Kapıları Açmak

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.854
Gösterim
Adı:
Kapıları Açmak
Baskı tarihi:
Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
182
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759953355
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Türk edebiyatı ve sinemasında göç olgusu işlenirken, taşradan büyük şehre gelip orada savrulan, talihsizce batağa ve çukura sürüklenen bilhassa genç kızlarımızın hikayesi çokça anlatılmıştır. Kapıları Açmak bu çerçevede tam bir “ters hikaye” dir. Eserin kahramanı Zehra olmaz denilen şeyi oldurmak üzere, büyük şehir batağından kaçıp evine, baba ocağına döner. Orada yeni ve temiz bir hayat kurmak için mücadele verir. Bu elbette zor bir süreçtir. Yazar bu süreci işlerken fonda son elli yılın Türkiye’sinde, kıyı kasabalarında vücut bulan sosyal değişimi kırık bir aşk hikâyesi etrafında işliyor.
Gerçekten benim yazarım Mustafa Kutlu. Onun eserlerini okurken çok mutlu oluyorum. Yazarın özellikle hikayeleri çok anlamlı, okudukça okuyanan, niye bu kadar hızlı bitti dedirttiren cinsten.

Kitaba gelirsek ilk sayfalardan beri "Acaba ne olacak?" diye diye okudum. Bitirmeden uyuyamadım. Heyecan, sevinç, üzüntü, huzur, sevgi, saadet... hepsi bu kitapta. Mustafa Kutlu yine şahane konusuyla ve çok açık, anlaşılır üslubuyla kaleme almış eseri.
Güçlü Öykü! Kadını anlatan ayna olacak kadar güçlü.

Öykü tanıdık, kapama kulaklarını! Yan komşum, alt kat ya da üst kat komşum belki. Sabah okuduğun gazetede küçücük pencereye sığdırılmış birkaç satırdan almış yazar sanki. Yazmış, açmış kapıları buyurun diyor okurlara. Hadi bakalım bir çırpıda okuruz okuruz da kitabı bitirip kapatınca bitecek mi?

Bir kadının güçlü duruşu, hayata sarmaşıklar gibi sarılışı, mücadelesi, tam teslimiyetinin hikayesi bu. Zehra'ya açılan kapıdaki tüm kadınların hikayesi aslında.

Zehra, vakur duruşlu güçlü kadın, tuttuğunu koparan akıllı kahraman. Elinde olmayan türlü sebeplerle sürüklendiği korkunç hayattan yine tek başına çıkmak icin mücadelededir. Onu koruyacak, destekleyecek, hadi uzat elini diyecek ne baba vardır ne abi ne de sevdiği sevildiği biri. Vardır aslında, mesela babası vardır hasta ve kendine zor yeten; bir abisi vardır, hani şu gücü yumuklarında patlayan cinsten, dünyaya meyil etmiş hırslı, gözü paradan başka bir şey görmeyen. Kalbinin attığı da vardır Cihan, kendine uzanan eli tutmaktan ürken, hep geride, hep uzak, kendini bile anlayamayan güzel sesli Cihan. Bunların yanında bir de Kemal vardır, canavar Kemal. Zehra'nın hayattaki cehennemi Kemal...

Zehra zorlu mücadelesinde yalnızdır ancak kalbi tam ve doğru. Zorluklarla başeder, yılmaz. Mücadelesine sonuna kadar devam eder. Kitap der ki (sayfa 127) " kadınlar böyledir, mekanı benimser onu sular süpürür, yuva kılar evin direği erkektir derler inanmayın"  öyle yapar Zehra. Yanıltmaz yazarı. Tüm kadınların yüzünü ak çıkarır. O, iradenin üzerinde bir irade daha olduğunu bilir yaşantısına böyle bakar. Zorlukları bu pencereden karşılar.

Güçlü kadının güçlü hikayesi...
 
"Babalar kızlarını daha çok sever ama belli etmez." diyor yazar.

Öyle ya da böyle Siz kızlarınızı sevin Sayın Babalar. Belli de edin korkmayın!
Ve siz sessiz-kararsız Beyefendiler, pişman olmamak, "Aslında..." ile başlayan cümlelerde boğulmamak için kalbinizin aktığı kalbe yönelin.
gerisi Kader.
Amenna.


Zorlu yaşam mücadelesinde direnen ve bayrağı yalnız taşıyan tüm kadınlara...
Bir şeyler yazmak istiyorum galiba, en azından buna ihtiyacım var, kitap daha yeni bitmişken hem de... Uzun zaman sonra ilk defa bir Mustafa Kutlu kitabından böylesine keyif, acı, hüzün, mutluluk aldım. Ama ne böyle başlasaydı ne de böyle bitseydi keşke kitap. Ahh, sevgili yazar, dağlamakta üzerine yok.

Kitabın ismini her gördüğümde düşünürdüm; hangi kapı, nasıl açılacak, kim açacak diye. Şimdi düşünüyorum da öyle bir kapılarmış ki bazen sonuna kadar kapalı bazen de sonuna kadar açılmış. Ama kapıyı kapatan da açan da Allah değil mi, bazen bir kapıyı kapatıp başka bir kapı açar bazen de aynı kapıyı önce kapalı gösterip sonra açıverir. Zehra.. Ne de güzel tüm o kapılarda durmayı bildi, yılmadan ve sabrederek. Güçlü kadın vesselam. Yaşadıklarını anlatmaya benim kelimelerim de yüreğim de yetmez, Mustafa Kutlu amcam anlatmış sağolsun, siz de alıp okuyun lütfen, böylesi bir hikayeyi hepimizin okumaya ihtiyacı var.
"Mavi Kuş" öyküsü çok meşhurdu diye onunla başlamıştım Mustafa Kutlu okumaya, ama "Kapıları Açmak" kitabını çok daha değerli buldum, yani dillerde olan bu olmalıydı sanki.

Kitabın, Mavi Kuş'tan daha az ilgi görmesinin sebebi sanırım; ilk otuz sayfanın hikayeye girmemiş olması ve hikayenin nasıl bir ortamda geçtiğini anlayabilmemiz için bize belki de laf kalabalığı olarak gelen anlatımlar, buna mukâbil pes edilmesi. Yani üzülerek söylüyorum ama bende geçen sene böyle olmuştu :)
O zamanlar sayfa 26-27'de Mustafa amca demişti ki;
"Lafı uzattığımın farkındayım..
Az daha sabredin..
Ben bildiğim-inandığım şekliyle anlatayım, kafasına yatan okur; yatmayan 'amaan sıktı be' deyip atar."
O gün kafam dolu olduğu halde iki üç sayfa daha yani 'az daha' sabrettim ama baktım olmuyor, kapattım kitabı, sonra unutmuşum nedense, kaldı öyle. 
Geçen gün tekrar başladım, on beş sayfa kadar okuyunca hatırladım yarım bıraktığımı ama bu sefer gerçekten sabrettim, ellinci sayfaya geldikten sonra elimden bırakamadım zaten, aktı gitti.

Kitabımız, kasaba olmaktan çıkmaya çalışan, bu süreçte aşama aşama ahlâkını ve değer yargılarını değiştiren/bozan bir yerleşkeyi anlatıyor bize. İnsanın, mekânın, tarihin, geleneğin değerininin çoğunluk tarafından önemsenmemeye başladığı ve önemsenen şeylerin paraya, makama, itibara, reklama dönüştüğü bir yerleşkeyi.

Bu esnada farklı karakterlere sahip insanların kapılarının birbirine açılmasını ve kaderlerin buluşmasını anlatıyor; zalimin kapısı, şahsiyetsizin kapısı, açgözlünün, pısırığın, bencilin, çirkefin kapısı... mazlumun kapısı,  karakter sahibinin kapısı, gözü tokun, cesurun, fedakârın, âdilin kapısı...
Her kalpte hem güzel hem çirkin kapı var ya hani, kiminde iki kapı da açık oluyor kiminde sadece biri ama daha çok hangisi..

Her şeyin göründüğü gibi olmadığı bir kapılar dünyasında bunlardan biri Zehra'nın güzel kapısı; istemeden de olsa çok zorladılar o kapı kapansın diye ama öyle olmadı, öldürmeyen acının güçlendirdiği bir kapı oldu Zehra'nınki, çiçeklerle süslü bu kapının çiçeklerini yoldular belki ama açıldığı mekâna dokunamadılar, Zehra'nın sabrına galip olamadılar.Tercihler dışında bir hayata mecbur bırakılsa da; sevdalardan, acılardan, zorluklardan geçerken ayakta durabilmeyi  başaran bir Zehra vardı çünkü.

Babasının işi sebebiyle çocukluğu gezerek geçmiş olan ve insana-toprağa yakın yetişen yazarımız Mustafa Kutlu'nun gözlemleri öykülerine çok başarılı bir şekilde aksetmiş. Akıcı bir hikayeye ve sade bir dile sahip olan kitaplarının ilk sayfalarındaki betimlemeler ve kişi-durum açıklamaları sizi pes ettirmesin :) hatta belki siz zevk bile alırsınız, devam ettiğiniz için pişman olmayacaksınız, kitaplarından sonra yazarı daha çok tanımak isteyeceksiniz.
Yine Mustafa Kutlu, yine zamanda yolculuk... Eskiye, insanların samimi olduğu, sevdaların derinden yaşandığı naylon olmayan gerçek zamanlara yolculuk... Yine sarsıcı, delici bir hikaye... Yürek burkan, okurunu efkara gark eden, kahramanın hissini okuyucusunda hissettiren bir hikaye... Küle dönmüş bir sevdanın son kıvılcımından yeniden tütmeye başlaması, düştüğü bataklıktan ezanla kurtulup sevda bataklığına saplanan yürekli kadın Zehra, aşkı uğruna bir adım atamayan beceriksiz, pısırık Cihan...
Ahh be usta, bu ne samimi dil; bu ne akıcı, bağlayıcı anlatım; bu ne hikaye...Nereden buldun, tuttun çıkardın bu kahramanları? Mahvettin bizi...
Zamanın birinde sevdiğine açılamayanlar, sevdiğinden hep bir adım bekleyip göremeyenler, sevdiğinin başkasına yar oluşunu içten pişmanlıkla seyredenler, küllerinden tüten bir aşkın sahipleri bu hikayeden uzak durun,bu hikaye sizi çarpar, benden söylemesi...
Kitabı çok beğendim.Zaten bir günde okuyacağınız kitaplardan biri.Ayrıca öğüt veren ve kadının gücünü temsil eden bir hikaye.Okumanızı tavsiye ederim.
Kadının azmini ve mücadelesini anlatan kolayca okuyup hemen bitirebileceginiz bir kitap. Pısırık Cihanla Ipsiz Kemal yüzünden hayatı darmaduman olan bir kadının ayakta kalma çabası. Mustafa Kutlu mahallede yaşanan bi olayı izliyormuşuz gibi anlatması ve gündelik kelime gruplarıni kullanması insanın çok hoşuna giden bir ayrıntı.
Toplumun sert yargılarını en uygun kelimelerle ifade eden kadınlarımızın iç dünyasını anlatan bir solukta bitecek bir kitap.. Mustafa Kutlu'nun kitabı yazarken okurla yaptığı sohbet ve insana zevk veren cümleler... İyi Okumalar
Kapılar açılsın diye onca zaman bekledikten sonra kapılar tam açılmışken, her şey yoluna girmişken, tam da hayat olması gerektiği hale gelmişken; bir an, bir olay, bir kişi her şeyi değiştirebiliyor. Tıpkı Zehra'nın hikâyesinde olduğu gibi. Zehra bir yerlerden tanıdık gelen, çok da yabancı olmadığımız, belki de bir yerlerden duyduğumuz, çabucak benimsediğimiz bir karakter. Bir çırpıda okunacak, bir çok duyguyu aynı anda barındıran ve sonunun hiç böyle bitmesini istemediğim bir eser olmuş "Kapıları Açmak". Allah önünde durduğumuz hayırlı kapıları daima açık tutsun.
Bir kapıyı kapatan, başka bir kapıyı açarmış kulunun önünde. Yeter ki kul önünde açılanları görebilsin.
Bazen önüne geçilemeyecek oyunlar eder hayat bize. Su hep istediğimiz yöne akmaz elbet. Ama gün olur, an gelir bıçak kemiğe dayanır ve yeni bir gün doğar.
Zehra olmak zor, Zehra olabilmek güzel.
Rab, yeni günün hayrıyla güzel kapılar açmak nasip eylesin kuluna.
Mustafa Kutlu'nun anlatımı çok fazla güzel zaten. Okurken betimlemelere hayran oluyorsunuz. Birbirleriyle ilgisi olmayan insanların bir araya geldiği ince ve bir o kadar da güzel bir hikaye. Okumanız için tavsiye edeceğim kitaplar arasında kendisi.
İlk defa Mustafa Kutlunun hikayesini okudum. Yazarın kullandığı dil o kadar akıcı ki hiç bir fazlalık yada laf kalabalığına yer vermemiş. Kasaba insanını olduğu gibi gözler önüne serer. Ve Zehra’nın hayat mücadelesi, bazı insanların onu yapılan haksızlıklara rağmen yine de bataklıktan çıkabilen güçlü, mücadeleci bir karakter... yarım kalmış masum bir aşk!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kapıları Açmak
Baskı tarihi:
Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
182
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759953355
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Türk edebiyatı ve sinemasında göç olgusu işlenirken, taşradan büyük şehre gelip orada savrulan, talihsizce batağa ve çukura sürüklenen bilhassa genç kızlarımızın hikayesi çokça anlatılmıştır. Kapıları Açmak bu çerçevede tam bir “ters hikaye” dir. Eserin kahramanı Zehra olmaz denilen şeyi oldurmak üzere, büyük şehir batağından kaçıp evine, baba ocağına döner. Orada yeni ve temiz bir hayat kurmak için mücadele verir. Bu elbette zor bir süreçtir. Yazar bu süreci işlerken fonda son elli yılın Türkiye’sinde, kıyı kasabalarında vücut bulan sosyal değişimi kırık bir aşk hikâyesi etrafında işliyor.

Kitabı okuyanlar 326 okur

  • Yusuf Uslu
  • Bilgiye
  • Hanife Cgrc
  • şeyma.
  • Kübra K.
  • Neriman Berksoy
  • Abdullah Cemil Üzer
  • Nur Karabudak~
  • Salih Çermik
  • z.g.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.3
14-17 Yaş
%14.1
18-24 Yaş
%21.7
25-34 Yaş
%38
35-44 Yaş
%15.2
45-54 Yaş
%4.3
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.8
Erkek
%30.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (23)
9
%25 (23)
8
%26.1 (24)
7
%14.1 (13)
6
%5.4 (5)
5
%0
4
%2.2 (2)
3
%2.2 (2)
2
%0
1
%0