Kahkaha Benden Yana

8,4/10  (7 Oy) · 
17 okunma  · 
4 beğeni  · 
909 gösterim
Büyük bir dehanın tanınmaması elbette üzücü; ama yanlış tanınması daha da beter. Ne yazık ki Kierkegaard bu iki durumu da dramatik şekillerde yaşadı ve bu durum kısmen de olsa halen devam ediyor.

Yaşadığı dönem olan XIX. yüzyılda kendi insanları tarafından anlaşılamadı; çünkü düşünceleri, eserleri onları kat kat aşıyordu. Kierkegaard'ın üzerine serpilen ölü toprağından sıyrılıp varlığını yeniden göstermesi için XX. yüzyılın başlarını beklemek gerekti: Yani "birey" kavramının yavaş yavaş uç verdiği, özleri bir "sistem" inşa etmeye dayalı felsefelerin çözülmeye başladığı bir zaman dilimini.

Geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran pek çok düşünür ve yazar Kierkegaard'dan önemli ölçüde yararlanmışsa da, Kierkegaard'ı merak eden okurlar onun "yanlış" bir kitabından başlamak ya da hakkındaki yanıltıcı yorumları ciddiye almak suretiyle bir anlamda onu gözden kaçırmışlardır. İşte bu kitap Kierkegaard'ı tanıdığını sananlar, hakkında şöyle bir fikri olanlar ya da hiçbir fikri olmayanlar için ideal bir "tanıtım" kitabı. Tanıyanlara ise kesinlikle "yeni bir bakış" kazandıracak bir eser.

Kierkegaard okuru birkaç şekilde şaşırtıyor: Öncelikle yüz elli yılı aşkın zaman önce kaleme almış olduğu konular halen güncelliğini sürdürüyor. Sözgelimi kamu, basın, özel hayat gibi kavramları derinlemesine ele alırken bugün de önemini koruyan olağanüstü tespitler yapıyor. Bunun dışında değişik karakterlerin ağzından tartışma yaratacak sözler sarf ediyor. Örneğin, "Can sıkıntısı bütün kötülüklerin anasıdır" diyerek eğlenmenin görevimiz olduğunu ilan ediyor.

Dönemin etik, estetik, düşünsel ve doğrudan hayata dair alanlarında bayağılıklara karşı tek başına kıyasıya mücadele etmiş bir adamı (yeniden) tanımak, "sohbet"inden haz almak ve en nihayetinde Kierkegaard'a hakkını vermek için Kahkaha Benden Yana diyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2000
  • Sayfa Sayısı:
    279
  • ISBN:
    9789755393124
  • Çeviri:
    Nedim Çatlı
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ömer Göle 
 23 Nis 19:09 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Karışık ve konudan konuya atlayan bir yapısı olmakla beraber başlangıç kitabı olabilir. Zira Sören Kierkegaard'ın felsefesine genel bir bakış açısı görüyoruz. Sören'e bu kitapla başlamıştım ve o her derlemesinde ve kitabında eşi benzeri olmayan bir bilgi aktarımı yapıyor, öyle ki kitabı bir melek yazmış falan zannediyorsunuz. 19. yüzyıl sonlarında kadınların modaya düşkünlüğünden burunlarına hızma pirsing takma noktasına geleceğini o dönemden kestirmiştir. Bunu alaylı bir şekilde de anlatmıştır çünkü 'bilinçsiz olan hayvanlardaki' burunu alaylı bir şekilde aynı iki durumda da sahiplik damgalanmasına benzetmiştir. Sörenin eserlerini okumazsanız hayatınızda hep bir şeyler eksik kalacaktır çünkü genel olarak hayattaki her şeyi açıklamayı hedefleyen bir 'ya ya da önemli değil mutlak olan tek bir seçimdir' felsefesi hakim.

Anıl Çapraz 
15 May 00:56 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Sören kierkegaard hayatı ve karakteri bakımından oldukça farklı kendisi ile hayat görüş ve düşüncelerimiz farklı olsa da gözlem yeteneği ve düşüncelerini savunma biçimi açısından kendisine şapka çıkartmam gerektiğini düşünüyorum. Yer yer sıkıldığım yazıları olsa da keyifle okuyabilirsiniz özellikle Moriya Dağı:Dört olası anlatım kısmı favorim oldu.

Kitaptan 6 Alıntı

Ömer Göle 
 10 May 15:24 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Rotasyon Yöntemi - Unutamayan kişiden bir şey...
Unutmak, kullanmayacağını kesip atmaktır. İnsanın esnekliği gerçekten unutma gücüyle ölçülebilir. Unutamayan kişiden bir şey olmaz.

Kahkaha Benden Yana, Soren Kierkegaard (Sayfa 6263 - Ayrıntı)Kahkaha Benden Yana, Soren Kierkegaard (Sayfa 6263 - Ayrıntı)
Ömer Göle 
 10 May 13:15 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

19 Eylül
Silinmez belleğin yardımseveri, büyük acılar çekmiş Eyüp, ben de bu meclise katılabilir miyim? Beni itme, Senin kül yığının yanında sahtekâr biri olarak dikilmiyorum, gözyaşlarım sahte değil, ne var ki elimden seninle gözyaşı dökmekten başka bir şey gelmiyor. Neşeli insan mutluların arkadaşlığını arar, gerçi onu en içten mutlu eden şey kendi içinde bulunan sevinçtir; işte ıstırap çeken insan da kederin arkadaşlığını arar.
Dünya benim olmadı, yedi oğlum ve üç kızım olmadı; fakat çok az şeye sahip olan da her şeyini kaybedebilir, sevdiğini kaybeden de adeta oğullarını ve kızlarını kaybetmiştir...
(Nişanlısından kaçıp hayatını yaratıcıya adayacağı bir hayat için Berlin'e gittiği dönemde bunları yazdı. Her şeyi anlamıştı, dünyayı ve tanrının ne isteyebileceği hususunda fedakâr bir felsefe için ama Regine Olsen'i çok sevmiştir ve hâlâ tekrarı (nişanlısına dönüşü) kafasından silememiştir. Bu yüzden bu dönemde Eyüp peygamber ile bağ kurmuştur. Regine'ye onu neden terkettiğini, Ya-Yada da anlatmıştır. En uzun bir aşk mektubu ya da Regine"yi kutsal tarafa çekme çabası, belki ikisi de... Sonraki dönemlerde nişanlısı başka biri ile evlendiğinde Korku ve Titreme'yi yani Ibrahim"in Ishakı kurban edişini konu alan yazılar yazmıştır...)

Kahkaha Benden Yana, Soren KierkegaardKahkaha Benden Yana, Soren Kierkegaard

''İki insan aşık olup da birbirleri için yaratıldıklarını düşünmeye başladıklarında, ayrılma cesaretini gösterme vakti gelmiştir; çünkü devam ederlerse her şeyi kaybedip hiçbir şey kazanamayacaklardır. paradoks gibi gelebilir, duygu açısından öyle; fakat anlayış açısından öyle değil. bu alanda insanların kendi ruh hallerinden yararlanması özellikle gereklidir; bu ruh hallerinin yardımıyla insan bitip tükenmeyen çeşitte kombinasyonların farkına varabilir.''

Kahkaha Benden Yana, Soren KierkegaardKahkaha Benden Yana, Soren Kierkegaard
Ömer Göle 
10 May 03:21 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ey Ölüm
Ey ölüm, sen nelere kadirsin! En tesirli kusturucu ilaç, en güçlü müshil bile bu kadar arındırıcı bir etkiye sahip değildir.
(Sörin Kirkıgor böyle demiştir, ailenin en küçük çocuğu olarak 20"sine basmadan annesini, ablalarını ve abilerini kaybetmiş, ve babası o 25 yaşındayken vefat etmiştir. Tanrıya olan dönüşünü ve dünyadan kaçış isteğini, genç yaşta yakınında neredeyse kimsenin kalmamasıyla bağdaştırabiliriz. O hakikaten, müsrif ve sonlu olandan, kendini Tanrı'nın bahçesine atmaya başarmış ender bir şahıstır.)

Kahkaha Benden Yana, Soren Kierkegaard (Sayfa 113 - Ayrıntı)Kahkaha Benden Yana, Soren Kierkegaard (Sayfa 113 - Ayrıntı)
Ömer Göle 
 10 May 03:40 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bir kadın terzisinin küçümseyen konuşması
Kadın terzisi; görevimi düşününce ruhuma sıkıntı basar, kadın daha burnuna halka takma noktasına gelecektir. O yüzden, sakın sevgili aramayın, en tehlikeli mahalleden kaçar gibi uzak durun aşktan; çünkü sizin sevgiliniz de burnuna halka takma noktasına gelecektir.
(19. yüzyılda, kadınların burnuna pirsing/hızma takacağını kestirebilen Kirkıgor, bunu, hayvanların burunlarındaki sahiplik halkasıyla özdeşleştirerek tahmin etmişti. Çünkü, o, kadının modaya ait olduğunu ve modanın onda sahiplik işareti bırakmadan nihayetine varamayacağını, sahiplik damgalı hayvanlardan bir eksiği olmayacak kadar alçalacağını kestirecek kadar zekiydi.)

Kahkaha Benden Yana, Soren Kierkegaard (Sayfa 121)Kahkaha Benden Yana, Soren Kierkegaard (Sayfa 121)
Ömer Göle 
20 May 20:10 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Objenin obje olabilmesi için
Bir objenin obje olabilmesi icin oteki`ye ihtiyac vardir.fakat bu(oteki) goz degildir;goz birlestirici etmendir."

Kahkaha Benden Yana, Soren KierkegaardKahkaha Benden Yana, Soren Kierkegaard