1000Kitap Logosu
Kanunların  Ruhu Üzerine

Kanunların Ruhu Üzerine

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!

Hakkında

948 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 26 sa. 52 dk.
Adı
Kanunların Ruhu Üzerine
Orijinal adı
De L’esprit Des Lois
Çevirmen
Basım
Türkçe · Türkiye · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · Ekim 2017 (İlk yayınlanma: 1748) · Karton kapak · 9789757670414
Diğer baskılar
Kanunların  Ruhu Üzerine
Kanunların Ruhu Üzerine
Kanunların Ruhu Üzerine
Kanunların Ruhu Üzerine
"Ey büyük Montesquieu! Senin gökyüzündeki ruhunu kutsamaktan ötürü şeref kazanırsam, ne mutlu bana! Ya siz, ey aklın, gerçeğin sessiz ve kimseyle konuşup görüşmeyen bekçileri! Size de sevinç ve mutluluk verebilirsem, ne mutlu olurdum! İnsanlık savunucularının sesini duyurmakta etken olan istek ve heyecanı, duyarlı ruhlara üfleyebilsem dünyalar benim olurdu!.. İnsanlığın kutsal haklarını savunan ve yenilmez gerçeğin tarafını tutarak, sesimi yükseltmekle, zulmün ve bazen de aynı derecede tiksinç bilgisizliğin pençesinde çırpınan kara yazgılı kurbanlardan birkaçını çekip kurtarabilirsem, bunlardan sadece bir tek günahsızın duaları ve döktüğü sevinç gözyaşları bile, bütün diğer insanların haksız suçlamalarına ve acı hakaretlerine karşı beni yatıştırır ve avuturdu!" -Beccaria- Bir kitap için bunca dedikodu, bunca savaş neden? Ne vardı bu kitabın içinde? Yazarın yirmi yıl üzerinde çalıştığı, o çağa göre bir bilgi kaynağı sayılması gereken kitabı neden bu kadar göze battı? Neden yazar, kitabını yerenlerle, düşüncelerine cephe alanlarla savaşmak, kendisini de kitabını da savunmak zorunda kaldı? Neden asıl eserin neredeyse dörtte biri kadar kalın bir savunma dosyası yazmak zorunda kaldı? Tarihçilerin Fransız ihtilalini hazırlayanlar arasında çok önemli bir rol oynadığını iddia ettikleri Montesquieu'nün Kanunların Ruhu Üzerine adlı eserini okurken, bu soruların da cevaplarını arayacak ve yazarın durmadan kişilerin eşitliğinden söz ettiğini, hürriyetin insanların en doğal haklarından biri olduğunu, kanun karşısında bütün insanların eşit sayılması gerektiğini ve toplumların ancak bu anlayış sayesinde mutluluğa ulaşabileceklerini ileri sürdüğünü göreceksiniz. (Tanıtım Bülteninden)
Fiyatlar
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!
İdefix
idefix.com

Okurlar

Kadın
% 47.7
Erkek
% 52.3
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
8.8
10 üzerinden
84 Puan · 27 İnceleme
948 syf.
Kitap 900 küsür sayfa olmasına rağmen bitirilebilmiş bir eser değildir. Montesquieu bunu, öldüğü yıl olan 1755'e kadar yazmaya devam etmiştir. Ancak bu haliyle bile tarihteki başyapıtlar arasında yerini almayı başarmıştır. Kitabın ilk basımıyla birlikte Montesquieu’ya saldırı ve eleştiriler başlamış ve özellikle din adamları sınıfı kitaba yasak getirmişler, Voltaire gibi önemli isimler de Montesquieu’yu desteklemişlerdir. Kitap dönemin Fransa’sında oldukça sükse yaratmış ve halk üzerinde ‘’Özgürlük’’ bilincinin oturmasını sağlamıştır. Tarihteki böylesi bir etki pek az kitap için söylenebilir. 18. yüzyıl felsefesine ve dönemin Fransa’sındaki politik ortama baktığımızda pozitivist anlayışın hakim olduğu, hukuk, sosyoloji gibi bilim dallarının hızla geliştiği bir dönemden bahsediyoruz. Montesquieu da böyle bir dönemin en ideal ismidir diyebilirim. Çünkü kitapları ve olgulara, kavramlara ve reel olaylara yaklaşımı tam anlamıyla pozitivist bir yaklaşım içermekte. Hukuk sosyolojisinin de öncüsü durumdadır. Montesquieu, toplumsal ahlak ve kültürün oluşumu konusunda örf adet din gelenek gibi faktörlerin yanında iklim ve kanunları da katar. Ancak kanunlar tek başına etkili değillerdir diyerek bir bütünün tamamlayıcı ögesi olarak görür. Çünkü en ileri kanunla bir toplumu dönüştüremezsiniz. Kitabın çok ciddi bir bölümünü ise Monarşi ve Cumhuriyet rejimlerinin doğasını ele alarak yapılan değerlendirmeler kapsıyor. Bu noktada Montesquieu’nun Cumhuriyetçi fikirleri ve Monarşi tanımları, bu tanımları yaparken bizzat toplumsal örnekler üzerinden gitmesi beni 2020’nin Türkiyesi acaba 18. yüzyılın Fransa’sı mı? diye sorgulatmadı değil. Çünkü vermiş olduğu toplumsal örnekler o kadar bugünün Türkiye’sine benzemekte ki ara ara duraksayıp ben ne okuyorum diye kontrol ettim. Monarşik düzenlerde kanun koyucuları öyle bir yermekte ki ve demokratik cumhuriyetle birlikte bu kanun koyucuların nasıl yok olacaklarını değerlendirirken, din adamları sınıfının Montesquieu'nun üstüne bu kadar gitmesindeki korkuyu anlayabiliyorum elbette. Ki korkulan başa geliyor azizim. Yapacak bir şey yok. Bu arada istibdat yönetimlerine de sık sık değinen düşünürümüzün ‘’istibdatın doğası gereği zaten bozuk olan ilkesinin bozulmasından söz edilemez.’’ sözü meydanlara yazılmalı diye düşünüyorum. Cumhuriyet tanımında ne kadar eksik kalmış olsa da, (zaten günümüz dünyasında Cumhuriyet her türlü vasfı edinmiş oldu) her açıdan çok çok ileride bir eser. Mutlaka okunmalı. Özellikle bu ülke insanı için zorunlu ders niyetine okutulmalı diye düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim.
Kanunların  Ruhu Üzerine
Okuyacaklarıma Ekle
948 syf.
·
Puan vermedi
Günümüz Dünya'sını anlamak için kesinlikle okunması gereken bir eser diye düşünüyorum. Kuvvetler ayrılığının ve despotizmin ilk kez ortaya atıldığı eserdir. Yarım kalmış bir eser olmasına rağmen tarihe damga vurmuştur. "Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yönelmiş bir tehdittir. " Montesquieu
Kanunların  Ruhu Üzerine
Okuyacaklarıma Ekle
948 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Muazzam Hukuk Karmaşası
Geldik bir parçanın daha sonuna :) Hayatımda ilk defa bu denli hacimli bir kitap okudum, daha önce lise yıllarında ilk hacimli olarak okuduğu Stendhal'ın Parma Manastırı idi. Eser salt Hukuk üzerine gitmediği gibi inanılmaz bir konu varyasyonu var. Öyle ki bu kitabı Multidisiplinler açısında; Tarih, Felsefe, Sosyoloji, Coğrafya, Hukuk, Siyasal Bilimler, İktisat, Ekonomi ve Kamu Yönetimi gibi bölümlerde okuyan tüm herkesin okuması gereken bir eserdir. Hukukun temelini atan Sümer-Babil modern çağın temelinin atılmasında yardımı olan Antik Yunan Roma ve daha nice antik medeniyetin karşılıklı ve sonrasındaki bilgisel alışverişler sayesinde muazzam bir Sosyal, Siyasi ve Felsefi Hukuk sistemi ortaya çıkarmıştır. Coğrafyanın insanların yaşamı üzerinde o denli etkileri var ki bu eseri okuyunca daha iyi kavrıyorsunuz. Kimi yerlerde erkekler kadınlarını başka erkeklere rahatça bırakabiliyorken, bazı yerlerde ise kadınların dışarı çıkmasını bile yasaklayıp hapsediyorlar. Coğrafya, kültür ve en önemlisi dini inancın etkisi neticesinde bugün duyduğumuzda kulağımıza inanılmaz farklı, dehşet ve son derece ahlaka mugayır kanunlar göreceksiniz. Dönemlerin getirmiş olduğu etkilerde gözardı edilemediği gibi insanların çok uluslu imparatorlukların bünyesinde barınmaya başlanmasıyla birlikte hukuk sistemi üzerine yeni değişiklikler getirmiştir. Dinin her dönem her konuda insanı ilgilendiren her şey üzerinde etkili olmasın gerçekten son derece can sıkıcı ve iğrenç bir durum. Hindistan'da bir erkek öldüğünde bazı yerlerde kadınlarını da kocaları ile yakarak kurban ediyorlar, bazı yerlerde ise kadınlar kendi istekleri ile bu yakılma olayına dahil oluyor. Ticari ilişkiler de etkileşimi arttırdığı için kültürel alışveriş yanında hukuksal etkileşimi de getiriyor. Dine bağlı olan toplumlarda o denli iğrençlikler var ki insan gerçekten insan olmaktan soğuyor ya. Pers geleneğinin dini olan Zerdüştlikte anne ile evlilik serbest, Mısır da kız kardeş ile evlenmek toprakların bütünlüğü için Firavun adına zorunlu. Güney Asya'da bazı ülkelerde yine din ve gelenekten kaynaklanan baba-kız evliliği söz konusu. Gördüğüm ve anladığım kadarı ile aynı şekilde daha önce bu esere yakın okuduğum eserlerde gördüğüm şey Coğrafya ve Dinin her konuda insanlar üzerinde çok etkili olmasıdır. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim, modern çağa evrilene kadar müthiş değişim ve gelişimlere şahit oluyorsunuz. Roma-Yunan-Mısır-Asur-Türk-Çin-Rus aklınıza gelebilecek tüm eski medeniyetlerin insanları etkileyen tüm hukuksal konularına değinmiş muazzam bir eserdir. Özellikle Hukuk okuyan arkadaşlara daha daha şiddetle tavsiye ederim :)
Kanunların  Ruhu Üzerine
Okuyacaklarıma Ekle
Kitap hakkında Voltaire'de böyle düşünmüş; Karışık bir yolda kendime bir kılavuz aradım ama karşıma benden daha bilgili olmayan bir yol arkadaşı çıktı. Kitapta kanunları ruhunu değil yazarın çok geniş olan zekasını buldum. Doğru dürüst yürüyecek yerde sıçrıyo, aydınlatacak yerde ışıldıyor, yargılayacak yerde bazen yeriyor. İnsan içinden, "böyle bir dahi, insanı hayrette bırakmaya çalışacak yerde aydınlatmaya çalışsaydı daha iyi ederdi," diyor. Bu, her bakımdan eksik kitapta, birçok kişinin ilginç bir şekilde taklit etmeye yeltendiği çok güzel şeyler var. Dar kapalı kişiler de, bilhassa insanlığın işine yarayacak bölümlerinden ötürü kitabı küçümsemek ten geri kalmadılar. Bütün kusurlarına, bütün eksikliklerine rağmen bu kitabın insanlar için çok değerli bir kitap olması gerekir. ... A- Bütün bunlar Kanunların Ruhu üzerine adlı kitapta mükemmel denebilecek yerlerin bulunmasını engel değil. Düşünen ve beni düşündüren insanları severim. Bu kitabı siz hangi kitapların arasına koyardınız? B- İnsana mükemmeli aratan ve isteten kitaplar arasına. Bu kitap bana kötü bir temele dayanan, plansız bir bina hissini veriyor. İçinde cilalı, yaldızlı bir çok güzel daireler var. A- Bu dairelerde birkaç saat kalmak doğrusu ya hoşuma gider. Ama Grotius... Voltaire
Kanunların Ruhu Üzerine
Okuyacaklarıma Ekle
948 syf.
·
Beğendi
·
8/10 puan
Montesquieu’nun bu kitabı, okunduktan sonra oh ne güzel kitapmış diyebileceğimiz bir kitap değil maalesef. Kitap oldukça güzel ve elbette ki bilgilendirici fakat, dili ağır ve yorucu. Kitap 20 yıllım bir emeğin ürünü ve bu yüzden kitabın uzunluğundan ya da bilgilendirici olmasından ziyade, bu bilgiyi aktarabilmek için edinilen tecrübe ve ayırılan zaman sebebiyle takdire şayan. Kitapta üç yönetim şeklinden (cumhuriyet, monarşi ve istibdat -yani baskıcı, zorba ve halkın herhangi bir özgürlüğünün olmadığı tek adam yönetimi-) ve bu yönetim şekillerinin nasıl hayata geçebileceğinden bahsetmiş Montesquieu. Zor bir kitap olmasına rağmen çabucak bitirebildim çünkü ilgi alanlarıma giren konularda bilgiler vardı. (Felsefe, sosyoloji, tarih gibi) Kanunların ruhu üzerine, yönetim şekillerinin nasıl uygulanması gerektiğinden ve nasıl uygulanabileceğinden söz ederken 1700’lü yıllardan günümüze ışık tutuyor. Kitap aslında şimdiki kanunlara birer yazılı tecrübe örneği gibi. Bu tarz konulara merakınız varsa okumanızı tavsiye ederim.
Kanunların  Ruhu Üzerine
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.