Kağnı - Ses - Esirler

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.406
Gösterim
Adı:
Kağnı - Ses - Esirler
Baskı tarihi:
Ekim 2003
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750806599
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Kağnı - Ses - Esirler
Kağnı - Ses
"Bir mahpusu dünya ile hiç alakası olmayan bir zindana kapamak ona en büyük iyiliği yapmaktır. Onu en çok yere vuran şey, hürriyetin elle tutulacak kadar yakınında bulunmak, aynı zamanda ondan ne kadar uzak olduğunu bilmektir. On adım ötede en büyük hürriyetlere götüren denizi dinlemek ve sonra aradaki kalın kale duvarlarına gözleri dikerek baklamya, denizi yalnız muhayyilede görmeye mecbur kalmak az azap mıdır ?"
(Arka Kapak)
18 öykü ve 1 oyundan oluşuyor eser. Duvar, Bir Skandal ve ses öykülerini çok beğendim ben. Zaten genel olarak Sabahattin Ali'nin kişiliğini de dilini de seven biriyim. Üslubu öylesine yumuşak ki akıp gidiyor. Bir anda bitsin istemedim, zamana yayarak okumaya çalışsam da pek beceremedim.
Sabahattin Ali kısa hayatına çok güzel eserler sığdırdı. Nur içinde yatsın
Bir dönem çeşitli dergi ve mecmualarda neşredilmiş oyun ve öyküler, kısa bir süre sonrasında üç ayrı kitap olarak basılmış. YKY de bu üç kitabı tek bir kitap olarak basmış, iyi de olmuş. Daha evvel romanlarını okuduğum Sabahattin Ali’nin öykü ağırlıklı diğer eserlerini okumayı planlamıştım (etkinlik bunun toplu hâlde yapılma vesilesi oldu tabii: #31311069). Yazarın gelişim-değişim evrelerini gözlemleyebilmek için de eserleri neşredilme tarihlerine göre okumayı düşünüyordum, bu fikre sadık kalarak da ilerliyorum, güzel bir tecrübe oluyor. İlk eser Değirmen öykü kitabıydı. Orada genç ve istidadı olan bir yazarın, aşka ve isyana dair öyküleri vardı (Değirmen: #31310887). Orada, aşkın işlendiği ilk kısım daha havai, ayakları yere basmayan ancak aşkı kutsayan hikayelerden oluşuyordu. Sonrasında ise sessiz çığlığın, kırılgan bir isyanın olduğu öykülerden oluşan kısımlar vardı. Bu kitapta ise öykü tarzı açısından daha fazla çeşitlilik var. Başta nüktevarî kısa öykülerle başlayıp yine hüznün, çaresizliğin, isyanın, naif bir kabullenmeme, karakterli bir küsüşün olduğu hikayelerle devam ederken, yazar aynı zamanda sert/eleştirel bir tarzı ve uzun öyküyü de deniyor. İlk baştaki o nüktevarî hikâyeler zayıf kalmış. Ancak genele bakarsak dikkat çeken bariz bir durum var. Hikayeler daha fazla gerçeğe dokunuyor ve bir dönemi adeta resmediyor. Öne çıkan o fukaralığa, cehalete ve çaresizliğe yakinen tanık oluyorsunuz. Değirmen’de nispeten daha lirik cümleler, fikir fırtınaları ve süslü, uzun betimlemeler varken, Kağnı ve Ses’ de daha çok anlattığı şeye odaklanmış, bize olaydan çok durum hikâyesi anlatan bir Sabahattin Ali var. Bundan dolayı öykülerin bir kısmında hikâyenin sonunu pek önemsemiyor yazar. Düşman ve Bir Skandal öykülerindeyse sertleşen bir üslup, hoyrat bir dil kullanımı söz konusu.
“Güliver’in cüceler memleketine düştüğü zamankinden daha çok hayret içindeydim. Ve bana tiksinti veren bu ruh cüceleri beni de her tarafımdan sımsıkı bağlamışlardı. Kıpırdamaya imkân yoktu.”
Memleketin münevverleri ile ilgili sert ve yerinde eleştiriler ile kadınlara da ayrıca saydırdığı bölümler var, onları da okuyacak olanlara bırakalım artık.
Leylim Ley şarkısını şimdiye kadar sayısız insan seslendirdi. Ancak benim aklıma hep İbrahim Tatlıses’in okuduğu kayıt gelir. “Ses” öyküsü de içinde etkileyici sesiyle Leylim Ley’ i okuyan bir amelenin, sazıyla geçer not alma mücadelesini anlatıyor. Hikâye boyu aklıma İbrahim Tatlıses ve hikâyesi geldi. Betimlenen o acı ve etkileyici ses ve iki hikayedeki benzerlikler belki de bu çağrışımı geçerli kıldı, enteresandı.
https://www.youtube.com/watch?v=lDHzxu3ME5w

“Köstence Güzellik Kraliçesi” nde öyle bir öykü vardı ki direk Masumiyet’ in Bekir’ ini dinler gibi oldum. Gravila ilgi çekici bir biçimde kırık aşk hikayesini anlatıyordu. Ancak anlatıcı bazen Gravila oluyordu, bazense “oğlum Bekir yolu yok çekeceksin, yol belli ey başını usul usul yürü şimdi” diyen Bekir.
https://www.youtube.com/watch?v=10zCe8a-uU8 (Link argo anlatım içerir, dikkat!)

Kitapta bir de “Esirler” adlı oyun bulunmakta. Bu oyun başlarında bana anlatımıyla basit gelmişti. Hatta peşin hükümde de bulundum; Sabahattin Ali de oyun yazarlığından tatmin olmamış ki bir daha denememiş, üstüne gitmemiş diye. Oyun, anladığım kadarıyla meşhur Kürşad ve 40 çerisinin destanından esinlenmiş, tabi içerik daha farklı. Basit, iddiasız ilerleyen oyunun niteliğini artıransa bir kısmından sonra Shakespeare diyaloglarını anımsatan diyalogların araya serpiştirilmiş olmasıydı. Özellikle oyuna dahil edilen filozof Siyaohi karakteri ve gelişen diyaloglarıyla eser sınıf atlayabilmiş. Ancak baştaki o peşin hükmümün hala arkasındayım orası ayrı.

Farklı tatlarda öyküler sunan kitap benim için güzel bir deneyimdi.
Öykü seven ve farklı tarzda öyküler okumak isteyenlere de (hala okumadılarsa) “bi deneyin” derim.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.973 Oy)9.241 beğeni30.373 okunma918 alıntı147.176 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.788 Oy)9.746 beğeni27.401 okunma2.019 alıntı126.685 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.189 Oy)14.014 beğeni36.366 okunma3.818 alıntı154.348 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.963 Oy)9.495 beğeni26.769 okunma1.833 alıntı136.755 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.644 Oy)4.127 beğeni13.732 okunma1.551 alıntı56.721 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.827 Oy)8.433 beğeni24.152 okunma965 alıntı96.352 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.939 Oy)6.048 beğeni20.742 okunma933 alıntı107.832 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.290 Oy)9.283 beğeni27.743 okunma2.969 alıntı122.218 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.768 Oy)8.235 beğeni22.422 okunma4.713 alıntı137.645 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (10.056 Oy)11.853 beğeni29.801 okunma1.697 alıntı155.490 gösterim
Sabahattin Ali’ye ait okuduğum iki romandan sonra, “Kağnı” ve”Ses” başlığı ile onsekiz öykü ve bir de “Esirler” isimli oyundan oluşan bu eserinide çok beğendim.Fazlasıyla rikkatimi celbeden bu öykülerde insanlığın neleri yitirdiğini ve bazen de, bu yitip giden hassasiyetlerin var olduğunda yaşamanın, varolmanın nasılda saadetli ve huzurlu bir hal alabildiğine şahit oldum. Öyküler... bazen nasılda insanı içine alıyor, nasılda insanın yüreğinde işlemeyen buz tutmuş yerlere ulaşıp ısıtıyor.Nasılda içinde bulunduğumuz öyküye dokunup bizi büyütüyor.
Bana, edebiyat, öykü ve şiirlere duyduğu samimi muhabbetle; insanlığı, imanı, aşkı ve sevgiyi, dimağımda ve yüreğimde yeniden inşa edip canlandırma şevki veren yüce gönüllü bir insanı,fazlasıyla anımsadığım ve minnet hissettiğim bir eserdi.Bu öykülerdeki güzelliklerin, herdaim yüreğinize ve öykünüze dokunabildiği okuma derinliğini yakalayabildiğiniz okumalarla...Varolun.:)
Sosyalizme yakın Sabahattin Ali'nin bir dönem Orkun'da da yazacak kadar milliyetçi olduğunu biliyordum. Nitekim Esirler oyunu bu yıllarının izlerini taşıyan ve Kürşad İhtilalini anlatan bir tiyatro eseri idi. Ilginç bir sürpriz oldu doğrusu.

Kağnı ve Sesler ise Ali'nin ustalığını konuşturduğu öykülerinden oluşuyor. Bence Ali'nin hikayeciliği şairliği ve romancılığından çok daha başarılı. Burada da birbirinden iyi hikayeler vardı.

Sinema filmi de uyarlanan Gramofon Avrat, Sinop cezaevinde geçen Duvar, Samsunlu bir mahkumu anlattığı Bir Şaka başta olmak üzere çoğu hüzünlü ve Anadolu'nun fukaralığını anlatan pek çok hikaye...
Hikayelerin çoğunu diğer kitaplarda okumuştum. Etrafını gözlemlemiş ve cümlelere güzel dökmüş her zaman ki gibi. Bem bu adamı harbi seviyorum :-)
Hikayelerin hepsi başka güxel hepsi başka bir dünyanın kapısı bana kalırsa bu.
Ceza evi zamanlarında yaşadıklarını aktarması o dönemin siyasi ihmal karlıklarla insanların maddi manevi durumları ap açık ortaya koyulmuş.
Esirler oyunu hikaye gibi okuyamadığımdan keşke izlemiş olsaydım dedim
Okuyun
Sabahattin Ali tüm eserleri mutlaka okunması gereken bir yazar öykülerinde her daim insanın içindeki noksanlıklara ve düzeltilmesi gereken duygulara ışık tutuyor. Öykülerinde karamsarlığa düşürmekle birlikte toplumsal sorunların farkedilip onarılmasını istercesine bir sitemkarlıkta bulunuyor. Kağnı Ses Esirler kitabında diğer eserlerinden aldığım keyifi kesinlikle aldım ve beklentilerimi karşıladı, aynı zamanda Kürk mantolu Madonna kadar değer görmemesi üzdü. Birinin okunma sayısı 30000 iken diğerinin 300 olması çelişkili geldi. Bir yazarın kaymağını aldıktan sonra kalanını bırakmanın doğru olduğunu düşünmüyorum ve derinlemesine işlenmesini ümit ediyorum.
Sabahattin Ali'nin 2 hikaye kitabı ile bir tiyatro oyunun birleştirildiği kitap. Yazar yine Anadolu'nun aksayan yönlerini anlatmaya çalışmış. Kendi hikayelerinden de bir kaç şey var. Hapishane'de yazdığı hikayeler özellikle insanı deriden etkileyen hikayeler. Bu eserde de Sabahattin Ali'nin hayatından çokca şey bulabilirsiniz. İyi Okumalar..
Kafakağıdı ve Mehtaplı Bir Gece öykülerinde garipliği, Kağnı da çaresizliği hissedeceksiniz. Arabalar Beş Kuruşa ve Apartman da toplum içerisinde gelir farklılıklarından kaynaklanan ayrışmayı, insana tepeden bakan gözleri, ezilenleri sorgulayacaksınız. Fikir Arkadaşı ve Düşman öyküleri arkanızdan iş çeviren dostlarınızı, riyakar arkadaşlarınızı hatırlatacak. Bir Skandal öyküsü diğer öykülere göre çok farklı. Bence Esirler oyunu ile birlikte kitabın en iyileri. Esirler de Kürşad ve Filozof un söyledikleri Sabahattin Ali nin düşünce ve fikirlerini anlamak açısından önemli. Sabahattin Ali nin bütün öykülerini tavsiye ederim, okumalısınız.
Sabahattin Ali Yüksek Muallim Mektebi'nden arkadaşı olan Hüseyin Nihal Atsız'dan bir piyes için tarihi ve kahramanca bir mevzu istemiş ve Atsız ona "Kür Şad"ı anlatmış.Sabahattin Ali 1936'da Varlık dergisinde yayımladığı Esirler adlı oyunda "Kür Şad" adıyla aciz bir aşık karakteri olarak kullanmış fakat bu, Hüseyin Nihal Atsız tarafından beğenilmemiş.Hakikaten insan piyesi okuduğunda bir milletin bağımsızlık mücadelesinin talihsizliğe uğrayıp başarısız olduğuna üzülmekten çok, Kürşadın aşkının imkansızlığına üzülüyor. Son derece akıcı bir üslupla anlatılan bu imkansız aşk, sayfalar ilerledikçe okuyucusunun yüreğine bir hayli dokunuyor.
Yazarın ayrı ayrı basılmış üç kitabı tek bir kitap altında toplanmış. Kağnı ve Ses’te öyküler, Esirler’de tiyatro metni var.

Öykü türü bu seneye kadar sevmiyorum dediğim ve okumaktan kaçındığım bir türdü ama bu sene o kadar güzel öykü kitapları okudum ki artık, eğer güzel yazılmışsa, en sevdiğim türlerden biri haline geldi. Sabahattin Ali de türe olan sevgimi artıran isimlerden biri. Öykülerinden her biri kendi hayatından izler taşıyan, hüzünlü, akıcı ve akılda kalıcı örnekler. Özellikle Duvar, Kamyon ve Sıcak Su uzun yıllar aklımdan çıkmayacak kadar beni etkileyen öyküler oldu.

Ben Sabahattin Ali’yi başarılı ruh tahlilleri yapması yönünden Stefan Zweig’e benzetiyorum. İki yazar da insan ruhunu, karakterini o kadar güzel betimliyor ki. Kitabı okurken o kişileri tanıdığınızı hissediyorsunuz. Sizin ifade edemeyeceğiniz duyguları onlar çok net bir şekilde anlatabiliyor ve siz “Evet, aynen böyle hissediyorum.” diyorsunuz. Bunu yapabilmek her yazarın harcı değil.

Her Sabahattin Ali kitabında olduğu gibi Kağnı, Ses, Esirler’i başta öykü sevenler olmak üzere herkese şiddetle öneriyorum.

Bu kitabı bitirmemle birlikte yazardan okumadığım sadece Markopaşa Yazıları ve Ötekiler kitabı kaldı.

Kitapla ilgili ayrıntılı yorumuma buradan ulaşabilirsiniz: https://suleuzundere.blogspot.com/...esirler-kom2018.html
Her şey ölümden daha korkunçtur. Bazı gece uyuyamazsın, içinden uykuya alıp götüren büyük bir derdin vardır. Yarın karşılaşacağını ve önüne diyeceğini bildiğim birçok müşgülat yakıcı bir güneşin ışığı gibi gözlerine vurur, seni uyutmaz. Sen yorgun,bitkin, bir dakika kendini unutabilmek için çareler ararsın. Kallbinin etrafında gürültü yaparak sana uykuyu haram eden bu düşünceleri bir an olsun kafandan çıkarmaya karar verir, yüze kadar sayar, yahut gözlerini sabit bir noktaya dikerek hiçbir şey düşünmezsin. Yavaş yavaş tatlı bir dalgınlık vücuduna yayılmaya baslar, adeta her tarafından yumuşadığını duyarsın. Fakat bu anda kafandan çıkarıp attığın düşünceleri dışarı tutan ellerde yumuşar. Ve bir sandalın altındaki geldiği kaplayan tıkaç oradan alındığı zaman sular nasıl dediği gibi içeri dolarsa, bu düşünceler de tekrsr kalbine hücum ederler. Sen, kalbin şiddetli çarparak tekrar uyanırsın. Aynı azap yeniden başlar. Seni nasıl harap eden, şimdi duysam bile yarın akşam bu işkence yengene tekrar edeceğini, hiç bitmeyeceğini bilmektir. O zaman gözlerinde bir uyku tüter. Öyle bir uyku ki, ne çarpıntısı vardır, ne de yarını... Yorgun vücudun boylu boyunca yatıp dinlenecek ve hiçbir düşünce, hiçbir dert sana gelmeye yol bulamayacaktır. İşte ölüm bu uykudur... Geceleri gözlerini kapıyamayanların aradıkları uzun ve rüyasız uyku.
**Bir dert ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Sabahattin Ali.. Her zamanki gibi sizi sizden alan bir kitabi. Mutlaka okuyun..
aslen konyalı biri olarak, sabahattin ali'nin konya'da yaşadığı yıllarda yazmış olduğu öyküleri ve konya insanı için düşüncelerini okumak herhangi bir aksülamel uyandırmadı. :) sabahattin ali'nin usta kaleminden çıkmış öyküleri sıkılmadan okuyabilirsiniz. hele de meşhur leylim ley'in sözleri de bu kitabın içindedir. sondaki sabahattin ali'nin tek oyunu (esirler) vasatın biraz üstünde.
... bana: "Doğru düşünüyorsun ama, bunları söyleme!" diyen adam adeta namussuzluk tavsiye ediyor demektir ve bu sersemler bunun farkında değil.
"Güliver'in cüceler memleketine düştüğü zamankinden daha çok hayret içindeydim. Ve bana tiksinti veren bu ruh cüceleri beni de her tarafimdan sımsıkı bağlamışlardı. Kıpırdanmaya imkan yoktu."
Sabahattin Ali
Sayfa 102 - Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2018 "Bir Skandal" öyküsü
--Buhran fena, halimiz ne olacak bilmem!
--Ah bir harp çıksa!
--Delimisin be!
--Neden? Biz harbe karışmayız. Umumi harpte tecrübesini gördük. Bu sefer bitaraf kaldık mı, sat harp eden milletlere yumurtayı, sat tavuğu, sat buğdayı, bak buhran filan kalıyor mu?
Sabahattin Ali
Sayfa 79 - Yky yayınları
Hayatında yalnızlıktan başka bir şey görmediği için, müthiş yalnızlığının farkında bile değildi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kağnı - Ses - Esirler
Baskı tarihi:
Ekim 2003
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750806599
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Kağnı - Ses - Esirler
Kağnı - Ses
"Bir mahpusu dünya ile hiç alakası olmayan bir zindana kapamak ona en büyük iyiliği yapmaktır. Onu en çok yere vuran şey, hürriyetin elle tutulacak kadar yakınında bulunmak, aynı zamanda ondan ne kadar uzak olduğunu bilmektir. On adım ötede en büyük hürriyetlere götüren denizi dinlemek ve sonra aradaki kalın kale duvarlarına gözleri dikerek baklamya, denizi yalnız muhayyilede görmeye mecbur kalmak az azap mıdır ?"
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 465 okur

  • Mihrimah Cimşit
  • selim arvas
  • Zennure Karaaslan
  • Uğur Hürcan
  • Kübra
  • Ramazan EŞE
  • z
  • Rumeysa Kaptan
  • Erhan Yakut
  • Ayşen

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.8
14-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%22.3
25-34 Yaş
%38
35-44 Yaş
%19.3
45-54 Yaş
%7.8
55-64 Yaş
%3
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50.6
Erkek
%49.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.5 (41)
9
%23.8 (31)
8
%24.6 (32)
7
%9.2 (12)
6
%6.2 (8)
5
%3.1 (4)
4
%1.5 (2)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları