Adı:
Kara Keşiş
Baskı tarihi:
Mart 2021
Sayfa sayısı:
48
Format:
Ciltli
ISBN:
9786254053306
Orijinal adı:
черный монах
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Kara Keşiş
Kara Keşiş
Çehov’un 1894’te Artist dergisinde yayımlanan son felsefi öyküsü Kara Keşiş, Lev Tolstoy’un da övgüsünü kazanan en önemli eserlerinden biridir. Öykü, görkemlilik kuruntusuna kapılan vasat biliminsanı Kovrin’le ilgilidir. Bu genç adam kendisinin bir dâhi, Tanrı’nın seçilmiş kullarından biri olduğuna inanmaktadır. Yazar bu öyküsünde delilik ile dâhilik arasındaki olası ilişkiye dikkat çeker.

Çehov 1890’lı yılların başında, rüyasında tarlaların üzerinde uçan uğursuz bir kara keşiş görmüş, uyandığında onun hakkında yazmaya karar vermişti. Ortaya çıkan öykü, kimi zaman entelektüellere yönelik bir hiciv, kimi zaman da Çehov’un kendi korkularının alegorisi olarak değerlendirildi. Öyküyü mistisizmle ilişkilendirenler de oldu.

Oysa yazar, yayıncı dostu Aleksey Suvorin’e yazdığı mektupta, melankoliye kapılmadan, “soğukkanlı bir tefekkür içinde” yazdığı Kara Keşiş için “tıbbi bir öykü” demişti. Çehov muhtemelen bir hekim olarak 19. yüzyılın sonlarında Rusya’da birçok megalomani vakası görmüş ve bu durumu çarpıcı bir kurguya dönüştürmüştü.

Anton Pavloviç Çehov (29 Ocak 1860 – 15 Temmuz 1904), Büyük Rus tiyatro yazarı ve modern öykünün en önemli ustalarından olan Çehov, Rus Gerçekçilik okulunun önde gelen temsilcisidir. Taganrog’da dünyaya geldi. Lisede Yunan ve Latin klasiklerini temel alan bir eğitim gördü. 1879’da Moskova’ya giderek tıp fakültesine yazıldı ve 1884’te doktor oldu. Alacakaranlıkta adlı öykü kitabıyla 1887’de Rus Akademisi tarafından verilen Puşkin Ödülü’nü kazandı. Yaklaşık bin sözcükten oluşan komik kısa öykü türünü başlı başına bir sanat haline getirdi. Ancak 1888’de yayımlanan Bozkır adlı yapıtıyla komik öykülere sırt çevirmiş oldu.
48 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10 puan
Eser bence akıcıydı.Kovrin’in ileri maladaptif sendromu var aslında hayali bir kara keşiş adını verdiği arkadaşı var. Fakat beyni bunu durduk yere üretmedi.Binlerce yıllık Doğu kültüründeki efsanelerden biri bu. Kovrinde bunun farkında. Kara keşişle diyaloglarındaki içerik zaten bana birilerini hatırlattı. Kara keşiş’in yaşamına müdahale ettiği noktayı farketmemiş olan dahi arkadaşımız Kovrin’in ise temelde sorunu mistik anlamlarda mutluyken kendini kandırdığını farketmemesi kara keşişe inanması ve yıllarını bu inançla mücadele ettiğini sanarken en sonda Kara Keşiş’in kucağına düşmesiydi.Belki de dostum Kovrin bir bulantı halindeydi.
48 syf.
Hekimliğini nikahlı eşi, edebiyatını metresi olarak ifade eden, Rus edebiyatını realizmden modernizme taşıyan Çehov'un "Kara Keşiş" eseri, kendisinin son felsefi öyküsü ve benim için ise okuduğum en tatlı hikayelerden biri özelliği taşımakta. Özellikle son sahneye gelindiğinde, alt katta keman sesiyle birleşmiş iki kadın canlandırması, insanı yoğun sanatın içerisine sokarak muhteşem bir atmosfere taşımaktadır. Bu yoğunluk tiyatrolarda had safhadadır. Tiyatrolarıyla meşhur Çehov, bu eserinde bile bu yoğunluğu başarabilmiş. Gelelim "Kara Keşiş"e. Kim bu keşiş? Bin yıl öncesinde Doğu'da görülmüş serap olarak anlatılır. Ancak bu serap, neredeyse tüm dünyayı, yansıya yansıya dolaşır ve sonsuzluğa dönüşür. Burada simgeciliğe dikkat etmenizi istiyorum. "Kara Keşiş" dediğimiz serabın sonsuzlaşması durumu, bizi ana karakterimizle (bu karakter Kovrin'dir) bağdaştıracak olan bir tablo niteliği görür. Kısacası psikolojik sorunları olan ana karakterimiz, "Kara Keşiş" rivayetini (umarım "rivayet" dememde bir sakınca yoktur; zira ana karakterimize göre bu bir yanılsamadan daha fazlasıdır) dinledikten sonra bu serabın bin yıl sonra tekrardan ortaya çıkabileceğini öğrenir. Nitekim, çok geçmeden ana karakter "Kara Keşiş"i görür. Ve çevresi tarafından "sen gerçekten de deliymişsin!" yaftalaması almaya başlar. Kitabın asıl aktarmak istediği, Kara Keşiş ile Kovrin'in konuşmalarıdır. Aslında kurduğum bu hatalı cümleyi açıklamam lazım, ki açıkladığım an kitabın asıl olayı da gün ışığına çıkacaktır. Fakat çeşitli yorumlamalara açık bir kitaptır. Kara Keşiş'i bilgin bir biri rolünde, hayatın manidar olmayışı üzerine sözlerini "deli" Kovrin'e anlatan biri olarak da ele alabiliriz. Zira Kovrin, Sartre'nin deyimiyle tam bir "bulantı" halindedir. Bu sebeple karşısına Kara Keşiş çıkar ve onunla, temelinde hayata dair konuşmalar yer alan, diyaloglar kurar. Örneğin, asıl haz duygusunun bilgide olduğu ifade edilir. Gibi gibi. Benim kendi yorumum şöyle oldu ki, neticede eserin ele alındığı dönem de düşünüldüğü zaman, Kovrin'in dışavuramadığı duygular, sadece ama sadece bir öykü gibi duyduğu "Kara Keşiş" rivayetindeki bu serap simgesinin içerisine girmiş ve Kovrin'in dışavuramadıklarını açığa çıkarması adına yardımcı olmuştur. Esasında "Kovrin-Kara Keşiş" diyalogu, "Kovrin-Kovrin'in dışavuramadıkları" haline transforme olur. Bunun bir kanıtı da, Kovrin'in ölmeden önce mutlu bir şekilde tasvir edilmesidir. Eserin başında, çok sevilip sayılan Kovrin, "Kara Keşiş" olaylarından sonra nefretle bakılan bir heriften fazlası değildir. Dolayısıyla Çehov'un yoğun psikolojik ve beraberinde felsefi olarak bütünleştirdiği Kara Keşiş, hepimizin dışavuramadıkları (bu arada, kimi zaman "vicdan" rolüne bürünüp kimi zaman "ego" rolünde) şeklinde karşımıza çıkıyor. Hepimizin bir Kara Keşiş'i var. Ve hepimiz biraz değil, çok fazla deliyiz. Sürüyü takip eden akıllıdır der Çehov, bu sözleri bile tüm hikayenin özeti diyebiliriz.
48 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Konusu kısaca delilikle dahilik arasındaki ince çizgi diyebilirim. İnsanın delirmesi konusu bakımından Çehov'un Altıncı Koğuş adlı kitabına benziyor. Bu öyküde şunu sorguluyorsunuz: Normal olan ne, sıradan olmak ya da insanlığın yararı için çalışan ve deliren biri olmak, hangisi doğru? Ya da şöyle sorayım, insanlık için deli olmayı göze alır mısınız? Gerçekten düşündürücü ve bir o kadar da felsefi bir özellik taşıyan bir hikaye. Ayrıca Kara Keşiş, Lev Tolstoy'un da övgüsünü kazanan en önemli eserlerinden biridir.
48 syf.
·1 günde·6/10 puan
Maalesef beğenmedim... çünkü çehov ve betimlemeleri beynimi fazlasıyla yordu ve kitabı ortalama buldum. Çehovun dilini sevenler için birebir elbette. Yazarın altıncı koğuş kitabını da sevmememiştim. Muhtemelen bana hitap etmediği için.
48 syf.
·Puan vermedi
|Kara Keşiş
Anton Çehov’ un kırk üç sayfadan oluşan kitabı “Kara Keşiş”; son yazdığı öykü olmakla beraber benim de, Anton Çehov’ un en sevdiğim öyküsü oldu ve sayfa sayısına oranla oldukça etkileyici buldum.
Kitap; Son zamanlarda fiziksel semptomlarla hastalık belirtileri göstermeye başlayan bir felsefe doktoru olan Kovrin’in hayal ile gerçeklik arasında yaşadığı bir deneyimi konu alıyor.
Kovrin, çocukluğunun geçtiği köye döner ve burada kimden duyduğunu ya da nereden okuduğunu bilmediği bir rivayeti hatırlar. Bu rivayet bir gün gerçekleşir ve bu rivayetin ana kahramanı “Kara Keşiş” Kovrin’ in yaşamına girer. Kovrin Kara Keşiş ile tanıştıktan sonra ruhunun iyileştiğini duyumsar, bu ruhsal iyileşme hali de etrafındaki insanlara ve kendi bedenine olumlu bir etki ve iyileşme yaratır. Kovrin ile Kara Keşiş’ in uzun felsefik sohbetlerinden sonra Kovrin kendini diğerlerinden farklı olduğuna inandırır ve bundan büyük bir haz duyar. Kara Keşiş’ in bu sohbetler boyunca tüm söyledikleri Kovrin’ in; hayatı ve insanları daha fazla sevmesine sebep olur fakat bir gün Kovrin’ in aslında var olduğunu zannettiği Kara Keşiş ile karşılıksız konuşmalarına karısının şahit olması yaşamlarını istemediği bir şekilde felakete sürükler kitabın sonunda.
Bir çok okuyucu kitap için düşüncelerinde ikiye ayrılmış durumda. “Kara Keşiş’in” gerçek olduğunu ve hâyâl olduğunu varsayanlar. Benim için Kara Keşiş, Kovrin’ in düşüncelerinin vücut bulmuş haliydi. Ve yalnızca bir yanılsamadan ibaretti, onu deli yapan da buydu. Kara Keşiş rivayetini kimden duyduğunu hatırlayamaması da bunu kanıtlar nitelikte.
Kovrin’ i mutlu bir insan yapan dâhi olması değil, deli olma sınırında yürüyen bir dâhi olması aslında. O sıradan ve normal karşılanan bir kimliğe büründüğünde kimse sevmez ve o da kimseyi sevmeyi beceremez. Yaşam da böyle değil midir?. Normal olanı doğru karşılarız ama aslında normal olmayan sevdiğimiz ve olmak istediğimizdir.
Delilikle dahilik arasında ince bir çizgi vardır ve tüm yaşamını mutsuz bir dâhi haline gelmek için harcamış olmak değil, deli olduğunu düşünmelerine rağmen mutlu bir insan haline gelmek için yaşamalı insan diyor ve bir alıntıyla son veriyorum kitaba.
“Doktorlar ve iyi kalpli akrabalar eninde sonunda insanlığın aptallaşmasına, vasatlığın dâhilik sayılmasına ve medeniyetin yok olup gitmesine sebep olacak.”
48 syf.
·4 günde·9/10 puan
Hikayenin anlatıldığı tarihten bin yıl önce siyahlara bürünmüş bir kara keşiş, Suriye mi Arabistan mı bir yerde bir çölde yürümeye başlıyor. Sonra Kara Keşiş'in suyun üstünde yürüdüğü görülüyor. Derken Keşiş her yerde yürürken görülüyor; dünyanın birbirinden uzak çeşitli ülkelerinde. Derken Keşiş, atmosferin dışına çıkıyor, uzak yıldızlarda gezegenlerde yürümeye başlıyor. İşte bin yıl sonra keşiş gezegenimize geri dönecek. Bizim hikâye karakterimiz felsefe doktoru Andrey Kovrin Kara Keşiş'i görüyor. Keşiş, sık sık adamımızı ziyaret ediyor. Arkadaş oluyorlar. Uzun uzun felsefe konuları konuşuyorlar. Acaba Kovrin, gerçekten dâhi birisi miydi, o manevi yönden seçilmiş birisi miydi? Yoksa bunlar hep serap mıydı, yoksa Kovrin deliriyor muydu?
Felsefi ve psikolojik çıkarımların çok olduğu bu kısa hikâyeyi okumanızı tavsiye ederim. İlginç çıkarımlar var, mesela; Keşiş Kovrin'e sürüden ayrılmayan sıradan insanların sağlıklı ve normal olduğunu söylüyor. Burada akıl sağlığından bahsediyor, Kara Keşiş'e göre deha ile delilik akrabadır. Acaba keşiş gerçekten de haklı mı? Okuyalım görelim...
İyi okumalar...
48 syf.
·1 günde·7/10 puan
çevremize bir bakalım bence, kim mutlu kim mutsuz. Ondan sonra bu kitaba dönelim. Gerçekten bilgisini sürekli arttıran insanlar mutlu mu? yoksa sürekli daha iyi olması için kendilerini yıpratan ve içi sıkılan insanlar mı? Hiçbir şeyi takmayan öylesine yaşayanlar ise bir o kadar mutlu. Dahi'ler mi deli, yoksa Deli'ler mi dahi. çünkü bu dünyadan kurtulmanın yollarından biri Deli'lik. Kitabımızın ana karakteri delilik ve dahilik arasında gidip geliyor. Hangisinde mutlu olduğunu tahmin etmek pek zor değil. okumanızı tavsiye ederim. Ama çokta beklentiniz olmasın sadece altmetni güzel. Çünkü çok kısa bir hikayesi var. Ve olaylar çok çabuk gelişip bitiyor. Hani içselleştirme pek yapamıyorsunuz. Dediğim gibi altmetni çok güzel ama işleniş eh işte dedirten cinsten. Hepimiz arasıra deli olup bu dünyanın dertlerinden kurtulmak istemiştir. Ama gerçekten delilik asıl mutluluk getirecek mi? Yoksa Aklıbaşında insanlar olup bu dünyayı daha güzel hale getirmek için fedakarlıklar mı kovalayacağız. seçim sizin :)
48 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Felsefe doktoru Andrey Kovrin kendini dahi olduğuna o kadar çok inandırmıştır ki sık sık hayali bir keşiş görmeye başlar. Bu keşiş kendisine zeki, bilinci yüksek, farklı bir insan olduğunu sürekli telkin eder ve onunla tartışır. Kovrin'in kendi kendine konuşup gülmeye başladığını fark eden karısı onu ruh doktoruna götürür ve tedavi olmasını ister. Kovrin bunu kabul etse de içten içe reddediyor, gerçekten de diğer insanlardan üstün olduğunu düşünüyor, bununla keyifleniyordur. Şimdi delilik ve dahilik arasındaki ince çizgide yürüyecektir. Ta ki çizgiden sapana kadar.

Felsefik hikaye tarzında olan bu kitabı bir saat içerisinde bitirdim, bir çırpıda okuyabilirsiniz. Çehov'un hikayelerine aşina olanlar kitabın dilini hemen kavrayacaklardır, olmayanlar ise Çehov ile Kara Keşiş vasıtasıyla tanışabilirler.
48 syf.
·1 günde·8/10 puan
Baş kahraman Kovrin, bir felsefe doktorudur. Yılların ona verdiği sıkıntı ve bıkkınlık onu esir almıştır. Bir arkadaşının tavsiyesiyle, köyde yaşayan eski varisi Semyoniç'in evine gider. Semyoniç orada kızıyla -Tanya- yaşamaktadır. Kendilerinin ilgilendiği kocaman bahçeleri vardır. Kovrin nereden duyduğunu hatırlamadığı "Kara Keşiş" efsanesini Tanya'ya anlatır. Bir kaç gün sonra kara keşişi görür ve hayatının -özellikle kendi iç dünyasının- dönüm noktasını yaşar.
Kitap biraz felsefi, bir oturuşta bitiriliyor ve derin anlamlar içeriyor.
42 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Kara Keşiş
#okudumbitti
.
Dahilik mi deliliktir, yoksa delilik mi dahiliktir? Kovrin, bazı hastalıkları için istirahat nedeniyle çocukluğunun geçtiği köye döner ve orada hayal ile gerçeklik arasında çok farklı deneyimler yaşar. Bu deneyim içinde pek çok sorgulama içine giriyor ve mutluluk, haz, ebedi hayat gibi felsefi soruların cevaplarını ararken buluyor kendini. Kovrin bu delilik halleri içinde mutluluğu yakalamaya çalışırken etrafındaki bireylerin ona gösterdiği tepki ise çok farklı olacaktır.
.
Kara Keşiş, bir saat içinde bitirilebilecek 43 sayfalık bir kitaptı. Fakat bu inceliğine rağmen doyurucu ve okuması zevkli bir eserdi. Betimlemeleri ve özellikle sohbet şeklinde yapılan kısa felsefi sorgulamalar ayrı bir lezzet katmıştı. Olaylar sıkıcılıktan uzak bir şekilde hızlıca gelişiyor ve akıcı bir şekilde ilerliyor. Özellikle Modern Klasikler’i sevenlerin seveceğini düşündüğüm bir hikayeydi.
48 syf.
·1 günde·10/10 puan
A dostlar!
Bu nasıl lezzetli nasıl deli nasıl hoyrat ve aynı anda ne kadar da dingin bir kitaptır.
Anton Çehov'un 1894'te Artist dergisinde yayımlanan Lev Tolstoy'un da beğenisi ile övgüsünü kazanan "Kara Keşiş" inanılmaz özgün ve sıradışı bir roman. Doktor olan Çehov'un kendi rüyası ve hastalarda çoğunlukla gördüğü megalomani (kendini olduğundan çok daha büyük görme hastalığı) münasebetiyle sürüklendiği bu eser yazarı tarafından 'tıbbi bir öykü' olarak adlandırılmış.
Ancak bana kalırsa Kara Keşiş her ne kadar bir rüya eseri ya da bir hasta ile tesadüfen ötürü geldiği iddia edilse de Çehov un kendi iç sesiyle konuşmalarına ait gibi bir hisse kapıldım. Çünkü böylesine devasa ve gerçekçi bir hezeyanı ancak bir yazar ya da bir deli düşünüp bununla alakalı konuşabilir. 43 sayfalık bu öyküde alıntı yaptığım ve aklımda kalan o kadar çok yer vardı ki hayret verici doğrusu... Bu kitaba Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından 7 TL ye sahip olabilmek biz okurlar için büyük lütuf!

Anton Çehov Kara Keşiş
48 syf.
·Puan vermedi
Delilik ile dahilik arası gidip gelen Kovrin, bin yıl sonra tekrar geleceğine inanılan kara keşişi görmesiyle ki -ona göre bu bir serap- başlayan hikaye çok çabuk gelişip bitiyor. Hikaye kısa olmakla beraber başlayıp bitirmeniz bir oluyor. En ufak bir dalgınlık ya da dikkatsizlik kitabı anlamamanıza yol açabilir. Okunabilir düzeyde felsefi, mistik bir hikaye.
İnsanın akli ve ahlaki gelişimi ne kadar yüksekse, ne kadar özgürse, hayat ona o kadar keyif verir.
Anton Çehov
Sayfa 30 - İş Bankası Kültür Yayınları
Ebedi hayatın amacı ne?
Her türlü hayatın amacı neyse o, yani haz. Hakiki haz bilgidedir.
Anton Çehov
Sayfa 21 - İş Bankası Kültür Yayınları
Ben senin hayal gücünde varım, hayal gücünse doğanın bir parçası, demek ki, doğada da varım.
Anton Çehov
Sayfa 21 - İş Bankası Kültür Yayınları
Sizler, yani yüce kaynağın bilinçli ve özgür yaşayan hizmetkarları olmasa insanlık bir hiç olurdu..
Anton Çehov
Sayfa 21 - İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kara Keşiş
Baskı tarihi:
Mart 2021
Sayfa sayısı:
48
Format:
Ciltli
ISBN:
9786254053306
Orijinal adı:
черный монах
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Kara Keşiş
Kara Keşiş
Çehov’un 1894’te Artist dergisinde yayımlanan son felsefi öyküsü Kara Keşiş, Lev Tolstoy’un da övgüsünü kazanan en önemli eserlerinden biridir. Öykü, görkemlilik kuruntusuna kapılan vasat biliminsanı Kovrin’le ilgilidir. Bu genç adam kendisinin bir dâhi, Tanrı’nın seçilmiş kullarından biri olduğuna inanmaktadır. Yazar bu öyküsünde delilik ile dâhilik arasındaki olası ilişkiye dikkat çeker.

Çehov 1890’lı yılların başında, rüyasında tarlaların üzerinde uçan uğursuz bir kara keşiş görmüş, uyandığında onun hakkında yazmaya karar vermişti. Ortaya çıkan öykü, kimi zaman entelektüellere yönelik bir hiciv, kimi zaman da Çehov’un kendi korkularının alegorisi olarak değerlendirildi. Öyküyü mistisizmle ilişkilendirenler de oldu.

Oysa yazar, yayıncı dostu Aleksey Suvorin’e yazdığı mektupta, melankoliye kapılmadan, “soğukkanlı bir tefekkür içinde” yazdığı Kara Keşiş için “tıbbi bir öykü” demişti. Çehov muhtemelen bir hekim olarak 19. yüzyılın sonlarında Rusya’da birçok megalomani vakası görmüş ve bu durumu çarpıcı bir kurguya dönüştürmüştü.

Anton Pavloviç Çehov (29 Ocak 1860 – 15 Temmuz 1904), Büyük Rus tiyatro yazarı ve modern öykünün en önemli ustalarından olan Çehov, Rus Gerçekçilik okulunun önde gelen temsilcisidir. Taganrog’da dünyaya geldi. Lisede Yunan ve Latin klasiklerini temel alan bir eğitim gördü. 1879’da Moskova’ya giderek tıp fakültesine yazıldı ve 1884’te doktor oldu. Alacakaranlıkta adlı öykü kitabıyla 1887’de Rus Akademisi tarafından verilen Puşkin Ödülü’nü kazandı. Yaklaşık bin sözcükten oluşan komik kısa öykü türünü başlı başına bir sanat haline getirdi. Ancak 1888’de yayımlanan Bozkır adlı yapıtıyla komik öykülere sırt çevirmiş oldu.

Kitabı okuyanlar 980 okur

  • Mehmet Nacak
  • Prenses Marguerite
  • melih gökdemir

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0
8
%0.2 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0