Joseph Fouche Bir Politikacının Portresi

9,2/10  (14 Oy) · 
28 okunma  · 
12 beğeni  · 
1.076 gösterim
"Fouché, aklını ve iradesini kontrol edebilen, Makyavelist, gözükara, her türlü etik ilkeden yoksun, değişen ideolojilere aynı hızla uyum gösteren, iktidar zevkini maskeleyebilen bir politikacı tipidir. Zweig, Fouché'nin şahsında sadece bir politikacıyı değil, çıkar ve amaçlarını her şeyin üstünde tutan, bu uğurda önündeki her şeyi ve herkesi ezip geçen, kendini, sadece kendini düşünen insanı anlatmaktadır aslında."
-Gülperi Sert

Stefan Zweig, bu ünlü biyografik yapıtında, Fransız Devrimi'nin en kanlı günlerinde "Lyon Kasabı" adıyla tarihe geçen Fouché'nin öyküsünü anlatıyor. Fouché, devrimden terör dönemine ve monarşiye, tek başına siyasetin yönünü belirleyen her devrin adamı. Balzac'ın deyişiyle, "psikolojik açıdan çağının en ilginç karakteri." Zweig'ın, örneklerine günümüzde de sık sık rastladığımız bir politikacı tipini gözler önüne seren bu yapıtını Gülperi Sert'in çevirisiyle sunuyoruz.
(Tanıtım Yazısından)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2007
  • Sayfa Sayısı:
    256
  • ISBN:
    9789750707940
  • Orijinal Adı:
    Fouche, Bildnis Eines Politischen Menschen
  • Çeviri:
    Gülperi Sert
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Deniz-ays 
17 Ara 2015 · Kitabı okudu · 4 günde

Stefan Zweig; tartışılmaz bir yazar. Kitabında; Fransız Devrimi'nin en kanlı günlerinde tarihe geçen Fouché'nin öyküsünü anlatıyor. Normalde biyografi okumayı pek tercih etmesemde, hiç sıkılmadan okuduğum bir kitap oldu. Yaşanmış olayların anlatılması, insanın hayatına yön vermesi açısından da kişisel gelişim kitabı niteliğinde. Sadece Fransa tarihini değil, birçok toplumun ve halkın kaderini değiştiren; Fouche' nin politikacı yönü, insan ilişkileri, dahi zekasının( çıkarcı tarafı daha baskındır) ele alındığı muhteşem bir eser. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca okuduktan sonra Fouche'nin günümüzdeki politikacılarla nekadar benzerlik gösterdiğini göreceksinizdir.

Bu kitapta bir zamanlar Napoleon gibi güçlü bir imparatora kafa tutmuş, onunla alay edercesine siyaset oyunları yapmış bir isimi josephfouche yi tanıdım. Ama ne tanıma!
İhanet edecek kimseyi bulamayınca kendine bile ihanet eden bir siyasetçi, esen rüzgara göre yön değiştiren, dolap çevirmeyi seven soğukkanlı, sırlarla dolu bir devlet adamı.
Ama onun gibi ünlü bir siyasetçi bile o bile en sonunda yapayalnız kalabiliyor... Stefan Zweig bu kitabıyla, çok başarılı bir dil kullanarak , siyasetçilerin nasıl da ahlak ve insani değerlerden , gün geçtikçe uzaklaştığını çok güzel sunmuş...

kübra yılmazsoy 
04 Şub 2016 · Kitabı okudu · 21 günde · Beğendi · 8/10 puan

Akıl yalnızca çıkarlar doğrultusunda kullanılmalı ve güç daima seninle olmalı.
Yaptığı siyasetle tamamen bir bukalemunu andıran Fouche, Fransız İhtilalinin en etkin fakat bilinmeyen adamlarındandır. Karaktersizliğini ve güvenilmezliğini her zaman tam yerinde kullanan bu adam bir kilisede matematik öğretmenliğinden Otranto düküne yükselişi ve Napolyonu bile korkutan keskin zekası Machiavelle siyasetini çok güzel yansıtmıştır.

Kitaptan 16 Alıntı

O fikirlerin değil, zamanın peşindedir; zaman ne kadar hızlı akarsa o da peşinden o kadar hızlı koşacaktır.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 36 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 36 - Can Yayınları)

Örnek insanlar her zaman bütün bir kuşağı yüceltmiş ya da çökertmiştir.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 141 - Can)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 141 - Can)

O güne kadar devrim hep haklı olduğunun düşünülmesini istemiş, bütün sorumlulukları da üstlenmişti - o günden başlayarak ürkekçe de olsa, haksızlık yapmış olabileceğini itiraf etmektedir ve liderleri de onu inkar etmeye başlamışlardır. Oysa her düşünsel inanç, her ideoloji, koşulsuz biçimde haklı olduğunu, kusursuz olduğunu inkar etmeye başladığı an, en içten gücü kırılmış olur.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 96 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 96 - Can Yayınları)

"Çünkü iktidar, görenleri taş eden periler gibidir!
Onu bir kez gören, bakışlarını bir daha ondan ayıramaz.
Hüküm vermenin sarhoşluğunu birkez tatmış olan,
bundan asla vazgeçemez!"

Joseph Fouche, Stefan ZweigJoseph Fouche, Stefan Zweig

Kötü yönetilen rüşvetçi krallıkta toplumun alt tabakasına yer yoktur şimdilik; dolayısıyla çeyrek yüzyıl sonra, onca zamandır ondan esirgenen, ellerini açıp yalvardığı her şeyi yumruğunun gücüyle talep etmesinde şaşılacak bir şey yoktur.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 17 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 17 - Can Yayınları)

Cinayetin canavar tahumu, öldürmeyi düşünsel düzlemde onaylamaktan doğar. Fransız devrimcilerinin kabahati kandan değil, kanlı sözlerden sarhoş olmalarıdır; Halkı coşturmak ve kendi kendilerine ne denli radikal olduklarını belgelemek üzere kan damlayan bir jargon yaratmış ve sürekli hainlere, darağaçlarına dair fanteziler üretme budalalığına düşmüşlerdir. Ama halk kendinden geçip sarhoş olunca, tahrik edici bu boş sözlerin etkisine kapılıp "lazımdır" diye ilan edilen "sert önlemler"i gerçekten talep edince liderlerin direnecek cesareti olmamıştır: Giyotin hakkındaki konuşmalarının yalan olarak addedilmemesi için birilerini giyotine göndermek zorundadırlar. Eylemleri kaçınılmaz olarak o çılgın sözlerinin peşinden gitmelidir; kimse halk hatırına başlatılan bu kovalamacada diğerlerinin gerisinde kalmayı göze alamadığı için dehşetengiz bir yarıştır başlar. Yerçekiminin karşı konulmaz kuvveti misali bir idam, bir diğerini getirir peşinden: Kan damlayan sözlerle başlayan kumar oyunu gitgide vahşileşerek bir kelle yarışına varır; binlerce insanın bu şekilde kurban einsanın, zevkten de değildir ihtirastan da; hele kararlılıktan hiç değildir; sadece politikacıların kararsızlığındandır, partililerin halka karşı duracak yürekliliği göstermemelerindendir: Yani korkaklıktandır. Yazık ki dünya tarihi çoğunlukla tasvir edildiği gibi sadece insan cesaretinin değil, insan korkaklığının da tarihidir; politika, inanılmak istendiği gibi salt kamusal kanaatin yönetilmesi değil, liderlerinin kendi yarattıkları ve etkiledikleri iradeye köle gibi boyun eğmeleridir.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 58 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 58 - Can Yayınları)

Bu olayla birlikte Fauche, Bonaparte karşısında saygınlık kazanır ama onun sevgisini kazanamaz. Zira otokratlar hatalarına, haksızlıklarına dikkat çeken kimselere asla minnet duymazlar ve savaş esnasında kralın hayatını kurtaran, bir bilgenin isabetli öğüdü uyarınca hemen kaçmak yerine kralın müteşşekkir kalmasını bekleyen ve bu arada kellesini yitiren Plutarkhos hikayesi ebediyen geçerli kalır. Krallar kendilerini bir zaaf anında görenleri, despot mizaçlar kendilerinden bir kez olsun daha akıllı çıkan danışmanlarını sevmezler.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 141 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 141 - Can Yayınları)

Özellikle en kuvvetli kişilikler kader anının zirve noktasında adeta ruhları felç olmuşcasına tuhaf bir kararsızlığa kapılırlar. Düşürülüşü sırasında Wallenstein, 9 Thermidor gecesi Robespierre ve hatta son savaşın liderleri; hepsi özellikle de aceleci davranmanın daha az hataya mal olabileceği yerlerde talihsiz bir kararsızlık gösterirler. Napoleon parlementoya katılır, ilgisizce dinleyen bir kaç bakanın karşısında konuşur, özellikle de geleceğini tayin edeceği dakikada boş yere tüm hataların üzerinde durur, yakınır, hayallere kapılır, kah rol yaparak kendine acır lakin cesur davranmaz. Konuşur lakin harekete geçmez.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 237 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 237 - Can Yayınları)

İçsel pusulası başarı doruğunun aşıldığını hissetmektedir bir şekilde, o yüzden iradesinin ibresi titreşerek bir kutuptan diğerine savrulmaktadır. İsteksizce, gerçek bir ümide kapılmaksızın her tür anlaşmaya hazır olarak nihayet yeniden sefere çıkar bu zafer müptelası. Lakin Nike hiçbir zaman tevazuyla eğilmiş bir başın üzerinde süzülmez.

Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 221 - Can Yayınları)Joseph Fouche, Stefan Zweig (Sayfa 221 - Can Yayınları)

Bir Politikacının Portresi
Ne yazık ki dünya tarihi, çoğu kez anlatıldığı gibi, sadece insan cesaretinin tarihi değil, insan korkaklığının da tarihidir. Siyaset de öyle sanıldığı gibi kamunun yönetilmesi değil, liderlerin kendilerinin yaratıp etkiledikleri aynı makamın önünde kul köle olup eğilmesidir. İşte böyle çıkar savaşlar: Tehlikeli sözcüklerle oynamaktan, ulusal tutkuların aşırı kışkırtılmasından ve politik suçlardan; yeryüzünde hiçbir kötülük ve canilik insan korkaklığı kadar kan dökmemiştir.

Joseph Fouche, Stefan ZweigJoseph Fouche, Stefan Zweig
2 /