Kalbim Kudüs’te Kaldı

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.084
Gösterim
Adı:
Kalbim Kudüs’te Kaldı
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752448018
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Yüz yıl önce bugün…
Kudüs, Gazze ve Filistin; Miracın beldesi, ilk kıblegâh…
Birinci Dünya Savaşı’nın hakkında en az bilgi paylaşılan
cephesinin ve Kudüs’ün düşüşünün hazin öyküsü…

Evet!.. Devlet-i Aliyye’nin yıldızı batmak üzereydi. Yedi asırlık koca çınar bir yandan İngiliz, Rus ve Fransız kıskacında can çekişirken, bir yandan da dost bellenen Alman ve Avusturya ihanetiyle içten içe kemiriliyordu. Lawrenceların süslü vaatlerine aldanan Bedevi aşiretlerin isyanlarıysa cabası…

Devlet Babanın son çırpınışlarına şahit olmanın ıstırabıyla kurtuluşu şehadette arayan Tabip Subay Faruk Hikmet…

Beride kendi gerçeğini Meryem Anne’de bulmak ve kalbinin İsa’sını doğurabilmek uğruna ülkesini terk edip Kudüs’e gelen Rachel Weizmann…
Rumeli, İstanbul, Halep ve Irak’tan sonra Filistin’e akan er kişi; Basel’den Viyana’ya savrulan ve nihayetinde Kudüs’te Anneler Annesini bulan hatun kişi…

Aşkın ve hikmetin vârisi esrarengiz bir Sahaf, dönemin Mevlevî postnişinin subay olan oğlu, Kuşçu Baba ve onlarda kendilerini arayan iki hakikat talibi…

Farkında oluruz yahut olmayız. Âşıklarımızı anarken “Tahir ile Zühre”, “Ferhat ile Şirin” deriz. Oysa Avrupalılar âşıkları yâd ederken “Romeo ve Juliette”, “Antonius ve Kleopatra” derler. Âşıkların “ile” sayesinde birbirlerine bağlanması, biri olmadan diğerinin yarım kaldığına alâmettir. Hâlbuki “ve” benzer ama ayrı olanları sıralamaya yarar. Keza bu topraklarda birbirlerini sevenler, mıknatısın iki ucu olurlar. Nikâh ile birbirlerine bağlanan sevgilileri “Zevc” ve “Zevce” olarak anlattığımız gibi mıknatısın iki ucu arasındaki cazibeye de “Zevciyat” deriz biz.
576 syf.
·4 günde·Beğendi
Kurtuluş Savaşı yıllarında Gazze ve Kudüs de görev yapmış subay doktor, Faruk Hikmet ve İsviçreli Yahudi bir baba ile Hristiyan bir annenin çocuğu Hristiyan Rachel'in hayatları ama daha çok iç alemlerine yaptıkları seyahatler.

Rachel Viyana'da okurken gönlünü kaptırdığı Johann ile ailesinin rızası olmadan evlenir. Ailesiyle barışmak için onların yanına gider ailesi tarafından affedilmedigi için de çok fazla kalmadan Viyana'ya döner. Fakat kocasını çok sevdiği arkadaşı Ester'le beraber görünce onu da kaybettiğinin farkına varır. Ve aldatmanın verdiği öfke ve sinirle bebeğini de kürtaj yaptırır. Rüyalarının peşine düşüp Kudüs 'e Meryem Ana'nın yanına gider. Tüm bunlar yaşanırken yazar bir çoğuna vakıf olmadığım Hristiyanlık hakkında epeyce bilgi vermiş.

Diğer taraftan Faruk da iç aleminde ki çekişmeleri, hayatını ne için yaşaması gerektiği hakkında gerek yaptığı tefekkürler ve gerekse bu konuda fikir alışverişinde bulunduğu insanlarla olan muhabbetinlerinde ki bilgiler İslamiyet hakkında insanı derinlemesine düşüncelere sevkediyor.

Ve yazarın özellikle bazı ayetlere yaptığı tefsirler ufuk açıcı olmuş.
Yine mesela Veysel Karani'nin Medine'ye kadar gelip Efendimiz (s.a.v)'i görmeden geri dönüşünü de çok farklı yorumlamış.

Ezcümle bazen özellikle Hristiyanlık hakkında yapılan açıklamalar olan bölümler biraz sıkıcı gelse de okunup üzerinde uzun uzun düşünülebilecek bir eser olmuş. Çesitli sebeplerden dolayi biraz hızlı okudum yavaş yavaş sindire sindire okunursa daha faydalı olacağı kanaatindeyim.
Keyifli okumalar.
576 syf.
Ahmet Turgut u ilkkez Türk Peygamber kitabi ile tanidim ve beni çok etkilwmişti. Sonra Aşk serisini okudum. Kalbim kuduste kaldi kitabini okumayı pek düşünmüyordum çünkü ülkemizde kudus ile ilgili kitap, program, söylem vs gibi şeylerin coğu samimiyetten uzak geliyor bana. Elime alip başlayinca kitap içine cekti beni ve kitap sadece kudüs degil özellikle tefekkür içeren özelligi ile okunmaya fazlasıyla değer. Sanki yazar tefekkürü kudusün tarihini vermekten daha önemli tutmuş ve ön plana çikarmis.
Yazar fikir ve gelistirdiği argümanlar bakımından güvenilerek kendini okutuyor. Elbette dini içerikli kitaplarda bin kat daha fazla dikkatli ve tedbirli olmak gerekir. Cünku büyük avcilar önce buyük güven sağlarlar. Müslüman zaten ayetlerdeki şekliyle; okuyan, bilen, düşünen, akleden,cahillerden yüzçeviren bir şahsiyettir. Aklını bir kişiye kiraya veren değildir.
576 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10 puan
Yazarın okuduğum 3 yada 4. kitabi Kalbim Kudüste Kaldı. Yazar beni diğer kitaplarında olduğu gibi hiç şaşırtmadı aslında. Her kitabı bilgi yüklü, duygu dolu ve en önemlisi romandaki hikayenin içerisine hakikat izlerini yerleştirmesi.
Birbirinden habersiz ve belki de birbirinden farklı iki insanın aynı amaç için verdikleri mücadelede hakikati bulma hikayesini anlatan bir kitaptı.
Rachel ve Faruk.. Biri Hristiyan diğeri müslüman, aslında onlar yolları Kudüs'e düşen iki Kudüs sevdalısı. Akıllarını, kalplerini kurcalayan sorulara cevap bulmak için çabalayan iki insan.. Hakikati bulmak için bir dert ortağı arayan iki derttaş.. Ama bilmiyorlar ki hakikatin tam ortasında duruyorlar .
Kitaptaki olaylar Kudüs şehri içerisinde geçiyor. Adından anlaşılmasın ki sadece Kudüs'ü anlatıyor. Çünkü Kudüs'ü anlatmak; peygamberleri anlatmak, fatihayı anlatmak, Kur'an'ı anlatmak..
Kitapta çok geniş bir şekilde bir çok konuya yer verilmiş. 3 din açısından Kudüs'ün önemini ayrıntılı anlatmış. Karakterlerin kendini bulma yolculuğunu okurken mutlaka okuyan kişiye kendini sorgulatan bilgilere yer veriliyor. Ne için yaşıyoruz? Ne uğruna çaba sarfediyoruz? Ve aslında "Nasıl ve ne için yaşamalıyız?" Sorularına hakikat kitabının dilinden cevap veren bir çok bölüm var.
Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Ama sadece okumak değil; anlamak, sindirmek, altını kalın kalın çizmek ve düşünmekte gerek.
576 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10 puan
“Aşk,hakikate benzer. Paldır küldür,bir anda gelip buluverir insanı. Yeter ki,beklerken ona hazırlanmayı bil!..”

Bundan 2 yıl evvel okumaya başlayıp yarım kalmış kitabımın,artık okunma zamanı geldi diyerek tekrar başladım okumaya. O zamanlar da başlangıçta hızlı akan bir olaya sahipti fakat ilerledikçe yer yer durağanlaşmıştı,bu sebeptendir ki kitabı bir kenara bıraktım ya da henüz vakti değildi ki devamı gelmedi,bilmiyorum. Kitap için durağan dememin sebebi,
dini terim ve bilgilerin biraz derince açıklamalarının mevcut oluşuydu,bu tür kitaplar roman okur gibi okunma da biraz güçlük çıkarıyor kavrama açısından.

Yazarın ise okuduğum ilk kitabı, kalemine,diline ve üslubuna asla lafım yok çünkü gayet güzeldi fakat yukarda da belirttiğim gibi durağanlaşmaya başlayan yerler olduğundan düz bir romanı okur gibi okuyamıyorsunuz,hal böyle olunca da biraz sıkılmışlık hissedebiliyorsunuz.
Fakat şunu belirtmeliyim ki;Canım Kudüs’ü okudukça ilgim ve sevgim kat ve kat arttı vesilesi bu kitap olması dolayısıyla :)

Kısa da olsa kitaptan bahsetmek istiyorum. Adından da anlaşılacağı üzere 1917 kutsal şehir Kudüs’ün elimizden nasıl kayıpta İngilizlerin eline düştüğünü merkeze alarak,bir yandan savaş cephesinde bulunan Faruk Hikmet’in Hakk’ı arayışıyla diğer yandan Rachel Weizmann’ın Hz Meryem’e duyduğu vuslatının kavuşmasını anlatıyor,daha doğru Hakk yolcusu olan iki kişinin Hakk ile buluşmalarını anlatıyor desem yeridir. Zira kitabın sonu öyle güzeldi ki kalbimi oraya bıraktım gerçekten,hüzün dolu ve bir o kadar da harika bir sondu..

Uzun uzadıya,konular ve bahsi geçen mevzuları anlatmak yerine, gönül rahatlığı ile okumanızı tavsiye edeceğim bir kitap zira siz de mutlaka nasibinizi alacağınız bilgilere ve harika bir Hakk yolculuğuna önce şahit olacak sonra sahip olacaksınız.
Hepinize bol keyifli olumalar diliyorum şimdiden. :)
576 syf.
·26 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitapla ilgili yazılacak o kadar şey var ki nerden başlatacağımı bulamadım. Milli mücadele döneminde başlayan iki ayrı insanın( Rachel ve Faruk Hikmet) kendini bulma mücadelesinin yanı Küdüs’ün dinler açısından önemini de bulacaksınız. Hristiyanlık ve Hz. İsa ile ilgili doğru ve yanlışların yanı sıra İslamiyette anlatılan miraç, hırka,selman farisi ve Veysel karani olayların okuduğunuzda bakış açınız değişecektir. Roman içerisinde bulunan başkahramanların yanı sıra hikaye ve anlatımları ile olaya farklılık katan Kuşçu, sahaf Naci ve Mevlevi Arif karakteri ile yazar muhteşem anlatım tarzına gitmiş. Kudüs’ü gözünüzde çanlanırken orayı merak edenler, hristiyanlık ve Müslümanlıkla ilgili herşeyi bulabileceğiniz okunması gereken kitaplar arasındadır. Yazarın dediği gibi “Allah bizi kitaptan ayırmasın”...
576 syf.
·1 günde
"Aşk, hakikate benzer. Paldır küldür bir anda gelip buluverir insanı. Yeter ki, beklerken ona hazırlanmayı bil."

Kurtuluş Savaşı döneminde iki ayrı dünyanın Kudüs'e yolculuğu.. Gazze ve Kudüs'de doktor olarak görev yapan Müslüman Faruk ile İsviçre'li Hristiyan bir ailenin çocuğu Rachel'in kendilerini bulma hikayelerine tanık olduğumuz bir eser.

Yaşamın kaynağını, neden var olduğunu ve hayatını ne için yaşaması gerektiğini arayan biri Müslüman diğeri Hristiyan Kudüs sevdalısı iki insanın yolunu aydınlatma çabasına şahit olduğumuz eserde Yakudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet dinine dair de bir çok bilgiye ulaşıyoruz. Kudüs'ün bu üç din için ne anlam ifade ettiğini daha iyi anlayacağımız eserde yine Kudüs'e dair bir çok detay bilgide bulunmaktadır.

Kısa bir tarih serüvenini seven, gündemden düşmeyen, uğruna savaşların verildiği Kudüs hakkında bilgi sahibi olmak isteyen, varoluşun kaynağını sorgulayan, nasıl ve ne için yaşamalıyım diyen okuyucuların seveceği bir roman.
576 syf.
·Beğendi
Roman desem içinde öğrendiğim bunca bilgiye yazık edecekmişim gibi hissediyorum.Bilgi ağırlıklı desem o muhteşem kurguya yazık edecekmişim gibi.Yazarın tüm kitaplarını merak edip okutturan kitap..
576 syf.
·29 günde·Beğendi·8/10 puan
Yazar sonunu bağlayamamış ve bazı yerlerde gereksiz betimlemelere girmiş.Onun dışında gerçekten harika bir kurgusu var,hristiyanlık nasıl suistimal edildi,İncil ne zaman nerde neden değiştirildi, hepsini doyurucu bir şekilde özetlemiş,İslamda ibadetler,tefekkür,tasavvuf konularını ustaca işlemiş ve en önemlisi Kudüs Neden Kaybedildi? Bunu ayrıntılarıyla anlatmış.Gerçekten muhteşem bir tarihi kaynak!
576 syf.
·13 günde·Beğendi·9/10 puan
Çok beğenerek ve çok da zorlanarak okuduğum bir kitap oldu. Her cümlesi birbirinden ayrı güzelliğe sahipti. Bir tarafta Kudüs'e aşık Faruk'un yaşadıkları diğer tarafta hayatı bir anda hiç beklemediği halde değişen Rachel'in ( daha sonra adını Havva olarak değiştiriyor ) müthiş hikayesi ve her sayfası burada saymakla bitiremeyeceğim bilgilerle dolu güzel bir kitaptı.

Bu kitabı okurken şunu da görmüş oldum insanoğlu bir karar verirken iyice düşünmeli sonradan pişman olacağı keşke yapmasaydım diyeceği şeyleri yapmamalı. Sonra o davranışı yaptığı için çok pişman olabilir ve belki bu yaptığının telafisi de mümkün olmayabilir. Ne demek istediğimi bu kitabın sayfalarıyla kendinizi buluşturduğunuz zaman çok daha iyi anlarsınız diyeyim lafı çok da uzatmadan.

Kitabın başındaki kronolojik sıralamadan anladığım kadarıyla o tarihler arasında Kudüs'ün durumunun ne olduğu hakkında bilgi sahibi olduğumuz bir kitap benim o konularla pek hatta hiç fikrim olmaması sebebiyle kitabı okurken zorlandığımı düşünüyorum ama Kudüs hakkında az çok bilgisi olanlar eminim ki bu kitabı rahat bir şekilde okurlar.

Kitabı okurken bildiğim bazı şeyleri tazelemem ve merak ettiğim bazı şeyleri öğrenmeme vesile olması sebebiyle çok beğendim ve iyi ki kütüphaneme eklemişim iyi ki de okumuşum dediğim bir kitabım daha kütüphanemde yerini aldı.
576 syf.
·13 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kudüs’le ilgili okuduğum ilk kitaplardan biriydi. Ahmet Turgut çok sevdiğim bir yazar. Diğer kitaplarını da okudum. Kerbela’ ile ilgili olanları. Fazlasıyla etkileyici bir anlatım tarzı var.
576 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Karşıma ne çıkacağına dair pek bir aşinalığım olmadığı halde kitabı okumaya başladım. Sayfa sayısı çoktu ve Kudüs merkezli bir kadın ve bir erkeği anlatıyordu.
İçerik olarak cidden farklı bir tarz ihtiva ediyordu.
Kudüs ordusunda görevli doktor bey ve Kudüs yolcusu gazeteci bir ecnebi hanım. Belli bir müddet birbirleriyle karşılaşmadan iki hikmeti ve hidayeti bulma öyküsü anlatılıyor. Yazarın ana teması karakterlerin doğruyu bulma çabaları.
Ben öyle anladım.
Beyefendi ve hanımefendi biri Müslüman diğeri Hristiyan ama doğruyu bulma telaşındalar. Ve bu durum biz okuyucuya çok şey katıyor. O kadar çok sayfa bir çırpıda sona eriyor. Çünkü kız kahramanımız kendi dinini sorgularken bize Hristiyanlığın çıkmazlarını ve tarihini anlatıyor. Tabip subay Faruk hikmet ise ismiyle müsemma dininin hikmetini arıyor. Ararken bir çok konu gündeme taşınıyor. Ve bunların hepsi yüz yıl önceki elimizden çıkmaya yüz tutmuş Filistin cephesinde cereyan ediyor.
Beğendim. Bana çok şey kattı ve öğretti. Roman olmanın ötesinde bilgilendiğim bir çok olgu oldu. Tavsiye ederim.
“Her kuyuya düşen Yusufî olmaz.
Her odun çekenden Yunus çıkmaz.
Dert sahibi olmak güzeldir amma
Dost sözü anlamayan iflah olmaz.”
Ahmet Turgut
Sayfa 21 - Kapı Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kalbim Kudüs’te Kaldı
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752448018
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Yüz yıl önce bugün…
Kudüs, Gazze ve Filistin; Miracın beldesi, ilk kıblegâh…
Birinci Dünya Savaşı’nın hakkında en az bilgi paylaşılan
cephesinin ve Kudüs’ün düşüşünün hazin öyküsü…

Evet!.. Devlet-i Aliyye’nin yıldızı batmak üzereydi. Yedi asırlık koca çınar bir yandan İngiliz, Rus ve Fransız kıskacında can çekişirken, bir yandan da dost bellenen Alman ve Avusturya ihanetiyle içten içe kemiriliyordu. Lawrenceların süslü vaatlerine aldanan Bedevi aşiretlerin isyanlarıysa cabası…

Devlet Babanın son çırpınışlarına şahit olmanın ıstırabıyla kurtuluşu şehadette arayan Tabip Subay Faruk Hikmet…

Beride kendi gerçeğini Meryem Anne’de bulmak ve kalbinin İsa’sını doğurabilmek uğruna ülkesini terk edip Kudüs’e gelen Rachel Weizmann…
Rumeli, İstanbul, Halep ve Irak’tan sonra Filistin’e akan er kişi; Basel’den Viyana’ya savrulan ve nihayetinde Kudüs’te Anneler Annesini bulan hatun kişi…

Aşkın ve hikmetin vârisi esrarengiz bir Sahaf, dönemin Mevlevî postnişinin subay olan oğlu, Kuşçu Baba ve onlarda kendilerini arayan iki hakikat talibi…

Farkında oluruz yahut olmayız. Âşıklarımızı anarken “Tahir ile Zühre”, “Ferhat ile Şirin” deriz. Oysa Avrupalılar âşıkları yâd ederken “Romeo ve Juliette”, “Antonius ve Kleopatra” derler. Âşıkların “ile” sayesinde birbirlerine bağlanması, biri olmadan diğerinin yarım kaldığına alâmettir. Hâlbuki “ve” benzer ama ayrı olanları sıralamaya yarar. Keza bu topraklarda birbirlerini sevenler, mıknatısın iki ucu olurlar. Nikâh ile birbirlerine bağlanan sevgilileri “Zevc” ve “Zevce” olarak anlattığımız gibi mıknatısın iki ucu arasındaki cazibeye de “Zevciyat” deriz biz.

Kitabı okuyanlar 273 okur

  • Rabia KAHRAMAN
  • Mahmut Cihat
  • Nisanur Yazıcı
  • Kutalmış
  • cerebellum61
  • Mehmet Yilmaz
  • Ümran✿
  • pencere önü çiçeği
  • Hayırhah⠀
  • Hayrettin2071

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%27.3
13-17 Yaş
%9.1
18-24 Yaş
%0
25-34 Yaş
%36.4
35-44 Yaş
%27.3
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78.6
Erkek
%21.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%44.1 (41)
9
%19.4 (18)
8
%17.2 (16)
7
%11.8 (11)
6
%4.3 (4)
5
%2.2 (2)
4
%1.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0