·
Okunma
·
Beğeni
·
2529
Gösterim
Adı:
Kadınlar Okulu
Baskı tarihi:
Ocak 2002
Sayfa sayısı:
159
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755701479
Kitabın türü:
Orijinal adı:
L'école des Femmes
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Kadınlar Okulu
Kadınlar Okulu
Kadınlar Okulu
Kadınlar Okulu
Kadınlar Okulu
1947'de Nobel edebiyat ödülünü alan Gide'in bütün yapıtları, karmaşık kişiliğini yansıtır. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki arılık ve uyum Gide'e Fransız edebiyatının ustaları arasındaki saygın yerini kazandırmıştır. Hayatın sorgulanışına tanıklık etmek ve düşünce ufkunu genişletmek isteyen herkes için Tahsil Yücel'in mükemmel çevirisiyle bir Andre Gide klasiği...
200 syf.
·1 günde·10/10
Muhteşem bir eser. Defalarca okusam bıkmam. Okunmayacak gibi değil zaten. Burada az okunmuş görünmesine aldanmayın. Kesinlikle okumanız gereken ve beğeneceğinize inandığım bir kitap. Bu kitabı okuyalı beş aydan fazla oluyor, bu yüzden içerik hakkında bilgiler vermeyeceğim. Ama galiba bir kez daha okumak için uzanıyor ellerim ve kendimi zor kurtarıyorum bu durumdan. Daha fazla yazmak istemiyorum çünkü yazacak olsam hemen okumaya başlayacağım. Ama siz okuyun!..
200 syf.
Okuduğum ilk André Gide kitabı Kadınlar Okulu oldu. Yazarın görüşünü en açık biçimde ortaya koyduğu eserlerden biridir Kadınlar Okulu. Kitabın ilk bölümünde her ne kadar bırakma isteğim olduysa da bırakmamakta ısrarcı olmam yazar ve eseri hakkında biraz bilgi sahibi olmamı sağladı.

3 ayrı bölümden oluşan kitabımız, 3 farklı karakterin ağzından günlük tarzında yazılmış.

İlk bölümde nişanlısına bağlı ve sevgi dolu, onu kendinden üstün görecek kadar aşık Eveline' in yıllar sonra kendini geliştirmiş ve eşine olan sevgi ge saygısını yitirmesini okuyoruz. Genç kadın yorulmuş ve tükenmiştir. Kocasının aslında tanıdığı gibi biri olmadığını görür ve bir yandan da inancını sorgulamaya başlar. Durumu her ne kadar çocuklarına yansıtmak istemese de -bunun için uğraşsa bile- kızı Genevieve' in -3. bölümü Genevieve' in ağzından okuyoruz- babasına saygı duymadığını, kendisinin geç farkına vardığı gerçeğin kızının uzun zamandır bildiğini görür.

2. bölümü Robert' ın ağzından okuyoruz. Kendi hayatından bir takım yaşanmışlıkları anlatmasıyla kadınlara olan bakışını ve düşüncelerinin nasıl geliştiği hakkında fikir sahibi oluyoruz.

3. bölüm ise kızları Genevieve' in ağzından okuyoruz. Kitabın son bölümü olması sebebiyle en keyif aldığım bölümdü. 1 ve 2. bölümlerde oluşan kafa karışıklığı 3. bir kişinin bakışıyla anlatılınca son buluyor. Kardeşiyle zıt düşüncelere sahip, asi bir kız olan Genevieve; babasının istememesine rağmen okuma kararı almış, babasının onaylamadığı arkadaşlıklar kurmuş ve bu şekilde intikam almıştır.

Her bölüm ayrı bir keyif veriyor. Bir solukta bitecek, okunması gereken bir kitap. Keyifli okumalar.
200 syf.
·15 günde
Ah Pişman oluşlarımız....
Zayıf anlarımızda alınan kararlar. Sırf başkaları mutlu olsun diye gösterdiğimiz özveri .
"Keşke öyle davranmasaydım","Keşke yalan söylemeseydim", "Keşke yanında daha fazla zaman geçirebilseydim", "Keşke daha açık olabilseydim"...Gibi.  Bu böyle uzar gider..
Ne kadar " Keşkeleri sevmem" desek de, yaptığımız hatalar hep olacaktır,keşke nin yaşı yok her ne kadar tecrübe etsek te yineleriz bazı şeyleri...

Bunların her biri hayatın ta kendisidir. İnsanlar hayata bembeyaz bir sayfayla başlar. Umut vardır, hayaller vardır Herşey yolunda gidecek zannederiz. Kendimizce çözümler buluruz. Hayata karşı o kadar acemi ve saf kalmışızdır ki, çözmeye çalışırız bir şekilde karşımıza çıkan sorunları.Sanki her sorunu çözebiliyor MUŞuz gibi:)))
Aslında iman olsa bu şekilde olmaz.Allah'a mutlak güvenimiz olsa saliveririz.Insanoglu hep kendi kafasına göre program çizer ama bilmez ki kendi programi dışında kainatin sahibinin de bir programı var.
"İman imkandır" sözü geldi aklıma cok doğru...
Bilemiyorum bazen toplumsal baskı bazen aile baskısı bazen de başkalarını mutlu etmek için kendinden ödünler ödünler.....Sanki hiç yokmuşsun gibi....

Şunu da belirtmek istiyorum bazı şeylerin islam'la alakası olmadığı kanısındayım bunu neden diyorum kadın ve kadına dair bir mesele olduğunda baskıya dair bir konu olduğunda ıslami gündem etmeleridir.Görüyorum ki dünya' nın diğer ucunda da birtakım duygular düşünceler aynı yönde gelişmekte...
Demek ki kadın' a bakış acısını kökten degistirmek lazım bu da çocuk terbiyesiden başlıyor...
Vefa' nın , sevgi' nin , fedakarlığın insan hayatındaki rollerinden bahsetmek lazım.Hiç birşeyin dış görünüşün de ki gibi olmadığını, ancak minik şeylerden de mutlu olunabildigini anlatmak lazım...
Gerçekten kitabı okurken yer yer kendi hayatimı okur gibi oldum.Eminim ki birçok kişi de kitabı okuduktan sonra benimle aynı fikir de olacaktır.


Kitaba gelince kalemini çok sevdim Andre Gide' nin...Akıcı bir üslubu var ....
Kitap 3 bölümden oluşuyor...
Aşık bir kadın, Kendini savunan bir erkek ve bunları gözlemlemiş bir kız çocuğunun günlüklerinden ibaret..

Herkesin okurken kendi hayatına dair cümlelere rast geleceğinden eminim..

Buraya da alıntı iliştireyim;

#54711613
#55299969

Iyi okumalar:))
200 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Andre Gide'den muhteşem bir eser.kitapta bir ailenin 22 yıllık yaşantısı ve sonrası,aile bireylerinin ağzından anlatılıyor.Önce anne'nin günlüğünü okuyoruz,ikinci bölümde baba'nın bu günlüğe cevap niteliği taşıyan mektubunu okuyoruz.üçüncü bölümde ise çiftin çocuklarından biri olan kızın ağzından hikayeyi dinliyoruz.her üç kişi de hikayeyi kendi bakış açısından ama birbirini tamamlar nitelikte anlatıyor.ve dolayısıyla devamlı okuyucuya yeni şeyler aktarılıyor.o dönem(esas olarak 1894-1916 dönemi ve daha sonrası 1936 ya kadar uzanıyor) Fransa' sındaki aile yapısı, kadın-erkek eşitsizliğinin boyutları ve sosyal ilişkiler hakkında geniş fikir sahibi oluyoruz.aynı zamanda ilk feminist hareketlerin başlangıç noktasının da bu dönemlere rastladığını da öğrenmiş oluyoruz.kitap akıcı bir dille yazılmış.kesinlikle sıkılmadan okunuyor.her şeyi bir tarafa bırakalım,sadece farklı anlatım tarzı dolayısıyla bile okunması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum.
200 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Hadi Yolculuğa çıkalım Andre Gide ile beraber..
Evdeki işten güçten kitap okumaya fırsat bulamayıp kitaplığı karıştırırken çerez niyetine okuduğum kitap...
UFAK TEFEK DEYİP GEÇMEMEK lazim içinde neler var neler!!!!
Okuduğum ilk Andre Gide kitabı ve üzülerek yazıyorum son sayfası yoktu =((((
İlk sayfayı okudum.Dakika bir GOL bir..Eeee bu kitap bana çooooook mu tanıdık geldi neeee??????

Vahhhh zavallı kızzzz!!!!

Eline kağıt kalem almış yazıyor olanı biteni..Yazmanın insana iyi gelen bir tarafı vardır ..Okuyunca kendimden çok şey buldum..kendi üzerimden inceleyeceğim o yüzden ..Zira yazılanların çoğunu bende yaptım...

Ah Şu bizim KÖR tarafımızzzz!!!! Bir insana kendimizi deli gibi adayışımız...Ah beyne gitmeyen düşünceler..
Aşık olmuş kara sevdaya düşmüş zavalllımmm...
Gözü kör bir Şey görmüyor..
3 bölümlük yolculuğa çıkarıyor bu aşk bizi..

İlk bölümde insan nasıl bu kadar sevebilir diyoruz okurken. Dananın kuyruğu orda kopuyor zatennnn...
[DEFTERRRRRRR ] olanı biteni, içinden geçeni deftere yazıyor...Bende yapmıştım aynısını. Susturuldugunuz zaman içinizdekini kusmaya ihtiyaç duyarsınız...
Kimi yerlerde kötü,olumsuz şeyelerin defterde yer almayacağını yazıyor...

Çünkü içindeki kötü şeyleri dökmek için başlangıç yapıyorsunuz. Size ilaç gibi gelince yazdıklarınīz tek sığınağınız olan şeyde kötü şeyler olmasın istiyorsunuz...

İkinci bölümde gözler açılıyor..Ne oldu Kara sevdaaaa??? YALAN OLDUUUU!!!!!!

Neymiş her şey değişebilirmiş demek kii..İnsan bir şeye körü körüne baglanmamalı...
Sonra yazma amacı değişiyor ve artık kendisi için yazıyor deftere.

Siz okurken başka manalar bulabilirsiniz..ben kendimi buldum aynısını bende yaptığım için..Artık maymun gözünü acıyor eninde sonunda...

Kitapla kalın a dostlar..kiraz tadında okumalar =)))
200 syf.
·Puan vermedi
Nerdeyse uzun bir yaşam var önümüzde bunu nasıl değerlendirmemiz gerektiği ,seçimlerimiz,yaşayış tarzımız,nasıl davranmamız gerektiği size kalmıştır.
Önemli olan ne olursa olsun seçimlerimizin sonunda asla pişmanım demeyin.siz sadace tecrübe ettiniz bunu unutmayın.
200 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Üzerine not alarak okuduğum romanların sahibi Andre... kitaplarındaki içsel çatışmalar psikolojik tahliller insanı suç işlerken yakalanmış durumunda hissettiriyor, bu kitapta üzerinde çokça durduğu kadın özgürlüğünü kadınlara aşıladığı cesareti çok değerli buluyorum, toplumsal baskıların pençesinde kıvranan kadınlara çıkış yolu için ilham olabilecek bir yapıt içimde yarattığın coşkuyu ve seni seviyorum Andre!
200 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kadınlar Okulu’nu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftasında okumak için seçmiştim; bu haftaya nasip oldu, güzel oldu. başka haftalara da başkalarına da güzel olsun diyerek başlamak istiyorum yazıma.
Okurken aklıma Elif Şafak’ın Aşk kitabı geldi, aşk’ı hem kadının hem de erkeğin ağzından dinlemiştik; bu kitapta da önce Eveline sonra Robert ve son olarak kızları Genevieve’nin ağzından olanları ve düşüncelerini okuma fırsatımız oluyor. Birbirinden farklı insanlar, inanıyorum ki siz de benim gibi okurken karakterleri kendi hayatınıza yerleştirmek isteyeceksiniz ve bunu başaracaksınız da. Asıl zevkli olanın bu olduğunu belirtmeden geçmeyeceğim kitabın diğer ayrıntılarına.
Eveline kısmında kitaba adapte olmaya çalışırken Robert’i dinlerken ayrıntıları üst üste koyuyorsunuz ki Genevieve bölümü kitabın altın vuruşu, onu dinleyen her kadının, her kızın ve kız çocuğunun aynı hislere sahip olmasını en azından onun düşüncelerini anlamasını isterim. Defalarca okunabilecek bir kitap, fazla harf ile doldurmak istemiyorum bu sayfayı kitabın ön sözüyle bitiriyorum yazımı:
1 Ağustos 1928
Sayın Bay,
Nice duralamalardan sonra, annemin bana bıraktığı Günlük’ün daktilo edilmiş kopyası olan bu sayfaları size yollamaya karar verdim. 12 Ekim 1916’da, beş aydır salgın hastalıklara tutulmuş kimselere baktığı x hastanesinde öldü.
Yalnız özel adları değiştirdim. Birkaç genç kadına iyi kötü bir yararı dokunacağını düşünürseniz, bu sayfaları yayyınlamakta özgürünüz. Bu durumda, Kadınlar Okulu fena bir ad olmaz sanırım, Moliere’den sonra bir daha kullanmayı uygunsuz bulursanız, o başka. “Birinci bölüm, ikinci bölüm, sonuç” sözcüklerine gelince, bunları sonradan eklediğimi söylemek bile fazla.
Beni tanımaya çalışmayacağınızı ve bu mektubu gerçek adımla imzalamamamı hoş göreceğinizi umarım.
GENEVİEVE D…
Ani bir karar değişikliğiyle, bitirişi bu mısralarla yapmaya karar verdim:
Varsın koca Platon kaşlarını çatsın,
Anlat sen gizini çiçek açmış kızın.(160)
200 syf.
·Beğendi·8/10
Kadinlar okulu..kadın... her zaman ve "an"da oluşunun farkına varmada üstün bir ezicilik kaydetmiştir. Zaman ve yargıların içinden oyle bir çıkar ki .Yaşadığı asırlarda ki bu bilgece çıkış, korkusuzca başkaldırış,yazgısına boyun egmeme özgurluğü ona doganın bahşettigi bir lutuf mudur?
200 syf.
·Beğendi·9/10
ben kitabı çok beğendim günlük tarzında yazılmış aşık olduğu adamın evlendikten sonra değişmesi ve onun gerçek yüzünü görmesini anlatıyo ve bence okunmaya değer
200 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kadınlar okulu... Dünyadaki her kadının, gerek bu vatan topraklarında gerekse dünyanın bir diğer ucunda nasıl konumlandırıldığının, nasıl algılandığının en güzel örneğini sunan eserlerden birisi. Olaydan çok bir olgunun, bireyin cinsiyet ayırt etmeksizin nasıl kendini bulması gerektiğini ortaya koyan bir Andre Gide romanı. Kitap üç bölümden oluşmakta, her bölümü ayrı ayrı değil bir bütün hâlinde ele almak istiyorum. Üzerine söylenebilecek çok şey olsa da münkün olduğunca kısa tutmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü belki de her eserde olduğu gibi sosyal hayatın en önemli meselelerinden, kadının varlığından, kendini öncelikle bir insan olarak tanımlama gayretinden söz edilebilir. Eveline, Robert ve kızları Genevieve. Eveline ilk bölümün yazarı diyebiliriz, günlüğünde kocasına olan sevgisini ve yıllar içinde nasıl bir duygu değişimine uğradığına tanık oluyoruz. Eveline kocasının hoşlandığı şeyleri yapmaktan mutluluk duyan, kendi zevklerini yaşamaya gerek bile duymayan, gerçekte ise içindeki özgürlüğü henüz keşfedememiş bir kadın, bir eş, bir anne. Kadının var olması sadece evlenmesine bağlıymış, evlenmeyen bir kadının da oyalayıcı sanatlarla ilgilenmesinin doğru olduğu yanılgısını görmekteyiz. Hatta bir erkeğin aklını kullanıp geleceğe ilerlemesi için kadının geleneği sürdürmesi yeterli görülmektedir. İkinci bölümde Robert'in dilinden yazılmış kısımlarda ise erkeğin kadını algılayışını bir kez daha görmekteyiz: kadınların beyninde kendiliğinden bir şey doğabileceğine inanmayan, onların düşüncelerinin bir başkasının ürünü olduğunu zannetme eğilimi. Halbuki bu düşünceleri benimseyen karakterimiz başkalarının düşüncelerini söylerken kendi fikriymiş gibi davranmaktan çekinmeyen bir baba, bir koca, bir insan. Kitabın son bölümü tam anlamıyla kendini bulmaya çalışan bir genç kızın gözünde, aslında kadınların erkeklere karşı olan uyanışı. Genevieve, babasıyla geçinemeyen, onun dayatmalarına, isteklerine boyun eğmeyen bir genç kız. Onun dünyaya bakışında kadının erkeğe bakışını görüyoruz. Kadının evlenirken bile kendi seçimini yapamadığı, çoğu zaman kendini seçtirmeye çabaladığı bir dönemde kadının tüm yaşamını sevemediği bir erkeğe adaması doğru mudur sorusunun cevabını hepimiz sorguluyor muyuz ? Ya da kadının sadece güzellik algısıyla erkeği avlama taktiğinin acizliğinin farkında mıyız ? Kadının erkeğe erkeğin de kadına maddi ve manevi dayatma yapmaması gerektiği kanısındayım. Her şeyden önce de kadına yalnızca bedensel bir obje olarak bakmaktan vazgeçmek gerekiyor, kadın ve erkek her şeyden önce bir dost bir arkadaş olabilmelidir. Geçenlerde duyduğum bir sözü eklemeden geçemeyeceğim: Evlilikleri bitiren aşkın yokluğu değil, dostluğun yokluğudur. Çok yerinde bir söz. Ve işin özünde Genevieve'nin iyi törelerin simgesi olan babasına karşı olan aksi tutumu, başkaldırışı, kadınların bağımsızlığını ve eğilmezliğini gösterme eğilimi... Kitap gayet akıcı bir üslupla yazılmış ve sürprizlerle dolu, düşünmeye sevk eden bir konuya sahip. Şimdiden iyi okumalar :)
"Benim, tanıdığın insan olmadığımı söylüyorsun değil mi? İyi ama sen de benim tanıdığım kişi değilsin. İnsan, bir insanın gerçekten sandığı insan olduğunu nasıl anlar?"
André Gide
Sayfa 111 - Bordo Siyah
Zengin olacağımızı anladım; neredeyse üzülüyorum buna: mutluluğa ermek için paraya gereksinimi bulunanlara bırakmak isterdim serveti.
André Gide
Sayfa 16 - Sel Yayıncılık - Çeviri Tahsin Yücel

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kadınlar Okulu
Baskı tarihi:
Ocak 2002
Sayfa sayısı:
159
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755701479
Kitabın türü:
Orijinal adı:
L'école des Femmes
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Kadınlar Okulu
Kadınlar Okulu
Kadınlar Okulu
Kadınlar Okulu
Kadınlar Okulu
1947'de Nobel edebiyat ödülünü alan Gide'in bütün yapıtları, karmaşık kişiliğini yansıtır. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki arılık ve uyum Gide'e Fransız edebiyatının ustaları arasındaki saygın yerini kazandırmıştır. Hayatın sorgulanışına tanıklık etmek ve düşünce ufkunu genişletmek isteyen herkes için Tahsil Yücel'in mükemmel çevirisiyle bir Andre Gide klasiği...

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 1 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0