Iza'nın Şarkısı

9,5/10  (4 Oy) · 
3 okunma  · 
3 beğeni  · 
402 gösterim
Ne acımasız bir şefkat!
Sevgi her zaman bu kadar sahiplenicidir belki de!

Sarsıcı bir köklerinden koparılış hikâyesi; günlük hayatta yaşanan kırgınlıkların, yaralanmaların, düş kırıklıklarının, suçluluk hissinin, sürgünlük duygusunun, anlayışsızlığın, iletişim güçlüklerinin, duygusal geçirimsizliklerin, pişmanlıkların, yasın ve metanetin, şefkat ve sevginin romanı. Gücünü, birbirinden öylesine farklı "çiftler"i -ana-kız, karı-koca, ana-baba- birlikte ya da yan yana yaşatma ustalığından alan bir kitap.

Bayan Szöcs, kocasının ölümü üzerine evini, kasabasını, taşralı geçmişini geride bırakıp Budapeşte'de yaşamakta olan kızı, başarılı doktor Iza'nın yanına taşınmayı kabul eder. Iza onun için en iyi olanı yapmaya çalıştığını düşünerek annesine yepyeni bir "hayat" hazırlar. Ama yaşlı kadın kendisine ait hiçbir şey barındırmayan bu hayata, bu modern çağa ayak uydurmaya çalışırken yavaş yavaş taşlaşır... Ta ki bir gün doğduğu kasabaya dönme kararını verene kadar.

Çağdaş Macar edebiyatının en büyük ustalarından Magda Szabó, büyük dönüşümler geçiren bir toplumda kuşaklar arasında, gelenek ile modernite arasında yaşanan çatışmayı, her şeyi anlatacak kadar sıradan sözcüklerle, büyük bir incelikle aktarıyor.

"Her şey yok olmuştu, eski yoksulluklarından büyük bir sabırla, bitmez tükenmez bir maharet ve ustalıkla kurtarmış olduğu her şey; tahripkâr zamanı kandırma becerilerinin hiçbir tanığı kalmamıştı geriye."
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2008
  • Sayfa Sayısı:
    248
  • ISBN:
    9789758859740
  • Orijinal Adı:
    Pilatus
  • Çeviri:
    Hakan Tansel
  • Yayınevi:
    Kanat Kitap
  • Kitabın Türü:
Ülker 
28 Ağu 18:30 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İsimsiz annenin sayıklaması bu. İşlevsizleştirilen; doğup büyüdüğü kentinden, içinde yaşadığı evinden, eşyalarından koparılan ve hayatla bağını kaybeden annenin çırpınışı. Herkes için her şeyin en iyisini düşünmek hastalığına kapılmış olan Iza’nın son oyuncağı, hayatlarının ortasına olanca mükemmelliğiyle çöreklenerek acı çektirdiği pek çok insandan biri. Duygulardan arınmış/arınmaya çalışan, ruhsuzluğuyla ışıldayan bir kadının, hayata dair planlarına kesip biçerek dahil etmeye çalıştığı ve mutsuz ettiği insanlardan sadece biri.

Iza’nın bencilliği öyle kemikleşmiş ki, ölüm anında bile aklına ilk gelen kendi acısı oluyor. Uçurumun kenarına ittiği, hayatını renksiz bir duvara dönüştürdüğü annesi öldüğünde düşündüğü ilk şey yine kendi yalnızlığı… Peki Iza neden böyle biri?