Kalbim Kudüs’te Kaldı

·
Okunma
·
Beğeni
·
2639
Gösterim
Adı:
Kalbim Kudüs’te Kaldı
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752448018
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Yüz yıl önce bugün…
Kudüs, Gazze ve Filistin; Miracın beldesi, ilk kıblegâh…
Birinci Dünya Savaşı’nın hakkında en az bilgi paylaşılan
cephesinin ve Kudüs’ün düşüşünün hazin öyküsü…

Evet!.. Devlet-i Aliyye’nin yıldızı batmak üzereydi. Yedi asırlık koca çınar bir yandan İngiliz, Rus ve Fransız kıskacında can çekişirken, bir yandan da dost bellenen Alman ve Avusturya ihanetiyle içten içe kemiriliyordu. Lawrenceların süslü vaatlerine aldanan Bedevi aşiretlerin isyanlarıysa cabası…

Devlet Babanın son çırpınışlarına şahit olmanın ıstırabıyla kurtuluşu şehadette arayan Tabip Subay Faruk Hikmet…

Beride kendi gerçeğini Meryem Anne’de bulmak ve kalbinin İsa’sını doğurabilmek uğruna ülkesini terk edip Kudüs’e gelen Rachel Weizmann…
Rumeli, İstanbul, Halep ve Irak’tan sonra Filistin’e akan er kişi; Basel’den Viyana’ya savrulan ve nihayetinde Kudüs’te Anneler Annesini bulan hatun kişi…

Aşkın ve hikmetin vârisi esrarengiz bir Sahaf, dönemin Mevlevî postnişinin subay olan oğlu, Kuşçu Baba ve onlarda kendilerini arayan iki hakikat talibi…

Farkında oluruz yahut olmayız. Âşıklarımızı anarken “Tahir ile Zühre”, “Ferhat ile Şirin” deriz. Oysa Avrupalılar âşıkları yâd ederken “Romeo ve Juliette”, “Antonius ve Kleopatra” derler. Âşıkların “ile” sayesinde birbirlerine bağlanması, biri olmadan diğerinin yarım kaldığına alâmettir. Hâlbuki “ve” benzer ama ayrı olanları sıralamaya yarar. Keza bu topraklarda birbirlerini sevenler, mıknatısın iki ucu olurlar. Nikâh ile birbirlerine bağlanan sevgilileri “Zevc” ve “Zevce” olarak anlattığımız gibi mıknatısın iki ucu arasındaki cazibeye de “Zevciyat” deriz biz.
576 syf.
·4 günde·Beğendi
Kurtuluş Savaşı yıllarında Gazze ve Kudüs de görev yapmış subay doktor, Faruk Hikmet ve İsviçreli Yahudi bir baba ile Hristiyan bir annenin çocuğu Hristiyan Rachel'in hayatları ama daha çok iç alemlerine yaptıkları seyahatler.

Rachel Viyana'da okurken gönlünü kaptırdığı Johann ile ailesinin rızası olmadan evlenir. Ailesiyle barışmak için onların yanına gider ailesi tarafından affedilmedigi için de çok fazla kalmadan Viyana'ya döner. Fakat kocasını çok sevdiği arkadaşı Ester'le beraber görünce onu da kaybettiğinin farkına varır. Ve aldatmanın verdiği öfke ve sinirle bebeğini de kürtaj yaptırır. Rüyalarının peşine düşüp Kudüs 'e Meryem Ana'nın yanına gider. Tüm bunlar yaşanırken yazar bir çoğuna vakıf olmadığım Hristiyanlık hakkında epeyce bilgi vermiş.

Diğer taraftan Faruk da iç aleminde ki çekişmeleri, hayatını ne için yaşaması gerektiği hakkında gerek yaptığı tefekkürler ve gerekse bu konuda fikir alışverişinde bulunduğu insanlarla olan muhabbetinlerinde ki bilgiler İslamiyet hakkında insanı derinlemesine düşüncelere sevkediyor.

Ve yazarın özellikle bazı ayetlere yaptığı tefsirler ufuk açıcı olmuş.
Yine mesela Veysel Karani'nin Medine'ye kadar gelip Efendimiz (s.a.v)'i görmeden geri dönüşünü de çok farklı yorumlamış.

Ezcümle bazen özellikle Hristiyanlık hakkında yapılan açıklamalar olan bölümler biraz sıkıcı gelse de okunup üzerinde uzun uzun düşünülebilecek bir eser olmuş. Çesitli sebeplerden dolayi biraz hızlı okudum yavaş yavaş sindire sindire okunursa daha faydalı olacağı kanaatindeyim.
Keyifli okumalar.
576 syf.
·26 günde·Beğendi·10/10
Kitapla ilgili yazılacak o kadar şey var ki nerden başlatacağımı bulamadım. Milli mücadele döneminde başlayan iki ayrı insanın( Rachel ve Faruk Hikmet) kendini bulma mücadelesinin yanı Küdüs’ün dinler açısından önemini de bulacaksınız. Hristiyanlık ve Hz. İsa ile ilgili doğru ve yanlışların yanı sıra İslamiyette anlatılan miraç, hırka,selman farisi ve Veysel karani olayların okuduğunuzda bakış açınız değişecektir. Roman içerisinde bulunan başkahramanların yanı sıra hikaye ve anlatımları ile olaya farklılık katan Kuşçu, sahaf Naci ve Mevlevi Arif karakteri ile yazar muhteşem anlatım tarzına gitmiş. Kudüs’ü gözünüzde çanlanırken orayı merak edenler, hristiyanlık ve Müslümanlıkla ilgili herşeyi bulabileceğiniz okunması gereken kitaplar arasındadır. Yazarın dediği gibi “Allah bizi kitaptan ayırmasın”...
576 syf.
·29 günde·Beğendi·8/10
Yazar sonunu bağlayamamış ve bazı yerlerde gereksiz betimlemelere girmiş.Onun dışında gerçekten harika bir kurgusu var,hristiyanlık nasıl suistimal edildi,İncil ne zaman nerde neden değiştirildi, hepsini doyurucu bir şekilde özetlemiş,İslamda ibadetler,tefekkür,tasavvuf konularını ustaca işlemiş ve en önemlisi Kudüs Neden Kaybedildi? Bunu ayrıntılarıyla anlatmış.Gerçekten muhteşem bir tarihi kaynak!
576 syf.
·Beğendi·10/10
Roman desem içinde öğrendiğim bunca bilgiye yazık edecekmişim gibi hissediyorum.Bilgi ağırlıklı desem o muhteşem kurguya yazık edecekmişim gibi.Yazarın tüm kitaplarını merak edip okutturan kitap..
576 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10
Yazarın okuduğum 3 yada 4. kitabi Kalbim Kudüste Kaldı. Yazar beni diğer kitaplarında olduğu gibi hiç şaşırtmadı aslında. Her kitabı bilgi yüklü, duygu dolu ve en önemlisi romandaki hikayenin içerisine hakikat izlerini yerleştirmesi.
Birbirinden habersiz ve belki de birbirinden farklı iki insanın aynı amaç için verdikleri mücadelede hakikati bulma hikayesini anlatan bir kitaptı.
Rachel ve Faruk.. Biri Hristiyan diğeri müslüman, aslında onlar yolları Kudüs'e düşen iki Kudüs sevdalısı. Akıllarını, kalplerini kurcalayan sorulara cevap bulmak için çabalayan iki insan.. Hakikati bulmak için bir dert ortağı arayan iki derttaş.. Ama bilmiyorlar ki hakikatin tam ortasında duruyorlar .
Kitaptaki olaylar Kudüs şehri içerisinde geçiyor. Adından anlaşılmasın ki sadece Kudüs'ü anlatıyor. Çünkü Kudüs'ü anlatmak; peygamberleri anlatmak, fatihayı anlatmak, Kur'an'ı anlatmak..
Kitapta çok geniş bir şekilde bir çok konuya yer verilmiş. 3 din açısından Kudüs'ün önemini ayrıntılı anlatmış. Karakterlerin kendini bulma yolculuğunu okurken mutlaka okuyan kişiye kendini sorgulatan bilgilere yer veriliyor. Ne için yaşıyoruz? Ne uğruna çaba sarfediyoruz? Ve aslında "Nasıl ve ne için yaşamalıyız?" Sorularına hakikat kitabının dilinden cevap veren bir çok bölüm var.
Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Ama sadece okumak değil; anlamak, sindirmek, altını kalın kalın çizmek ve düşünmekte gerek.
576 syf.
·13 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kudüs’le ilgili okuduğum ilk kitaplardan biriydi. Ahmet Turgut çok sevdiğim bir yazar. Diğer kitaplarını da okudum. Kerbela’ ile ilgili olanları. Fazlasıyla etkileyici bir anlatım tarzı var.
576 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Karşıma ne çıkacağına dair pek bir aşinalığım olmadığı halde kitabı okumaya başladım. Sayfa sayısı çoktu ve Kudüs merkezli bir kadın ve bir erkeği anlatıyordu.
İçerik olarak cidden farklı bir tarz ihtiva ediyordu.
Kudüs ordusunda görevli doktor bey ve Kudüs yolcusu gazeteci bir ecnebi hanım. Belli bir müddet birbirleriyle karşılaşmadan iki hikmeti ve hidayeti bulma öyküsü anlatılıyor. Yazarın ana teması karakterlerin doğruyu bulma çabaları.
Ben öyle anladım.
Beyefendi ve hanımefendi biri Müslüman diğeri Hristiyan ama doğruyu bulma telaşındalar. Ve bu durum biz okuyucuya çok şey katıyor. O kadar çok sayfa bir çırpıda sona eriyor. Çünkü kız kahramanımız kendi dinini sorgularken bize Hristiyanlığın çıkmazlarını ve tarihini anlatıyor. Tabip subay Faruk hikmet ise ismiyle müsemma dininin hikmetini arıyor. Ararken bir çok konu gündeme taşınıyor. Ve bunların hepsi yüz yıl önceki elimizden çıkmaya yüz tutmuş Filistin cephesinde cereyan ediyor.
Beğendim. Bana çok şey kattı ve öğretti. Roman olmanın ötesinde bilgilendiğim bir çok olgu oldu. Tavsiye ederim.
576 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
''Ey kimsesizlerin hamisi olan merhamet kaynağı!..Beşaret günü yaşananlar aşkına bendeki ölü doğayı dirilt! Bana da kalbimin İsa'sına gebe kalabilmeyi nasip et!..'' Okurken mest oldum.Özellikle Rabb-ül 'âlemîne edilen dualardan çok etkilendim.
576 syf.
·51 günde·Beğendi·8/10
Kitap a kudüs şehrine çok merak ettigim için ayrı bir hayranlikla okudum ..eğer semavi dinlerine merakiniz varsa , okuyun yazarın dili de gayet akıcı .. sonu tahmin ettiğim gibi biten gayet keyifli okunası bir kitap ...
576 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Ahmet Turgut Hocam yine harika bir iş çıkartmış... Kudüs'ün tarihselliğini, Üç semavi din açısından önemini anlatırken, mabetlerin ve sembollerin derin tasvirini yapmış ve adeta Kudüs ve aşk tefsiri oluşturmuş... İnsan okurken bambaşka bir alemde hissediyor kendisini.
576 syf.
·7/10
Ahmet Turgut'un kalemini severim bu kitaba da büyük bir ilgiyle başladım. Ben iki kitabı aynı anda türüten biri olarak bu kitap çokça uzun zamanımı aldı bazen koptum ara verdim devam ettim anlatım güzel tasavvufi boyutu çok iyi yalnız betimlemeler aşırı bazen can sıkıyor kötü desem kitaba yazık ederim çokça iyide diyemem yani beklentimin altındaydı. Yalnız Hristiyanlık Kudüs muhteşem anlatılmış sırf bunun için bile okunur.
Eğer bir insan dua etmeyi bırakmışsa kendi kendisine yettiğini düşünmeye başlamıştır. Bu hadsizliğin sonu şirke değin uzanır...
Efendimiz (sav), Nur Dağı Hira mağarasında Cebrail ile ilk karşılaştığında "Oku!" emrine mukabil " Bilmiyorum! " dememiş miydi ? Bu ikrar, Son nübüvvetin ilk beyanıydı.

"Bilmiyorum!.."

Ilmin Şehri(sav) ilahi bilgilenmeye dair ilk ikrarına "Bilmiyorum! " ile başlamışken, iki kelam dinleyip "Biliyorum!" iddiasına bürünmenin şeytaniliğinden Rabbime sığınıyorum.
Allah'ın kulundan razı olmasındansa kulun Allah'tan razı olması daha zordu. Zira, niye bu musibetler benim başıma geldi?..Niçin filancanın şu şeyi var ama benim yok ? Keşke buralı olmasaydım da , şu beldede doğsaydım! Anamdan atamdan yüklüce bir miras kalsa kötü mü olurdu. Filancayla hiç tanışmasaydım da , şunlar başıma gelmeseydi!.. misali hayıflanmaların her biri , kulun Allah'tan razı olmadığının işaretleriydi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kalbim Kudüs’te Kaldı
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752448018
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Yüz yıl önce bugün…
Kudüs, Gazze ve Filistin; Miracın beldesi, ilk kıblegâh…
Birinci Dünya Savaşı’nın hakkında en az bilgi paylaşılan
cephesinin ve Kudüs’ün düşüşünün hazin öyküsü…

Evet!.. Devlet-i Aliyye’nin yıldızı batmak üzereydi. Yedi asırlık koca çınar bir yandan İngiliz, Rus ve Fransız kıskacında can çekişirken, bir yandan da dost bellenen Alman ve Avusturya ihanetiyle içten içe kemiriliyordu. Lawrenceların süslü vaatlerine aldanan Bedevi aşiretlerin isyanlarıysa cabası…

Devlet Babanın son çırpınışlarına şahit olmanın ıstırabıyla kurtuluşu şehadette arayan Tabip Subay Faruk Hikmet…

Beride kendi gerçeğini Meryem Anne’de bulmak ve kalbinin İsa’sını doğurabilmek uğruna ülkesini terk edip Kudüs’e gelen Rachel Weizmann…
Rumeli, İstanbul, Halep ve Irak’tan sonra Filistin’e akan er kişi; Basel’den Viyana’ya savrulan ve nihayetinde Kudüs’te Anneler Annesini bulan hatun kişi…

Aşkın ve hikmetin vârisi esrarengiz bir Sahaf, dönemin Mevlevî postnişinin subay olan oğlu, Kuşçu Baba ve onlarda kendilerini arayan iki hakikat talibi…

Farkında oluruz yahut olmayız. Âşıklarımızı anarken “Tahir ile Zühre”, “Ferhat ile Şirin” deriz. Oysa Avrupalılar âşıkları yâd ederken “Romeo ve Juliette”, “Antonius ve Kleopatra” derler. Âşıkların “ile” sayesinde birbirlerine bağlanması, biri olmadan diğerinin yarım kaldığına alâmettir. Hâlbuki “ve” benzer ama ayrı olanları sıralamaya yarar. Keza bu topraklarda birbirlerini sevenler, mıknatısın iki ucu olurlar. Nikâh ile birbirlerine bağlanan sevgilileri “Zevc” ve “Zevce” olarak anlattığımız gibi mıknatısın iki ucu arasındaki cazibeye de “Zevciyat” deriz biz.

Kitabı okuyanlar 167 okur

  • Yeşim Yıldırım
  • Songül songül
  • zarifbirokur
  • Efliin
  • Zeynep ekinci
  • Bilal c
  • Hasna
  • Zeliha YILMAZ
  • Ebru Karakuzu
  • Cynppnyz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%27.3
14-17 Yaş
%9.1
18-24 Yaş
%0
25-34 Yaş
%36.4
35-44 Yaş
%27.3
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%78.6
Erkek
%21.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.2 (28)
9
%16.1 (10)
8
%16.1 (10)
7
%12.9 (8)
6
%4.8 (3)
5
%3.2 (2)
4
%1.6 (1)
3
%0
2
%0
1
%0