Kadınlar Otobüsü

·
Okunma
·
Beğeni
·
35
Gösterim
Adı:
Kadınlar Otobüsü
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052494424
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
Gülsün yorganını öyle çekiştirmişti ki, Kadir kımıldayıp homurdanınca kendine geldi. Sıkıca tutunduğu şey tahta değil yorgandı ama elleri acımış, bütün vücudu soğuk suda beklemiş gibi üşümüştü. Yarı uykulu yarı uyanık, hayal ile rüya arasında bir yerlerdeydi.

Fulya’nın popüler bilim dergilerinde okuduğu bir araştırmayı hatırladı. Suyun içinde deri hücreleri yaklaşık yirmi dakikada açılıyor ve parmaklar buruşuyordu. Buruşmuş parmakların maddeyi tutması da kolaylaşıyordu. Su; parmaklarını yirmi dakikada, sudan sebeplerle yaşadığı şiddet de beynini yirmi yılda uyuşturmuştu işte.

Kuruyan boğazından nefes geçmiyor, ciğerlerine su kaçmış gibi öksürmek istiyordu. Kalktı, koca bir bardak suyu göğsüne döke döke içti. Salona geçti. Kafası yemek kitabının arasında sakladığı şu kanun metnine takılmıştı. Açıp baktı uykulu gözlerle; bir şey aradı. Tahtaya tutunma fikri nereden gelmişti aklına, hatırlamaya çalıştı. Yirmibeşinci madde, meşru savunma diye bir şeyler söylüyordu sanki kendisine.

Rüyası yarım kalmıştı, kâbus demek daha doğru idi. Mahkemeyi zihninde yaratıp filmi tamamladı.

“Hâkim Bey,” dedi. “Ben zaten yirmi yıl işkence çektim diye karşınızdayım. Siz bana, ilave bir yirmi yıllık ceza veriyorsunuz. Çektiğime saymanız gerekmez mi? İnsan, suçunun cezasını biri peşin biri vadeli olarak iki kez çeker mi? Bu Allah’tan reva mı, adalet bu mu?”
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.

Kadınlar otobüsündeydi, içerisi tıklım tıklım doluydu. Tanıdık yüzlere rastladı. Mehtap en öndeydi. Gözlüklerini çıkarmıştı, yüzü gözü perişan hâlde ağlıyordu. Pencereden, kendisine tehditler savuran, zayıf, çelimsiz ama gözleri cüssesinden büyük bir adama tepkisiz bakıyordu. Kayınvalidesi oğlunun arkasına gizlenmiş sırtına elleriyle destek veriyordu. Arka sıralara doğru yürüdü. Maide’yi tam kapıdan içeri girecekken görüp üzerine atladı. Çığlık çığlığa bağırıyordu.
“İn aşağı Maideciğim çabuk!”
“O da ne?” dedi. Maide’yi aşağı atarcasına itekledikten sonra Merve öğretmeni görmüştü. Ağlıyordu. Kocasını başka kadınla yakalamış olmasının bedelini ödeyecekti. Diğer yüzlere göz gezdirdi. Ümitsiz ve çaresiz bakışların arasında eriyip gittiğini hissetmekteydi. Otobüs yavaş yavaş uçurumdan aşağı kayarken dışarıda, ön tarafta, birkaç polis memuru kaportaya abanmış otobüsü durdurmaya çabalıyordu. Güçleri yetmedi, büyük bir gürültü yankılandı gökyüzünde. İnsanlık bir kez daha can çekişmekteydi.
Sf. 270
Şenay Eser
Sayfa 270 - Dorlion
“Misafirler gittiğinden beri sessiz, munis duran adam arkasını dönüp öyle bir tokat patlattı ki Gülsün’e, kafası duvarda balyoz vuruşu gibi ses çıkardı. Sonra yere yığıldı zavallı, elindeki sigara bacağının altında kalıp tenini fazla yakmadan söndü. Kadir, alçak sesle ama hiddetle bağırmaya devam ediyordu: “İyileşmeyeyim mi yani, öleyim mi? Ben öleceğime sen öl. İyi mi böyle!”
Şenay Eser
Sayfa 70 - Dorlion
Gülsün kocasından aldığı izin bittiği saat itibarıyla evine dönmeyi başarmıştı. Komşular kapıda görüp koştular, üzüntülerini belirttiler. Gülsün ayaküstü, bütün durumu bir çırpıda anlattı onlara. Acilen çözüm bulmalıydı. Çalışması lazımdı ama Kadir izin vermiyordu. “Belki evde üretebileceği bir şeyler, örgü dikiş gibi, olabilir mi?” diye düşünenler oldu. Gülsün, çok iyi bilmese de bunların elinden geldiğini söyledi. Parayı annesinin bakımına harcayacağı için bu işleri de gizli yapacağını özellikle belirtti. O geceyi sıkıntıyla ve dua ederek geçirdi. Gün doğmadan neler doğardı.
Şenay Eser
Sayfa 113 - Dorlion
“Kadir’in baskıları arttıkça Gülsün’ün onu aldatması yoğunlaşıyordu.Hem öyle tehlikesiz bir aldatmaydı ki yaşadığı; Allah’tan ve kendinden başkasının ruhu bike duyamazdı.”Oh canıma değsin! Senden nefret ettiğimi sana belli etmiyorum. Sevdiğim için katlandığımı sanmaya devam et.” diye iç geçiriyordu yüzüne bakarken.”
Şenay Eser
Sayfa 121 - Dorlion
Kadınların kırılan kolu, bacağı, kanayan bir yeri, görünür bir yarası varsa “İşte şiddet!” deniyordu da aşağılanmış, sindirilmiş, korkutulmuş, en sevdiklerinin ölümüyle tehdit edilmişlerse eğer, görünürde bir şiddet yoktu.
“Dur bakalım hele! Daha öldürmedi ya…” diyordu bıyıklı iklim.
KADINLAR OTOBÜSÜ Sayfa 268
Şenay Eser
Sayfa 268 - Dorlion
Evlenmekle elde edeceğini sandığı istediklerini yapma özgürlüğü hayal olmuş, şimdi asıl özgürlüğün, istediklerini düşünmek, söylemek ve içinden geldiği gibi tepki verebilmek olduğunu kavramıştı. Gülmek, ağlamak, konuşmak için başkasından izin almak zorunda olacağı, aklına gelecek en son şeydi. Eski hayatına dönmek bu yüzden elbette çok işine gelirdi. Yalnız, o cümledeki “boşa bakalım” ifadesinin bir tehdit olduğunu da algılayabilecek durumdaydı. Bu üstü kapalı tehdidin neler içerebiliyor olacağını tahmin edemiyordu. Hayatını daha çok karartacak şeyler yapabilirdi kocası ama ne yapardı mesela? Aklına gelmiyor, bilemiyordu. Bilemediği için de daha çok korkuyordu.
Sf.86
Şenay Eser
Sayfa 86 - Dorlion
Derneğe yeni başladığı günlerin birinde yağmurlu ve kapalı bir havaya rağmen güneş gözlükleriyle yardım istemeye gelen Mehtap’ı hatırladı. Aralarındaki kısa diyalogu aklından çıkaramıyordu o günden bu yana. Gözlüklerinin ardındaki mordan kırmızıya değişen renk tonlarıyla çerçevelenmiş gözlerinin yaşlarını silmeye çalışırken;
“Şiddet ancak ölümle biter bu ülkede!” demişti.
“Ne demek şimdi bu, katil mi olacaksın?”
“Yok, ben Allah’tan korkuyorum ama ya o ya ben ölmedikçe kurtuluş yok!”
Mehtap’ın sesindeki çaresizlik Gülsün’ün bedenine saldıran bir virüs gibi yapışmıştı o an; hızla çoğalıyor, beyninin içinde koloni kuruyordu. Her şey boş görünmüştü, her ümit anlamsız. Ne kendi çabası kendisini kurtarmaya yetecekti, ne de dernek, devlet, din, eğitim, insanlığı bu beladan kurtarabilecekti. Gülsün, Mehtap’ın bu tek cümlelik hükmünden dehşete düşmüş, içindeki geleceğe yönelik birkaç umut kırıntısı da eriyip gitmişti o gün.
Sf.232
Şenay Eser
Sayfa 232 - Dorlion

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kadınlar Otobüsü
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052494424
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
Gülsün yorganını öyle çekiştirmişti ki, Kadir kımıldayıp homurdanınca kendine geldi. Sıkıca tutunduğu şey tahta değil yorgandı ama elleri acımış, bütün vücudu soğuk suda beklemiş gibi üşümüştü. Yarı uykulu yarı uyanık, hayal ile rüya arasında bir yerlerdeydi.

Fulya’nın popüler bilim dergilerinde okuduğu bir araştırmayı hatırladı. Suyun içinde deri hücreleri yaklaşık yirmi dakikada açılıyor ve parmaklar buruşuyordu. Buruşmuş parmakların maddeyi tutması da kolaylaşıyordu. Su; parmaklarını yirmi dakikada, sudan sebeplerle yaşadığı şiddet de beynini yirmi yılda uyuşturmuştu işte.

Kuruyan boğazından nefes geçmiyor, ciğerlerine su kaçmış gibi öksürmek istiyordu. Kalktı, koca bir bardak suyu göğsüne döke döke içti. Salona geçti. Kafası yemek kitabının arasında sakladığı şu kanun metnine takılmıştı. Açıp baktı uykulu gözlerle; bir şey aradı. Tahtaya tutunma fikri nereden gelmişti aklına, hatırlamaya çalıştı. Yirmibeşinci madde, meşru savunma diye bir şeyler söylüyordu sanki kendisine.

Rüyası yarım kalmıştı, kâbus demek daha doğru idi. Mahkemeyi zihninde yaratıp filmi tamamladı.

“Hâkim Bey,” dedi. “Ben zaten yirmi yıl işkence çektim diye karşınızdayım. Siz bana, ilave bir yirmi yıllık ceza veriyorsunuz. Çektiğime saymanız gerekmez mi? İnsan, suçunun cezasını biri peşin biri vadeli olarak iki kez çeker mi? Bu Allah’tan reva mı, adalet bu mu?”

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Kerem Eser

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0