Kamelyalı Kadın

8,4/10  (67 Oy) · 
251 okunma  · 
57 beğeni  · 
2.334 gösterim
Alexandre Dumas'nın (1824-1895) henüz 24 yaşında kendi hayatından yola çıkarak yazdığı Kamelyalı Kadın, 19. yüzyıl Paris'inde geçer. Soylu bir gencin, güzeller güzeli bir fahişeye âşık olmasıyla başlayan romanda, mutluluklarının kısa süreceğinden endişe duyup mutlu olmak için acele eden iki insanın tutkulu ilişkisi anlatılıyor. Fakat bu ilişkinin önünde aşılması güç bir engel vardır; tek erkek evladının, uğruna ölümü göze alacağı kadından vazgeçmesi için elinden geleni yapan bir baba...

Aşk için çekilen zorlukların yanı sıra itibar için verilen mücadelenin nefes kesen bir dille aktarıldığı Kamelyalı Kadın, sadece dönemini etkileyen bir roman olarak kalmamış, günümüzde de beğeniyle okunarak aşk klasikleri arasındaki yerini sağlamlaştırmıştır.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2012
  • Sayfa Sayısı:
    318
  • ISBN:
    9786053480471
  • Orijinal Adı:
    La Dame aux camélias
  • Çeviri:
    Zeynep Yeşiltuna
  • Yayınevi:
    Martı Kitabevi
  • Kitabın Türü:
Mahmut Çayır 
22 Eki 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Oğul Dumas'ın, kendi hayatından esinlenerek yazdığı söylenen eser. Gerçeklerden alınmış olması duyguları harekete geçirmiyor değil. Günümüze uyarlayacak olursak; Armand Duval'ın "Aşk" dediği şey için yaptıklarını şimdikiler "takıntı, reddedilmenin cazibesi, inat, ya da daha kötü bir hayata sahip olabilmek" için, Marguerite Gautier'ın "Borç" için yaptıklarını şimdikiler, "ilgisizlik, heyecan, özenti, elindekiyle yetinmeme" sebepleriyle, yapıyor. Derin anlamlarıyla edebi ömrü çok uzun bir eser. Tavsiye ediyorum.

Alev 
01 Nis 2016 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

Uzun bir inceleme yazmak istiyordum aslında, okurken ve bitirince yaşadığım tüm duygu karmaşasını anlatan... Şimdi yazmak için oturunca nasıl anlatacağım konusunda kararsız kaldım, cümleleri düzgün kuramazsam bağışlayın.
Öncelikle sıkılmadan ve merakla ilerliyorsunuz. Vize haftam olmasa bu kadar merak içinde kalmaya dayanamazdım doğrusu. "Bir kadın nasıl bu kadar güzel sever, nasıl bu kadar güzel sevilir" diye düşünmeden edemedim. İçinde öyle cümleler geçiyordu ki, okurken o kısımlarda acı çektim diyebilirim oldukça. Bazı bazı kitabın ilerleyişine karışıp, akışını değiştiresim geldi. Öyle çok istedim ki olaylara müdahale edebilmeyi. Yine de en etkilendiğim kısım, sevdiği kadını son kez görmek uğruna yaptığı hareketti. Çok kez kendimi yerine koyasım geldi, " ben olsam yapar mıydım acaba?" inanın cevabını hala verebilmiş değilim kendime. Kitabı henüz bitirdim ama bildiğim tek şey varsa son bitirişim olmayacağı. Defalarca açıp açıp yeniden okuyacağım, defalarca...

Ay 
23 Oca 22:22 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Kamelyali kadini ikinci okuyusum. Ikinci kez okudugumda heyecanlanmadim desem yalan olur. Bazi kitaplari aradan gecen uzun yillar sonra tekrarlamak, degerlendirme ve anlama konusunda inanilmaz gelistirici oluyor.

Ogul Dumas'in tek kitap yazdigini sanirken, benim bildigimin aksine iki kitap yazmis. Cocuklugunda yasadigi dramin bir öyküsü olsa gerek, her iki romanda fahiseleri konu almis. Dumas ”pic” dogmanin verdigi kompleks ile cocuklugunda bir hayli yara almis. Agir ahlaki kurallarinin baskin oldugu o dönemlerde yasanan gercek bir hayat hikayesinden yola cikilarak yazilmis kamelyali kadin. Dumas’i bu denli etkileyen cocuklugu, dönemin töresel ahlaki baskilarinin da sonucudur.
Yoruma gecmeden önce ’ahlak’ kavramina biraz deginmek istedim, daha anlasilir olmasi acisindan.

Ahlak ’moral’, her toplumda olusturulan insan davranislarinin yasalasmasi halidir, bu yazilidir veya yazisizdir; ancak hem yazili, hemde yazisiz yasalar da ’davranislarin nasil olmasi sinirlari’ her daim güclüdür. Toplumlarda düzenlenen davranis bicimleri, o toplumun kültürü ile dizayn edilir: Yanlislar ve dogrular davranis bicimlerine yansir. Her toplumun ’inancina’ göre sekil alir ve gelisir. Zira insanlarin davranis bicimlerini kontrol altina alan kultürlerde en etkili kavram ise 'dindir'. Dinler yasalardan da güclüdür. Töresel ahlak, evrensel ve rasyonal ahlaktan her zaman daha baskin cikmistir. Ahlak günümüzde her ne kadar sekülere olmussa da, ’din’ agirlikli toplumlarda hala töresel ahlaki yasalar baskindir.
1800 lü yillarin ortasinda Dumas’ta töresel ahlaktan nasibini almistir, annesi asagilanmis, kendisi de ’pic’ olarak anilmistir.
Romanda Dumas Armand Duval’in babasi karakterini kendi özlemini duydugu baba karakterini vermis: isinde gücünde, ailesine karsi sorumlu bir baba. Zira kendi babasi sorumsuz, ilgisiz toplum kurallarina boyun egmeyen, hatta hice sayan bir baba. Annesi ile evlilik yapmadigi icinde, kendisine toplumda ”pic” denip, annesini fahiselikle suclamislar.
Annesine atfedilen bu fahiselik, onu ahlaki olarak sorgumalara itmis ve annesini cok iyi tanimasina ragmen icindeki süphelerin gelismesine de engel olamamis ve toplumun ahlaki degerleriyle kendi icinde savasmis. Dolayisiyle de romanda ki karakter Marguerite’e tutku derecesinde baglanmis. Marquerite adeta ona cocuklugundan gelen asagilanmis, incinmis annesinin mirasi gibidir ve ona siki siki sahiplenmek arzusu ve sorumlulugu duymaktadir. Ne kadar sevse gecmisinde annesinin yasadigi acilari teselli edemez. Hep daha cok sevmek ister. Ve onu adeta topluma kazandirmak istercesine mücaadele eder. Ancak ne sevdiginin ömrü, ne de kendisinin sevgisi yetmez.

Marquerit karakteri ise; cocuklugu yoksulluk icinde gecmis güzeller güzeli köylü bir genc kizdir. Yoksulluga daha fazla tahammül edemeyip 15-16 yaslarinda Paris’e kacmis ve Paris’in en ünlü fahiselerinden biri olmus. Öyleki gecmisinin acisini güzelligini kullanarak sadece zengin erkeklerle birlikte olarak cikarmis, her istedigini elde ederek. Pahali evlerden oturmus, pahali mücevherler takmis güzeller güzeli genc bir fahise. O kadar güzelmis ki, dönemin sairlerinden Theophile Gautier onun için «yüzündeki güzellik geometriyi utandıracak nefasetteydi»
Diye yazmis. Yoksullugun ve sevgisizligin verdigi dramatik bir hayatin intikamini adeta erkeklerden cikarir. Ancak unuttugu bir sey vardir ki, ilk kez bir adamin dokunusuyla bir insani ve sevgiyi farkeder, ilk kez birini görür: Armand’i. Ancak ömrü yetmez. Biri gecmisindeki mirasi kaybetmenin acisini yasarken, digeri de hastaliginin son evrelerinde tanidigi Armand’in kahriyla gider.
Asil adi Maria olan Marqurita, kamelya ciceklerini cok sevmesinden dolayi da kamelyali kadin unvanini alir.

Tuğba K 
24 Kas 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · 10/10 puan

Babasıyla aynı isme sahip olan Alexandre Dumas bu kitabı yaşanmış bir olay üzerinden anlatmıştır ki beni en çok etkileyen de ‘’yaşanmış’’ ibaresidir.
Şahsen klasiklerde okuduğum aşklar beni çok derinden etkiliyor, uzun süre etkisinden çıkamıyorum. Günümüzdeki aşklarla kıyaslamak bir yana günümüzdeki aşk kitaplarıyla bile kıyaslayamıyorum. Kitaba gelince aslında tertemiz bir aşkın tüm çabalara ve fedakarlıklara rağmen türlü çıkar ilişkilerinin yer edindiği bu hayatta asla kavuşamayan iki gencin hikayesini anlatıyor bize. Bu hikayede yazar; gurur, ön yargı, özveri ve sadakat kavramlarını ele almış ve gerçeklerden hiç kopmadan olayları çarpıcı bir şekilde anlatmıştır. Döneminde çok ses getiren ve bence okuyanları hala etkileyen ölümsüz bir eser…

Alya Aybüke Mete 
16 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bu kitabı okurken herkesin bilmesi gereken bir nokta var; kitap Monte Kristo Kontu ve Üç Silahşörler'in yazarı olan Alexandre Dumas tarafından yazılmadı, aynı isimle vaftiz edilmiş oğlu Alexandre Dumas tarafından yazıldı, ya da herkesin dediği şekilde oğul Dumas (Dumas fils) tarafından yazıldı.

Yazarın kim olduğunu umursamamanın o yazara yapılmış bir hakaret olduğunu varsaydığım için bunu yazmak istedim. Hoş yazarın doğum tarihi verilmiş ama çoğu insanın baba Dumas'nın (Alexandre Dumas pére) doğum tarihini bilmesini beklemek mantıksızlık olurdu.

Kezban Kırgöz 
17 Oca 00:56 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Okurken keyif aldığım bir romandı.Anlatılanların gerçek olması açıkçası beni etkiledi.Aşkın abartılmadan anlatılması romanı daha da cazip kılıyor.''Ben onundum, o ise herkesin.'' demesi çok etkiledi beni aslında ona sahip olabilecek fırsatları varken o saf ve temiz duygularla onu sevdi.Okunması gereken bir aşk romanı.

karahayalet 
19 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı okurken hem ağladım hem de güldüm. Kitaptaki hikayenin gerçekten yaşanmış olması da beni daha çok etkiledi. Herkese tavsiye edeceğim bir kitap. Gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.

Deniz 
08 Şub 01:42 · Kitabı okudu · 38 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kamelyali Kadin,dogum gunumde annemin hediyesi olan bir kitapti.Icerigine falan bakmadan direkt adina vurulmustum.Ama nedense hep okumayi erteledim.Ta ki bugune kadar ! Kitap cok guzeldi.Oyle sevdim ki.O sancili aski,imkansizligi...Hic bu kadar etkilenecegimi dusunmuyordum.Kesinlikle icinde cok dogru soylemler,cok dogru tespitler var.Ara ara "cocuk" kelimesine takilsam da kurgu bunu geri plana atmayi basardi.Yurege isleyecek bir kitap.Keyifli okumalar...

Fırat Çağlar MANTAŞ 
26 Eki 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Son sayfasına kadar merakla okudum kitabı. Hikayenin kendisi kadar anlatımı da oldukça etkileyici. okuduğum en güzel aşk romanlarından biriydi. Marguerite' in günlüğü hikayeyi daha sarsıcı bir hale getirmiş. Karakterlerin yaşadığı acıları hissedeceksiniz. okumanızı tavsiye ederim

Birsen Ergün 
16 Oca 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Etkileyici... Yaşanmışlıktan kaynaklanan gerçeklik daha fazla çekiyor insanı içine. Tasvirler, duyguların anlatımı gayet güçlü. Bu yüzdendir ki yıllar geçse de hâlâ etkiler sizi. Aşk, tutku, vazgeçiş, fedakarlık...

2 /

Kitaptan 48 Alıntı

Alev 
29 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Hiç tanımasam bile, karşılaştığım bütün insanları seviyordum. Aşk ne kadar iyi yapar insanı!

Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (oğul) (Sayfa 90)Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (oğul) (Sayfa 90)
Tuğba K 
18 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Bir kadın ille de annemiz, kız kardeşimiz, karımız değil diye yerden yere vurmayalım onu.

Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (oğul) (Sayfa 35 - Martı Yayınları)Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (oğul) (Sayfa 35 - Martı Yayınları)
Merve 
18 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çocuk küçüktür onda insan gizlidir; beyin dardır düşünceyi barındırır. Göz sadece bir noktadır ve tüm dünyayı kucaklar.

Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (Sayfa 29)Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (Sayfa 29)
Alev 
01 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Sabırsızlıkla beklenen mektuplar insan evde yokken gelir her zaman.

Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (oğul) (Sayfa 119)Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (oğul) (Sayfa 119)
Alev 
23 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Gerçekten de, günahın yaşlılığı kadar hüzün verici şey mi vardır?

Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (oğul)Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (oğul)
Tuğba K 
21 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Bazen anlık bir olayın bizi koca bir sene boyunca yaşadıklarımızdan daha fazla etkilediği doğrudur.

Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (oğul) (Sayfa 127 - Martı yayınları)Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (oğul) (Sayfa 127 - Martı yayınları)
Kezban Kırgöz 
17 Oca 00:39 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

O kadına alıştıkça ona hakim olmak isterler.Ve tüm istedikleri verildiği ölçüde de daha fazla şeyler isterler.

Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (oğul)Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (oğul)
5 /