Kabil’in Gizli Kızları Erkek Kılığındaki Afgan Kızlarının Bilinmeyen Hikayesi

9,3/10  (4 Oy) · 
5 okunma  · 
3 beğeni  · 
479 gösterim
Araştırmacı gazeteci Jenny Nordberg, kız çocuğu olarak büyümenin ne anlama geldiğine dair fikirlerinizi baştan aşağı değiştirecek gizli bir geleneği gün yüzüne çıkarıyor.


Neredeyse tamamen erkeklerin hakim olduğu bir kültür olan Afganistan’da bir oğulun doğumu kutlama sebebiyken bir kızın doğumu genelde talihsizlik olarak görülüp matemle karşılanır. Bacha posh (Afgan Farsçasında tam olarak “erkek çocuğu gibi giyinmiş” manasına gelir) bir süreliğine erkek çocuğu gibi yetiştirilen ve dış dünyaya böyle tanıtılan bir kız çocuğudur. Bu olguyu New York Times için haberleştiren muhabir Jenny Nordberg, kadınların neredeyse hiçbir haklarının olmadığı ve çok az özgür oldukları, cinsiyetlerin derinden ayrıştığı bir toplumun diğer yüzünde gizlice yaşayanların güçlü ve etkileyici hikâyesini anlatmıştır.


“Afganistan ham bir ataerkillik hikayesidir. Dolayısıyla aynı zamanda kadın ve erkek atalarımızın sürdürdüğü yaşamlardan unsurlar taşıyan Batı tarihinin de bir hikayesidir.”


“Cinsiyet bizim için güzellik, aşk ve sihir yüklüdür. Erkeklerle kadınlar “farklı”dır, çünkü biz çoğu zaman bu farklardan yararlanırız ve çünkü bu nosyanlarla oynamayı ve bunları geliştirmeyi severiz. Cinsiyet, keşfedebildiğimiz bir bilinmezdir gerçi iki farklı cinsiyetten oluşan ikili tanımın kurcalanması birçok kişiyi huzursuz eder.”


Kabil’in Gizli Kızları aynı zamanda heteroseksüelmiş gibi davranmak zorunda kalan Amerikan deniz piyadesinin, Nazi Almanyası’nda protestanmış gibi davranan Yahudi ailenin, ten rengini açmaya çalışan siyahi bir Güney Afrikalı’nın hikayesidir.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    336
  • ISBN:
    9789750837098
  • Çeviri:
    Şahika Tokel
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aysun Çelik 
24 Ara 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

"Bu dünyada her şey olmak isterdim ama kadın olmak değil." diye başlıyor kitap. Devamında okuyacaklarınız ise bu cümleden çok daha üzücü. İsveç'li bir araştırmacı gazeteci olan Jenny Nordberg'in Afganistan'da sayıları hiç de az olmayan bacha posh'ların peşine düşmesinin hikayesi, yani erkek kılığındaki kadınların.

Okuyan herkesin hem karşı cinsten hem de hemcinslerinden utanç, öfke, kin ve nefret duyacağını garanti ederim. Ataerkil sistemde, erkek çocukları doğar doğmaz birer tanrı olarak yüceltilirken, kız çocukları gereksiz bir yük olarak görülüyor. Sadece erkekler değil, kız çocuk doğuran bir kadını diğer kadınlar dahi aşağılıyor. Kadın, her şeyden mahrum bırakılıyor. Görüntüsüne, gülüşüne, yürüyüşüne ve hatta nefes almasına kadar erkeğin yönetimi altında. Bir birey olmaktan fazlasıyla öte, doğduğunda babasının ve erkek kardeşlerinin evlendiğinde ise kocasının hizmetçisi, kölesi. Kadın olarak tek sorumluluğu doğurmak, son nefesini verene dek doğurmak ama tabi öyle boşu boşuna kızlar doğurmak değil, şöyle şanlı erkekler doğurmak.

Okuduklarım kesinlikle ürkütücüydü. Birinin çıkıp bu okuduklarımın asla gerçek olamayacağını, yalnızca hayalgücü zengin bir senaristin elinden çıkan bir senaryo olduğunu söylemesini o kadar çok isterdim ki. O zaman kusursuz bir cehennem tasviri olduğunu söyleyip tebrik edebilirdim kuşkusuz. Ama sağlıklı bir zihnin otomatikman reddedeceği bu gerçekler kafama birkaç mermi yemişim gibi hissettiriyor. Sanki Afganistan'ı, Suriye'yi ilk defa duymuşum gibi mi davranıyorum? Hayır! Ortadoğu cehenneminden yayılan bu ateşli hastalığı Türkiye'nin de kaptığından endişeleniyorum. Doğuştan ikiz olmasak bile gün geçtikçe ne kadar benzediğimizi farketmenin sarsıntısı bu. Erkeklikleriyle gurur duyan insancıklar, umarım geç olmadan anlarsınız gidişattan olumsuz etkilenenlerin yalnızca kadınlar olmadığını, olmayacağını.

Söyleyecek çok söz var ama beynime saplanan mermiler düşüncelerimi dağıttığı için toparlayamıyorum. Son olarak şunu eklemek istiyorum, doğuştan kazanılan hiçbir şey sizi üst-insan yapamaz: sırf zengin bir ailenin çocuğu olduğunuz için doğar doğmaz milyoner olabilirsiniz, hristiyan (veya müslüman) bir ülkede doğup tek doğru dine mensup olduğunuz için minnet duyabilirsiniz, doğduğunuz andan itibaren milli duygularla şişirildiğiniz için damarlarınızdaki kandan gurur duyabilirsiniz... Ancak bunların hiçbiri sizi değil üst-insan, insan bile yapmaz. Bunların hiçbiri, ideoloji ve inançlarla patlayana dek şişirilmiş hava dolu balonlar yapmaktan öteye geçiremez sizi.

NOT: Lütfen tenha alanlarda patlayın.