Kalbin Arka Odası

·
Okunma
·
Beğeni
·
338
Gösterim
Adı:
Kalbin Arka Odası
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
107
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786254438103
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Muhit Kitap
Roman ve hikâye dünyamıza bir umut gibi doğan Ayşegül Genç, son romanı Kalbin Arka Odası ile Muhit Kitap’ta…

Eserleriyle kendine mahsus bir dünya kurmayı başaran yazarımız, dikkatin yanına rikkati de eklemeyi bilmiştir. Onun eserlerinde her daim farklı ve ikna edici bir iklim vardır. Kurgu ile sahicilik, başarılı bir bütünlük oluşturur. Kalbin Arka Odası, aynı zamanda güzel bir işin ve yüksek işçiliğin adıdır. Muhabbet tek taraflı olunca duvar taşla değil, gözle de örülür.



(Tanıtım Bülteninden)
107 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Kalbin Arka Odası ismi dahi insanı kitaba yaklaştırmaya yetiyor. Çünkü bu isim insana hep kalbinin arkasına doğru sığındığının, saklandığının farkına vardırıyor. İsmin güzelliği ve gizemliliği ile bizi kendine çeken kitap, elimizden tutup bizi o esrarlı seyahata çıkarıyor. Biz de hiç itiraz etmeden o yolculuğa çıkıyoruz. Çünkü bu davet o kadar samimi bir çağrı ile kulaklarımızdan kalplerimize uğruyor ki kayıtsız kalamıyoruz. Bir nene ve torunun o sıcak diyologlarına ara ara başka misafirler de giriyor. Usta yol gösteriyor. Ama asıl ustanın kendi içimizdeki usta olduğunu, ona kulak vermemiz gerektiğini söylemesi ile yollar açılıyor. Öyle bir yolculuk ki eksiklik denilen şeylerin bizleri tamamlayalan parçalar olduğunu farkediyoruz. Ne geçmişe serenatlar, yaslar ne de geleceğe tapınma ritüellerine önem veriyoruz bu yolculukta. Hayatı olduğu gibi kavramaya gösteri hallerinden kaçınmaya çalışıyoruz. Bazen psikoloji bazen sosyoloji bazen şiirin sularında kulaç atıyoruz. Ama her şeyden önemlisi insana insan olmayı tekrar tekrar hatırlatıyor. Yükselmeye değil yücelmeye niyet ediyoruz. Kanatlarımızın olmadığının farkına varsak da uçma hevesimizin de baki olduğunun farkına varıyoruz.
Roman baştan sona seni sana senin içinden bir ses ile anlatıyor.
Kitap odur ki kendini bir daha okutmak istetsin. Ayşegül Genç'in Kalbin Arka Odası romanı bir kere değil bir kaç kez okumayı hakediyor. Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Romanı ödülünü vermesi kitabın değerini arttırmasa da kitabı tanıtmada desteğini, güzelin farkına varması açısından da tebriği hakediyor. Böyle romanlarda buluşmak üzere...
107 syf.
Kitaplarla olan bağ hayata anlam katıyor. Okudukça daha çok okumak istiyor insan. İyi ki Ayşegül Genç kalemiyle tanışmışım onun kelimeler ile olan bu yolculuğuna şahitlik ediyorum .
Bu kitap nasıl anlatılmalı bilmiyorum çünkü nasıl anlatsam bir tarafı eksik kalır gibi o yüzden bana hissettirdiği hislerden bahsetmek daha doğru olur. Ben yarama denk gelen yaralı cümleleri okumayı seviyorum. O sözlerin içinde kaybolup, düşünüp, ders alıp yola devam ediyorum. Benim için içine dalıp çıkmak istemediğim bir kitap oldu. Ayşegül Genç dertli bir yazar onu okurken mutlu olamazsınız ama hep hak verirsiniz. İçinizde el değmemiş yerlere bile dokunur içinizde ki eksiklik bir cümleyle tamamlanır. Olaylara çok farklı bir gözle bakıyor. Herkesin ortak dertlerini farklı bir bakışla kaleme döküyor. Ve bu anlatım tarzı benim çok hoşuma gidiyor.
Tavsiye ederim herkese iyi okumalar .
107 syf.
·5 günde·Beğendi
Farklı bir ilerleyişi olan bir nine torun, bir ruh beden, bir şimdiki ve gelecek zaman kitabı. Teknik olarak distopik bir tarzı denemiş Genç bu eserinde. Aynı zamanda şiir gibi bir çağlayan akıtıyor kelimeler arası boşluklarda, susuz kaldıkça kalbinizi bu çağlayana tutup serinliyorsunuz.

106 sayfa kitap, açıkçası bitmesin diye azıcık azıcık okudum ama yine de bitti, ve ser ben okurken Türkiye Yazarlar Birliği yılın romanı ödülünü aldı.

Eser kalıplaşmış roman tekniğinde değil kesinlikle, türlerin fazlası ise birbirinin alanını işgal edişine şahit oluyoruz postmodern edebiyatta, bu da öyle bir eser. Mekandan azade ancak tam da bir ev inşa etme derdinde. Zaten ara başlıkların çoğunun mimari ile ilgili olması bu inşaya bir işaret.

Okurken bir yerde şöyle demiştim: bedenden ayrılan bir ruhla konuşuyor gibi, yaralı bir kalbi çıkarmış da kırgınlıklarını tek tek okuyup yazmış gibi...

Öyle işte, okuyun, okutun...
107 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Öncelikle bismillah diyerek girmek isterim, yani insan her şeyden önce bir düşünüyor bu kitabı yazdıran nedir. Nasıl bir şey bu kitap. 2020 yılının ennn güzel kitabını okuduğumu yıl boyunca söylediğimi anımsamıyordum şimdi söylüyorum. Bu kitap benim için şöyle sayılı olan ayrı bi köşede tuttuğum o nadir kitaplarımın arasında yerini alıcak. Aklımda ve kalbimde çok özel bir köşeye sahip oldu kendisi.
Altını çizmediğim arkadaşlarıma atmadığım yeri kalmadı desem yeri. Başlanıyor bazı kitaplara yapılan dayatma bu kitaba da başlanıyor. Nedir o dayatma? “Lütfen bu kitabı oku! Lütfen bu kitabı oku!” Dayatması.
Kitap 1-2 veya 3 sayfalık bölümlerden oluşuyor ama ben hiçbirini birbirinden ayrı tutmadım. Her birine bir kelimelik başlık verilmiş ama hepsi bir bütün yine de. Her birinde o kadar derin anlamlar olması insanı böyle etkileyip düşündürmesi, şu kitabı her hangi bir gün açıp çizdiğim yerleri okumak için sabırsızlanıyorum ben mesela...
Bazı yerlerde amin dedirten, bazı yerlerde kenara evet evet öyle diye not düşürten, kimi yerde de son kelimeyi tekrar ettiren öyle içimize dokunan bir kitap işte...
Bazen de sadece az önce okuyup altını çizdiğin cümleyi içinden bir kaç kere de sessizce geçirdiğin kitap, kimse duymuyor zaten içinden ama içinin de içinden geçirdiği cümleler...
Velhasıl bu kitabı herkes okusun istiyorum ama bi o kadar da çok bilinsin istemiyorum... Herkes okusun ama basitleştirmeden okusun diyelim o zaman öylesi yakışır çünkü. Sümeyye Aydoğan Kalbin Arka Odası Ayşegül Genç
107 syf.
·86 günde·Beğendi·10/10 puan
“Kalbin arka odası” kitabının ismini dahi okuyunca önceden tanış olduğunuzu sezinliyorsunuz.
Çünkü bu isim, insanın hep kalbinin arka odasına, evinin arka odasına, sevincinin arka odasına sığındığının, saklandığının fakına vardırıyor. Bir yerde bir söz okumuştum “İnsan yenilince eve döner” diye, o sözü okuduğum gün evin yenilgi ve zafer için bir sığınak olduğunu hissetmiştim. Tam böyle hislerle boğuştuğum vakit kitaptan şöyle bir alıntıyla karşı karşıya geldim; "İnsan kırık kalbini hissedip aciziyetini kavradığı anda bir adım atmış olur; o bir adımdan sonra eşyalar, imkânlar, insanlar ve en önemlisi zaman insan için koşturmaya başlar. Böylece hepsi insanın lehine döner." Demem o ki; bu kitap ile kalbinizin arka odasında kendinizi iyileştirip oturma odasında şarkılar söyletip oradan da dışarıya sadece sizin hissettiğiniz bir galibiyetle çıkabilirsiniz. :)
.
107 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Yazarın aldığım ilk kitabıydı.. Tüm kitaplarında kullandığı samimi dili ve farklı bakış açısını seviyorum. Bu kitabı da anlatımıyla, hitabetiyle kalplerin arka odalarını aralayan bir eser..
107 syf.
·Beğendi·10/10 puan
•İnsanın kendi ile yüzleşmesi beklenmeyen bir anda gerçekleşir.

-Ne derin ne kadar manalı bir cümle.
Okurken kitabı aynen bu şekilde düşündüm, aslında kısa kısa başlıklar altında yazılsada ince bir kitap gibi gözükse de ne kadar derin ve her bir sayfası ayrı manalı olan bir kitap.
Her biri birbirinden ayrı ayrı konular gibi gözükse de aslında bir bütün.
Herkesin ortak dertlerine farklı bir bakış açısıyla kaleme döküyor, her altını çizdiğim cümlede evet bu böyle gerçekten aslında bu yanı da var bende böyle hissetmiştim dedirtiyor insana.
Bir usta var kitapta karaktere yol gösterici aslında derin düşününce bunun insanın yol göstericinin yalnızca kendimiz olduğunu anlıyoruz.
Roman bir yolculukla başlıyor bir yolculuktalar ama aynı zamanda insanın kendi iç yolculuğuda bu.
Baştan sona bize bizi kendi iç sesimizle kendi arka odamızla anlatıyor.
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve beni açıkçası etkisi altına alıp yıldızlı yazarlarım arasına girdi.
107 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Hacimli bir kitap olmamasına karşın okumam günlerimi aldı. Çünkü hiçbir detayı kaçırmak istemiyordum. Okuyucu olarak bana geçen yazarın iyi niyetiydi. Yazıyoruz ama neden? Bize "aferin ne iyi yaptın" demeleri için mi? Yoksa tüm kalbimizle dışarıya çıkıp başka acılara bir omuz vermek için mi? Kitap boyunca dönüp kendime sorular sordum. Kendimin aynadaki aksiyle göz göze geldim. Dünyayı sorguladım. Aldığım nefesi sorguladım. Attığım adımları sorguladım. Okurken kalbimde bir sızlama hissettiğim ender kitaplardan birisiydi. Kitap değil hançerdi.
107 syf.
"Muhabbet tek taraflı olunca duvar taşla değil, gözle de örülür. "
Kitap bitti ama ben soru işareti gibiyim çünkü nasıl bir yorum yapsam bilemiyorum, kötü bir kitap mıydı kesinlikle hayır hatta içinde o kadar kıymetli satırlar vardı kii ama harika bir kitaptı kesinlikle okunmalı olarak da görmüyorum . Teknik olarak distopik tarzını denemiş, kalıplaşmış romanın dışına çıkmak istemiş hatta bayağı da çıkmış bu kitabı hem güzel hem de karmaşık hale getirmiş. Kitapta şey çok dikkatimi çekti ara başlıklar hep mimari ile ilgiliydi yazar mekandan ziyade tam bir ev inşa etme derdinde çünkü bu çok hoşuma gitmişti. Bedenden ayrılmış bir ruhun konuşması gibiydi aklımda kalan güzel satırlar var bu yüzden iyi ki okumuşum...
yine de yeşilliği çöl ile kamufle ediyorum taya, kara yağız'a onu sevdiğimi belli etmiyorum, onu bir duvar, bir mezar inşa etmeye zorlamak olur bu, bir projektör ile her yeri aydınlatmak demek olur, seversek bir araya geliriz çünkü, kıyılarımız kuytularımız aydınlanır, pütürlerimiz çıkıntılarımız düzleşir, önceleri aşk dolu bakışlarımızla engin ruhumuzla el üstünde tutarız birbirimizi, ama ya aşk köprüsünün ayakları aşınınca vefa devreye girmezse, ya aşk vefanın bileğini dikine keserse, aşkın düğümünü büyütürken vefanın iskemlesini küçültürsek, işte o zaman suratımızda yalancı bir gülümseme, gözlerimizde eğreti bir bakış ile arka odaya kimsenin cesedi gitmesin diye çabalar dururuz, bu bana iki yüzlülük gibi geliyor taya, zoraki sevecen bakışları herkes hisseder, bu hissediş suç değil, vefasızlık suç ama vefasızlığı hissetmek suç değil, işte bu yüzden taya, hayvanlarımızı uzakta bir yerde birbirlerinden ayrı tutabiliriz, onları durdurabiliriz, kan akış hızını azaltabiliriz, ruhlarımız ise kavuşamadıkça sokulurlar birbirlerine, uzaklaştıkça yaklaşırlar, mesafe arttıkça daha çok koşarlar, koşmak en iyi bildiğim duadır taya, bu çok güzel değil mi,
Ayşegül Genç
Sayfa 36 - Muhit Kitap
Kalbin ve rahmin bu kadar geç çürümesine hepimiz tanık olduk, insandan geriye bir insan kalsın diye vücudun direnişine tanık olduk
Eskiden usta bir mekâna varmadan önce çırak varırdı, şeyh varmadan önce mürit, Aşık varmadan maşuk varırdı. Sevilenleri incitecek ayrıntılar tek tek kontrol edilir, çıkıntılar düzeltilir, eğrilikler doğrultulur, mekân söze hazır hale getirilirdi.
İnsan hep koşarak varacağını sanır, belki de hedef hep karşıda değildir, belki de aşağıda bir yerdedir, koşarak değil düşerek varıyoruzdur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kalbin Arka Odası
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
107
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786254438103
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Muhit Kitap
Roman ve hikâye dünyamıza bir umut gibi doğan Ayşegül Genç, son romanı Kalbin Arka Odası ile Muhit Kitap’ta…

Eserleriyle kendine mahsus bir dünya kurmayı başaran yazarımız, dikkatin yanına rikkati de eklemeyi bilmiştir. Onun eserlerinde her daim farklı ve ikna edici bir iklim vardır. Kurgu ile sahicilik, başarılı bir bütünlük oluşturur. Kalbin Arka Odası, aynı zamanda güzel bir işin ve yüksek işçiliğin adıdır. Muhabbet tek taraflı olunca duvar taşla değil, gözle de örülür.



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 59 okur

  • Esirulkalp
  • Gözde gelir
  • asude
  • leyla
  • merve.
  • iyivibes
  • Sümeyye Generall
  • Tayfun ÇİFTCİ
  • s.
  • Elif

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%46.4 (13)
9
%17.9 (5)
8
%10.7 (3)
7
%14.3 (4)
6
%3.6 (1)
5
%3.6 (1)
4
%0
3
%3.6 (1)
2
%0
1
%0