Kaplumbağa Kabuğunda Dünya

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.659
Gösterim
Adı:
Kaplumbağa Kabuğunda Dünya
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052993729
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Turtles All the Way Down
Çeviri:
Çiçek Eriş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Kaplumbağa Kabuğunda Dünya
Turtles All the Way Down
Nadir olan, sizinle aynı dünyayı gören birini bulmaktır.

On altı yaşındaki Aza, kaçak milyarder Russell Pickett’ın peşine düşmeye hiç de niyetli değildi aslında. Düşüncelerini ve dünyasını ele geçiren korkularıyla uğraşmak yeterince zordu zaten. Ancak bulana yüz bin dolar ödül vereceklerdi ve En İyi ve Korkusuz Arkadaşı Daisy paraya göz koymuştu bir kere. Böylece birlikte evlerinin yakın, dünyalarının uzak olduğu Pickett’ın oğlu Davis’in yanına gittiler.
Aza çabalıyordu. İyi bir evlat, iyi bir arkadaş, iyi bir öğrenci, hatta iyi bir dedektif olmaya çabalarken bir yandan da daraldıkça daralan düşünce sarmalının içinde sıkışıyordu…
Yeni kitabı uzun zamandır dört gözle beklenen John Green sevgi, direnç ve ömür boyu sürecek arkadaşlıkları konu aldığı bu romanında Aza’nın hikâyesini sarsıcı ve gözü kara bir açıklıkla paylaşıyor.

“Şeytanlarınızla yaşamayı öğrenmek ve mükemmel olmayan benliğinizi sevmek üzerine bu roman çok yerinde ve çok önemli.”
PUBLISHERS WEEKLY

“Kaplumbağa Kabuğunda Dünya mutlu son tanımını, aşkın bir trajedi mi yoksa başarısızlık mı olduğunu yeniden tartışmaya açarken hepimize evrensel bir ders veriyor: Yapabileceğiniz tek şey elinizdekiyle bir şeyler yapmaya çalışmak.”
USA TODAY

“Yeni bir modern klasik.”
GUARDIAN

“Yürek burkan ama aydınlatıcı bir roman.”
THE NEW YORK TIMES

“Yaratıcı… dokunaklı… unutulmaz.”
HEAT

“Doludizgin bir duygu seli…”
THE GLOBE AND MAIL

“John Green’in şimdiye kadarki en özgün ve en cüretkâr romanı.”
BUSTLE

“Dünyanın kontrolden çıktığını hissettiğinizde onunla baş etmeyi öğrenmekle ilgili hassas bir hikâye.”
PEOPLE

“Bu romanda şefkat, bilgelik ve bolca büyük fikir var.”
THE WALL STREET JOURNAL

“Zihinsel rahatsızlıklar, gençlik sıkıntıları ve büyüme ama kendini olgun hissedememe üzerine inanılmaz güçlü bir roman.”
SHELF AWARENESS

“Kaplumbağa Kabuğunda Dünya hepimizin ihtiyaç duyduğu bir şey söylüyor: Kendinizi iyi hissetmeyebilirsiniz ve bu sorun değil… Yazar son derece dürüst, yer yer acı veren ama baştan sona incelikli bir roman kurgulamış. Aramıza hoş geldin, John Green. Seni özlemiştik.”
MASHABLE
John Green.
Yine harikalar yaratmış.

Size yazardan bahsedip incelemeyi uzatmak istemiyorum çünkü yazarı çoğunluk biliyordur diye düşünüyorum ve incelemenin neredeyse tamamının sadece kitap olmasını istiyorum.

Yazarın ilk okuduğum kitabı Aynı Yıldızın Altında olmuştu. Mükemmel bir kurgu mükemmel bir hikayeydi şimdi oralara hiç girmeyelim. Kitabı rafta gördüğümde ilgimi çeken ilk şey renkleri ve kapak tasarımı oldu, sonrasında yazarın adını okudum John Green! Dedim neler oluyor, kitabın adını okumadan direk üstüne atladım gibi bir şey oldu o an direk arkasını çevirdim ve yazanları okumaya başladım.

"Nadir olan sizinle aynı dünyayı gören birini bulmaktır."

Okuduktan sonra yaklaşık beş dakika kadar durdum, neyi düşündüğümü falan da bilmiyorum çok anlamlı geldi ve sadece durdum. Tabii kitabı almaya karar verdim fakat kalabalık ortamlardan ve bazı işlerimden dolayı kendime bir sessizlik yaratamamıştım, ilk bölümü okudum fakat tam olarak hikayenin içine giremediğim için kızdım kendime. Bir sabah herkes uyurken kalktım, masama oturdum ve birinci bölümden tekrar başladım. Fark ettiğim şey şu oldu ki; girişi bile mükemmeldi.

Kitapta şu anlatılıyor bu anlatılıyor demek istemiyorum zaten kitabın profiline girdiğinizde konusu hakkında bilgi edinebiliyorsunuz. Ben bana kattıklarını ve hissettirdiklerini paylaşmak istiyorum sizinle, okumadan önce belki faydası dokunur.

Ana karakterler Aza, en yakın arkadaşı Daisy, kaçak milyarder Russell Pickett ve aslında Aza'nın eskiden tanıdığı Russell Pickett'ın oğlu Davis Pickett. Aza'nın annesi, Davis'in küçük kardeşi Noah, okuldan arkadaşları ve Daisy'nin erkek arkadaşı olan Michael ise diğer karakterler.

Aza'nın rahatsızlığı hiç hoş değildi. Kitap boyunca sinirden derin derin iç çektiğim anlar çok oldu çünkü resmen kendine eziyet ediyordu Aza. Gerçek hayatta onu tanıyıp onunla bu konuyu tartışmayı çok isterdim. Sarmalın sürekli daralan tarafını görmesi sinirime gidiyordu. Olaylara biraz farklı bakabilse o sarmalın aslında genişlediğini de görebilirdi. Elinde olmayan bir şey olması okudukça ve Aza'ya alıştıkça sinirden çok üzüntü hissetmeme sebep olmaya başladı. Ama her halükarda Aza; düşünceleriyle, karakteriyle çok güzel bir arkadaştı.

Daisy ise daha rahattı. Aza gibi birinin Daisy gibi bir arkadaşı olmasından daha değerli bir şey yoktur sanırım. Onu dengeliyordu. Zaman zaman onunla uğraşmak Daisy'yi yorsa da gerçek bir arkadaştı Aza onun için ve eninde sonunda barışıyorlardı. Daisy günlük hayatta çok sık karşılaştığımız durumların hep tam tersini savunuyor ve bunu her seferinde o kadar mantıklı açıklıyor ki 'Aslında harbiden de öyle.' falan diyorsun bir yerden sonra. Daisy bazı kalıpları yıktıran bir karakterdi benim için, çok da güzel bir karakter. Farklı bakış açıları her zaman en iyisidir.

Aslında kitabın asıl olayı Davis'in babası fakat ben babasından çok Davis'e değineceğim şu an çünkü babası hakkında yazmaya başlarsam fazlaca spoiler verebilirim diye düşünüyorum.
Davis babasının ortadan kayboluşundan sonra güçlü kalsa da içten içe kendisi de kaybolmuş olan bir karakter. Ortaokula giden bir kardeşi olduğundan dolayı onun hayatında annesi ve babası yokken çok önemli bir yere sahip, hatta Noah'ın tutunabileceği tek dalı abisi Davis. Bu yüzden güçlü, ayakta ama içten içe yıkık. Ve bunu dolaylı olarak bile olsa gösterdiği nadir insanlardan biri Aza. Kitap boyunca birbirlerine değer verdiklerini gördüm. Değer vermek, anlayışla karşılamak, zor zamanlarında birbirlerinin yanlarında olmaları aşktan daha güçlü bir durum. Bu kadar zor bir hayatın içinde Aza'nın tüm sıkıntılarını, engel olamadığı düşüncelerini, kaçışlarını bile bile onun yanında olmak istemesi çok değerli bir şeydi.
Bir milyarderin oğlu olarak, Aza'nın annesinin Davis'i şımarık biri sanması ve Aza'yı üzeceğini düşünmesi fakat Davis'in aslında hepsinden daha kırılgan, daha naif biri olması üzücüydü. Yardıma ihtiyacı vardı ve ona iyi gelen tek şey Aza'ydı kitapta.
Bilemiyorum.
Çok güzellerdi.

Michael'in Tutsak101 adlı çalışmasının yaratıcılığına bayıldım daha kitabın başlarında. Fikrin Daisy'den çıkması beni hiç şaşırtmadı ve o çalışmayı somut olarak görmesem bile ne kadar özgün olduğunu kafamda görebiliyordum.

Karakterler çok iyiydi, çok güzeldi. Kurgusu güzeldi, akıcılığı güzeldi. Her şeyiyle kitap çok güzeldi.
Mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Çoğunlukla karakterlerden bahsettim evet ama bunlar kurgudan çok kitabı kitap yapan unsurlar gerçekten.
Sonu da güzeldi.
Aza ve Davis'in vedaları bile güzeldi.

Kitabın adının sebebi de 264. sayfada yazıyor arkadaşlar. İnsanı düşündüren, anlamlı bir muhabbet geçiyor o sayfada. Orayı okuduktan sonra anlıyorsunuz Kaplumbağa Kabuğunda Dünya'nın ne demek olduğunu ve artık diyorsunuz ki 'Ondan aşağısı hep kaplumbağa.' (:

Okursanız pişman olmayacağınız bir kitap.
Ve,
Teşekkürler John Green.
Size biçok yeni bilgi katarken aynı zamanda sürükleyici bir serüvenin içine bırakıyor bu kitap. Yazarını uzun süredir takip ediyorum ve etmeyede devam edeceğim. Bir çok yerde kendimi kahramanın yerine koyabiliyorum. Bu beni mutlu ediyor.
Geciken bir *Allah'ımbunekadargüzelbirkitaptıböyleinanamıyorum* yorumuyla herkese merhabalar. Bu aralar bahtım açık, çok şükür, korkunç kitap okuma oranım epeyce azalmış görünüyor. KKD, yakın bir arkadaşımın benden önce okuyup hemen okumalısın diyerek beni teşvik ettiği kitaplardan biri. Aslında ben her türlü hemen okurdum da Bin Öpücük etkisinden çıkmam zor olmuştu, her neyse. John Green genel olarak severim. İlk Aşk benim için favoridir. O kitabın samimiyetini, hiçbir kitabına değişmem ve genelde en sevilen kitabı o olmadığı için KKD çıkınca çok korktuğumu itiraf ediyorum. Çoğunluk seviyordu ve bu acaba ben sevmeyecek miyim demek gibi bir şey olduğu için çekine çekine okumaya başladım ve TA DA!

JG, kalbimden, vur-dun!

Sana şarkılar söyleyebilirim, Aza'yı pamuklara sarabilirim, Davis'e şiirler yazabilirim. Ne yaptınız efendim? Neden yaptınız?

Kitabın girişi bile harikaydı. Öyle amaçlı, öyle derinlikli, öyle basit bir şekilde anlatılıyor ki her şey; şu an yorum yapmakta zorlanıyorum.

Bazen, hatta çoğunlukla, bildiğiniz gibi, gerçeklere ulaşmanın en kolay yolu basit olandır. Bu kitap işte böyle hissettiriyor. Süslü cümleler, inanılmaz kurgu ve karakterler, birbirinden sürükleyici olaylar vs. olmadan, onları aramanıza bile gerek kalmadan kalbinize yerleşiveriyor. Neden mi? Çünkü gerçek. Hissettirdiği şeyler gerçek. Ve Aza bir karakter olamayacak kadar içimizden, harika bir kız.

Sanırım mental hastalıklar üzerine okuduğum en harika şeylerden biriydi. Harika diye diye kelimeyi eskitmekten bile çekinmiyorum. Harikaydı, harikaydı, harika. Harikayız. Harikalar. Harika. Ay, delirdim.

Bana bir kitap yazın, içinde samimiyet olsun ve gerisini boş vereyim. Şu hayatta en çok inandığım şeylerden biri samimiyettir. Ve ben bu kitabı pilot kalemle çizdim, üstüne notlar yazdım, onlarca post-itle her yerini renklendirdim. Bu his, ah ya, bu işte kitap okumaya aşık olma sebebimdir. Öyle derin bir şekilde kalbine dokunurlar ki gülümser, gülümser, gülümsersin.

Teşekkürler JG. Ben kitabı çok sevdim. Sevmeyen epeyce bir kesim olduğu için onların yorumlarına da bakmanızı tavsiye ederim, çünkü şu an öyle sevgi doluyum ki kitabı eleştirmek için kendimi zorlasam bile bir şey bulamam. Sonunu bile delice sevdim. Ve tabii ki tavsiye ediyorum.

Harikaydı.

Harikaydı.

Harika.
John Green den okudugum ilk kitap. Benim icin oldukca bunaltici gecen, sonu nereye nasil baglanacak diyerek okudugum bir kitap oldu. iyi ki @kitapyurducom daki indirimle almisim, yoksa cok uzulurdum

Aza Holmes ve cilgin arkadasi Daisy, Aza'nin Hüzün Kampindan tanidigi Davis Pickett'in babasinin bir anda ortadan kaybolmasiyla baslayip garip bir sekilde ilerliyor. Aza'nin anksiyete bozuklugu, surekli mikroplarin, bakterilerin, su hayatta bize normal gelen herseyin Aza icin sadece bakteri,mikrop,hastalik," C.Giff", olmek, yarabandi, nasir, kan,iltihap, enfeksiyon, hayir, olamaz, sarmal,dusunce,sıkışmak.... olarak detayli ve farkli bir dille anlatimiyla devam etti.

 Okudum bitti bu ikinci Aza vakasi benim icin, ilki Magonya kitabindaki Aza idi. Buda Kaplumbaga Kabugunda Dunya kitabindaki Aza... Aza yi okurken cok bunaldim gercekten, surekli yarabandi degistirmek yada degistirip degistirmediginden emin olamamak, gunluk yasantimizda hepimizin yaptigi mikrop ve bakteri alisverisini cok cok fazla dusunup gercekten bu kadar igrenc mi? Sorusuna takilip kalmak.. ah bilemiyorum, uzuldum mu uzuldum, ama Daisy ninde dediği gibi, tunelde insan ustu sakinlik gosterip, mikroplar yuzunden panik ataklara suruklenmesi fazla anlamsiz geldi. Cabucak unutacagim bir kitap olacak benim icin sanirim.
Kaplumbağa Kabuğunda Dünya’yı ilk duyduğumdan beri okumak istemiştim çünkü yazarımız Aynı Yıldızın Altında kitabı ile derin bir etki yaratmayı başarmıştı ve Aynı Yıldız’ın Altında’yı duymayan kaldı mı bilmiyorum.

Kaplumbağa Kabuğunda Dünya’ya gelirsek bende aynı etkiyi bırakmadı fakat çok kötü de diyemem çünkü kitapta güzel emekler olduğu kesin.Ben bu kitaba çok beklentili başlamıştım güzel olacağını ummuştum ama pek beklediğim gibi değildi. Kesinlikle hızlı akan merak öğesini sürekli canlı tutan bir yanı vardı fakat bu meraklarınızı bir yere bağlayamıyordunuz. Bir şeyler eksikti. Tamamlanmamıştı.

Ben kitabı bir günde bitirdim elimden bırakmak istemedim çok akıcıydı ama kitabı hala kafamda oturtabilmiş değilim. Benim bu beğenmemişliğim çok beklentili başlamış olmamdan kaynaklanıyor da olabilir.

Kitabın konusuna spoiler vermeden değinecek olursak şu şekilde; Aza Holmes isimli karakterimiz ve Daisy isimli Aza’nın en yakın ve çılgın arkadaşı ile bir milyarderin peşine düşerler. Bu milyarder Aza’nın Hüzün kampından tanıdığı Davis’in babasıdır. Sırf bu küçük tanıma ve para için adamın peşine düşerler. Fakat bazı gelişmeler olur ve olayımız bunun etrafında şekillenmeye başlar.

Kitap tamamen aşk ile şekillenmiyor yani yoğun bir aşk hikayesi isteyenler için kitabın aşk yoğunluğu tatmin edici olmayacaktır. Yazarımız kitapta daha çok Aza isimli karakterimizin anksiyete bozukluğunu yani her şeyin olumsuzluğa gitme düşüncesini ya da her şeyden mikrop kapma tehlikesini ve düşüncelerini terk etmeyen sonsuz sarmalı konu alıyor. Hızlıca bitebilecek ve güzel zaman geçirmenizi sağlayacak şirin bir kitap Kaplumbağa Kabuğunda Dünya.
Sırf birini uzaktan da olsa tanıyorsunuz diye para kazanabilecek olsanız ne yapardınız ? Aza Holmesy en yakın arkadaşı Daisy'nin ısrarları üzerine kaçak milyarder Russell Pickett'ın izini sürme yoluna baş koyar. Çünkü nerede olduğuna dair bilgi götürdüklerinde para ödülü alacaklardır. Ve bu paraya oldukça ihtiyaçları vardır. Bu uğurda Pickett'ın oğlu Davis ile yakınlaşmaya çalışırlar.
John Green aşık olmasam da sevdiğim bir yazar. Çoğu okur gibi onunla 'Aynı Yıldızın Altında' ile tanışmıştım. Aşırı duygusal olmamla beraber kitabın son 50 sayfasında delicesine ağlamama sebep olmuştu. Bu kitabında da dram boyutu yüksek olur diye okumakta çekinmiştim. Ancak bu sefer yazar farklı bir yol izlemiş ve karakterlerin ruhsal çöküntülerini anlatırken bile bir taraftan güldürebilmeyi başarmış.
Davis'i sevdim ama sevdiğim kadar onun adına üzüldüm de. Daisy çoğu bölümde aşırı derece kendisine sinir olmamı sağladı. Baş rolümüz Aza ise zorlu süreçlerden geçmesine rağmen ayakta kalabilmesiyle beni kendisine hayran bıraktı.
Bir sonraki kitapta buluşmak üzere. Keyifli okumalar.
Bir John Green kitabı olduğu için önyargı ile başladığım bir kitaptı çünkü filmini çok sevmeme rağmen 'Aynı Yıldızın Altında' kitabını bir türlü sevememiştim. Ama bu kitap önyargılarımı boşa çıkardı çünkü anlatımıyla, alıntılarla, karakterlerle gerçkten akıcı ve elinizden bırakamadığınız için hemen biten bir kitap. Özellikle kitabın baş karakteri Aza çok özel bir karakter. Onun dünyasını, düşüncelerini okurken büyük bir keyif alıyorsunuz. Kitabı sıcacık bir tebessümle bitirdim diyebilirim. Bence bir şans vermelisiniz.
Aynı yıldızın altında ile tanıdığım yazarın okuduğum ikinci kitabı. Diğer kitapla mukayese etmem gerekirse bu biraz sönük kalıyor ama gayet akıcı ilerliyor.
Kitaptaki karakterin bakteri problemi enteresandı. Ayrıca tuatara isimli gelmiş geçmiş en ilginç sürüngenle de tanışıyoruz kitapta. Tabi siz tüm varlığınızı sanırım bu sürüngene bırakmazdınız evet malesef(bize göre) öyle bir problem var kitapta.
Bitirdiğimde böyle bitmemeliydi siyen tuhaf bir tebessüm vardı suratımda. Yine de beğendim diyebilirim.
Yazarın okuduğum ilk kitabı.Birçok yerde görüp duydum.Merak ederek başladım ama beklentilerimi karşılamadı bana göre okunmasa da olur bir kitap.Pek bişey kattığını düşünmüyorum.
Aza gibi insanların hayatımızda olması olası bir durum ve böyle bir yapıya sahipken bile güçlü olabilmesi gerçekten güzel. Kurgu başarılı...
Aza ve Davis in itiraf edemedikleri aşkları da cabası
Tasarımından tutun da karakterlerin isimlerine kadar her yeri ince ince işlenmiş okurken aslında çok basit bir şeyi anlatıyor gibi duran ama aslında ne kadar derin ve sonsuz bir boşlukta olduğumuzu fark ettiren kitap. Kapağın üstündeki sarmal, alt kapaktaki "kertenkele", kılıfın altındaki alıntılar, Aza'nın soyadının Holmes olması ve daha kim bilir benim dikkatimi çekmeyen nice detay...

John Green'in bu kadar başarılı olmasının nedeni bence yazdıklarının farklı olmasından çok öte. Aza'nın sarmallarını okurken ruhunuzun Aza gibi sıkıştığını hissedeceksiniz. İsterse yeterince sürükleyici yazabilecekken sarmalların olduğu satırların insanı gerçekten bir sarmala sürüklemesi John Green'in yeteneğidir.
Minik mavi gezegendeki minicik insanlar olduğumuz ve bir avuç günümüzü nasıl heba ettiğimizi gözler önüne seriyor. Öte yandan kendi içine hapsolmuş insanların karanlık delhizlerine ışık tutuyor. David ya da Daisy veya Mychal çevremizde olmayabilir. Ama Aza gibiler her yerdeler.
Nasıl anlatacağımı bilmiyorum.Beklentilerimin çok üstündeydi.Okuduğum ilk John Green kitabıydı ve gerçekten bu kadar güzel i tahmin edememiştim.
Gerçekten kelimelere nasıl dökülür bilmiyorum am çok özel bir kitap. Her şeyi barındırıyor.Dostluk,aşk... Çok ağladım ben okurken.Kesinlikle mü-kem-mel.
Yeşil veya mavi gözlerin çekiciliğini göklere çıkarmak herkese kolay geliyordu ancak Davis’in kahverengi gözlerinde, daha açık renklerde olmayan öyle bir derinlik vardı ki bana bakışı, sanki kendi gözlerimin kahverengisinde de büyüleyici bir şeyler varmış gibi hissettiriyordu.
"Tatlım benim," dedi. "Delirmedin ki. Hep deliydin."
John Green
Sayfa 256 - Pegasus Yayınları - Aza'nın Annesi
"Eh, bugünlerde herkes deli, Dr. Singh. Yeniyetmelerin akıl sağlığının yerinde olması yirminci yüzyılda kaldı."
John Green
Sayfa 100 - Pegasus Yayınları - Aza

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kaplumbağa Kabuğunda Dünya
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052993729
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Turtles All the Way Down
Çeviri:
Çiçek Eriş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Kaplumbağa Kabuğunda Dünya
Turtles All the Way Down
Nadir olan, sizinle aynı dünyayı gören birini bulmaktır.

On altı yaşındaki Aza, kaçak milyarder Russell Pickett’ın peşine düşmeye hiç de niyetli değildi aslında. Düşüncelerini ve dünyasını ele geçiren korkularıyla uğraşmak yeterince zordu zaten. Ancak bulana yüz bin dolar ödül vereceklerdi ve En İyi ve Korkusuz Arkadaşı Daisy paraya göz koymuştu bir kere. Böylece birlikte evlerinin yakın, dünyalarının uzak olduğu Pickett’ın oğlu Davis’in yanına gittiler.
Aza çabalıyordu. İyi bir evlat, iyi bir arkadaş, iyi bir öğrenci, hatta iyi bir dedektif olmaya çabalarken bir yandan da daraldıkça daralan düşünce sarmalının içinde sıkışıyordu…
Yeni kitabı uzun zamandır dört gözle beklenen John Green sevgi, direnç ve ömür boyu sürecek arkadaşlıkları konu aldığı bu romanında Aza’nın hikâyesini sarsıcı ve gözü kara bir açıklıkla paylaşıyor.

“Şeytanlarınızla yaşamayı öğrenmek ve mükemmel olmayan benliğinizi sevmek üzerine bu roman çok yerinde ve çok önemli.”
PUBLISHERS WEEKLY

“Kaplumbağa Kabuğunda Dünya mutlu son tanımını, aşkın bir trajedi mi yoksa başarısızlık mı olduğunu yeniden tartışmaya açarken hepimize evrensel bir ders veriyor: Yapabileceğiniz tek şey elinizdekiyle bir şeyler yapmaya çalışmak.”
USA TODAY

“Yeni bir modern klasik.”
GUARDIAN

“Yürek burkan ama aydınlatıcı bir roman.”
THE NEW YORK TIMES

“Yaratıcı… dokunaklı… unutulmaz.”
HEAT

“Doludizgin bir duygu seli…”
THE GLOBE AND MAIL

“John Green’in şimdiye kadarki en özgün ve en cüretkâr romanı.”
BUSTLE

“Dünyanın kontrolden çıktığını hissettiğinizde onunla baş etmeyi öğrenmekle ilgili hassas bir hikâye.”
PEOPLE

“Bu romanda şefkat, bilgelik ve bolca büyük fikir var.”
THE WALL STREET JOURNAL

“Zihinsel rahatsızlıklar, gençlik sıkıntıları ve büyüme ama kendini olgun hissedememe üzerine inanılmaz güçlü bir roman.”
SHELF AWARENESS

“Kaplumbağa Kabuğunda Dünya hepimizin ihtiyaç duyduğu bir şey söylüyor: Kendinizi iyi hissetmeyebilirsiniz ve bu sorun değil… Yazar son derece dürüst, yer yer acı veren ama baştan sona incelikli bir roman kurgulamış. Aramıza hoş geldin, John Green. Seni özlemiştik.”
MASHABLE

Kitabı okuyanlar 116 okur

  • Yeşim
  • Batuhan Deveci
  • Yağmur Kocagözoğlu
  • (feyzanur)
  • Banu Aksoy
  • Merve Gül GÜMÜŞ
  • sevmek
  • Eser Eser
  • Meltem Boztoprak
  • Büşra Sarıyar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%19
14-17 Yaş
%47.6
18-24 Yaş
%19
25-34 Yaş
%9.5
35-44 Yaş
%0
45-54 Yaş
%4.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%88.7
Erkek
%11.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.4 (10)
9
%23 (14)
8
%23 (14)
7
%11.5 (7)
6
%9.8 (6)
5
%3.3 (2)
4
%3.3 (2)
3
%0
2
%4.9 (3)
1
%1.6 (1)