Adı:
Kalp ile Sır
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055365905
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hayat Yayınları
Ahmet Emin afallamış bir şekilde karısına bakıyordu, gözlerindeki dehşet, onun artık ötelere ait şeyler anlatıyordu.

Bütün dünyayı verseler doymayacak olan hırslı elleri, gitmek istemiyormuşçasına yorgana sarılmıştı. Ama nafileydi tüm çabalar. Vakit dolmuştu artık…

Gözleri, dünyaya doyamamanın ihtirasıyla iri iri açılmıştı. Ölüm bu muydu gerçekten? Peki ya onu nasıl bir son bekliyordu? Kaçmalıydı buralardan, uzaklara gitmeliydi.

Yaşadığı her şeyi unutmanın başka yolu yoktu çünkü…

Reyyan iri ve her daim içinde bir sır barındıran gözleriyle Ahmet Emin'i sarsmıştır. Bilgisi ve tefekkürü ise Ahmet Emin'e bambaşka kapılar açacaktır.

Bu köyde yaşayacağı birçok mucizevî olaydan daha etkilisi ise Reyyan'ın ona unutamayacağı bir hayat dersi vermesidir. Bir ölüm daha görecektir Ahmet Emin.

Bu ölüm, yeni hayatların başlangıç noktası olacaktır aynı zamanda.
Herkesin iyiki okumuşum dediği bi kitabı vardır.
Benimde iyiki okumuşum dediğim kitaplardan birisi "Kalp ile Sır" oldu.
Kitap hakkında birşeyler yazmam gerekirse kısaca şunları söyleyeyim: Kitap Mümtaz dede ve Ahmet Emin'in öğüt dolu konuşmaları ile dolu.Kıssalar ile desteklenmiş ve insana merak uyandırıcı bir konuya sahip.Roman dediğin böyle olur zaten:)Gerçekten herkese öneriyorum ve bir an önce okumalarını tavsiye ediyorum")
Kalbimize bakmayi saglayan bir kitapti. Ahmet emin piri okurken ayni zamanda kendimizide sorguladigimiz ölümü dibimizde hissettigimiz guzel bir anlatim
Üçüncüye okudum Kalp ile Sır'ı... Bir arayış mıydı bu okuma; geçmişe bir bakış, bir dokunuş muydu bilmiyorum. Ahmet Emin'in seneler sonra o vakte kadar hiç gitmediği köyüne dönmesi ile başlayan hikayede köy minibüsünden inmesiyle başladı benim de Ahmet Emin'e yol arkadaşlığım...

Kendi kaçışlarımla okudum Ahmet Emin'in hikayesini. Kendimden kaçıyorum derken, aslında kendimi tanımakmış, kaçmak istediğim kendimden, ben(cil)liğimden beni kurtaracak olan... Ahmet Emin'nin yanıbaşında, harman yerinde; kendimden, dünyalık istek ve heveslerden kurtulma arzusu ve buna dair umut dolu bir hissiyat ile dinledim Mümtaz Dede ve Reyyan'ın sohbetini...

Anlatılan her kıssada kendi yaşantımda; doğrularımdan ziyade yanlışlarımda, yapmaktan çok yıktıklarımda buldum kendimi... Ziyan olduklarımda, ziyan ettiklerimde buldum ziyadesiyle...

Bir sorgulamaydı bu okuma bazen, bazen dönülemeyecek olan zamanlara, anlara olan özlem, en çok da bakamadığım bir çift göze doya doya bakmaktı... Dönüp ardıma baktığımda zamanın götürdüklerine dokunması olmayan bir uzanıştı bazen de... Bir iç konuşma, derin bir sükût bazen... Ve söylemek istediklerini kitapların satırları arasında saklayanın kulağıma çalınan sözleri...

Hayat ile Aşk... Benlikten soyulunca öyle güzel, öyle saf, öyle duru ki... "hayatım" deyip katmadan kendini, "aşkım" deyip bir benlik davasına dönüştürmeden anları, öyle her şeyiyle yaşanılası. Her şeyiyle, her haliyle... İyisiyle kötüsüyle, kazanması ve kaybetmesiyle... Bir kere sevdi mi hep severmiş ya insan. Bir kere hayat buldu mu hep yaşarmış ya. Son dediklerimiz aslında yep yeni başlangıçlarmış ya hani... Hep umut dolu, ama hüznü de yanıbaşında bulunduran bir ruh hali içinde oldum okuma boyunca...

Ardına baka baka gitmeler, gitmelerimiz geldi gözümün önüne... Kâh bir cümleyi, kâh bir kelimeyi defaatle okudum. "Peşkir" dedi yazar, ben köy evimizde dedeme abdest sonrası temiz "havlu" uzatır halde buldum kendimi... Sevdaya, çocukluğuma, gençliğime, bu günlerime, yani anılarıma ve ileri yaşlarıma dair sayısız hayal ile dolu, üçüncüye de olsa, bir an bile sıkılmadan okudum...

İyi ki okumuşum dediği bir romanı olmalı insanın. İyisiyle kötüsüyle sayfalarında kaybolduğu romanı... Hayat ile aşk ile olmalı romanı... Hayat, kendinden sonraki hayatta da gülmeli insana. Bu kitabı en çok da satırları arasında, hayat, bana yine yeniden güldüğü için seviyorum belki de...

Ben seni güzel yerlerde görmek istiyorum'lu cümlelerin ardında, en güzel yerlerden kitapların ki bu kitabın satırları arasından, selam ve dua ile...
Aşk bir gönülde konakladı mı o adamın gönlünü varlıktan çeker alır..
"Keşke çocuk olabilsem!Çocuk gibi sevebilsem,çocuk gibi bağlanabilsem,üzülebilsem,ağlayabilsem!Gülebilsem!Çocuk gibi affedilsem,affedebilsem!"
Mecbure İnal Vela
Sayfa 46 - Hayat Yayın Grubu
İnsan cehennemi içinde taşıyorsa, yaşadığı yer cennet olmuş ne kıymeti var?
Mecbure İnal Vela
Sayfa 98 - Hayat Yayıncılık
"Derdin nedir evladım?Niçin bu kadar kederlisin?"
"Üç aylık ömrüm kalmış."
"Bunun için ağlanır mı?"demişti. "Benim üç ay yaşayacağımı garanti et ,sana minnet duyarım."

Bu söz mü kafama çarpmıştı ben mi bu söz kayasına toslamıştım?Darmadağım olmuştum oturduğum noktada.
Bir çiçeğin açması,bir çocuğun tebessümü,bir ihtiyarın duası,bir mazlumun zulümden kurtulması,günün doğması batması,baharın gelişi,güzün tabiatı renk cümbüşune boyaması...Hiçbiri çarpıtmıyor artık kalplerimizi.

Şiir bile çarpıtmıyor!
Hâlbuki şiirler kalplere çizilen resimlerdi!
Resimler bile çarpıtmıyor.
Mecbure İnal Vela
Sayfa 42 - Hayat Yayın Grubu
"Keşke çocuk olabilsem" diye mırıldandı. "Çocuk gibi sevebilsem, çocuk gibi bağlanabilsem, üzülebilsem, ağlayabilsem! Gülebilsem! Çocuk gibi affedilsem, affedebilsem!"
Mecbure İnal Vela
Sayfa 46 - Hayat Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kalp ile Sır
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
254
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055365905
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hayat Yayınları
Ahmet Emin afallamış bir şekilde karısına bakıyordu, gözlerindeki dehşet, onun artık ötelere ait şeyler anlatıyordu.

Bütün dünyayı verseler doymayacak olan hırslı elleri, gitmek istemiyormuşçasına yorgana sarılmıştı. Ama nafileydi tüm çabalar. Vakit dolmuştu artık…

Gözleri, dünyaya doyamamanın ihtirasıyla iri iri açılmıştı. Ölüm bu muydu gerçekten? Peki ya onu nasıl bir son bekliyordu? Kaçmalıydı buralardan, uzaklara gitmeliydi.

Yaşadığı her şeyi unutmanın başka yolu yoktu çünkü…

Reyyan iri ve her daim içinde bir sır barındıran gözleriyle Ahmet Emin'i sarsmıştır. Bilgisi ve tefekkürü ise Ahmet Emin'e bambaşka kapılar açacaktır.

Bu köyde yaşayacağı birçok mucizevî olaydan daha etkilisi ise Reyyan'ın ona unutamayacağı bir hayat dersi vermesidir. Bir ölüm daha görecektir Ahmet Emin.

Bu ölüm, yeni hayatların başlangıç noktası olacaktır aynı zamanda.

Kitabı okuyanlar 12 okur

  • Burcin Koçoğlu
  • Sena`
  • Muzeyyen atilla
  • Esmanur Bahar
  • deli düş
  • Ayşenur
  • NİLAY ÖZTÜRK
  • zeynep özdemir
  • Muharrem Okumuş
  • TC buse

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60 (3)
9
%20 (1)
8
%0
7
%20 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0