Kadın (Fatıma Fatımadır)

8,6/10  (17 Oy) · 
45 okunma  · 
17 beğeni  · 
1.655 gösterim
Fatıma hakkında konuşmak çok zordur. Fatıma bir "kadın"dı. islam'ın öngördüğü gibi bir kadındı. Onun çehresinin tasvirini peygamber kendisi resmetmişti. Onu zorluk, fakirlik, mücadele ocağında, kendi derin insanî eğitim merkezinde yetiştirmişti. Onu eşsiz bir insan kılmıştı.
O, birçok açıdan örnek bir "kadın"dı.
Babası için bir "kız"...
Kocası için bir "eş"...
Çocukları için bir "anne"...

Yaşadığı döneme ve toplumuna karşı sorumluluk bilincine sahip "direnişin ve bilincin sembolü" bir kadın... O bir "imam", bir numune, bir ideal, bir "örnek insan"dı. Kendi kişiliğini kendisi inşa etmek isteyen her kadın İçin bir "şahitti"... O akıl almaz çocukluğuyla, dâhili ve harici cephelerde verdiği devamlı mücadelesiyle, babasının ve eşinin evinde, toplumda, düşüncede, hareket ve yaşamında; kadının "nasıl olması gerektiği" sorusuna cevap vermiştir.
Şeyma 
24 Oca 16:55 · Kitabı okudu · 9 günde · 9/10 puan

"Sizi rahatsız etmeye geldim!"

Tüm olumsuz müdahalelere ve yorumlara rağmen Şeriati'nin okuduğum ilk kitabı Kadın (Fatıma Fatımadır)'ı bitirmiş olmanın ve zihnime kâr kalan düşüncelerin sevinciyle kitaba dair izlenimlerimi paylaşmak istedim. Her ne kadar kitabı okumaya başladığımda yazara ve fikirlerine karşı fazlasıyla dar bakış açısına sahip insanların söylemlerine maruz kalmış olsam da, ne tarz olursa olsun bir kitabı başkalarının düşüncelerine göre yargılamaktan ziyade bizzat kendim okuyarak ona göre bir sonuca varmam gerektiği yönündeki ilkeme sadık kaldım ve bu ilkenin beni haklı çıkardığını bir kez daha gördüm. Zira bu tarz düşüncelere prim verip kitabı okumaktan vazgeçseydim, içinde barındırdığı pek çok esaslı fikirden mahrum kalacaktım. Bunu bir yana bırakıp, biraz kitabın mahiyetinden söz etmek istiyorum.

Genel olarak üç bölümden oluşan eserin ilk bölümü temelde kadın olgusunun yanı sıra pek çok konuyu barındırıyor. Şeriati'nin dilinden geleneksel ile modernizm arasında sıkışıp kalmış ve kendisine bir rol model arayan kadını dinliyoruz. Sonrasında benimsediğimiz dinin uygulama noktasında yüzeyde kaldığını, rehberimiz olan Kur'an'ı okuyup anlamaya çalışmadığımızı, Hz. Ali'yi tanımakta yetersiz kaldığımızı söyleyerek bu noktada kabahati alimlere yüklüyor yazar. Haksız da sayılmaz. Ardından yine bu konuyla ilişkili olarak bana kalırsa günümüzde de kanayan bir yara olan çok mühim bir konuya getiriyor sözü: 'Gelenek ve din'. Şeriati'nin de dediği gibi, geleneksel olan birçok davranış dini bir olguymuşçasına kabul edilebiliyor. Maalesef yaşadığımız çağda da Müslüman konumundaki insanın sorgulamadan bir ibadetmişçesine yaptığı o kadar çok davranış var ki. Yazar bunu son derece açıklayıcı ve okuyucuyu tatmin edecek biçimde ele almış.

İlerleyen sayfalarda yine kadın olgusu üzerinden değişim unsuruna değinerek, var olan yeniliklere kapılıp gitmek ile sürekli eskide kalmak arasındaki dengeden dem vurmuş. Müslümanların var olan yeniliklere gözlerini kapatmasının bir çözüm olmadığını, aksine bunların daha iyisini yapmak adına çabalamak gerektiğini vurgulamış. Bu satırları okudukça günümüz Müslümanlığına dair ne kadar vurucu noktalara değinilmiş dedim kendi kendime. Zira bunlar hâlâ aşamadığımız, güncelliğini koruyan sorunlar.

Bunların yanı sıra yazarın benimsediği Şiiliğin yansımasının en yoğun olduğu satırlara geliyoruz: Hz. Muhammed (s.a.v.), Hz. Fatıma ve Hz. Ali münasebeti. Bu bölümde Peygamber Efendimiz'in kızı ve damadı ile olan ilişkisi ayrıntılı olarak ve örneklerle etkileyici bir biçimde anlatılmış. Hz.Muhammed'in ölümünün ardından ortaya çıkan halifelik sorununda Hz.Ebubekir ve Hz.Ömer'in tutumuna dair aşırı söylemlerde bulunduğunu düşünüyorum. Hz.Ebubekir'i halifelik dışındaki herhangi bir konuda överken, halifelik söz konusu olunca fazlasıyla yermesi tezat oluşturuyor. Hz. Ali'yi yüceltmek adına sahabeleri yerin dibine sokarcasına ifadelerde bulunması kabul edebilir bir durum değil. Bu nokta da yazarın mezhebinin bir getirisi zaten. Her sahabe bizler için kıymetlidir. Sahabelerle ilgili soylemlerine katılmamakla birlikte bu kısımda Hz. Fatıma konusunda verdiği bilgileri okumaktan zevk aldım.

İkinci bölümde günümüz çağının müslüman kadından beklentileri konu edilmiş. Kadın unsurunun Batı tarafından çeşitli düşünce sistemleriyle (Feodalizm, Burjuvazi ve Freud'un fikirleri gibi) nasıl suistimal edildiğinden ve Fatıma başta olmak üzere diğer Müslüman kadın şahsiyetlerin hayatlarının doğru ve net bir şekilde yansıtılması halinde, günümüz Müslüman kadınlarının da buna kayıtsız kalmayarak bu şahsiyetleri örnek alacağını ifade etmiş yazar. Ne kadar doğru ve isabetli bir bakış açısı. Tanımamız gereken asıl şahsiyetleri yeterince tanımadığımız, tanımaya çalışmadığımız için yaşantımızda pek çok şey aksak durumda ne yazık ki.

Üçüncü bölümde ise farklı birkaç bilim adamının dini konulardaki fikirleriyle buluşturuyor bizleri Şeriati. Prof. Tevessüli'nin mehir konusundaki düşüncelerinin yanı sıra Belaği Bey'in kadın ve erkeğin birbirine karşı sorumluluklarına dair kısa da olsa fikirlerine yer vermiş. Yazarın Batı'daki aile kurumu ve kadın erkek olgusuyla, İslamiyet'teki aile kurumu ve kadın-erkek olgularına dair yaptığı tespit fazlasıyla manidar:

"Batı'da evlilik, kadın ve erkeği yan yana ama birbirinden bağımsız eşler -aile değil- ve iki ayrı bütün olarak telakki edilirken; aileyi merkeze alan İslam, erkek ve kadını aileyi kuran bir bütünün iki parçası olarak görür. Bu iki parça bir bütünü oluşturarak birbirini tamamlar. Bu iki bakış açısı, İslamî aile yapısındaki kadın-erkek ilişkileriyle Batı aile yapısındaki kadın-erkek ilişkilerini açıkça ortaya koymaktadır. Bir tarafta yan yana iki bütün; diģer tarafta bir bütünün iki yarısı ki, buna aile denir. İslam erkeğe der ki: 'Sen kadın için bir örtüsün.' Ardından kadına döner ve der ki: 'Sen erkek için bir örtüsün.' Bu bakış açısı İslam'da kadın erkek ilişkilerinin aile merkezli düşünüldüğünün açık bir göstergesidir. Biz bir ailenin iki ortağı değiliz, bilakis biz 'bir'iz. Bu 'bir'in adı da ailedir."

Bu alıntının üzerine aile, kadın-erkek konularına dair bir şey söylemek sözü yormak olur diye düşünüyorum. Son olarak hicap konusuna değinen yazar, kendisine sorulan hicabın mahiyeti, dinin sabit mi yoksa değişken mi olduğu ve ameller konusundaki birtakım sorulara cevap vermiş. Öğrenci olduğu ve öğretmenlik yaptığı dönem boyunca gençlerle içiçe olduğundan geleneksel bir iman ile hakiki bir iman arasındaki ayrımı gençlere ne şekilde aşılamak gerektiği konusunda da değerli çıkarımlarda bulunmuş.

İlk kez bir kitabını okuduğum Şeriati'nin bazı düşüncelerine katılmamakla birlikte dini konularda yaptığı pek çok analizi fazlasıyla isabetli buldum. Satırlarında İslamiyet'in bir Müslümana yakışır şekilde yaşanması gerektiğini savunan bir adamın nidaları yer alıyordu. Adeta 'Kusurlu olan İslamiyet değil, bizleriz' sözünü vurgulama çabasıydı bu mücadele. Gerek Müslüman kadına, İslamiyet'e, gerek günumüz yaşantısına dair yaptığı tespitlerde realist ve net bir üslubunun olması en çok hoşuma giden noktalardan biri. Kitabın içerisinde pek çok sayfada kendinizi bulacağınız kıymetli bilgiler yer alıyor. Şeriati hakkında çizilen kırmızı çizgilere aldırmadan, önyargıları bir kenara bırakıp hazmederek okuyun derim.

Betül 
30 Nis 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Şu ana kadar okuduğum Şeriati kitaplarında Şii'lik vurgusunun en yoğun olduğu, inancınıza ve fikirlerinize çok ters söylemler içermesine rağmen elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir kitap. Geleneğin din kisvesi altında kadını nasıl değersizleştirdiğini ve bu durumda İslami açıdan en doğru kadının nasıl olması gerektiğini anlatıyor. Bunun yanında bizler için tam bir örnek teşkil eden hz. Fatıma'nın hayatını ayrıntılarıyla konu ediniyor.

Özge Uzun 
01 May 11:59 · Kitabı okudu · 40 günde · 8/10 puan

Kitap Hakkında kafam karışık ve yazarken de zorlanıyorum aslında. Çünkü kitabı yorumlarken hangi açıdan bakacağımı kestiremiyorum. Sosyolojik açıdan evet yazarın çok bilgili olduğu ve doğru tespitlerde bulunduğu, araştırma sonuçları ile kanıtlar sunduğu ortada. Ama kitap sadece bunlardan oluşmuyor.
Hatta kitabın küçük bir kısmı böyle ilerliyor.
https://expectokitabum.blogspot.com.tr/...li-seriati.html#more

Şoray YILDIZ 
14 Şub 23:08 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 6/10 puan

Dönemin ve İran'ın şartlarına göre oldukça aydınlıkçı fikirlere sahip. Kadın hakkında ve özellikle kadın hakları konusunda güçlü sosyolojik çözümlemeleri var. Tabiiki kadını anlatırken mukaddes kadın Hz.Fatima'dan örnekler verilerek, onu idolleştiriyor. Ancak burada Hz.Fatima dini açıdan değil daha çok devrimci ruhu açısından idol gösteriliyor. Doğu toplumlarının Cahiliye döneminden kalma kız çocuklarının ve kadının ikinci sınıf insan muamelesi görmesi ve ötekileştirilmesi Hz. Muhammed(s.a.v) ve onun biricik kızı ile olan ilişkilerinden ve eşleriyle olan ilişkilerinden verilen örneklerle açıklanmıştır. Ayrıca bölümler halindeki kitabın son kısmında hocanın konferans konuşmaları derlenmiştir.

hasret eken 
12 Nis 18:45 · Kitabı okudu · 26 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ali Şeriati'siz 23 yıl geçirmiş olmanın verdiği derin hüzne boğularak yazıyorum bu incelemeyi. Keşke daha önce keşfede bilseydim de bu hazza önceden varmış, bu bilince önceden kavuşmuş olsaydım. Hz. Fatıma'ya olan hayranlığım, ondaki ideal kadın duruşuna olan inancım pekişti. Geleneksel kadın-modern kadın çatışması arasında kalmış günümüz kadınıyla ilgili yaklaşımlarıyla Ali Şeriati'nin öyle rastgele bir İslam devrimcisi olmadığına canı gönülden kanaat getirdim. Zira kadın ruhunu ve bedenini köleleştirmeye şiddetle baş kaldıran bir Sosyolog, Fikir adamı ve bir Müslüman yazıyor bunları. Gerçekten kelimelerle ifade edilemeyecek kadar harika bir kitap bu.

Kitaptan 50 Alıntı

Betül 
30 Nis 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Kur'an okunmadığı ve anlaşılmadığı takdirde sıradan bir kitap ya da beyaz bir defterle aynı değerdedir. İşte bu yüzden onun okunmaması, üzerinde düşünülmemesi ve anlaşılmaması için bu denli çaba harcamaktardırlar. Ve bu çaba içerisinde olanlar şunu bahane ederler: ''Biz Kur'an'ı anlayamayız, Kur'an'ın yetmiş batını vardır, yetmiş batınının da yetmiş batını.? Kur'an'ın akılla tefsir edilmesi yasaklanmıştır ve haramdır bahanesine sığınırlar. Bu nedenle dost kisvesi altında, Kur'an'ın lehine konuşuyormuş süsü vererek, halkı ondan uzaklaştırmak amacı güden, Kitab'ın anlaşılmasının çok zor olduğunu söyleyen düşmanlara Kur'an'ın kendisi tekrar tekrar şöyle feryat etmektedir: ''Onlar hala Kur'an'ı gereği gibi düşünmeyecekler mi?'' Nisa/82

Kadın (Fatıma Fatımadır), Ali ŞeriatiKadın (Fatıma Fatımadır), Ali Şeriati
Betül 
30 Nis 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Hazreti Ali şöyle buyurmuştur: Zulümde iki suçlu vardır. Biri zulmeden zalim, diğeri zulme rıza gösteren mazlum. Bu iki kişinin işbirliği ile zulüm ortaya çıkmaktadır. Zira tek taraflı olarak zulmün meydana gelmesi mümkün değildir. Zalim havada zulmedemez. Zulüm; zalimin çekici ve mazlumun örsü ile şekil alan bir demir parçasıdır.

Kadın (Fatıma Fatımadır), Ali ŞeriatiKadın (Fatıma Fatımadır), Ali Şeriati

Ama Fatıma, baştan beri baba evinde zorluk ve fakirlik içinde büyüdü.
Bugün Ali'nin evinde aşk ve yoksulluk dışında hiçbir şeye sahip değildi.

Kadın (Fatıma Fatımadır), Ali Şeriati (Sayfa 149)Kadın (Fatıma Fatımadır), Ali Şeriati (Sayfa 149)
Betül 
30 Nis 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

İslam'da şefaat, ''kurtulmaya layık hale gelme'' olayıdır, hak etmeden kurtuluşa erme değil.

Kadın (Fatıma Fatımadır), Ali ŞeriatiKadın (Fatıma Fatımadır), Ali Şeriati
Betül 
30 Nis 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Kadın, din adına, gelenek adına ve Fatıma'ya benzemek adına perdenin arkasına itilerek hayattan soyutlanmıştır. Bu bahanelerin hepsine de kılıf uydurulmuştur. İffet adına, namus adına ve ''Kadın çocuklarının eğitiminden sorumludur.'' bahanelerine sığınılarak yapılmıştır bütün bunlar. Anlamakta güçlük çekiyorum doğrusu. Geri kalmış, yeteneksiz, bir tahtası eksik olan; okuma, eğitim, öğretim, tefekkür, kültür, medeniyet ve toplumsal terbiyeden yoksun olan bir kişi; nasıl olur da yarının nesillerini eğitmeye layık olabilir?

Kadın (Fatıma Fatımadır), Ali ŞeriatiKadın (Fatıma Fatımadır), Ali Şeriati
Sümeyye K. 
20 May 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir ruh, kendi döneminin seviyesinin çok üzerinde ise eğer; halk tarafından anlaşılmadığı için yalnız kalır.

Kadın (Fatıma Fatımadır), Ali ŞeriatiKadın (Fatıma Fatımadır), Ali Şeriati
Şeyma 
 20 Oca 21:42 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Peki, söyler misiniz Allah aşkına diğerlerinin işi nedir? Bunlar, hiç olmasa ev hanımıdır ve bir şeyler üretiyorlar. Peki, diğer hanımefendilerin (!) işi ne? Tüketmek, sadece tüketmek. Vakitlerini nasıl geçirir bunlar? Çok meşguldürler. Gece gündüz doludurlar. Sanatçı ve köylü kadınlardan daha çok işleri vardır. Mesela ne yaparlar? Dedikodu, kıskançlık, gösteriş, makyaj, süslenme, rekabet, iftira, böbürlenme, iddialaşma, övünme, şamata, naz, eda, tavır, işve, cilve ve yalan."

Kadın (Fatıma Fatımadır), Ali Şeriati (Sayfa 112 - Fecr Yayınları)Kadın (Fatıma Fatımadır), Ali Şeriati (Sayfa 112 - Fecr Yayınları)
Şeyma 
22 Oca 09:07 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Bazı yörelerde de onur sahibi erkekler (!) kız kardeşlerinin düğün gecesinde; olaydan çok utanç duyduğunu ve gururuna yediremediğini göstermek için ahıra gider ve eşeğin semerinin arkasına gizlenir. Ama, aslında aptallığını göstermiş olur!"

Kadın (Fatıma Fatımadır), Ali Şeriati (Sayfa 120 - Fecr Yayınları)Kadın (Fatıma Fatımadır), Ali Şeriati (Sayfa 120 - Fecr Yayınları)
5 /