Kadınlar Cehennemi

·
Okunma
·
Beğeni
·
64
Gösterim
Adı:
Kadınlar Cehennemi
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054876358
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arya Yayıncılık
Bir sabah uyandığınızda, ömrünüzü adadığınız tüm değerlerin elinizden kayıp gittiğini görseydiniz, ne düşünürdünüz?
Parasını ödediğiniz evinizden atılsaydınız, çocuklarınızı görmeniz yasaklansaydı...
Ya, yapmadığınız işlerle itham edilip, aşağılık fiillerden yargılansaydınız?
Düşünün, bir sabah uyanıyorsunuz ve her şey ters yüz olmuş!
Suçunuzu sormuyor, sadece söylüyorlar...
Ve birçok komut...
Evinden uzak dur!
Çocuklarından uzak dur!
Gelirinin bir kısmını bize ver!
Bir cinnet halinde saldırıyor ve durmaksızın ne olduğunuzu söylüyorlar: Bazen bir gaddar, bazen bir dayakçı, bazen de pis bir tacizci...
Bunların hiçbiri olmadığınızı biliyorsunuz ama unutmayın siz, artık kendiniz de değilsiniz.
Düşünün, bir sabah uyanıyorsunuz ve artık ortaçağda bir serfsiniz...
Angaryaya mahkum bir yanaşma, bir köle...
Her şey ters yüz olmuş...
Değer verdiğiniz her şey sizden uzaklaştırılmış, çalınmış...
Üstelik derdinizi kimseye de anlatamıyorsunuz...
Düşünün, bir sabah uyanıyorsunuz ve...
Lütfen kendinizi kandırmayın artık...
Çünkü sadece bir böceksiniz...
Birkaç güne kalmaz ölecek ve çöpe süpürüleceksiniz.
Tıpkı Kafka’nın Gregor Samsa’sı gibi...
Bir kabus gördüğünüzü düşünüyorsunuz ama inanın, bu bir yanılgı...
Durumu kabullenin!
Mekan dünya olsa da artık Cehennemdesiniz..
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Çocuklar, erkek ya da kız olsun fark etmez, toplumun bir üyesi olmaları nedeniyle erkekler üzerine yapılan menfi propagandadan etkilenirler.
İlk bölümde kısaca değindiğimiz üzere 6284 sayılı yasanın 16/3 maddesi ile özel olarak görevlendirilen televizyon ve radyolar, kadınların ve çocukların durmaksızın devam eden bir
şiddetin kurbanı olduğu algısını besliyor.
Devletin, şiddetin mağdurunun kadınlar, failinin erkekler olduğuna dair ön yargısı, hukuki süreçlerin dışında çocukların babaları hakkındaki değerlendirmelerini de etkilemektedir. Aile Bakanlığının 183 ihbar hattı için yayınladığı propa-
ganda filmindeki cümlelere dikkat ettiniz mi?
Masanın altına korkuyla saklanmış bir kız çocuğunun obje olarak kullanıldığı bu tanıtım filmi, tam olarak şöyle son buluyor; “Alo 183; Aile, kadın, çocuk, yaşlı ve engelli destek hattı.
Çözümü yalnız aramayın! 183’ü arayın.(11)
Bu kamu spotu ile karşılaşan bir çocuk babasını ve annesini belleğinde nasıl konumlandırır? Üzerinde düşünmek gerekmez mi?
Çocuklar toplumun bir parçasıdır ve tüm bireyler gibi propagandalardan etkilenirler. Bizzat kamu spotlarında bile şiddetin hedefinde annesi ve kendisi olduğunu gören çocuk için baba, kendisini koruması gereken bir varlık haline gelmiş olmuyor mu?
Diğer tarafından kadına şiddet propagandasının tüm şiddetiyle devam ettiğini düşündüğümüzde, çocuğun gözünde annesi, korunması gereken bir varlık olarak yer etmez mi?
Kitabın önceki bölümlerinde değindiğimiz üzere, aile içi şiddet sonucunda erkekler, kadınlara yakın sayılarda öldürülmekte. Anneler, çocuklarını babalardan tam 5,4 kat daha fazla öldürmekte. Cinayet dışında kalan aile içi çocuğa şiddet ra-
kamlarında da kadınlar önde...
Normal şartlarda çocukların babalarından çok annelerinden korkmaları gerekiyor ama kamuoyu algısı tam aksi durumda. Üstelik, Devlet destekli kamu spotları da bu algıyı destekliyor.
Peki, düşünelim o zaman...
Burada sizce de bir mantık hatası yok mu?
Dileğimiz, çocukların şiddetten korunmasında farkındalığı artırmak için desteklenen kamu spotlarının başarılı olmamasıdır. Zira başarılı olmaları, çocukları en çok şiddet gördükleri annelerine yönlendirmiş olacak!
İroni gibi görünüyor ama değil. Maalesef yalın gerçek bu!
Son bir soru sorarak bu bölümü noktalayabiliriz artık.
Devlet, 6284 destekli kamu spotları eliyle EYS için uygun zemin hazırladığının farkında mı acaba?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kadınlar Cehennemi
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054876358
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arya Yayıncılık
Bir sabah uyandığınızda, ömrünüzü adadığınız tüm değerlerin elinizden kayıp gittiğini görseydiniz, ne düşünürdünüz?
Parasını ödediğiniz evinizden atılsaydınız, çocuklarınızı görmeniz yasaklansaydı...
Ya, yapmadığınız işlerle itham edilip, aşağılık fiillerden yargılansaydınız?
Düşünün, bir sabah uyanıyorsunuz ve her şey ters yüz olmuş!
Suçunuzu sormuyor, sadece söylüyorlar...
Ve birçok komut...
Evinden uzak dur!
Çocuklarından uzak dur!
Gelirinin bir kısmını bize ver!
Bir cinnet halinde saldırıyor ve durmaksızın ne olduğunuzu söylüyorlar: Bazen bir gaddar, bazen bir dayakçı, bazen de pis bir tacizci...
Bunların hiçbiri olmadığınızı biliyorsunuz ama unutmayın siz, artık kendiniz de değilsiniz.
Düşünün, bir sabah uyanıyorsunuz ve artık ortaçağda bir serfsiniz...
Angaryaya mahkum bir yanaşma, bir köle...
Her şey ters yüz olmuş...
Değer verdiğiniz her şey sizden uzaklaştırılmış, çalınmış...
Üstelik derdinizi kimseye de anlatamıyorsunuz...
Düşünün, bir sabah uyanıyorsunuz ve...
Lütfen kendinizi kandırmayın artık...
Çünkü sadece bir böceksiniz...
Birkaç güne kalmaz ölecek ve çöpe süpürüleceksiniz.
Tıpkı Kafka’nın Gregor Samsa’sı gibi...
Bir kabus gördüğünüzü düşünüyorsunuz ama inanın, bu bir yanılgı...
Durumu kabullenin!
Mekan dünya olsa da artık Cehennemdesiniz..

Kitap istatistikleri