Adı:
Japon Ne Yapmış
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753482455
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çınar Yayınları
Onur Ataoğlu, Japon Yapmış dizisinin ikinci kitabında, Japonya’da yabancı olmayı, günlük hayat koşturmacası içinde Japonya’nın çeşitli kültürel görünümlerini, Japon mutfağını, Japon bahçelerini, akıl ötesi Japon icatlarını, Japon mafyası yakuzayı, sinek avlayan polisleri, dini festivalleri, Japon öcü hikâyelerini, pachinko salonlarını, karaokeli gece hayatını, efsanevi Kodo davul grubunu, “düşlerinin resmini yapan” ünlü sinema yönetmeni Akira Kurosawa’yı, Hiroşima’ya atılan atom bombasından etkilenerek kan kanserinden ölen bir “kız çocuğu”nu, İkinci Dünya Savaşının bittiğinden habersiz, ormanların derinliklerinde saklanarak yaşamaya çalışan Japon Rambolarını, kısacası Japonun neler yaptığını, hem düşündüren hem de eğlendiren bir dille anlatmaya devam ediyor...
Bu inceleme için anahtar sözcükleri ve isimleri veriyorum :

"ERTUĞRUL FIRKATEYNİ , HASAN ALİ YÜCEL ,CAN YÜCEL ,OSMAN BEY, ALİ BEY, ETİ CİN ,İMPARATOR MEİJİ, HIYAR - DOMATES - ACUR TRIOSU, CEZVE -MARANGOZ, SADDAM HÜSEYİN , TUZLU FISTIK ,BİRA , TURŞU ve BENDENİZ KuP KuP BoY!!! "


Bundan önce Japon Yapmış 'a ( #20278297 ) bir inceleme yapmıştım hatırlarsanız..Site genelinde 20 kişinin okuduğu bu kitabın 110 beğeni alması benim de beklemediğim bir durumdu açıkcası..Sonradan sağdan soldan da gelen mesajlar doğrultusunda kitabı benden isteyen pek çok arkadaşım oldu..Ki bu beni çok sevindirdi.Zira gerçekten okumanızı çok istediğim bir kitap idi bu .. Bu kitabı da okurken yorumlara inceleme bekliyoruz kıvamında pek çok telkin geldi.. Açıkcası yapmayı pek düşünmüyordum ta ki kaza eseri bir tarih kitabında rastladığım ve size de az sonra anlatacağım beni çok etkileyen , hem üzen , hem de içimi garip bir hüzün ama buna rağmen buruk bir sevinçle ve GURURLA dolduran iki ayrı olayı okuyuncaya kadar.. İncelemeyi iki ayrı başlıkta yapıcam.( Kitaba da yer vericem ama bu olaylar kadar uzun değil..Peşinen söyliyeyim kırılmaca gücenmece olmasın)
1. kısım JAPON NE YAPMIŞ?
2. kısım TÜRK NE YAPMIŞ?
Kısa tutmaya çalışıcam yalnız olay çok dallı budaklı o yüzden uzun bulanlar olursa lütfen kusuruma bakmasın..Ama bu olayların kahramanları "ANILMAYI" hakediyorlar.. Haa yine deli gibi kakara kikirimizi yapmıcak mıyız ?=)) pilavdan dönenin kaşığı değil ELLERİ KIRILSIN !! Hazırsanız damalı bayrağı kaldırıyoruz..

------- JAPON NE YAPMIŞ? -------

Ertuğrul ve Osman isimleri Osmanlı'nın kuruluşunda ne denli önemli birer isim ise çöküşündeki bir trajedi içerisinde de aynı öneme sahip iki isimdirler.. Nasıl mı?Gelin anlatayım sayın ve pek sevgili kikirikler ve iflah olmaz eticin-severler!! (ETİCİNİN 10'LUSU ROCKET SHELL' E BEDELDİR!! HASTASIYIZZZZ...)

Japon milleti cidden hastalıklı.. Adamlar 300 sene boyunca dünyaya kapılarını kapatmış kelimenin tam anlamıyla kırılmamış cevizkabuğuna dönmüşler.. Ulan biz napıyoruz diyen imparator Meiji gelene kadar bu böyle sürmüş..Gözlerini bir sabah kıyılarına demirlemiş Amerikan zırhlısıyla açınca akılları başlarına gelmiş samurayların.. Bu dünyada tek olmadıklarını hatırlamışlar..Tabi Amerika' nın oraya kına gecesine KINA YAKMAK için gitmediğini hepimiz biliyoruz.. O zamanlar demokrasi götürmüyorlar da KÜLTÜREL (?!?!?! )etkileşim ve ticaret birliği mottosuyla geziyorlarmış CONİLER..Tabii bunlar gidince Rusya , Çin ve İngiltere de bizim başımız kel mi be! biz de etkileşeceğiz diyerek ziyaretlerini esirgememişler Japon milletinden.. Böylece Japonya ister istemez kapılarını açmış Edo dönemi sonrasında dünyaya.. Japonların efsanevi imparatoru Meiji' nin Evliya Çelebi aromalı minnak yiğeninin "BEN BİR KÜÇÜK CEZVEYİM -AVRUPALARDA GEZMEYİM" diyerek 1887 ' de yola çıkıp dönüşte İstanbul' a uğramasıyla anlatacağım maceramıza start verilmiş.O dönem de Osmanlı' nın başında kim mi var?!! Efendim? BİNGO!! Bildiniz!!! Cennet-i mekan ,evladı Fatihan , Abdülhamit Han dedemiz (yersen! keh keh keh =) ) !!! Bu arada 2. Abdülhamit ' in başı o günlerde baya dumanlı zira Rusya ile uğraşmaktan ciğeri söneyazmış..Bu ziyareti, tabiri caizse taçlandırmak istemekte iade-i ziyaret kapsamında..Pekte umrunda değil gerçi bu çekik gözlü "kefereler" ama düşmanları ortak.. Söyle allaaanseen kim ola ki onlar? Rusya kardeşim.. aşşaa kalinkaların dobrovskileri Rusya! Nitekim bu ziyaretin ardından kısa bir süre sonra , Japonya bir deniz savaşında Rusya' ya tokadı basıp , katanayı sıyırınca 50 yıl sürecek olan Japon emperyalizmi şaha kalkıyor..Tabii Osmanlı'nın bu ziyaret isteğinin gizli bir sacayağı daha var.İngiltere!! (Yıkık duvar üstüne yıkılsın - ölü karga g"O"zünü oysun İngiltere!!) Bu arada bu apdestsiz gavurlar da Abdulhamit Han dedemizin onca haşmeti ve kudretine rağmen , Osmanlı' nın gözünün içine BAKA BAKA Mısır' ı işgal etmişler imiş.. Çok akıllı oldukları dünyaca tasdik edilmiş (?!?!!?!) arap milletine veriyorlar gazı "Osmanlı hilafeti sizden zorla aldı aman baş kaldırın bu zorbalara!" diyerek..Bkz: Hilalin derdi Haçı mı gerdi ne? .. Neyse bu kısıma hiç girmeyeyim ben ..Ne diyorduk..ziyaret.. İşte ziyaretin asıl amacı burda gizli ..Japonya ' ya deniz yoluyla gidecek olan heyet Asya' da kök salan İngiliz İmparatorluğu' na da inceden ayar verip burdaki müslüman toplumlarda bir nabız yoklayıp , müslümanların sadece araplardan oluşmadığı mesajını iletecek İngilizlere buralar da bizim tebaamıza dahil ayağını denk al diyerekten..Neyse efenim , tabii bu arada Bâb-ı Âli' de hummalı bir çalışma koşuşturmacalar falan fıstık ..
Sıra gelmiş gemi seçimineeee... Ağır zırhlı ve modern gemiler falan öneriliyor..Ancak dönemin şartları "vaziyetler nazik" modunda takıldığı için , yakıtı kömür olan bu gemilerin Japonya' ya seyahati pek bir masraflı..Dolmabahçe Sarayı yaptırılabiliyorken (hafızam beni "YAMULTMUYORSA" bitimi 855 ya da 856) parayı akıtan Osmanlı dedelerimizin cebine AKREP GİRMESİN Mİ?!?!? =)) Bizimkiler ne yapmışlar derseniz...Abdulhamit Han dedemiz hemen karar vermiş. "İç denizlerde yüzebilecek kapasiteye sahip" ( adamlar okyanus falan dinlemeyiz demişler =D ) hem kömür hem de yelken donanımı bulunan ERTUĞRUL isimli bir fırkateynde karar kılınmış..Bu arada geminin çarkçıbaşı akıllı bir adam çıkmış ve demiş ki bunlara "Aman yüce devletlum yapmayın etmeyin, bu geminin ne makine ne de kazan donanımı böyle bir seyahate izin vermez! Gelin vazgeçin bu sevdadan! Bu gemiyle yok oluruz.. Açık deniz yolculuğu bu!! TURŞU KURMAYA BENZEMEZ! KAPALI BİDONUN İÇİNDEKİ HAREKETSİZ HIYAR -DOMATES- ACUR DEĞİL BU GEMİ.. BATARIZ!!" Sonuç : kabul edilmemiş bu abimizin ısrarları ama kendisini sürdürememişler haritadan yer beğen kendine diye.. Neden mi? Çünkü imparatorluğun sınırları her gün değişip küçülmekte imiş.. Neyse efenim kahvemden bir fırt alayım (füt füüüt!).. Nerde kaldık? Haaa çarkçıbaşına yolveriliyor ..Abdülhamit' te kendisini temsil edecek bu heyetin başına damadı Albay OSMAN BEY' i getirmiş.. Kaptanlığa da daha öncesinde Hint Okyanusunda görev yaptığından ötürü deneyimli diyerek Süvari ALİ BEY'i..
Günler günleri kovalamış , gemiye İmparator Meiji' ye sunulacak hediyeler ile birlikte o dönemki deniz kuvvetlerimizden (bahriye mektebi) mezun en iyi öğrencilerle beraber (bkz: buraya çok dikkat eyleyiniz) ÇOĞU MARANGOZ USTASI 500'E YAKIN MÜRETTEBAT VERİLMİŞ ..Yol boyunca çürüyen tahtaları onarsınlar denilerek (oh may yarebbiii?!?!)..Nasıl? Muhteşem değil mi? =))

"CAPONYADIR HEDEFİMİZ
ORDA SUSHI YİYECEĞİZ
OKYANUSTA SURVIVOR,
SİZİN DEĞİL BİZİM İŞİMİZ"

(- KuP KuP BoY - şşşşşşşşş ;) Matsushita Merkez , ahıllı olsun HERKE"Z")

diyerek çıkmışlar bunlar yolaaa.. sene '889 temmuzu.. İngiltere' nin sömürgeleri olan yerlerde ; Bombay' da , Seylan' ın başkenti Kolombo'da , Singapur' da dura kalka yola devam etmişler. Bu arada Singapur' da Osmanlı sancağını gören halk cidden delirmiş.. Tesadüf bu ya o gün Cuma.. Mola verilince , halk Cuma namazını geminin imamı kılsın falan diyerek galeyana dahi gelmiş..Tabi bu arada bal bal diyince ağızlar tatlanmıyor , hazinenin dibi delinip çil çil altınların sonu gelince bira masasında ilkin tuzlu fıstıklara saldırıp sonrasında fıstık kabuklarını kemiren genç metalciler misali yüzler asılmaya başlamış.Durum padişahımız efendimize emaille bildirilmiş.Saray hemencik Galatalı broker lara koşup 2000 altını bunlara başgöz edip "tokalamış".Parayı EFT ile mi ulaştırmışlar orası bir muamma..Yazmıyordu ben de size aktaramıyorum .. Velhasıl kelam Bunlar Hong Kong , Nagazaki derken Yokohama limanına ulaşmışlar..Japon üst düzey yetkilileri tabii hemen karşılamış bizimkileri ama el adamının o günlerde Japonya içine adım atması yasak..Heyetimizi hemen kendilerine özel olarak tahsis edilen bir yere almışlar ..Ertesi gün kendilerinin rüyalarında dahi görmedikleri 16 millik (?!?!!) bir alana kurulmuş ve o günün parasıyla 500000 japon yeni ile desteklenen devasa bir fuara götürülüp gezdirilmişler..Bu bilgiyi niçin veriyorum? II. Dünya Savaşından sonra şaha kalkan Japonya konulu balon bir yalan da o yüzden!! Bu arada Japonya sosyetesinin gözbebeği olan Ertuğrul gemisinin kaptanı ve komutanı da amanda sushi pek güzel , yahu bu wasabi de bizim hemoroidi tetiklemesin diyerek Japonya turnesi kapsamında turlarlarken ikinci bir ilginç olaya denk gelmişler ve Asya' nın ikinci demokratik seçimlerine şahit olmuşlar..Pek tabii Japonya bu!! Bunu da başarıyla atlatmış ve bilin bakalım ne olmuş? ÇÖPTEN HİÇ SEÇİM PUSULALARI ÇIKMAMIIIIIIŞŞ!! Yani uzun lafın kısası sene 1890 ve JAPON o devirde yine YAPMIŞ yapacağını..
Bu arada bizimkilerin şansına kıran girmesi pek uzun sürmemiş ve tayfamızdan biri koleraya yakalanmış..Elin Japonu ne bilsin kolerayı..O güne dek görmemiş etmemiş .. Akılları durmuş..Yüreklere korku salınınca almışlar hemen gemiyi karantinaya.. Körfezin açığına demirletmişler..Ölen tayfamızı da yakmamızı rica edince Osman Bey, dini usüle göre ancak denize defnedebileceklerini söylemiş..Bunlar cesedi denize defnetmişler ve o sırada tabi 12 kişi daha kapmış şifayı ..Bu kez ölenler yakılmış..Tabii bu arada ilk ceset denize defnedildiği için Japon balıkçılar kazan kaldırmış..Ülkede balık (bakın şuna dikkat çekeyim balığın dünya üzerinde en çok tüketildiği yer Japonyadır!) satışları durma noktasına gelmiş . Şaka gibi değil mi?Bizimkiler bakmışlar olacak gibi değil , bari demişler geminin tamiratını yaptırıp yol alalım..Ona da Japon tershanelerinden terso cevap alınca iş bizim kendi mürettabatımızdaki marangozlara düşmüş..Tamirat bittiğinde aylardan Ekim imiş..Japonya da kasırga mevsimi..Yetkililer yapmayın etmeyin deselerde dinletememişler Osman Bey' e.. Açmışlar yelkeni ve malum son..İki gün sonra tayfuna yakalanan Ertuğrul fırkateyni Kashinozaki deniz fenerinin açıklarında 19 Eylül 1890 sabahında kayalıklara çarparak batmış =(( Kurtulanlar hemen kıyıya çıkıp köylülerin kapısını çalmışlar.. Dilini dahi bilmedikleri insanları karşılarında gören fakir Japon köylüleri , fırtına mırtına dinlemeyip çıkmışlar arama kurtarmaya..Kurtulan 69 mürettebat..Osman Bey ve Ali Bey' in de içinde bulundukları 400 küsür kişiyi de kıyıya taşımışlar ..Mevsim kış, halk fakir , tarım yok bundan kelli boğazlar aç..Buna rağmen ne yapmış bu güzel insanlar? Mürettebatımızı evlerine alıp kendi kışlık azıklarını onlarla paylaşmışlar.İmparator Meiji' de haberi alır almaz bir gemi dolusu erzak ,doktor, hemşire ve ilaç getirmiş.. Yaralar sarılmış ve ölen mürettebatımız Japon yetkililerin büyük jesti ile (çünkü yabancının gömülmesi dahi yasak o günlerde Japonya' da) Kushimoto adasına defnedilmişler..Sonuç olarak bugün 500 küsür Türk denizcisinin Kushimoto Türk Şehitliğinde yatıyor olduğunu bilmem kaçınız biliyor?

http://static.panoramio.com/photos/large/7109535.jpg

Herhangi bir afet durumunda bize her daim ilk yardımı gönderenler arasında yer alan Japonlar bu adetlerini 100 küsür sene önce başlatmışlar..Burdan bir başka dala atlayalım izniniz olursa.. Gelelim Kaptan Ali Bey' e.. O yolculuktan hiç geri dönemeyen Kaptan Ali Bey' in İstanbul' dan yola çıkarken son kez kucakladığı üç yaşında bir de kızı var ..İsmi Neyyire. Babasını hiç unutmamış olacak ki oğluna da Ali ismini vermiş..O ALİ Kİ, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN GELMİŞ GEÇMİŞ EN EFSANEVİ MİLLİ EĞİTİM BAKANI OLACAK , KÖY ENSTİTÜLERİ KURACAK, BUGÜN PEK ÇOĞUMUZUN SEVEREK OKUDUĞU İŞ BANKASI KİTAPLARI SONRADAN ONUN ANISINA ONUN İSMİ VERİLMİŞ BİR SERİ İLE ÇIKACAK..Oğlu da kendisi için şu dizeleri yazacak ..

"Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim"

-Can Yücel -

Şimdiiii gelelim incelememizin 2. kısmına...

------- PEKİ TÜRK NE YAPMIŞ? -------

Sene 1985 ..İran - Irak savaşı yaşanmakta.Emperyalist devletler silah satışı için iki komuşuyu birbirine kırdırmış yan gelip yatıyorlar.. Gelsin paralar..Saddam' ın o zamanlar biti Kuveyt' i işgal ettiği günlerdeki kertede kanlanmış değil..Daha tutturmamış petrolü dolar üstünden satmıcam diye..Ama manyaklık aroması yine aynı..Bir anda bu diktatör kardeşimiz sapıtıp Tahran hava sahasının 24 saat sonra sivil uçaklar için dahi güvenli olmadığını ilan ediverir..Yani gelen sivil de olsa vurucam affetmem deniyor.. Irak dediğin Avrupa'ya kuş uçuşu kaç saat ? Avrupalı 2 saat içinde tüm vatandaşlarını tahliye ediyor..Kalıyor ortada dımdızlak Japonlar!Şimdi diyeceksiniz ki ulan Allahın Japonunun orda ne işi var .. Tahran' daki Nissan fabrikasında çalışan Başmühendis Janichi Numato’nun sorumluluğundaki 215 Japon mühendis ve teknik eleman grubu bu bahsettiklerim..Tahran büyükelçisi Japon havayolu firmalarına başvuruyor ,garanti olmadan uçamayız cevabı alıyor..Seneler önceki KAMİKAZE ruhundan eser kalmamış tabii..Ne yapacağını düşünürken olayı bizim Dışişleri Bakanımıza açıyor ..Hemen kabul ediliyor..Kurtarma operasyonunun başına Ali Özdemir isimli cengaver bir pilot getiriliyor..Uçak Tahran' a varmak üzereyken hava sahasının kapandığı anonsu geliyor..Sonradan insafa mı geliyorlar bilinmez kısa süreli izin veriliyor.Uçak inip Japonlarla beraber havalanıyor..Pilotun kendi ağzından ifadelerini buraya aktarıyorum..

Kapısı açılır açılmaz, çocuk çocuk 215 Japon uçağa doluştular. İran Kulesi'nin yönlendirmesiyle, THY uçağı 15 dakika sonra kalktı ve Saddam'ın açıkladığı saldırı saatinden sadece 3 saat önce İran'dan havalandı. Toplam 9.5 saat süren yolculuğun ardından kaptan pilot Ali Özdemir'in yaptığı ''Welcome to Turkey'' (Türkiye'ye hoş geldiniz) anonsu uçaktaki yolcuları büyük bir sevince boğdu.

5 Şubat 2004 tarihli Hürriyet Gazetesinde yayınlanan bir yazı da Ali ÖZDEMİR olayı kendi ağzından anlatıyor; "10 yıl askerlikten sonra Türk Hava Kuvvetleri'nden THY'ye geçmiştim. Bize bir akşam Tahran'a gitmemiz söylendi. Tahran karışık olduğu için önce Van'a doğru uçtuk. Yakıtımız azalmıştı. Sonra telsizden Tahran'a yönelin dediler. Gidip yolcularımızı aldık. İnerken kurtulanlar alkışladılar, bize kahraman muamelesi yaptılar. 15 Mart 1985 tarihin de 9.5 saat uçuş yaptık."

Özdemir, Japonya'da yayınlanan belgesel programda da uçağın kalkışı beklenirken patlama sesleri duyulduğunu belirterek, '' Uçaksavar füzeleri uçağın 5 metre yakınından geçiyordu.Yine de görevi kabul etmemek aklımızdan bile geçmedi. Orada kalsalardı roket ya da bombayla havaya uçacaklardı. Japonlara karşı Türk milleti olarak sempatimiz vardır. Bu görevi seve seve yine yaparız'' diye konuştu.

Son olarak söyleyeceklerim : Böyle bir millet sevilmesin de napılsın be arkadaş? =) Alın okuyun ,sizi gülümsetecek pek çok garip alışkanlıklarını , korkunç damak tatlarını , hızlı trenlerini , turizmde yaptıkları garip gurup sınıflandırmaları , her duruma özel yaptıkları otomatları ve otomat teknolojilerini açın bir de bu kitaptan okuyun..İnanın hem çok gülecek hem de inanılmaz hoş zaman geçireceksiniz bu kitap elinizde olduğu müddetçe..

10'LUK ETİ CİN için link : https://i.hizliresim.com/8YjOBa.png
not : çileklisinden uzak durun!!
ROCKET SHELL için link :http://c8.alamy.com/...attle-for-EX72B3.jpg

İŞTE YERİ GÖĞÜ İNLETEN ETİ CİN RUHU BUDUR!!!
ETİ CİN DEDİĞİN ÇİLEKLİ DEĞİL PORTAKALLI OLUR!!
Japon yapmış ve ardından japon ne yapmış. Ilk kitap gibi bir çırpıda okunan ve tası tarağı toplayıp japonyada yaşama isteği uyandıran izlenimler. Adamların hayatındaki düzen, saygı, ülkelerine olan bağlılık ve geleneklerini sürdürme hassasiyeti vs . Okudukça karşılaştırma yapmamak elde değıl, çoğu okuduğum hayal etmekten zorlanacaginiz kadar güzel. Insanın kuş olup uçup gidesi geliyor. O kadar güzel anlatmış diplomat ,olumsuzlukları bile, bana göre tek eksiği arada kendı çektiği fotoğraflardan da basabilirdi kitaba, sadece kelimeler bu kadar etkilerken fotoğraf ta olsa tadından yenmez:)))
Japon yapmış ve ardından japon ne yapmış. Ilk kitap gibi bir çırpıda okunan ve tası
tarağı toplayıp japonyada yaşama isteği uyandıran izlenimler. Adamların hayatındaki düzen, saygı, ülkelerine olan bağlılık ve geleneklerini sürdürme hassasiyeti vs . Okudukça karşılaştırma yapmamak elde değıl, çoğu okuduğum hayal etmekten zorlanacaginiz kadar güzel. Insanın kuş olup uçup gidesi geliyor. O kadar güzel anlatmış diplomat ,olumsuzlukları bile, bana göre tek eksiği arada kendı çektiği fotoğraflardan da basabilirdi kitaba, sadece kelimeler bu kadar etkilerken fotoğrafta olsa tadından yenmez:)))
Kaliteli gezi kitapları gibisi yoktur. İyi olanları sizi yazarın koluna takar ve onun hatıralarında adım adım beraberce dolaşırsınız. Oturduğunuz yerden Japonya' yı gezmek istiyorsanız bu kitabı tavsiye ederim. Bununla beraber Japonya'nın neden Japonya olduğunu da emin olun anlayacaksınız.
İkinci kitabı kesinlikle ilkinden daha başarılı olmuş. İlk kitabında ne kadar eğlenerek okuduysam en az o kadar eğlendim tavsiye ederim ancak kitabı roman gibi okumamak gerek zamana yayarak yavaş okunması lazım kısa sürede kitabı bitimemeniz iyiliğinezidir
Yine bir Japon Klasiği ile karşınızdayım! :D Başta çok tereddüt ettim ama sonra bu kadar geç okuduğum için pişman oldum. Dili 1. kitaba göre daha didaktikti, ama yazar yine kalemini konuşturmuş, gülerek okuduğum yerlerin sayısında asla bir azalma yok! Ali Merthan Dündar hocamın Japon Festivalleri ödevi vesilesiyle okudum, gerçekten çok büyük yardımı dokundu. Japonya'ya, Japonlara ya da Japonlara dair en ufak bir şeye ilginiz, merakınız, düşünceniz varsa sakın daha fazla beklemeyin, hemen gidin başlayın. 3. kitapta görüşmek üzere!!
"20 duraklik mesafe katetsen, ama görevliye 2 durak geldiğini söylesen ne olacak? Senin trene nereden bindiğini nasıl anlayabilir?"
Arkadaşım hayretle bana baktı:
" Böyle bir şeyi niye yapayım ki?"
"Yanı ,mesela 750 yen yerine 150 yen ödersin...Çaktın mı köfteyi?"
"Ama böyle bir şey yaparsam tren şirketleri zarar etmeye başlarlar. Dolayısıyla zaman içinde fiyatlari artırmak zorunda kalırlar. Ve benim cocuklarim gelecekte bu hizmetten daha pahalıya faydalanırlar."
Adam ciddi mi diye bir süre yüzünü inceledim. Gayet ciddiydi. Utancımdan deprem olsa yee yarilsa da içine girsem diye bekledim...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Japon Ne Yapmış
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753482455
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çınar Yayınları
Onur Ataoğlu, Japon Yapmış dizisinin ikinci kitabında, Japonya’da yabancı olmayı, günlük hayat koşturmacası içinde Japonya’nın çeşitli kültürel görünümlerini, Japon mutfağını, Japon bahçelerini, akıl ötesi Japon icatlarını, Japon mafyası yakuzayı, sinek avlayan polisleri, dini festivalleri, Japon öcü hikâyelerini, pachinko salonlarını, karaokeli gece hayatını, efsanevi Kodo davul grubunu, “düşlerinin resmini yapan” ünlü sinema yönetmeni Akira Kurosawa’yı, Hiroşima’ya atılan atom bombasından etkilenerek kan kanserinden ölen bir “kız çocuğu”nu, İkinci Dünya Savaşının bittiğinden habersiz, ormanların derinliklerinde saklanarak yaşamaya çalışan Japon Rambolarını, kısacası Japonun neler yaptığını, hem düşündüren hem de eğlendiren bir dille anlatmaya devam ediyor...

Kitabı okuyanlar 25 okur

  • Uğur
  • Deniz Kabuğu
  • Gizem Cici
  • Yağız
  • Mevlüt Kayabaşı
  • Aslı Nur Akaydın
  • Prince
  • Aleyna
  • Hilal
  • Batuhan Yakalı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.9 (6)
9
%35.7 (5)
8
%14.3 (2)
7
%0
6
%7.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0