1000Kitap Logosu
Kadın Budalası
Kadın Budalası
Kadın Budalası

Kadın Budalası

OKUYACAKLARIMA EKLE
7.5
396 Kişi
1.696
Okunma
356
Beğeni
18bin
Gösterim
200 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 5 sa. 40 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Bordo Siyah Yayınları · Ocak 2010 · Karton kapak · 9786054439256
Diğer baskılar
Kadın Budalası, Dostoyevski’nin dünya çapında etki yapmış kitaplarından biridir. Dünya edebiyatının öncü yazarlarından Dostoyevski kitaplarında insan ruhunun derinliklerini ve toplumsal yaşamın karmaşık doğasını konu edinir. Toplum birey ilişkilerini psikolojik bir bakışla derinlemesine ele alan yazar unutulmaz eserler vermiştir. Felsefi örgüye sahip eserleri evrensel bir anlama sahiptir. Güncel yaşamın sorunları üzerine düşünürken bu evrensel eserlerden yararlanmak bir zorunluluktur.
4 mağazanın 20 ürününün ortalama fiyatı: ₺10,94
Kitabı Dinlebi İle Hemen Dinle
5 sa. 28 dk.

Puan ve İncelemeler

7.5
10 üzerinden
396 Puan · 67 İnceleme
Sadık Kocak
Ebedi Koca'yı inceledi.
159 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
Nasıl anlatacağımı bilemediğim romanlardan birisiydi. Pavel Pavloviç ve Velçaniçov adlı iki zıt karakterin adeta birbirini yediği, bol mücadeleye ve acayip olaylara sahne olduğumuz bir eserdi diyebiliriz. İyi ve kötünün mücadelesinin devamını görüyoruz aslında bizler bu romanda. En kısa haliyle böyle söyleyebiliriz ve yazarın eserlerinde de sıkça bu durumla karşılaşmaktayız. Kitabın bir diğer özelliği de In Medias Res olarak yazılması. Bunu en bilinen haliyle anlatırsak, sinemalardan alışık olduğumuz Flashback (şu kelimeyi doğru yazana kadar Flashbank, Flashbomb diye diye mahvoldum neyse) sahnelerine benzemesi. Olaylar bir yerden başlıyor ama sonra geri dönerek olayın temelini anlatıyorsunuz. Filmlerde güzel oluyor da kitaplarda sanki kafa karıştırıyor. Tabi herkesin görüşü kendine. İyi okumalar dilerim..
Ebedi Koca
7.5/10
· 1.696 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
9
Rahime
Kadın Budalası'nı inceledi.
200 syf.
·
4 günde
·
7/10 puan
Kadın Budalası, Dostoyevski'nin okuduğum ikinci kitabı. Bordo Siyah yayınlarından Osman Çakmakçı çevirisi ile okudum. Kitabın, kullanılan diğer bir adı da Ebedi Koca. Kitabı okuduktan sonra, bu iki isimden Ebedi Koca kitaba daha uygun gibi geldi bana. Hayatını karısına adayan, onun mutluluğunu kendi mutluluğundan önde tutan, ezelden ebede, ideal koca olmak için gelmiş bir koca modeli var çünkü kitapta. Aslında böyle adamlara kadın budalası da deniliyordur belki ama bu anlam daha çok, bir kadına değil de bir çok kadına kendini adamış anlamı çıkartıyor. Ama Ebedi Koca denilince tek bir kadına, sadece karısına adanan bir hayattan söz edebiliriz. Okuduğum ikinci Dostoyevski kitabı demiştim. İlki, İnsancıklar'dı ve bu kitabı okuduktan sonra herhangi bir inceleme yazmadım. Çünkü, Dostoyevski yazdıkları üzerine bir şeyler yazmak için, okurlarına çok fazla done vermiyor bana göre. Nitekim bu kitabı da öyle benim için. Ne yazarlığına bir şey diyebiliyorum ne de yazdıklarına. Yazarlığına bir şey diyemiyorum çünkü, tam benim istediğim gibi yazmış. Olayları sere serpe önümüze koymuş ve değerlendirmeyi bize bırakmış. Kitabın herhangi bir yerinde kendi düşüncelerini bize idealize etmeye çalışmamış. İyi-kötü, doğru-yanlış, kavramlarını, yaşananlar doğrultusunda, okuyanlar kendi değer süzgeçlerinden geçirerek değerlendirebilir almak istediklerini alabilirler demiş. Yazdıklarının edebi niteliği konusunda da söyleyecek pek bir şey bulamıyorum. Ne methiyeler dizeceğim kadar etkiledi beni, ne de yerebileceğim ufak bir açık verdi. Aslında bunun sebebi Dostoyevski'ye yabancı olmam ve henüz onun kitaplarına inceleme yazabilecek kadar donanıma sahip olmamamdan kaynaklanıyor olabilir. Dostoyevski'yi, bütün Külliyatı'nı okuduktan sonra anca tanırmışım gibi geliyor bana. Yazarı bırakıp kitapla alakalı da bir kaç şey söylesem iyi olacak. Gerçi kitabın içeriği ile ilgili söyleceğim herşey spoiler niteliği taşıyacağından bu konuya çok değinmeden, kitabın ben de uyandırdığı hisleri paylaşsam daha iyi olur. İnsanlar, kendi nefsani duyguları için, bir başka insanı aldatırken kendi aldanmışlıklarının farkına varmıyorlar. Değerler, etik kurallar, ahlaki kavramlar onlar için, o an çokta önemli değil gibi geliyor ama zaman geçtikçe yapılan yanlışın hesabı vicdanımız tarafından önümüze getirildiğinde bunun bedelini ödemek için elimizde, maalesef yapılan yanlışın karşılığı olacak mahiyette bir şey bulunmuyor. Tıpkı geçip giden zamanın bir daha gelmeyeceği gibi bazı hatalarında telafisi yok. Hal böyle olunca kendini arındırmanın türlü yollarını ararsın. Velçaninov’un kızı Lisa'nın varlığının onu arındıracağını, yaptığı şeyin ağırlığından kendisini kurtaracağını düşünmesi gibi. Ama yine de içinde ki, sana güvenen insanı aldatmış olmanın verdiği huzursuzluğu bastırmak mümkün olmaz çünkü cezayı en ağır merci olan vicdanımız kesmiştir . Hele bir de, aldatılan kişi her şeyin farkında olduğu halde ters psikoloji yapıp seni suçlamadan, suçlarını yüzüne vuruyorsa buyurun cenaze namazına. Satır aralarına saklanan bu hisler yanın da Dostoyevski, bize kadın-erkek ilişkilerinde geçmişten günümüze hatta geleceğe var olacak, 'ihanetin' insan üzerinde tesirini bu novellasında anlatıyor. Kitabı okuyacaklara tavsiyem, öyle müthiş bir olay örgüsü ve sansasyonel bir son beklememeleri. Kitabı okurken, değişik bir merak büyüsüne kapılıyor insan ve bu da sıkılmadan sona ulaşmasına yardımcı oluyor ama son tatmin edici bir son değil. Yani aradığın cevaplar kitabın sonunda değil satırların arasında. Aslında bu sebeple ben Dostoyevsk kitaplarını sanat filmlerine benzetiyorum. Tıpkı onlar gibi anlatacağı şeyi gözümüze sokmadan yaşanan olayın fotoğrafını çekerek ve hiç beklemediğin bir an da çat diye bitirerek sonlandırıyor. Sonra biz de eee ne oldu şimdi ne anlattı bu diyoruz ve düşünmeye başlıyoruz. Bu da Dostoyevski farkı galiba. Efendim, bu kitabı etkinlik dolayısıyla okumuş bulunuyorum ve Quidam Beyefendiye teşekkürlerimi iletiyorum. Sayesinde de zor da olsa Dostoyevski incelemesi yazdım. :) Son olarak, hayatta yapacağımız en büyük hatanın, noktalama hatası olması dileğiyle. Herkese keyifli okumalar.
Kadın Budalası
7.5/10
· 1.696 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
39
Numan
Ebedi Koca'yı inceledi.
168 syf.
·
5 günde
·
Puan vermedi
Dosto'nun gereksiz uzun kitabı Budala'nın, Suç ve Ceza'nın yarattığı etkinin yanından bile geçmemesinin ardından, onurum söz konusu, dikkatleri tekrar üstüme çekmek istiyorum, diyerek kaleme aldığı romanı. Tabii hâlâ yurt dışında olması, Budala romanından gelen paranın suyunu çekmesi ve karısının ikinci kez hamile olması vb. nedenlerden dolayı, tamamen duygusal durumlar da her zaman olduğu gibi mevcut. Ebedi Koca, her ne kadar okurlar tarafından pek tercih edilmeyen, Dosto'nun ustalık döneminin uzun ve baba eserleri arasına sıkışmış küçük bir kitap gibi gözükse bile etkisi önemli. Çoğu Dostoyevski otoritesine göre bu kitap Dosto'nun kendini kaleme aldığı ve tamamen kendi tarzıyla yazmaya giriştiği bir kitap. Dosto'nun çoğu kitabını okumuş ve tarzına artık aşina olmuşsanız bu kitabın normlara uymadığını fark etmemek mümkün değil. Girişinden finaline kadar çok başka bir tarza ve tada sahip. Psikoloji alanında yine çılgın atan Dosto, bu kitabında daha önceki kitaplarında kullanmadığı yeni psikoloji konularına da giriş yapıyor. Kitabın basılmasından yıllar sonra Freud'un arkadaşları kitabın çevirisi yapıldığı anda notlarıyla beraber Ebedi Koca'yı Freud'un önüne getiriyor. Freud'un çalışmalarında ve tespitlerinde önemli yer kaplayan bazı konular, Dosto tarafından daha Freud çocukluk çağındayken Ebedi Koca'da kullanılıyor. Kitap tamamen iki ana karakter üstüne kurulu. Velçaninov ve Pavloviç. Kendisi de hayatı boyunca bu durumu çok yaşadığından, iki erkek rakip Dosto'nun çok sevdiği ve sürekli kullandığı bir konu. Burada da vazgeçmiyor bu konudan. Ama bu sefer konu biraz farklılaşıyor. Ebedi Koca tanımı Velçaninov karakteri tarafından yapılıyor. Velçaninov'a göre mevcut olan bir kadın tipi vardır. Kocalarını aldatan, öte yandan aşıklarına da işkence etmekten zevk duyan ve her iki tarafında iplerini tutan bir kadın tipi. Kocalarını aldatmalarında asla kendilerinde hata aramazlar, çünkü bu tarz kadınlar sadakatsiz eş olarak doğmuşlardır. Ama sadakatsiz eş olarak doğmalarına rağmen asla bekar kalmazlar. Bu tarz kadınların evlenmemeleri doğaya terstir. İşte ortaya konan bu kadın tipine uygun düşen ve hayattaki tek görevi bu kadın tipine koca olmaktan geçen erkek tipi de Velçaninov'a göre Ebedi Koca'dır. Bu iki karakterden Ebedi Koca olan Pavloviç, eşinin vefatının ardından eşine ait mektupları okur ve karısıyla yıllar önce beraber olmuş Velçaninov'un yaşadığı yere gelir. Yanında küçük kızı Liza da vardır. Velçaninov, Liza'yı gördüğü anda kendi kızı olduğunu anlar. Bu noktadan sonra iki karakterin birbirlerine açtığı psikolojik savaşları, oyunları ve çekişmelerini okuruz. Dosto, ailesi ve yaşadıklarından dolayı erken büyümek zorunda kalan ve hastalanıp ölen kız çocuğu figürünü Ezilenler romanında da kullansa bile bu kitapta kullanmasının nedenini büyük ihtimalle bu kitaptan çok kısa bir süre önce kaybettiği kızına bağlıyorum. Velçaninov'un bu konuda girdiği duygu durumlarının Dosto'nun yaşadıklarından bir parça olduğunu düşünmek saçma olmaz herhalde. Arka arkaya iki kitabında kullanmasaydı fark edebilir ya da yakalar mıydım bilmiyorum ama Rogojin'in karanlık bir köşeye saklanıp rakibi olan Prense bıçakla saldırmasına çok benzeyen bir sahne bu kitapta da mevcut. Tahminimce Dostoyevski bu sahneyi pek sevmiş. Budala romanına kıyasla çok daha etkileyici kullanmış bu sahneyi. Kesinlikle kitabın en yükselen noktasıydı benim için. Dosto, Ebedi Koca olan Pavloviç'in iki yıl sonra güzel bir kadınla ikinci evliliğini yaptığını ve kontrolün yine kadında olduğunu anlatan bir finalle romanını bitiriyor. Bu kitaptan sonra da karısına yazdığı mektupların birini "Ebedi Kocan" imzasıyla gönderiyor. İlk eşi Mari'nin evlenmeden önce Dosto ile beraber olmasına rağmen kalbini başka birine kaptırması, Dosto'nun bu durumu kabullenmeyi geçtim ikisine de yardım etmeye hazır olması ve ilk eşinin vefat etmesi sonrasında ikinci evliliğini yapmasını hesaba katarsak o mektubu "Ebedi Kocan" imzasıyla göndermeseydi bile bu iki karakterden hangisi olduğunu tahmin etmek hiç zor değildi. İyi okumalar.
Ebedi Koca
7.5/10
· 1.696 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
66
İrem
Ebedi Koca'yı inceledi.
200 syf.
·
3 günde
·
7/10 puan
Benim için Ebedi Koca, Dostoyevski’nin kendini en net aktardığı eserlerden biridir. Bunun nedenine geçmeden önce kısaca konuya değinmek istiyorum. Eserin baş kahramanı Velchaninov, geçmişte evli bir kadınla aşk yaşayan ve bundan dolayı pişmanlık duymayan bir adamdır. Kahramanımız bu ilişkiden yıllar sonra sevgilisinin kocası Pavloviç'in kendine ulaşmasıyla büyük bir gerçeği öğrenir ve hayatına bu gerçek doğrultusunda yön vermeye karar verir. Velchaninov’un gözünde Pavel Pavloviç alkolik ve başka bir insanın varlığına bağlı olarak yaşayan bir ‘’ebedi koca’’dır. Öte yandan karakter, kendi yanlışlarının da farkına varmaya başlamıştır. Eser bu iki karakterin çatışması üzerinden birçok duyguyu gözler önüne serer. Dostoyevski’yi yakından tanıyan okurlar bilir ki yazar her eserine kendinden büyük bir parça ekler ve bunu diğer yazarlardan daha net bir şekilde yapar. Ebedi Koca da bu yönüyle tam bir Dostoyevski kitabı çünkü eserde yer alan aile, Dostoyevski’nin bir yazı yanında geçirdiği İvanov ailesinin yansımasıdır. Öte yandan Velchaninov’un kişiliğinde de Dostoyevski’yle ve yazarın diğer karakterleriyle kesişen birçok nokta mevcuttur. Bu açıdan kitap benim için yazarın kendi tarzını ustalıkla aktardığı bir eserdi. Başka bir açıdan baktığımızda ise Dostoyevski’nin eserlerinde ‘’ruhsal temizlenme’’ vurgusu dikkat çeker. Karakter kimi zaman sistemin kimi zaman da kendi ruhunun kurbanı olarak kötü bir işe bulaşmıştır ve karşısına çıkan kişi karakterin hayatını değiştirerek onun ruhunu saflaştırır. Ebedi Koca’da da bu saflaşma hali dikkat çekiciydi. Başka bir karakter üzerinden gidelim. Pavloviç ruhsal olarak çok zayıf bir karakter fakat bu zayıflık yara almışlıktan ziyade tercih edilen bir karakter yoksunluğu olarak karşımıza çıkıyor. Bu açıdan da Pavloviç’i Karamazov Kardeşler’deki Fedor Karamazov’un hazırlayıcısı olarak görüyorum. Bazı eleştirmenlere göre Fedor Karamazov, Dostoyevski’nin babasını temsil etmektedir ve eserde Fedor Karamazov çoğunlukla ‘’ortadan kaldırılmayı hak eden insan’’ imajıyla karşımıza çıkar. Ebedi Koca’da Velchaninov’un Pavloviç’i öldürmeye teşebbüs etmesi ve ısrarla bunun bir anlık his olduğunu vurgulaması bana bu benzerliği (belki biraz zorlamayla) anımsattı. Tavsiye kısmına gelirsek. Eserin girişinde net bir şekilde Yeraltından Notlar izlenimine kapılıyor, devamında yazarın kendinden ve diğer eserlerinden izler buluyorsunuz. Bu yüzden eseri Dostoyevski’nin çoğu kitabını okuyan ve onun hakkında bilgi sahibi olan okurlara öneririm. Bu şekilde okumak esere farklı bir anlam yükleyerek daha değerli hale getiriyor.
Ebedi Koca
7.5/10
· 1.696 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
4