Kafka Okur Sayı 24 (Şubat 2018)Kolektif

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.194
Gösterim
Adı:
Kafka Okur Sayı 24
Yazar:
Alt başlık:
Şubat 2018
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
3990000032390
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kafka Okur
Kapak Nazan Bekiroğlu
"Ben edebiyattan ibaretim." K.
Arkadaş, Audrey Hepburn hayranı ve ben de sinema dünyasındaki ününü biliyorum. Güzelliğini de biliyoruz. 23.sayıyı bu yüzden almıştık. İlk kez Kafkaokur alışımız Audrey'in güzelliği sayesinde oldu. 24'ü de yine bir arkadaş vesilesiyle okumuş oldum. Ben inadına bu dergiye para vermem; şeffaf dosya mı, naylon mu ne diyorlar, çıkaracaksınız onun içinden. Vardır sanırım herkesin bir takıntısı...

Nazan Bekiroğlu'lu sayfalar güzeldi. Anlaşılan kendisi öyle bir yazardır ki, hakkında bahsetmek dahi ismi geçen sayfalara "ruh" katmış. Yoksa ki "ceset" gibi bir dergi. Oysa düzeni, özeniyle tam notluk bir dergi olduğu itiraf edilmeli. Kaan Murat Yanık'ın yazısını görünce çok sevindim. İzdiham'dan biliyorum ve emindim ki ne yazmışsa güzeldir. İnanın bu sayıda okuyacağınız en güzel ve akılda kalıcı yazı bu - "Kokunun İzi".

Nazan Hanım kendisiyle yapılan röpartajda "sanatkarca huzursuzluklarım" diye ifade kullanmış. Eleştirmek istiyorum. Huzur yerine hüzün olmalı. 'Huzur' varsa, 'huzursuzluk' yoktur. Var varsa, yok yoktur örneği gibi. Huzursuzluk, huzuru keşfedene kadar izafi olarak kullanılan - eğer duygusal bir durumdan bahsediyorsak- bir anlayıştır. Huzur bir kez "ele geçince" (doğrusu o biz ele geçirir, fetheder) bir daha çıkmaz. Bu yüzden huzura kavuşmuş kişi için huzursuzluk diye bir anlayış ortadan kalkar. Buradan hareketle anlıyorum ki Nazan Bekiroğlu ya huzuru keşfedememiştir ya da huzurla hüzünü ayıramamıştır. Sanat ve sanatkar(ca) anlayışları yanına 'hüzün' daha yakışır ve uygun olan kelime... Bitti.
Sanırım artık bu dergiyi almayacağım. Bu sondu.
Son 5 - 6 sayıdır şans veriyorum kendimce ama verdiğim paranın ziyan olduğunu düşünüyorum.
İlk sayıdan itibaren dergiyi didik didik okuyan, yazarlarının her birinin sosyal medya hesaplarını inceleyen, begendigi alıntıları deftere tek tek yazan biri olarak bir kaç çift laf söyleme hakkı buluyorum kendimde.
Nerede ilk sayılar nerede son sayılar. Tabi ki bir başlangıç yükseliş ve bunun nihayetinde düşüş olacaktır. Çok satan (en çok) bir dergi olmasına rağmen incelediğim bir çok dergiden daha vahim durumda olduğunu görüyorum.
Gittikçe de ergenlesen bir dergi. Hatta genç yazarlarımız sanki her sayıda aynı şeyleri değiştirip değiştirip yazıyor.
İnanın tek sevdiğim tarafı illüstrasyonlar.
Gençlere okumayı sevdiriyor olabilirsin, ancak artık bana hitap etmiyorsun sevgili Kafkaokur.
Elveda.
İlk defa alıp okudum bu dergiyi. Beğendim de; içeriğini, yazılarını, yazarlarını. Ayrıca güzel ayraçlar da vardı derginin yanında, galiba en çok bu hoşuma gitti :) Ayraç severim.
Sadece dergiyi alıp okula gittiğimde insanların dergiden bir haber olması beni üzdü açıkçası. Bir de yetmezmiş gibi espri yaptılar..yani umarım espriydi. "Sen Kafka mı okuyorsun?"
Ahhh...öldürün beni, öldürün de bitsin şu çilem..
Not: Bu bir incelemeden ziyade Nazan Bekiroğlu güzellemesidir.

Uzun zamandır edebiyat dergileri almayı bırakmıştım, aylar önce aldıklarımı da zar zor okuyordum ama bu ayki Kafka Okur'da Nazan hocayı görünce hemen koştum aldım, çarçabuk okudum. Yani öyle çok hayranım ki bu hanımefendiye; dergideki fotoğraflarına bile dakikalarca bakıp zarifliğine, duruluğuna inanamıyorum. Cümlelerinin büyüsünü tebessümünde görüyorum sanki. Bu sayı sayesinde de kendisi hakkında çok güzel yeni şeyler öğrendim, hakkında hazırlanan dosyaya ek olarak bir de röportaj var ve ikisini de çok beğendim, zevkle okudum. Nazan Bekiroğlu'na ufacık da olsa ilgisi olan kim varsa kaçırmamalı bu sayıyı.

Dediğim gibi uzun zamandır almıyordum dergiyi, epey değişiklik olmuş; gerek sayfa düzenlerinde, gerek yazılarda, gerek tarzında. Yazıların da birkaçı dışında hepsi çok güzeldi, özellikle Ezgi Ayvalı'nın "Körebe" isimli anlatısı kesinlikle okunmaya ve üzerine düşünmeye değer diye düşünüyorum.
Yükseliş devrinin ardından düşüşe geçen edebiyat dergisi olma yolunda hızla ilerleyen bir aday şuanda gözümde..Nazan Bekiroğlu hakkında bilmediğim birçok şey öğrendim,bir yazar daha tanıdım bile diyemeyeceğim,çünkü bu sayıda o bile vasat haldeydi.Dergi gittikçe kaliteden düşüyor,ilgiyle okuduğum sayfaların yerini artık atladığım sayfalar almış durumda.Umarım diğer sayılarını okurken aynı hüsranı yaşamam,zira kendisini birdaha edinmeyeceğim...
Dergiye inceleme yazısı yazılır mı bilemedim ama bir şeyler yazacak olursam, her zamanki gibi Şubat 2018 sayısı da harikaydı. Geçtiğimiz aylarda içerisinde bir yazar vardı, yani sadece dergi yazarı değil kitap yazarı idi. Kendisini instagram'dan bir ara takip etmiştim fakat sonra bırakmıştım. Bir gün Kafkaokur'da yazdığını gördüm ve yazısını okudum. Hiç beğenmemiştim. Çarpık ilişkili bir yazıyı yazmıştı. Bence öykü-hikâye yazılacaksa bu denli cirkinlesilmemeli. O günden sonra bir iki yazısını daha gördüm ve sonra yazarı bir daha göremedim dergide. Vlla sevindim desem kızan olmaz umarım :) Velhasıl bu ay da o yoktu dergi bir kat daha güzeldi :) Nazan Bekiroğlu'na genişce yer verdikleri için çok sevindim. Yazarı seviyorum. Birkaç inceleme yazıları da çok güzeldi. Yani hala almadıysanız ay bitmeden hemen alın derim :) Yazdıkça yazasım geliyor :)) Birkaç anlatı ve öykü de çok güzeldi, hadi onlarda sürpriz kalsın söylemeyeyim:))
Tüm yorgunluğuna binaen,Metrobüse her yer tıklım tıklım olduğunda bir boş koltuğun sana ayrılmış olduğunu haber vermek gibi kafkaokur okumak;))) Her sayısı.....
Nazan Bekiroğlu'nun yer aldığı bu sayı benim için çok özel olmuştu.Okurken huzur bulduğum,mutlu olduğum bir dergi.Sevgili Nazan Bekiroğlu'nu yakından tanımama sebep oldukları için Kafka okura teşekkür etmeliyim:))
"hem içindeyim zamanın,hem de büsbütün dışında..."
Nazan Bekiroğlu

Hakikati aramak için gerekli araçlar,basit oldukları kadar da güçtür.Bunlar kendini beğenmişlere büsbütün olanaksız,bir masum çocukcağıza ise tümüyle mümkün görünebilir.Hakikat peşinde koşan insan,bir toz zerresinden daha alçakgönüllü olmalıdır.Dünya alem toz zerrelerini ayaklarının altında ezer.Hakikat peşinde koşan kimse öylesine alçak gönüllü olmalıdır ki,toz zerresinin altında ezilebilmelidir.Ancak ve ancak o zaman,şöyle bir parlayıp sönüveren gerçek ışığına kavuşabilir...
(M.K.Gandhi)
Sığınmak için birebir... Gerek görsel dizayn gerek yormayan ve yüzü tebessüme büründüren içerikler... “ben edebiyattan ibaretim” mottosunun hakkını veren bir edebi hazine.
Nar Ağacı’yla tanıdığım kalemi güçlü kadın. Buraya daha iyi uyan bir insan olamazdı. Öykülerine zaten lafım yok, her zamanki gibi bayıla bayıla okudum. Hatta okumaya kıyamadım. Bu kadar güzel olmamalı.
Kafkaokur zaten çok beğendiğim, her yeni sayıyı büyük sabırsızlıkla beklediğim, yazılarını severek takip ettiğim bir dergidir. Daha dergi dağıtıma çıkmadan internet sitesinde kapağında Nazan hocanın olduğunu gördüğüm an daha bir heyecanla beklemiştim bu sayıyı... Varlığına hayran olduğum kadın Nazan Bekiroğlu vardı bu sayıda.. Okumasaydım affetmezdim kendimi. Hep söylerim; Nazan hocanın kalemiyle tanışmamamış, kelamıyla eksiklerini tamam etmemiş okur kalmamalı. Sanırım editörler de benimle aynı fikirde ki #kafkaokur bu sayıda bu dileğe hizmet etmiş..
Nazan Bekiroğlu'nun yer aldığı bu sayı güzel oldu benim adıma.. Nazan Bekiroğlu takip ettiğim ve okumaktan keyf aldığım bir yazar.Bu sayı sayesinde de kendisi hakkında çok güzel yeni şeyler öğrendim, hakkında hazırlanan dosyaya ek olarak bir de röportaj var ve ikisini de çok beğendim, zevkle okudum.
*Şimdi sen geldin ya,
ben sana kavuştum ya,
şu hayatta benden daha mutlu
bir kimse yok sanıyorum.
Bir yerlerde bir ressamın sabahladığını bilmek bana güven veriyor ve romanların kendisinden çok onların nasıl yazıldığını bilmeyi seviyorum.
Tarih eserleri savaşlar, antlaşmalar, önemli olaylar ya da şahsiyetler dışında insana dair pek bir şey anlatmaz. Edebiyat ise tarihe ruh veren nakkaşlar, hattatlar, şairler, aşklar, dostluklar, sevgi; insanların birbirleriyle, komşularıyla, sevgilileriyle, eşleriyle, çocuklarıyla ilişkileri, söyleyemedikleri, hissettikleri, ruhlarında kopan fırtınaları ve insan olmaya dair ne varsa hepsiyle ilgilenir. Bu yüzden de edebiyat, tarihi tarih kitaplarından daha iyi anlatır.
Duru akılla akletmek nedir? Siz bu pencereden mi bakıyorsunuz?

Duru akıldan kastettiğim şey akıl ile kalbi aynı anda ikna edebilen şey. Bu artık rasyonel akıl değildir. Benim beklediğim şey gerçeği görünürü ve görünmeziyle, bu zamanı ve zamansızlığıyla bütünüyle kavramamı sağlayacak bakış. Bunu sadece rasyonel akılla başaramam.
Kolektif
Sayfa 33 - Nermin Sarıbaş'ın Nazan Bekiroğlu ile röpartajı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kafka Okur Sayı 24
Yazar:
Alt başlık:
Şubat 2018
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
3990000032390
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kafka Okur
Kapak Nazan Bekiroğlu
"Ben edebiyattan ibaretim." K.

Kitabı okuyanlar 241 okur

  • Bürçe
  • Dilan karakuş
  • Yunus Karaca
  • Onur
  • Tsidem Veli
  • Mevlüt Soluk
  • Ali Osman
  • Davut Ahıskalı
  • Ezgi Edinç
  • Zeynep Şahin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.5
14-17 Yaş
%13.6
18-24 Yaş
%35.8
25-34 Yaş
%33.3
35-44 Yaş
%8.6
45-54 Yaş
%3.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.5
Erkek
%22.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16 (12)
9
%20 (15)
8
%36 (27)
7
%24 (18)
6
%2.7 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.3 (1)