Kadının Adı Yok

·
Okunma
·
Beğeni
·
12166
Gösterim
Adı:
Kadının Adı Yok
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759916169
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Kadının Adı Yok
Kadının Adı Yok
Kadının Adı Yok
Kadının Adı Yok
Geniş bir okur kitlesine ulaşan bu yapıt,1998'de müstehcen bulunarak yasaklandı. İki yıl süren dava sonucunda yayımına tekrar izin verildi ve aynı yıl yönetmen Atıf Yılmaz tarafından filme alındı.
(Tanıtım Bülteninden)
184 syf.
Sakin, anlaşılır hatta kitaptan bahsetmeyi de başaracağım bir inceleme yazmak istiyorum. Yaşadıklarımı anlatsam , şu oldu, bu oldu diye izaha çalışsam da biliyorum ki yine de anlaşılır olamayacağım. Onlarca kez ölmem gerekirdi Fiziken defalarca kez rahatsızlıklar ile mücadele etmiş olsam da ruhumun gücüne binlerce kez minnettarım.
İnsan, sadece namus kavramıyla değil de eğitim , meslek, hayat standartları ve mutlululuk üzerine önem verilen bir çocukluk geçirip tamamen disiplin üzerine kurulu bir meslekte uzun yıllar çalıştıktan, bir evlilik yapıp devam ettiremeyip ayrılınca , ilişkilere , kadınlara erkeklere dair doktora yapmış gibi oluyor.

Genç kızlık, evlilik kadınlık, evlilik bitimi dulluk ne çok unvan veriliyor kadınlara. Kim demiş ki adı yok diye?
Kadınlar bile az biraz geçmişlerinden bahsetmeye başlasınlar ‘’ ben kızken’’ deyimini ne sık kullanırlar. Hiç haz etmediğim kelimelerdir ‘’ ben kızken’’ kadınlığının safhalarını bekarete bağlama ezikliği ve sonrasında ‘’ ben kızken’’ dönemini ‘’ evli barklı kadın olacağım ben ona göre davranmalıyım ‘’ geçiş zavallığı.


Evlilik geçiş dönemi demişken; uzun yıllar oldu boşanalı birkaç arkadaşımın aracılığı ile dest-i izdivacıma talip olan beyler oldu ve o kadar trajikomik anlar yaşadım ki halen tebessümle hatırlarım.
‘’Çoluğum çocuğum evli, eşim beş sene kadar önce vefat etti, emekliyim bir evim ve maaşım var, çocuklarımın eğitimi , evliliği derken bana evlenme sırası gelmedi, eee artık bir ayağımız da çukurda evlenirsek birlikte hacca gider , ibadetimizi yaparız. Siz de kapanırsınız benim çevremde açık kadın pek hoş karşılanmaz ben de gani gani sevaba girerim ‘’ diyen bir beyefendi vardı . İbadetimi Allah için değil de onun sevaba girmesine vesile olmam için isteyen . Ancak tüm bunları istediğini rahatlıkla söylerken çocuklarımın evliliğime dahil olmasını istemediğini gizlemekten çekinmeyen. Açık olmak, ibadetlerini eksik yapmak günah ama çocuklarının varlığından rahatsız olmak, onları kabul etmemek oldukça sevap.
‘’ Eşim çok geçimsizdi, ne çok çaba sarf ettim evliliğim sürsün diye , inanır mısınız bir tokat bile atmadım ama kadın deliydi deli. Ne annemi istedi ne de çocuklarına analık edebildi. (Benim akıllı olduğumu düşündü gibi :)) Mecburen boşandım ‘’ diyen adamın geçmişinde eşine şiddet uyguladığı için defalarca uzaklaştırma kararı aldığını , kadının aylarca korunma kanunundan faydalandığını öğrendiğimi bilmeden saatlerce dinledim yalanlarını.
Kusura bakmasın kimse; ısmarlama aşk, ısmarlama evlilik, ısmarlama kadınlık olmuyor . Daha doğrusu ben yapamıyorum dedim ve oldukça da mutlu bir şekilde hayatıma devam ettim.

Erkeğin keyfine göre belirlenen anlarda ve hazlarda sevişmek, onu mutlu ediyorken mutsuzluğunu gizlemek, utanç duyuyor olmak, doğurmak isteyip istemediğinin kararını erkeğin tercihiyle seçmek !!! Tabii ki ADINIZ OLMAZ..


Duygu Asena, cesur bir yazar. Cinselliği ve kadını anlatırken o kadar güzel ifadeler kullanıyor ki kitabı okumadan önce feminist duygulara sahipseniz , düşmansanız ilişkilere, babaya, abiye sevgiliye, eşe , duygularınızda esneklik olduğunuzu hissedeceksiniz. Akıllı, sağlam duruşlu bir kadını yaratmanın fomüllerini veriyor, kendisini, annesini ve kız kardeşinin öykülerini anlatırken.
Kimimiz yediğimiz kazıklar sonrası akıllanıyor, kimimiz daha doğuştan itibaren aklını temkinli kullanıyor, kimimiz ise bir türlü akıllanmıyor.

Ama lütfen rica ediyorum bu kitabı;

Her halinde kendinden memnun güçlü, ayakta durmayı başarabilen kadınlar okusun . Kocasının ya da bir erkeğin arkasına sığınan , yalnızlıktan korkan, bu kadar eziyet yeter artık boşanacağım deyip de ertesinde sosyal medya hesaplarından sahte gülücük pozları veren ADI OLMAYAN KADINLAR okumasın. .

Kaç yaşına gelirse gelsin ‘’ azıcık aşım ağrısız başım’’ felsefesini reddedip sorgulayan , yargılayan değer verip , değer alabilen kadınlar okusun. Tüm hayatı boyunca bir halt öğrenememişlikleriyle yaşayan, kendini tanımayan , biten bir ilişki sonrası gidene ağlayan , yalvaran karakter yoksunu ADI OLMAYAN KADINLAR okumasın.

Üç beş fazla mal mülk sahibi olmak için hayallerini , gençliğini , kişiliğini , bunlar yetmeyince de vücudunu satanlar , hemcinslerine ölümcül darbeler vuran o….pular hiç okumasın.
İsterim ki kadının yanında durmak için çabalayan , ruhuna uygun adımlar ile girmeyi öğrenmek isteyen tüm erkekler okusun.

Keyifli okumalar..
184 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Kitap resmen pekte dengede olmayan şirazemi hepten kaydırdı. Kitabı gerçekten çok beğendim. Dili, anlatımı çok güzel. Samimiyeti ise bir başka.
Kadın olarak hepimizin yaşadığı sorunları öyle güzel dile getirmiş ki.

Ön olgunluk çağıma eriştiğim şu günlerde düşüncelerimde hiçte haksız olmadığımı, yanlız olmadığımı gösterdi bana.

Feminist ideolojiye pek yakın değilim de aslında, Ama kitaptaki her satırın altına imzamı atarım.
Sizin de arkadaşlarınız evlendikten sonra, ''bekar'' sizle irtibatınızı kesti mi ?
okuyun!
Ay canım bunca oku oku nereye kadar, nasıl olsa atanamıycan, bari eli ayağı düzgün birini bulupta hayatını garanti altına alsaydın diyen evli arkadaşlarınız mı var.
okuyun!

İlk iş deneyiminizde (19 civarı) dedeniz yaşındaki patronunuz, ya benimle birlikte olursun,
evini arabanı alırım hayatın kurtulur.
ya da yol paranı ve yemek paranı bile vermem diyerek tehdit etmeye kalktı ardından babanıza ağzını burnunu dağıttırdınız mı.
Bu yaşanan olay yüzünden sorun bende demek ki diyip 6 ay sokağa çıkmayıp psikolojik destek aldınız mı?
e okuyun....

Falan filan....
Şu anda istediğim zaman istediğim yemeği yapabiliyorsam,
gerektiğinde 1 hafta bulaşıklara elimi sürmüyorsam,
Kumanda bendeyse,
İstediğim kadar kediyi eve doldurabiliyorsam.
Benden iyisi yokmuş valla.

Birde kitabın şöyle bir şeysi var. (uygun kelimeyi bulamadım..)

Evlilikten dehşet derecede soğutuyor...
197 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Üniversite hocalarımdan birinin tavsiyesi üzerine okumuştum. Daha doğrusu feminizm üzerine konuşuyorduk. Aslında Fransa'dan söz ediyorduk ama Türkiye'ye geldi konu. Dedi ki: "Kadının Adı Yok çıktığında ne büyük olay oldu şu memlekette, kıyametler koptu, kitaplar toplandı."
Madame Bovary'deki gibi kadınlara kötü örnek olduğu gerekçesiyle toplanmış kitap. İki kitabın kaderi aynı. Türkiye'de ne kadar değer veriliyor bu kitaba çok bilgim yok ama Rusya'dan gelen bir arkadaşım okumuş, çok beğenmiş ve bitirme tezinde kitabın içeriğinden yararlanmıştı.
Aslında kitabın yasaklanmasının birçok nedeni varmış ama ben sadece "kötü örnek" olma konusu üzerinde duracağım.
İnsan beyni nasıl öznel olarak kötüyü ve iyiyi ayırt edebiliyor ve kendine göre yorumluyorsa, sadece bu kitap için değil herhangi bir "x" kitap için de bunu yapabilir. Kaldı ki bu ülkenin tarihi şuan yaşadığımız tarihle paralel gitmiyor. Biz kadınlara seçme ve seçilme hakkını bir çok Avrupa ülkesinden daha önce verdik. Şimdi kadınlara sokakta kahkaha atma, hamileyken dışarı çıkma diyoruz. Daha doğrusu bir kesim bu düşünceyi herkesin ulaşabileceği geniş kitle iletişim araçlarından avazı çıktığı kadar bağırarak söylüyor. İşin kötü yanı bu kesim halkı eğitim, ekonomi, hukuk gibi alanlarda yönetiyor.
Şimdi bu söylenenleri akılda tutup Asena'nın kitabına dönelim.
Asena tam da bu konudan söz ediyor kitapta. Başlarda her şeyin yasak olduğu küçük bir kadının hayatını anlatıyor. Hatta çocuğu anlatıyor. Bu çocuk öyle yasaklarla büyüyor ki, yetişkin bir birey haline geldiğinde hala kendini kısıtlama ihtiyacı duyuyor. Şuan bir çok kadının yaşadığı durumların aksine -tabiri caizse- gözlerini açıyor. Toplumun günümüzde bile dayatmaya çalıştığı, çocuk doğur, evde otur, çalışma, okuma, konuşma, kahkaha atma, gece sokağa çıkma hatta mümkünse hiç çıkma gibi emir kalıplarından kurtulup gerçek bir birey "gibi" hissetmeye başlıyor. Çalışıyor, kendi bedeni için kendi kararlarını veriyor, sokağa çıkıyor, flört ediyor, okuyor, konuşuyor, kahkaha atıyor, ağlıyor. En önemlisi özgürlüğün tadına varıyor. Bağımsızlığını ilan ediyor. Hem iç hem dış işlerinde sadece kendine bağlı kalıyor.
Asena gerçek bir feminist. Feministliğin; kadınların erkeklerden daha iyi haklara değil, aslında EŞİT haklara sahip olması demek olduğunu çok iyi biliyor. Bundan fazlasını isteyen kadınlara kesinlikle feminist gözüyle bakmamak lazım. Ne yazık ki dünyanın her yerinde erkeklerden daha fazla hakka sahip olmak isteyen kadınlar var. Geçmişte ezilmiş olmanın etkisiyle şimdi fazlasını istiyorlar. Bunu yaparak birçok insanın gözü önünde küçük düşüyorlar ve erkek düşmanı ilan ediliyorlar. Benim için yalancı siyasetçilerden hiçbir farkları yok. Nasıl siyasetçiler gerçeklerin üstünü örtüyorsa, bu tarz kadınlar da hepimizin eşit olması gerektiği gerçeğinin üstünü örtüyorlar.
Gerçek feministliğin ne demek olduğunu anlamak istiyorsanız ve bunu edebi bir dilden okumak istiyorsanız, bu kitabı tavsiye ederim. Daha tarihsel bir şey okumak isterseniz ve okuduklarınız zaman zaman içinizi acıtabiliyorsa -kitabın içerisinde gerçekten çok fazla trajik durum var- Asena yerine; Mizojini - Dünyanın En Eski Önyargısı bu kitaba bir göz atabilirsiniz.
Kadınlığını unutmuş (ya da kadının ne olduğunu unutmuş erkekler) veyahut kendini üstün ırk ilan eden bireyler için mükemmel bir panzehir bu kitap. Kötü örnek olması söz konusu değil, zira birebir gerçekleri görüyorsunuz. Gerçeklerin doğruluğunu veyahut yanlışlığını tartmak size kalmış.
İyi okumalar.
184 syf.
·Beğendi·10/10
Kitapta yazılanların gerçekliliği ruhunuzu kemirecek. Her bir kelimesinden de anlaşılacağı gibi yine kadının toplumdaki yerini,duruşunu,değerini ,durumunu,gerçekliğini ,bir kez daha gözler önüne seren, aşkı, sevgiyi,mutluluğu olmayan ruhların dokunuşunda arayan bir kadının esaret eseri... Özgürlüğüne düşkün, klasik kalıba sığmayan, çevresine meydan okuyan bir kadın kimliğini yansıtan ,kimi görüşlerine katılmasamda,kızların, kadınların bireysel olması için bilinen kalıplarından gün yüzüne çıkmaları için hemcinslerime ışık tutmakta...Her zaman olduğu gibi yine kendini ezdirmeyen, ayaklarının üzerinde duran, sürekli sapık,kötü düşünceli,menfaat,çıkar düşkünü nefis kirliliği içinde, yoğrulmuş,kaba ,cahil erkek cinsiyetinin saldırısına uğrayan her ne olursa olsun yinede namus anlayışından asla ve katiyen taviz vermeyen bir hanımı anlatıyor. Akıcılığı, anlatımı,insanlığın kadına yaklaşımı, ön yargıları, tabularını çok güzel yansıtmış ve betimlemeleri oldukça üsturuplu yerinde aksedilmiş...!Erkek egemen topluluğun kadınlara hissettirdiklerine güzel bir bakış açısı getirmiş,kadınlardan çok, erkeklerin okumasını tavsiye ediyorum. İçerisindeki hikayenin benzerlerinin hemen hemen aynılarının yaşandığına eminim ki çevremizde yaşanılanları görüp,duyuyoruz kendimizi bu kitabın içine koyup ruh-i ekseriyetimizle binayen, yüreğinizde hissederek huzurlu okumalar diliyorum .
184 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ne kitaptı be!
"Kendin olmayı istemekten daha önemli bir şey varsa o da kendin olmayı başarmandır." Kitap bir dönem müstehcen bulunduğu için yasaklanmış daha sonra yargı yoluyla tekrardan basımına izin verilmiş. Kitabın konusuna gelecek olursak, kitabın baş kahramanı daha küçük yaşlarda çoğu şeyin farkına varmış ama toplumun biçtiği rolle şekillendirilmeye çalışılmıştır. Bu rolü biçmeye çalışan iki önemli insan anne ve babadır. Kitabın kahramanı, bütün kitap boyunca ne istediğini bilmiş, her zaman dik durmaya çalışmış ve verdiği amansız mücadelenin, savaşın başarıya ulaşmasını istemiştir. Toplumsal hassasiyetleri göz önünde bulundurarak çok fazla derine inmek istemedim alıntılar da, zira kitabın tamamı alıntılanabilir cümlelerden ibaretti, fakat pozitif ayrımcılık yapıyormuş gibi gözükmesin diye paylaşmaktan vazgeçtiğim onlarca altı çizili cümleler de vardı. Ben bu kitaptan aldığım tadı Nevâl El-Seddavi'nin Kahire Saçlarımı Geri Ver kitabından da almıştım, o yüzden okuduğum kitaba hiç şaşırmamış iki kitap arasında bu denli benzerlik olması kitabı daha iyi anlamamı sağladı. Sonuç olarak okunmaya değer bir kitap, özellikle evlenmek isteyen ve evlenen arkadaşların okumasını tavsiye ederim, sizi nasıl bir hayatın beklediğini bilmeniz gerekir. İyi okumalar.
184 syf.
·Puan vermedi
Yıllar önce okumuş ve inceleme yazma fırsatı bulamamıştım. Kitap adeta Duygu Asena ile özdeşleşmiş. Sade ve akıcı ile kolaylıkla okunuyor. Pekçok kadının yaşadığı sorunların anlatıldığı güzel bir kitap.
184 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bir kadının okumadan ölmemesi gerektiğine inandığım efsane yapıt oldu, bir kadının isterse ilkeli saygın duruşuyla toplumda var olabileceğini gösteren ve oldukça cesaret veren bir eser. Umuyorum okumadan ölmezsiniz canım kadınlar.
184 syf.
Bu kitabı henüz 13 yaşımdayken kütüphanede ismi dikkatimi çekti diye alıp okumuştum.'' Allah Allah neden kadının adı olmasın ki?'' dediğimi unutmam. Yine raflarda gezerken ''Bu kitabı iki kere okurum işte.'' diyerek bir anda aldım. O zaman kopuk kopuk okumuş olmalıyım ki bu ikinci okuyuşumda neler neler kaçırdığımı fark ettim. Altını çizdiğim ve hayatımda da savunduğum oldukça fazla cümlenin varlığı Duygu Asena'ya olan hayranlığımı arttırdı.

Kitaba gelirsek: kitap boyunca adı verilmeyen kadın karakterimizin küçük bir kız olduğu yıllardan başlayıp yaşadığı onca olaylar neticesinde adeta kendi kendini baştan yaratması, güçlü, bağımsız, boyun eğmeyen, her anlamda istediğini şeyi yapan, kadınların da böyle olması gerektiğini savunan bir kadına dönüşmesini anlatıyor. Bu konuda kadınlara çok iş düşüyor bunu da yazar: '' İnsanların tümünde kendinden güçsüz gördüğü birini ezmek, ona buyurmak dürtüleri var ve ne yazık ki güçsüzler ordusu kadınlar. Eğer ilk buyurmada, ilk kısıtlamada, ilk tokatta hayır diyemezseniz, bunlar sürer gider. Ama kararlı bir hayır pek çok şeyin çözümü olacaktır.'' sözleriyle açıklamış. Bu durumun olması için ekonomik anlamda kadının özgür olması gerektiğini de kitap boyunca durmadan çalışıp ayakları üstünde duran kadın karakterimiz üstünden vurgulamış. Ben her kadının okuması gereken bir kitap demek yerine, herkesin okuması gereken bir kitap olduğu kanaatindeyim. Keyifli okumalar dilerim.
184 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kadının adı yok! İçerik olarak çok beğendiğim ayrıca okuduğum ilk e-kitap olması dolayısıyla yeri her zaman farklı olacak bir kitaptır kendisi. 1987'de yayınlanmış olmasına karşın hala bir şeylerin nasıl aynı kaldığını ve ilerleme kaydedemediğimizi gözler önüne seriyor. O zaman bile birtakım kişileri nasıl rahatsız etmişse 1988'de yasaklanmış. Açılan dava kazanılıp tekrar yayınlanmaya başlanmış.

Kitap boyunca ana karakterin adının bir kez olsun bile kullanılmayışı da oldukça manidardır. Tam da kitabın adına uygun. Bir kadının ataerkil toplum düzeninde, düzene başkaldırışı ve toplumda erkekle aynı şartlarda var olmaya çalışma çabası anlatılmaktadır kitapta. Çocukluğundan itibaren sırf kadın olduğu için hem babası hem de yıllar boyunca hayatında var olan erkekler tarafından baskı altında tutulmaya çalışılmıştır baş kahramanımız. Tam da günümüz toplumu gibi ne yazık ki.

Kadın erkek herkesin okuması gereken bir kitaptır. Belki bu sayede toplumdaki kadına olan bakış açısı biraz olsun değişir. Ve kadının da bu toplumda erkek kadar var olduğu ve eşit haklara sahip olduğu hatırlanır.

Bir gün Kadının da Adı Var diyebilmek ümidiyle.
184 syf.
·2 günde·10/10
Masallar, masallar... Pamuk prensesli, Külkedili masallar... Başında kurdelesi, uzun kirpikleriyle prenslerini bekleyen kızlar... Ve prensler...
Romanlar, öyküler...
Biri kız, biri oğlan iki çocuklu aileler...
Mutfakta kek pişiren mutlu anneler, evrak çantalı, otomobilli babalar...

Merhabalar
Şu yukarıda yazdığım alıntıdaki masala, hayatımızın bir döneminde mutlaka kandık, biz kadınlar. En idealistinden en sosyalistine, en muhafazakarından en libareline hepimiz kandık, kandırıldık ve belki de kanmak istedik.
.
İşte canım Duygu Asena bu kitapla uyuyan güzeli uyandırıyor peri masalıdan. O derin uykudan uyanmak için kimimize seslenmek yetiyor, kimimizin ise sarılması gerekiyor. Gerçekler yüzümüze bir tokat gibi çarpılmadıkça gözümüz kör, kulağımız sağır olabiliyoruz. Dili o yüzden sert, iğneleyici, rahatsız edici.

Kitaba ve yazara yönelik oldukça ağır eleştiriler, suçlamalar, hakaretler; yayımlandıktan sonra getirilen yasaklamalar var. Çoğu kadınsa abartılı bulduğunu ifade etmiş.
Hatta ben bile bazı kısımlarda "yok artık!" dediğimi itiraf etmeliyim. Fakat hemen o anda iç sesimdeki toplumsal eril yargıların, zihnimi ne denli esir aldığını fark edip okumama devam ettim. Bu farkındalığı kazanmış olmak bile ne güzel.

Kadının Adı Yok Feminist Edebiyat okumalarımda önemli bir köşe taşı olmasının yanı sıra hayatımın geri kalanı için de bir rahber, mentor niteliğinde. Nasıl bu kadar geç kalmışım okumak için, nedem ertelemişim, bilemiyorum.
Her yaştan her kadının hayatının belli dönemlerinde tekrar tekrar okuması gereken bir başucu kitabı bence.
Sevgiler
184 syf.
·Puan vermedi
Duygu Asena önemli bir feminist yazar, fakat ben kendisine bir çok konuda katılmıyorum. Bu eserde sürekli kadını mağdur, duygusuz vb. göstermiş-ki biz kadınlar bu kadar mağdur duygusuz savruk değiliz.
184 syf.
·6 günde·7/10
Duygu Asena, çocukluğumda televizyonda veya gazetelerde gördüğüm, feminist ve o zamanlar neden bu kadar tartışıldığını anlamadığım bir yazardı. Kitabı okuduktan sonra neden bu kadar tartışıldığını gayet iyi anladım. Kitaptaki düşünceler bugün bile dile getirildiğinde (Gerçi bu zamanda dile getirilmesi daha çok tepki çeker. Artık görünüşte daha muhafazakar bir toplumuz.) baya tepki çekip tartışılacak yapıda. Kitabı okumadan önce bu kadar sert ve net bir feminizm beklemiyordum. Yanlış anlaşılmasın; sert feminizmden kastım erkek düşmanlığı değil. Kitapta ifade edilen feminizm tam, koşulsuz bir özgürlüğü ifade ediyor. Öyle ki çocuk yapmayı, evlenmeyi bile bu özgürlüğe karşı bir darbe olarak görüyor. Kitaptaki çoğu düşünceye katılıyorum ama adı olmayan kahramanın yanlış olan bir şeyleri başka yanlışlarla aşk kılıfına sokarak düzeltmeye çalışmasını ve evlenip aile olmayı bile zincire vurulma olarak görmesini doğru bulmadım. Duygu Asena kitapta baya uç noktalarda olan bir aile yapısı çizmiş. Bu açıdan bence feminizme destek yerine zarar veren bir yaklaşım olmuş. Sadakatsizlik, aşka dayandırılıp ve özgürlük olarak gösterilerek sevimli bir hale gelmiyor. Yine de çoğu düşüncesinde hala haklı ve kitabın yazıldığı zamandan bu yana kadının hala adının olmaması üzücü.
Evli olanlar da bir kalıptan çıkmış gibi. “Evilik çok monoton bir şey, aslında gerekli ama, olmuyor işte, bir şeylerin eksikliğini duyuyor insan, zaten karımla da pek bir ilişkimiz kalmadı. Odalarımızı bile ayırdık.. Ama çocuklar... aile... toplum... Sürdürmek zorundayız işte, ne yapalım, ama ne kadar mutsuzum, bir bilsen, ne kadar mutsuzum, senin gibi anlayışlı, bağımsız, özgür bir kadına ne kadar muhtacım, karıma acıyorum ama gidecek bir yeri yok ki...”
Kimse kimseden birşeyler istememeli,beklememeli.Hele değişmesini hiç.Bilmiyor musun ki ben değişirsem, senin sevdiğin ben değilimdir artık ve sonra beni sevmezsin.
Sünnette ne oluyor peki, pipi alt tarafta değil mi? Pipileri kesiliyor diye bize ne? Anne, ben âdet filan olmayacağım. Olursam da büyüdüğümü herkese ilan edeceğim. Bütün arkadaşlarımı çağırıp pasta yiyeceğim. Hediyeler alacağım. Yetti artık be, yetti artık. Ayıpsa neden kanıyoruz. Kanamak kadın olmaksa neden ayıp? Pipimiz yok diye mi bütün bunlar? Bir pipimiz olsaydı biz de mi tören yapacaktık? Neden onlarınki ayıp değil de, bizim kanamamız ayıp? Yetti artık anne yetti artık. Eğer olursam, göreceksin bak âdet olduuum diye herkese bağıracağım.
Anlamıyor musunuz siz, kendim olmak istiyorum, kendi adımla anılmak istiyorum ve erkeklerden, evlilikten yalnızca dostluk bekliyorum. Dostluk da saygıda eşitlikle olur, anlamıyor musunuz,eşitliğin olmadığı yerde ikisi de yok.
Dört duvar arasına tıkılmış, birbirine yabancılaşmış, konuşulacak konusu kalmamış iki insanın birlikteliği mi yuva? Burası bir yuva değil pansiyon.
Sevmediğim bir insanla, yalnızca beni rahat ettiriyor diye nasıl kalabilirdim, gerçek orospuluk bu değil mi? Bana sarıldığı, benimle seviştiği zaman, nasıl yapabilirdim istemeden? Sadece beni rahat yaşatıyor diye...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kadının Adı Yok
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759916169
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Baskılar:
Kadının Adı Yok
Kadının Adı Yok
Kadının Adı Yok
Kadının Adı Yok
Geniş bir okur kitlesine ulaşan bu yapıt,1998'de müstehcen bulunarak yasaklandı. İki yıl süren dava sonucunda yayımına tekrar izin verildi ve aynı yıl yönetmen Atıf Yılmaz tarafından filme alındı.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.075 okur

  • Ada B.
  • pervin seymen
  • Lale Erhal
  • Sade
  • Özlem Ataünal
  • Ayşe uysal kayacan
  • Merve gezgen
  • Serra yetek
  • Damla Şimşek
  • Ayşegül Demirci

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.6
14-17 Yaş
%0.9
18-24 Yaş
%7.8
25-34 Yaş
%15.8
35-44 Yaş
%39.5
45-54 Yaş
%27.2
55-64 Yaş
%2.9
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%91.2
Erkek
%8.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.6 (111)
9
%13 (64)
8
%12.2 (60)
7
%9.2 (45)
6
%3.1 (15)
5
%1.8 (9)
4
%0.8 (4)
3
%0.4 (2)
2
%0.2 (1)
1
%1 (5)

Kitabın sıralamaları