Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
10.231
Gösterim
Adı:
Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056725784
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Egemen Yayınları
Yürek dağlar engellilerin durumları; hepacınarak bakılır. Bir işe yaramaz sanılır.

Şimdi sizlere kendimden bahsedeceğim.Kararı siz verin işe yarıyorlar mı yoksa yaramıyorlar mı?

Engelli bir birey öncelikle kendiyle vebedeniyle barışık olmalı ki; yaşadığı zorluklara göğüs gerebilsin.

Üç aylıkken geçirdiğim menenjit bir diğeradıyla havale nedeniyle beden sağlığından yoksun biriyim. 37 yaşındayım vekendimi bildim bileli kendi ihtiyaçlarımı karşılayamıyorum...

İhtiyaçlarımı, kardeşlerim ve annemgideriyor. Babam, akciğer kanseri nedeniyle vefat etti. Annem, 7 yıl önce ikibeyin ameliyatı geçirdi. Yine de biz çocukları için, ayakta duruyor.

Hikâyeler senaryolar yazıyorum. Bu kitapbenim ilk kitabım. Kitabım da dört hikaye ve bir DE senaryo var. Çoğu zamankitaptaki kahramanların yerine kendimi koyuyorum. Bilgisayar başında yazdığımkarakterlerin bedenlerini kendi bedenim gibi kullanıyor, kendi bedenimdesergileyemediğim özgürlüğü o karakterlerin üzerinde sergiliyorum.

Bilgisayar kullanmaya başladığımda hayatımdeğişti diyebilirim.

Her şey tek parmağımın ucunda, tektıklamayla ulaşabiliyorum tüm dünyaya. Bedenimde özgür olamasam da.

Okuma yazmayı kendi çabamla öğrendim. 2014yılında yazarlık yapmaya başladım, bu konuda hiç bir eğitim almadan.

Ellerim kalem tutamasa da bilgisayarlarahat bir şekilde sol elimin işaret parmağı ile yazıyorum. Sağ tarafım hiçtutmuyor.

Her şeye şükür edenlerdenim. Benim inancımşu; engelliler de ölecek sağlıklı insanlar da.

Yeter ki bakan da sabırlı olsun bakılan da.

Engelinizle barışık olun ki yaşadıklarınız zor gelmesin.
128 syf.
·2 günde·9/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye edeceğim YouTube kanalımda Rukiye Türeyen'in bu kitabını yorumladım: https://youtu.be/BRILFNoKQPA
Rukiye Hanım'la konuştuk! : https://ibb.co/5xsxXH9

Üç aylıkken geçirdiği menenjit nedeniyle beden sağlığından yoksun, %98 engelli ve kendi ihtiyaçlarını kendisi karşılayamayan bir kadının kullanabildiği tek parmağıyla yazdığı bir kitap bu.

Ben ise yukarıdaki küçük paragrafı bile azıcık da olsa empati kurabilmek için tek parmağımla yazmayı deneyeyim derken "%" işaretini yazacakken 2. bir parmağa ihtiyaç duyan, %0 engelli ve istediğim bazı giysilerin üzerime uymamasından ötürü canı sıkılan aciz bir insanım.

Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar kitabı 1 otobiyografik hikaye, 3 hikaye, 1 skeç, 1 tek kişilik oyun ve 1 senaryo gibi edebi bölümlerden oluşmaktadır. Yazarın kendi hayatında elde edemediği fakat hikayeleştirdiği aşk ve yaşamak konularındaki ütopyalarının otobiyografik ögelerle birlikte yoğurulmasıyla ortaya hem çocukların okurken hiç zorlanmayacağı hem de deneysel olarak çok çeşitte eserler verilmiş olan bir kitap çıkmış. Çocuklara onların sosyal hayatlarını etkileyebilecek küfür dolu, yoğun cinsel içerikli kitaplar hediye etmek yerine rahatlıkla bu kitabı hediye edebilirsiniz.

Kendisine 37 yıldır hiç şikayet etmeden bakan annesine karşı duyduğu sevgiyi, akciğer kanseri sebebiyle vefat ettiği babasına duyduğu özlem duygusunu satırların arasında rahatlıkla bulabilirsiniz. Bazı yerlerde gerçekten gözlerim doldu, yalan değil.

Bir eleştirim yayınevine olacak, kitabın önsözü, 2. önsözü, girişi, 2.girişi, sonsözü ve arka kapağında zaten yazılmış olmasına rağmen her bölümün başında yine aynı yazılar olması sadece sayfa sayısını artırmış, belki Rukiye Hanım'ın bu kitabı yazarken neler yaşadığı unutturulmamak istenmiş fakat yine de bu yaklaşımı gereksiz buldum.

Asıl engel bedenlerde değil zihniyetlerdedir!
128 syf.
7 sosyoloji, 3 edebiyat mezunu , 3 sağlıkçı, 1 kimya öğretmeni, 2 lise öğrencisi, 1 esnaf, 3 psikoloji öğrencisi ve emekli olan ben…
Türk İşaret Dili Kursu öğrencilerinin sayısı , iş ve eğitim durumları. Yaş aralığı ortalama 24 ve ikisi erkek, diğerlerinin tamamının bayan olduğu bir sınıf. Unutmadan en genç kursiyerin kendim olduğunu söylememde sanırım bir sakınca yok:)))
Amaçları aldıkları kurs sertifikası ile işe girerken bir avantaj elde etmek, iş kabulünde diğer müracaat edenlerden 1-0 önde olabilmek.
Benim amacım mı ne ? Sadece merak ve öğrenme arzusu.
Senelerce resmi bir kurumda çalıştıktan sonra emekli olunca çok boşluğa düştüm, ne yapmalıyım vakit geçirmek için?
Yeni bir iş mi yapmalıyım, egeye yerleşip bağ bahçe işleri doğal ürünler mi yetiştirmeliyim?
Hadi yaş kemale erdi artık dini vecibeler için geç mi kaldım yoksa? Hacca gitmeli, ibadeti aksatmamalı…
Ya da çocuklar büyüdü kendi hayatları , tercihleri var artık. İkinci baharı yaşayacak bir eş mi bulmalıyım ?
Bu soruların cevapları arasında bunalmadım emekli olduğum ilk andan itibaren. Tamam doğrudur; senelerce alışılan bir çalışma düzeninden, iş yoğunluğundan ayrılıp yeni bir düzene geçme dönemlerinde ister istemez boşluklar oluşuyor. Ama ben emekli olmaya karar verdiğimde yeni yaşam biçimimde yapacağım tüm işlerin programını belirlemiştim ve uygulamakta da hiç zorlanmadım.
Gezmek, dolaşmak evet.. Birlikte hareket ettiğimiz birkaç arkadaşım ile doğuda köy okullarına kıyafet ve kitap yardımı projesi o da gayet zevkli ve doyurucu geçti. Kaldı öğrenmem gereken alanlar ile ilgili kurslar.
Sağlık sebeplerimden dolayı geç başladım kursa ama inanın o kadar farklı bir dünyaki tarif etmeye hangi kelimeler yetecek şimdilik bilemiyorum.
Harflerin kavranması çok zor değil. Asıl zor olan duyguların anlatılabilmesi. İstemiyorum , sevmiyorum, gelmeyeceğim, bakmayacağım ya da kızgınım, sevinçliyim ifadeleri için çok çalışmalıyım çok.
Hiçbir sağlık engeli olmayan, görmekte , duymakta, hissetmekte zorlanmayan ben ; tüm bu duyulardan eksik olan herkesten çok daha engelliyim. Konuşamasam anlatmayı becerebilecek mimik ve o el hareketleri için aylarca çaba göstermeliyim.
Anlıyorum ki, sağlamlığın engeline takılmışım. Konuşmanın duymanın ifade etmeme yeterli olacağını sanarak aslında ne kadar da engelli olduğumun farkında olmayıp kendimi kandırmışım.
Geç kaldığım tüm engellerimi engelsiz kılabilmek için elimden ne gelirse yapacağım.
Seni şimdi çok daha iyi anlıyorum Rukiye Türeyen. Annenin mutlu olması için yarattığın mucizeyi, ulaştığın hedef için nasıl mücadele ederek başardığını daha da iyi hissedebiliyorum.
Asıl engelliler; konuşamayan, göremeyen, yürüyemeyen değil. Konuşup anlatamayan, güzel kelimeleri ağzına bir türlü yakıştıramadığım, duyup duymazdan gelen, bakıp görmeyen, adım atmasının ilahi bir sebebi varmışcasına bunu esirgeyen herkes … İşte tüm bu insanlar asıl engelliler.
Biraz da senden bahsetmek istiyorum Oğuz Aktürk;
Bazı görünmeyen gerçekler var. Bazı farkının fark edilemediği çok güzel adamlar. Bazı yanlış anlaşılmalardan kaynaklı bağırtılar, kızgınlıklar ya da sessizlikler. Siteye bir dönem ara verip tekrar geldiğimde tanımadığım onlarca yeni okurun varlığını gördüm. Bir çoğu ile hemen iletişimimiz oldu sağolsunlar halen de devam etmekte. Seninle ise sonradan sonraya gelişen bir dostluk . Hani yazdım ya bazı yanlış anlaşılmalardan kaynaklı bağırtılar, kızgınlıklar ya da sessizlikler. Nedensiz yere hissettiğim duygular, nedensiz yere oluşsa da sana karşı senden vazgeçemedim. Hep o görünen yüzünden çok göstermek istemediğin içini görmek, konuşan anlatan cümlelerinden de susturduğun sesini duymak istedim. Yanılmadım ne mutlu ki bana nedensiz oluşan tüm olumsuzlukların engeline takılmadan engel koymadan o bazı güzel adamlardan olan güzel adam, seni çok sevdim.
Yaptığın etkinlik sebebiyle teşekkür ediyorum bir kez daha. (Unutmadan sınıfın tamamı kitabı almak için sipariş verdi.)
Bazı geceler sabahlara kadar uyuyamayanlar, eksik hayatlara mecbur bırakılanlar, ya da farkında bile olmadan eksik olduklarını bilmeden tam yaşadıklarını sananlar , eksikliklerini tamamlamak için okuyabilirler.
Keyifli okumalar dilerim.
128 syf.
Bebekliğinin üçüncü ayında geçirdiği bir rahatsızlığın ardından, 37 yıllık yaşamını yatalak engelli olarak devam ettirmiş bir insan düşünün.
Bu insan, vücudunun çalışan tek uzvu olan işaret parmağıyla 2 yıl uğraşarak bu kitabı yazıyor.
İşte ben de kitabı okurken bu bilinç içinde, her bir harfe, kelimeye adanmış o özel emeği yutkunarak çevirdim sayfaları. Yaşayarak okudum.
Anlatımda sade bir dil var, adeta günlük hayatımızda kullandığımız gibi.. Öykülerde de konular bizden; içimizden.. Ancak, anafikirde verilen mesajlar şükretmeyi, sabretmeyi, devam etmeyi, zorluklara direnmeyi, umut etmeyi ve gülümsemeyi hazmetmiş bir insanın gönlünden süzülen dokunuşlar olunca gerçekten kalbimizle buluşmayı başarıyor.
Aşağıya yazarı tanıtan bir link bıraktım. İzlemenizi, okumanızı dilerim.

https://youtu.be/xIDW281WQ8E
Çok güçlüsün be kadın!
Okuma yazmayı kendi çabasıyla öğrenip, bedeninde kullanabildiği tek bir parmakla kitap yazan güzel kadın çok güçlüsün be!
Bedeninden sonsuz özgürlüğe açıldığın bu yolda senden daha büyük adım atamaz hiçbir ayak.
Lutfen bu kitabı alalım. Destek olalım.
128 syf.
Aslında bu incelemeyi yazıp yazmama konusunda kararsızdım.
Oğuz’un #36757406 iletisi ile amaçlanan, engelli bir insanın emeğine saygı duymak, hayata biraz da onların gözüyle bakabilmek için bu kitabı okumak ve okutmak, bu yüzden olabildiğince kişiyi kitap hakkında bilgilendirmekti; eh sağır sultanın bile kitabı duyduğunu düşündüğümden inceleme yazmasam da olur demiştim. Ben böyle düşündüm ama okuduktan sonra kitabı ve onun hakkında düşündüklerimi arkamda bırakamadım.

Gerek kitabı okurken gerek okuduktan sonra engellilik, engeli olanlar-olmayanlar vs. konularda kendimi sorguya çektim. İçimden geçenleri harala gürele dökerken elimden geldiğince "övsem mi gömsem mi" ikileminden de uzak durmaya çalıştım. Edebiyat öğrencisi arkadaşlarımdan öğrendiğim 'Karşılaştırmalı Edebiyat' olaylarına ise girmeyi tercih etmedim. Birincisi haddim değil, amacım karşılaştırma yapmak hiç değil.

Öncelikle konu ile ilgili etkinliğe katılmamın sebebi ne? Acıma duygusu mu? Kesinlikle hayır! Ben engeli olan insanlara acımam çünkü bana göre acınacak bir durumda değiller! Sevgisiz yaşayanlara acırım mesela.
Hayali olmayanlara ya da...

Peki ben bu kitabı sitede hiç duymasam alıp okur muydum? Her Allahın günü kitap sitelerinde dolanan biri olarak bu kitabı da farkederdim diye düşünüyorum. %99 engelli birinin tek parmağı ile yazdığı bir kitap olarak dikkatimi çekmemesi imkansız. 2014 yılında okuma-yazmayı kendi çabalarıyla öğrenmiş olması, o zamandan başlayarak öyküler yazması hayranlık uyandırıcı. Hiçbir engelim yok, 1997 den beri okuma yazma biliyorum, şuraya iki satır inceleme yazarken bile defalarca düşünüyorum. Sırf bu azim, heves için bile okunması gereken bir kitap.

Okunması gereken demişken neden okuruz, amaç nedir okumakla? Kitap sadece edebi haz için okunmaz. Yeni bilgiler öğrenmek, farklı bakış açısı kazanmak, hayal dünyanı genişletmek, dış dünya ve sorunlarından kaçmak, empati yapmak... Sonuncusu özellikle bu kitabı okuyacak biri için ilk amaç olmalı bence.

Kitabı okumama teşvik eden ve engelli insanlara karşı acımadan sadece bir insan olarak yaklaşmaya dair tutumum "Her sağlıklı insan bir engelli adayıdır." sözünün etkisinden de kaynaklanmıyor. Bir kere ben 'sağlıklı' ifadesine karşıyım, sağlıklı insan yoktur bana göre. Sağlıklı olma durumu görecelidir çünkü. Ayrıca 'ayy bir gün biz de öyle olabiliriz' düşüncesinin de içinde gizli bir acıma duygusu var sanki, salt bu anlayışla engelli insanlara yaklaşmak da ters bana göre.

Kitap yazarak kazandığı para ile ev almak isteyen engelli birine yardım etmek için mi okudum peki? Karamsar bir insan olarak kitabı okuyarak maddi destek verdiğini düşünmek fazlasıyla tozpembe bir düşünce benim için. Manevi yönden desteğe ihtiyacı da yok çünkü maneviyatı güçlü biri yazar. Okuyunca gayet net anlaşılıyor. Anlaşılmak, önyargıları kırmak, acıma duygusu ile değil sevgi-saygı ile yaklaşmak ve engellilere olan bakış açısını değiştirmek ise yazma amacı benim açımdan hedeflere ulaşılmıştır!


“Her şey tek parmağımın ucunda, tek tıklamayla ulaşabiliyorum tüm dünyaya. Bedenimde özgür olamasam da.”

Engeli ile barışık bir şekilde yaşıyor Rukiye Türeyen, zaten yukarıdaki alıntıdan da belli. Ve engelli bireylerin ailelerinin tutumları da önemli, bu konuda şanslı olduğunu söylüyor ki kesinlikle katılıyorum ona.

Kitabın içeriğinden de bahsedecek olursam;
hikayeleri içinde hep bir umut barındırıyor benim hissiyatım o yönde oldu. Umutla geleceğe baktığı hem kendi ifadelerinden hem de hikayelerinden anlaşılıyor. Senaryo biraz sıktı beni açıkçası, kafamda canlandırdığımda tipik acıtasyonlu Türk drama dizileri aklıma geldi daraldım. En çok tek kişilik oyununu sevdim, tiyatrocu olsam kaçmazdı benden, okurken bile kendi kendime oynayasım geldi de ortam müsait değildi maalesef.

Yayınevinden kaynaklandığını düşündüğüm bazı cümlelerin kitap içinde tekrar alıntı yapılması okurken beni biraz sıktı. Hiçbir kitapta görmeye tahammülüm yok, o yüzden illa bahsetmem gerekti. Belki de belli bir sayfa sayısını geçmesi yazarın yararına olacağı için öyle yapmış da olabilirler, tahminden öte gidemem bu konuda yayıncılık konusunda kara cahilimdir biraz.

Son olarak umarım engelli lafı sadece engeli olan insanların durumunu belirtmek için genel bir ifade olarak kalır; hayallerinin gerçekleşmesi konusunda engellenmemeleri dileğimdir.

Sevgiyle ve saygıyla kalın. Sonuna kadar okuyan arkadaşlara da şimdiden teşekkür ederim.
128 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Okuduğum bütün kitaplara puan veririm, ileride baktığımda kitap ile ilgili bir fikrim olsun diye.
Bu kitaba vermedim, veremedim.
Bu kitap puanlama sisteminin çok üstünde bir kitap.

Sen sadece 'a' ya da 'b' yazsan bile ben beğenirim -ki sen 128 sayfa kitap yazmışsın, nasıl hayran olmam!?
Nasıl takdir etmem, nasıl beğenmem ki!?

Çok güçlüsün sen Rukiye, yeri geliyor ben
%0 engelimle savaşmaktan yılıyorum, ayakta durmakta zorlanıyorum. Senin hikayen bir çok kadın için ilham kaynağı olmalı.
Hikayen hep aklımda olacak, senden güç alacağım.

Maya Angelou şöyle demiş: "Bir kadın, ne zaman kendi sesini duyurmak için ayağa kalksa, planlamamış bile olsa, tüm kadınlar için de ayağa kalkmış olur.”

İşte sen de, tüm kadınlar için mücadele ne demek, yılmamak ne demek sadece ve sadece tek parmağınla bize gösterdin.

Sana acımak mı?
Sana hayranım!
Sen bir örneksin.
Başarın inanılmaz.
Bu yazdıklarımı okuyacak olursan şayet; binlerce kez teşekkürler sana.
128 syf.
·4 günde
İnsanın yüreğini burkuyor gerçekten, yüzde doksandokuz engelli birinin gözlerinden dünyaya bakmak. Ama o kişideki hayata bağlılığa ve şükran duygusuna şahit olduğunuzda ister istemez iman geliyor aklınıza. Allaha inanmak ve bağlanmak, ne sırlı bir mucizedir ki en aciz duruma düşen bir insana sevgisiyle,teslimiyetiyle hayata meydan okutuyor.

Kendini karşısındaki insanın yerine koyabilip bu şekilde yaşananlara bakmak, hem kendisi hem de karşısındaki insan için bir şifa oluyor insanlığa.
Engeli olmayan bir insan için gayet sıradan olan eylemler; bir bardak su içmek, yürüyüşe çıkmak, sarılmak ve kısaca kendi ihtiyaçlarını giderebiliyor olmak ne kadar basit ve sıradan görünebiliyor.Oysa bunları yapamayan birinin gözünden dünyaya baktığınızda ne kadar değerli ve şükredilesi eylemler olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.

Kitabı severek okudum, Rukiye Hocamın verdiği mesajlar dikkatime derinlik kattı ve onun mizah anlayışıyla tebessüm etmenin güzelliğini yaşadım.
Mutlaka okumanızı ve hayatı, insanlığı onun gözlerinden okumanızı tavsiye ederim.
128 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bu kitap için söyleyebileceğim çok fazla bir şey yok...
Seni hangi kelime, hangi cümleler anlatabilir ki? Helal olsun, örnek olsun herkese. Seni ayakta alkışlıyorum.
Kullanabildiğin tek parmağınla başardığın işe bak Rukiye Türeyen... Hem de sol el parmağınla!!!
Bütün parmakları çalıştığı halde tek parmağıyla bile (en azından şu 1000k dan örnek vereyim) beğeni bile yapamayan engelsizler var.

Hayaline kavuşmak için bir adım attın sen, (o bir adım senin için ne kadar zor, seni sadece hissedebildiğim kadarıyla anlayabiliyorum) hedefine ulaşabilmek için gereken adımlara bir katkı benden ve kitabı alan herkesten. Ve Sen hayalin için ve çoğu insan için bir mucizeyi gerçekleştirebiliyorsan eğer, insanoğlunun yapamayacağı, başaramayacağı bir şey yok demektir bu. Üzerimizden acizliğimizi, tembelliğimizi bi atabilsek keşke ve hayallerimize kavuşabilmek için biraz çaba sarf edebilsek...

Şimdi ben de soruyorum; işe yarıyor muyuz, yaramıyor muyuz? Kendimizden utanmalı mıyız?

Hep acınarak bakılacak olan engelliler değil; çıkarları için öpmediği el, yapmadığı maskaralık kalmayan, egosu tavan, insanlıktan yoksun, vicdanı-merhameti... bulunmayan zavallılardır.

Sabırına, inancına, emeğine, düşüncelerine sağlık...

Teşekkürler...
128 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Üç aylıkken geçirdiğim menenjit bir adıyla havale nedeniyle beden sağlığından yoksun biriyim. 37 yaşındayım ve kendimi bildim bileli kendi ihtiyaçlarımı karşılayamıyorum.
Ben engelli insanların seçilmiş bireyler olduğuna inanıyorum ve ben de onlardan biriyim. Yazılarımı sadece sol elimin işaret parmağını kullanarak yazabiliyorum.
Okumayı yazmayı kendi çabamla öğrendim. Bu konuda hiçbir eğitim almadan hikayeler, senaryolar yazmaya başladım.

Şu an hepimiz sağlıklı bir bireyiz ama hepimiz engelli adayıyız. Bu kitapta buna vurgu yapılmış. Şu zamanda toplumda dışlanan bireyler olarak bakıyoruz onların özel alanlarına bile saygı duymuyoruz.
Bu kitaptan anladım ki önemli olan vücudunun engelli olması değil düşüncelerinde engel olmamasıymış. İnsan azimle başladığı bir işi güzellik bitirdiğinin bir örneği bu kitap.

İyi okumalar..
128 syf.
·1 günde·3/10
Tek sol elinin isaret parmağını kullanan bir yazarın parmağından çıkmış bir eser belki dünyanın en akıcı kitabı olmayabilir ama hayat dolu bir parmakla yazılmış olması hasebiyle muhteşem bir eser
128 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
BU KİTABI HERKES OKUMALI, HADİ HERKES ALSIN! DÜNYA ÇOK GÜZEL İYİLİKLER YAPALIM...

İnceleme Videosu: https://www.youtube.com/...k0b6cpsgUE&t=33s

Kitabı elime almamın ardından 2 şey düşündüm. Bu kitabı az sonra okuyacağım ve okuduktan sonra ne yapmalıyım?
1. tercihim herkesin yaptığı gibi kitabı bolca överek, herkes alsın okusun destek olsun diye bir çeşit dilencilik yaparak ki bunları yazarken de günlük iyilik kotamı doldurmuş oluyorum, kitabın okunmasını sağlayacağım.

Ya da 2. tercih olarak kitap hakkındaki görüşlerimi ciddiyetle, abartmadan yazacağım.

Tabii ki hangisini tercih ettiğimi anlamışsınızdır.

Öncelikle bana bu kitabı hediye eden Oğuz'a (Oğuz Aktürk) teşekkür ederim.

Dünya hiçbir zaman güzel bir yer olmamıştır ve daima kaosa sürükleniriz. Burada insanın kendisi de zaten kaosu daha çok sever. Distopya okuyanlar bilir.

Ee şimdi de şöyle bir olay dönmeye başladı. Rukiye Hanım 2 yıl uğraşarak bi' kitap yazmış. Sonra da Oğuz sağ olsun burada iletiler paylaşarak alınmasını, desteklenmesini sağladı. Ama benim kafama takılan nokta şu oldu.

Burada ağır ithamlara maruz kalabilirim (kalpsiz, ruhsuz gibi...) ama fikirlerimi özgürce savunmak istiyorum. Herhangi bir kitabı ki buradaki çoğu okur bu kitaptan edebi bir haz almak ister, o edebi hazzı alamayacağını bile bile neden okursun?

X kişisi kitap yazmış ve hadi ona destek olalım diye mi? Şimdi bana birisi söylesin, kitabını alıp okumak sonra da gelip buraya "Çok güzel, kesinlikle okumalısınız. Hadi herkes satın alsın." demek ne kadar mantıklı?

Öncelikle tatmin etmeye çalıştığınız kendi ruhlarınız bunu bilin. Herhangi bir insana iyilik yapmak farklıdır, iyilik yaptım diye kötülük yapmak ise çok farklı...

Kanadı Kırık Melek'in Kanadına Takılanlara ise bu yapılıyor. İnsanlar iki yüzlüdür bunun birkaç örneğini size gösterebilirim. İsim vermeden bir örnek vermem gerekirse, kanser olan bir kadın var ve onu takip eden kesim tamamıyla güzel olduğu için takip ediyor. Çirkin bir kadına kimse yardım etmez.

Bu kitaba da yapılan kötülük bana göre kitabı yüceltmek. Dostoyevski'nin yanında hiçbir şey bu kitap. Açık konuşmak gerekirse kitap, içinde sadece hikayeler barındırmış olsa ve de yazarı hakkında hiçbir fikir sunmasa, benim gözümde çöpten farksızdır.

Burada inceleyeceğim 2 kısım var.
1. kısım kitabın kendisi,üslubu... Yani kitabı kitap olarak inceleyeceğim.
1. kısım da ise Rukiye Hanım'dan bahsedeceğim.

Kitap oldukça amatörce yazılmış. Özellikle dikkat ederek okudum ve amatörce yazılmasının yanında yazım hataları ise yok. Sadece bir yerde buldum onu da umarım düzeltirler.
Kitapta geçen hikayeler ise eskiler bilir, Samanyolunda çıkan dizilere, filmlere benziyor. Her olaydan hadi bir hakikat çıkaralım misali...

Seni de Allah bu şekilde sınıyor. Test ediliyorsun, merak etme bunların karşılığını alacaksın.
Din Felsefesinde de çokça tartışılan bu kısım Kötülük Problemi diye geçer.
Rukiye Hanım ise bu problemi kendine göre bir çeşit dine bağlayarak çözmeye çalışmış. Buna saygı duymamın yanında da benim fikirlerimle zıtlık içerisinde olduğunu belirtmek isterim.

Bir diğer kısım ise kitapta geçen olayların gerçek hayattan çok ama çok kopuk olması. Kitabı okuduğunuz zaman anlarsınız, kimse kitaptaki gibi diyaloglara girmiyor :D Bu bana çok komik geldi ama saygı duyarım. Kendisi insanları yeterince gözlemleyemeyecek, inceleyemeyecek durumda olduğu için...

Gözüme çarpanlar ise şunlar oldu:
58. Sayfada geçen konuşmada Melek adlı karakter bir diğer karaktere "zaten yarı çıplaksın" diyor. Burayı sevmedim.

119. sayfada ise Ömer adlı karakter,ki benim de adım Ömer, "Ben de bir engelli adayıyım." diyor. Bu söz çok ama çok önemli. Kitabı okuduğunuz zaman anlayacaksınız ki aslında her insan bir "engelli adayı". Bir gün bizim de kaza yapmayacağımız ne malum?

141. sayfada da Rukiye Hanım şöyle bir yorum yapmış Facebook'ta: "Benim ilk hedefim örnek alınmaktı." Bu kısım çok ama çok önemli neden mi?

2 Kısımdan bahsedeceğim demiştim ya hani, o 2. kısım bu işte. Örnek alınmak.
Birisi çıkıp bir kitap yazmış. Çok güzel! Kendisi %99 engelli birisi ve herkesin de gördüğü gibi ya da yaptığı, kendisine yardım amaçlı kitabı alalım ve okuyalım. Sonra da durmadan övelim.
Bu değil olay! Yukarıda da dediğim gibi kitap oldukça amatör! Ve ben bu kitaba neden 10 puan verdim?

Rukiye Hanım'ın 141. sayfada söylediklerinden dolayı... Örnek alınması gereken bir kişi o çünkü!

Burada zaten diğer arkadaşlar hikayesini bolca yazmışlar incelemelerinde, ben ise bu kısmı pas geçerek şunları söylemek istiyorum. Bu kitabı okuyun! Neden mi?

Rukiye Türeyen sizlere de örnek olsun. Kalkıp kitap yazmış, bu kitapta anlattıkları ise kendi gözünden, kendi tecrübelerinden... Aslında bulunmaz bir nimet!

Hani hastalandığınız zaman anlarsınız ya kıymetini sağlığınızın... İşte hayatınızın da kıymetini anlamanız için, topluma ve kendinize faydalı bir birey olmanız için, hayat kalitenizi artırabilmek için okumalısınız bu kitabı.

Çok konuştum, linç de yiyeceğim büyük ihtimal ama umrumda değil.

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim.
Bize neler oluyor? İnsanlık nereye gitti? Neden insanlığımızı kaybettik? Cevabı olmayan sorular sordum biliyorum. Şiddetten haz alır olduk. Utanmadan çekinmeden sokak ortasında bir kadını, çocuğu, hayvanı dövebiliyoruz. Bazen hayvanları döverken video, fotoğraf çektiriyoruz. Şiddet yanlısı olduk çıktık neredeyse. Yol ortasında bir şahıs dövülüyor, yoldan geçenler hiçbir şey olmuyormuş gibi yürümeye devam ediyorlar.

Sizlere bir şey söyleyeyim mi sevgili izleyiciler?

Ben bu tür olaylara kayıtsız kalıp yürüyeceğime, hiç yürümem daha iyi...
Dört kardeşim var. En büyükleri benim. Diğer kardeşlerim sağlıklı çok şükür. Ben engelli insanların seçilmiş bireyler olduğuna inanıyorum, bende onlardan biriyim. Engelimle mutlu olmayı öğrendim çünkü bunda ailemin katkısı büyük; engelimden hiç bir zaman utanmadılar.
Gidenin giderken ne götürdüğü önemli değildir. Boş bir beden götürüyor giden. O bedende vicdan yoktur; kalp denilen et parçasını içi boş taşıyor bedeninde...
Babamdan çok şey öğrenmiştim. "Yitik hayatın güçlüsü ol ki; kendi gibi yitik yapamasın. İnsanların karşısında güçlü dur çünkü insanlar güçsüzü ezmeyi sever." derdi babam.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056725784
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Egemen Yayınları
Yürek dağlar engellilerin durumları; hepacınarak bakılır. Bir işe yaramaz sanılır.

Şimdi sizlere kendimden bahsedeceğim.Kararı siz verin işe yarıyorlar mı yoksa yaramıyorlar mı?

Engelli bir birey öncelikle kendiyle vebedeniyle barışık olmalı ki; yaşadığı zorluklara göğüs gerebilsin.

Üç aylıkken geçirdiğim menenjit bir diğeradıyla havale nedeniyle beden sağlığından yoksun biriyim. 37 yaşındayım vekendimi bildim bileli kendi ihtiyaçlarımı karşılayamıyorum...

İhtiyaçlarımı, kardeşlerim ve annemgideriyor. Babam, akciğer kanseri nedeniyle vefat etti. Annem, 7 yıl önce ikibeyin ameliyatı geçirdi. Yine de biz çocukları için, ayakta duruyor.

Hikâyeler senaryolar yazıyorum. Bu kitapbenim ilk kitabım. Kitabım da dört hikaye ve bir DE senaryo var. Çoğu zamankitaptaki kahramanların yerine kendimi koyuyorum. Bilgisayar başında yazdığımkarakterlerin bedenlerini kendi bedenim gibi kullanıyor, kendi bedenimdesergileyemediğim özgürlüğü o karakterlerin üzerinde sergiliyorum.

Bilgisayar kullanmaya başladığımda hayatımdeğişti diyebilirim.

Her şey tek parmağımın ucunda, tektıklamayla ulaşabiliyorum tüm dünyaya. Bedenimde özgür olamasam da.

Okuma yazmayı kendi çabamla öğrendim. 2014yılında yazarlık yapmaya başladım, bu konuda hiç bir eğitim almadan.

Ellerim kalem tutamasa da bilgisayarlarahat bir şekilde sol elimin işaret parmağı ile yazıyorum. Sağ tarafım hiçtutmuyor.

Her şeye şükür edenlerdenim. Benim inancımşu; engelliler de ölecek sağlıklı insanlar da.

Yeter ki bakan da sabırlı olsun bakılan da.

Engelinizle barışık olun ki yaşadıklarınız zor gelmesin.

Kitabı okuyanlar 492 okur

  • Merve
  • Şule Honi
  • Trevojnaya Kniga
  • DonJuanDeMarco
  • Sema Yonar
  • AYSUN ÇAM
  • Rifat Yankafa
  • İpek aguslar
  • Zeynep Çapar
  • Fayat Çoban

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.9 (108)
9
%8.6 (19)
8
%18.1 (40)
7
%6.8 (15)
6
%2.3 (5)
5
%1.8 (4)
4
%0.9 (2)
3
%0.9 (2)
2
%1.4 (3)
1
%10.4 (23)

Kitabın sıralamaları