İzdiham Sayı: 31Kolektif

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.691
Gösterim
Adı:
İzdiham Sayı: 31
Yazar:
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
64
ISBN:
3990000047793
Kitabın türü:
Yayınevi:
İzdiham
“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.”

İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
"Yalnızlık Bütün İcatların Anasıdır" yazmıştı 29. sayının kapak sayfasında. Fark etmez hangi dergi olursa olsun, ben bu yazının yazıldığı dergiyi kitapçıdan almadan gidemezdim. Böyle tanıştım İzdiham'la. Çok memnun kalmıştım. Takipçisi oldum, önceki sayılarından bulabildiğimi aldım ve her sonraki sayılarında gelişme kaydettiklerini gördüm. Kim ne derse desin benim için harika bir dergi. Büyük keyifle okuyorum, doyuyorum. Bir "eksikleri" var, o da hiç güldürmüyor olmaları. Bu sayısı da dolu yine. Roman değil ki, kurgusundan, konusundan ve karakterlerinden bahsedeyim. Makalelerin isimlerini, kim yazdığını ve neyi yazdığını isterseniz incelemeyi genişletir yazabilirim. Bana güvenmiyorsanız eğer :)

Bu sayıda kapak yapmamışlar, biz yazalım, manşet atalım istemişler. Daha önce 27.sayısında da grafikerleri aşık olmuş diye kapak yapmamıştılar. Peki, bu sefer ya biz aşık olmuşsak?!..
Bu aralar bir iki cümle ile ifade edebileceğim şeyleri bir bakıyorum bir paragrafla açıklamışım.Yazmayı sevdiğim günlerdeyim.Evet yazmak için yer arıyorum yalan değil hani:) O yüzden salt izdiham incelemesi mi ,o da ne modundayim :)

İlk defa bir derginin eski sayısıni aldım.Dergimiz iki aylık olunca bir süre sonra canım izdiham çekti ve yaza almayı düşünsem de bir tanecik sipariş ediyim dedim.Ne iyi yapmışım.Evet sırf bu yüzden teknolojiye sempati besleyebilirim.İnternette aradığım her şeyi bulabilmem ne kadar güzel! Kitapyurdu bir de yollarken dergimi hirpalamadan yollasaymis daha güzel olacaktı.Zinbalanmis yerlerinden yırtilmış olarak elime ulaşması üzmedi değil.Neyseki "Manşeti siz atın" yazısı keyfimi yerine getirdi:) ya kapak tasarımcısı hep leyla olsun biz kapağı hayallerimizle harmanlayıp kapak yaparız. bir sayfalik da olsa bana verilen bu özgürlük çok hoşuma gitti.Ben de sonuna kadar .kullandım ve dergiyi daha benimsedim.Kapağına kendimi kattığım bu dergiyi daha sevdim.

Kapak tasarımını bize bırakmaları durumu aklıma Barış Özcan'in kek yapma ile ilgili bir videosunü hatırlatti.1940'lı yıllarda tüm kek malzemelerini toz haline getirip paket şeklinde satıyorlar.paket satın alındığında tek yapılması gereken su katmak.Ama insanlar buna pek rağbet etmiyor.Enteresan değil mi?Sebebi ne?.....Çünkü emek yok.Sıfır emekle sıfır beceri ile yapılan bu kek tatmin etmiyor insanları (bu gerçeği uzun uğraşlar sonucu fark ediyorlar tabi:)) sonradan paketin içeriğinı degistirip su ve yumurta eklenecek sekilde tasarlıyorlar.Bu sefer tutuyor.
Anlatilan biz insanoğlunun emek verdiği şeyleri özümsemesi ve ayri değer vermesi açısından önemli bende 2 satır çiziktirdim ya izdiham aşkım zirve oldu:)

Dergimiz iki aylık olunca geniş zamana yaymakta fayda var.Ben de aldım elime fosforiklerimi ganimet arar gibi okumaya basladim(kitapta kurşun,dergide dibine kadar fosforik!).

Garip ama derginin son sayfasını bitirdikten sonra içime bir hüzün çöreklendi.İzdiham gideceği yolu bilemeyen,kaybolmus birinin dergisi gibiydi bu ay.Ben öyle hissettim.

Peki neler anlattı? Yine çok şey farklı sekiller de ama aynı lezzeti vererek...

"Gitmek diye bir şey yoktur " başlıklı yazı gidemeyislerimizin ruhumuzundaki yansımalarını anlattı bizlere.Sanirim bu yazı da kayboldum.

Gökhan Özcan "hayatın devam ettiğine şüphe yok,ama ben artık pesinden gidecek kadar hevesli değilim."dedi.Haklıydı...Bu cümle bazen tam da bizi anlatıyordu.Tüm bıkkınlığımı bu sayfaya haykırdım ve o da kabul etti.


Izdiham bana " aptal, inatci ve can sıkıcı görünmekten korkma" dedi. Kendim olup bu yolda yürümeyi salık verdi.


YALNUZLIK İNSAN HAYATININ ŞAHSİYETİDIR" diye karizmatik bir lafın sahibiyle tanıştım.William Faulkner...
Kendisi döşeğinde ölürken kitabının sahibi.detaylı olmasa da onla ilgili bir şeyler oluştu kafamda.komşusunun oğlu ile çok yakın arkadaş olmasi ona bir sürü yeni kitabın, yeni yazarın yolunu açmış.Bu arkadaşı onu kitapların harika dünyasıyla tanıştırmakla kalmamiş kitabını bastirması için maddi yardımda bile bulunmuş.Arkadaşa gel.Evet kala kala bu gereksiz detay aklımda kalmış.
O zamanlar 1000k yokmuş tabi kitap seven arkadaş önemli:)


Dergiler aslında edebiyatın mutfağı gibi.Bizi bir sürü yeni düşünce yeni yazarla tanıştırıyor.Fransız edebiyatıyla ilgilı bir yazıda sembolizm akımı altında yazan iki yazar ilgimi çekti:
"Samuel Backett ve Arthur Rimbaud"
Bu iki yazarın da ismini bu sitede gördüm ve hala bilmiyorum ama sanırım bir göz atacağım.

""Hayattan zevk almak her zaman mutlu eder mi?""' Sorusuna kafamızı sağa sola çevirerek cevap verdik.
"Yemin ederim bu çocuk gerizekalı" yazısında eğitim sistemimizin yeteneklerimizi nasıl budadigindan dem vurduk.Forest Gump'ı andık.(dipnot:farkliliklarimizin kusur değil de zenginlik olduğunu fark ettigimiz an...İşte o zaman gelişecez.)

Dergide en ilgimi çeken başlıklardan biri de : ideolojinin zararları...
Senin ilgini çekmeyebilir ama benim uzun zamandir kafamda tarttigim şeyler üzerine bu yazı yine düşündürdü.

Hayatımı denge üzerine kurmaya çalışan biri olarak ideoloji benim içim her zaman aşırılık içeren bir kavram oldu.Fazla tutku,fazla cosku ideolojinin kapsadığı ama bana uzak şeyler.Ama yaşım ilerledikçe (yaşım ilerledikce lafi kendimi 40 45 gibi hissettirdi ya neyse:)) bazi şeyleri kafaya takar oldum.Siyasi,felsefi,sosyal herhangi bir ideoloji sahibi olmamam bir sorun muydu?Herkesin bir ideolojisi olmalı miydi?İdeolojisi olmayan insanlar boşa mı yaşıyordu? Sorular...sorular..
Bu yüzden fazlasiyla ilgimi çekti.İdeolojimin olmamasınin ya da herhangi bir ideolojiye destek vermememin çok da problem sayılacak birşey olmadigini fark ettim.
Ve Şurda durakladim:

"Bir ideolojiye gönülden bağlanabilmek için ilahi olanı yitirmiş olmak gerekir.
Rahmana inanan bir insanın bir gruptan ,önderlerden,cemiyetten medet ummasina gerek kalmaz.""Yitik güzelliklerin rasyonel ikamesidir ideoloji."" Nihayetinde mantıksaldır,gönülle bağlantısını çoktan kesmiştir."

İç sesim sustu...
Neden bir ideoloji benimseyemedigimi anladım sanırım.


Şu sözü de pek beğendim
" Bir yerde hak etmeyenler hak etmediği makamdalarsa orda ideolojilerin hakimiyeti tescillenmiştir."

"Sizin türkünüz hangisi?" bölümünde ise büs sürü büs sürü dinlenesi türküler döşemisler biz okurlara.Farklı kisiliklerden farkli tavsiyeler...Çok türkü dinlemeyen biri için faydali bir paylasim olmuş teşekkürler...

Bir yazı sayesinde (modern tıp şeytandır) ""Gallemit"" adında bir kitapla da tanışmış oldum.ilgimi çekti ve hemen ilerisi için not aldım.Belki sizin de ilginizi çeker belli mi olur, bi bakın derim:)

Asosyalligin dibini vuruyormuşum gibi hissettiğim ( ama aslında oyle olmayan (varsın ama yoksun sendromu)) bu zamanlarda izdiham okumak bana fazlasıyla iyi geliyor.

Sevilen bir dostla 5 çayı gibi...

Üzerine üzerine gelen hayatın arasında bir nefes gibi.

64 sayfalik bir dostluk... kısa ama güzel!


Merhaba yazımı okuyan kişi :)
İnşallah sen de izdihamla tanımışsındır.
Tanışmadıysan adresi veriyorum.Bir koşu izdiham kap gel çaylar benden:) (izdiham okumaya teşfik amaçlı bu ileti sadece Jüpiterde yaşayan insanoğlu için geçerlidir:))

okuduğun için teşekkürler güzel insan^_^

Benzer kitaplar

Hepsi birbirinden kaliteli yazarlarin ve şairlerin kaleminden çıkan bu dergiyi herkes almalı okumalı.Hayatınıza öyle vurgu yapan noktalar bulacaksınız ki sizi düşündürecek.. Her kitap her dergi keşfedilmeyi bekliyor bizim tarafımızdan.İyi keşifler herkese...
"her şey ben yaşarken oldu,bunu bilsin insanlar."
Her okur derginin kapağına farkli bir bakış açısı getirecekti...Benim kapağım çok manidar olsun istedim;
"Kış müminin baharidir."Ne oruç ona zorluk verir,ne de geceyi ihya ederken uykusuz kalıp sıkıntıya düşer...(Peygamber Efendimiz(sav))
Dış görünüş biz insanların önemli gördüğü hususlardan biri. Bu bir dergi veyahut kitap için de geçerli bir kaide. Bu dergide ilgimi çeken ve almama vesile olan arka kapağındaki sağ alt tarafta yer alan abonelik bilgisiydi. "Kıyamet kopma ihtimaline karşı abonelik faaliyetleri yoktur."
Ve dışında ki güzellik içeriğe de sirayet etmiş diyebilirim.
27.sayılarında 'grafikerleri aşık olmuştu' diyen kapak yapamamıştılar. Şimdi de boş bırakmışlar biz çizelim ve yazalım diye. Bu sefer de biz diyoruz ki, okurları aşık ettiğiniz için kapak yapamayacaklar. Yine dolusunuz ve yine sayfalara "kusmuşsunuz". Manşet atıyorum: Özleneceksiniz.
Manşeti siz atın demiş sayın İzdiham. On dokuz minik ellerle öyle bir manşet atmak istedim ki onların kalbinde iz bırakamama ihtimaline karşı onlar benim hayatımda hep kalsınlar istedim,kalıcı izleriyle. Dergi olmasaydı böyle bir şey yapmak aklıma gelir miydi hiçbir fikrim yok. Ama olsun bu bahaneyle bir kez daha İzdiham'a teşekkür etmiş imkanını yakalamış oluyorum :)
Takip ettiğim tek dergi. Kendine has tarzı ile ve prensipleri ile herkese tavsiye ederim. İnsana her okuduğunda çok şey katan yazıları ile gönlümüzü rahatlatan şiirleri ile ve baktıkça düşündüren eğlendiren resimleri ile çok güzel bir dergidir
Kapak yapmamak bile okura verilen bir mesajdır fikrimce. Doğrudur, manşeti siz atın diye yazmışlar ama kapak yazısı ve tasarımı ne kadar önemliymiş anlamış oldum. Dergiyi okuyun ve ona göre manşet atın. Kolay gözükebilir, fakat değildir.
İnsan, mutluluğu neye bağlarsa onun yoksunluğu mutsuz eder. Para mutlu ediyorsa, azalmaya başlayınca kişi mutsuz olmaya başlar. Makam mutlu ediyorsa, kariyer basamaklıarını birer birer inen insan mutsuz olur. Kenara çekilip şu soruyu sormak istiyorum: Hayat, sırf zevk almak için mi yaşanır? Elem duymak, ıstıraba kapılmak, kaybetmek, yenilmek, alın teri dökmek, yenilmek ve sonra bir daha yenilmek, başarısız olmak, bazen komik duruma düşmek, parasızlık çekmek, yalnız kalmak ve terk edilmek... İnsan bu duyguları hiç tatmamalı mıdır? Sorunsuz bir hayat yaşamak için kişinin hiç aciz duruma düşmemesi mi gerekiyor? Hiç hata yapma hakkımız yok mudur?
Kolektif
Sayfa 46 - "Ağustos Böceğini Kapıdan Kovan Karınca Bizden Midir?" - İbrahim Varelci.
Hayatını çalışmaya adamış her kim varsa; asker olsun, doktor olsun, işçi olsun veya öğretmen olsun, kendi mutluluklarından vazgeçip sırf insanlık için fedakârlık yapan insanların hepimizin üzerinde hakları var. Umarım bize haklarını helal ederler..
Batılılar kavboylarıyla, engizisyon mahkemeleriyle öldürmedikleri masum insan bırakmazken, bizim Yunus'umuz gördüğü çiçeklere "annen var mı?" diye soruyordu.
Kolektif
Sayfa 3 - İzdiham Maarif Takvimi /Ekim, 1254
Arap yarımadasının cahiliye yaşadığı dönemde, kızların diri diri toprağa gömüldüğü devirde, Şamanizm'de kız çocuğu olan iki kez tebrik edilir ve kutlama yapılır, erkek çocuğu olan bir kez tebrik edilir ve kutlama yapılırdı. Gök tanrının bir nimeti ve emaneti olarak sayılan hanımlara hürmet edilir ve el kaldıran en ağır ceza ile cezalandırılırdı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İzdiham Sayı: 31
Yazar:
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
64
ISBN:
3990000047793
Kitabın türü:
Yayınevi:
İzdiham
“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.”

İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.

Kitabı okuyanlar 93 okur

  • Haru
  • ulu tahıl
  • Büşra
  • Handan ...
  • çiğdem tunç
  • -
  • Kadir Ünsal
  • Betül
  • Netay Canan
  • ..

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%5.4
18-24 Yaş
%37.8
25-34 Yaş
%45.9
35-44 Yaş
%8.1
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67
Erkek
%33

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%55.6 (25)
9
%31.1 (14)
8
%6.7 (3)
7
%4.4 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%2.2 (1)