Kaplumbağa Kabuğunda Dünya

·
Okunma
·
Beğeni
·
5294
Gösterim
Adı:
Kaplumbağa Kabuğunda Dünya
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052993729
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Turtles All the Way Down
Çeviri:
Çiçek Eriş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Kaplumbağa Kabuğunda Dünya
Turtles All the Way Down
Nadir olan, sizinle aynı dünyayı gören birini bulmaktır.

On altı yaşındaki Aza, kaçak milyarder Russell Pickett’ın peşine düşmeye hiç de niyetli değildi aslında. Düşüncelerini ve dünyasını ele geçiren korkularıyla uğraşmak yeterince zordu zaten. Ancak bulana yüz bin dolar ödül vereceklerdi ve En İyi ve Korkusuz Arkadaşı Daisy paraya göz koymuştu bir kere. Böylece birlikte evlerinin yakın, dünyalarının uzak olduğu Pickett’ın oğlu Davis’in yanına gittiler.
Aza çabalıyordu. İyi bir evlat, iyi bir arkadaş, iyi bir öğrenci, hatta iyi bir dedektif olmaya çabalarken bir yandan da daraldıkça daralan düşünce sarmalının içinde sıkışıyordu…
Yeni kitabı uzun zamandır dört gözle beklenen John Green sevgi, direnç ve ömür boyu sürecek arkadaşlıkları konu aldığı bu romanında Aza’nın hikâyesini sarsıcı ve gözü kara bir açıklıkla paylaşıyor.

“Şeytanlarınızla yaşamayı öğrenmek ve mükemmel olmayan benliğinizi sevmek üzerine bu roman çok yerinde ve çok önemli.”
PUBLISHERS WEEKLY

“Kaplumbağa Kabuğunda Dünya mutlu son tanımını, aşkın bir trajedi mi yoksa başarısızlık mı olduğunu yeniden tartışmaya açarken hepimize evrensel bir ders veriyor: Yapabileceğiniz tek şey elinizdekiyle bir şeyler yapmaya çalışmak.”
USA TODAY

“Yeni bir modern klasik.”
GUARDIAN

“Yürek burkan ama aydınlatıcı bir roman.”
THE NEW YORK TIMES

“Yaratıcı… dokunaklı… unutulmaz.”
HEAT

“Doludizgin bir duygu seli…”
THE GLOBE AND MAIL

“John Green’in şimdiye kadarki en özgün ve en cüretkâr romanı.”
BUSTLE

“Dünyanın kontrolden çıktığını hissettiğinizde onunla baş etmeyi öğrenmekle ilgili hassas bir hikâye.”
PEOPLE

“Bu romanda şefkat, bilgelik ve bolca büyük fikir var.”
THE WALL STREET JOURNAL

“Zihinsel rahatsızlıklar, gençlik sıkıntıları ve büyüme ama kendini olgun hissedememe üzerine inanılmaz güçlü bir roman.”
SHELF AWARENESS

“Kaplumbağa Kabuğunda Dünya hepimizin ihtiyaç duyduğu bir şey söylüyor: Kendinizi iyi hissetmeyebilirsiniz ve bu sorun değil… Yazar son derece dürüst, yer yer acı veren ama baştan sona incelikli bir roman kurgulamış. Aramıza hoş geldin, John Green. Seni özlemiştik.”
MASHABLE
312 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
John Green.
Yine harikalar yaratmış.

Size yazardan bahsedip incelemeyi uzatmak istemiyorum çünkü yazarı çoğunluk biliyordur diye düşünüyorum ve incelemenin neredeyse tamamının sadece kitap olmasını istiyorum.

Yazarın ilk okuduğum kitabı Aynı Yıldızın Altında olmuştu. Mükemmel bir kurgu mükemmel bir hikayeydi şimdi oralara hiç girmeyelim. Kitabı rafta gördüğümde ilgimi çeken ilk şey renkleri ve kapak tasarımı oldu, sonrasında yazarın adını okudum John Green! Dedim neler oluyor, kitabın adını okumadan direk üstüne atladım gibi bir şey oldu o an direk arkasını çevirdim ve yazanları okumaya başladım.

"Nadir olan sizinle aynı dünyayı gören birini bulmaktır."

Okuduktan sonra yaklaşık beş dakika kadar durdum, neyi düşündüğümü falan da bilmiyorum çok anlamlı geldi ve sadece durdum. Tabii kitabı almaya karar verdim fakat kalabalık ortamlardan ve bazı işlerimden dolayı kendime bir sessizlik yaratamamıştım, ilk bölümü okudum fakat tam olarak hikayenin içine giremediğim için kızdım kendime. Bir sabah herkes uyurken kalktım, masama oturdum ve birinci bölümden tekrar başladım. Fark ettiğim şey şu oldu ki; girişi bile mükemmeldi.

Kitapta şu anlatılıyor bu anlatılıyor demek istemiyorum zaten kitabın profiline girdiğinizde konusu hakkında bilgi edinebiliyorsunuz. Ben bana kattıklarını ve hissettirdiklerini paylaşmak istiyorum sizinle, okumadan önce belki faydası dokunur.

Ana karakterler Aza, en yakın arkadaşı Daisy, kaçak milyarder Russell Pickett ve aslında Aza'nın eskiden tanıdığı Russell Pickett'ın oğlu Davis Pickett. Aza'nın annesi, Davis'in küçük kardeşi Noah, okuldan arkadaşları ve Daisy'nin erkek arkadaşı olan Michael ise diğer karakterler.

Aza'nın rahatsızlığı hiç hoş değildi. Kitap boyunca sinirden derin derin iç çektiğim anlar çok oldu çünkü resmen kendine eziyet ediyordu Aza. Gerçek hayatta onu tanıyıp onunla bu konuyu tartışmayı çok isterdim. Sarmalın sürekli daralan tarafını görmesi sinirime gidiyordu. Olaylara biraz farklı bakabilse o sarmalın aslında genişlediğini de görebilirdi. Elinde olmayan bir şey olması okudukça ve Aza'ya alıştıkça sinirden çok üzüntü hissetmeme sebep olmaya başladı. Ama her halükarda Aza; düşünceleriyle, karakteriyle çok güzel bir arkadaştı.

Daisy ise daha rahattı. Aza gibi birinin Daisy gibi bir arkadaşı olmasından daha değerli bir şey yoktur sanırım. Onu dengeliyordu. Zaman zaman onunla uğraşmak Daisy'yi yorsa da gerçek bir arkadaştı Aza onun için ve eninde sonunda barışıyorlardı. Daisy günlük hayatta çok sık karşılaştığımız durumların hep tam tersini savunuyor ve bunu her seferinde o kadar mantıklı açıklıyor ki 'Aslında harbiden de öyle.' falan diyorsun bir yerden sonra. Daisy bazı kalıpları yıktıran bir karakterdi benim için, çok da güzel bir karakter. Farklı bakış açıları her zaman en iyisidir.

Aslında kitabın asıl olayı Davis'in babası fakat ben babasından çok Davis'e değineceğim şu an çünkü babası hakkında yazmaya başlarsam fazlaca spoiler verebilirim diye düşünüyorum.
Davis babasının ortadan kayboluşundan sonra güçlü kalsa da içten içe kendisi de kaybolmuş olan bir karakter. Ortaokula giden bir kardeşi olduğundan dolayı onun hayatında annesi ve babası yokken çok önemli bir yere sahip, hatta Noah'ın tutunabileceği tek dalı abisi Davis. Bu yüzden güçlü, ayakta ama içten içe yıkık. Ve bunu dolaylı olarak bile olsa gösterdiği nadir insanlardan biri Aza. Kitap boyunca birbirlerine değer verdiklerini gördüm. Değer vermek, anlayışla karşılamak, zor zamanlarında birbirlerinin yanlarında olmaları aşktan daha güçlü bir durum. Bu kadar zor bir hayatın içinde Aza'nın tüm sıkıntılarını, engel olamadığı düşüncelerini, kaçışlarını bile bile onun yanında olmak istemesi çok değerli bir şeydi.
Bir milyarderin oğlu olarak, Aza'nın annesinin Davis'i şımarık biri sanması ve Aza'yı üzeceğini düşünmesi fakat Davis'in aslında hepsinden daha kırılgan, daha naif biri olması üzücüydü. Yardıma ihtiyacı vardı ve ona iyi gelen tek şey Aza'ydı kitapta.
Bilemiyorum.
Çok güzellerdi.

Michael'in Tutsak101 adlı çalışmasının yaratıcılığına bayıldım daha kitabın başlarında. Fikrin Daisy'den çıkması beni hiç şaşırtmadı ve o çalışmayı somut olarak görmesem bile ne kadar özgün olduğunu kafamda görebiliyordum.

Karakterler çok iyiydi, çok güzeldi. Kurgusu güzeldi, akıcılığı güzeldi. Her şeyiyle kitap çok güzeldi.
Mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Çoğunlukla karakterlerden bahsettim evet ama bunlar kurgudan çok kitabı kitap yapan unsurlar gerçekten.
Sonu da güzeldi.
Aza ve Davis'in vedaları bile güzeldi.

Kitabın adının sebebi de 264. sayfada yazıyor arkadaşlar. İnsanı düşündüren, anlamlı bir muhabbet geçiyor o sayfada. Orayı okuduktan sonra anlıyorsunuz Kaplumbağa Kabuğunda Dünya'nın ne demek olduğunu ve artık diyorsunuz ki 'Ondan aşağısı hep kaplumbağa.' (:

Okursanız pişman olmayacağınız bir kitap.
Ve,
Teşekkürler John Green.
312 syf.
·8/10
Size biçok yeni bilgi katarken aynı zamanda sürükleyici bir serüvenin içine bırakıyor bu kitap. Yazarını uzun süredir takip ediyorum ve etmeyede devam edeceğim. Bir çok yerde kendimi kahramanın yerine koyabiliyorum. Bu beni mutlu ediyor.
306 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Geciken bir *Allah'ımbunekadargüzelbirkitaptıböyleinanamıyorum* yorumuyla herkese merhabalar. Bu aralar bahtım açık, çok şükür, korkunç kitap okuma oranım epeyce azalmış görünüyor. KKD, yakın bir arkadaşımın benden önce okuyup hemen okumalısın diyerek beni teşvik ettiği kitaplardan biri. Aslında ben her türlü hemen okurdum da Bin Öpücük etkisinden çıkmam zor olmuştu, her neyse. John Green genel olarak severim. İlk Aşk benim için favoridir. O kitabın samimiyetini, hiçbir kitabına değişmem ve genelde en sevilen kitabı o olmadığı için KKD çıkınca çok korktuğumu itiraf ediyorum. Çoğunluk seviyordu ve bu acaba ben sevmeyecek miyim demek gibi bir şey olduğu için çekine çekine okumaya başladım ve TA DA!

JG, kalbimden, vur-dun!

Sana şarkılar söyleyebilirim, Aza'yı pamuklara sarabilirim, Davis'e şiirler yazabilirim. Ne yaptınız efendim? Neden yaptınız?

Kitabın girişi bile harikaydı. Öyle amaçlı, öyle derinlikli, öyle basit bir şekilde anlatılıyor ki her şey; şu an yorum yapmakta zorlanıyorum.

Bazen, hatta çoğunlukla, bildiğiniz gibi, gerçeklere ulaşmanın en kolay yolu basit olandır. Bu kitap işte böyle hissettiriyor. Süslü cümleler, inanılmaz kurgu ve karakterler, birbirinden sürükleyici olaylar vs. olmadan, onları aramanıza bile gerek kalmadan kalbinize yerleşiveriyor. Neden mi? Çünkü gerçek. Hissettirdiği şeyler gerçek. Ve Aza bir karakter olamayacak kadar içimizden, harika bir kız.

Sanırım mental hastalıklar üzerine okuduğum en harika şeylerden biriydi. Harika diye diye kelimeyi eskitmekten bile çekinmiyorum. Harikaydı, harikaydı, harika. Harikayız. Harikalar. Harika. Ay, delirdim.

Bana bir kitap yazın, içinde samimiyet olsun ve gerisini boş vereyim. Şu hayatta en çok inandığım şeylerden biri samimiyettir. Ve ben bu kitabı pilot kalemle çizdim, üstüne notlar yazdım, onlarca post-itle her yerini renklendirdim. Bu his, ah ya, bu işte kitap okumaya aşık olma sebebimdir. Öyle derin bir şekilde kalbine dokunurlar ki gülümser, gülümser, gülümsersin.

Teşekkürler JG. Ben kitabı çok sevdim. Sevmeyen epeyce bir kesim olduğu için onların yorumlarına da bakmanızı tavsiye ederim, çünkü şu an öyle sevgi doluyum ki kitabı eleştirmek için kendimi zorlasam bile bir şey bulamam. Sonunu bile delice sevdim. Ve tabii ki tavsiye ediyorum.

Harikaydı.

Harikaydı.

Harika.
312 syf.
·6/10
John Green den okudugum ilk kitap. Benim icin oldukca bunaltici gecen, sonu nereye nasil baglanacak diyerek okudugum bir kitap oldu. iyi ki @kitapyurducom daki indirimle almisim, yoksa cok uzulurdum

Aza Holmes ve cilgin arkadasi Daisy, Aza'nin Hüzün Kampindan tanidigi Davis Pickett'in babasinin bir anda ortadan kaybolmasiyla baslayip garip bir sekilde ilerliyor. Aza'nin anksiyete bozuklugu, surekli mikroplarin, bakterilerin, su hayatta bize normal gelen herseyin Aza icin sadece bakteri,mikrop,hastalik," C.Giff", olmek, yarabandi, nasir, kan,iltihap, enfeksiyon, hayir, olamaz, sarmal,dusunce,sıkışmak.... olarak detayli ve farkli bir dille anlatimiyla devam etti.

 Okudum bitti bu ikinci Aza vakasi benim icin, ilki Magonya kitabindaki Aza idi. Buda Kaplumbaga Kabugunda Dunya kitabindaki Aza... Aza yi okurken cok bunaldim gercekten, surekli yarabandi degistirmek yada degistirip degistirmediginden emin olamamak, gunluk yasantimizda hepimizin yaptigi mikrop ve bakteri alisverisini cok cok fazla dusunup gercekten bu kadar igrenc mi? Sorusuna takilip kalmak.. ah bilemiyorum, uzuldum mu uzuldum, ama Daisy ninde dediği gibi, tunelde insan ustu sakinlik gosterip, mikroplar yuzunden panik ataklara suruklenmesi fazla anlamsiz geldi. Cabucak unutacagim bir kitap olacak benim icin sanirim.
312 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
John Green'in altıncı kitabını da okumuş bulunmaktayım. Bu genelde bir yazardan bıkmak için yeterlidir. Ancak ben yazarı takip etmeye ve okumaya devam edeceğimi düşünüyorum.
Yazar bütün kitaplarında belli başlı artık klişe haline gelmiş ögeleri kullansa da insanda sürekli aynı şeyi okuduğu hissi yaratmıyor. Mütemadiyen 17 yaşında bir ergenimiz oluyor. Onun çok kafa dengi en iyi arkadaşı ile bir maceraya atıldığını görüyorsunuz ve asıl olay hiç bir zaman o macera olmuyor.
https://expectokitabum.blogspot.com/...unya-john-green.html
312 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Okuduklarımın arasında en sevdiğim John Green kitabının bu olduğunu söyleyebilirim. Gerçekten hem çok keyifli, hem çok sevimli, hem de konusu gereği bazı kısımlarda yüreğinizi derin bir yerden burkup sizi gerçeklerin acısıyla sarsabilecek türden bir kitaptı.

Aza, on altı yaşında, şeytanlarıyla başa çıkmaya çalışırken aynı zamanda annesi için iyi bir evlat, okulu için iyi bir öğrenci ve en yakın arkadaşı Daisy için de iyi bir arkadaş olmaya çalışıyor. Bir türlü hakim olamadığı yoğun düşünce sarmalının içerisindeyken tüm bunlara da yetişmeye çalışmak Aza için sıklıkla zor gelen bir şey. Bunu devam ettirmek için uğraşırken, bir gün hiç beklemediği bir olayla karşılaşıyor.
Kaçak milyarder ünlü Russell Pickett, yolsuzluk suçlamalarından tutuklanmak üzere olduğu gece evden kaçıp iki oğlunu da terk ediyor. Pickett'ı bulan kişiye de yüz bin dolar gibi bir ödül sunuluyor. Aza'nın en yakın arkadaşı Daisy de bu ödüle göz koyuyor ve Russell Pickett'ın peşine düşüyorlar.

Aza ve Russell Pickett'ın oğlu Davis'in birbirlerine olan sevgileri ama bunu bir türlü kelimelere dökemiyor oluşu beni kitapta en çok üzen şeylerden biriydi. Ama Daisy'nin karakteri ve Aza ile olan arkadaşlığı, siyah hikayenin içine turuncu bir renk katmıştı. Açıkçası Daisy gibi bir karakter olmamış olsaydı kitapta sadece acı ve yıkıcı, aşağı gittikçe sonsuza doğru uzanmaya devam eden düşünce sarmalında boğulan bir Aza ile birlikte babasını özleyen iki çocuğun hikayesini okurduk. Ki bu çok daha üzücü olurdu. Bu şekildeyken yer yer hem güldüm, hem de sarsıcı gerçeklerle içimde bir burukluk oluştu.

Kitap güzeldi, sevimliydi, akıcıydı. Keyif alırken aynı zamanda öğreneceğinizi de düşündüğüm ögeleri barındırıyor. Okumanızı tavsiye ediyorum :')
312 syf.
·1 günde·Beğendi
Sırf birini uzaktan da olsa tanıyorsunuz diye para kazanabilecek olsanız ne yapardınız ? Aza Holmesy en yakın arkadaşı Daisy'nin ısrarları üzerine kaçak milyarder Russell Pickett'ın izini sürme yoluna baş koyar. Çünkü nerede olduğuna dair bilgi götürdüklerinde para ödülü alacaklardır. Ve bu paraya oldukça ihtiyaçları vardır. Bu uğurda Pickett'ın oğlu Davis ile yakınlaşmaya çalışırlar.
John Green aşık olmasam da sevdiğim bir yazar. Çoğu okur gibi onunla 'Aynı Yıldızın Altında' ile tanışmıştım. Aşırı duygusal olmamla beraber kitabın son 50 sayfasında delicesine ağlamama sebep olmuştu. Bu kitabında da dram boyutu yüksek olur diye okumakta çekinmiştim. Ancak bu sefer yazar farklı bir yol izlemiş ve karakterlerin ruhsal çöküntülerini anlatırken bile bir taraftan güldürebilmeyi başarmış.
Davis'i sevdim ama sevdiğim kadar onun adına üzüldüm de. Daisy çoğu bölümde aşırı derece kendisine sinir olmamı sağladı. Baş rolümüz Aza ise zorlu süreçlerden geçmesine rağmen ayakta kalabilmesiyle beni kendisine hayran bıraktı.
Bir sonraki kitapta buluşmak üzere. Keyifli okumalar.
312 syf.
·10/10
Bir John Green kitabı olduğu için önyargı ile başladığım bir kitaptı çünkü filmini çok sevmeme rağmen 'Aynı Yıldızın Altında' kitabını bir türlü sevememiştim. Ama bu kitap önyargılarımı boşa çıkardı çünkü anlatımıyla, alıntılarla, karakterlerle gerçkten akıcı ve elinizden bırakamadığınız için hemen biten bir kitap. Özellikle kitabın baş karakteri Aza çok özel bir karakter. Onun dünyasını, düşüncelerini okurken büyük bir keyif alıyorsunuz. Kitabı sıcacık bir tebessümle bitirdim diyebilirim. Bence bir şans vermelisiniz.
312 syf.
·1/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı.Birçok yerde görüp duydum.Merak ederek başladım ama beklentilerimi karşılamadı bana göre okunmasa da olur bir kitap.Pek bişey kattığını düşünmüyorum.
312 syf.
·3 günde·6/10
Aynı yıldızın altında ile tanıdığım yazarın okuduğum ikinci kitabı. Diğer kitapla mukayese etmem gerekirse bu biraz sönük kalıyor ama gayet akıcı ilerliyor.
Kitaptaki karakterin bakteri problemi enteresandı. Ayrıca tuatara isimli gelmiş geçmiş en ilginç sürüngenle de tanışıyoruz kitapta. Tabi siz tüm varlığınızı sanırım bu sürüngene bırakmazdınız evet malesef(bize göre) öyle bir problem var kitapta.
Bitirdiğimde böyle bitmemeliydi siyen tuhaf bir tebessüm vardı suratımda. Yine de beğendim diyebilirim.
312 syf.
·16 günde·Beğendi·8/10
Bu kitap kimileri tarafından bir amacı olmadığına inandırılmış. Ne yazık. Orta, yüzeysel özet vari incelemelerle okunarak rafa kaldırılmış.Aslında hakkını vererek okumak diye bir şey var. Bu yada başka bir kitap farketmez. Okurken bilmediğiniz konu başlıklarını araştırın ve hakkında makale okuyun.Vay efendim iki günde kitap bitiriyormuş. E bu biraz show bence. Onuda geçtim neyin showu diye sorarlar adama.Yerinden kalkıp bilmediği kelimeyi araştıramıyor, ama iki günde bitirdim diyor.E sen bitirmeye devam et. E parmağı olan inceleme yazıyor. YAZMAYIN. Hakkını ver, sindir sonra istersen kalu belaya kadar yaz. Kitaba gelirsek , ki gelmeden yazara geleyim. Çok zeki bir adamla karşıkarşıyayız. Kitapta ana kahramanımızın yaşadığı sorunların bir farklısını zamanında kendide yaşamış ve bunun bilinciyle hikayeyi kaleme almış. Bu okuyucuya hissedilenlerin geçirilmesi babında gayet anlaşılır. Çünkü okuyucu içerikteki ruhsal bilişsel problemleri kendinde de sorgulamaya başlıyor. O zaman anlıyorsunuz ki bu tür hastalıklar aslında çağın hastalıkları. Kendinizde değilsede
emin olun çevrenizde bunun örneklerini hemen buluyorsunuz. Anksiyeteli bir kızımız var Aza Holmes isimli. Babasını kaybetmiş,onun hatıralarını Harold(araba) ve gökyüzünü parçalara bölen ağaç dallarının görüntüsünde arayan bir kızcağız. Matematik öğretmeni olan annesiye birlikte yaşamakta ve yanında onunla konuşarak çayırlara taşabildiği yakın arkadaşı, Starwars delisi ayrıca fan fiction yazarı Daisy var. Ve kaybolan babasının hikayesinde, gökyüzünde yıldızlarla sürüklenen Davis... Ne denebilir ki bu kadar farklı karakterler bir arada kaplumbağa kabuğunda bir dünya yaratmışlar. Bu arada yazarımız John Green nin bir youtube kanalı var ve kitabın birinci bölümünü kendi sesiyle okuyor incelemenizi tavsiye ederim. Okuyacaklarada tavsiyem herkes kendi sarmalında yaşar kapit.
312 syf.
·10/10
Aza gibi insanların hayatımızda olması olası bir durum ve böyle bir yapıya sahipken bile güçlü olabilmesi gerçekten güzel. Kurgu başarılı...
Aza ve Davis in itiraf edemedikleri aşkları da cabası
Yeşil veya mavi gözlerin çekiciliğini göklere çıkarmak herkese kolay geliyordu ancak Davis’in kahverengi gözlerinde, daha açık renklerde olmayan öyle bir derinlik vardı ki bana bakışı, sanki kendi gözlerimin kahverengisinde de büyüleyici bir şeyler varmış gibi hissettiriyordu.
"Eh, bugünlerde herkes deli, Dr. Singh. Yeniyetmelerin akıl sağlığının yerinde olması yirminci yüzyılda kaldı."
John Green
Sayfa 100 - Pegasus Yayınları - Aza

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kaplumbağa Kabuğunda Dünya
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052993729
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Turtles All the Way Down
Çeviri:
Çiçek Eriş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Kaplumbağa Kabuğunda Dünya
Turtles All the Way Down
Nadir olan, sizinle aynı dünyayı gören birini bulmaktır.

On altı yaşındaki Aza, kaçak milyarder Russell Pickett’ın peşine düşmeye hiç de niyetli değildi aslında. Düşüncelerini ve dünyasını ele geçiren korkularıyla uğraşmak yeterince zordu zaten. Ancak bulana yüz bin dolar ödül vereceklerdi ve En İyi ve Korkusuz Arkadaşı Daisy paraya göz koymuştu bir kere. Böylece birlikte evlerinin yakın, dünyalarının uzak olduğu Pickett’ın oğlu Davis’in yanına gittiler.
Aza çabalıyordu. İyi bir evlat, iyi bir arkadaş, iyi bir öğrenci, hatta iyi bir dedektif olmaya çabalarken bir yandan da daraldıkça daralan düşünce sarmalının içinde sıkışıyordu…
Yeni kitabı uzun zamandır dört gözle beklenen John Green sevgi, direnç ve ömür boyu sürecek arkadaşlıkları konu aldığı bu romanında Aza’nın hikâyesini sarsıcı ve gözü kara bir açıklıkla paylaşıyor.

“Şeytanlarınızla yaşamayı öğrenmek ve mükemmel olmayan benliğinizi sevmek üzerine bu roman çok yerinde ve çok önemli.”
PUBLISHERS WEEKLY

“Kaplumbağa Kabuğunda Dünya mutlu son tanımını, aşkın bir trajedi mi yoksa başarısızlık mı olduğunu yeniden tartışmaya açarken hepimize evrensel bir ders veriyor: Yapabileceğiniz tek şey elinizdekiyle bir şeyler yapmaya çalışmak.”
USA TODAY

“Yeni bir modern klasik.”
GUARDIAN

“Yürek burkan ama aydınlatıcı bir roman.”
THE NEW YORK TIMES

“Yaratıcı… dokunaklı… unutulmaz.”
HEAT

“Doludizgin bir duygu seli…”
THE GLOBE AND MAIL

“John Green’in şimdiye kadarki en özgün ve en cüretkâr romanı.”
BUSTLE

“Dünyanın kontrolden çıktığını hissettiğinizde onunla baş etmeyi öğrenmekle ilgili hassas bir hikâye.”
PEOPLE

“Bu romanda şefkat, bilgelik ve bolca büyük fikir var.”
THE WALL STREET JOURNAL

“Zihinsel rahatsızlıklar, gençlik sıkıntıları ve büyüme ama kendini olgun hissedememe üzerine inanılmaz güçlü bir roman.”
SHELF AWARENESS

“Kaplumbağa Kabuğunda Dünya hepimizin ihtiyaç duyduğu bir şey söylüyor: Kendinizi iyi hissetmeyebilirsiniz ve bu sorun değil… Yazar son derece dürüst, yer yer acı veren ama baştan sona incelikli bir roman kurgulamış. Aramıza hoş geldin, John Green. Seni özlemiştik.”
MASHABLE

Kitabı okuyanlar 314 okur

  • Dila Karadağ
  • A
  • Selin Atmaca
  • ~ 33
  • Gülşen Uzdil
  • Hilal Arslan
  • Bi'katre
  • Şeyma Ay
  • sude
  • arife  şahin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%19
14-17 Yaş
%47.6
18-24 Yaş
%19
25-34 Yaş
%9.5
35-44 Yaş
%0
45-54 Yaş
%4.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%88.7
Erkek
%11.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.2 (25)
9
%19.2 (25)
8
%21.5 (28)
7
%13.1 (17)
6
%14.6 (19)
5
%1.5 (2)
4
%3.8 (5)
3
%0.8 (1)
2
%2.3 (3)
1
%1.5 (2)