Adı:
Kara Nehir
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051881607
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Coal River
Çeviri:
Dilek Parsadan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arkadya Yayınları
İçimdeki çocuğun umudunu kırarsam bir daha ayağa kalkamam biliyorum. Renklerin yok olduğu, is kokan bu madenci kasabasına daha çok küçükken gelmeyeceğime dair yemin etmiştim. Ama şimdi 1912 yılının haziran ayında tamamen kimsesiz ve ıssızım, dahası olmaktan korktuğum yerdeyim. Yanlarında kalmak zorunda olduğum insanların gözünde uğursuz bir sığıntıyım belki de…

Kara Nehir… Bu kasabanın adı bile tüylerimi diken diken etmeye yetiyor. Küçücük çocukların okul yerine çalışmak için maden ocağına gitmesi beni kahrediyor. Bir avuç kömür, bir lokma ekmek için o küçücük bedenlerin yok olması, annelerin döktüğü gözyaşları içimi acıtıyor. En kötüsü de ne biliyor musunuz? Baktığım her çaresiz yüzde kaybettiğim erkek kardeşimi görüyorum. Neden beni kurtarmadın diyor sanki…

Artık bundan kaçışım yok, sustuklarımı dile getirme vakti geldi. Ben, Emma Malloy, tek başına da kalsam kömür tozunu hava diye ciğerlerine çeken o küçük çocuklar için mücadele edeceğim. Belki de yıllar önce solan vicdanımın çiçekleri yeniden açar. Belki de ıssız yanım bir aşkın şefkatiyle hayat bulur, kim bilir…

(Tanıtım Bülteninden)
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Harika bir kalemi var. Kitabın konusuna gelince; Kısaca; 1900 'lü yılların başında Amerika'da bir maden kasabasında yaşanan trajedinin anlatıldığı söylenebilir. Özellikle kömür kırıcı çocukların dramı beni çok etkiledi. Çok güzel bir kitap.
Yine Harika bir Ellen Marie Wiseman hikayesi ... Yoksa gerçek yaşamdan bir alıntı diye mi eklemeliyim bilmiyorum . Yazar diğer kitaplarında ki gibi flashback yapmamış. Bu önce beni şaşırtsa da kitabın ilerleyen sayfaları öylesine beni alıp götürdü ki sanki o madende ki kokuyu burnumda hissettim. Emma'nın bitmeyen mücadelesi.. Küçük çocukların çalıştırılması.. İçinizi yakacak bir hikaye... Keyifli okumalar.
Ellen Marie Wiseman ile ilk tanıştığım roman. Oldukça hüzünlü bir hikaye. Maden ocağında çalışmakta olan küçücük çocukların , can güvenliği olmadan her gün korkarak eşlerini gönderdikleri ailelerin kalbini sıkıştıran bir roman. Ve bunların geçmişte yaşanmış olmaları, hala bazı durumlar günümüzde de yok değil tabi ki. Ama güçlü bir kadın olan Emma kendi yaşadığı sıkıntılarına rağmen bu küçük çocuklara ve ailelerine yardım etmek için çok mücadele verir. Ve sonuca ulaşmak için her yolu denemeye hazırdır. Okudumak isterseniz pişman olmazsınız:)
Canıız pahasına da olsa doğruları savunur muydunuz? Yardima muhtac olanlara kendini tehlikeye atarak yardım elini uzatir miydiniz?
O zaman Emma ile tanışın. Her zaman dogru olani yapmaya çalışan gencecik bir kız. Henüz küçücük bir çocukken, kardeşinin buz tutmuş bir nehirde boğuluşunu izleyen,10 yıl sonra bir yangında hem anne hem babasını kaybeden Emma'nın Kara Nehir kasabasına dönüşü ile başlıyor bu güzel, içten hikaye. Kara Nehir denen bu yerde bir çok kötülüğe ve haksızlığa maruz kalan Emma'nin kömür ocaklarında yaşanan vicdansızlıklara ve çocuk yaşta çalıştırılan çocuklara tanık olmasıyla hayatı değişiyor ve o günden sonra ne olursa olsun o çocuklar ve aileleri için elinden gelen herşeyi yapacağına yemin ediyor. Işte hikayede burdan sonra daha heyecanlı ve sürükleyici bir hal alıyor. Emma,'nin haklı mücadelesini bir solukta okuyacak ve gerçeklerin ortaya çıktığını görmeden kitabı elinizden bırakamayacaksınız:)
Kitap o kadar güzel ki bi o kadar da akıcıydi. Tarihsel olaylar,ask,macera ,dram, hepsi bir arada nasıl birlestirebilirler bir kitapta bayiliyorum dogrusu Kitap hakkinda yorumlari merak edip buraya kadar geldiyseniz kesinlikle okumalisiniz.Aydınlikli günler gorebilmek dilegiyle..
Siz hiç hergün eşiniz ya da çocuğunuz işten eve sağ olarak gelecek mi diye düşündünüz mü?
Evet onlar yüzlerce maden işçisinin eşleri ve anneleri hergün bu korkuyla eşlerini yada çocuklarını işe gönderdiler, göndermek zorunda kaldılar.
Ve Emma; Kara Nehir'de anne ve babası yanarak öldükten sonra hatta kardeşini de kaybettikten sonra yani tamamen ıssız kaldıktan sonra bir daha oraya geri dönmemek için yemin edip ne yazık ki düşene bir tekme de sen vur düşüncesinde olan sözüm ona teyzesinin yanında yaşamak zorunda kalan, binbir türlü zorluğa göğüs geren Emma...
Hani hep derizya dünyayı çocuklar kurtaracak diye, ama bu kurtarış okula göndererek, saygı ve sevgiyi öğreterek, onların o tertemiz yürekleriyle gerçekleşir diye düşünüyorum. Ama onlar hakir görüldükleri için daha küçücük yaşta maden ocağina gonderiliyorlar.
Düşünsenize bir anne olarak daha 7 yaşında ki çocuğunuzu okul yerine bir avuç kömür, bir lokma ekmek için maden ocağına çalışmaya gönderip yüreğinizin yanışını ve döktüğünüz gözyaşlarınızı. İste bu kitapta tarihin bir o kadar gerçek ve bir o kadar da içinizi acıtan yüzüyle sizi tanıştırıp içine hapsediyor sizi. Herkese tavsiyem bence herkes okumalı. Sevgi ve kitapla kalın.
Yazarın, Ardımda Kalanlar ve Erik Ağacı kitabında olduğu gibi yine bu kadar güçlü ve sorunlar karşısında korkmadan savaşabilen bir karakter ortaya çıkarması beni en çok cezbeden şey oldu. Onun haricinde yine dopdolu, akıcı, gerçek olaylardan esinlenilmiş, sıkılma ihtimalinizin olmadığı müthiş bir kitap. Arkadya Yayınlarından hangi kitabı okuyayım diye soru geldiğinde direk Erik Ağacı ve Ardımda Kalanlar derdim. Şimdi Kara Nehir de eklendi. Yazar hanım beni çok etkiliyor, yeni kitabı da çıkıyormuş, oh daha ne olsun. Ellen Marie Wiseman ne yazsa okurum dediğim yazarlar arasında yerini aldı bile. Gerçek olaylardan esinlenmesi belki de beni çok etkiliyor bilmiyorum ancak değişik bir çekiciliği var kitaplarının.

Yine yaşanmış olaylardan kurgulanan bir kitap ve yine Ellen Marie Wiseman. Okula gitme, oyun oynama yaşındaki o çocukların kömür madenlerinde nasıl çalıştırıldığını okudukça yüreğim parçalandı. Emma karakterini o kadar çok sevdim ki ben de onun gibi olmak isterdim. Doğru bildiğim şeyler adına korkmadan ve gücümün son kırıntılarına kadar savaşmak isterdim. Kitabın sonu beni şaşırttı ve bu açıkçası çok hoşuma gitti.
Yani demem o ki, sıkılmadan okuyabileceğiniz bir kitap arıyorsanız kesinlikle Ellen Marie Wiseman kitaplarına şans vermelisiniz. Verdiği mesajlar çok alkışlanası.
        Dünyanın neresinde olursa olsun ezilen, zor şartlarda çalışan, çalıştırılan insanların kaderleri ne yazık ki çok da farklı olmuyor. Keşke birileri daha zengin olsun diye zavallı insanlar sömürülmese. Adalet, eşitlik gibi kavramlar herkes için olsa keşke. Çocuk işçiler olmasa, açlıkla boğuşmasa kimse... Keşke dünyada bu kadar kötülük olmasa... yürek burkan bir kitap...
Bütün kötülükler hırsla başlıyor aslında. Insanlar hırsına yenik düşüyor ve hep elinde olanların daha fazlasını istiyor. Sağlıklı olsa, neden param yok diye dert edinip, parası olsa neden daha çok param yok diye dert ediniyor. Bu bir çok şeyle devam edebilir. Hep daha fazlasını istemek, aslında en büyük sorun yetinmeyi bilmemek..

İs kokan çocukların hikayesi Kara Nehir. Yapmak istemedikleri ama yapmak zorunda kaldıkları bir iş madende çalışmak. Madenin başında hep daha fazlasını isteyen doyumsuz bir adam var buna engel olmak isteyen güzel insanlar parası ile güçlü olan adama hep yenik düşüyorlar. Emma Moley aslında lanetli olmadığını, Kara Nehir için bir şans olduğunu seriyor gözler önüne. Gözleriniz dolacak bazen içiniz acıyacak.

1912de yaşanan bu olaylar aslında hala ülkemizde de yaşanıyor, hala ülkemizde dr bir çok maden ocağında hava odaları bulunmuyor. Bir Zonguldak'lı ve madende bir çok yakınını kaybetmiş biri olarak canı gönülden oneriyorum bu kitabı, okumak dersler çıkarmak gerek..
Siz hiç eşiniz ya da çocuğunuz, işten eve sağ olarak gelecek mi? diye düşündünüz mü?

Evet hepiniz merak içindesiniz sanırım yukarıdaki cümleden sonra.

Bir maden ve bu maden de zorlu şartlar altın da çalıştırılan baba ve çocuklar, evet yanlış duymadınız çocuklar...
Hem de yaşları 4,5,6,7,8 bu sıralama böyle devam ediyor.
Hergün bir kolu eksik, bir bacağı eksik eve gelen çocuklar.

Emma,
Kardeşini, anne ve babasını kaybettikten sonra bir hastanede gözlerini açar ve bu hayatta iki seçeneği vardır;
Ya düşkünler evine gitmek,
Ya da kara nehire geri dönmek...

Emma hangi yolu seçecek.
Ve bu seçiminden sonra hayat nasıl devam edecek tüm bunlar kitapta sizleri bekliyor.

Yazarın okuduğum üçüncü kitabı ve beni yine hayran bıraktı kendisine...

Bir alıntı bırakıp sizlere keyifli okumalar diliyorum.

Sevdikleri ellerinden alınacaksa, insanlara neden sevebilme yetisi verilir...
Kömür ocağında usülsüz yollar ile çalışan çocuklar ve onların yaşadıkları haksızlıkları acı bir şekilde anlatılıyor.Açlık,sefalet,hastalıklar ve ölümlerle dolu kitap.Kitap sürükleyici ve merak uyandırıcı bir kitap.OKumanızı tavsiye ederim.
Yazarın Ardımda Kalanlar kitabını çok beğendiğim için bu kitaba beklentim yüksek başlamıştım, ama maalesef elimde süründürerek bitirdim. Durağan ve hep bir kısır döngü içinde düşük tempolu ilerleyen bir kitaptı. Hikaye hüzünlü ve güzel evet ama anlatım olmamış. O kömür kıran çocuklara, ailelerin sefilliğine çok üzüldüm. Gerçek hayatta bu çocukların olması çok daha üzücü.
Belki de konu masumların ölümüyle acı çekişi olduğunda eşitlik ve adalet diye bir şey yoktu.
Ellen Marie Wiseman
Sayfa 87 - Arkadya Yayınları,Emma Malloy
"Dokuz yıl boyunca etkisini sürdüren tek bir şey vardı; hissettiği suçluluk duygusunun içine işleyen ağırlığı."
Toprağı kazıp kömür çıkaran adamların aileleri sefillik içinde yaşarken, kendilerinin lüks içinde yaşadığını bildiği hayatlarına nasıl devam edebiliyorlardı? Emma midesinin bulandığını hissetti, neredeyse öğürecekti. Birden üzerindeki kıyafetleri ve yediği gösterişli yiyecekleri anımsadı. Onlar da çocuklarının karnını doyurabilecek parayı güçlükle kazanan madencilerin sırtından edinilen parayla satın alınmıştı.
Ellen Marie Wiseman
Sayfa 132 - Arkadya Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kara Nehir
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051881607
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Coal River
Çeviri:
Dilek Parsadan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arkadya Yayınları
İçimdeki çocuğun umudunu kırarsam bir daha ayağa kalkamam biliyorum. Renklerin yok olduğu, is kokan bu madenci kasabasına daha çok küçükken gelmeyeceğime dair yemin etmiştim. Ama şimdi 1912 yılının haziran ayında tamamen kimsesiz ve ıssızım, dahası olmaktan korktuğum yerdeyim. Yanlarında kalmak zorunda olduğum insanların gözünde uğursuz bir sığıntıyım belki de…

Kara Nehir… Bu kasabanın adı bile tüylerimi diken diken etmeye yetiyor. Küçücük çocukların okul yerine çalışmak için maden ocağına gitmesi beni kahrediyor. Bir avuç kömür, bir lokma ekmek için o küçücük bedenlerin yok olması, annelerin döktüğü gözyaşları içimi acıtıyor. En kötüsü de ne biliyor musunuz? Baktığım her çaresiz yüzde kaybettiğim erkek kardeşimi görüyorum. Neden beni kurtarmadın diyor sanki…

Artık bundan kaçışım yok, sustuklarımı dile getirme vakti geldi. Ben, Emma Malloy, tek başına da kalsam kömür tozunu hava diye ciğerlerine çeken o küçük çocuklar için mücadele edeceğim. Belki de yıllar önce solan vicdanımın çiçekleri yeniden açar. Belki de ıssız yanım bir aşkın şefkatiyle hayat bulur, kim bilir…

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 84 okur

  • Diğdem Akbaş
  • Svg eds
  • F.Betül Uzuntarla
  • Mine Topak
  • Selda Özkaya
  • sibel kahveci
  • Güler Bilkay Aygün
  • Mehtap Çalımlı
  • mesude sert
  • Sadiye bitmen

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%44.2 (23)
9
%21.2 (11)
8
%7.7 (4)
7
%11.5 (6)
6
%5.8 (3)
5
%5.8 (3)
4
%1.9 (1)
3
%1.9 (1)
2
%0
1
%0