Kaos'un Kutsal Kitabı

8,3/10  (24 Oy) · 
41 okunma  · 
12 beğeni  · 
1.224 gösterim
20. yüzyılın son kâhin-peygamberi Albert Caraco’dan tüm insanlığa bir lanettir Kaos’un Kutsal Kitabı.
Nietzsche’den bu yana hiçbir filozofun gösteremediği yıkıcı gücü taşıyan, bir münzevinin kendisine “rağmen” kültleşen metni...
Soğukluğu, doğrudanlığı ve berrak karamsarlığıyla eşsiz, bir “nesnellik fanatiği”nin bedduası…
Üremeye, üretmeye ve tüketmeye bir reddiye; şehirlere, beton katmanlarına, budala politikacılara, böcekleşmiş yığınlara, gökten firar etmiş tanrılara bir lanet...
Çağın ender münzevi düşünürlerinden birinin kaleminden yoğun, sert, kehanet dolu, provokatif ve karanlık bir metin.
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2016
  • Sayfa Sayısı:
    104
  • ISBN:
    9755707716
  • Orijinal Adı:
    Bréviaire Du Chaos
  • Çeviri:
    İşık Ergüden
  • Yayınevi:
    Sel Yayınları
  • Kitabın Türü:
sezen 
22 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · Puan vermedi

İnsanı kaçınılmaz sona fikren hazırlayan bir kitap. Nietzsche bile Caraco yanında iyimser kalıyor. Kitabı okuduktan sonra rafa geri koyamadım çünkü her gün kendime hatırlatmam gereken şeyler var içinde. Caraco ne nihilist ne de anarşist. Bunlara yakın gibi görünse de, böyle olmadığını kendi söylüyor. İnsan türü ortaya çıktığından beri doğaya o kadar zarar verdi ve diğer canlıları o kadar sömürdü ki, bu şımarıklık sonumuzu getirecek olan şey diyor. Toprakları işgal ettik, ormanları talan ettik, tohumların yapısını bozduk, doğadaki diğer canlıları her yönüyle sömürdük, dinsel ya da ideolojik fikirler doğrultusunda birbirimizin canına kıydık, havayı, suyu kirlettik, ve her geçen gün çoğalarak, kalabalıklaşarak dünyaya tecavüz ettik... Bu maddelere sizler de ekleyebilirsiniz. Doğada insandan daha zalimi var mı? Bizler bir tür evrimsel sapmanın bir sonucu muyuz?

Caraco aslında bütün sorunların tutarlılık, ölçülülük, nesnellik doğrultusunda çözülebileceğini söylüyor ve aynı zamanda bunun imkansız olduğunu ve her gün cehennemi adım adım örgütlediğimizi. Işık Ergüden'in yazmış olduğu önsözde belirttiği gibi, Caraco kaosun peygamberi...

Kitabın kapak resmine dikkatlice bakın... Bir girdabın içinde kaybolan, boğulan şehirler... Toprağı katlettik, devletler birbirleriyle savaşırken bu uğurda milyonlarca kişi öldü belki. Eğer takip ediyorsanız, önümüzdeki yılların su savaşlarına şahit olacağını okumuşsunuzdur. Dünyada su o kadar azalmış ki, içilebilir su için tıpkı şu an petrol uğruna yapılan savaşlar su uğruna yapılacak. Dünyanın yarısından çoğu su olduğu halde, susuzluktan öleceğiz. Diğer bir element olan "Hava"ya gelirsek; zaten her gün nasıl kirlendiğini, ciğerlerimizin nasıl toz duman dolduğunu, akciğer kanseri ve solunum hastalıklarının nasıl artış gösterdiğini yaşayarak biliyoruz. Sırada ateş var diyor Caraco ve kehanetini söylüyor: İşte ateş hepsinin intikamını alacak...

Caraco'nun arzuladığı dünya kadınlar tarafından yönetilen bir dünya. Anaerkil sistem devam etseydi, bunca kötülük olmazdı diyor ve şiddetin erkeğin ikliminde varolduğunu söylüyor. Acaba Caraco, erkekten daha fazla erkekleşen, onların şiddetini, tecavüzünü onaylayan kadınların varolduğunu duysa, hala ister miydi dünyayı kadınların yönetmesini?

İnsanın uykusunu kaçıran cinsten bir kitap. Caraco'nun kehanetlerinin her gün nasıl gerçekleştiğini görüyoruz. Dünyaya çocuk getirme fikri mi? Bu kitabı okuduktan sonra, üzerine çokça düşüneceksiniz.

Daha ilk sayfada kafanıza büyük bir çekiçle vurulmuş gibi hissediyorsunuz. İşte Kafka'nın dediği şey.
Her sayfada daha da kötümser oluyorsunuz. Hani kitabı fırlatıp yeter diye bağırmak geliyor içinizden ama bir türlü yapamıyorsunuz . Kötümserlik öyle sarıyor ki insanı yaşamak denilen şeyi sorgulamaya başlıyorsunuz.
Kesinlikle abartmıyorum, hayatımda okuduğum en karamsar kitaptı.
At gözlükleriniz varsa kitap sizi çok kızdıracaktır. Çünkü şimdiye kadar sizin için değerli olan her şeye karşı saldırı var kitapta. Bu saldırılar öyle yüzeysel de değil, oldukça cesurca yapılmış.
Kitabın sonlarına doğru yazar bazı zamanlar tekrara düşüyor, bu durum canınızı sıkabilir.
Edebi bir eserden ziyade kutsal bir kitap gibi düşünüp öyle okursanız oldukça keyifli ve ufuk açıcı gelecektir. Fakat kendinizi fazla kaptırırsanız okuduğunuz son kitap olabilir:)

Pierre Riviére 
 18 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Ölümün soluk beyazını gizleyebilen maskelerimiz yok artık. Ölüm sirayet ettiği her şeyin asıl rengi ve bizler asıl rengimizle dolaşıyoruz hayatın içinde. Yeryüzünde ölüm var.*

Tüm bütünlükleri parçalayarak, uzun insanlık tarihinde vardığımız sonuç bu; ölmekteyiz, aynı zamanda bir o kadar da hazırız ölmeye.

Birbirimize temas eden bakışlar bile terk terk edeli dünyamızı çok oldu. Sözcükler çok uzun zaman önce yitirdiler anlamlarını. Artık bir kenti hayata döndürebilecek müzikler de** bestelenmiyor ki sefaletin ortasından onurluca kalkabilelim ayağa.

Büyük olan ne varsa parçalanıp tüketildi ve asla tüm'e varamayacağız artık.

Şimdi bekliyoruz sadece. Yan yana durmakta olan bir yığınız sadece ve hiç kimse kendisinden başkasını hissetmiyor burada. Hiç kimsenin bir an öncesi ya da sonrası hakkında bir fikri yok; insan zamana bağlı bir fonksiyon artık.

Tefekkür sıkıyor bizi; olan biteni sadece izlemek, akışın içerisinde öylece yer almak ve bunu tükenene kadar devam ettirmek zorundayız.

Zamanın sahibi olmak bizim için bir anlam ifade etmiyor artık; bize sahip olan zamanın ise hakkımızda düşündüğü ne?

"Katı olan her şey buharlaşıyor" demişti Marx; her şey uçup gitmekte ve bu en büyük gerçeklik artık. Tüketmenin akıl almaz bir hızla ilerlediği çağdayız. Soyut ya da somut olması fark etmiyor tüketim nesnesinin; her şey aynı hızlılıkta siliniyor tahayyül dünyamızdan. Kalıcı etkili bir şey yok artık.

Durup seyreyleyen hayret, soluklanacak bir geçit, kalınacak bir haz anı...

Artık yok. Sadece hızlı geçişler var. Her şeyden geçmek ve hiçbir şeye temas etmemek var.

nisan 2016

* Andrey Tarkovski
**Dmitri Shostakovich, Symphony No. 7 (Leningrad Senfonisi)

Çağrı 
 12 Oca 18:42 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Albert Caraco öyle birisi ki, Nietzsche onun yanında Pollyanna kalır...Söylediklerinde doğruluk payı olsa da, düşüncelerini çok ama çok sağlıksız bulduğumu söylemeliyim. Fikirleri arasında cımbızla seçebileceğim, hoşuma giden birkaç fikri oldu yalnızca. Bunlar da anaerkil ve ilkel toplumlara geri dönüşle ancak huzura ulaşabileceğimiz düşüncesi. Bu noktada bir anarşist gibi yaklaşıyor görünebilir ama hayata soldan bakan birisinin Caraco'nun yaklaşımını kabul etmesi çok zor. Üremenin büyük bir sorun olduğunu ve özellikle fakir insanların üremesinin daha da büyük bir hata olduğunu söyleyen birisi Caraco. Bir yerde şöyle diyor: "Yoksulluğun tehdit ettiği bir dünyada her yoksul aile sefaleti arttırır, her yoksul aile, varlığı nedeniyle zaten kriminaldir." Yoksulluğun tehdit ettiği dünyada suçlu, çocuk sahibi olmak isteyen yoksullar mıdır? Onlara gelesiye kadar onları yoksullaştıranlara ne demeli? Aile kurumunu da ağır şekilde eleştirirken, hak verebileceğim bir durum olarak kadının köleleştirilmesinden bahsediyor. Ama şöyle de bir şey söylüyor: "Otuz bir çekenlerle ve oğlancılarla dolu bir dünya bizimkinden daha az sefil olurdu." Gerçekten öyle mi olurdu? O zaman da oğlanları köle yapmaz mıydık? Değişen sadece kölenin cinsiyeti olurdu.

Kitabı boyunca insanların neler yaptığını anlatıp durmuş. Adeta distopik bir roman gibi olsa da, dünyayı tasvir edişinde haklılık payı olduğu açık ama bu sorunlara getirdiği "daha az insanın yaşaması gerektiği" şeklinde yorumlanabilecek çözümleri gerçekten inanılmaz! Tüm bunlar yetmezmiş gibi, iyimserliğin ve umudun bize çok büyük zararlar verdiğini belirtmeyi de ihmal etmiyor ayrıca.

Yazarın hakkını da vermem gereken bazı noktalar var. Dünyayı doğru bir şekilde tasvir ediyor ve sorunları çözümlere bağlı kalmaksızın incelediğinizde ona hak vermemek imkansız. Ama, bu denli karamsar bir zihinle ne kadar parlak çözümler üretilebilir, bundan emin değilim işte. Benim devrimim, anaerkil toplumlara geçiş diyor ama kadınların gücü ele geçirdiğinde (erkeklerin yerine geçtiğinde), erkeklerden farklı davranmayacağını garanti edebilir mi? Ayrıca, hangi devrim umutsuzluktan doğabilir ki? Açıkçası benim aklım almıyor bunu...

ek: Bir şey daha ekleyeyim, Dağınık oldu farkındayım, affınıza sığınıyorum. İlkel dönemlerde anaerkil toplumların olduğu düşüncesi tam olarak gerçeği yansıtmıyor. Birçok antropoloğa göre, tarihte anaerkil toplumlar var olmadı. Bu da, yazarın savını zayıflatıyor.

Kubra Cangul 
06 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Okudum ama nasıl okudum bir de bana sorun.. İnsanın ruhunu sıkan kapağını kapatıp çığlık atma isteği getiren tokat gibi bir kitap. Hayatımda gördüğüm en felaketlerle dolu beni insanlığımdan kendimden utandıran ilginç bir eser. Bu kitapta her kesimden her fikirden insanın onaylayacağı onaylamak zorunda olduğu gerçekler var. Ve yazar bu gerçekleri gayet sert bir dille yüzünüze vuruyor. Çok şey söylemek istiyorum ama söyleyemiyorum altından kalkılması bitirdikten sonra normal yaşama devam edilmesi zor bir kitap. Hepiniz okuyun. Okuyun ve görün.

efla- 
 13 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde

-- spoiler var --

Kitap bir manifesto gibi yazılmış.
Yazar küresel sorunları doğru tespit etmiş olmakla beraber çözümler için önerdiği, yoksul ailelerin kısırlaştırılması, kaçınılmaz, planlanmış felaket(ler) ile nüfusun 100 milyonda, kendisine göre ideal olan düzeyde tutulması yoluyla ancak düzenin sağlanabileceği gibi fikirleri dayanaktan uzak kalmış.
Sorunların temel nedenlerine de inememiş gözüküyor.
Bu haliyle manifestosu uygulanacak olsa dünyaya yeni bir küresel hitler -bir deccal- kazandırabilecek durumda.
Manipülasyona çok açık yargılar içeriyor.
Örneğin temel olarak üç gruba ayırdığı küresel toplumun en alt tabakasını oluşturan uyurgezerler kimler?
Bunu gelişmiş batı ülkelerine sorsanız tüm müslüman ülkeler, afrika ve bazı asya ülkeleri derler (kendisi de Afrika ve Asya'yı hedef göstermiş).
Gelişmekte olanlara sorsanız başka bir cevap çıkar.
Kimin hangi gruba girdiğini belirleyebilecek bir metodoloji zaten mevcut değil ve bu tür bir metodolojiyi dürüst, adil, gerçekçi olarak geliştirmek olanaklı mıdır, sorusu canlanıyor akılda.
Sadece bir örnek bu. Bunun gibi çok sayıda sorgulanması gereken, manipülasyona çok açık, altı doldurulamamış yargı mevcut.

Yazar kendisini peygamber olarak nitelendiriyor, yeni bir pagan dinine ve bu dinin peygamberine ihtiyaç olduğunu, uyurgezer olarak nitelediği geniş kitlelerden dünyanın temizlenmesi gerektiğini savunuyor.
Aslında önerilerinin bir ölçüde, günümüzde elitlerce uygulandığını biliyoruz.
Doğrudan olmayan kısırlaştırmalar, kanserojen tüketim ve gıda ürünlerinin yaygınlaştırılmış olması gibi uygulamalarla insan nüfusundaki artış önlenmeye çalışılıyor.

Doğuya yüzünü hiç dön(e)memiş, yok saymış, materyalist batı kültüründen çıkmış düşünürlerde rastlanan sorunları analiz etmek için güzel bir çalışma.

Aynı şeyi anlatan çok sayıda farklı ifade kitabın içeriğini zayıflatmış ve sanki okura "Bak sen bunları bir kerede anlayamazsın, ben elli defa kafana kakayım da anla," der gibi olmuş.

Okuması rahat, akıcı, anlaşılır bir kitap.

mehmet aysu 
03 Ara 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Dili çok sağlam ve zengin. Sert, salt, acı gerçeklere hazır olanlara istediğini fazlasıyla veren kitap. gerçekten kutsal ve felsefeden ziyade dini bir kitap. ölümün hakimiyetini, kaçınılmazlığını ve gerekliliğini kabul eden, boyun eğen, kutsayan eser.

Barış 
 31 Eki 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · 7/10 puan

Açık ara okuduğum en karamsar kitap, her cümlesi kötümser, zerre kadar umut ışığı taşımıyor, eğer biraz kapalı fikirli bir yapınız varsa bu kitap size saç baş yolduracaktır. Zira hemen hemen saldırmadığı kavram yok gibi.Kitap dünyanın gidişatı ve bunun nedenleri üzerine varsayımları içeriyor ve tek kurtuluşun, çözümün ölüm olduğunu anlatıyor. Yazım dili de gayet zengin ve akıcı. Kitabı henüz bitirmedim fakat bana hitap etmeyen kısımlarına rağmen bir çok kısmını gerçekçi buldum, bu açıdan şayet çok etkilenilmiyecekse ufuk açıcı bir tarafı olduğunu söyleyebilirim, böyle devam ederse böyle olur gibilerinden yani, fakat içinizdeki birazda olsa yaşama sevinci varsa onuda söndürebilir diye uyarımı yapmayıda ihmal etmeyim :)

Temeline inecek olursak Cioran'ın Burukluk'u ile bir benzerlik kurabiliriz. Ancak üslup ve konu üzerinde durma miktarı açısından değerlendirecek olursak çok da benzerlik olmadığını görürüz. Elbette şunu söyleyebilirim: Kaos'un Kutsal Kitabı, ya hayata karışamamışların, ya karışmış fakat uyum sağlayamamışların ya da bilinçli olarak katılmak istememiş olanların kitabı.

Hepimizin hakikatlerinin acı ve üzerinde fazlaca durulacak şekilde yansıtıldığı bir kitap bu. Kaldı ki, yazar zaten yeterince yazdıklarının arkasında durup intihar etmeyi akıl etmiş. Karamsarlar için uygundur, ancak insanın intihar edesi -çünkü bunun için yeterince destek var- gelmiyor değil. Tüm bunların dışında, fazla fazla iyimser olan insanların asla okumaması gereken bir eser.

Kitaptan 86 Alıntı

sezen 
22 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

..tek bildiğimiz şey eğitmek iddiasında olduklarımızı barbarlaştırmak, onları hayata hazırlar gibi yaparak hayat karşısında silahsız bırakmak.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 58)Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 58)
sezen 
22 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

...erkeğin inşa ettiği düzenin temellerinde cinayet vardır.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 38)Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 38)
sezen 
22 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Dünya çirkin, giderek daha da çirkinleşecek, ormanlar balta darbeleriyle yok oluyor, her yandan şehirler her şeyi yutarak yükseliyor, çöller her yerde yayılıyor, çöller de insanın eseri. Toprağın ölümü şehirlerin uzağa yansıyan gölgesidir, şimdi buna suyun ölümü de ekleniyor, sırada havanın ölümü var, ama dördüncü element olan ateş, diğerlerinin intikamını almak için varlığını sürdürecek; bizler sıramız geldiğinde ateşle öleceğiz. Evrensel ölüme doğru ilerliyoruz, en bilgili ve görgülü olanlar bunun farkında.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 42)Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 42)
Emre Ö. 
22 Ara 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

..her yoksul, bir başka yoksul doğurarak sefalete yeni bir rehin verdiği andan itibaren suçlu olur.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert CaracoKaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco
sezen 
18 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Aslında, dinsel ve ahlaki fikirlerin kaynağı insandadır, bunu insanın dışında aramak anlamsızlıktır, insan metafizik bir hayvandır ve evrenin yalnızca kendi için varolmasını ister, ama evren insanı bilmez, farkında değildir ve insan bu tanımazdan gelmeye teselli bulmak için uzamı tanrılarla, kendi imgesinden yarattığı tanrılarla doldurur, böylece, içi boş gerekçelere tutunarak yaşamayı başarırız, ama bu gayet hoş ve teselli edici gerekçeler, bizler gözlerimizi kuşatması ve tehdidi altında yaşadığımız ölüme ve kaosa açtığımızda hiçliğe düşerler. İman, boş şeylerden biridir ve bu dünyanın doğası üzerine insanı aldatma sanatıdır.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 22)Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 22)
sezen 
18 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Mimarların tek özlemi, bize hazırladıkları kaderden kaçıp kırda yaşamaya gitmektir.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 13)Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 13)

Ne bir şey inşa etmeyi biliyoruz ne heykel yapmayı ne de resmi; müziğimiz iğrençlik, bu nedenle eski anıtları yıkmak yerine restore ediyoruz ve bu nedenle bütün üslupların koruyucusu kesiliyoruz.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 47)Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 47)
sezen 
22 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Yitik kitlenin bilinci yoktur ve asla da olmayacaktır, bilincin özü varlıkları tek başına bırakmaktır ve insanlar kendi bilinçlerinden kaçmak için bir araya gelirler, yitik kitle onların kaçış yoludur, başarısız yalnızlıkların kavşağıdır, her zaman suçludur, onun laneti daima düzenin içinde olacaktır, kendisini oluşturan değersiz ve başarısız yığını kendi yitimi içine katar.

Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 66)Kaos'un Kutsal Kitabı, Albert Caraco (Sayfa 66)