Adı:
Kadın Yok Savaşın Yüzünde
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
404
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054820399
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kafka Yayınları
2015 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi Svetlana Aleksiyeviç'in ilk eseri ve kurduğu türün ilk örneği sayılan Kadın Yok Savaşın Yüzünde, II. Dünya Savaşı'nın kadınlar 'cephesinde' nasıl yaşandığını belgeleyen çok güçlü bir sözlü tarih çalışması… İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç'e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın "yeni bir edebi tür" yarattığını belirtmiş, eserlerini de "duyguların ve ruhun bir tarihi" sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt altına alıyor. Kadın Yok Savaşın Yüzünde'de Aleksiyeviç, tarihin gelmiş geçmiş en kanlı savaşını vererek faşizmin yenilgiye uğratılmasında büyük pay sahibi olan ve bu uğurda en az yirmi milyon insanını kaybeden SSCB'de kadınların -kadın piyadelerin, sıhhiyecilerin, keskin nişancıların, çamaşırcıların, kadın cerrahların, pilotların, keşif erlerinin, partizanların- Nazi işgalini nasıl göğüslediklerini, böylesi bir savaşta kadın olmanın zorluklarını nasıl deneyimlediklerini Sovyet ülkesinin dört bir yanından bir araya getirdiği tanıklıklarla belgeliyor ve unutuluşun girdabından kurtardığı bu hikâyeleri edebi bir toplam halinde önümüze seriyor.
404 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
#spoiler#
İnsanların saçlarının bir gecede beyaza döndüğünü öğrendiğim kitap ..

Kadın gözünde savaş nedir ..
Kadın toprağını savunmak için ne fedakarlık yapar. ..
Kaç yaşındadır ..
Ögrencidir.annedir, eş_tir, tankçı topçu keskin nişancıdır. .

Svetlana aleksiyevic Rus cephesinden kadın seslerini taşımış kitabında ..
şarkı söylemeyi ,dans etmeyi ,elbise giymeyi unutmuş kadınlar ...

gülüşeri bile ağlamaya benzeyen .
40 kilo iken 80 kiloluk askerleri tehlike hattından sürükleyen ....
hayat kurtaran kadınlar..

Savaşa birde rus cephesinden bakış ..

Işgal edilmiş topraklarını, insanlarını kurtarma çabası. ..

Yılın sonuna yaklaşırken onca okuduğum kitap içinde gözümün yaş-lanmasina neden olan tek kitap. ..
anı-soylesi tarzında sanki elimizde kayıt makinasi hepsinin evinde misafirmissiniz gibi hissettiriyor size. .

Savaş ve tarihe ilginiz varsa mutlaka kütüphanenizde bu yazara yer açın

...keyifli okumalar BARIŞ-LA kalın...
404 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
2015 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Svetlana Aleksiyeviç'in ilk kitabı.kitap 1978 yılında yazılmaya başlanmış ve 1980 li yılların ilk döneminde basılmak istenmişse de bu mümkün olmamış,baskı izni verilmemiş,hatta yazarın başına türlü türlü işler gelmiş.basımı ancak Gorbaçov döneminde mümkün olabilmiş muhteşem bir eser. Savaşın gerçek yüzünü,bize bu derece açıkça gösteren başka bir kitap olabileceğini düşünemiyorum.çünkü bu kitap roman,hikaye veya öykü kitabı,film senaryosu değil.Tamamen savaşı yaşamış gerçek kişilerin,daha doğrusu kadınların anlattığı ve bire bir yaşadıkları olayların bir dökümüdür.Yüzlerce kadının 2.dünya savaşında yaşadıkları ve gördükleri içler acısı,yürek sızlatan,insana hayır bunlar yaşanmamıştır dedirten yüzlerce olay var bu kitapta.Kitabın ismine bakıp aldanmayın.kadın bu savaşın her yerinde var.Pilot,istihkamcı,tankçı,aşçı,çamaşırcı,hemşire,doktor,sıhhiye,piyade,süvari,muhabereci,şoför,keskin nişancı,partizan çete mensubu,mayın döşeyici,mayın temizleyici......vs aklınıza ne gelirse savaşın her yerinde, kendi özel hayatlarını bitirerek birer erkek gibi görev almışlar. canlarını vermişler,sakat kalmışlar,türlü türlü acılar çekmişler ve hepsi savaş bitiminde nasıl bir ruh hali içinde olunursa,daha kötüsünü yaşamışlar.bir de bunun üzerine ülkelerine döndüklerinde gördükleri kötü muameleleri ekleyin.işte o zaman kadının savaşın yüzünde mi ,içinde mi, gerisinde mi,yoksa sonrasında mı daha çok acı çektiğini anlamakta tamamen zorlanırsınız.bu kitabı okurken en başta Hitler ve Stalin olmak üzere,gelmiş geçmiş ve gelecekte olacak ve olmaya çalışan tüm diktatörlere lanet yağdırdım.çünkü hepsinin ortak yanı,başa geldikleri ülkelerinde insanlara hep kan,gözyaşı ve ızdırap yaşatmalarıydı.kendileri sırça köşklerinde,saraylarında refah içerisinde yaşarken ülke insanları iç veya dış savaşlarla hayatlarını kaybettiler,sakatlandılar,yuvalar yıkıldı,aileler dağıldı .... Bu durum geçmişte de böyleydi gelecekte de böyle olacak.
İnanın bana bu kitabı okurken bu duyguyu daha çok hissediyorsunuz.Onun için herkesin ama gerçekten herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap diyorum. Ve bu kitabın okunmasının, insanların, savaşın öyle şu günde şunu yaparız bu saatte bunu yaparız gibi naralar atıldığı gibi kolay bir şey olmadığını anlamaları ve gerçekleri görmeleri açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.
404 syf.
·Puan vermedi
...Sahi savaş deyince ilk olarak hangi cins gelir aklımıza? Kadın mı, erkek mi? Yüzyıllardır savaş meydanlarında mertliklerini konuşturan erkekler. Vatanları için savaşan ve ölen erkekler. Savaşlarda kadınsız kalan erkekler. Savaş sonrası büyük nişanları hak eden erkekler. Asker, üsteğmen, savaş pilotu, uzman çavuş, yüzbaşı… Bu terimler de kesin ve tek bir cinsi çağrıştırır bizlere. Erkek. Peki ya kadınlar... Ah tabi, onların hakları da yenmemeli. Kadınlar cephenin gerisinde hastabakıcı olarak görev aldılar neticede değil mi? Değil.
Yazılan binlerce savaş kitabına rağmen Aleksiyeviç bu konuya karşı bambaşka bir tutum sergilemiş. Savaşı, savaşta bulunan kadınların gözünden anlatmış. Sadece hastabakıcı değil; keskin nişancı, uçaksavar topçusu, uçak makinisti, çavuş, yüzbaşı, tankçı, komutan, asteğmen olan kadınların gözünden. Savaşın yüzyıllardır, kaybedince utanç kaynağı olan kazanınca ise büyük bir onur ve güç getirdiği algısına farklı perdeden bakabilen Aleksiyeviç savaşı tüm acımasız ve insan dışı yönlerini kadınsal duygularıyla gün yüzüne çıkarıyor....
404 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Diğer incelemede söylediğim gibi; elin balı tutsun ağzın balı yesin.
Bu kitapta sadece SSCB'de değil, Almanya'da, Polonya'daydım. Kitap bittiğinde inanılmaz büyük bir boşluğa düştüm. Sanki kitapta konuşan kadınlar bir süredir benim hayatımdaymış ve gitmişler gibi hissettim. Çok kısa sürede onlarla arkadaş olmuştum, biraz açlık hissettiğimde; "Savaşta nasıl dayandılar buna?" diyordum içimden, bir gün çok yürümem icap etti, keyfe keder ama. "Nasıl yürüdüler bu kadar?" dedim. Kitabı okuduğum sırada seyahate çıkmıştım sırt çantam o kadar ağır geliyordu ki askeri teçhizat taşıdığımı hayal bile edemiyordum. Kitapta bir kadının iki yaralıyı ve silahlarını taşıdığını okuduğum bölümde çantam birden hafifledi. Onların anlatımı ve yazarın bana o anlatımları yansıtışı bizzat empati kurmamı sağladı.
Benim bu konudaki naçizane düşüncem; evet insanlar anlatıyor, herkes bir şeyler anlatabilir, hatta insan ruhunu derinden etkilemişse bu kitaptaki kadınlar gibi anlatırken yaşarlar o anı ama insanların anlattıklarını düzgün bir üslupla derleyip aralarından seçim yapmak - özellikle böyle bir dönemin yansıtılması söz konusu ise- büyük bir yetenek.
Günümüzde; anlatmak, bir şeyler söyleyebilmek, hükümete ya da muhalefete küfür etmek, çok kolay. Belki bir mikrofona, kayıt cihazına, yazara değil ama evimizde, televizyon karşında veyahut gazete elimizdeyken. En azından şimdilik bunu yapabiliyoruz...
404 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Savaşta yaşanan olayların vahşeti, okurken insanı dehşete düşürüyor kesinlikle. Ama esas üzücü olan durum ise, savaşın gerçek yüzünü saklamak isteyen yayıncıların, toplumların üzerinde savaşı sadece kahramanlık hikayeleri olarak hatırlanması gereken bir olay olarak gösterme baskılarıydı. Malesef insanoğlu olarak olayları iyi ve kötü yanlarıyla kabul edemiyoruz.

Kitabın konusuna ve yazarın amacına gelecek olursak, bunu yazarin kendi cümleleriyle belirtmek istiyorum.

" 'Neden acaba?' diye sormuşumdur kendime hep, 'Bir zamanlar bütünüyle erkeklere ait olan dünyada kendilerine yer edinip bu yeri sahiplenmesini bilen kadınlar tarihlerine neden sahip çıkmamışlar ? Kendi sözcüklerine, kendi duygularına ? Neden inanmamışlar kendilerine ? Koca bir dünyanın bilgisinden mahrum kalmışız. Onların savaşı meçhul kalmış. ' İşte ben o savaşın tarihini yazmak istiyorum. Kadınların hikayesini. "

Bu kitap klasik bir tarih kitabı değil, atlanan, önemsenmeyen çok derin duyguların, yok sayılan kadınların hikayesi...
404 syf.
·Puan vermedi
Kitabın ilk sayfasından itibaren gözyaşlarım beni takip etti. Daha önce bu derece keder barındıran çok az kitap gördüm. Kendimi kadın bedenimle savaş meydanında hayal ettim. Hissettim, acı çektim. Kadınca verilen mücadelenin zaferinde dinlendim. Onlarla gurur duydum..
404 syf.
·14 günde·Beğendi·8/10
Kadın Yok Savaşın Yüzünde İkinci dünya savaşı zamanın da sovyet ordusun da görev yapan kadınlar ile yapılan röportaj sırasın da anlattıkları gözlemlerini anıları kendi ağızlarından aktarılmasını anlatıyor. Kitabı okurken gerçekten çok üzüldüm arada güzel gülümseten anılarda var. Yazar gerçekten çok başarılı bir iş çıkarmış ortaya. Bugüne kadar savaşları hep erkeklerin gözünden ağzından okuduk dinledik. Yazar, Sovyetler birliği dağılmadan önce kitabı çıkartamamış maalesef çünkü yayıncı, kitabın 'anti-militarist' ve 'askerleri küçük düşürücü' olduğundan dolayı kitabı basmayacağını söylemiş (bunun nedeni de şu: bazı Rus erkek askerlerin Alman kızlarına tecavüz etmesi bizzat erkek anlatıcıların diliyle aktarılmış bazı bölümlerde). Yazar kitabı ancak SSCB yıkıldıktan sonra bastırabiliyor.Rus kadınlarının da ne kadar koca yürekli olduklarına şahit oldum, sırf bizim kadınlarımız da yokmuş böyle vatan sevgisi. Herkese okumasını tavsiye ederim.
404 syf.
·25 günde·Beğendi·9/10
"Savaşı değil,savaştaki insanı yazıyorum ben. Savaşın tarihini değil, duyguların tarihini. Ruhun tarihçesiyim. Bir yandan, belirli bir zamanda yaşamış, belirli olaylara katılmış belirli bir insanı inceliyorum ben Evet, ama diğer yandan ondaki ebedi insanı görebilmeliyim. Ebediyettin titreşimini. İnsanda her daim mevcut olan şeyi."
404 syf.
·9 günde·8/10
Herkes Almanları Amerikanın yendiğini bilirken aslında Rusların yendiğini bilmiyoruz. O rus ordusunda koşarak cepheye gidip sağ kalan bayanların yaşadıklarını bize aktarmaları eşşiz bir durum.Keşke bizler de aynı cesareti onlar gibi taşıyabilsek, Madalyonlar içinde saklanan dualar, sargı bezlerinden yapılan gelinlikler, bir gecede beyazlayan saçlar...
Gerçeklerden oluşan bir kitap ve bir o kadar da acıklı bir kitap. Tam olarak okuyup bitiremedim belki bunun sebebi hep kadınların maruz kaldığı kötü durumlardan bahsettiği için bilmiyorum. Ama savaşın kadınlar tarafından yorumladığı güzel bir kitap.
404 syf.
Nobel edebiyat ödülü almış olan yazar, bu kitabın da: ikinci dünya savaşına katılmış olan Rus kadınların Almanlara karşı vermiş olduğu mücadeleyi anlatmaktadır. Yazar savaşa katılmış olan Rus kadınlarla yapmış olduğu röportajlara kitabında yer vermiştir. Ben kitabı okurken, Kurtuluş savaşına katılmış olan annelerimiz gözümün önüne geldi. Yalın ve sade yazıma sahip kitap okuyucuyu sıkmadan kendini okutuyor. Okunması gereken bir baş yapıt olarak görüyorum...
Bir şeyi kelimelere dökmeyi denediğinde felaket hissine kapılıyor. Dilsizleşiyor. O anlatmak istiyor, başkaları anlamaya meyyal, fakat herkes âciz kalıyor.
Anlatıcılar hep dinleyiciden farklı bir âlemdeler.
"Hayatın ne demek olduğunu bilmeden hayat için öluyorduk"
Her şeyi sadece kitaplarda okumuştuk .

Konakova kızları
Artık savaştan dönen insanın yalnızlığını anlıyorum. Başka gezegenden ya da öbür dünyadan dönmek gibi bir şey bu.
Çocukluğumda köy savaştan sonra kadınlara kalmıştı. Erkek sesleri animsamiyorum.Bende böyle yer etti bu :savaşı hatunlar anlatır. Aglarlar....
Ağlar gibi şarkı söylerler..
Çatışma gece bitti.
Sabah taze kar yağdı.
Altında ölüler. ..birçoğunun elleri yukarı dönük. ..gökyüzüne. ...
Bana mutluluk nedir diye soracak olursanız,ölüler arasında canlı bir insan buluvermek derim....

Anna ivaniva belyay/hemsire

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kadın Yok Savaşın Yüzünde
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
404
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054820399
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kafka Yayınları
2015 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi Svetlana Aleksiyeviç'in ilk eseri ve kurduğu türün ilk örneği sayılan Kadın Yok Savaşın Yüzünde, II. Dünya Savaşı'nın kadınlar 'cephesinde' nasıl yaşandığını belgeleyen çok güçlü bir sözlü tarih çalışması… İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç'e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın "yeni bir edebi tür" yarattığını belirtmiş, eserlerini de "duyguların ve ruhun bir tarihi" sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt altına alıyor. Kadın Yok Savaşın Yüzünde'de Aleksiyeviç, tarihin gelmiş geçmiş en kanlı savaşını vererek faşizmin yenilgiye uğratılmasında büyük pay sahibi olan ve bu uğurda en az yirmi milyon insanını kaybeden SSCB'de kadınların -kadın piyadelerin, sıhhiyecilerin, keskin nişancıların, çamaşırcıların, kadın cerrahların, pilotların, keşif erlerinin, partizanların- Nazi işgalini nasıl göğüslediklerini, böylesi bir savaşta kadın olmanın zorluklarını nasıl deneyimlediklerini Sovyet ülkesinin dört bir yanından bir araya getirdiği tanıklıklarla belgeliyor ve unutuluşun girdabından kurtardığı bu hikâyeleri edebi bir toplam halinde önümüze seriyor.

Kitabı okuyanlar 62 okur

  • Ferit bakır
  • Umut Can Kayadelen
  • Derya Özkan Lengerli
  • Cihan Gökçe
  • ukulele
  • Oğuz
  • Gökhan Dko
  • Bahar Yıldız
  • Küb
  • Sevil Erdoğmuş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.4 (15)
9
%25.8 (8)
8
%19.4 (6)
7
%3.2 (1)
6
%3.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0