.

*Erdemlerimiz, atalarımızdan miras kalan şeyler olmaktan çıkıp eğilimlerimiz ve gereksinmelerimizle oluşturulmalıdır.

*Erdemin harcanması, sahip olunan gücün kullanılmamaya karar verilmesiyle olur.

En önemli kısımla bitiriyoruz:

*Ahlak, içimizdeki dürtülerin hangisinin hangisinden önce geldiğine göre değişir; ahlak, dürtülerin hiyerarşisidir.

*Sömürüden, güçlü olanın zayıfı ezmesinden kaçınmak, bir ahlak belirtisinden çok yaşamın reddedilmesidir. Aynı şekilde "ezmeyi istememek" ahlak olarak algılanmamalı, yaşamın kendisine ihanet sayılmalıdır.

*Ahlak, sahip olduğun güce saygı duymaktır, ondan utanmak değil. Güç demişken: Güçlü insanın yardımı merhametten doğmaz, gücün fazlalığından doğar.

*Ahlak, alt sınıftakilerin kendilerini düşünüp, kendilerine yararlı olacak şeyleri övmesidir: merhamet, yardımseverlik... Çünkü bunlara muhtaçtır onlar, içinde bulundukları kötü durumları tersine çevirmeleri gerekir.

*Ahlak, toplumun yararının düşünülmesi olmamalıdır. Toplumun tehlikeli gördüğü her şey ahlaka aykırı sayılıyorsa, ahlak korkudan ortaya çıkıyordur. Bu noktada şu sorulmalı: Tehlikeyi ortadan kaldırmak, ahlakı ortadan kaldırmak mı?

*Ahlaki yargılamalar, aşağıda olanların daha az aşağıda olanlardan aldıkları intikam; doğanın onları daha aşağıda yapmasının sonucudur.
192 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Nietzsche’nin bütün kitapları gibi bu kitabım da dili ağır.
Bazı sayfaları iki defa okuduğum da oldu.
Aslolan ve sanılan. Soyut ve somut . Gününüzde ayırd edemediklerimiz yük oluyor ya bize. Bakmaktan çok görmek, duymaktan cok anlamak hepimizin ihtiyacı olan şey.
Nerde hak sahibiyiz. Nerde vazgeçmeliyiz.

Tipik bir Nietzsche aydınlatması. Kafaya kafaya vuruyor yine :)
Bugüne dek erkekler kadınlara hep,
Yollarını şaşırıp yükseklerden onlara doğru gelmiş olan kuşlar gibi davranmışlardır.

Kadınların,
daha narin,
daha kolay incinebilir,
daha yabani,
daha tuhaf,
daha tatlı,
daha fazla ruh dolu olan
ama aynı zamanda da

Kaçıp gitmemesi için kafese kapatılması gereken bir şey olduğuna inanmışlardır.
Bir şeye az değer biçildiğinde değil,
ancak eşit veya daha fazla değer biçildiği zaman nefret edilir.
Sonunda inancımız sarsıldı, sabrımızı yitirdik, dönüverdik sırtımızı; ne harika değil mi?
Friedrich Nietzsche
Sayfa 17 - Say Yayınları/ Almancadan Çeviren / Ahmet İnam
Bilmem hangi temelsiz kuruntu, sizi zırva bir umuda sürüklüyor.
Friedrich Nietzsche
Sayfa 23 - Say Yayınları/ Almancadan Çeviren / Ahmet İnam
Ne tuhaf basitlikler ve sahtelikler yaşıyor insan!
Friedrich Nietzsche
Sayfa 41 - Say Yayınları/ Almancadan Çeviren / Ahmet İnam

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
282
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759249045
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İlya Yayınları
Geleceğe Dair Bir Felsefeye Giriş

Nietzsche “Geleceğin Felsefesi”ne ilişkin görüşlerini “İyinin ve Kötünün Ötesinde” adlı bu eserinde;

“Filozofların Önyargıları Üzerine, Özgür Ruh, Dini Varlık, Özdeyişler ve Ara Oyunlar, Ahlakın Tabiat Tarihi Üzerine, Biz Alimler, Bizim Erdemlerimiz, Halklar ve Vatanlar, Asil Olan Nedir?” başlıkları altında derinlemesine inceleyip bizlere ışık tutmaktadır.

Kitabı okuyanlar 528 okur

  • Gizem
  • คlคຊ ალაზ
  • Kaan Ç.
  • Ttt
  • Gizay İlgüz
  • Rojda istekli
  • Furkan Çam
  • Çağatay ayçiçek
  • Esra
  • Gülistan Abdukaya

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.5 (2)
9
%0
8
%0.7 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları