Joseph Fouche Bir Politikacının Portresi

8,8/10  (19 Oy) · 
37 okunma  · 
16 beğeni  · 
1.244 gösterim
"Fouché, aklını ve iradesini kontrol edebilen, Makyavelist, gözükara, her türlü etik ilkeden yoksun, değişen ideolojilere aynı hızla uyum gösteren, iktidar zevkini maskeleyebilen bir politikacı tipidir. Zweig, Fouché'nin şahsında sadece bir politikacıyı değil, çıkar ve amaçlarını her şeyin üstünde tutan, bu uğurda önündeki her şeyi ve herkesi ezip geçen, kendini, sadece kendini düşünen insanı anlatmaktadır aslında."
-Gülperi Sert

Stefan Zweig, bu ünlü biyografik yapıtında, Fransız Devrimi'nin en kanlı günlerinde "Lyon Kasabı" adıyla tarihe geçen Fouché'nin öyküsünü anlatıyor. Fouché, devrimden terör dönemine ve monarşiye, tek başına siyasetin yönünü belirleyen her devrin adamı. Balzac'ın deyişiyle, "psikolojik açıdan çağının en ilginç karakteri." Zweig'ın, örneklerine günümüzde de sık sık rastladığımız bir politikacı tipini gözler önüne seren bu yapıtını Gülperi Sert'in çevirisiyle sunuyoruz.
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2007
  • Sayfa Sayısı:
    256
  • ISBN:
    9789750707940
  • Orijinal Adı:
    Fouche, Bildnis Eines Politischen Menschen
  • Çeviri:
    Gülperi Sert
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
mehmet pak 
 10 Ağu 00:21 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Biyografi kitabı okumayı Stefan Zweig ile sevmeye başladım. Üç Büyük Usta: Balzac, Dickens, Dostoyevski eserinden sonra, Joseph Focuhe Bir Politikacının Portresi eserinde Fransız Devrimi döneminde gizli ama bir o kadar önemli bir rol oynayan Focuhe'yi tanırken, dünden bugüne iktidar hırsının kişileri nasıl bir noktaya getirip, nasıl bir canavara dönüştürebileceğine şahit oluyoruz. Monarşiden Cumhuriyet devrimine geçişte iktidar burjuvazinin mi olacaktır, yoksa proleterlerin mi? Tam bu arada Kemal Tahir 'in Esir Şehir İnsanları eserinde geçen şu sözü aklıma geldi:'' Meşrutiyet bu memlekete hürriyet getirmiş. Bu yüzde yüz. Ama bu hürriyeti getirip kime teslim etmiş bilir misin ? Hürriyeti dövüşerek elinden aldığı despot takımına.'' Evet Fransız devriminde ise iktidar burjuvaziye teslim edilmişti. Özgürlükler noktasında eşitlik nağraları atanlar, iş paraya döndüğünde sırtlarını döndükleri milyonlar vardır... '' Devrim'in eylem adamları, düşün insanları, kahramanları ve desperadoları çoktan öbür dünyaya göç etmişti: Geride sadece gevezeler kalmıştı. '' Evet devrimin bu büyük insanları ya giyotine yada hapishanelere gönderilmişti. Meydan, nabza göre şerbet veren yanar döner, her an saf değiştirmeye müsait, kendilerini güce peşkeş çeken, sinsi, dün kralcı, bu gün cumhuriyetçi, yarın komünist, bir sonraki gün muhafazakar olan, Joseph Fouche lere kalmıştı. O ahlaksız bir siyasetçidir. Gerçi siyasetin içinde ahlaklı bulmak çok zor, olanlarda hücrelerde değil mi?

İktidar diyor Zweig. Şahsi iktidar hırsları nedeniyle hiç düşünmeden kendi ülkelerini ve dünyayı cehenneme çevirebilecek liderler ve bunlara biat edip koşulsuz sadık kalan milyonluk yığınlar. Öyle bir hırs ki bu iktidar hırsı koltuğunuzun sallandığını hissettiğiniz anda binlerce insanı gözünüzü kırpmadan ölüme gönderebilirsiniz. Hemde bunu vatan için yaptığınızı söylersiniz. Bir kaç bin insanın ölmesi çok önemli değildir. Ne de olsa uğruna can verilecek bir vatanımız var. Harbiden canımızı vatanımız için mi veriyoruz? Yoksa liderlerin yüzdelik oy dilimleri için mi? Çıkarlar menfaatler çatıştığında bir gün önce dost bildiklerimizi bir gün sonra düşman ilan edip halklar arasına aşılmaz düşmanlık tohumlarını atıp,tamiri oldukça zor olan gerilimleri yaratmaktan asla kaçınmazsınız. Ne kadar tanıdık değil mi ? Ah yedi Haziran... ''Ey bahtsız, ey boş konuşan adam, hangi hakla, aklın asasını,masumluğun elinden alıp kötülüğün eline verirsin? Hangi hakla, doğanın üzerine ölümün örtüsünü atarsın, felaketi daha da ümitsiz kılarsın, suçluları temize çıkarır, erdemi karartır ve insanlığı alçaltırsın ?''

Liderler diyor Zweig yaptıkları yanlışları kendilerine gösteren insanları asla sevmezler. Hele bir de bu yanlışları milyonluk yığınlara gösteriyorlarsa. İlk fırsatta fişleri çekilecek arasındadırlar. O yüz den mi hapishaneler bu insanlarla dolu? O yüzden mi basın ve yayın üzerinde bu kadar çok baskı var? O yüzden mi kapatılıyor onlarca televizyon kanalı,onlarca gazete ve dergi.Hatta çizgi film kanalları. Zweig haklı.

Seviyorum edebiyatı, okumayı, okutmayı. Her okuduğum kitapta anlatılan konuları kendi ülkemdeki olaylarla kıyaslıyorum. Ve diyorum ki doğru yoldasın. Beynin doğru analizler yapıyor. Edebiyat kolay kolay yanıltmaz değil mi? Gözleri henüz tam anlamıyla kör olmamış, yüreği kararmamış, beyin atrofisi yaşamamış, akıl ve vicdanın önünde aşılması imkansız tabuları olmayan herkesin, dünya siyasetini, liderlerin koltuklarının devamlılığını sağlamak için, ne kadar acımasız olabileceklerini anlamları ve görmeleri için ideal bir eser...

Deniz-ays 
17 Ara 2015 · Kitabı okudu · 4 günde

Stefan Zweig; tartışılmaz bir yazar. Kitabında; Fransız Devrimi'nin en kanlı günlerinde tarihe geçen Fouché'nin öyküsünü anlatıyor. Normalde biyografi okumayı pek tercih etmesemde, hiç sıkılmadan okuduğum bir kitap oldu. Yaşanmış olayların anlatılması, insanın hayatına yön vermesi açısından da kişisel gelişim kitabı niteliğinde. Sadece Fransa tarihini değil, birçok toplumun ve halkın kaderini değiştiren; Fouche' nin politikacı yönü, insan ilişkileri, dahi zekasının( çıkarcı tarafı daha baskındır) ele alındığı muhteşem bir eser. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca okuduktan sonra Fouche'nin günümüzdeki politikacılarla nekadar benzerlik gösterdiğini göreceksinizdir.

Bu kitapta bir zamanlar Napoleon gibi güçlü bir imparatora kafa tutmuş, onunla alay edercesine siyaset oyunları yapmış bir isimi josephfouche yi tanıdım. Ama ne tanıma!
İhanet edecek kimseyi bulamayınca kendine bile ihanet eden bir siyasetçi, esen rüzgara göre yön değiştiren, dolap çevirmeyi seven soğukkanlı, sırlarla dolu bir devlet adamı.
Ama onun gibi ünlü bir siyasetçi bile o bile en sonunda yapayalnız kalabiliyor... Stefan Zweig bu kitabıyla, çok başarılı bir dil kullanarak , siyasetçilerin nasıl da ahlak ve insani değerlerden , gün geçtikçe uzaklaştığını çok güzel sunmuş...

Kübra Yılmazsoy 
04 Şub 2016 · Kitabı okudu · 21 günde · Beğendi · 8/10 puan

Akıl yalnızca çıkarlar doğrultusunda kullanılmalı ve güç daima seninle olmalı.
Yaptığı siyasetle tamamen bir bukalemunu andıran Fouche, Fransız İhtilalinin en etkin fakat bilinmeyen adamlarındandır. Karaktersizliğini ve güvenilmezliğini her zaman tam yerinde kullanan bu adam bir kilisede matematik öğretmenliğinden Otranto düküne yükselişi ve Napolyonu bile korkutan keskin zekası Machiavelle siyasetini çok güzel yansıtmıştır.

Kitaptan 33 Alıntı

mehmet pak 
30 Tem 14:56 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Yeryüzünde bir tek mutsuz kişi bile kalsa, özgürlüğün daha ileriye, daha ileriye doğru devam etmesi gerekir.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 45 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 45 - Can Yayınları)
mehmet pak 
01 Ağu 12:03 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Çünkü mutlak hükümdarlar yaptıkları bir hatayı, bir haksızlığı kendilerine gösteren bir insana asla minnettar olmazlar.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 149 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 149 - Can Yayınları)
mehmet pak 
03 Ağu 09:59 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Kibirlilik ve kahramanlık, ne olursa olsun, yeryüzünde elde edilebilecek tüm şeylerin en korkuncudur.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 167 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 167 - Can Yayınları)

O fikirlerin değil, zamanın peşindedir; zaman ne kadar hızlı akarsa o da peşinden o kadar hızlı koşacaktır.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 36 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 36 - Can Yayınları)
mehmet pak 
30 Tem 17:59 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Burjuva Devrimcileri.
Olabildiğince çok özgürlükten ve bol bol da kardeşlikten söz etmeyi yeğlemişlerdi, ama para ve mülk söz konusu olduğunda, eşitlikten pek fazla bahsetmiyorlardı.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 106 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 106 - Can Yayınları)

"Çünkü iktidar, görenleri taş eden periler gibidir!
Onu bir kez gören, bakışlarını bir daha ondan ayıramaz.
Hüküm vermenin sarhoşluğunu birkez tatmış olan,
bundan asla vazgeçemez!"

Joseph Fouche, Stefan ZweigJoseph Fouche, Stefan Zweig

Örnek insanlar her zaman bütün bir kuşağı yüceltmiş ya da çökertmiştir.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 141 - Can)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 141 - Can)

O güne kadar devrim hep haklı olduğunun düşünülmesini istemiş, bütün sorumlulukları da üstlenmişti - o günden başlayarak ürkekçe de olsa, haksızlık yapmış olabileceğini itiraf etmektedir ve liderleri de onu inkar etmeye başlamışlardır. Oysa her düşünsel inanç, her ideoloji, koşulsuz biçimde haklı olduğunu, kusursuz olduğunu inkar etmeye başladığı an, en içten gücü kırılmış olur.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 96 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 96 - Can Yayınları)
mehmet pak 
30 Tem 17:21 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Zaten meclisten ne bekleyebilirdi ki? Komisyon birinin kellesini istediğinde, evet demekten başka bir şey bilmeyen bu korkak ve ürkek koyun sürüsünden ne bekleyebilirdi ki?

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 89 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 89 - Can Yayınları)
mehmet pak 
30 Tem 17:06 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Ey bahtsız, ey boş konuşan adam,hangi hakla, aklın asasını,masumluğun elinden alıp kötülüğün eline verirsin? Hangi hakla, doğanın üzerine ölümün örtüsünü atarsın, felaketi daha da ümitsiz kılarsın, suçluları temize çıkarır, erdemi karartır ve insanlığı alçaltırsın ?

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 83 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 83 - Can Yayınları)
4 /