Kadının Adı Yok

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.611
Gösterim
Adı:
Kadının Adı Yok
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759916169
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Kadının Adı Yok
Kadının Adı Yok
Kadının Adı Yok
Geniş bir okur kitlesine ulaşan bu yapıt,1998'de müstehcen bulunarak yasaklandı. İki yıl süren dava sonucunda yayımına tekrar izin verildi ve aynı yıl yönetmen Atıf Yılmaz tarafından filme alındı.
(Tanıtım Bülteninden)
Geçmişten günümüze Türk kadını birçok değişime maruz kalmıştır. Yakın geçmişte teknolojinin gelişmesi ve Demokratik yönetimin getirdiği avantajlarla, muhasır medeniyetler dediğimiz ülkelerin insanlarını tanımaya, bilgiye daha rahat ulaşmaya başlamış ve bütün bunlar bizlerde birçok değişime sebep olmuştur. İnsanların ihtiyaçlarının değişmesi ve isteklerini daha rahat ve yüksek sesle dile getirmeye başlaması ile değişim her kesimi sarmıştır.

Bu değişimlerde Kadın Hakları oluşmaya başlamış fakat gelenek, kültür ve mahalle baskısı ile engellenmeye çalışılmıştır. Değişimi ve İnkılapları çok seven Anadolu insanları, Kadın Hakları denilince Namusuna el atılıyor muşçasına Kadın Haklarının gelişmesine engel oldu ve günümüzde de kısmen engel olmaya devam ediyor.

Duygu Asena - Kadının Adı Yok ile İsimsiz bir kahraman yaratıyor. Alışılmış mağdur edebiyatını bırakıp, güçlü bir kahraman ile sorular soruyor. Kadın-Erkek eşitliği üzerine sorduğu sorular ve kahramanın yaşam tarzı ile insanlara, ekonomik ve cinsel bağımsızlığı kazanan bireyin namuslu bir hayat sürebileceğini bizlere gösteriyor. Namuslu kelimesini özellikle kullandım çünkü namus adı altında sürekli geri bırakılan ve korkularla yaşayan Türk Kadınına, namussuzca olarak adlandırılan Özgür hayatı, Duygu Asena Adsız kahramanı ile bizlere gösteriyor ve bunun nesi namussuz diyor.

Soyut olan namus kavramının Kadın üzerinden somutlaştırılması ve bunun yanlışlarının insanlara gösterilmesi açısından Kadının Adı Yok önemli bir eser. Ayrıca incelememin başında söylediğim (Türk kadınının birçok değişime maruz bırakılması) cümleyi geçersiz kılan bir eser Kadının Adı yok... Eserde Kadın değişime maruz bırakılmıyor bilakis insanları değişime itip, akıl veriyor. Sürekli hakim görüşlerin etkisi altında değişime maruz bırakılan Türk kadını bu eserle tepkisini ortaya koymaktadır. Adsız kahramanımız Artık değişmek istemiyorum deyip sadece kadın olmak istemekte ve Adı olmayan kadın (Erkeğinin Soyadı ile anılan) isim ve birey olmak istemektedir.

Alıntı:
“Bunca yıllık yaşamımda bir tek şunu öğrendim. Şu reçeteyi: mutlu olmadığın ortamdan kaç git. Bunun için de güçlü ol, kendi kendine yet.”
Kitap resmen pekte dengede olmayan şirazemi hepten kaydırdı. Kitabı gerçekten çok beğendim. Dili, anlatımı çok güzel. Samimiyeti ise bir başka.
Kadın olarak hepimizin yaşadığı sorunları öyle güzel dile getirmiş ki.

Ön olgunluk çağıma eriştiğim şu günlerde düşüncelerimde hiçte haksız olmadığımı, yanlız olmadığımı gösterdi bana.

Feminist ideolojiye pek yakın değilim de aslında, Ama kitaptaki her satırın altına imzamı atarım.
Sizin de arkadaşlarınız evlendikten sonra, ''bekar'' sizle irtibatınızı kesti mi ?
okuyun!
Ay canım bunca oku oku nereye kadar, nasıl olsa atanamıycan, bari eli ayağı düzgün birini bulupta hayatını garanti altına alsaydın diyen evli arkadaşlarınız mı var.
okuyun!

İlk iş deneyiminizde (19 civarı) dedeniz yaşındaki patronunuz, ya benimle birlikte olursun,
evini arabanı alırım hayatın kurtulur.
ya da yol paranı ve yemek paranı bile vermem diyerek tehdit etmeye kalktı ardından babanıza ağzını burnunu dağıttırdınız mı.
Bu yaşanan olay yüzünden sorun bende demek ki diyip 6 ay sokağa çıkmayıp psikolojik destek aldınız mı?
e okuyun....

Falan filan....
Şu anda istediğim zaman istediğim yemeği yapabiliyorsam,
gerektiğinde 1 hafta bulaşıklara elimi sürmüyorsam,
Kumanda bendeyse,
İstediğim kadar kediyi eve doldurabiliyorsam.
Benden iyisi yokmuş valla.

Birde kitabın şöyle bir şeysi var. (uygun kelimeyi bulamadım..)

Evlilikten dehşet derecede soğutuyor...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.377 Oy)19.148 beğeni43.656 okunma3.021 alıntı184.074 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.936 Oy)8.898 beğeni26.465 okunma2.696 alıntı115.524 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.770 Oy)13.488 beğeni34.737 okunma3.450 alıntı146.935 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.612 Oy)9.115 beğeni25.498 okunma1.542 alıntı127.645 gösterim
  • Aşk
    7.8/10 (4.945 Oy)5.626 beğeni18.556 okunma905 alıntı94.290 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.740 Oy)11.486 beğeni28.637 okunma1.578 alıntı150.023 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.8/10 (4.306 Oy)5.153 beğeni18.908 okunma824 alıntı78.000 gösterim
  • Serenad
    9.0/10 (5.265 Oy)5.918 beğeni15.655 okunma1.766 alıntı67.333 gösterim
  • Adı: Aylin
    8.1/10 (935 Oy)843 beğeni4.447 okunma95 alıntı16.032 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.229 Oy)6.937 beğeni20.259 okunma728 alıntı114.015 gösterim
Üniversite hocalarımdan birinin tavsiyesi üzerine okumuştum. Daha doğrusu feminizm üzerine konuşuyorduk. Aslında Fransa'dan söz ediyorduk ama Türkiye'ye geldi konu. Dedi ki: "Kadının Adı Yok çıktığında ne büyük olay oldu şu memlekette, kıyametler koptu, kitaplar toplandı."
Madame Bovary'deki gibi kadınlara kötü örnek olduğu gerekçesiyle toplanmış kitap. İki kitabın kaderi aynı. Türkiye'de ne kadar değer veriliyor bu kitaba çok bilgim yok ama Rusya'dan gelen bir arkadaşım okumuş, çok beğenmiş ve bitirme tezinde kitabın içeriğinden yararlanmıştı.
Aslında kitabın yasaklanmasının birçok nedeni varmış ama ben sadece "kötü örnek" olma konusu üzerinde duracağım.
İnsan beyni nasıl öznel olarak kötüyü ve iyiyi ayırt edebiliyor ve kendine göre yorumluyorsa, sadece bu kitap için değil herhangi bir "x" kitap için de bunu yapabilir. Kaldı ki bu ülkenin tarihi şuan yaşadığımız tarihle paralel gitmiyor. Biz kadınlara seçme ve seçilme hakkını bir çok Avrupa ülkesinden daha önce verdik. Şimdi kadınlara sokakta kahkaha atma, hamileyken dışarı çıkma diyoruz. Daha doğrusu bir kesim bu düşünceyi herkesin ulaşabileceği geniş kitle iletişim araçlarından avazı çıktığı kadar bağırarak söylüyor. İşin kötü yanı bu kesim halkı eğitim, ekonomi, hukuk gibi alanlarda yönetiyor.
Şimdi bu söylenenleri akılda tutup Asena'nın kitabına dönelim.
Asena tam da bu konudan söz ediyor kitapta. Başlarda her şeyin yasak olduğu küçük bir kadının hayatını anlatıyor. Hatta çocuğu anlatıyor. Bu çocuk öyle yasaklarla büyüyor ki, yetişkin bir birey haline geldiğinde hala kendini kısıtlama ihtiyacı duyuyor. Şuan bir çok kadının yaşadığı durumların aksine -tabiri caizse- gözlerini açıyor. Toplumun günümüzde bile dayatmaya çalıştığı, çocuk doğur, evde otur, çalışma, okuma, konuşma, kahkaha atma, gece sokağa çıkma hatta mümkünse hiç çıkma gibi emir kalıplarından kurtulup gerçek bir birey "gibi" hissetmeye başlıyor. Çalışıyor, kendi bedeni için kendi kararlarını veriyor, sokağa çıkıyor, flört ediyor, okuyor, konuşuyor, kahkaha atıyor, ağlıyor. En önemlisi özgürlüğün tadına varıyor. Bağımsızlığını ilan ediyor. Hem iç hem dış işlerinde sadece kendine bağlı kalıyor.
Asena gerçek bir feminist. Feministliğin; kadınların erkeklerden daha iyi haklara değil, aslında EŞİT haklara sahip olması demek olduğunu çok iyi biliyor. Bundan fazlasını isteyen kadınlara kesinlikle feminist gözüyle bakmamak lazım. Ne yazık ki dünyanın her yerinde erkeklerden daha fazla hakka sahip olmak isteyen kadınlar var. Geçmişte ezilmiş olmanın etkisiyle şimdi fazlasını istiyorlar. Bunu yaparak birçok insanın gözü önünde küçük düşüyorlar ve erkek düşmanı ilan ediliyorlar. Benim için yalancı siyasetçilerden hiçbir farkları yok. Nasıl siyasetçiler gerçeklerin üstünü örtüyorsa, bu tarz kadınlar da hepimizin eşit olması gerektiği gerçeğinin üstünü örtüyorlar.
Gerçek feministliğin ne demek olduğunu anlamak istiyorsanız ve bunu edebi bir dilden okumak istiyorsanız, bu kitabı tavsiye ederim. Daha tarihsel bir şey okumak isterseniz ve okuduklarınız zaman zaman içinizi acıtabiliyorsa -kitabın içerisinde gerçekten çok fazla trajik durum var- Asena yerine; Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı bu kitaba bir göz atabilirsiniz.
Kadınlığını unutmuş (ya da kadının ne olduğunu unutmuş erkekler) veyahut kendini üstün ırk ilan eden bireyler için mükemmel bir panzehir bu kitap. Kötü örnek olması söz konusu değil, zira birebir gerçekleri görüyorsunuz. Gerçeklerin doğruluğunu veyahut yanlışlığını tartmak size kalmış.
İyi okumalar.
Bu kitabı henüz 13 yaşımdayken kütüphanede ismi dikkatimi çekti diye alıp okumuştum.'' Allah Allah neden kadının adı olmasın ki?'' dediğimi unutmam. Yine raflarda gezerken ''Bu kitabı iki kere okurum işte.'' diyerek bir anda aldım. O zaman kopuk kopuk okumuş olmalıyım ki bu ikinci okuyuşumda neler neler kaçırdığımı fark ettim. Altını çizdiğim ve hayatımda da savunduğum oldukça fazla cümlenin varlığı Duygu Asena'ya olan hayranlığımı arttırdı.

Kitaba gelirsek: kitap boyunca adı verilmeyen kadın karakterimizin küçük bir kız olduğu yıllardan başlayıp yaşadığı onca olaylar neticesinde adeta kendi kendini baştan yaratması, güçlü, bağımsız, boyun eğmeyen, her anlamda istediğini şeyi yapan, kadınların da böyle olması gerektiğini savunan bir kadına dönüşmesini anlatıyor. Bu konuda kadınlara çok iş düşüyor bunu da yazar: '' İnsanların tümünde kendinden güçsüz gördüğü birini ezmek, ona buyurmak dürtüleri var ve ne yazık ki güçsüzler ordusu kadınlar. Eğer ilk buyurmada, ilk kısıtlamada, ilk tokatta hayır diyemezseniz, bunlar sürer gider. Ama kararlı bir hayır pek çok şeyin çözümü olacaktır.'' sözleriyle açıklamış. Bu durumun olması için ekonomik anlamda kadının özgür olması gerektiğini de kitap boyunca durmadan çalışıp ayakları üstünde duran kadın karakterimiz üstünden vurgulamış. Ben her kadının okuması gereken bir kitap demek yerine, herkesin okuması gereken bir kitap olduğu kanaatindeyim. Keyifli okumalar dilerim.
Bir kadının okumadan ölmemesi gerektiğine inandığım efsane yapıt oldu, bir kadının isterse ilkeli saygın duruşuyla toplumda var olabileceğini gösteren ve oldukça cesaret veren bir eser. Umuyorum okumadan ölmezsiniz canım kadınlar.
Duygu Asena önemli bir feminist yazar, fakat ben kendisine bir çok konuda katılmıyorum. Bu eserde sürekli kadını mağdur, duygusuz vb. göstermiş-ki biz kadınlar bu kadar mağdur duygusuz savruk değiliz.
Toplumumuzda kadına karşı yapılan baskıların bir kez daha gün yüzüne çıkmış halidir. Aile baskısı bambaşka bir olay zaten. Kızlar erkek çocuklarıyla oynayamaz. Bu şekilde oyun oynaması gereken yaşta çocuklarda cinsiyet ayrımına karşı bir farkındalık oluşuyor. Aileleri baskıladığı için yapmayacağı ya da aklının ucuna gelmeyeceği şeyler bile daha cazip gelecektir onlara. Aslında içinde bulunduğumuz durumu bir kez daha hatırlamamızı sağlamıştır.
duygu asena ismini feminizmle birlikte duymuştum. kitabının adı ilgimi çekmişti, okuduğum zaman kadın olmanın ne kadar zor bir şey olduğunu daha iyi anladım. bir yerden sonraysa erkek olduğum için utanmaya başladım. bir kadın olarak kitabı okusaydım bütün erkeklerden nefret ederdim herhalde. etkileyici, sarsıcı bir kitap
• Bir feminizm sitesinde görmüştüm, yasaklanılan kitaplardan diye bahsediliyordu.
"Kötü örnek" oluyormuş kadınlar için, öyle düşünülüyormuş o zamanlar.
Kadınların sorunlarını ve kadın-erkek eşitsizliği gibi konuları anlatan kitap, mahkeme kararıyla 1988'de yasaklanmış; sonrasında ise yasak kaldırılarak Atıf Yılmaz tarafından filme çekilmiştir. Hale Soygazi'nin filmin finalinde çırılçıplak soyunduğu sahne büyük sansasyon yaratmıştı. Tavsiye ediyorum tabiki :) iyi okumalar :)
Bir kadın olarak geç okuduğum için kendime kızdım. Her kadının hatta her erkeğin okuması gereken bir kitap. Hani erkekler hep kadınları anlamadığından dert yanıp durular ya bence bu kitabı okuduklarında bence biz kadınları anlamaya başlayacaklar
Yazıldığı zamandan bu yana toplumumuzda aslında çokta bir sey değişmemiş. Kadın yine aynı.. Şimdi burda sürüsüne şey yazılır. Efendim işte kadın olmasa insanlık olmaz şöyle cefakar, böyle itiliyor kapılıyor falan diye. Mesele zihniyet meselesi, mesele eğitim meselesi. Mesele insan olma meselesi.. cinsiyetlerden sıyrılıp insan olma meselesi. Bir kadın olarak bu kitabı okuduğum için çok memnunum. Fikirde de yaşantıda da bir bireyler kadınlar değil bireyler olabilmek lazım. Kadınlardan ziyade erkeklere okutmak gerekiyor. Güçlü olmak gerekiyor bir kadın ve birey olarak bu toplumda güçlü olmak gerekiyor. Ziyadesiyle düşündürücü, sarsıcı ve insanın dengesini bozan bir kitap..!
Duygu Asena, çocukluğumda televizyonda veya gazetelerde gördüğüm, feminist ve o zamanlar neden bu kadar tartışıldığını anlamadığım bir yazardı. Kitabı okuduktan sonra neden bu kadar tartışıldığını gayet iyi anladım. Kitaptaki düşünceler bugün bile dile getirildiğinde (Gerçi bu zamanda dile getirilmesi daha çok tepki çeker. Artık görünüşte daha muhafazakar bir toplumuz.) baya tepki çekip tartışılacak yapıda. Kitabı okumadan önce bu kadar sert ve net bir feminizm beklemiyordum. Yanlış anlaşılmasın; sert feminizmden kastım erkek düşmanlığı değil. Kitapta ifade edilen feminizm tam, koşulsuz bir özgürlüğü ifade ediyor. Öyle ki çocuk yapmayı, evlenmeyi bile bu özgürlüğe karşı bir darbe olarak görüyor. Kitaptaki çoğu düşünceye katılıyorum ama adı olmayan kahramanın yanlış olan bir şeyleri başka yanlışlarla aşk kılıfına sokarak düzeltmeye çalışmasını ve evlenip aile olmayı bile zincire vurulma olarak görmesini doğru bulmadım. Duygu Asena kitapta baya uç noktalarda olan bir aile yapısı çizmiş. Bu açıdan bence feminizme destek yerine zarar veren bir yaklaşım olmuş. Sadakatsizlik, aşka dayandırılıp ve özgürlük olarak gösterilerek sevimli bir hale gelmiyor. Yine de çoğu düşüncesinde hala haklı ve kitabın yazıldığı zamandan bu yana kadının hala adının olmaması üzücü.
Kimse kimseden birşeyler istememeli,beklememeli.Hele değişmesini hiç.Bilmiyor musun ki ben değişirsem, senin sevdiğin ben değilimdir artık ve sonra beni sevmezsin.
Anlamıyor musunuz siz, kendim olmak istiyorum, kendi adımla anılmak istiyorum ve erkeklerden, evlilikten yalnızca dostluk bekliyorum. Dostluk da saygıda eşitlikle olur, anlamıyor musunuz,eşitliğin olmadığı yerde ikisi de yok.
Sünnette ne oluyor peki, pipi alt tarafta değil mi? Pipileri kesiliyor diye bize ne? Anne, ben âdet filan olmayacağım. Olursam da büyüdüğümü herkese ilan edeceğim. Bütün arkadaşlarımı çağırıp pasta yiyeceğim. Hediyeler alacağım. Yetti artık be, yetti artık. Ayıpsa neden kanıyoruz. Kanamak kadın olmaksa neden ayıp? Pipimiz yok diye mi bütün bunlar? Bir pipimiz olsaydı biz de mi tören yapacaktık? Neden onlarınki ayıp değil de, bizim kanamamız ayıp? Yetti artık anne yetti artık. Eğer olursam, göreceksin bak âdet olduuum diye herkese bağıracağım.
Bir şeyi daha öğrendim: birisini zorlarsan, en doğal isteklerine karşı çıkarsan, "Hayır" dersen, o iş o birisi için çok büyük önem kazanıyor. Yapacağım diye sonuna kadar gidiyor.
Duygu Asena
Sayfa 53 - Doğan Kitap
Arkadaşlarımın babaları oğullarına sürekli "Erkekler ağlamaz" diyorlar; bunu dediklerine göre ağlamak doğru değil. Peki ama ağlamak iyi bir şey değilse neden kızlara yasak değil?
Duygu Asena
Sayfa 14 - DOĞAN KİTAP

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kadının Adı Yok
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759916169
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Kadının Adı Yok
Kadının Adı Yok
Kadının Adı Yok
Geniş bir okur kitlesine ulaşan bu yapıt,1998'de müstehcen bulunarak yasaklandı. İki yıl süren dava sonucunda yayımına tekrar izin verildi ve aynı yıl yönetmen Atıf Yılmaz tarafından filme alındı.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 899 okur

  • Seray Özkan
  • lal hi
  • Nevruz B.
  • Su
  • Feyza Çaka
  • Feyzan Keçeci
  • Zuhal uyanık
  • Gökmen Ortaç
  • Simge ben
  • Sevilsee

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.6
14-17 Yaş
%0.9
18-24 Yaş
%7.8
25-34 Yaş
%15.8
35-44 Yaş
%39.5
45-54 Yaş
%27.2
55-64 Yaş
%2.9
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%91.2
Erkek
%8.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.2 (58)
9
%22.6 (42)
8
%19.9 (37)
7
%12.9 (24)
6
%5.4 (10)
5
%2.2 (4)
4
%2.2 (4)
3
%1.1 (2)
2
%0.5 (1)
1
%1.6 (3)

Kitabın sıralamaları