K Dergisi - Sayı 179 (2010)

·
Okunma
·
Beğeni
·
46
Gösterim
Adı:
K Dergisi - Sayı 179
Alt başlık:
2010
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
36
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alkım Basım
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
" Kişisel, toplumsal yahut siyasal hiçbir darbe, aklın, anlayışın, dayanışmanın ve sevginin karşısında duramazdı. "
" Amerikan edebiyatının devlerinden biri olduğu çok sonraları kabul edilen başyapıtı Moby Dick'ten, üç bin adetlik ilk baskısının 'bir türlü tükenemediği' on dokuz yıl boyunca yalnızca beş yüz dolar kazanmak, bir ara yazdığı her şeyi yayımcısının yanan ofisinde kaybetmek, belki de en kötüsü yalnızca yazmak isterken sürekli olarak yapmak istemediği işlerde çalışmak durumunda kalmış bir adamın hayatını yaşayan Melville, 72 yaşında öldüğünde, cenazesine katılan pek az kişinin aklından, değeri ancak 20. yüzyılda anlaşılacak büyük bir yazarın cenazesinde bulundukları geçmemiştir herhalde. "
" Bir aşk 20 sene yaşar mı diye sordu adam. Kadın cevap vermedi. Bir kitap açtı ve 20 yıl sonra yine aynı şiiri okudu. "
Vapurdan inip, meydanı geçti ve yokuşun başında biraz soluklandı. Sonra ceketinin eteklerini savurarak yukarı doğru çıkmaya koyuldu. Temmuz sıcağı iyice artınca, kolalı yakasındaki boyunbağını gevşetti. Enikonu harap olmuş, sağındaki solundaki payandalar olmasa çoktan yıkılacak Hadım Hasan Paşa Medresesi'nin bahçesinde kısa bir mola verdi.

Cezeri Kasım Paşa Camii'nin önünden geçti. İncili Çavuş, Hoca Rüstem Mektebi ve Ceridehane sokaklarında bir süre eğlendi. Ahmet İhsan ve Ortaklarına ait Alem Matbaası'na baktı. Tekrar " yokuş " a döndü. İkbal Kütüphanesi'nin üstündeki Suci Kusti'nin dükkanına çıkıp çıkmamayı düşündü. Çıktı mutlaka içeride Filozof Rıza Tevfik, Ebüziya Tevfik, Avram Naon, İsak Firura gibi ünlü gazeteci ve yazar arkadaşlarından birkaç tanesini bulacaktı.

Belki de yorgunluktan üşendi. “ Yokuş ” boyunca avare avare çıkmaya devam etti. Mihran Matbaası, İkdam Gazetesi, Tahir Bey Matbaası, Arapça basılan El Malumat ve Fransızca yayımlanan Servet gazetelerinin önünden geçti. Meserret Apartmanı'nın yanından Ebussuud Caddesi'ne girdi. Kirkor Faik'in Asır ve Aragel'in Numune adlı kitapçı dükkanlarının vitrinlerinde boy gösteren yeni kitaplara bir göz attı.

Ansızın onu gördü. Koyu gri bir ' jaketetay ' giymiş, yüzüne asil bir güzellik veren sivrice sakallı, yaylı kaşları, geniş şakakları ve yumuşak gözleriyle yokuştan aşağı inmekte olan Abdülhak Hâmit'i gördü. Abdülhak Hâmit'in yanında yürüyen eşi “ sarışın bir ışık “ halindeki Lüsyen Hanım'ı da gördü. Selamlaştı. Biraz daha çıktı ve bu kez de Tevfik Fikret'i gördü. Fikret'in arkasında sadakor bir elbise, elinde ipekten ve saman sarısı bir şemsiye vardı. İçinden yükselen “kırık bir Rübab” ve ondan çıkan “bir bomba, bir duman, bir Rübab-ı Şikeste” seslerini duyar gibi oldu. Selamlaştı.

Yokuş yukarı çıkmaya devam etti. Derken Cenap Şahabettin'le karşılaştı. Koyu duman rengi bir elbise, ' fantezi ' bir yelek giymişti. “ Az şık, çok süslüydü. “ Cenap Şahabettin'i görünce o yaz sıcağında ansızın “ gökten hayaller gibi düşen karları “ hatırladı. Selamlaştı.

Sonra “ başında lacivert bir bere, sırtında kaşmir bir ceket “ bulunan Halit Ziya Uşaklıgil'i gördü. Uşaklıgil'in elinde bir ' vesika ekmeği ' yani Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı sıkıntılar nedeniyle satın alınması izne bağlanan bir ekmek, mısır koçanı ve süpürge otu tohumundan yapılmış küçük bir somun vardı. Nedir, Uşaklıgil Aşk-ı Memnu'nun Nihal'i ile Bihter'ini yanına almayı da ihmal etmemişti. Selamlaştı.

Yokuşu çıkmayı sürdürdü. Hüseyin Cahit'i, Süleyman Nazif'i, Rıza Tevfik'i, Mehmet Akif'i, Mehmet Cemal Kuntay'ı, Ahmet Haşim'i, Ziya Gökalp'i, Enis Behiç'i, Yahya Kemal'i, Ömer Seyfettin'i, Mahmut Yesari'yi de gördü. Selamlaştı.

Sonra en beğendiği yazarın yazısını incelemeye başladı.
Ordudan atılan bu gencin yazılarını çok beğeniyordu. Onun “ Biz Gözümüzü Budaktan Sakınmayız “ başlıklı makalesini de okudu ve yine tedirgin oldu. Aziz Nesin adlı bu yazarın yazdıkları, hükümet tarafından pek hoş karşılanmıyordu. Yakın dostluk kurduğu bakanlar, her defasında Aziz Nesin'in işine son vermesini, aksi halde derginin sonunun iyi olmayacağını açık açık söylüyorlardı.

İçini çekti...

Pencereden görülen İran Elçiliği'nin kıvrımlı binasına bakarak çayını içip bitirdi. Sonra üzerinde kırmızı harflerle “ Akbaba “ yazan kağıtlardan birini aldı. Yeşil mürekkepli dolma kalemle kağıda “ basıla “ diye yazdı ve günün tarihini koyup imzasını attı.

(…)
" 1922'den beri dostu olan Theodor Adorno, onu hastalığı döneminde yalnız bırakmamıştı. 1941'de kalbinden rahatsızlanan Horkheimer'ın, New York'tan ayrılıp iklimi daha yumuşak bir yere gitmesi önerilince, iki dost birlikte Kaliforniya' ya gittiler ve Santa Monica yakınlarındaki Pasifik Palisades'e yerleştiler.

Horkheimer ve Adorno burada ortak çalışmaları Aydınlanmanın Diyalektiği'ni kaleme alacak; Horkheimer, Işığı Sönen Akıl'ı bu dönemde yazacaktı. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
K Dergisi - Sayı 179
Alt başlık:
2010
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
36
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alkım Basım

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Ugur ozel
  • oblomov_klonu
  • özlem

Kitap istatistikleri