·
Okunma
·
Beğeni
·
4943
Gösterim
Adı:
Kahkaha Benden Yana
Baskı tarihi:
Mayıs 2000
Sayfa sayısı:
279
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755393124
Kitabın türü:
Çeviri:
Nedim Çatlı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Büyük bir dehanın tanınmaması elbette üzücü; ama yanlış tanınması daha da beter. Ne yazık ki Kierkegaard bu iki durumu da dramatik şekillerde yaşadı ve bu durum kısmen de olsa halen devam ediyor.

Yaşadığı dönem olan XIX. yüzyılda kendi insanları tarafından anlaşılamadı; çünkü düşünceleri, eserleri onları kat kat aşıyordu. Kierkegaard'ın üzerine serpilen ölü toprağından sıyrılıp varlığını yeniden göstermesi için XX. yüzyılın başlarını beklemek gerekti: Yani "birey" kavramının yavaş yavaş uç verdiği, özleri bir "sistem" inşa etmeye dayalı felsefelerin çözülmeye başladığı bir zaman dilimini.

Geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran pek çok düşünür ve yazar Kierkegaard'dan önemli ölçüde yararlanmışsa da, Kierkegaard'ı merak eden okurlar onun "yanlış" bir kitabından başlamak ya da hakkındaki yanıltıcı yorumları ciddiye almak suretiyle bir anlamda onu gözden kaçırmışlardır. İşte bu kitap Kierkegaard'ı tanıdığını sananlar, hakkında şöyle bir fikri olanlar ya da hiçbir fikri olmayanlar için ideal bir "tanıtım" kitabı. Tanıyanlara ise kesinlikle "yeni bir bakış" kazandıracak bir eser.

Kierkegaard okuru birkaç şekilde şaşırtıyor: Öncelikle yüz elli yılı aşkın zaman önce kaleme almış olduğu konular halen güncelliğini sürdürüyor. Sözgelimi kamu, basın, özel hayat gibi kavramları derinlemesine ele alırken bugün de önemini koruyan olağanüstü tespitler yapıyor. Bunun dışında değişik karakterlerin ağzından tartışma yaratacak sözler sarf ediyor. Örneğin, "Can sıkıntısı bütün kötülüklerin anasıdır" diyerek eğlenmenin görevimiz olduğunu ilan ediyor.

Dönemin etik, estetik, düşünsel ve doğrudan hayata dair alanlarında bayağılıklara karşı tek başına kıyasıya mücadele etmiş bir adamı (yeniden) tanımak, "sohbet"inden haz almak ve en nihayetinde Kierkegaard'a hakkını vermek için Kahkaha Benden Yana diyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
279 syf.
Kierkegaard'ın yaptığı öyle zor bir şey ki, varlığını ve yaşamı duyumsayamadan gülümseyebilmek gerçekten çok güç bir iş. ruhu acı içerisinde kıvranan insan için her gülümseme acıyı bir kez daha hatırlamaya sebeptir aslında. ''Neden'' sorusuna cevabını alamamış ve orada kalmış olan insan için bir işkenceden ibaret olan yaşamı olumlayabilmek çok ama çok güç. Bunu başarabilmiş insanı özel bir yere koymuyor değilim. Amor Fati noktasında bir türlü Nietzsche'yi yakalayamadım mesela ben. kaderi sevemiyorum. çünkü neden?
nedir bu sorunun cevabı?
işte bu soru ve olası her cevabı büyük bir tezat büyük bir acı ve büyük bir trajedidir. insan bu trajedi karşısında gülümseyebiliyorsa ne mutlu ona... ne mutlu.

Kierkegaard, eserinde öyle bir güncellik mevcut ki bugün bile iki asır önceki sözlerinin geçerli olduğunu görmek oldukça vurucu noktasıydı kitabın. özellikle medya ve kamusal alan tanımlamaları oldukça ilginç. ileriyi görmüş diyebilirim.

Felsefi olarak fazla hegelci bir duruşa sahip olsa da Kierkegaard, samimiyeti ve düşünme biçimiyle işi düzeltiyor diyebilirim.

Gülümsemenin felsefesinin işlendiği bu kitabı önemsiyorum. Başka türlü nasıl yaşarız? tepkisinin izdüşümüdür çünkü...

Gülüşler hep sizinle birlikte olsun.
279 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
"Başıma harika bir şey geldi. Göğün yedi kat yukarılarına çekildim. Tanrılar orada oturuyorlardı. Bana özel bir lütufla bir dilekte bulunma ayrıcalığı bahşedildi. 'Ne dilersin?' dedi Merkür. Bir an şaşırdım kaldım. Sonra tanrılara şu şekilde hitap ettim: 'Çok saygıdeğer çağdaşlar, dileğim tek şudur ki, kahkaha hep benden yana olsun.' Tanrılardan hiçbiri tek kelime etmedi; hepsi gülmeye başladı. Bundan dilediğimin kabul edildiği sonucuna vardım ve anladım ki tanrılar kendilerini zarafetle nasıl ifade edeceklerini biliyorlardı; zira ciddi bir tavırla, 'Dileğin kabul oldu' demek onlara pek yakışmazdı."

Kitabın adının nereden geldiğini "Kaygı Kavramı"nda geçen bu paragraftan anlayabiliyoruz. Kierkegaard bu pasajda iki noktayı birden vurguluyor; birincisi kahkahanın tanrıların kendini ifade etme şekli olduğunu vurgulayarak kahkahanın değerini artırıyor. İkincisi ise tüm melankolisine karşı dünyaya kahkahayla baktığını, dünyayı öyle anlamlandırdığını bir kez daha gözlerimizin önüne koyuyor.

Kitabın adı ile ilgili bu açıklamadan sonra, kitabın yazılış tarzı hakkında bilgi verelim. Bu kitap, Kierkegaard'ın kendisi tarafından yazılmamıştır. Roger Poole ve Henrik Stangerup tarafından 1983 yılında derlenmiştir.

"Büyük bir dehanın tanınmaması elbette üzücü; ama yanlış tanınması daha da beter." diyerek açıklıyor Roger Poole kitabın yazılış amacını. Nedim Çatlı'nın dilimize kazandırdığı bu kitapta, önsöz bölümü haricinde tüm metinler Kierkegaard'a ait ve hiçbir yorum veya müdahale bu yoktur. Bu nedenle, Kierkegaard'ın kendisi yazmış gibi olduğunu söyleyebiliriz.

Kitabın içeriğine geçersek, kitaptaki metinler Kierkegaard'ın ağır felsefî metinleri değil, daha çok Günlükler'den olmak üzere genel olarak yazın kariyerinin başlarına ait yazılara yer verilmiş. Bu açıdan bakarsak, Kierkegaard'a akademik olmayan bir ilgi duyan okuyucunun hedef alındığını söyleyebiliriz.

Kitaba girişte, Danimarka halkı ile Kierkegaard arasındaki zıtlıktan bahsediliyor. Materyalist Danimarka halkına karşılık, idealist Kierkegaard ilk bakışta Alman felsefesine yakın gibi duruyor ama dönemin büyük düşünürü Hegel kendisini büyük hayal kırıklığına uğratınca kendi içine dönüyor.

Kierkegaard'ın hayatında ailesi ile ilişkisi, özellikle babası Michael Pedersen ile olan ilişkisi önemli yer tutuyor. Günlüklerinde annesinin bir kere bile adı geçmemesine karşılık, "Søren'in annesinin ölümüne üzüldüğü kadar, dünyada hiç kimsenin bir ölüme üzülmediği" de söylene gelen bir ifade olmuştur.

Baba Michael Pedersen'a dönecek olursak; oğlunu özellikle dinî yönüyle etkilemiştir. Michael, gençliğinde Tanrı'ya isyan ettiği için Tanrı tarafından cezalandırıldığını düşünüyordu ve Michael iki eşini, iki kızını ve iki oğlunu erkenden kaybetmesini dine bağladı. Bunun Kierkegaard felsefesinde önemli belirleyici olduğunu söyleyebiliriz, ayrıca Michael'ın zenginliği, toplumsal konumu da Søren'in hayatında önemli yere sahip olmuştur.

Aile dışında, belki aileden de öte, Søren'in hayatındaki en önemli kişi elbette ki Regine Olsen'dir. "Baştan Çıkarıcının Günlüğü" baştan sona Regine ve nişana odaklansa da, diğer eserleri de sıklıkla o ilişkiye hitaplarla doludur diyebiliriz. Dünya tarihinin en uzun aşk mektubu "Ya/Ya da", "Korku ve Titreme", "Tekerrür" ilk başta yazılacaktır bu alanda. "Korku ve Titreme" elbette ki çok özeldir, ilk bakışta tamamen dinî amaçlarla yazılmış gibi gözükse de, sıklıkla Regine'e hitaplarla dolu olduğunu görüyoruz. Üstadın hayatı boyunca ironik olmadığı, ciddi olduğu tek konunun 'genç kız' ve nişan olduğunu söylesek yeridir.

"Kitaplar bir anlamda tez, beden ise antitezdi."

Kierkegaard'ın müstear isimler ile yazması da bir anlamda böylece bir anlam kazanıyor. Tezlerini farklı isimlerle ortaya koyunca, bedeniyle kısıtlama olmadan, rahatça hareket ediyor ve 'kahraman'' oluyor. Bu kitapta yer alan, müstear yazarların tartışmaları belki de edebiyatının doruk noktalarından biridir. Victor Eremita, Constantin Constantinius, Baştan Çıkarıcı Johannes, moda terzisi ve Yargıç Wilhelm 'kadınlar' ana başlığında tartışıyorlar. Kierkegaard, her müstear yazarını mükemmel bir şekilde konuşturur ama Baştan Çıkarıcı Johannes'in düşüncelerine hayran kaldığını görebiliriz.

Kitapta, pek fazla yerde bulamayacağımız Kierkegaard'ın siyasi fikirlerinin de konu edildiğini görüyoruz. Üstad, birçok tartışmada siyaseten yetersiz olduğunu ve bunun kendisini ilgilendirmediğini söylese de elbette ki döneminin büyük kafası olarak gündemin içinde yer aldı, hele ki devrimci bir dönemde yaşadığını da hesaba katarsak, uzak durması imkansızdı. Bekleneceği üzere, muhafazakar diyebileceğimiz bir çizgisi var ama siyasi konularda yazdığı yazıların tatmin edici olmaktan uzak olduğunu söylemek mümkün ve olayları geniş bir açıdan görmemiş.
279 syf.
·Beğendi·9/10
Eğer insanın bir sınırı varsa o sınırı kaldırabilecek düşünceyi ancak Kierkegaard'ın hayata karşı tutumundan yola çıkarak yerle bir edebiliriz. En büyük varoluşçuların ilham kaynağı ve bana göre kimseye tavsiye edilemeyen yazar. Bir tavsiyeyle okunacak kadar basit olmayan bir yazar, belli bir arayıştan sonra eğer varsa bir parça varoluşa karşı bir tiksinti kendiliğinden bulunulan ve bırakılamayan bir yazar! Bir babanın ona miras olarak laneti, günlerce mektuplaştığı nişanlısının onu terkettikten sonra bir başkasıyla evlenmesi ve kardeşleriyle annesini kaybetmesi onun için derin acılar, bizim açımızdan ise en büyük eserler bıraktırdı geriye. Neredeyse bütün kitaplarından bir parça sunan bu yapıtında en çok mektuplara yer ayırır. Bir çok takma ad kullanarak yayımladığı yazılarını bazen kendi oluşturduğu takma adları karşılıklı mektuplaştırır ve çoğu zaman içine girdiği tartışma kendine karşıdır. Belki de en büyük varoluşculara ilham kaynağıyken sende olan o belirsizlik, umursamazlık seviyesi, kimi zaman en dipten gelen bir umutsuzluğun tablosu ve hayata karşı duruşunun umursamaz tavrı açıklayabilir; Eyüp'ün sabrını ve ibrahimin o yolculukta yanında olma duygusunu... Şunu da anlaman gerekir ki dostum kahkaha hiç bir zaman senden yana olmadı, belki kendi kurguladığın kahramanlar aracılığıyla en sert biçimde eleştirdiğin varoluşta bir nebze de olsa kahkaha senden yana oldu ama onlar da sen değildin..!
279 syf.
·140 günde
"Can sıkıntısı bütün kötülüklerin anasıdır" deyip; birey, siyaset, basın, özel hayat gibi kavramları derinlemesine irdeleyerek yerinde tespitler sunan adam. - Kierkegaard. Tanrılardan tek bir dilek dilemiş "kahkaha hep benden yana olsun"
Keyifli okumalar...
279 syf.
·118 günde·10/10
Adam aşkı ile kaybediş ve yaşadığı kazanımı üzerine yapmış tüm felsefesini
Her ne kadar bu kazanımın farkında olsa da aşkını kaybettiğinin acısını her kitabında sanırım okuyacağım.
Tüm kitaplarının çıkışı burdan yani kaybından...
Hiçbir kazanım bir gerçek aşk etmez...
hiçbir aşkda kaybetmek ayrılık olmadan “hakikat” sırrına eremez.
İçim burkularak kitabı tamamladım.
Öyle ki;
Son cümlelerinde ölümsüz aşkını, tekrarın olmayacağını, ve “tekrar kendim oldum” diye başlayan paragraflarda ki acısını o kadar derinden hissettim ki.
Belki de korku ve titreme dahil bu kitabından da bu kadar etkilenmeme sebep yegane kendisini gördüğüm bir insan tanımış olmak..
279 syf.
·8/10
Sören kierkegaard hayatı ve karakteri bakımından oldukça farklı kendisi ile hayat görüş ve düşüncelerimiz farklı olsa da gözlem yeteneği ve düşüncelerini savunma biçimi açısından kendisine şapka çıkartmam gerektiğini düşünüyorum. Yer yer sıkıldığım yazıları olsa da keyifle okuyabilirsiniz özellikle Moriya Dağı:Dört olası anlatım kısmı favorim oldu.
279 syf.
·5 günde·10/10
"Kadınlar latifedir" diyor efendim, latifedir. "Moda bir paçavradır" diyor. Kamu hakkında, gevezelik, akıl yürütme, evlilik, seçimler ve daha neler neler...
Bir deneme, bir roman, kısa ama keyf-i akışa sahip öyküler... Bu kitap bir hocam tarafından tavsiye edildi ve nedamet dehlizine düşmekten kurtuldu, hayır hayır kendini kurtardı. Yıllar öncesinde yaşanan politik ve sosyal olaylar bir deneme havasında anlatılmış. Bu kitap, kütüphanede farklı ve çok müthiş bir yere sahip. Benim düşündüklerimi bir de zahmet edip yazan bir deha ile buluştum, düşüncelerimi besleyen ve onları devinime sokan bir kitap bu. Hakkını ödeyemem yazarın galiba. Belki de bütün kitaplarını okursam bu mahcubiyetimden alıkoyar beni. Kahkahayı benden yana kılar ha....
279 syf.
·4 günde·7/10
Açıkçası söylemek gerekirse ağır bir kitap.Felsefe türünde yazılmış,derinliğine anlatımın olduğu yani oldukça yoğun bir kitap.Okuyup bol not alınmalı,odaklanılmalı.
Evlenirsen, pişman olursun; evlenmezsen, yine pişman olursun;
evlen ya da evlenme, pişman olursun; ister evlen, ister evlenme
pişman olursun. Dünyanın aptallıklarına gül geç, pişman olursun;
gözyaşı dök. yine pişman olursun.
Soren Kierkegaard
Sayfa 73 - Ayrıntı Yayınları
Ey muhteşem Doğa, eğer ben sana hayran olmasaydım bana bunu bir kadın öğretirdi, çünkü o varoluşun sultanıdır.
Soren Kierkegaard
Sayfa 69 - Ayrıntı Yayınları
En nihayetinde insan bir yıldızdan bir yıldıza sonsuz yolculuk hülyalarının tadını çıkarır.Ya da hareket farklıdır ama hâlâ geniş bir alanı kapsar. Porselen tabakta yemekten usanır gümüşte yer; gümüşten usanır altına döner; Truva'nın yanışı nasıl bir şeydi diye Roma'nın yarısını yakar. Bu yöntem kendini boşa çıkarır; bu düpedüz sonsuzluktur. Peki Neron'un eline ne geçti? Hayır, Antonine daha akıllıydı; diyor ki: "Hayatını gözden geçirmek, daha önce gördüğün her şeye, başka bir açıdan bakmak senin elinde."
Soren Kierkegaard
Sayfa 64 - Ayrıntı Yayınları
Tanrılar bayram ediyordu.Gerçekten de dünyada kadın kadar büyüleyici bir şey daha keşfedilmemiştir, masumiyet kadar mutlak bir büyüleyicilik, alçakgönüllülük kadar cezbedici bir ayartma ve kadınla kıyaslanabilecek bir aldatmaca daha yoktur.
Soren Kierkegaard
Sayfa 68 - Ayrıntı Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kahkaha Benden Yana
Baskı tarihi:
Mayıs 2000
Sayfa sayısı:
279
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755393124
Kitabın türü:
Çeviri:
Nedim Çatlı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Büyük bir dehanın tanınmaması elbette üzücü; ama yanlış tanınması daha da beter. Ne yazık ki Kierkegaard bu iki durumu da dramatik şekillerde yaşadı ve bu durum kısmen de olsa halen devam ediyor.

Yaşadığı dönem olan XIX. yüzyılda kendi insanları tarafından anlaşılamadı; çünkü düşünceleri, eserleri onları kat kat aşıyordu. Kierkegaard'ın üzerine serpilen ölü toprağından sıyrılıp varlığını yeniden göstermesi için XX. yüzyılın başlarını beklemek gerekti: Yani "birey" kavramının yavaş yavaş uç verdiği, özleri bir "sistem" inşa etmeye dayalı felsefelerin çözülmeye başladığı bir zaman dilimini.

Geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran pek çok düşünür ve yazar Kierkegaard'dan önemli ölçüde yararlanmışsa da, Kierkegaard'ı merak eden okurlar onun "yanlış" bir kitabından başlamak ya da hakkındaki yanıltıcı yorumları ciddiye almak suretiyle bir anlamda onu gözden kaçırmışlardır. İşte bu kitap Kierkegaard'ı tanıdığını sananlar, hakkında şöyle bir fikri olanlar ya da hiçbir fikri olmayanlar için ideal bir "tanıtım" kitabı. Tanıyanlara ise kesinlikle "yeni bir bakış" kazandıracak bir eser.

Kierkegaard okuru birkaç şekilde şaşırtıyor: Öncelikle yüz elli yılı aşkın zaman önce kaleme almış olduğu konular halen güncelliğini sürdürüyor. Sözgelimi kamu, basın, özel hayat gibi kavramları derinlemesine ele alırken bugün de önemini koruyan olağanüstü tespitler yapıyor. Bunun dışında değişik karakterlerin ağzından tartışma yaratacak sözler sarf ediyor. Örneğin, "Can sıkıntısı bütün kötülüklerin anasıdır" diyerek eğlenmenin görevimiz olduğunu ilan ediyor.

Dönemin etik, estetik, düşünsel ve doğrudan hayata dair alanlarında bayağılıklara karşı tek başına kıyasıya mücadele etmiş bir adamı (yeniden) tanımak, "sohbet"inden haz almak ve en nihayetinde Kierkegaard'a hakkını vermek için Kahkaha Benden Yana diyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 182 okur

  • Arın
  • Sercan Yıldız
  • Merve Çamçakal
  • Şafak
  • Münzevi Zade
  • Bir Primat
  • Nihat Çelik
  • Sita
  • Yağmur
  • Cem Işık

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%10
25-34 Yaş
%66.7
35-44 Yaş
%13.3
45-54 Yaş
%3.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%6.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51
Erkek
%49

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.7 (10)
9
%15.9 (7)
8
%20.5 (9)
7
%29.5 (13)
6
%4.5 (2)
5
%2.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%2.3 (1)
1
%2.3 (1)