Mustafa Necati Sepetçioğlu, Anadolu'nun yurt tutulma destanını anlattığı serisinin bu üçüncü kitabında, alıştığımız o ustalık dolu üslubunu bozmadan devam ettiriyor. Kilit ve Anahtar kitaplarında aldığımız o edebi lezzet, Kapı'da da artarak sürüyor.
Kitabın en güçlü yanlarından biri yazarın kurgu matematiği. Olayları tekdüze bir tarih anlatıcılığıyla değil, çok farklı pencerelerden ve cephelerden ele alıyor. Çevre betimlemeleri o kadar canlı ve yerinde ki, satırları okurken o dönemin coğrafyasını, çadırların kokusunu ve sarayların soğukluğunu hayal gücünüzde net bir şekilde canlandırabiliyorsunuz.
Ancak bu noktada kitaba başlayacak olanlara çok kritik bir uyarım/tavsiyem var: Bu kitabı (ve genel olarak tarihi romanları) okurken, satırlardaki her detayı mutlak tarihi gerçeklikmiş gibi kabul etme tuzağına düşmemek gerekiyor. Kitaba başlamadan önce veya okuma sürecinde, o dönemde yaşanan tarihi gerçekler hakkında ufak bir araştırma yapmak, olayların gerçek iskeletini bilmek şart. Bu şekilde okuduğunuzda kurgunun lezzeti çok daha artıyor ve yazarın tarihi gerçekleri edebi bir dille nasıl harmanladığını daha iyi görüyorsunuz.
Genel hatlarıyla, tarihi kurgu sevenlerin mutlaka o kapıdan içeri girmesi gerektiğini düşünüyorum. Hem edebi bir şölen hem de Anadolu'nun o kanlı kuruluş sancılarına dair muazzam bir panorama.