Adı:
Kanunsuzlar
Alt başlık:
ABD Yapımı İki Hain Gücün 15 Temmuz Hesaplaşması Üzerine
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
337
ISBN:
9789757346784
Kitabın türü:
Yayınevi:
Derleniş
Bunların her ikisi de Kurtuluş Savaşı’mızın ürünü olan Laik Cumhuriyet’imizin düşmanları ve yok edicileridir, yıkıcılarıdır. Bu konuda yıllarca suç ortaklığı etmişlerdir. Tâ ki 2013 Aralığına kadar.

Bunlar, tam anlamıyla bir amaç birliği içindedir. Her ikisinin de amacı Sultanlığa ya da Hilafet benzeri bir liderliğe bağlı din devleti kurmaktır. Bu konuda zerre farklılıkları yoktur.

Bunları Laik Cumhuriyet ve Mustafa Kemal düşmanlığı, vatan ve halk düşmanlığı konularında kantara vursanız biri diğerinden bir gram hafif gelmez.

Bu her iki suçlular grubunun da yapıp ettiklerinin bir teki bile meşru ve kanuni değildir. Bunların her ikisi de Anayasa ve kanunlar dışına düşmüş, vatan millet düşmanı suçlular topluluğudur.

15 Temmuz gecesi Türk Ordusu’nun üzerinden oynadıkları kanlı ik-tidar oyunu ise tümüyle bir paylaşım savaşıdır. Elbirliğiyle, işbirliğiyle yıktıkları Laik Cumhuriyet’in mirasının paylaşım savaşıdır. Onun çok kanlı biçimlere bürünmüş, acıklı bir muharebesidir. Tabiî onların yü-rüttüğü bu hainane ve caniyane savaşın kurbanı masum vatan evlatları olmuştur, kandırılmış, oyuna getirilmiş, Türk Ordusu’nun general ve amiralleri olmuştur.
15 Temmuz'un iki işbirlikçi gücün hesaplaşması olduğunu netçe ortaya koymuş Nurullah Başkan. FETÖ zindanda, fikirleri iktidarda. Ayrıca meclisteki diğer partiler de kitapta teşhir ediliyor. Yenikapı ruhunun biat ruhu olduğu ortaya konuluyor.
Tayyipgiller’in Diyanet İşleri Başkanlığı açıklama yayımlıyor; “Darbecilerin cenazelerinin defninde görevlilerimiz din hizmeti vermeyecektir.”, diye. Hatta, teçhiz, yani cenaze arabası, tabut, kefenleme hizmeti dahi vermeyeceğiz, diye. İşte tam da Muaviye’nin ve Yezid’in tutumu. Çünkü anlayış aynı. Biz boşuna söylemiyoruz; bunlar Kur’an ve Hz. Muhammed’in İslamı’na inanmıyor. Onunla zerre kadar olsun ilgileri yok. Bunların dini CIA-Pentagon İslamı’dır, Muaviye-Yezid İslamı’dır, diye. Yani sahte İslam’dır. Namuslu sosyolog İranlı Ali Şeriati’nin deyişiyle “Dine karşı din”dir bunlarınki. Yani Gerçek Kur’an İslamı’na karşı Yezid’in Sahte İslamı’dır. Bu sahte dinle kandırmaktadır bunlar cahil, yoksul, bilinçsiz insanlarımızı.

Türk Ordusu zaten CIA’nın, Pentagon’un, Washington’un hazırlayıp Pensilvanyalı İmam ve Tayyipgiller aracılığıyla uygulamaya koyduğu “Ergenekon Davası” adlı operasyonla ağır bir darbe yemişti. Sarsılmış, hırpalanmıştı. Gücünün bir bölümünü yitirmişti. Şimdi, yine aynı oranda ağır bir darbe aldı. Onuru, saygınlığı, üniforması zedelendi, lekelendi, karalandı. Tabiî aynı oranda özgüveni, savaş kapasitesi, disiplini ve saygınlığı da yaralandı.

Bu bağlamda söylediklerimizi özetlersek; bu harekâtta gerçekte yenilenlerden biri Türk Ordusu’dur. Esas kayba o uğratılmıştır.

Gerçekte yenilenlerin bir diğeri de Türkiye Halkı’dır. Çünkü ABD Emperyalistlerinin ve onların işbirlikçilerinin saldırısı karşısında savunmasız bırakılmıştır.

Demek ki arkadaşlar; görünüşte kaybeden Pensilvanyalı’nın cemaati olsa da gerçekte kaybedenler Türk Ordusu ve Halkımız olmuştur.
Nurullah Ankut
Sayfa 46 - Derleniş Yayınları
Bu Ortaçağcı din sapkını, Hz. Muhammed ve Kur’an İslamı’yla zerrece ilgisi bulunmayan bu Yezid ve CIA İslamcısı, aynı zamanda da azgın bir Mustafa Kemal düşmanıdır. Görelim:

“Rivayette var ki, “âhirzamanın dehşetli bir şahsı sabah kalkar, alnında ‘Hâzâ kâfir’ yazılmış bulunur.”

Allahu a’lem bissavab, bunun tevili şudur ki: O Süfyan, kendi başına frenklerin serpuşunu (şapka) koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanunla tâmim ettiğinden, o serpuş dahi secdeye gittiği için, inşaallah ihtida eder; daha herkes -yalnız istemeyerek- onu giymekle kâfir olmaz.

(...)

Rivayette vardır ki, “âhirzamanda Deccal gibi bir kısım şahıslar ulûhiyet dâva edecekler ve kendilerine secde ettirecekler.

Allahu a’lem, bunun bir tevili şudur ki: Nasıl ki padişahı inkâr eden bir bedevî kumandan, kendinde ve başka kumandanlarda, hâkimiyetleri nisbetinde birer küçük padişahlık tasavvur eder. Aynen öyle de, tabiiyyun ve maddiyyun mezhebinin başına geçen o eşhas, kuvvetleri nisbetinde kendilerinde bir nevi rububiyet tahayyül ederler ve raiyetini kendi kuvveti için kendine ve heykellerine ubudiyetkârâne serfüru ettirirler, başlarını rükûa getirirler demektir."

Ölümünden sonra, ondan aldığı kara bayrağı, karanlıklar sancağını bugüne dek elinde tutan Fethullah Gülen de, şeyhinin yolundadır, tüm bu konularda, bildiğimiz gibi. Hiçbir ayrılığı yoktur, şeyhinden, önderinden. Sadakatle onun yolunu izlemektedir.
Nurullah Ankut
Sayfa 293 - Derleniş Yayınları
Boşuna mı yalvarmıştı yıllar önce, Cüneyt Zapsu aracılığıyla Tayyip Erdoğan; “Deliğe süpürmeyin, kullanın.”, diye ABD yetkilileri karşısında...

İşte süpürmediler, kullanıyorlar adamlar. 15 Temmuz gecesi de isteseler yeniltip deliğe süpürtebilirlerdi. Fakat tersini yaptılar. İsteseler köprü vb. gibi yerleri tutturup bina bombalatacaklarına ilk hedef olarak-ilk vuruş olarak başta Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım gelmek üzere Bakanlar Kurulunu ele geçirtip en fazla iki saat içinde işi bitirtebilirlerdi. O zaman hiçbir tepki oluşamaz ve harekâta katılmayan birliklerin komutanları da kendi geleceklerini düşünerek birbiri ardına katılırlar, harekâta destek mesajlarını yayımlarlardı. Bu kişilerin yerlerini, nasıl ele geçirileceklerini ayrıntısına varıncaya kadar açıklar, öğretirdi Pensilvanyalı’nın komutanlarına.

Fakat bunu yapmadı. Tam tersine, harekâtın haberini Tayyipgiller’e öncesinden verdi. Başarısızlığın garantiye alınması için de çocukların bile kanmayacağı bir planın başarısına onları inandırdı. Akıl almaz hatalar yaptırttı onlara.

Mesela; Tayyip Erdoğan’ın uçağına Dalaman’dan İstanbul’a kadar refakat eden, Pensilvanyalı’nın komutanlarının emrindeki iki F-16 savaş uçağı neden buna izin verdi?

Pekala uçağı havada bertaraf edip karşı tarafın liderini ortadan kaldırtabilirdi. İşte bir şekilde bunu yaptırtmadı.
Nurullah Ankut
Derleniş Yayınları
Yıkılan Laik Cumhuriyet’tir. “Yeni bir fiili durum”, diye itiraf ettikleri de Tayyibistan İslam Cumhuriyeti’nin ilk adımlarıdır. Din devleti diyoruz kurmakta olduklarına. Çünkü laikliği büyük oranda ortadan kaldırmışlardır. Milli Eğitim, imam hatipleştirilmiştir artık.

Yargı sistemini de yıkmışlar, kendilerine uygun hale getirmişlerdir, büyük ölçüde. 2010’da yaptıkları referandumla Yargıyı da çok önemli oranda AKP’giller’in hukuk bürosuna döndürmüş bulunmaktadırlar.

Türk Ordusu’nu da “Ergenekon Davası” adlı CIA Operasyonu ve 15 Temmuz gecesi yapılan paylaşım savaşıyla birlikte ellerine geçirmişlerdir. Orduda Mustafa Kemal ve Milli Kurtuluş Gelenekli, laik, antiemperyalist, yurtsever unsurları zaten “Ergenekon Davası” denen CIA operasyonu sürecinde tasfiye etmişlerdir. 15 Temmuz’da da Orduyu darmadağın ederek parçalamışlar, bütünüyle kendi elleri içine almışlardır.

Türk Ordusu içinde de yaptıkları tüm bu kanunsuzluklar sonucunda Ordudaki klasik liyakata, kıdeme ve emir-komuta sistemine dayanan hiyerarşik düzeni yok etmişlerdir. Ayrıca, Orduyu hırpalamışlar, yaralamışlar, akıl almaz saldırılarla hakaretlere uğratmışlar, saygınlığını, özgüvenini yaralamışlardır.

Özetçe; devleti tüm kurumlarıyla birlikte kerte kerte ellerine geçirmişler, kendi Ortaçağcı dünya görüşlerine uygun yeni bir din devleti oluşturmaya girişmişlerdir.
Nurullah Ankut
Sayfa 53 - Derleniş Yayınları
Kimse evirip çevirmesin. Bu gerçeğin lâmı cimi yok.

CHP’nin 15 Temmuz gecesinden itibaren ne yaptığı apaçık ortada. Tek cümleyle özetlenir bu; açıktan AKP’nin taşeronluğunu yapmaktır. MHP ile de yan yana gelmektir.

AKP’giller, 15 Temmuz gecesi Pensilvanyalı İmam’ın güçleriyle hesaplaşması sonrasında elde ettiği zaferi kendi Ortaçağcı karanlık amaçlarını gerçekleştirmek için tam bir fırsata dönüştürmüştür. Arayıp da bulamadığı bir fırsat ele geçirmiştir.
Nitekim daha o akşamdan itibaren bütün diyanet görevlileriyle birlikte Fethullah’ın dışında kalan bütün Ortaçağcı tarikatlarla birlikte kendi taraftarlarıyla meydanları, sokakları işgal etmiş, yirmi dört saat bu işgalini sloganlarıyla, marşlarıyla, tekbir nidalarıyla, selalarla, silah sesleriyle hiç ara vermemecesine sürdürmüştür. Bununla da artık bundan böyle Türkiye’nin bütün meydanlarının, caddelerinin, sokaklarının, mahallelerinin sahibi biziz, bizim dışımızdaki hiçbir anlayış ve hareket varlık kalkışmasında bulunmasın, böyle bir talepte bulunanın sonu kendisi için felaket olur mesajını vermiştir.
Nurullah Ankut
Sayfa 69 - Derleniş Yayınları
Trajedinin bir diğer önemli yanı var ki; onu da pek çoğu yok sayıyor. Olmamış sayıyor. Onlara göre; “Darbede Amerika’nın rolü yok”muş. “CIA’nınsa hiç haberi yok”muş. Buna bebeler bile inanmaz be!

Böyle bir zırva iddiaya Ortadoğu’nun bütün develeri kahkahayla güler be!

O Amerika ve CIA ki -ve sadece CIA da değil tabiî, arkasından gelen 15 casus örgütü daha vardır Amerika’nın (The United States Intelligence Community- Birleşik Devletler İstihbarat Topluluğu.)- dünyanın herhangi bir yerindeki bırakalım böylesi önem taşıyan bir bölgedeki, ülkedeki büyük bir altüstlüğü, çok daha önemsiz ülkelerdeki sosyal, siyasi olayları bile görür, anlar, merkezine bildirir.

Eğer CIA’nın ve diğerlerinin 15 Temmuz’dan haberi olmamış olsa, ABD Emperyalist haydut devleti, ajan sayısı on binleri, bütçeleriyse on milyarlarca dolarları bulan bu örgütlerin tamamını çayıra salar, otlasınlar diye. Böyle bir iddia, halkımızın deyişiyle “akla ziyan”dır.
Nurullah Ankut
Sayfa 82 - Derleniş Yayınları
Hep söyleye geldiğimiz gibi, AKP’giller’in de Pensilvanyalı İmam’ın tarikatına dahil olan kadroların da tümüyle yapımcısı ve yöneticisi ABD’dir, CIA’dır, Pentagon’dur, Washington’dur. Bu her iki güç de ona bağlıdır ve onun emrinde çalışır, ona hizmet eder.

Dünkü son hesaplaşmada CIA, AKP’giller’den yana tavır koydu. Pensilvanyalı’nın örgütlediği askeri güçlerin hezimete uğramasını sağladı böylelikle. Öyle görülüyor ki bir süre daha AKP’giller’i kullanmaya devam edecek. Dün deliğe süpürebilirdi onları. Ama tersini yaptı.

Bu, Tayyip Erdoğan ve AKP’nin ABD Emperyalistlerine kusursuz bir biçimde hizmetini sürdürmesinin sonucudur. Ee, adam hizmette kusur etmiyor. 1950’den bu yana yine CIA’nın İslam ülkelerinin boynuna taktığı bir lanet halkası olan “Yeşil Kuşak Projesi”nin ürünü; düşünmekten, olayları görüp kavramaktan alıkonmuş, bir anlamda afyonlanmış, morfinlenmiş insanların da oyunu alabilmektedir rahat bir biçimde.
Öyleyse niye değiştirsin bu adamı?

Kullanabildiği kadar kullanır. Yine hep tekrarladığımız gibi, Türkiye’de iktidarları getiren de götüren de ABD’dir. Sandıktan kimlerin milletvekili olarak çıkarılacağını belirleyen de odur. Seçimler filan bir hile, bir dümen, bir oyundur. Bir aldatmacadır. Bu bakımdan Türkiye’de demokrasinin zerresi yoktur. Çünkü halk seçmiyor, halkın düşünme, algılama, görme, tanıma ve bilinçli bir seçim yapabilme hakkı yoktur.

Bu sebepten bazı burjuva yazarçizerlerin ve siyasilerin yaptığı gibi bu hesaplaşmadaki Pensilvanyalı’nın kadrolarını darbeci, AKP’giller’in güçlerini ise demokrat olarak tanımlamak son derece yanlıştır. Gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Tekrarlayalım ki, bunların ikisi de ABD yapımıdır, onun yönetimindedir ve ona hizmet etmektedir.
Nurullah Ankut
Sayfa 23 - Derleniş Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kanunsuzlar
Alt başlık:
ABD Yapımı İki Hain Gücün 15 Temmuz Hesaplaşması Üzerine
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
337
ISBN:
9789757346784
Kitabın türü:
Yayınevi:
Derleniş
Bunların her ikisi de Kurtuluş Savaşı’mızın ürünü olan Laik Cumhuriyet’imizin düşmanları ve yok edicileridir, yıkıcılarıdır. Bu konuda yıllarca suç ortaklığı etmişlerdir. Tâ ki 2013 Aralığına kadar.

Bunlar, tam anlamıyla bir amaç birliği içindedir. Her ikisinin de amacı Sultanlığa ya da Hilafet benzeri bir liderliğe bağlı din devleti kurmaktır. Bu konuda zerre farklılıkları yoktur.

Bunları Laik Cumhuriyet ve Mustafa Kemal düşmanlığı, vatan ve halk düşmanlığı konularında kantara vursanız biri diğerinden bir gram hafif gelmez.

Bu her iki suçlular grubunun da yapıp ettiklerinin bir teki bile meşru ve kanuni değildir. Bunların her ikisi de Anayasa ve kanunlar dışına düşmüş, vatan millet düşmanı suçlular topluluğudur.

15 Temmuz gecesi Türk Ordusu’nun üzerinden oynadıkları kanlı ik-tidar oyunu ise tümüyle bir paylaşım savaşıdır. Elbirliğiyle, işbirliğiyle yıktıkları Laik Cumhuriyet’in mirasının paylaşım savaşıdır. Onun çok kanlı biçimlere bürünmüş, acıklı bir muharebesidir. Tabiî onların yü-rüttüğü bu hainane ve caniyane savaşın kurbanı masum vatan evlatları olmuştur, kandırılmış, oyuna getirilmiş, Türk Ordusu’nun general ve amiralleri olmuştur.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Ali
  • utkusötik kimya
  • Tarihsel Maddeci

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (3)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0