Kağnı - Ses

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.272
Gösterim
Adı:
Kağnı - Ses
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
166
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057889157
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Sabahattin Ali öykülerinin yer aldığı bu kitap; akıcı üslubu, düşündürücü meseleleriyle okuyucularının başucu kitabı olmaya adaydır. Doğu masallarının büyülü atmosferini yalınlıkla birleştiren yazar, dönem eleştirilerini hikâyelerinde büyük bir ustalıkla kullanmıştır. Türk edebiyatının önemli isimlerinden olan Sabahattin Ali, insan ruhunun derinliklerinden başlayan ve toplumun genel yapısına uzanan geniş bakış açısıyla güncelliğini hiç yitirmeyecek eserlerin sahibi olmuş, böylece Türk öykücülüğüne adını altın harflerle kazımıştır.

“Kağnı, taşlara çarptıkça, üzerinde bağlı ölüyü iki tarafa fırlatarak ve yükselip alçalan uzun, yanık gıcırtılar çıkararak ve ay ışığının altında ve gecenin sessizliği içinde arkasında hafif bir toz bulutu bırakarak, ağır ağır kendi bildiğine ilerliyordu.”
160 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Merhaba Değerli Okurlar,

Öncelikle, kitabı alırken yayın hakkında bilgi edinmek için incelemelere göz gezdirdim. İlk iki, üç incelemeyi okuyunca üzüldüm. Nedenini anlatacağım. (Okuduğum kitap baskısının incelemelerine bakabilirsiniz). Baskı demişken, puntosu küçük olduğu için pek sevemedim. Ancak Sabahattin Ali'yi yine yaşadım. Sabahattin Ali romanlara daha yakışıyor. Nedenini sorarsanız? Elbette ki romandaki herşeyi tanıyor, hissediyorsunuz. Ama hikayeler damağınızda kalıyor. Mesela Ses hikayesinde ki Ali, ne oldu sana?..Hikaye bittikten sonra düşünemiyorsunuz, hemen diğer hikayeye geçiyorsunuz. Eleştiri mi oldu, sitem mi oldu. Siz adını koyarsınız.

Kitapta, Kağnı ( 1936) ve Ses(1937) öykülerinin altında farklı başlıklarla çeşitli hikayeler anlatılmaktadır. Kuşkusuz beni etkileyen hikayeler Kağnı ve Ses oldu. İsimlerine yaraşır bir tat bıraktı bende. Tabii diğer hikâyelerden, fikir arkadaşı, duvar, düşman, kafa kağıdı. Ama diğer diğer hikâyeleri es geçmek istemem :) Hikayelerin kurgusunu bir kenara bırakıp, dönemin şartlarını düşünerek bir kanı, sav oluşturmaya çalıştım. Günümüze, yapışık kalan öyküler de vardı malesef! Kitapta en çok ilgimi çeken bir diğer kısım, mapus-mapushane...
Nedense çok uzak geliyor bu iki kavram, yani sanırım betimlemesini ve tasavvurunu ilk defa duymuş ve hissetmiştim. Ya da duymuş, yaşamış ama hissedememişim.

Kitapta yine cesur kahramanlar vardı. Düşündüğünü pervasızca, hatta söyletyemeyenlere karşı söyleyen kahramanlar. İşte bunlar, beni az da olsa motive etti.
"Doğru düşünüyorsun, ama bunları söyleme!" diyen adam adeta namussuzluk tavsiye ediyor demektir ve bu sersemler bunun farkında değil. Başkalarının malina, canina, karısına hürmet etmeyi bilen bu adamlar -tabii yalnız sözde- bunların hepsinden daha kuvvetli ve mühim olan fikirlere, kanaatlere hürmet etmeyi bilmiyor" deyip kapatalım konuyu!

Son olarak üzüldüğüm noktayı söyleyip bitireyim.

Sayfa 98'de "Kendi basit dillerinde söylenen sözlere metelik vermeyen bu adamlara ancak peygamber yalanları tesir edebilirdi" bu noktaya herkes olumsuz yorum yapmış. Sabahattin Ali nasıl kullanmış bir fikrim yok. Çok mu iyimser olacak bilmiyorum ama, yalan olan peygammber değil hele sözleri hiç değil. O zaman peygamber yalanı hiç mi yok? Elbette Efendimizin yoktur, ya da olsun sıkıntı bu mu? Bir peygamber olarak değil bir insan olarak ancak bunu değerlendirebiliriz. Asıl peygamber yalanı nedir biliyor musunuz? Efendimiz adına, söylenen sözlerdir. Her hadise inanmamamız gerektiğini vurgulamış oldum. Umarım sitem ve hakarete maruz kalmam :)

( #75828803 şu alıntıya güvenerek!)


Kafamda bu https://youtu.be/DHRThZjkwvc çaldı yazana kadar...

Hakikat'le...
160 syf.
·Beğendi·10/10
18 etkileyici öykü. Şimdiye kadar okuduklarim arasında da ,Sabahattin Ali'nin en sevdiğim kitabı bu oldu. Anadolu'nun en içten yazılmış öyküleri. Her biri etkileyici ve ders çıkarılması gereken öyküler..Tavsiye ederim.
160 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Şuan söyleyecek söz bulamıyorum gerçekten bu kitabı okuyan genç hatta çocuk nesilleri düşünüyorum da... Korkunç ! Hatta daha fazlası ...
Kitabın bölüm başlığındaki Bir skandal
Sayfa 98
(Kendi basit dillerinde söylenen sözlere metelik vermeyen bu adamlara ancak peygamber yalanları tesir edebilirdi..)
Allah aşkına bu nedir?
Müslüman bir ülkede öğrencilere tavsiye edilen bir kitapta peygamber ve yalan kelimesi aynı cümle içinde.. söyleyecek söz bulamıyorum
160 syf.
Hikayeler, hikayeler ard arda hikayeler.
1930 lu yıllar Anadolu şehirleri, köylerinde geçen sosyolojik, psikoljik bakış açısıyla gözlemleyip akıcı, sade yazılmış.
Alman yazar Stefen Sweg in Türk versiyonu gibi sanki.
Hikayeler kısa olmasa uzatabilseydi Sabahattin Ali bu hikayeleri de Dünya bestselleri arasına girerdi sanırım
Ve bitti her bir hikayesi sanki kurgu değil yaşanmışlıklar üzerine ve izler bırakarak
160 syf.
·5 günde·5/10
Kısa hikayelerden oluşan bir kitap. Bir roman edasıyla okumaya başladığım için sıkıldım biraz. Gayet ilgi çekici hikayelerin yanında, bitsin diye bekledigim hikayeler de oldu. Ara sıra açıp birkaç hikaye okumak kitaba daha az haksızlık etmek olur sanırım. Sabahattin Ali
160 syf.
·5 günde·6/10
Kağnı~Ses ; kısa öykülerden oluşan Sebahattin Ali eseri... Bazı öykülerde dil akıcı bazı yerlerde okuma isteğimi kiran bir dil ile karşılaştım. Sabahattin Ali’nin bir çok eserini beğenmeme rağmen öykülerini beğenemedim. Kitapları yarım bırakma huyum olsa bırakırdım ... Üzülerek söylüyorum ki sıkıldığım bir kitap oldu .
160 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bu kitabı okudukça insan bir an kendini içinde buluyor.öyküler birbirinden güzel ve akıcı toplumcu anlayışla kaleme almış .Her insanın okudukça bi nevi nasihat alacağı öyküler var içinde.Öyküle'rin sonu mutsuz bitiyor. Anadolu insanını çok güzel kaleme almış. Bu kitabı bitirdiğimde hayatım boyunca unutmayacağım nasihatler aldım.
160 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Daha önce fark etmemiştim ama Sabahattin Ali adeta bir "kara öykü"cü. Yani bütün öyküleri öylesine gerçek ve öylesine acı ki, insanın boğazına bir yumru oturuyor resmen. Bunca öykü arasında bir tane bile mutlu son olmaz mı arkadaş? Yok! Hep hüzün, hep burukluk... Ama her şeye rağmen, onun kalemi bir başka. Canın da yansa, okumaktan vazgeçemiyorsun. Bütün romanlarını okumuş, öykülerinden de sadece "Değirmen"i sona bırakmış bir okur olarak -hâlâ okumayan varsa şayet- şiddetle tavsiyemdir. =)
160 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
#okudumbitti
#kitapyorum

Yazar yine Anadolu'nun çeşitli yerlerinden bize sunulan,neredeyse her hikâyede kendi hayatından birşeyler katan,sisteme ve insanlığa büyük eleştiriler getiren 18 öyküyle karşımıza çıkıyor bu kitapta.

Benim en çok beğendiğim "BIR ŞAKA","DUVAR" ve "BIR SKANDAL" Oldu...

Bu kitaptaki öykülerde ilk öykü kitabı DEĞIRMEN'e göre biraz daha elestirel,biraz daha toplumsal olaylara yonelinmis...Tabi ki yine aşk duygularına yer veren yazar,bu konuları çok güzel harmanlayarak o kadar güzel insan tahlilleri yapmis ki,her bir karakteri çok rahat özümseyerek okuyabiliyorsunuz...
Ben simdi YENİ DÜNYA öykülerine başlayacağım,bakalim beni neler bekliyor ☺☺
KEYIFLI OKUMALAR.
160 syf.
·3 günde·7/10
Yazar yaşadığı döneminin şartlarını, hayatın gerçeklerini, toplum ile bireyin aralarındaki ilişkilerinin anlatıldığı, genel itibariyle hüzünlü, acı, mutsuz sonlarla biten, kısa, öz ve etkileyici hikayelerden oluşan ve hikayelerin sonlarında ise her okuyucunun düşünmesini ve ders çıkarmasını sağlayan akıcı, sade dille kaleme alınmış güzel bir eser olduğunu söyleyebilirim.
198 syf.
·Puan vermedi
Tolstoy, Dostoyevski, Gogol okuduğumda Rus köylüsünün cahilliği ve kabalığı karşısında hayretler içinde kalıyorum. Bizden uzak bir toplum oldukları için sahip oldukları bu niteliklerin onlara has olduğu gibi bir yanlış izlenime kapılıyorum. Halbuki eğitimsiz bırakılan her toplumun bu durumda olması mantıken düşünüldüğünde oldukça olasıdır.Ancak karşılaşılmadığında mantığımızı bu yönde işletmek de zorlandığımız bir nokta oluyor.
Sabahattin Ali gerek konulara yaklaşımı gerekse üslubu açısından bakıldığında bir Tolstoy bir Dostoyevski gibidir. Halkının içinde bulunduğu durumu tüm çıplaklığıyla yüzümüze vururken üslubuyla da içimize işliyor. Bizim toplumumuzdan uzakmış gibi görünen ahlaki zaafların nasıl da insani bir zaaf olduklarını gösteriyor. Biz deyip böbürlenmek hatadır. Eğitimsiz, fakir, korunmasız halklar aynı süreci yaşarlar. Bunun Türk’ü Rus’u İngiliz’i olmaz. Gerçek milliyetçilik de bu gerçeği idrak edip halkının bu kötü yönlerini düzeltmekle olur. Sabahattin Ali’nin bence fikri yönümüze kattığı en büyük katkı budur. Siyasetçiler gibi demogoji yapmak hiç kimsenin faydasına değilidir.
Sabahattin Ali okurken de onu yargılarken de bunu göz önünde bulundurmalıyız.
160 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
En sevdiğim yazarların başında gelen Sabahattin Ali'nin hikayelerinin bulunduğu bir kitabı daha bitirdim. Hikayeler kısa kısa kaleme alınmış ancak okurken verdiği zevk bambaşka. Cumhuriyet sonrası dönemde yazdığı bu hikayelerin çoğu Konya bölgesinde geçiyor. Hikayelerin hepsi kötü sonla bitiyor, bu insanın canını sıkabilir ancak gerçekliği yansıtan da bunlar değil mi? Ülkemizin ilk kurulduğu yıllarla şimdiyi karşılaştırma imkanı da buluyorum. Hala bazı şeyleri değiştirememişiz. Hikayelerde fakirlik, çaresizlik, iş bulma amacıyla kente göç, sevmediği adamla evlenmek zorunda kalmak, töre, kurallar vs. aklınıza gelebilecek tüm kültürel ögeler dolu. Sabahattin Ali'nin hikayelerinde öne çıkan insan değildir, öne çıkan toplumdur. İnsanları bize toplumu göstermek için kullanır. Okumanızı tavsiye ederim.
Gülüyorsun ve inanmak istemiyorsun. İnsanların bazan ne kadar budala ve aşağılık olduğunu bilmiyor gibisin be!
Sabahattin Ali
Sayfa 103 - Venedik Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kağnı - Ses
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
166
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057889157
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Sabahattin Ali öykülerinin yer aldığı bu kitap; akıcı üslubu, düşündürücü meseleleriyle okuyucularının başucu kitabı olmaya adaydır. Doğu masallarının büyülü atmosferini yalınlıkla birleştiren yazar, dönem eleştirilerini hikâyelerinde büyük bir ustalıkla kullanmıştır. Türk edebiyatının önemli isimlerinden olan Sabahattin Ali, insan ruhunun derinliklerinden başlayan ve toplumun genel yapısına uzanan geniş bakış açısıyla güncelliğini hiç yitirmeyecek eserlerin sahibi olmuş, böylece Türk öykücülüğüne adını altın harflerle kazımıştır.

“Kağnı, taşlara çarptıkça, üzerinde bağlı ölüyü iki tarafa fırlatarak ve yükselip alçalan uzun, yanık gıcırtılar çıkararak ve ay ışığının altında ve gecenin sessizliği içinde arkasında hafif bir toz bulutu bırakarak, ağır ağır kendi bildiğine ilerliyordu.”

Kitabı okuyanlar 605 okur

  • Selin Olcay
  • meliko
  • Büşra (بشرى)
  • Vaveyla
  • Sema Arslan
  • Edebi Çizgiler
  • Noble Lady
  • Liberta Murat
  • Samet Şahoğlu
  • aykesigibiryara

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.3 (2)
9
%0.6 (1)
8
%3.1 (5)
7
%0
6
%0
5
%0.6 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0