Adı:
Kadınların En Güzel Tarihi
Baskı tarihi:
25 Haziran 2018
Sayfa sayısı:
268
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053608875
Orijinal adı:
La plus belle histoire des femmes
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Kadın olmak ne demektir? Bir kadın olarak erkekler dünyasında nasıl yaşanır? Bu sorunun yanıtı her çağda değişiyor. Değişmeyen şey ise önyargılar: Kadın cinsi zayıftır; "ikinci cinstir"; erkekten aşağıdır; hükmedilen, boyun egendir. Kadın doğasının özgürce yaşanabildiği huzurlu bir dönem oldu mu hiç? Büyük büyük anneannelerimiz, asklarını ve anneliklerini nasıl yasıyorlardı? Erkekler eslerinin karnını denetimleri altına almayı ilk ne zaman akıllarına koydular? Çağlar boyunca kadınlar, çocukluklarını, ergenliklerini, olgun yaslarını ve yaşlılık yıllarını nasıl geçirdiler? Onlara ne gözle bakıldı? Bir yanda tüp bebek uygulamaları yapılırken diğer yanda "namus" cinayetlerinin islenebildiği günümüzün çelişkili dünyasında bu konuda neredeyiz peki? İşte kadınların büyük romanı karsınızda! Dört istisnai kadın, birçok fikrin ortaya atıldığı gözü pek sohbetlerde, mesleki terimlerden uzak yalın bir dille, tabuları yıkarak anlatıyorlar kadınlığın tarihini...
Kuşaklar boyunca krallar, din adamları, babalar ve kocalar tarafından dayatılan ahlaki, sosyal ve cinsel baskılara karsı verilen sessiz savaş, uzun ama henüz sona ermemiş bir yürüyüş burada anlatılan. Bugün bile toplumda, aile içinde, çiftlerin beraberliğinde, yatak odalarının mahremiyetinde yaşananlar, eskide kaldığı iddia edilen önyargılardan gerçekten de uzak mı?
268 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Kadınların yaşadığı zorlukları , bu savaşta ne kadar yalnız ve savunmasız olduğumuzun kanıtıdır. Her sayfasında bilgi ile alışveriş yapabileceğiniz, her kadının kütüphanesinde bulunması gereken bir eser.
268 syf.
·10/10
Mukemmel bir kitap. Asla bos cumlelerle konu gecistirilmemis. Kendi alaninda onemli 3 isimle yapilan roportajla ilerliyor kitap. Yerinde sorular onemli noktalara parmak basiyor.
268 syf.
·Beğendi·10/10
Kadın ve kadınlığın geçmişini ironi yaparak ifade etmeye çalışan , kolektif bir araştırma olan bu kitabın özellikle erkeklerin de okuması müşterek olan yaşamı daha da kuvvetlenmesine yardımcı olması açısından önemlidir .
251 syf.
·3 günde·Puan vermedi
"Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın" kitabını okumadan önce muhakkak okunması gerektiğini düşünüyorum. Kadınların tarihinin geçmişten bugüne nasıl ve ne zorluklarla evrimleştiğini ve hala da gelişmeye ve gelişmeye çalışmaya devam etmesini çok güzel anlatıyor.
268 syf.
·5/10
Bizler bu konuda çok daha şanslı milletiz. Atatürk kadına seçme seçilme hakkı verdi. Avrupa bu konuda halen mücadele ediyor. Bizler de bu kazanımı iyi değerlendirmek zorundayız. Kitap bu konuda ibret alınacak tarih geçmişi ile dolu. Kaybetmeden değerini anlamak ta mümkündür
Özgürleşme anneliğin reddedilmesiyle değil, gebeliğin kadının iradesine bağlı hale gelmesiyle mümkün olabilir ancak.
Bütün enlemlerde, birbirinden çok farklı gruplarda kadın değiş tokuşu yapan erkekleri görüyoruz ama bunun tersine hiç rastlanmıyor. Hiçbir zaman erkek değiş tokuşu yapan kadınlara veya aralarında kadın ve erkek değiş tokuşu yapan karışık gruplara rastlamıyoruz. Hayır; yalnızca erkekler bu hakka sahip ve bu durum dünyanın her yerinde geçerli.
Bunun yanında kadınlar erkeklere zevk de verirler. Hatta bazı toplumlarda (örneğin Yunanistan'da, Japonya'da, Hindistan'da, eski Yahudilikte), bu farklı görevler farklı kadın bedenlerine paylaştırılırdı. Evlilikte nikâhlı eşle cinsel ilişkinin tek amacı çocuk yapmaktı; zevk verme görevinden sorumlu başka kadınlar vardı. Bu "zevk verici" kadınlardan doğan çocuklar meşru sayılmazdı. Eski Yunan'da şehirlerdeki varlıklı erkeklerin, gynaeceum'da yaşayan, saygı gören ve yalnızca erkek çocuk sahibi olmak için cinsel ilişkiye girilen eşleri vardı. Ayrıca evde yaşayan ve evdeki konforu sağlayan, gündelik yaşamın gerekleriyle, yemek ve çamaşır gibi işlerle uğraşan nikâhsız eş vardı. Daha sofistike cinsel ve entelektüel eğlenceler hetaira olarak adlandırılan kadınların alanına giriyordu. Bu kadınlar ev işi yapmazlardı; ziyafetlerde erkeklere eşlik eder, felsefe hakkında konuşur ve tabii ki onlarla yatarlardı. Hetaira dışında, yalnızca cinsel zevkler için yararlanılan, entelektüel yetenekleri olmayan gerçek fahişeler de bulundurulabilirdi.
Dünyanın pek çok toplumunda ve bölgesinde, yalnızca erkek çocuklara önem verilir. Oğlu olmayan bir erkeğe, hiç çocuğu yokmuş gözüyle bakılır. Beklediği bu oğlu kendisine vermeme kötülüğünden sorumlu olan da yine karısıdır. Kadın görevini yerine getirmemiştir ve bu kadın da kolayca gözden çıkarılabilir veya yerine yeni eş alınabilir.
“Annelik ancak bilinçli olduğunda yücedir ve ancak istendiğinde hoştur. İçgüdüsel olarak ya da mecbur kalındığı için anne olmak, ancak hayvansal bir işlev veya çetin bir sınavdır.”
Kolektif
Sayfa 179 - İş bankası kültür yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kadınların En Güzel Tarihi
Baskı tarihi:
25 Haziran 2018
Sayfa sayısı:
268
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053608875
Orijinal adı:
La plus belle histoire des femmes
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Kadın olmak ne demektir? Bir kadın olarak erkekler dünyasında nasıl yaşanır? Bu sorunun yanıtı her çağda değişiyor. Değişmeyen şey ise önyargılar: Kadın cinsi zayıftır; "ikinci cinstir"; erkekten aşağıdır; hükmedilen, boyun egendir. Kadın doğasının özgürce yaşanabildiği huzurlu bir dönem oldu mu hiç? Büyük büyük anneannelerimiz, asklarını ve anneliklerini nasıl yasıyorlardı? Erkekler eslerinin karnını denetimleri altına almayı ilk ne zaman akıllarına koydular? Çağlar boyunca kadınlar, çocukluklarını, ergenliklerini, olgun yaslarını ve yaşlılık yıllarını nasıl geçirdiler? Onlara ne gözle bakıldı? Bir yanda tüp bebek uygulamaları yapılırken diğer yanda "namus" cinayetlerinin islenebildiği günümüzün çelişkili dünyasında bu konuda neredeyiz peki? İşte kadınların büyük romanı karsınızda! Dört istisnai kadın, birçok fikrin ortaya atıldığı gözü pek sohbetlerde, mesleki terimlerden uzak yalın bir dille, tabuları yıkarak anlatıyorlar kadınlığın tarihini...
Kuşaklar boyunca krallar, din adamları, babalar ve kocalar tarafından dayatılan ahlaki, sosyal ve cinsel baskılara karsı verilen sessiz savaş, uzun ama henüz sona ermemiş bir yürüyüş burada anlatılan. Bugün bile toplumda, aile içinde, çiftlerin beraberliğinde, yatak odalarının mahremiyetinde yaşananlar, eskide kaldığı iddia edilen önyargılardan gerçekten de uzak mı?

Kitabı okuyanlar 53 okur

  • httpjordison
  • Begonya
  • Hx
  • Kemikli
  • Mndgr
  • Eysan kılıc
  • Mehmet
  • Büşra
  • Ali Can
  • Ecem Öztürk

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (8)
9
%20 (4)
8
%20 (4)
7
%10 (2)
6
%0
5
%10 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0