Kanatlar ve Küller Sarayı (Dikenler ve Güller Sarayı 3)

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.934
Gösterim
Adı:
Kanatlar ve Küller Sarayı
Alt başlık:
Dikenler ve Güller Sarayı 3
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
764
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050949810
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Court of Wings and Ruin (A Court of Thorns and Roses #3)
Çeviri:
Meriç Keleş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dex Yayınları
Baskılar:
Kanatlar ve Küller Sarayı
A Court of Wings and Ruin
Sterne und Schwerter
DÜŞMANINI TANIMAK İÇİN ÖNCE ONUNLA DOST OLMALISIN.

Feyre Bahar Sarayı’na döndü. Tamlin’in yapacakları ve Prythian’a diz çöktürmeye uğraşan kral hakkında bilgi toplamaya kararlı. Ama bunu yapabilmek için ölümcül bir oyun oynaması gerekiyor. Yaklaşan savaş hepsini tehdit ederken, Feyre tehlikeli Yüce Lordlardan hangisine güvenmesi gerektiği konusunda bir karar vermek, müttefikini en olmayacak yerlerde aramak zorunda. New York Times Çok Satanlar listesinin bir numarasına yerleşen “Dikenler ve Güller Sarayı” dizisinin üçüncü kitabı Kanatlar ve Küller Sarayı’nda, ordular dünyayı kana boyayacak bir savaşa hazırlanıyor.
764 syf.
·10 günde·9/10
Not: Serinin ilk iki kitabını okumadıysanız bu inceleme size spoiler olabilir.

Güzel bir serinin sonuna geldiğim için çok mutsuzum. Neredeyse serideki her karaktere bayıldım diyebilirim. Üçüncü kitapta bazı sıkıntılar olmadı diyemem. Savaşa hazırlık o kadar uzun tutulmuş ki savaş sahneler olsun da bitsin tarzında olmuş. Sonuç olarak beğendim fakat sonunda karakterlerimizin mutlu sonlarını biraz daha okumak yan karakterlerin akıbetini öğrenmek isterdim.

Sonuç olarak fantastik severlere önerebileceğim en güzel serilerden biri.
764 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Uzun zaman sonra okuduğum en etkileyici fantastik romandı. Çok başarılı seçilmiş bir konu, ustalıkla işlenmiş karakterler ve özenle yaratılmış mükemmel bir dünya.
Ana karakterimizin gelişiminden yan karakterlerin gelişimine kadar, yaşadıkları en ufak bir olaya varana kadar etkiliyor insanı. O kadar alışıyorsunuz ki her şeye sizden bir parça oluyorlar hepsi.
Gerçi bazı çok sevdiğim yan karakterlerin kitabın sonunda bu kadar hava da kalması, değinilmemesi beni fazlasıyla üzsede çıkacak bir kitap daha olduğunu -muhtemelen yan hilaye- bildiğim için umudumu yitirmiyorum.
Ayrıca muhteşem bir finaldi eklemeden geçemeyeceğim. Üzdü, sinirlendirdi, mutlu etti... Her bir duyguyu sonuna kadar yaşarttı. Böyle bir kitap okuduğum için hem çok mutlu ve bittiği için de bir o kadar mutsuzum.
Başucu kitaplarım da en üst sıralarda yerini aldı ve kolay kolay da tahtından edilemeyecek gibi duruyor.
“Bit lütuf gibi.
Bütün hepsi.”
764 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Kalbim biraz kırık... Bu kitapla beraber çok güzel bir seriyi bitirmiş oldum. Yazarın kalemi o kadar güzeldi ki sanki karakterlerin hepsini gerçekten tanıyor gibiydim. Seri bitince onlarda kayboldu ve yalnız kalmışım gibi hissettim. Fantastik sevip bu yazarla ve seriyle tanışmamış olanlara ısrarla öneriyorum. Pişman olmayacaksınız.
764 syf.
·17 günde·Beğendi·6/10
-Kitaba laf ediyor diye yorumu okumayı yarım bırakmamanız önerilir.-
Hatırlayacağınız gibi ikinci kitabı Feyre'nin biricik "Tamlin'ine" geri dönmesiyle bitirmiştik. Bu kitaba da kaldığımız yerden devam ediyoruz. Feyre ikinci ve üçüncü kitap arasındaki kısa zamanı, Tamlin ve Bahar Sarayı ahalisine karşı incinmiş yaralı ceylanı oynarken aynı zamanda planını ilmek ilmek işleyerek ve en sevdiği arkadaşı Lucien'e laf sokarak geçiriyor. Tabii Ianthe için düşündüğü acı dolu planlardan hiç bahsetmiyorum bile.

İlk kitaptan beri Tamlin'i sevmediğimi herkes bilir. Bu yüzden ilk bölümleri okumak benim için tam bir eziyetti. Sünepenin adı geçtikçe sinirim bozuluyor ay. Kitabı İngilizce okurken Feyre'nin yaptığı resimleri ballandıra ballandıra anlatması ve Tamlin beni krizlere soktuğundan o zaman bu bölümleri atlamıştım. Şimdi dönüp bakınca keşke atlamasaydım diye düşünüyorum çünkü bu bölümleri okuduktan sonra fark ettiğim önemli bir şey oldu. Tamlin, nasıl desem... biraz pasif kalmıştı. Tabii hala aşırı sinir bozucu bir sünepe ama DvGS ve SvÖS'deki Tamlin ile alakası yok. Bazı bölümlerde arada adı geçmese karakterin orada olduğunu unutuyordum. Tamam, Feyre gittikten sonra harap oldu, geri gelince ona söz verdi falan filan ama bu Tamlin bizim Tamlin değil ki. Aslında bakacak olursanız çoğu zaman Feyre'nin yanında olup olmamasını bile sallamadı. Yazar o bölümlerde Ianthe ve Lucian gibi yan karakterlerin hikayesini öne çıkarmak ve sürekli Feyre'yi vurgulamak istemiş tamam ama Tamlin'i çok geriye itmiş be arkadaş! Yani karakteri o kadar pasif bir duruma getirmiş ki, kitabın bir yerinde kızgın bir şekilde çıkıp geldiğinde o kızgınlık aşırı havada kalıyor ve sanki karakterler altı yaşında bebeler de kim ebe olacak ona karar veremiyorlarmış gibi bir hava oluşuyor.

Feyre'yi vurgulamak demişken... Ben kendisini aşırı abartılmış ve doldurulmuş buluyorum. Yazar karakteri göklere çıkartıyor ama altı boş. Böyle güçlü kadın karakter mi olur?.. Kitapta gelecek vaat eden o kadar çok karakter var ama yazarımız tutturmuş Feyre diye sürekli aynı cümleleri ve olayları ısıtıp ısıtıp önümüze sunuyor. İkinci kitapta okuması birbirinden zevkli karakterler tanıdık ve yazar bize bu karakterlerle ilgili bir sürü şey vaat etti ama asla ve asla o vaatler yerine gelmedi. Cassian'ı bu kitapta daha fazla gördük ve yazar onu öne çıkartmak için bir noktada uğraşmış. Amren'de kısmen kitabın çoğunda vardı, ona tamam ama peki ya Az? Mor? İkinci kitapta Morrigan değince insan kraliçeler nasıl şekil değiştirmişti? Bu kitapta ise bu gibi olayların asla altı doldurulmuyor. Potansiyeli bu kadar yüksek olan karakterler arasında sadece Feyre ve Rhysand'a ama özellikle Feyre'ye yatırım yapmak... Pek akıl karı değil ya.

Kanatlar ve Küller Sarayı'nda aramıza bir sürü yeni karakter katılıyor. Bunların birkaçını hemen seviyor, anlıyor ve aramıza alıyoruz ama çoğu... yine bağ kuramadığımız bir ton karakter. Hakkını yiyemem, yazar cidden güzel karakterler yaratmış ama bize bunları sunmayı beceremiyor...

Kitabımızın ana karakteri Hybern Kralı'na gelirsek de, bu adamın ve halkının yıllar boyunca sefillik içinde yaşadıklarını biliyoruz ama aslında bu adam neden saf kötü? Tahmin edeceğiniz gibi bu sorunun da cevabı yok.

İster inanın ister inanmayın ama ben gerçekten üzülüyorum. Kitabın potansiyeli karşında gözlerim kamaşıyor ve bu potansiyelin böyle harcanmasına da kalbim dayanmıyor. Sarah, istediği sahneyi çok iyi bir şekilde yazabilen bir yazar. Feyre, Gökkuşağı'nı savunurken kusursuzdu mesela. Ya da Rhysand Feyre'ye hikayesini anlatırken Rhys'ın çektiği bütün acıları biz de çekmedik mi? Bunları böyle yazabiliyorsun da bu kitabı, karakterleri neden heba ediyorsun?..

Bütün bu söylediklerimi kenara bırakırsak - korkmayın bunlar kitabın en fazla yarısı eder, o da en fazla ama- Kanatlar ve Küller Sarayı gerçekten eğlenceli bir hikayeydi. Okurken kahkahalara boğuldum bazen çok hüzünlendim - yani ilk okuduğumda tabii. Çünkü olayları filan biliyordum hehe- ama her zaman mutluydum. Bu kitabın son zamanlardaki mutluluk kaynaklarımdan biri olduğunu söylemem yanlış olmaz bence. Umutsuzdum ama kitaptaki bazı şeyler bana umut verdi. Ayrıca kitabın bazı yerlerinde Kısrak kelimesi geçiyordu, ee bilirsiniz çok severim

Ayrıca bizim gibi tatlı fangirl ve fanboylar için yazılmış harika sahneler vardı. Bknz: Rhysand'ın içinde olduğu sahnelerin %93'ü, Cassian ve malum kişinin sahneleri, toplantı sahnesi falan filan. Bu liste uzar gider.

İkinci kitabı okurken fark etmemiştim ama Feyre'nin gelişimi beni kalpten etkiledi. İlk kitaptaki itaatkar Feyre'den Gece Sarayı Yüce Leydisi'ne çok güzel bir geçiş yapmış. Karakter gelişimi beni şoka uğrattı. Rhysand'ın Feyre'ye ruh kattığını ve ona "Hayır." demeyi öğrettiğini söylesem yalan olmaz sanırım.

Ayrıca Feyre'nin Gece Sarayı'na geri dönüşü... Çeviri olmadan daha da güzel olabilirdi ama neyse.

Rhysand... Kitaptaki en iyi karakter derinliğinin onda olduğunu söylemesem yalan söylemiş olurum. Cassian ve Azriel'ı ne zaman tehlikeli bir yere gönderecek olsa bir kaç saniyeliğine öyle hüzünlü hüzünlü duruyor ya, içim gidiyor be çünkü biliyorum neler düşündüğünü. Her ne kadar gerektiğinden de fazla fedakar olsa da Rhysand'ın bıraktığı etki bir başka. Az-Cass-Rhys üçlüsü çok ayrı bir alem zaten. "Keşke yazar, Feyre'yi bırakıp biraz da onları yazsaymış! " demediğim zamanın sayısı çok azdır.

Böyle işte. Sevdiğim bir kitap oldu ama yazar karakterlerin değerini bilememiş. Seriye başladıysanız zaten alın okuyun ama ingilizce okuyun por favor. Benim gibi sinir krizlerine filan girmeyin siz de.
764 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kitabı dayanamayıp çok hızlı bitirdim. Bayıldım. Sarah J Maas ne yazsa okurum dediğim nadir yazarlardan. Bu kitapta efsaneydi. Ama sanırım bu seride favori kitabım Sis ve öfke sarayı olacak. Ama bu kitapta favori çiftime asla karar veremiyorum. Bir an önce yeni kitabın çıkmasını diliyorum.Çok güzeldi. Tekrar okuyacağım bu sefer sindire sindire. Çeviride biraz rahatsız eden yerler oldu ancak çok fazla göze çarpacak şekilde değildi. Olay örgüsüde güzeldi. Nesta ve Cassian bayıldım. Mor beni şaşırttı sanırım bu kitapta şaşırdığım tek şey bu oldu. Bir de Lucien ve Helion meselesi var. Neler olacak merak ediyorum. Elain ve Azriel mi Elain ve Lucien mi hala karar veremedim. Ki kitabı okumadan önce bu tarz bir yorum okuduğumda çok kızmıştı. Azriel tabii ki Mor'la olacak demiştim. Ne saçma. Ama olaylar bizim bildiğimiz gibi değilmiş. Umarım Azriel de diğer yarısını bulur. Her ne kadar Elain ile aralarında ki ilişkiyi sevsem de bana pek olacak gibi gelmiyor çünkü. Devamını sabırsızlıkla bekliyorum.
764 syf.
·7/10
Okumadan önce beklentilerim çok yüksekti sanırım bu yüzden puanım diğer okurlara göre düşük kaldı.
Çok fazla savaş, pazarlık, arkadan iş çevirme vardı. Ben böyle olayları sevmiyorum. Kitabı gereksiz yere uzatıyor. Zaten 750sayfa okurken yoruldum.
Kitap kendini okutuyor ama akıcı. Başladığın zaman duramıyorsun. Feyre baş karakter olmasına rağmen ben çok sevemedim bir türlü. Rhys diye ölüp bitmedim hatta. Çok iyi diyebileceğim bir karakter yoktur ama sanırım favorim Nesta ve Amren.
Mor'u sevemedim çünkü 500 yıl uzatılmaz bir olay. Azrail'e yazık çünkü kimse konuşmamış bile adamla.
Sanırım bu kitapla Feyre'nin hikayesi bitti. Devam eder miyim bilmiyorum.
764 syf.
·5 günde·10/10
--spoiler içerir--
seri kesinlikle tavsiye ettiğim ve son zamanlarda okuduğum en sağlam seri.
ikinci kitabın bittiği yerden sonra bahar sarayına feyreyi baya merak etmiştim ve hemen okumaya başladım.
serinin bana göre favori kitabı 2.kitap olsa da bu kitap da harikaydı. bu kitapta feyre tam bir yüce leydiydi ayrıca periye dönüşen kardeşlerinin akıbetini ve ne olduklarını bu kitapta öğrendik. aslında çok fazla olayın olduğu bir kitap olmasına rağmen havada kalan bir şey olmadı bende.
devam kitabını da yazıyormuş yazar nessa ve cassian'ı baya merak ediyorum. elaina ile lucien ne olacak o da bir muamma açıkcası elaina ya hala bir ısınamadıım.
ayrıca azriel ve kalp kırıklığının da bir sona bağlanmasını bekliyorum devam kitaplarında ki bence daha çok bu yan kararterlere odaklanacak sanırım yazar feyre ve ryshand hem ilişkilerini hem de düşmanlarını bir sona bağladı çünkü.
764 syf.
·Puan vermedi
||Kanatlar ve Küller Sarayı-Sarah J.Maas||

Merhabalar! Bir serinin daha sonuna gelmiş bulunuyoruz... bu yüzden kalbim kırık ve buruk. Üçüncü kitap tüm ihtişamıyla başladı ve bitti. Bu kitapta bir savaş hazırlığı oluyordu ve yine okurken aşırı çok keyif aldım. O dünyada olmak cidden çok güzeldi. Şimdi yine bitti diye ağlamaya başlayacağım.

Kitap çok iyiydi dediğim gibi ama bana göre eksikleri de vardı finalin. Savaştan sonraki sayfaların çok hızlı geçtiğini düşünüyorum. Görmek istediğim birçok şeyi görememekte üzdü. Tam düşündüğüm gibi bir final olmadı. Bir yandan düşündüğüm gibi oldu ama bir yandan da olmadı.

Kitapta en sevdiğim sahne toplantı sahnesiydi. Zaten o bölümü heyecanla bekliyordum ve beklediğime çok değdi. En çok eğlendiğim ve sinirlendiğim sahne oydu. Bu kitapta bir de diğer saraylardaki Yüce Lord’ları daha yakından tanıyoruz ve buna da çok sevindim. Hepsiyle tanışmak güzeldi.

Rhysand ve Feyre’li sahneleri yine sırıtarak okudum. Rhysand gerçekten de okuduğum en iyi erkek karakterlerden. Öyle güzel kalbinize işliyor ki karakter. Arkadaşımla Rhysand’ı konuşurken keşke Rhysand gibi harika insanlar, gerçek dünyada da olsa dedik.

Kitap beni mutlu etmekten çok bir de hunharca da ağlattı. Son yüz sayfası öyle heyecanlı, öyle adrenalin dolu sayfalardı ki kalbim çıkıp yerine girdi. Bir gülmeye başlıyorum bir ağlamaya başlıyorum. Yazar dengemi şaşırttı. Her şeye rağmen çok güzel bir seriydi. Ben çok çok çok çok severek okudum.

Favorilerime adını zaten ikinci kitapta yazdırmıştı. Şimdi de bastırarak yeniden yazdırdı. Mutlaka öneriyorum. Fantastik-Aşk romanlarını seviyorsanız kaçırmamanız gerekiyor. Bir uyarı da şöyle vereyim seride +18 sahneler vardı ama çok fazla değildi bu yüzden, bence onları gözardı edip yine de bu seri ile tanışın. 5/5
764 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Kitabı bitirdikten sonra anladım ki arka arkaya çok çok sevdiğim serilerinin kitaplarını okumamam gerekiyormuş. :/
heleki bu son iki okuduğum serilerin bir sonraki kitaplarının çıkış tarihleri belli değilse. :(
Sanırım Feyre'nin hikayesi en azından bu kitapla bitiyor.
Ve ben harika bir serüvene çıktım bu ikiliyle :)
İlk kitabı okurken Tamlin'e hiçbir zaman ısınamamıştım. Bu kitapta istediği kadar fedakarlık yapacağım diye bir yerlerini yırtsın gene de sevmedim, sevemedim :D
Çünkü biz kötü çocukları severiz;)
Bu kitabı okurken büyük çoğunluğunda Nesta'ya çok kızdım. Sanki tek kardeşi Elain'miş gibi davranması üzdü beni.
Son bölümleri okuyanlar bilir Amren az daha bana ufak çapta bir kalp krizi geçirtiyordu :D
Okurken o kısmı dedim aha yazar resmen tuş etti bizi ama neyseki öyle olmadı :D
Mor'a gelince.. Bu kitapta beni üzdü. Azriel'e karşı davranışları, Feyre'ye karşı çıkışı..
İnsanları saçma bir neden yüzünden kullanması, oluşturduğu o bencilliği.. Yani böyle güzel bir aile içinde bunu yapmamalıydı bana göre.
Düşününce belki 5 puanlık bir kitap değildi. Ama böyle güzel bir seriye kırık not vermeye gönlüm dayanmadı.
Dilerim serinin devam kitaplarında Lucien'i bol bol okuruz. Onun ana karakter olduğu :) Biliyorum Elain ile eşlik bağı kurdular ancak ben okurken keşke Azriel ile Elain olsa dedim çünkü ikisi de yaralı ve birbirlerini iyileştireceklerini düşünüyorum.
Lucien ise daha fazlasını hakediyor.
Ve Nesta ile Cass'i de kesinlikle okuyacağız bence :)
Neyse son olarak seriye başlamakta çekinceleriniz varsa.. Alın okuyun ve bol bol çevrenizdekilere de okutun :D
764 syf.
·10/10
bu seriyi anlatmaya kelimelerim yetmiyor... müthiş bir final kitabıydı. her karakter özenle işlenmiş, seri boyunca ailem oldular okurken... uzun zamandır bir seriyi bu kadar içselleştirmemiştim.
feyre'yi başta sevemesem de ikinci kitapta ısınmıştım bu kitapta ise gerçekten sevdim. çok zor şeyler yaşadı ve yazar hissettiklerini bize çok iyi aktardı. hala sevmesem de ilk defa bu kitapta tamlin'e üzüldüm. hiç beklenmeyen yerlerde yaptığı fedakarlıklarla hala feyre'yi sevdiğini kanıtladı.
cassian ve azriel en çok mutlu olmalarını istediğim karakterlerdi. biraz da olsa rhys'in yükünü yüklenmeye çalıştılar ve o sahnelerde hep gözlerim doldu... sonlarının muallakta kalması biraz üzdü tabi ama yazar kesin yeni kitaplarda o açığı kapatır diye düşünüyorum. cassian ile nesta'nın uzun bir yolu var maalesef... bakalım cassian nesta'nın buzlarını çözebilecek mi? azriel ise mor'un bencilliği yüzünden (bu yüzden mor benim için bitti hatta) çok uzun süre acı çekti elain ile mutlu olabilir gibi duruyor sanki. ama elain ile azriel olursa lucien bebeğim üzülecek orası da ayrı keşmekeş... lucien en baştan beri sevdiğim bir karakterdi, onun da tamlin'den kurtulmasına çok sevindim. ve tabi ki helion ile ilişkisi beni inanılmaz heyecanlandırdı! amren'in yaptığı başta beni korkutsa da sonra çok duygulandırdı.
ve rhys... onu anlatmaya nereden başlasam karar veremiyorum... sevgisi, fedakarlığı, muzipliği... mükemmel bir karakter oluşturmuş yazar. bu kadar derin karakterle daha karşılaşır mıyım bilemiyorum. onunla tanıştığım için mutluyum...
764 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı daha yeni bitirdim ve o kadar güzeldi ki nasıl anlatacağımı, ne yorum yapacağımı bilmiyorum. Feyre’nin başlardaki o karnını doyurmaya çalışan küçük kızdan bir savaşçıya, bir kraliçeye nasıl dönüştüğü öyle güzel işlenmiş ki karakter gelişimleri ve duyguları geçirmek konusunda yazara hayran olmamak işten değil. Feyre cesur bir karakter ama onu cesur yapan korkusuzluğu değil. Korkularına rağmen sevdikleri için kâbuslarının içine atlaması. Korkudan tir tir titremesine rağmen dimdik durması. Ailesi, dostları zarar görmesin diye, gücünün yetmeyeceğini bilmesine rağmen canavarlara meydan okuması. Küçük bir kızın kalbinde taşıdığı o cesaret koca bir dünyanın tek umudu bu seride. İkiye bölünmüş dünyanın bir tarafında ölümlüler yaşıyor. Diğer taraftaysa ölümsüzler, büyü gücüne sahip periler, dünyayı yakıp yıkabilecek kadim varlıklar. Feyre ise tam ortalarında. Ölümsüzlerin topraklarında çıkan savaşın insanlığa sıçrayıp onları mahvetmesine izin vermemeye kararlı. Bunu yaparken çok şeyi feda etmesi gerekiyor. İnsanlığını bile.
Ve Rhysand… Onu ne kadar anlatsam da yeterli kalacağını sanmıyorum. Onu okumalısınız. Nasıl harika olduğunu kendiniz görmelisiniz.
Kitapta en çok sevdiğim şey birileri dünyayı kurtarırken, onlara verilen desteğin bu kadar vurgulayıcı olmasıydı. Feyre ve Rhysand baş rolde olmasına rağmen oyunu onlar yönetmiyor. Arkadaşları, kardeşleriyle hep birlikte savaşıyorlar. Birbirleri için her şeylerini feda etmeye hazır bir halde, birbirlerini yaşatmak için canlarını tereddütsüz vermeye hazır halde savaşıyorlar. İlk kitap güzel bir başlangıçtı. İkinci kitap şaşırtıcı gelişmelerle doluydu ama üçüncü kitap… Efsaneydi ya. Serinin devamında bizleri yeni şeyler bekliyor ve bunların arasında görmeyi çok istediğim ilişkiler var. Son olarak söylemek isterim ki, RYHSAND SENİ SEVİYORUM ️
“ Yani idman yapacağız, Feyre. Mümkün olan son güne kadar. Çünkü ilave bir saatin ne tür bir fark yaratacağını asla bilemeyiz. “
Cesetlere bata çıka başka bir Illyrialı'ya doğru yürüdüm.
Sonra bir başkasına. Ve bir başkasına.
Bazıları tanıdıktı. Bazıları değildi. Katliam alanı hala göğün altında göz alabildiğine uzanıyordu.
Kilometrelerce. Çürüyen ölüler krallığı.
Ve ben bakmaya devam ettim.
Sarah J. Maas
Sayfa 12 - Dex Yayınları
“Onu görmek istiyorum. Bir kerecik. Sadece -emin olmak için.”
“Neyden?”
Islak pelerinimi daha yukarı çekiştirdi. “Uğrunda savaşmaya değip değmeyeceğinden.”
Sarah J. Maas
Sayfa 131 - Dex Yayınları
Bir grup Ulu Peri cesedinin arasında yarı parçalanmış bir Illyria kanadı gözüme ilişti. Sanki tek bir savaşçıyı indirmek altı Ulu Peri'ye mal olmuş gibi. Sanki tek bir savaşçı altı rakibini de beraberinde götürmüş gibi.
Sarah J. Maas
Sayfa 11 - Dex Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kanatlar ve Küller Sarayı
Alt başlık:
Dikenler ve Güller Sarayı 3
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
764
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050949810
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Court of Wings and Ruin (A Court of Thorns and Roses #3)
Çeviri:
Meriç Keleş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dex Yayınları
Baskılar:
Kanatlar ve Küller Sarayı
A Court of Wings and Ruin
Sterne und Schwerter
DÜŞMANINI TANIMAK İÇİN ÖNCE ONUNLA DOST OLMALISIN.

Feyre Bahar Sarayı’na döndü. Tamlin’in yapacakları ve Prythian’a diz çöktürmeye uğraşan kral hakkında bilgi toplamaya kararlı. Ama bunu yapabilmek için ölümcül bir oyun oynaması gerekiyor. Yaklaşan savaş hepsini tehdit ederken, Feyre tehlikeli Yüce Lordlardan hangisine güvenmesi gerektiği konusunda bir karar vermek, müttefikini en olmayacak yerlerde aramak zorunda. New York Times Çok Satanlar listesinin bir numarasına yerleşen “Dikenler ve Güller Sarayı” dizisinin üçüncü kitabı Kanatlar ve Küller Sarayı’nda, ordular dünyayı kana boyayacak bir savaşa hazırlanıyor.

Kitabı okuyanlar 257 okur

  • Pelin Ete
  • Hiç kimse
  • Ege Derin
  • Kübra YILMAZ
  • Ceren
  • Ecem Filiz
  • Sena  Küçüksaraç
  • Haticee19
  • Rüveyda YILDIZ
  • unknowhelpless

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%62.6 (97)
9
%16.1 (25)
8
%13.5 (21)
7
%3.2 (5)
6
%2.6 (4)
5
%0
4
%0.6 (1)
3
%0
2
%0
1
%0