Adı:
Ka
Baskı tarihi:
Şubat 2004
Sayfa sayısı:
423
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750500534
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ka (1996)
Çeviri:
Eren Cendey
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Gökyüzü ansızın bir kartalın karanlığına gömüldü. Menekşe rengine çalan parlak kara tüyleri, bulutlar ve yeryüzü arasında hareketli bir perde oluşturmuştu. Pençelerine asılı duran, korkudan kaskatı kesilmiş devasa fil ve kaplumbağayla birlikte, dorukları sıyırıp geçiyordu.
İtalya’nın tanınmış entelektüellerinden Roberto Calasso, Vedalar, Upanishadlar ve Mahabharata’daki öyküler arasında gezinerek kadim ve unutulmuş bir tanrıyı, Ka’yı ararken, bu öyküleri usta kalemiyle yeniden üretiyor ve bizlere dünyamızın büyük kültürlerinden birinin, Hint uygarlığının iklimini yaşatıyor. 
Başlangıçta, öyküler bilgiye konan şerhlerden başka bir şey değildi; ama yavaş yavaş, ateş sunağının tuğlaları arasında otlar nasıl biterse, bilginin arasındaki boşluklarda da öyküler için harcanan zaman büyüdü, genişledi, çoğalarak yeni öyküler türetti ve sonunda, ilk kez bir perde arası gösterisi gibi sinsice ortaya çıktığı bilgi yapısının tümünü sarmaladı. Edebiyat böyle başladı. Edebiyat kurban törenlerine verilen aralarda serpilip gelişir. Önce bir ottur, sonra çatlaklara sızarak tuğlaları içten çatlatan sarmaşıktır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ka
Baskı tarihi:
Şubat 2004
Sayfa sayısı:
423
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750500534
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ka (1996)
Çeviri:
Eren Cendey
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Gökyüzü ansızın bir kartalın karanlığına gömüldü. Menekşe rengine çalan parlak kara tüyleri, bulutlar ve yeryüzü arasında hareketli bir perde oluşturmuştu. Pençelerine asılı duran, korkudan kaskatı kesilmiş devasa fil ve kaplumbağayla birlikte, dorukları sıyırıp geçiyordu.
İtalya’nın tanınmış entelektüellerinden Roberto Calasso, Vedalar, Upanishadlar ve Mahabharata’daki öyküler arasında gezinerek kadim ve unutulmuş bir tanrıyı, Ka’yı ararken, bu öyküleri usta kalemiyle yeniden üretiyor ve bizlere dünyamızın büyük kültürlerinden birinin, Hint uygarlığının iklimini yaşatıyor. 
Başlangıçta, öyküler bilgiye konan şerhlerden başka bir şey değildi; ama yavaş yavaş, ateş sunağının tuğlaları arasında otlar nasıl biterse, bilginin arasındaki boşluklarda da öyküler için harcanan zaman büyüdü, genişledi, çoğalarak yeni öyküler türetti ve sonunda, ilk kez bir perde arası gösterisi gibi sinsice ortaya çıktığı bilgi yapısının tümünü sarmaladı. Edebiyat böyle başladı. Edebiyat kurban törenlerine verilen aralarda serpilip gelişir. Önce bir ottur, sonra çatlaklara sızarak tuğlaları içten çatlatan sarmaşıktır.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Rabia Özdemir

Kitap istatistikleri