Adı:
Kaderci Jacques ve Efendisi
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
296
Format:
Ciltli
ISBN:
9786053320357
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Kaderci Jacques ve Efendisi
Kaderci Jacques ve Efendisi
Kaderci Jacques ve Efendisi
Kaderci Jacques ve Efendisi
Denis Diderot (1713-1784): Aydınlanma döneminin en önemli yazar ve düşünürlerindendir. Encyclopédie'nin yayın yönetmenliğini üstlendi, yazdığı edebi ve felsefi eserlerin yanı sıra geçinmek için çeviriler yaptı. Jacques ve efendisi arasında geçen felsefi konuşmalardan oluşan, Diderot'nun yaşadığı dönemde henüz "determinizm" ismini almamış olan "kadercilik" hakkındaki bu eser de Diderot'nun diğer eserleri gibi zamanının ilerisinde kabul edilebilecek felsefi sorgular içerir. Bir "roman" olmadığı bizzat yazarı tarafından dile getirilse de Kaderci Jacques ve Efendisi tür bakımından romana yakın dururken roman sanatının çok önemli iki örneği olan Tristram Shandy ve Don Quixote'yi de selamlamaktadır.
318 syf.
·24 günde·Beğendi·10/10 puan
Edebiyatın birikimli bir yapıda olduğunu her planlı okumada daha çok görüyorum. Calvino’nun deyimiyle ‘başlayan ama bitmeyen öyküler dünyasında yaşıyor’sak bu söylemimin aksi bir açıklaması olamaz sanırım. Kaderci Jacques ve Efendisi de bu birikimden nasibini haylice almıştır. Kitap Don Kİşot ve Tristram Shandy eserlerinin birbirine kaynaşmış yeni bir versiyonu gibidir. Don Kişot gibi bir şövalye romanıdır. Ama farkı Efendi’nin seyis olması Jacques’in ise şövalye olmasıdır. Daha basit bir söyleyişle Don kişot rolünde uşak Jacques, Sancho rolünde ise Efendi vardır. Don Kişot’u okuduğunuzu varsayarak karakter özeliklerinin birebir tuttuğunu görürsünüz. Sadece efendi-uşak statüsü uşak-efendi diye yer değiştirir. Jacques de Don Kişot gibi aşkının peşinden gider. Ama araya sürekli başka hikâyeler girer ve asıl hikâyeden bir süre kopulur. Bu bakımdan Sterne’in Tristram Shandy’sine de benzemektedir. Yazar Tristram Shandy’deki gibi okurla sürekli çatışır ve konudan uzaklaşır. Yukarısı giriş için biraz karmaşık duruyor gibi olabilir. Bu benim elimde değil maalesef, başlayan ama bitmeyen öyküler dünyasında yaşıyorsak sizin de bir yerden başlamanız lazım sevgili okur.

Yazar “Gerçek roman romanla alay eder” demiş. Diderot’ta bunu kanıtlamak istercesine kitabın çoğu yerinde bunu yapar. “Açıkça görülüyor ki ben bir roman yazmıyorum çünkü bir romancının gözetmesi gereken pek çok şeyi ihmal ediyorum. Yazdıklarımın doğru olduğunu düşünen kişi belki de onların uydurma olduğunu düşünen kişiden daha az yanılmaktadır”. Yazarın dediği gibi bu bir roman değil midir? Kitaptaki karakterlerin kim olduklarını, nereden geldikleri nereye gittikleri bilmeyiz. Öykünün başı ve sonu yoktur. Böyle olunca roman demek ne kadar doğru olur? Ya da Diderot bize karakterleri tanımadan, olayın başı ve sonunu bilmeden de roman olabileceğini mi göstermek istemiştir? Bu soruların cevaplarını öğrenmeniz için siz sevgili okurlara bırakıyorum.

Roman ne anlatıyor sorusunu çok sevemiyorum nedense. Anlatılanlardan çok nasıl anlatılıyoru daha çok önemsiyorum. Adında da geçtiği gibi kitap ‘kaderci’ bir karakterle efendisinin diyalogları üzerine kuruludur. Jacques yaşamda ne olursa olsun ‘alnımıza yazılmış’ olduğunu, bu yazılanların dışına çıkamayacağımızı savunur kitap boyunca. Konusal boyutu budur.

Kitabın ana eksenini oluşturan yazar-okur çatışmasına bakalım ve bitirelim. Anlatıcı okurun meraklı oluşundan şikâyetçidir ve bu durum onu okurla sık sık karşı karşıya getirir. “-Nereye? Nereye? Okur, bu merakınız son derece can sıkıcı”. Jale Parla bu konuda tespitin en iyisini yapar: Kaderci Jacques’teki bu diyalogda okur ve yazar yalnızca karşı karşıya gelen sesler değil, kişileştirmelerdir. Yazar yer yer otoriter, yer yer sevecendir. Okur hep meraklıdır. Okurun meraklı sorularıyla çok sık anlatıyı kesmesi anlatıcıyı çileden çıkarır. Buna rağmen okurla yazar sık sık yer değiştirirler. Azarlanan her zaman okur değildir; kimi zaman da o yazarı azarlar. İktidar mücadelesi, tıpkı Jacques ile arasındaki gibi, iktidarın sık sık taraf değiştirmesiyle eşitlikte son bulan bir çekişmedir.” Çatışma bundan ibarettir. Anlatıcı size Tristram Shandy’deki gibi küfür edesiniz diye boşluklar bırakmaz ama öyle olduğunu da hissettirir. Ve yine öyle olduğunu anlamak için de önce Don Kişot sonra Tristram Shandy’i bilmenizi ister.
296 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Bu bir roman değildir !
Yazarın kendisi bunu dile getirse de roman, hatta güzel bir roman örneğiydi diye düşünüyorum. Kitap hakkında söylenenler zaman konusunda tedirginlik yaratsada ilkokul beşinci sınıftan beri kullandığım yöntem olan 117. sayfa tekniğiyle kitabın okunabilir olduğuna karar verdim. Kitap bitti ve hiç pişman degilim. Jacques' i tanımak kesinlikle gerekiyor.
Yazarın kitaba aşırı müdahalesi ve zaman zaman okuyucuya bazı hakaretler etmesi olmasa diyenler vardı o zaman bu kitap bu kitap olamazdı. Kendi adıma hakaretleri kişisel algılamadım ve yazarın tarzı deyip devam ettim.
Her şey kader diyor Jacques. Kitap bitti demekki bu kitabı okumam kaderimde varmış dedim sırf çok sevgili dostum Jacques için. Umarım sizinde kaderinizde bu kitabı okumanız yazılmıştır. :)
Kesinlikle tavsiye ederim. İyi okumalar.
Jacques'e sevgilerle...
296 syf.
·Puan vermedi
Denis Diderot, severek okuduğum ve ilham aldığım filozoflardan biridir. Özellikle şu sözü çok hoşuma gider; “yalanın faydası bir defa içindir, gerçeğin faydası ise sonsuzdur; ölmez.”
Hele ki D’Alembert ile birlikte yazdığı “Ansiklopedi” eseri başka bir boyuttur. Dikkat ettim de ilginçtir, 1K platformunda en az okunan isimlerin başında geliyor.

Neyse incelemeye gelelim.

“Kaderci Jacques ve Efendisi” Denis Diderot’un sevdiğim eserlerinin başında gelir. Diderot, bu eserde hayatta yaşadığı her şeyi kadere bağlayan Jacques ve Efendisi arasında geçen felsefi sohbetleri içeriyor. Yer yer güldüren ve güldürürken düşündüren sohbetlerin yanı sıra, eğlenceli ve düşündürücü hikayelerle de takdiri hakkediyor Diderot. Hele ki kitabın başında geçen bir diyalog hiç aklımdan çıkmaz; “Tanrı meyhanenin de, meyhanecinin de belasını versin.”

Kitap, bir noktada “Determinizm(Kadercilik)” akımının da başlangıç noktası olarak gösterilebilir.

Kitabı yakın çevreme okumaları için önerdim. Hatta bir kaç arkadaşıma zorla okuttum :) ama sonunu getiremediler. Sıkıcı geliyormuş arkadaşlara. :) Bence öyle değil, çok güzel bir eser. Okunmasını tavsiye ederim.

Felsefe ile kalın, Felsefe okuyun...
320 syf.
"Nasıl karşılaşmışlardı? Herkes gibi tesâdüfen. Adları neydi? Ne önemi var ki? Nereden geliyorlardı? En yakın yerden. Nereye gidiyorlardı? İnsan nereye gittiğini bilir mi? Ne diyorlardı? Efendinin bir şey dediği yoktu, kaderci Jacques ise yüzbaşının, "Burada başımıza gelen iyi ya da kötü her şey yukarıda yazılmıştır," dediğini söylüyordu.
ilk sözü: 'Hele bir mataraya danışalım!' Son sözü de: 'mataramın ve benim fikrimiz bu!' oldu. Hâl böyle olunca, kader, onun kafasının içinde sustuğu zaman, matarasında konuşurdu."

Merhabalar sevgili kitap dostlarım. Bugün sizleri Klâsik romanlardan farklı, hâttâ klâsik romana tepki niteliğindeki Diderot eseriyle, "Kaderci Jacques ve Efendisi"yle tanıştırmak istiyorum. İsmi sizi yanıltmasın, bu bildiğimiz ~köle-efendi~ üzerinden kurgulanmış bir metin değil; aksine, okudukça hangisi köle, hangisi efendi diye sorgulamaya başlatan bir metin: Öykünme (pastiş), yansılama (parodi) ve ironi (ince alay) harmanı diyebilirim. Her ne kadar eğlenceli bir metin gibi gözükse de felsefî derinliği oldukça fazla: Şöyle ki; Vâroluş sorunları, ahlâk-etik, kader-özgür irâde rekâbeti ve bu rekâbet arasına sıkışıp kalmış insanları temsilen, iki metaforik karakterin diyaloğuyla başlayan bir metin; ha bir de hikâye dolu dizgin devam ederken, araya Diderot'nun girmesi ve karakterlere müdahale etmesiyle daha da garip bir hâle gelen bir metin diyebilirim. Örneğin Kaderci Jacques için kader, ona dokunan ya da yaklaşan her şey; atı, efendisi, bir rahip, bir köpek, bir kadın, bir katır, bir kuzgun vs. iken, Efendi, tam zıttı, özgür irâdeci... Ezcümle: Seyreyleyin çekişmeyi, seyreyleyin diyalektiği...
Diderot, büyük bir dâhi olarak söz ettiği L. Sterne'ye ve eserine (Tristram Shandy: Beyefendi'nin Hayatı ve Görüşleri) de yer yer selâm gönderir. Yeri gelmisken, bir selam da ben göndereyim,
"Bir insan kendisinin efendisi değilse, o kişi özgür değildir." Sözünün sahibi (Filozof) köle-Epiktetos'a da selâm olsun. 🖑

Roman görünümlü fakat roman olmayan bu metin, öykünme (pastiş), yansılama (parodi) ve
ironi (ince alay) harmanı. Türü sevenlere tavsiye ederim. Kitap, sağlık ve sevgimle ..

#dipçem
*Pastiş (öykünme) ve Parodi (yansılama) işlemleri yazın alanında metinlerarasılık olarak ifade edilen kavramlardır.
*Parodi ve Pastiş, birbirlerine çok yakındır.
*İki teknik de önceki eserleri taklit eder, fakat amaçları farklıdır.
*Böyle olunca, eseri taklit ettikleri tarz da değişir.
*Parodi komiktir, Pastiş ise ciddi.
296 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Diderot’ın kitabı üstüne kurduğu ikili bana Don Kişot ve Sancho’yu anımsattı. Zaten Cervantes’ten etkilendiğine kitapta da yer veren yazarın okuyucuyu romana dahil etme şekliyse inanılmaz. Okuyucuya seslenmekle kalmayıp, onu diyaloglara dahil ettiğini görürüz. Ayrıca durmadan bize hikayeye istediği gibi yön vermenin sadece onun elinde olduğunu, istediğini yazacağını ve de kimsenin buna karışamayacağını söyler. Bu mizahi dil kitabı büsbütün eğlenceli bir hale sokarken, felsefi sohbetler ve heyecanlı aşk hikayeleri dinler dururuz. Bu esnada yazar anlattıklarının bütünüyle gerçek olduğunu hatta kendisinin tarih yazıcısı olduğunu da bize sıkça hatırlatmaktan geri durmaz:) evet elbette sana tüm kalbimizle inanmaktan başka ne yapabiliriz sayın yazar, kalem sizde oldukça yazdıklarınızı okuyup inanmaktan başka..;)
296 syf.
·1 günde
KADERCİ JACQUES VE EFENDİSİ
Yazar: DENİS DİDEROT
Çeviri: Nebiye Çavuş
İş Bankası Kültür Yayınları

Bana göre kitap okumayı seven insanların bazı kitapları okuması gerekir işte bu kitaplardan biride Denis Diderot’un yazdığı Kaderci Jacques ve Efendisi. Don Quijote ile Sanco ve Richardet’la Ferragus gibi Jacques’la Efendisi ancak bir arada bir şeyler ifade ediyorlar ve ayrı ayrı asla hiçbir işe yaramazlar.
Milan Kundera’nın bir okur olarak savaşa esir düşmüş Prag sokaklarında sevgi ve özlemle andığı, bir edebiyat adamı olarak Don Quijote’yle, Tom Jones’la, Ulysses’le bir tuttuğu edebiyat tarihinin unutulmaz ikilisi Jacques ile Efendisi, Diderot’nun XVIII. YUZYILIN SAN ÇEYREĞİNDE KALEME ALDIĞI VE Batı edebiyatı tarihinin mihenk taşlarından biri olan Kaderci Jacques ile Efendisi’nin önemini, MİLAN KUNDERA şu sözlerle dile getirir: ‘’ İddia ediyorum Kaderci Jacques yokluğunda, roman tarihi ne anlaşabilir ne de tamam sayılır.’’
Denis Diderot kitabını roman olarak ifade etmesede Kaderci Jacques ve Efendisi romanında beş tane anlatıcı var yazarın kendisi, Jaqcues ve Efendisi, Hancı Kadın ve Markis. Birbirinden farklı anlatıcı ve öykülerin dile geldiği ve ayrıca Diderot’un eşsiz ve ustalıkla birleştirmiş olduğu diyaloglar ile devam eden başı ve sonu olmayan eşsiz bir roman Kaderci Jaques ve Efendisi…
318 syf.
·81 günde·Puan vermedi
bir roman yazıp dönemin şartlarını anlatmak, herkese giydirmek istiyorum, üstadım diderot'dur.

ve şu bilinmeli ki romanın en önemli özelliği gerçek olmamasıdır. :D buna rağmen diderot da dahil birçok romancı tutuklandı ve kitapları yasaklandı.

o dönemdeki herkes o dönemin edebiyatına ekstra hakim olduğu için çok fazla referans yapılıyor o yüzden fransız edebiyatına hakim olmayan birinin okuması zorlayıcı olabilir.

bu sefer olaylar efendi üzerine değil uşak Jacques üzerine.

diderot'nun bu eserde yaptığına hayran olduğum şeylerden biri , klasikçi corneille’in gösterişine şiddetle saldırmış, sahnesinden aristokratı temizleyip sıradan insanı yerleştirmiş, komedyen’in toplumdaki yerini yüceltmeye çalışmış olmasıdır.

Jacques'ın gizemli yüzbaşını, nedensiz kullanılan bir özgürlüğün ancak manyaklara özgü bir şey olduğunu düşündüğü için seviyorum, Jacques'ın tüm doktrinlerinin temeli, Jacques'ın bilgesi.

ayrıca yüzbaşının sembolik bir yeri olmalı, Jacques'ın tüm doğruları onda saklı, onun ilahi kitabı.

Jacques köyden şehre kaçan şehir manyağı, burjuva soytarısı tarzı biri ama efendisinden özellikle hem iletişim hem de ahlak konularında daha baskın ve aktif biri, efendisi ise hiçbir etkisi olmayan ama varolması gereken bir şey gibi ama yıkılmayan da bir otorite, Jacques'ın çizgisi.

Jacques'ın bir bölümde çiftçinin yerden kalkıp çalışması için kırbaçladığı atı, şehir meraklısı insana, en yakın örnek olarak kendisini vermesini çok sevdim, tarlada çalışmak yerine şehirde uşaklık yapmayı ya da dilencilik yapmayı tercih ediyordu. o at da yerden kalkıp çalışmak istemiyor uzun yol yapmak istiyordu.

Ayrıca diderot'dan, montaigne'in "ma page est libertine, mais ma vie est honnete" görüşünü de öğreniyoruz.

"os homini sublime dedit cœlumque tueri jussit; et erectos ad sidera tollere vultus"



tüm bunlar bir yana, sadece şunu demek istemiştim

farkında olmadan saatine bakıyor, yine farkında olmadan enfiye kutusunu açıyor, ve hiçbir şey duymadan burnuna bir tutam enfiye çekiyordu.
296 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Dinleyen olmadan anlatan, anlatan olmadan dinleyen olmaz. Anlatmayı, konuşmayı seven Jacques ve dinlemekten hoşlanan efendisi de birbirinden ayrılmayan, birlikte var olan ikili. (Sancho ve efendisi gibi:))

Kaderci Jacques ve Efendisi'ni Jale Parla'nın Don Kişot'tan Bugüne Roman kitabında bahsi geçtiği için okumak istedim. Kitapta Jacques ve efendisinin arasında geçen diyalogları okuyoruz. Başta kadercilik, özgürlük gibi kavramların yanında çeşitli felsefi düşüncelere yer veren derinlikli diyaloglar bunlar.

Jacques'ın kaderciliğine paralel olarak olarak kitapta anlatılan hikâyeler hikâyeleri doğuruyor. Kendi aşk maceralarını anlatmaya çalışan Jacques'ın anlatımı sürekli bölünüyor.

Diğer yandan yazar bize kendini sürekli hatırlatıyor, Jacques'a ve efendisine istediğimi yaptırırım gibisinden. Sanki burada da Jacques'ın kaderciliğiyle iplerin yazarın elinde olması arasında bir bağlantı kurulmuş. Yalnız sonlara doğru öğreniyoruz ki tıpkı Don Quijote'de olduğu gibi bu kitabın yazarı da başkasının anlattığı bir hikayeyi naklediyor.

Kitap ile ilgili idrak edemediğim kısımlar olabilir bu arada. Okuyanların yorumlarını, fikirlerini beklerim
318 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Hikaye içinde hikayelerle dolu bir kitap. Konuşmayı çok seven Jacques son derece "kaderci", başına gelen hiçbir şeye şaşırmıyor ve her şeye tevekkülle yaklaşıyor. Dinlemeyi seven efendisi ise aslında gayet sıradan bir adam, Jacques'ın aşk hikayesini ve çevresindeki herkesin hayat hikayesini merak etmesi dışında tabii. Okuyucuları olarak bizlerse, kitap boyunca bu çılgın ikiliyle yolculuk yapıyor, daldan dala atlayan hikayelerini dinliyoruz. Hatta bununla da yetinmiyor, bu Don Quixote&Sancho Panza kılıklı muhteşem ikilinin yoluna çıkan insanların hikayelerine de kulak misafiri oluyoruz. Ne hikayeler ne hikayeler... Tavsiyemdir. =)
296 syf.
·5 günde·2/10 puan
Benim için kabustanda öte olan kitap. Zorla okunmasının üstüne stil bakımından hiç tarzım olmayan bir kitap. Okurken çok zorlandım. Yazarın ha bire araya girdiği ve okuyucuya cahil muamelesi yaptığı kitaplardan hiç hazetmiyorum. Sonununda böyle olacağı belliydi zaten.
Yazarların kitaplarında ara ara olay akışına dahil olmalarını müdahale etmelerini yada yorum yapmalarını severim ancak bu kitapta bu durum bambaşka bir boyuttaydı. Yazar sürekli olarak araya girmekle kalmıyor üstüne okuyucuya laf atıp duruyor. Örneğin karakterin gittiğini söylüyor ardından nereye diye soracaksınız size ne söylesem tatmin olacak mısınız? Vs. Sayfalarca söyleniyor. Olayın bu şekilde sürekli olarak bölünmesi ilgimi dağıttı ve sıktı daha fazla devam edemedim.
Nasıl karşılaşmışlardı? Herkes gibi, yani rastgele. Adları neydi? Nenize gerek. Nereden geliyorlardı? Çok yakın bir yerden. Nereye gidiyorlardı? İnsan nereye gittiğini bilir mi ki? Neler söylüyorlardı? Efendi hiçbir şey söylemiyordu. Jaques ise, yüzbaşısının bu dünyada başımıza gelen iyi ya da kötü bütün her şeye alın yazısı adını verdiğini söylüyordu.
Denis Diderot
Sayfa 15 - Sosyal Yayınlar Çeviri: Adnan Cemgil
En kötü babalar kimlerdir bilir misin? Gençliklerinde yaptıklarını unutanlar.
Denis Diderot
Sayfa 197 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Yavrum niye bağırıyorsun?"
- Bana A dedirtmek istiyorlar da ondan.
- Peki neden A demek istemiyorsun?
- Çünkü A der demez, B dedirtmeye kalkacaklar.
Denis Diderot
Sayfa 206 - İş Bankası Kültür Yayınları
EFENDİ: Haydi haydi neyi denediğini söyle bana.
JACQUES: Her şeyle alay etmeyi. Ah bir yapabilseydim bunu.
EFENDİ: Eline ne geçecekti?
JACQUES: Tasadan kurtulur, hiçbir şeye ihtiyaç duymaz, kendime tümüyle hakim olurdum ve kafamı bir duvara çarptığım zaman bile, sanki bir yastıkta dinleniyormuş gibi rahat hissederdim. Bazen böyle olurum. Ama şeytanın işine bak ki, bu uzun sürmez; birçok önemli anlarda kaya gibi olduğum halde ufak bir şey, bir hiç beni alt üst eder. Böyle zamanlarda kendime o kadar kızarım ki, kafamı yumruklayacağım gelir. Artık bundan vazgeçtim. Olduğum gibi kalmaya karar verdim. Ve üzerinde biraz düşününce bunun: İnsanın olduğu gibi olmaktan ne çıkar? demekle aşağı yukarı aynı şey olduğunu gördüm. Bu da daha kolay ve rahat bir boyuneğiştir.
Denis Diderot
Sayfa 99 - Sosyal Yay | Çeviri: Adnan Cemgil

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kaderci Jacques ve Efendisi
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
296
Format:
Ciltli
ISBN:
9786053320357
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Kaderci Jacques ve Efendisi
Kaderci Jacques ve Efendisi
Kaderci Jacques ve Efendisi
Kaderci Jacques ve Efendisi
Denis Diderot (1713-1784): Aydınlanma döneminin en önemli yazar ve düşünürlerindendir. Encyclopédie'nin yayın yönetmenliğini üstlendi, yazdığı edebi ve felsefi eserlerin yanı sıra geçinmek için çeviriler yaptı. Jacques ve efendisi arasında geçen felsefi konuşmalardan oluşan, Diderot'nun yaşadığı dönemde henüz "determinizm" ismini almamış olan "kadercilik" hakkındaki bu eser de Diderot'nun diğer eserleri gibi zamanının ilerisinde kabul edilebilecek felsefi sorgular içerir. Bir "roman" olmadığı bizzat yazarı tarafından dile getirilse de Kaderci Jacques ve Efendisi tür bakımından romana yakın dururken roman sanatının çok önemli iki örneği olan Tristram Shandy ve Don Quixote'yi de selamlamaktadır.

Kitabı okuyanlar 120 okur

  • Bookwormblue

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0