İzlanda Balıkçısı

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.305
Gösterim
Adı:
İzlanda Balıkçısı
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
194
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052237366
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
İzlanda Balıkçısı, bir aşkın öyküsü, aynı zamanda da denizin destanıdır. Kendisi de bir denizci olan Pierre Loti, zengin hayal gücüne ve şiirsel bir üsluba sahiptir. Fransız edebiyatında önemli bir yer tutan bu romanda yazar, insan yüreğinin derin duygularını bir inci berraklığıyla belirlemiş, aynı zamanda serüvenini baştan başa kaplayan denizin heyecan dolu güzelliğini de usta bir ressam sanatıyla işlemiştir. Balıkçı delikanlıyla onu seven kızın yaşamlarında deniz, son sözü söyleyen kader kadar kesin, amansız, korkunç bir varlık olarak kendini her an duyurmaktadır.
Günaydın. Hayırlı kandiller diliyorum hepimize...

Pierre Loti, asıl adı Louis Marie Julien Viaud  Fransız romancı. Pierre Loti isminin yazara, kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında; kimi kaynaklara göreyse, 1867 yılında yaptığı Okyanusya seferi sırasında, Tahitili yerliler tarafından verildiği söylenir. (alıntı)
İstanbul'a hayran olan Pierre Loti, kendisini her zaman Türk dostu olarak adlandırıyormuş öyle ki Her zaman her yerde Türkleri savunmuş ve bunun için 1920 yılında ona teşekkür mektubu yollanmış sonra da İstanbul'un şuan en meşhur yeri olan Pierre Loti kahvesine adını vermişler. Kendiside bir deniz subayı olan Loti ilk romanının kahramanını Istanbul'da tanışmış ve onu öyküsünü kaleme almış.

Bir denizci ailesi olan Gaos'lar yıllar boyu denizde yitip gitmiş hayatlari olan Moan'lar ve zengin bir aile olan Mevel'lerin hikâyesini anlatıyor kitabımız
İzlandalı balıkçıların yaşamlarından kesitler sunarak o dönemin insanları hakkında bilgi sahibi oluyoruz. İzlandadaki zor şartlar altında hayatını sürdüren insanları anlatmak için yakışıklı ve güçlü Yvan ile yıllarca Yvan'ın yolunu gözlemiş güzel Gaud'un üstünden anlatılan sımsıcak bir öykü kitabı.Sımsıcak bir öykü olsada savaşın soğuk yüzünü de savaşta gencecik hayatların nasıl kara toprakla buluştuğunu da gözler önüne sermiş
yazar.

Benim elimdeki kitap çok eski basım olduğu için okumakta zorlandım çevirisi maalesef kötüydü. Kitapta beklentimi karşılamadı belki çeviriden ötürü olabilir. O yüzden kendim sevmedigim bir kitabı size tavsiye edemem okuyup okumamak size kalmış...✌

"Deniz hem hayatın, hem de ölümün sebebidir. Her zaman son sözü söyleyendir..."

"Uzaktan, herşeyin söylenmesi, yapılması çok basit, çok kolay görünür hep."

Kitapla kalın...

#pierreloti #izlandabalıkçısı #Okudumbitti #okudumokuyun #instalike #instabooks #instafollow #instablog #igczyta #igread #igbook #bookstagram #bookholic #bookhub #youngadultbook #flatlaybooks #booknerd #bookreading #buchblog #lesen #bookblogger #kitapyorum #tülin_inkütüphanesi #okuyucukadınlar #Okuhayaletveyaşa Tülin Baran
176 syf.
·2 günde·6/10 puan
Öncelikle şunu anladım ki ... bir kitabı okurken kaliteli yayın ve çevirmenden okunması gerektiğini sonuna kadar kanıtlayan bir kitaptı. Kitap sürükleyici insanı sıkmıyor fakat beni dört dörtlük etkilemedi. Bunun nedeni ise yayınla alakalı diye düşünüyorum. Buna rağmen okunmayı hak eden bir kitap.
208 syf.
Öncelikle yeşilçam filmlerindeki kadar sıcak, samimi, duru ve çok naif bir aşk hikâyesi olduğunu belirtmek istiyorum. Kafanız dolu iken kışın soğukta sıcacık evinizde kahvenizi yudumlarken güzel bir aşk filmi izler gibi okuyabilirsiniz kitabı. "Yann ile Gaud"; çok yakışıklı ama fakir balıkçı Yann ile çok güzel ama zengin Gaud'un hikâyesi. Ve buna eklenen muhteşem ötesi betimlemeler...
Kitabı okurken deniz, yosun, tuz ve balık kokusu duyuyorsunuz... Denizi hissediyorsunuz.
Kitapta çok fazla betimleme olmasına rağmen hiç sıkmadı. Dili çok akıcıydı. Zaten bir süre sonra betimlemelere öyle alışıyorsunuz ki ortamı merak etmeye başlıyorsunuz.
Hikâyenin içinde ayrıca "gece yarısı güneşi görebilmek" kuzey denizindeki yaz boyunca batmayan güneş ile bütün kış boyunca hep karanlığın olması Yann tarafından Gaud'a öyle basit öyle güzel anlatılmıştı ki alıntı yapmadan da geçemedim o satırları (sanırım ben de bana bu kadar basit anlatılmasını isterdim )
Ve beni en çok etkileyen bölüm ise "denizle evlenme" oldu.
208 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yine kalbimi bıraktım satırlarına Pierre Loti. Başlarda kişileri oturtmaya çabaladım, konudan uzaklaştım, bütünleşemedim. Ama yarıdan sonrasında içine çekti, bırakamadım elimden. Ne naif bir aşk hikayesi, ne dokunaklı yiten hayatlar... Sonunda gözyaşım pıt etmedi desem yalan olur.
*
Proust amca daha önce de Pierre Loti'den bahsetmişti ve rastgele iki kitabını alıp birini okumuştum. Son okuduğumuz Mahpus kitabında ise şans eseri aldığım İzlanda Balıkçısı'nın adı geçti ve kızlara okuyalım dedim ama sabredemedim onları beklemeden okudum. Affınıza sığınıyorum canlarım.
*
Denizle evlenen, evlenmek zorunda kalan ve sonunda yitip giden herkese Allahtan rahmet dilerim.
*
Dinlendirici, yormayan ama duygu yüklü güzel bir kitaptı. Arayışta olanlara tavsiyemdir.
176 syf.
·Puan vermedi
Kalpleri burkan bir roman... Sevdiğini açık denizlere gönderirken geri gelip gelmeyeceğine duyulan evham ve tedirginliğin yanında yoksulluk, sis ve karanlık içinde geçen bir aşkın hikayesi...
208 syf.
·Beğendi·10/10 puan
SPOILER ALERT
-------------------------------------
Ben elbet bir gün evleneceğim diyen ama memleketten biriyle evlenmeyeceğim ben denizle evleneceğim diyen deniz sevdalısı Yann elbet bir gün memleketten birine sınıf farkı olduğu birine aşık olur. Ama biat ettiği gibi de denizle nikahini kıymıştır ( deniz onu kucaklayip bogmustur denizin olmuştur artık kayıptır ) sevdicegi onun bir balık avi mevsiminde yollarını gozlerken . Ve her zaman kazanan deniz olacağı gibi bu aşk da da kazanan deniz....
208 syf.
·7 günde
İzlanda balıkçısı hem bir aşk romanı hem de denizcilerin yaşam öyküsüdür.Bu kitap Yann ile Gaudun yaşadığı aşkı ve aşkı için bekleyişi sabrı ögretir aynı zaman da Yvonne ninenin yaşam hikayesini ardı arkasını gelmeyen ızdırabı anlatıyor bize.Pierre loti bu kitapda insan yüreğinin en derin duygularına büyük bir ustalıkla seslenmiştir.
Bu kitab bana sürpriz yaptı.Yazar Türk dostu.Turkiye' yi seven bir insan.Hatta İstanbul' daki Pierre Loti çay bahcesi onun ismine müsemma.Bu durum,kitabını okurken ona sempati hissetmemi sağlıyor.Kitaba yeni başladım.İncelemeyi güncelleyerek ,okurken yazacağım.
208 syf.
Özellikle çevirmene teşekkür etmek gerekir ki bu kadar güzel ve ahenkli çeviri yaptığı için. Pierre Loti ismine ilk defa istanbulda bir tepeye verilen isimden aşina olmuştum. Yazarın ismini o tepeye neden verdiklerini daha sonra araştıracağım.
Esere gelince yazarından okuduğum ve tadına doyamadığım ilk eser. Gerçeklik üzerine serilmiş bir roman olmuş. Özellikle izlandalı balıkçıların yaşamlarından kesitler sunarak o dönemin insanları hakkında epey bilgi sahibi olıyor okur. Roman izlandadaki zor şartlar altında hayatını sürdüren insanları anlatmak için aşk konusu etrafında sürdürülüyor. Kitabın son sayfaları acayip merak uyandırıyor. Açıkçası çok heyecanlandım.
Eserin sonu hüzünle de bitse eser başlı başına bir şaheser bana göre. Özellikle temel eserler arasına alınması gerekiyor bana göre. Anlatım sürükleyici, betimlemeler fazla olsa da konudan kopma noktasına asla gelinmemiş. Her an okuru dinç tutacak argümanlar serpiştirilmiştir esere.
Bir kitap hem güzel hem hüzünlüyse orda eseri yaşama kaygısı yoktur bana göre. İnsan yaşıyor. Velhasıl, hem bir aşk öyküsü, hem denizlerle yaşayanların yaşam öyküsü hem de umutla umutsuzluğun çarpışma öyküsü diyebiliriz esere...
208 syf.
"1880’lerin Bretagne bölgesinde, Paimpol isimli balıkçı kasabasının genç erkekleri her bahar büyük törenlerle İzlanda Denizine uğurlanıyordu. İki mevsim süren balık avı boyunca gözleri ufukta özlem dolu eşler, anneler, kardeşler, sevgililer kalıyordu geriye. Ve de ufkun ötesinde, gecenin hiç çökmediği sonsuz bir aydınlığın ortasında, deniz sevgisiyle memleket hasretini bastırmaya çalışan İzlanda balıkçıları..."

Merhabalar sevgili kitap dostlarım. Bayram ve ertesine uzattığım dinlencemin her ânının dolu dolu geçmesi hasebiyle yorum yazmaya ancak fırsat bulabildiğim bu hârika Pierre Loti romanını sizlerle tanıştırmak için sabırsızlanıyorum. Yorumuma başlamadan önce, hemen hepimizin Pierre Loti kalem adıyla tanıdığımız Fransız romancı Louis Marie Julien Viaud kimdir(?), kısaca bahsetmek istiyorum. Pierre Loti isminin yazara, kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında; kimi kaynaklara göreyse, Okyanusya seferi sırasında, Tahitili yerliler tarafından verildiği söylenir. Yirmi bir yaşından îtibâren deniz subayı olarak sürekli seyahat etmiş olan Loti, eserlerinde maceralarından ve edindiği izlenimlerden yola çıkarak, yani "Bakan Kültür" gözüyle özellikle Doğu gizemini (mistik / Egzotik ) yansıtmaya çalışmış bir İstanbul âşığıdır.
Loti külliyatının tamâmını henüz okumadım fakat okuduğum metinlerinden hareketle şunu söyleyebilirim ki, kişisel izlenimleri ve duyguları bağlamında otobiyografik unsurlarla harmanlanmış metinleri ~imgeden ziyâde, gerçeğin hafifçe değiştirilmiş bir yansıması~ gibi. "Peki bu kanıya nasıl vardın?" diye soracak olursanız, cevabım, İzlanda Balıkçısı'nın gerçek hikâyesinde saklı. Şöyle ki, Loti, bir sefer esnasında karşılaştığı 'Paimpol'lü (Manş denizi üzerinde bir liman) genç bir kıza âşık olur. İzlandalı balıkçı bir aileden gelen genç ve güzel kız, limana denizci olan kardeşini görmek için gelmiştir. Kızı görür görmez çok etkilenen Loti, onunla evlenmeye karar verir ve bu istediğini dile getirir. Lâkin genç kız, bir İzlandalı ile nişanlı olduğu için Loti'nin teklifini reddeder. Loti bu reddedilmeyi hazmedemez ve kızın aklını çelmek için çeşitli "planlar"a girişir. Girişir girişmesine de, her girişimi başarısızlıkla sonuçlanır. İzlandalı kız, Loti'nin tüm ısrârına rağmen nişanlısıyla evlenir. Bu hikâye bana, reddedilmişliğin verdiği yenilgi hissinin ağırlığıyla aşk ve sadakât çatışmasından ziyâde, bencillik-kibir-hırs-hınç-id-ego-kompleks-libido-erotizm-hedonizm gibi kavramları anımsattı. Ve İzlandalı kızın, her limanda sevgilisi ya da flörtü olan, dolayısıyla güven vermeyen bir subay-yazarın sıraya dizdiği arzu nesnelerinden biri olmak istememesi ihtimâlini. .. (Çok özür dileyerek "Her kuşun eti yenmez Loti Efendiii" demek istiyorum.) Ezcümle; Loti'nin İzlandalı kıza beslediği platonik aşk 'İzlanda Balıkçısı'nın omurgasını oluşturmuştur. Ve İzlanda denizini hiç görmemesine rağmen Norveç kıyılarında not ettiği izlenimlerinden ve Paimpollü tayfalardan topladığı bilgilerden faydalanarak İzlanda denizinin romanını yazmıştır.
Romanın görünür yüzü bir balıkçı kasabası olsa da, Loti bu metinde esasen üç aileye odaklanmıştır; kuşaklar boyu denizci olmuş Gaos'lar, Moan'lar ve zengin bir aile olan Mevel'ler. ..
Denizle evlilerin, gidip de gelmeyenlerin romanını okurken iyot kokusunu burnunuzda, dalga seslerini kulaklarınızda ve saf aşkı yüreğinizde sıcacık hissedeceksiniz. Yazarı ayrı, çevirmeni ayrı değerli olan bu eseri herkese tavsiye ediyorum.
Kitap, sağlık ve sevgimle. .. &&

#dipçem Haliç gerganından öptüğüm yârim İstanbul'un meşhur Pierre Loti tepesini duymuş, görmüşsünüzdür diye tahmin ediyorum. Henüz görmeyenlere de en kısa zamanda gitmelerini, muazzam manzarası eşliğinde
tavşan kanı birkaç bardak çay veya bol köpüklü bir Türk kahvesi içmelerini tavsiye ediyorum. (Ohhh, misssHer birinize şimdiden afiyet olsun.)

#dipçem Metnin çevirmeni olan Barış Behramoğlu, Su Gibi kitabının yazarıdır ve Ataol Behramoğlu'nun kızıdır.

#dipçem "Loti", egzotik iklimlerde yetişen egzotik bir çiçeğin ismidir.
Egzotik roman türü, Avrupa'dan uzak ve meşhur ülkelerin iklim ve man­zaralarını, oralarda yaşayanların törelerini, adetlerini işleyen roman türüdür. Serüvenli, olaylı ve hareketli eserlerdir. En önemli temsilcisi Fransız yazar Pierre Loti'dir. Yine Hemingway'ın Klimanjaro'nun Dağları eserini de türe örnek olarak gösterebilirim.
“Aynı anda gözyaşları da akmaya başlamıştı; tıpkı hiçbir esintinin sürüklemediği, dopdolu bulutlardan hızla ve bardaktan boşanırcasına yağan yaz yağmurları gibi, dudaklarından hafif bir tatla süzülerek sessizce elişine dökülen yetim ve terk edilmiş bir kızın gözyaşları gibi... “
Pierre Loti
Sayfa 141 - Can yayınları
“ Doğru, Yann, onu her zaman sevmişti ama bugünkü gibi değil: Sevgisi kalbinde ve zihninde kabaran bir deniz gibi yükseliyor, her yeri dolduruyordu. Böyle bir sevgiyi hiç tatmamıştı. “
Pierre Loti
Sayfa 153 - Can yayınları
“ Akşamları yoldan geçmekte olanlar aşağıda, falezlerin eteklerinden gelen denizin hışırtısına karışan iki sesli hafif bir mırıltı işitiyorlardı. Çok ahenkli bir müzikti bu, Gaud’nun cıvıl cıvıl sesi ile Yann’ın pes notalarda tatlı ve okşayıcı tınılarla çıkan sesi birbirini izliyordu. “
Pierre Loti
Sayfa 150 - Can yayınları
“ İnsanların ve hayvanların delice öfkeleri çok çabuk geçer gider. Cansız şeylerin nedensiz, amaçsız, hayat ve ölüm gibi gizemli öfkelerini işe uzun süre çekmek gerekir. “
Pierre Loti
Sayfa 61 - Can yayınları
“ Ve ruhsuz olan bütün bu şeyler, en küçük torunun ölüm haberini almak üzere elinden geldiğince yürümeye çalışan yaşlı nineye gülümsemeye devam ediyordu. “
Pierre Loti
Sayfa 109 - Can yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İzlanda Balıkçısı
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
194
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052237366
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
İzlanda Balıkçısı, bir aşkın öyküsü, aynı zamanda da denizin destanıdır. Kendisi de bir denizci olan Pierre Loti, zengin hayal gücüne ve şiirsel bir üsluba sahiptir. Fransız edebiyatında önemli bir yer tutan bu romanda yazar, insan yüreğinin derin duygularını bir inci berraklığıyla belirlemiş, aynı zamanda serüvenini baştan başa kaplayan denizin heyecan dolu güzelliğini de usta bir ressam sanatıyla işlemiştir. Balıkçı delikanlıyla onu seven kızın yaşamlarında deniz, son sözü söyleyen kader kadar kesin, amansız, korkunç bir varlık olarak kendini her an duyurmaktadır.

Kitabı okuyanlar 308 okur

  • Sena Gümüş
  • EMREHAN KOÇ
  • İslam S.
  • Elif Baş
  • levjackorh
  • Ayşe...
  • Narin Şen
  • zuleyha ugur
  • Elif Sena Öçalan
  • Nuri Bülent Aytemiz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.8 (1)
9
%0
8
%1.6 (2)
7
%4.9 (6)
6
%0.8 (1)
5
%0.8 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0