Adı:
Kar Kurdu
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
564
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052980385
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Snow Wolf
Çeviri:
Ali Cevat Akkoyunlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
Kar Kurdu
Kar Kurdu
Ocak 1953.

Soğuk Savaş’ın en gergin dönemi. Başkan Eisenhower, Stalin’in akli dengesinin bozulduğuna ilişkin ürkütücü bir istihbarat alır. Daha da kötüsü, SSCB’nin Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatabilecek nükleer bomba programının tamamlanmakta olduğunu öğrenir. Bu haber Eisenhower’ın başkanlık yemin töreninden yalnızca birkaç saat sonra, hiçbir Amerikan başkanının cüret edemeyeceği bir karar almasına neden olacaktır: Stalin’e suikast!



Dünyadaki güç dengesini değiştirecek

“Kar Kurdu” Operasyonu’na onay verilmiştir artık. KGB’nin aldığı istihbaratla açığa çıkan bu operasyon Moskova’da bir insan avına dönüşür. Fakat avın ve avcının kim olduğu belli değildir.



“Gerilimli bir aksiyon ve soluksuz okutan müthiş bir heyecan duygusu, ilginç ve düşündürücü bir doruğa ulaşıyor.”

-The Sunday Times-

(Tanıtım Bülteninden)
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

- VAY GAVUR GORBAÇOV VAAAAAY!!! -

Ey bu incelemeye az sonra gark olacak olan siz canikolar canikosu , lamborghinimin krikosu , robdöşambr üstünde , elinde viski , havuz başında havana purosu ile iştirak eden ve işsizlik özlemiyle kavrulan saygıdeğer ve biricik 1K okuru çokoprens ve prensesler .. İşte "İŞSİZLİK RÜZGARLARI" eserken bir incelemeyle daha beraberiz..Normalde polisiye romanlara , siyasi ve tarihi araştırma kitaplarına inceleme yazmak pek adetim değil.. Çünkü olan biten zaten belli ( pek tabii alternatif tarih severlerdenseniz onu bilemem ).. Neyse efenim ...Bu kitaba da inceleme yazmak niyetinde değildim ama gördüğüm en saçma sapan ve mega bombastik rüyalardan birini bu kitabı okuduktan sonra bu sabah görüp kendi rekorumu kırınca bunda bir "hayır" var diyerek sizinle de paylaşmaya karar verdim =)) Takip edenler bilir bu rüyaları ama ilk kez karşılaştıklarımız için bir kaç örnek vereyim hemen ..

Örneklerden birkaçı için bkz:

* Tuncer Kurtiz ile üstümde Raiders formasıyla arzı endam ettiğim ve Toronto'da KADI ?!?!? olarak görev yaptığım sırada rakı sofrasına oturduğumuz ve sonrasında çıkan anlaşmazlıktan (Yiğit Bulut mezeleri silip süpürünce ) kelli mekanı bmx ile terk ettiğim rüyam..

Bir de yine burda paylaştığım kar yağarken 1 milyoncu tezgahı açmama mutakip yandaki karpuzcuyla anlaşamamızdan kelli karpuzcuyla dövüştüğümüz ve sonrasında emmoğlusu ile benim tezgaha baskın verip ısuzu bir kamyonetten tezgahıma karpuz atmaları suretiyle tezgahımın harap olması sonucu "çok" üzülerek uyandığım rüyam..


Rüyayı anlatıcam son kısımda .. Tatlılar sona kalır ...O yüzden ısrar etmeyiniz.. Yavaş yavaş, sindire sindire ve SLOVAKEEE!! (Slovake ne olaki diyenler.. Fakir Baykurt incelememe bakınız : #26316052 )

Geçen haftasonu yine bir başka sefer "vallahi de billahi de tillahi de kitap almıcam" diyerekten , kendime sözler vererekten indim kızılaya ..Daha önce sipariş verdiğim 2 adet özel basım siparişimi alıp gelmekti amacım sözde Gülden abladan (Kitapçı Yusuf) .. Tabii yine aynı tablo.. Ve tabii yine 3-5 liraya görünce dayanamayıp aldığım bir sırt cantası dolu kitap.. Normalde yazarı sağda solda , korsan kitap satan tayfanın tezgahında falan görüyordum .. Kültür bakanlığında çalışan ve zararlı neşriyat kontrol eden bir arkadaşımla konsere giderken onun arabada ve sitede takip ettiğim bir kaç arkadaşın yorumlarında da rastgelince bir bakayım dedim , yazdım aklımın bir köşesine .. Gülden ablayla kakara kikiri derken baktım onun kasanın önünde polisiyelerin orda duruyor attım çantaya geldim eve .. Azıcık bir ar - ge ve BİNGO !!! soğuk savaş dönemi..

Kitap tarihin görüp görebileceği en cani diktatörlerden biri olan Stalin 'in döneminde , Rusya' nın savaştan muzaffer ayrılıp Hitler' i kovalıyorum diyerek Avrupa ' nın yarısını yuttuğu , söz konusu bölgeyi "Demir Perde" çekerek dünyanın geri kalan kısmından izole ettiği , buna karşılık Amerika' nın Manhattan projesiyle Nukleer KINA GECELERİNE göz kırptığı Soğuk Savaş günlerinde geçiyor .. Meraklısı için bu kısım dahi kuzu çevirme - rakı - yoğurt ve KARPUZ (çilek yasaklansın!) dörtlüsünden oluşan bir sofranın üstünde tesadüf eseri uçmakta olan Yumoş reklamlarındaki sevimli ayının bilmem kaç bin fitten paraşütle atlayıp zedelenmeksizin işbu sofrada baş köşeye "KUF" (yere çarpma ses efekti =) ) diye inivermesine eşdeğer şanslara kapı aralıyor.. Şans diyorum çünkü böylesi kitaplara rast gelmek cidden büyük şans..Kurgu mükemmel.. Trafik ve olay örgüsü muhteşem senkronize edilmiş ... Hani bazen olur bir tarafta nefesler tutulur olay koptu kopacak orda araya diğer hikaye girer top yan ağlarda kalır falan fıstık .. Bu amca adrenalinin azalmasına kati suretle müsade etmiyor .. Konuya gelecek olursak ... Dediğim gibi iki büyük dev , iki nükleer güç ve kapının eşiğindeki 3. Dünya Savaşı ile beraber Stalin'e yapılacak olan suikastin startının verilmesi .. Ve son olarak şunu belirteyim kitapta geçen her ama her karakterin geçmişi ve yaşamı muazzam bir şekilde oluşturulmuş , dengeler cidden çok iyi sağlanmış ( şu an Buz Kapanı' nı okuyorum diyebilirim ki aynı özen bu romanda da gösterilmiş.)Roman polisiye gerilim statüsünde geçiyor ama tarih macera gerilim ne ararsan mevcut .. Alıp okuyacaklara zerre sıkılmayacaklarının garantisini veriririm ..

Veeee bu incelememe sebebiyet veren işsiz rüyam..

Peşinen uyarayım akıl - mantık - izan töbe billah arama .. Stalin rusyası dönemindeyim .. Kendisini görmüşlüğüm yok ama bunun bilincindeyim.. Üniversite bursumu geri ödeyemeyince işi gücü bırakmış bana takmış olan politbürodan ?!?!?! tarafıma Yıldırım Gürler imzalı tehdit dolu bir mektubun yeraldığı kara bir zarf geliyor.. Tez zamanda bu borç ödenecek yoksa gulag adalarına gidersin falan filan yazıyor ..İnanılmaz sinirleniyorum.. Ulan ben size gösteririm (ne gösterecek ne yapabileceksem djhflkasjhdflakjsdf =)) ) bursu der demez kapıma pencereme kavrulmuş ve kabuğu kırık tuzlu fındıklar yağmaya başlıyor kjhdflksdjhflaksjdhf.. Beni alıyor bir korku ..Fındıklarda demir aromalı mübarek camdan sekeyim diyen YOK!!! duvara gelen delip giriyor içeri.. Sanki obusten sallıyorlar ..Eğiliyorum , bir süre sonra geçer diyerek .. Ardı arkası kesilmeyince yere yatıyorum hepten .. Bir süre sonra bombardıman yavaşlıyor .. Tabii benim oramdan buramdan boncuk boncuk terler akmakta .. Neyse cesareti toplayıp camdan bir bakıyorum kiiii!!! AŞŞAĞIDA ALNINDA KIRMIZI LEKESİYLE GORBAÇOV ?!?!? VAR !! Elini alnına götürüp ;

- "BUNUN HESABINI VERECEKSİN !" diyor ... ( Ulan Gorbaçov' un alnını da biz yarmışız jdhfaskdhljfalsdkjhfds )

En son bir tarlada koşup , bunlardan kaçarken uyandım =))Bu aradaaaa o göbekli gavur Gorbaçov nasıl koşuyoooooorr!! Herifçioğlu oldu bir ELVAN ABEYLEGESSE !!!

KAÇARKENKİ HİSSİYAT İÇİN BKZ : 7:07 ' DE GİREN PARÇA!!

https://www.youtube.com/watch?v=UL44xq8Xh78

Ve böylece rüyalarımda gördüğüm birbirinden alakasız isimler kervanına Gorbaçov ' u da eklemiş oldum .. Haydi bakalım rüya tabir uzmanları yorun neye yoracaksanız...

RÜYADA GORBAÇOV GÖRMEK!!!

Son olarak, esen ve İŞSİZ kalınız ...
SAVAŞ!

Herkesin kafasında savaş denildiğinde farklı bir görüntü oluşuyor fakat bir çoğu maalesef gerçeğin tahayyülünden bile uzak. Savaş binlerce anasız babasız kalmış çocuk demek, binlerce kesik baş, şarapnel parçalarıyla yaralamış kol bacak demek. Savaş makatına elektrik kabloları bağlanmış, sonrada eşlerinin, çocuklarının gözleri önünde tecavüze uğramış analar demek. Savaş hiç bir suçun yokken birilerinin evini basıp tüm komşularınla birlikte seni kurşuna dizme ihtimali demek. Savaş aptalca bir sürü ideolojinin peşinde beyni yıkanmışçasına kana susamış bir sürü vahşi demek. Savaş yaşadığın topraklardan sürülüp ömrün boyunca başka ülke sınırlarında mülteci konumunda yaşayabilmen demek tabi eğer bu kadar şansın varsa. Savaş ölüm demek, binler, yüzler değil milyonlar!

2.Dünya savaşı dünyada ki bütün dengeleri değiştirmiştir. Bildiğiniz gibi Adolf Hitler çok büyük bir kıyıma sebep olmuş, Sovyetler’e saldırısı sonrası St. Petersburg’da sonraki adıyla Leningrad’da durdurulmuş,Almanya büyük bir hezimete uğramıştır. Bu kısmı hemen herkes az çok bilir. Peki sonra ne olmuştur?

Sovyetler’in o dönemde başında Stalin bulunuyor. Stalin en az Hitler kadar acımasız bir lider. Samimi olmak gerekirse en az onun kadar diktatör. Kızıl devrimden sonra Sovyetler birliği sınırlarında bulunan bir çok ülke Stalin’in gazabından payına düşeni maalesef alıyor. Ukrayna’da Estonya’ya Rusya’da Stalin’in Komünist propagandasına karşı geldikleri gerekçesiyle bir çok insan en iyi ihtimalle Sibirya’ya sürülüyor, o kadar şanslı olmayanlar ise taş ocaklarında, toplama kamplarında en fazla 1 yıl içinde acılı bir ölümle hayata gözlerini kapatıyor. Aslında Stalin Yahudi katliamına devam etmek için Hitler’den bayrağı devralıyor desek yanlış olmaz.
Böyle anlatıldığında kulağa istatistik gibi gelsede burda binlerce insanın hayatından bahsediyorum. Sırf birilerinin ideolojik sidik yarışı yüzünden milyonlarca hayatın, ailenin yerle bir oluşu. 2. dünya savaşında ölen insanların resmî kayıtlara göre ortalama 60/65 milyon civarı olduğu söyleniyor. Tabii gayrı resmî ölümler hariç.


Günümüzde de aslında değişen pek bir şey yok, emperyalist ülkeler dünyanın gözünün içine baka baka istedikleri toprakları sudan sebeplerle işgal edip bütün vatandaşlarını katlediyor. Fakat bu kez farklı bir yöntemle, kimse kimsenin kuyruğuna basmıyor mesela. İşgal eden ülke ile bir ticari bağı olan ülke kınama mesajı dışında parmağını oynatmıyor, ölen insanlar kimsenin umrunda değil. Ortadoğu senelerdir cadı kazanı kim ne yapıyor? Hiç kimse, hiç bir şey! Haberlerde ölen çocukları, kadınları, insanları 5saniye görüp üzülüyor sonra elimizde ki telefonla oynamaya devam ediyoruz. Çünkü buna alıştırıldık! Çünkü kitlesel hareket etmemiz için beyinlerimiz tembelleştirildi, benmerkezcileştirildi! Çünkü hepimiz sadece kendini düşünen küçük burjuvalar haline geldik. Bu bizlerin suçu değil böyle olması istendiği için böyle oldu.Gereksiz uzatmak istemiyorum bunlar bir çoğumuzun aklından sürekli olarak geçtiğini varsayıyorum.

Kar Kurdu 2. Dünya savaşından sonra Stalin’in Hidrojen bombasını geliştirip Amerika’ya 3. Dünya savaşını açacağı
haberinden sonra, Amerika’nın 2 ajan gönderip Stalin’e suikast düzenlemek istemesini konu alıyor. Dünya tarihinde Stalin’in beyin kanaması geçirerek öldüğü yazıyor fakat bir çokları bunun uydurma olduğu, Stalin’in bir suikaste kurban gittiği gibi komplo teorileri üretiyor. Nasıl öldüğü muamma fakat doğru zamanda öldüğü dünyanın 2. dünya savaşı akabinde bir 3.’süne girmek zorunda kalmadığı bir gerçek.


Kitap çok sürükleyici, aksiyonu hiç düşmeyen türden,iki günde soluksuz okudum. Tarihe ilgisi olan, komplo teorileri ile ilgilenen, bir solukta okunacak bir kitap okumak isteyen arkadaşlar hiç bekletmesin, nokta atışı bir kitap.

Biliyorum ki dünyada insan varlığı devam ettiği sürece savaşlarda devam edecek bu bir gerçek. Şu an tam bulunduğunuz noktada, her neredeyseniz savaşın tam ortasında kanlar içinde kalmış bir çocuğu bir dakika hayal edip, hayatınıza kaldığınız yerden devam edin.
Dünya tarihi ile birlikte, milyonlarca kişiye kan kusturmuş ya da insanların refahı için insana yaraşır biçimde gerçekten çabalamış kişiler hep süregelmiştir. Bu kişilerin yaşamları boyunca yaptıkları, gerek iyi gerek kötü, hep konuşulmuş, kimilerince Kafdağı’nın ulaşılmazlığına kadar yüceltilmiş, kimilerince de aşağılık bir eylem olarak anılmıştır. Böyle kişilerin yaşamları boyunca yaptıkları bu kadar konuşulmuşsa varın ölümlerinde ne kadar konuşulduklarını siz düşünün. Kitabımız Kar Kurdu da yaşamında çok konuşulan, ölümü hakkında çokça soru işareti bulunan, kendi emelleri uğruna milyonlarca masum insanın kanına girmiş Josef Stalin hakkında. Kitap kurgu ama tamamen gerçekle bağını da koparmıyor. Böyle bir kitap katiyen ezbere ya da düşünerek yazılmış olamaz. Sayısız araştırma yapılmış, bu konulara hakim kişilerin görüşleri alınarak meydana getirilmiş bir eser Kar Kurdu.

Soğuk savaşın insanlar üzerindeki etkisini fazlasıyla hissettirdiği bir dönemde geçiyor kitaptaki olaylar. Nagazaki ve Hiroşima’ya atom bombasının atılması emrini veren ABD başkanı Harry Truman görevini Dwight Eisenhower’a devretmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrası Stalin önderliğinde sivrilerek her alanda gelişme gösteren SSCB Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatmak için yer aramaktadır. Bu istekliliğin en önemli nedeni hidrojen bombasını üretmekte büyük aşama kaydetmeleridir. CIA Josef Stalin’in ruhsal dengesizlik içinde olduğuyla alakalı bir istihbarat alır. Bu bilgi sonucunda Başkan Eisenhower gerçekleşmesi sonucunda tüm güç dengelerini değiştirecek bir operasyon için düğmeye basmıştır: Kar Kurdu Operasyonu. Operasyonun amacı Stalin’e suikast düzenlemektir. Ama hesaplarında olmayan bir şey vardır. KGB bu operasyonun yapılacağı bilgisini almıştır. Buradan sonra olacaklar tam bir mini savaş niteliğinde. Okunmaya değer.

Kar Kurdu genel itibariyle parçadan bütüne giden olay örgüsünden oluşuyor. İlk 150 sayfada gelişen olaylara ve adı geçen kişilere alışmak biraz zaman alıyor. Kitaba alıştıktan sonra rahatça okuyabiliyorsunuz. Kitapta karakter ve mekân bolluğu var adeta. Amerika, Rusya, Finlandiya gibi ülkeler mekân olarak olaylara ev sahipliği yapıyor. Olayların arasında herhangi bir kurgusal kopukluk kesinlikle yok. Dolayısıyla sizde okurken herhangi bir şekilde kitaptan ve anlatılanlardan kopmuyorsunuz. Tarih kimine göre sadece tekerrür, kimine göre düz bir çizgi kimine göre de Tanrı’nın iradesi içinde oluşan bir olgudur. Tarih biraz da kurgusal olmalıdır bana göre. Çünkü tarihte yaşanan bazı olayların yaşanıldığını düşünmekten ziyade bu olayların kurgu olduğunu düşünmenin insanı biraz avutacağını düşünüyorum. Ki gerçeklerin acıtıcı olacağını düşünürsek bunu istemem de doğal olsa gerek. İşte tam da burada Kar Kurdu gibi kitaplar bu düşüncemi biraz destekliyor. Gerçeği kurguyla öğüterek bize sunan Kar Kurdu, konu bakımından Stephen King’in 22/11/63’üne benziyor. Aralarındaki fark birinde suikast gerçekleştirilmek istenirken birinde suikast engellenmeye çalışılıyor. Glenn Meade Kar Kurdu’nda harika bir iş ortaya çıkarmış. Çerez kitap tamlaması bu kitap için çok çok gülünç kalır. Zamanınızı bu kitaba ayırdığınız için kesinlikle pişman olmayacaksınız.

Gelelim kitapta öldürülmeye çalışılan Stalin’e. Ölümü hakkında çokça soru işaretleri olduğunu söyledik. Kaynaklara beyin kanaması olarak geçmiş ölüm sebebi. Bazı kaynaklar Lavrenti Beriya’nın yönetimi ele geçirmek için Stalin’i zehirlediğini yazmış. Ailesi de ölüm sebebinin beyin kanaması olmadığını, öldürüldüğünü, bunun da devlet güvenliği için örtbas edildiğini savunmuş. Ne şekilde olursa olsun Stalin öldü. Ama milyonlara işkence etmiş, kardeşi kardeşe vurdurmuş bu adamın iyi biri olarak ya da daha doğru bir ifadeyle savunduğu görüşü empoze etmek için bunları yaptığını savunan insanların kalplerinde vicdanın olup olmadığı sorusunu hep merak edeceğim. Kitap bol aksiyon ve heyecan içermesinin yanında gücü elinde bulunduran, sadece Stalin değil, kişiler hakkında da güzel tespitler sunuyor. Buyurun, bunlardan iki tanesi:

“Kremlin'dekilerin ilgilendikleri tek şey, güç. Nazilerin aynadaki görüntüsüne bakıyorsun sanki. Tek fark, gamalı haçın yerine bayrakta orak, çekiç ve kızıl bir yıldız bulunması.” Sayfa 77

“Göçmen gazetelerinden Kızılların tüm Sibirya köylerini nasıl göçe zorladıklarını, yollarına çıkan herkesi nasıl ezdiklerini, Josef Stalin'in tarım reformlarına karşı çıkmaya cesaret ettikleri için kulak adı verilen on binlerce küçük çiftçinin nasıl katledildiklerini öğrenecekti. Aileler bütünüyle kayboluyor, köyler yıkılıp halk göçe zorlanıyor, tek bir adamın iktidar tutkusu yüzünden milyonlar kurşuna diziliyordu.” Sayfa 91

Keyifli okumalar.
Üstünden altmış dört yıl geçmesine rağmen Stalin'in ölümünün doğal yollarla gerçekleşen bir ölüm mü olduğu, yoksa Rus liderin cinayete mi kurban gittiği sorusu hala cevap bulamadı. Kitapta da belirtildiği gibi Stalin'in yakın ailesi onun resmi açıklamada yer alan beyin kanaması nedeniyle ölmediğini, öldürüldüğünü ve ölümün gerçek nedeninin de devlet güvenliği gerekçesiyle örtbas edildiğini iddia etti ve bunu destekleyen tarihi gerçekler de var.  Glenn Meade de Kar Kurdu'nda bu konuyu ele alıyor, tabii ki kurgulayarak. Kar Kurdu yaşayan insanlarla bir bağ oluşturmak için yazılmamış olsa da kitapta yer alan bazı olaylar belgelenmiş tarihten alınmış. Kar Kurdu'nu mükemmel yapan noktaların başında da bu durum geliyor. Gerçeklik ve yazarın hayal gücünün bir araya gelmesi sonucu ortaya tek kelimeyle harika bir eser çıkmış. Kar Kurdu için tüm olumlu sözlerin, beğeni ifadelerinin yetersiz kalacağını düşünsem de bu kitabın bugüne kadar okuduğum en iyi kitaplardan biri olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Glenn Meade okumaya karar vermemin ardından okumak için ilk olarak Kar Kurdu'nu seçtim. Kitap hakkında tek bir olumsuz yorum görmedim ve açıkçası bu kitap için yapılacak herhangi bir olumsuz yorumu kabul edeceğimi de sanmıyorum. Kitabı bitirdiğimde ilk düşüncem bu kitabın çok farklı bir seviyede olduğuydu.

Kar Kurdu Soğuk Savaş yıllarında yaşanan olayları konu alıyor. Milyonlarca kişinin hayatını kaybettiği İkinci Dünya Savaşı sona ermiş, ABD ve Rusya arasında dünyanın tek süper gücü olmak için kıyasıya bir mücadele başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı'nı, verdiği atom bombası  kullanılması kararıyla bir anlamda bitiren Başkan Truman Oval Ofis'i Eisenhower'a devredecektir. SSCB'nin başında ise Stalin bulunmaktadır. CIA'nin eline Stalin'in psikolojik durumunun her geçen gün kötüye gittiği bilgisi ulaşır, rapor bizzat Stalin'in doktorlarının imzasını taşımaktadır. Ayrıca ABD ile Rusya arasında sular kaynama noktasına gelmiştir ve  Stalin önderliğinde Rusya hidrojen bombası çalışmalarında bir hayli öndedir. Stalin'in bu bombayı kullanma tutkusu sadece iki ülkeyi değil tüm dünyayı yeni bir savaşa sürükleyecektir. ABD'nin 34. Başkanı Eisenhower koltuğu devraldığında tüm dengeleri değiştirecek bir operasyonun da startını verir: Kar Kurdu Operasyonu. Operasyonunun amacı ise Stalin'i öldürmektir. Operasyon hazırlıklarına başlayan üst düzey yöneticilerin bilmediği şey ise, SSCB'nin gizli servisi KGB'nin bu operasyon hakkında bilgisi olduğudur.

Tarih, macera, polisiye ve daha birçok öğenin bir araya geldiği Kar Kurdu okura adeta ziyafet sunuyor. Kitabın başlarında isimler, olaylar biraz karmaşık gelse de, kısa süre sonra isimlere alıştığınızda sayfalar su gibi akıp gidiyor. Glenn Meade şaşırtıyor, bilgilendiriyor, bu tarz bir kitaptan isteyebileceği her şeyi okura veriyor. Çeşitli nedenlerle gitmek istediğiniz ülkeler veya şehirler vardır ve ben belki de sırf bu kitap nedeniyle Moskova ve kitapta sözü geçen diğer yerleri görmek istiyorum. Bir kitapta polisiye öğeleri, dramatik öğeler ve macera öğeleri ancak bu şekilde ustalıkla bir araya getirilebilir. Genel olarak tarihi çok seviyorum ve Kar Kurdu'nun konusunu tarihten alması, geçtigi yıllar kitabı daha ilgi çekici hale getiriyor. CIA, MOSSAD, KGB gibi kurumlar, önemli devlet yetkilileri, çıkar çatışmaları, toplama kampları ve bu şekilde daha birçok unsurla okuyucuyu buluşturan Glenn Meade Kar Kurdu ile size bambaşka bir boyuta taşıyor. Meade okuru alıp o dönemde giriş çıkışların çok zor olduğu, çetin kış şartlarının hüküm sürdüğü Rusya'ya bırakıyor ve olayları okura adeta yaşatıyor.

Yazarın Kar Kurdu için oldukça detaylı bir araştırma yaptığı belli, zaten yazar kitabın giriş kısmında ABD, Rusya ve Finlandiya gibi ülkelerde görev almış birçok kişiden yardım aldığını belirtiyor. Yazım aşamasında bu denli özen gösterilmiş kitaplar ve bu araştırmaları yapan yazarlar daha fazla saygıyı hak ediyor. Son olarak, Stalin'in öldüğü sıralarda ABD'nin normalden daha fazla CIA ajanını Moskova'ya göndermiş olduğu, Stalin'in yaşamının son dönemlerinde psikolojik anlamda gerçekten de rahatsızlıklar yaşadığı, Stalin'in hidrojen bombasını ABD'ye karşı kullanmak şeklinde bir tutkusu olduğu gibi konular göz önünde bulundurulduğunda Rus liderin ölümü daha da gizemli bir hale geliyor. Stalin'in rahatsızlığa yakalandığının bildirildiği günün sabahında kapıdan çıkarılan iki ceset ve bu cesetlerin Moskova'da gömüldüğü mezarlarda yer alan taşlarda isim olmaması gibi noktalar da diğer soru işaretleri. İncelememin son cümlesinde ise şunu söylemek istiyorum: Kullanılan dil, olayların kurgulanışı, konu seçimi, kitaba katılan gizemli durumlarla Kar Kurdu olağanüstü tanımının karşılığı.
Kitap başlarının biraz yavaş hatta karışık olduğu ama tüm o karışıklığın aslında devamında gelecek o mükemmel ötesi kurgu ve yazımın hazırlıkları olduğunu okudukça anlıyoruz.

Bir yazar bu şekilde duyguları yaşatacak romanı nasıl yazabilir diye düşünmeden edemiyorum gerçekten, okuyun gerçekten pişman olmayacaksınız ama bu zamana kadar neden okumadım diye pişman olmanız da garantidir.
Yazarın okuduğum ilk kitabı, takip ettiğim ve okuduğu kitapları nitelikli bulduğum arkadaşların paylasimlarinda gezinirken gözüme çarpan ve okumak için sabırsızlanıyorum dediğim kitaplardan biriydi Kar Kurdu.
Kitap yaklaşık 100-150 sayfa karmakarışık gitti benim için, karakterler çok fazla hele rus isimleri akılda tutmak... kim kimdi? Bağlantısı neydi bu karakterle? Kim kgb ? Kim ss subayı? Vs vs... içine giremedim bir türlü, fakat öyle bir yerde kişiler birleşip karşımıza çıkıyor ki sonra aksiyon filmi tadında, okurken sayfaları nasıl geçtiğinizi bile anlamıyorsunuz.
Ölümünün üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen hitler gibi ölümünün üzerindeki sır, sorular hala cevaplanmamış, açığa çıkmamış bir cani!!! stalinin ölümü üzerine yazılmış mükemmel bir kitap. Milyonlarca insanın hayatına malolmuş ve milyonlarcasinin da hayatını etkilemiş bir caninin gerçekten doğal yollardan olmemesini diledim kitabı okurken, gerçekten bunu bir insanın başarmış olduğunu umuyorum.
Kitabı okurken ne kadarı kurgu ne kadarı gerçek kestirmemiz mümkün değil, yazar bunu okuyucuya o kadar güzel aktarmış ki bazen kendimi google girip karakter isimlerini , yer isimlerini ararken buldum.
Tavsiye edebileceğim bir kitap, herkese keyifli okumalar diliyorum.
Hayatım da okuduğum en iyi kitap diyebilirim. Sayfaların arasında nasıl kaybolduğumu bilmiyorum. Bu kitapta aradığınız her şey var.. Hayatımda sadece 1 kitap okuma fırsatım olsaydı mutlaka Kar Kurdu'nu seçerdim..
Final bölümüne kadar okuyucuyu tetikte tutmayı başaran bir kurgu. Stalin Rusyasından 2.Dünya Savaşının karanlık oyunlarına kadar çeşitlilik gösteren olaylar örgüsünü çözmek için elinizden bırakamayacağınız bir roman. Tarih ve dramların iyi bir harmanı.
Kitabın kalınlığı sizi korkutmasın.Bir başlayınca film gibi bir solukta bitiyor.Çok güzeldi hiç bitmesini istemedim tavsiye ederim.Karakterler çok güzel oturmuş.
Glenn Meade'in okuduğum ilk kitabı buydu.Uzun olmasına rağmen hemen okuyup bitirdiğim kitaplardan biriydi.Zaten Glenn Meade'in bu kitabını okuduktan sonra Buz Kapanı ve Sakkarı'nın Kumları'nı da okudum.Ama geri kalan kitaplarını okumayı düşünmüyorum.Çünkü kitaplarını okurken sanki hep aynı kitabı okuyomuşum gibi hissettim.Bu yüzden Glenn Meade hayranlığımı üç tane kitabını okuyarak sonlandırdım.
Soğuk savaş dönemi ilginizi çekiorsa, polisiye ve macera kitaplarını seviyorsanız, üstüne üstlük gerilim ve aşk da olsun diyorsanız; lafı çok uzatmamıza gerek yok... Tek kelimeyle muhteşem bir roman sizi bekliyor.
Yıllar önce okuduğum ve beni ağlatmayı başaran tek kitaptı. Heyecandan ve sonunu merak etmekten satırları atlayarak okuyordum. Siz de tarihi kurgu kitaplarını seviyorsanız elinizden düşüremeyeceğiniz bir kitap olacaktır. Hala Alex der ağlarım.
"Başka bir zamanda, başka bir yerde, başka koşullarda, kim bilir neler olurdu? Ama artık çok geç."
Glenn Meade
Doğan kitap/epub. İngilizce aslından çeviren: Ali Cevat Akkoyunlu
Bazı şeyler hayatınızı tepeden tırnağa değiştirir. Evlenme, boşanma ya da telefonun öteki ucunda size sevdiğiniz birinin öldüğünü söyleyen ses gibi.
Glenn Meade
Sayfa 19 - Kırmızı Kedi Yayınevi
Göçmen gazetelerinden Kızılların tüm Sibirya köylerini nasıl göçe zorladıklarını, yollarına çıkan herkesi nasıl ezdiklerini, Josef Stalin'in tarım reformlarına karşı çıkmaya cesaret ettikleri için kulak adı verilen on binlerce küçük çiftçinin nasıl katledildiklerini öğrenecekti. Aileler bütünüyle kayboluyor, köyler yıkılıp halk göçe zorlanıyor, tek bir adamın iktidar tutkusu yüzünden milyonlar kurşuna diziliyordu.
Glenn Meade
Sayfa 91 - Kırmızı Kedi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kar Kurdu
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
564
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052980385
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Snow Wolf
Çeviri:
Ali Cevat Akkoyunlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
Kar Kurdu
Kar Kurdu
Ocak 1953.

Soğuk Savaş’ın en gergin dönemi. Başkan Eisenhower, Stalin’in akli dengesinin bozulduğuna ilişkin ürkütücü bir istihbarat alır. Daha da kötüsü, SSCB’nin Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatabilecek nükleer bomba programının tamamlanmakta olduğunu öğrenir. Bu haber Eisenhower’ın başkanlık yemin töreninden yalnızca birkaç saat sonra, hiçbir Amerikan başkanının cüret edemeyeceği bir karar almasına neden olacaktır: Stalin’e suikast!



Dünyadaki güç dengesini değiştirecek

“Kar Kurdu” Operasyonu’na onay verilmiştir artık. KGB’nin aldığı istihbaratla açığa çıkan bu operasyon Moskova’da bir insan avına dönüşür. Fakat avın ve avcının kim olduğu belli değildir.



“Gerilimli bir aksiyon ve soluksuz okutan müthiş bir heyecan duygusu, ilginç ve düşündürücü bir doruğa ulaşıyor.”

-The Sunday Times-

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 218 okur

  • unvr
  • Halide Kılıç
  • Semih Kaya
  • Feyza Çaka
  • Armağan Ayverdi
  • Gamze Tercan
  • KELEBEK AGRISI
  • MERVE ORHAN
  • Cemil Adıyaman
  • kadir ada

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%5
18-24 Yaş
%7
25-34 Yaş
%26
35-44 Yaş
%40
45-54 Yaş
%15
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.9
Erkek
%56.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%48.4 (59)
9
%27.9 (34)
8
%12.3 (15)
7
%4.1 (5)
6
%0.8 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0