1000Kitap Logosu
Karamazov Kardeşler
Karamazov Kardeşler
Karamazov Kardeşler

Karamazov Kardeşler

OKUYACAKLARIMA EKLE
9.2
6,2bin Kişi
19,5bin
Okunma
7,1bin
Beğeni
293bin
Gösterim
1025 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 29 sa. 3 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 18 Ocak 2019 · Karton kapak · 9789944880985
Orijinal adı
Brat'ja Karamazovy
Diğer baskılar
Dostoyevski, yaşamının son yıllarında başyapıtı Karamazov Kardeşler'i tamamladığında, Rus yazınında 'felsefe düzeyinde roman-tragedya denen türün de temelini attığının bilincinde değildi. Dostoyevski'nin yaşam birikiminin tümünü ve sanat gücünün doruğunu içeren bu roman, gerçekte insanı insan yapan ne varsa, onlara adanmış bir destan niteliğini taşır. Yazar, hiçbir romanında "Karamazov Kardeşler"de olduğu denli insan ruhuna inmemiş, insanoğlunu bu denli kesitler biçiminde, içgüdülerinin ve istencinin tüm görünümüyle sergilenmiştir. Bir aileyi konu alan ve bir felaketler zinciri olarak gelişen olay örgüsü, bireysel öğelerin yanı sıra, ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısındaki Rus toplumunu da geçirdiği sarsıntıların tümüyle, dünya edebiyatında bir eşi daha bulunmayan bir sanat aynasından yansıtır. (Tanıtım Yazısından) Dostoyevski (1821-1881): Gerek 1840'ların ortalarından itibaren yayımlamaya başladığı Beyaz Geceler ve Öteki gibi uzun öykü-kısa romanlarıyla, gerekse Karamazov Kardeşler,  Suç ve Ceza ve Budala gibi Sibirya sürgünü sonrası büyük romanlarıyla, insanın karanlık yakasını kendinden sonraki bütün romancıları derinden etkileyecek biçimde dile getirmiş büyük bir  19. yüzyıl ustasıdır. Karamazov Kardeşler, yazarın son başyapıtıdır. (Arka Kapaktan)
5 mağazanın 74 ürününün ortalama fiyatı: ₺27,26
Kitabı Dinlebi İle Hemen Dinle
22 sa. 1 dk.
9.2
10 üzerinden
6,2bin Puan · 1049 İnceleme
ZEYNEP
Karamazov Kardeşler'i inceledi.
1025 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
karamazov kardeşler pide salonu
Karamazovlar’ı Dostoyevski’nin zirvesine hatta cahilliğimden cüret alarak edebiyat tarihinin zirvesine koyarak başlamak istiyorum. Bu noktada Suç ve Ceza’yı öne atarak itiraz edenler olacaktır ki bana kalırsa bu iddiada bulunanlar henüz Karamazovlar’ı okumayanlardır. Ecinniler de Raskolnikov karakterini şöyle böyle içinde barındırdığından Suç ve Ceza’dan daha dolu bir kitaptır. Ama hepsinin üstüne, Dostoyevski’yi bugüne taşımış ve yarınlara taşıyacak olan bu bin sayfalık dev eseri koymak gerekir. Ömrünün son yılları hariç neredeyse hiçbir zaman iki yakasını bir araya getiremeyen Dostoyevski, Ecinniler’i planladığı dönemde, bir arkadaşına,”geçim derdim olmasa ben de Turgenyev, Tolstoy, Gonçarov gibi yüzyıllar sonra bile hatırlanacak eserler yazabilirdim, onlar benden çok mu yetenekli sanki!”diye yazmıştır. Suç ve Ceza’yla çok büyük bir ün yakalamıştı ama gel gelelim ardından gelen Budala kimsenin ilgisini çekmedi. Hatta, iyi ki varlar dediği eleştirmenler bile aşk romanı görünümlü bu kitabı görmezden geldiler. Ardından Ecinniler’in yayınlanmasıyla, Dostoyevski; düşmüş, yeteceğini kaybetmiş, zırvalayan bir yazar olarak ilan edildi. O dönem Rusya, Turgenyev’le büyüleniyordu ve dönemi karikatürize edip hepsiyle açık açık dalga geçen bu kitap kimsenin hoşuna gitmemişti. Hakkında idam kararı verilmiş, kürek cezasına çarptırılmış bu düzen karşıtı adam ne ara Çar yanlısı ( bizim deyimimizle “çomar”) oluvermişti!! Yavaş yavaş iki yakası bir araya gelen Dostoyevski, en büyük eseri “Karamazov” için çalışmaya başladı. Karakteri kesinleştirmek için dönemin ünlü yazarlarının sığındığı manastırlara bile gitti. Üç yıl süren çalışmanın ardından, Dostoyevski hak ettiği üne kavuşmuş oldu. Karamazov’lar onu zirveye taşımıştı. Belki de en nefret ettiği insan olan Turgenyev’den daha çok ilgi görüyor ve seviliyordu. Dostoyevski’nin her karakteri bir düşüncedir. Düşünceler uğruna bedenler ve günlük sıkıntılar kurban edilir. Örneğin, İvan Karamazov’u hasta eden bakteriler değil Tanrı’dır. Dostoyevski’yi hayatı boyunca rahatsız eden sorun budur zaten: Tanrı’nın varlığı… Bu, düşünceden ibaret bedenler, Karamazov Kardeşler, yazarın kendisidir. Alyoşa, yazarın belki de asla ulaşamadığı, ideal insandır. Henüz kirlenmemiştir ama Prens Mışkın gibi de değildir. Kötülüğü, şehveti bilir yine de Tanrı yolundan yürür. İvan, Tanrı sorunuyla kafayı bozmuş bir sara hastasıdır. Dostoyevski felsefesinin sonucu, onun kahramanlarının sentezi aynı zamanda bir çoğunun da yıkımıdır. Dmitri babası gibi şehvet düşkünü bir adamdır. Nişanlısından aldığı parayı içki sofralarında metresiyle yer, para için babasını öldürmeyi düşünür hatta sonunda alçaklığından intihar etmeye karar verir. Dostoyevski’nin kumarbaz yönünü temsil eder. Fyodor Pavloviç’i de kendi babasından esinlenerek yaratır. Bir de Fyodor Pavloviç’in oğlu olduğu söylenen, dilsiz bir kadından doğma Smerdyakov vardır. Annesi onu doğururken ölmüştür ve babasının evinde uşaklık yapmaktadır. Aslında son derece sadık ve güvenilir olan Smerdyakov, sonradan İvan’ın özgür, sınır tanımaz düşüncelerinin kurbanı olacaktır. Tanrı yoksa her şey mübahtır!! Alyoşa, şehvet düşkünlüğüyle tanınan bir aileden olsa bile yoldan çıkmamış,inancını korumuş bir gençtir. Rahip adayı olarak manastıra sığınmıştır ve Staretz Zosima denen kutsal bir adamın öğrencisidir. Dostoyevski’nin Tanrı’dan çok İsa’ya inanması gibi Alyoşa da Zosima’ya inanır. Gerçi Dostoyevski için İsa vazgeçilmezdir, Tanrı’nın olmadığını, bütün bu şeylerin saçmalıktan ibaret olduğunu bilse bile İsa’ya inanacağını söyler. Alyoşacığı için bu kadar kıymetli olan Zosima’yı, ölümünden sonra kokutması da tanrısız İsa düşüncesine bir göndermedir bence. Zosima’nın Alyoşa’ya, kendisinin ölümünden sonra manastırdan ayrılmasını öğüt vermesi, inancını dış dünyada da koruyacağını söylemesi bunu kanıtlar niteliktedir. Alyoşa İsa’sını bulmuştur zaten, artık Tanrı’ya, yani manastıra ihtiyacı yoktur. Belki de Dostoyevski için Nietzsche’nin üst-insanı olmuştur artık. Karamazov ailesinin yıkılışıyla hiç alakası olmayan çocuklar da Alyoşa güzellemesi yapmak için dahil edilmiştir kitaba. Olaylar sonunda İvan kafayı yer, Dmitri Sibirya yoluna düşer, Smerdyakov intihar eder… Kısacası inançsız olanlar kurtuluş yolu bulamaz ve felaketlere sürüklenirken Ortodoks bir Rus olan Alyoşa çocuklara öbürkü dünyada tekrar kavuşacaklarını, sevinç içinde birbirlerine olanı biteni anlatacaklarını söyler. Bu noktada Raskolnikov ve Stavrogin’in akıbetlerini de karşılaştırmak gerekir. İkisi de özgürlüklerini ararken yanlış yola sapıp suça batmışlar ve vicdan azabı içinde can çekişiyorlardır. Raskolnikov bu sırada Tanrı’yı bulur ve şöyle böyle felaketinden kurtulur, Tanrı’sını bulamayan Stavrogin ise buhranlar içinde intihar eder. Yukarıda söz ettiğimiz karakterler ve sözünü etmeye değer olan diğer Dostoyevski karakterleri hepsi sıradaşı tiplerdir ve hep bir uç noktalarıyla, aşırılıklarıyla öne çıkarlar. Ama Karamazov’un Alyoşa’sı bir çok yönden sıradan, hatta olaylar içinde silik kalan bir tiptir. Dostoyevski de böyle başkarakterlere alışık değiliz. Kendisi bu konuya açıklık getirebilmek için ufak bir önsöz yazmış, Alyoşa’yı neden başkarakter seçtiğini kitabın sonunda anlayacağımızı söylemiştir. Bana kalırsa sebep şudur: Alyoşa, Dosto için ideal insandır. Dostoyevski büyük ihtimalle ömrünün son yıllarını böyle bir insan olmak için harcamıştı. Son kitabı olduğundan ve o yıllarda Ortodoks Rusya diye diye kafayı yediğinden, İvan yerine Alyoşa’nın başkarakter olmasına şaşmamak gerek. Tehlikeli düşünceleri hakkında düşüncesizce davranıp dolaylı olarak baba katili olan İvan, Dostoyevski’nin en yakışıklı karakteridir. Tanrı katili değildir, bu konuda düşünmeyi çok önce bırakmıştır. Tanrı varsa bile, çocuklara işkence edilen böyle bir düzeni kabullenmeyeceğini söyler. Onu reddederek, ölümsüz yaşam için giriş biletini geri verir. Dostoyevski,İvan’la birliktedir. Alyoşa, onun için bir hedeftir sadece. Bana kalırsa Dostoyevski ölürken bile İvan’ın tarafındaydı, Tanrı’yı bulmuşsa bile ona inanmamıştı. İvan, düşünceden ibaret gibi dursa da Karamazov kanını taşıdığından şehvet ve arzularından sıyrılmış değildir. Albert Camus’un “Sisifos Söyleni”de uzun uzun ele aldığı Tanrı’nın yokluğu durumunda intihar konusuna da Schopenhauer’ın kendisini tokat manyağına çevireceği bir cevap verir: “Hayata inanmasam, sevdiğim kadına sırt çevirsem, dünyanın gidişine inancım kalmasa, hatta tam tersine, her şeyin karmakarışık, uğursuz, belki de şeytanca bir kaos olduğuna iman etsem, insanların hayal kırıklığından uğradığı bütün korkulara tutulsam gene de yaşamayı isteyeceğim, hayat kadehini ağzıma götürünce bitirene kadar bırakmayacağım!” İvan, gençlik yıllarında duyulan arzu ve hazlar uğruna hayatın yaşamaya değdiğini, belki 30 yaşında kadehi ağzından çekebileceğini söyler. Dünyanın acılarla dolu bir feryat, bir sefalet vadisi olduğunu, insanın arzularından ve hazlarından tamamen sıyrılarak yaşaması gerektiğini söyleyen Schopenhauer, Karamazov ailesine güzel bir cevaptır bence. Körlerin nedensiz istençlerinin sonucu olan dünya, aslında olmaması gereken kötü bir şey, bir suçtur. İvan da bu konuda Schopenhauer’la birliktedir. Öklid geometrisiyle sınırlı aklımız, dünyanın ötesiyle ilgili anlayışa sahip olamaz ve bu şartlar altında, kavrayamadığımız hayat hakkında sınanamayız. İnsanları sonradan, yaptıkları zulümden, haksızlıklardan, çektirdikleri acılardan dolayı bağışlayacak, onları temize çıkaracak bir şey olsa bile, bunu asla kabullenemez ve Tanrı’yı bulsa bile onun cennetini reddeder. Karamazov cinayetini açıklamak için İvan ile şeytanın konuşmasından başlamak gerekir. İvan olanı biteni öğrenip de kafayı yiyince odasında şeytanı görür. Karşısında bir Rus mujiği oturmaktadır, onun gerçekten şeytan mı olduğunu yoksa şeytan diye kendi kendisiyle mi konuştuğunu anlayamaz. Şeytan sürekli konuşur, İvan kulaklarını tıkar, onun ağzından çıkan laflara dayanamaz. Aslında söylenenler önceden kendisinin düşündüğü şeylerdir, karşısında oturan mujik bizzat kendisidir zaten. Şeytan’ın şu lafları Karamazov cinayetinin sebebidir: Bir gün herkesin gerçeği anlayacağı devirin gelmesine imkan var mı? Varsa, mesele yok, insanlığın hayat sorunu çözülmüş demektir. Fakat insanlığın kökleşmiş ahmaklığı yüzünden mesele belki daha bin yıl çözülemeyeceğine göre, zamanımızda gerçeğe varan herkes hayatını yeni ilkelere göre düzenlemekte serbesttir. Bu anlamda onun için her şey mübahtır. Dahası var, böyle bir devir gelmese bile, tanrı ve ölümsüzlük olmadığına göre yeni insan, bir başına bile kalsa tanrısal insan olabilecek ve yeni sıfatına dayanarak gerekirse kalp huzuruyla eski köle, insanın bütün manevi engellerini aşabilecektir. Tanrı’ya kanun yoktur. Her yer Tanrınındır, ayak bastığı her yer yücelir… kısacası her şey mubahtır. Smerdyakov bu düşüncelerle büyülenir ve İvan’ın gizli isteğini yerine getirmek ister. Kendisi sonradan böyle bir isteği olmadığını, düşüncelerini böyle bir amaca hizmet etmek için açıklamadığını söyler. Ama aslında o da babasının ölümünü içten içte istiyordur ve bunun için farkında olmadan Smerdyakov’a yardım eder. Böylece baba Karamazov oğulları tarafından öldürülür. İvan,cinayet itirafına kimseyi inandıramaz çünkü saralı bir delidir o artık. Dmitri’nin ise masum olduğuna inanmazlar. O zaten masum olmadığını, babasının ölümünü içten içe istediği için katil kadar suçlu olduğunu söyler. Peki gerçekten suçlu mudur? Staretz Zosima’yı ziyaretten dönüşte babası için “ bu adam neden yaşıyor ki?” dememiş miydi? Aslında bakacak olursak Dmitri babasından pek de farklı bir karakter değildir. Zamanın köylüsünü temsil eder, sürekli içki içer, her şeye bodoslama girer. En önemli özelliği ise düşünceden yoksun olmasıdır. Aynı zamanda romanın en net kişisi ve içgüdüleriyle hareket eden tek kişisidir. Nişanlı olmasına rağmen intikam hırsına tutuşmuş bir afüşteyi metres edinir. Babası da aynı kadına aşıktır ve onunla evlenmeyi düşünüyordur. Dmitri’nin annesinden ona kalan parayı , evlilik teşviği olarak Gruşenka’ya vermek ister, bu sırada Dmitri beş parasızdır. Aynı zamanda nişanlısı Katerina’dan, bir akrabaya götürmesi için aldığı parayı metresiyle içki alemlerinde harcar. Söylediğine göre paranın sadece yarısını harcamıştır, kalan parayı geri verecek ve hırsız olmadığını kanıtlayacaktır. Uzun süre boynunda bir bez parçasından dikilmiş muskanın içinde saklar parayı. Mahkemede bunları itiraf edince herkes “hadi lan ordan!” ayarında bir cevap verir. Katerina, bahsi geçen parayı akrabaya ulaştırması için vermemiş, Dmitri’nin, sevdiği adamın, ne kadar alçalacağını görmek için vermiştir! Cinayetin işlendiği gece, alçaklığından intihar etmeye karar verir. Önce gidip Gruşenka’yı bulur sonra da muskada kalan üç bin rubleyle bir güzel eğlenir. Asıl planı şudur: gidip güzelce eğleneyim, parayı son kuruşuna kadar harcayayım sonra sabaha karşı kafama kurşunu sıkarım. Şu olayıyla Dmitri benim gözümde Dostoyevski’nin en alçak, gurursuz ve onursuz karakterlerinden biridir. Katerina ve Gruşenka; Dostoyevski’de görmeye alışık olduğumuz kadın tiplemeleridir. Karamazov kardeşler gibi gündelik hayattan soyutlanmış düşünce yüklü bedenler değillerdir. Asıl karakterlerin izleyecekleri yolda şöyle böyle rol alan yardımcılardır ancak. Zaten ne Dmitri’nin ne babası ne de İvan’ın aşkı gerçek aşk değildir. Ruhu yakıp kavuran istekler ve bazen acıma duygusu üzerine yaşanan hislerdir. Gruşenka, uzun zaman önce lekelenmiş, bu yüzden erkeklere karşı hırslanmış, intikam duygusu içinde basit bir kadındır. Dmitri’yi de Fyodor Pavloviç’i de sevmez, ikisini de kandırır. Baba oğulun arasının açılmasındaki en büyük sebeplerden biri odur. Katerina ise namuslu olduğu herkes tarafından bilinen saygıdeğer bir hanımefendidir ama gel gör ki Dmitri gibi bir alçağa aşık olmuştur. Aynı zamanda İvan’ın da aşık olduğu bu genç kadın gerçek aşkı bulabilmiş değildir. Kısacası kutsal Alyoşa hariç tüm karakterler ihtiras buhranları içinde kıvranmaktadır. Karamazov Kardeşler’in herbiri ayrı ayrı Dostoyevski’dir. Dmitri, sürgünde son bulan romantik devri; İvan, sosyalistlik uğruna imanını kaybettiği yılları; Alyoşa ise dine geri döndüğü yılları temsil eder. Peki hangisi en çok Dostoyevski’dir? Misal Nabakov’un incelemesinde bahsettiği gibi yazar, en çok Dmitri’yi takip ederken coşar. Tasvirler güçlenir, karakterin iç dünyası en derinine kadar sayfalara yansır. Kumarbazlıktan çok çekmiş Dostoyevski, Dmitri’nin cinayet günündeki “dibe vurma” hissiyatını, “battı balık yan gider” düşüncesiyle kapıp koyverişini çok iyi anlıyor olsa gerek. Alyoşa’nın inandırıcılığı olmayan peygambervari karakterini anlatırken aynı havaya giremiyor. Karamazov Kardeşler’in başarısını sağlayan, bin sayfalık dev bir eser olmasının yanında filozof olan bir sanatçı tarafından yazılmış olması, felsefi tiradların bolca oluşundan dolayı 5 dakika sonra ölecekmişsin de hızlıca okuyup evrenin sırrını kavraman gerekiyormuş gibi hızlıca kendini okutmasıdır. Bitirdiğinde sana bir şey öğretir mi bilinmez ama kendini özletir. Dostoyevski’nin neşeli sesini, karakterlerin oradan oraya savruluşunu özletir. İçinde bir şeyler bulabilmek için önceden Dostoyevski’nin üç beş tane kitabının okunması gerekir. Aksi taktirde Aşkı Memnu izler gibi okunur. Alyoşa ve abilerinin çelişkilerini görüp Dostoyevski’nin kendisiyle savaştığını fark etmek gerekir. Alyoşa gibi pısırık olacağınıza, İvan gibi hakkıyla delirmeniz dileğiyle..
Karamazov Kardeşler
9.2/10
· 19,5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
177
Mikail Balcı
Karamazov Kardeşler'i inceledi.
936 syf.
·
32 günde
·
10/10 puan
Karamazov Kardeşler - Fyodor DOSTOYEVSKİ
Ve, kitap bitti. Aslına bakarsak gün içinde bitti. Ama incelemeye nereden başlasam, nasıl başlasam bilemedim. Tam bir ayımı aldı okumak. Bunda bir kitap yazım projesinde olmamın ve aktif bir iş hayatımın olmasının etkileri oldukça fazla. Yoksa kitap elde sürünecek bir kitap değil kesinlikle. Sayfa sayısının yüksek olması sizi korkutmasın. Orhan Pamuk "bin yılın kitabı" demiş bu eser için. Bilmem kim ne düşünür ama okuduğum en yoğun, en katmanlı eserlerden biriydi. Burada neredeyse kimseyi tanımıyorum, o nedenle isim veremeyeceğim ama esere başlarken bir okur bana "Dostoyevski'nin en başarılı eseri" demişti. Aklıma Raskolnikov geldi hemen. "Hadi canim sen de..." dedim içimden. "Suç ve Ceza dururken mi?" Gerçekten de eserin başlarında böyle düşünmeye devam ettim. Ama ilerledikçe durumun çok daha farklı olduğunu, eserin birçok temayı etkili biçimde ele aldığını ve ele alınan her temanın sanki kitabın ana teması gibi işlendiğini gördüm. Her karakter bir başkahraman olabilecek nitelikteydi ayrıca. Dostoyevski'nin hayatıyla ilgili birçoğumuz bir şeyler biliriz. Eser yazarın son eseri ve o zamana kadar tüm hayat tecrübesini, tüm bilgi birikimini yansıttığı bir eser. Onun diğer eserlerinde de yer yer hayatından izlere rastlarız ancak bu eser birçok ize rastlamamıza olanak tanıyor. Her kahramanda kendisinden, ailesinden, düşünce yapısı ve sorgulama biçiminden izler var. Baba katilliği, Tanrı kavramı, suçluluk psikolojisi, sevgi, kıskançlık gibi konuları derinlemesine işliyor. Yine arka planda Rus insanının düşünce yapısına, köylüye ve diğer ülkelere bakışına, yaşam biçimine hakim oluyoruz. Kişiler dünyası eserde özellikle ele alınması gereken konulardan. Babadan başlayarak oğullarına inmek gerek. Yazar babalık kavramını derinlemesine ele alıyor. Yalnız burada­ki babalar için değil, bütün babalar için haykırıyorum: "Babalar, ço­cuklarınızı incitmeyin!" (s. 765) Sevmediği­miz çocuklarımızdan ne hakla sevgi bekleyebiliriz? (s. 765) Dostoyevski'de baba düşünceleri... Sevgisiz büyüyen çocuklar farklı kişiliklere bürünmüşler. Olumsuz kişiliklerde baba faktörüne büyük pay biçmek gerek. Kendi sonunu kendisi hazırlayan bir baba oldu belki de... Spoiler vermemek adına daha derine inmek istemiyorum ama Alyoşa karakterine de değinmeden geçmek istemem. Tanrının varlığına en çok inanan, eserdeki en olumlu karakter (mi acaba?) Diğer tüm karakterlerin sonu olumsuz bitiyor eserde. Üniversitede edebiyat öğretmenimiz şöyle bir cümle kurmuştu (Belki okuyordur, kendisi sosysl medyada arkadaşlarım arasında): "Madem Alyoşa muhteşem bir karakter, tüm bu olumsuzluklar yaşanırken o neredeydi?" Haksız sayılmaz zannımca. İncelememe başlarken kendimce bir planlama yaptım: Şunlardan şu şekilde bahsedeceğim, diye. İpin ucunu kaçırdım ve yine sohbet eder gibi bir inceleme oldu. Kahraman psikolojileri derinlemesine işlenmiş, bölüm bölüm Suç ve Ceza'yı da andırıyor. Mimar Sinan'ın eserlerini sıralarız çıraklık, kalfalık, ustalık eseri diye. Bu eser de Dostoyevski'nin ustalık eseri zannımca. Hayatını tecrübeleri ile öğütüp edebiyatın usta süzgecinden geçirmiş. Psikoloji, sosyoloji, felsefe, din, edebiyat, tarih vs birçok alanda ustalıkla işlenmiş bir eser. Okumadan ölmeyin. Hacmi korkutmasın sizi. Başka on kitap okuyacağınıza alın bir bu kitabı okuyun. Şöyle bitirmek istiyorum: Bu kitabı bu kadar geç keşfettiğim için kendimden özür dilerim, zira okumadan da ölebilirdim.
Karamazov Kardeşler
9.2/10
· 19,5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
198
Leman Altıner
Karamazov Kardeşler'i inceledi.
1008 syf.
·
60 günde
·
10/10 puan
Karamazov Kardeşler, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski'nin ölmeden önce yazdığı son eseri..ustalık eseri bir başyapıt.... 1025 sayfalık bu esere inceleme yazmak zor olsa gerek, yazmamaksa haksızlık... Klasik tutkunu biri olarak yıllardır ötelediğim bir eserdi. Hep korkutucu geldi başlamak, sanki okumanın hakkını verememekten korktum. Ama bir yerden de başlamak gerekiyordu sanırım... Gelelim Karamazovların dünyasina... Dünyasına diyorum çünkü bu muhteşem kalem sayesinde o dünyanın kapısından içeri giriyor ve orada yaşıyorsunuz, hapsoluyorsunuz adeta... Eser; baba Fyodor Pavloviç Karamazov ve iki kadından dünyaya gelen üç oğuldan oluşuyor. İlk oğul Dimitri Fyodoroviç Karamazov ilk eşinden, İkinci oğul İvan Karamazov ve Alyoşo Karamazov ikinci eşinden dünyaya geliyor. Kaypak, çıkarcı, çocukları ile hiç ilgilenmeyen, paragöz bir baba ve uşakların elinde büyüyen, kendilerini büyütmeye çalışıp hayatta yer edinmeye çalışan evlatlar...Karamazovlar... Hep sevgiyi arayan, Tanrıyı arayan, kişiliklerini arayan, ararken de hem kendilerine hem de etraflarına zarar veren, sonuçta Karamazov da olsa özleri iyi, içlerinde saflığı barındıran, kendilerince bir yol haritası çıkarıp hayata tutunmaya çalışan üç kardeş... Ne yazarsam eser hakkındaki hislerimi tam olarak ifade edemeyeceğim sanıyorum. Her kardeşin ayrı ayrı ele alındığı roman, o karakterle bağ kurup, karakterin özüne inmenizi sağlıyor. Hatta bazen "Dimitri,kendine gel fütursuz davranıyorsun, babanın sevdiği kadına aşık olmak ne demek ya da Ivan, ağbinin sevdiği kadına aşık olmaya utanmıyor musun? Alyoşa, bu kadar iyilik meleği olmak seni üzecek bu hayatta biraz da gerçekçi ol" dediğimi duyar gibi oldum. Muazzam bir kurgu; psikolojik, polisiye, gerilim, aşk, entrika...hepsiyle baharatlandırılmış, okuyucunun bakış açılarına göre harmanlanmış cok lezzetli bir sunum... Son bölümünü hayranlıkla okuyup eseri tamamladım. Yazılacak sayfalar dolusu şey var aslında ama fazla ipucu verip diğer okuyucuları hayalkırıklığına uğratmak istemiyorum. Önce doğru zamanı kollayın daha sonra derin bir nefes alıp okumaya başlayın... Zira önünüzde katetmeniz gereken Karamazovlar var... _ Seviyoruz, hepimiz seviyoruz sizi! _ Yaşa Karamazov! (Sayfa 1025) Sevgiyle ❤
Karamazov Kardeşler
9.2/10
· 19,5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
140
Halil Vural
Karamazov Kardeşler'i inceledi.
1232 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bu bir Başyapıt !
Şimdi ben bu 'Başyapıt' kitabını nasıl inceleyeyim? Nereden başlayacağımı bilmiyorum ki. Bahsedilecek o kadar çok nokta, o kadar çok yer var ki... Neyse, Ya hakk! Bu kitap Dostoyevski'nin zirve kitabı olmakla beraber son kitabı özelliği de taşıyor. O zaman diyebilir miyiz ki Fyodor Dostoyevski zirvede bırakıyor? Neyse kitaptan bahsedelim biraz;                                 Şehvet                                                                 Hırs                        Para Tam "Bermuda Şeytan Üçgeni" gibi oldu. Ne güzel üçgen ama... Size şimdi üçgenin iç açıları toplamını  söyleyeceğim. Ya da hayır vazgeçtim. Herkes 360(ironi) derece olduğunu biliyor zaten. Şehvet, hırs ve paranın toplamını söyleyeceğim sizlere.    Şehvet+Hırs+Para= Karamazovlar(Alyoşa hariç) İştee! Karamazovların formülünü çözmek bu kadar basit. Kitap hakkında konuşulacak çok şey var aslında ama etrafımda bu kitabı okuyan kimse yok. -laf aramızda aslında etrafımda kitap okuyan da pek yok- Onun için buraya bir monolog şeklinde içimi dökmek istedim. Monolog demişken Fyodor Dostoyevski'nin her kitabında olduğu gibi Karamazov Kardeşler'de de yaptığı psikolijik tahlilleri aklıma geldi. Aforizmaları peki? Offf hayran kalmamak elde değil. Lev Tolstoy onun hakkında; "Tanrı yönetiyor kalemini." derken hiç haksız olmadığını tekrar, tekrar ve tekrar öğrenmiş oldum. "Neden üç defa tekrar kelimesini kullandı bu." demeyin lütfen. çünkü dört kitabını okudum. Aslında bu kitabın içeriğinden çok güzel bahsederdim de incelememi okuyacak olan arkadaşlara spoiler olmasın diye bu kitabı harcatmak istemedim.(Çaktırmayın, bu kitabı inceleyecek yetkinlikte olduğumu düşünmüyorum.) Sadece size şunu söyleyebilirim; Hayata dair her şeyi öğrenmek istiyorsanız, bu kitabı okumalısınız. İşte o zaman aşkı, İhaneti, kardeşliği, nefreti, dini ve daha birçok şeyi tekrar öğrenirsiniz. Çünkü Fyodor Dostoyevski'nin kalemi hayatın ta kendisidir, hayat ise Fyodor Dostoyevski için cehennemdir. Bir de şey, kol kası yapmak istemiyorsanız, Karamazov Kardeşler(2 cilt) kitabını Yordam Yayınevi'nden okuyun.
Karamazov Kardeşler
9.2/10
· 19,5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
71
Mehmet Doğan Oktay
Karamazov Kardeşler'i inceledi.
1025 syf.
·
33 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
ÖLÜMSÜZ ESER
Hayatımın dönüm noktası ne diye soranlara ilk cevabım Dostoyevski okumam olunca çoğu kişi bu durumu anlamlandıramaz. Ancak o yüce yazarın yazdığı satırlarda benim gibi kaybolan, yaratılış nedenini sorgulayan, içi acı ve ızdırap dolu ruhlar benim bu söylediğimi anlayabilirler… Dostoyevski hiçbir kitabında Karamazov Kardeşler kadar uğraşmamıştır. Genellikle geçim sıkıntısı sebebiyle kitap yazan şairimiz, ne oldu da böyle devasa bir ölümsüzlük eseri yazmaya karar verdi? Benim en çok dikkatimi çeken durum Dostoyevski’nin “40 yıllık düşmanım” diye hitap ettiği dönemin ünlü yazarı Turgenyev ile olan çekişmesi. Dostoyevski’nin o dönem yazdığı Suç ve Ceza, Budala gibi başyapıtlara rağmen hala istediği üne kavuşamaması, üstüne de Turgenyev’in çok popüler olması, onu bütün bir ruhuyla böyle bir kitap yazmaya zorlamıştır. Bunun sonucunda senelerce odasına kapanıp, hiçbir arkadaşıyla görüşmeden, sabahlara kadar ölümsüzlük eseri için ter dökecekti. Bana göre gelmiş geçmiş en iyi yazar olan bu alçakgönüllü insan, yazdığı kitabın önsözünde biz okuyucularına kitabı için verdiği emeği anlatıp ayrıca sıkıcı olan bölümler için özür dilemesi beni çok etkilemiştir. İnsan ruhunun en ince ayrıntılarına kendine has ustalığıyla giren Dostoyevski, Karamazov Kardeşler’de bu işin en iyisi olduğunu biz okuyucularına şüphesiz kanıtlamıştır. Bu kitabı okumadan önce elbette Dostoyevski’nin hayatını ve ilk eserlerini okumak gerekiyor. Kitaptaki o mükemmel detayları görmenin yolu bundan geçiyor ve bence onu anlamanın da tek yolu budur. Aksi taktirde karakterin neden sara hastası olduğunu, neden kitabın her bölmesinde idam mahkumluğundan söz edildiği gibi bazı ayrıntılar hiç dikkat edilmeden geçilecektir. Bu yüzden kesinlikle hayatı ve ilk eserleri okunup, daha sonra bu son başyapıta başlanmalı diye düşünüyorum. Kitaptaki olay örgüsünden bahsetmeyi pek istemiyorum. Zira bu incelemeden çok özete girer diye düşünüyorum. Ancak bazı noktalara değinmekte fayda var. Romanımızda birden çok ana karakter mevcut. Böylece her karakterin kendi dünyasını görme fırsatımız oluyor. Ayrıca benim en çok dikkatimi çeken durumlardan bahsedecek olursak; cinayetin Suç ve Ceza romanındaki Raskolnikov’ u hatırlatması, İvan Karamazov karakterinin, Dostoyevski’nin gençliğinin ürünü olması, Alyoşa’nın Dostoyevski’nin ölen çocuğunun ismi olması, Pavloviç Karamazov karakterinin Dostoyevski’nin babasına benzemesi gibi örneklere baktığımızda görüyoruz ki, yazarımız bütün hayat birikimini, bütün edebi ustalığını, kısaca her şeyini vermiştir bu kitaba. Bence Karamazov Kardeşler, yazarın bütün kitaplarının edebi gücünü, yaratıcılığı kendinde toplayıp ölümsüz bir eser olmuştur. Ayrıca hiçbir kitabında görmediğimiz din kavramını da özellikle kitabın Büyük Engizisyoncu bölümünde müthiş bir psikolojiyle anlatmıştır. Yüce yazar madem bizlere böyle bir ölümsüz eser bıraktı, ben de onun adına yakışacak şekilde az çok son ölümsüz eserini yorumlamaya çalıştım. Kitabın son sayfalarını okurken tüm vücudumun titrediğini hissettim. Tamam bazı bölümler gerçekten çok etkileyiciydi fakat son sayfalarda ona kötü anılar bırakan babasına karakterin ağzından yaptığı isyan beni gerçekten çok etkiledi. Yazarın kendisinin de dediği gibi geçmişte yaşadığımız anılar, ömür boyu üstümüzde bir kimlik gibi geziyor. Demek ki o yaşlı Fyodor, hala o günleri hatırlıyor, acı çekiyordu. Dönemin yazarlarını yeteneğinden şüphe ettiren bu ölümsüz eserin üstüne bir kitap geleceğini düşünmüyorum. Çünkü insanı insan yapan tüm her şey bu kitaptadır. Sevgi, aşk, acı, ıstırap, kardeşlik, tanrı sevgisi… son satırlarında umarım beni anlamışsınızdır diyen yazara sesleniyorum, seni anladım Bay Fyodor ve dediğin gibi birgün kavuşup her şeyi konuşacağız… Yaşa Dostoyevski, yaşa Karamazov!
Karamazov Kardeşler
9.2/10
· 19,5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
63
Zeliha
Karamazov Kardeşler'i inceledi.
832 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Okuduklarım arasında Sefiller ile beraber baş köşede yerini almış oldu bu roman. Edebi bir dille anlatıldığı gibi psikolojik olarak da özel bir anlatımı mevcuttur. Aşk, nefret, kan, dava ve daha birçok konularda sürükleyici özelliğe sahip olan bu kitap, 4 Karamazov kardeşlerin hayatından bahsetmektedir. Roman insanın direk kalbine nüfus edebildiği için eşsiz bir romandır. Kitabı okuyacağınız için pişman olmayacaksınız.
Karamazov Kardeşler
9.2/10
· 19,5bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
191