Karanlığa Okunan Ezanlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
589
Gösterim
Adı:
Karanlığa Okunan Ezanlar
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757991380
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cadde Yayınları
Baskılar:
Karanlığa Okunan Ezanlar
Karanlığa Okunan Ezanlar
Nihat Genç adımı Nihada olarak değiştirmek istiyorum. Boşnak bir arkadaş buluyorum. Bundan sonra adım Nihat Genç değil, Nihada Genç diyorum. Mezarın başında tebessüm ediyor. Ağbi, Nihada burada kızlara verilen ad Küçük bir şaşkınlık yaşıyorum ama vazgeçmiyorum, olsun, adımı Nihada koyacağım, bu ku küçük kızın adını alacağım. Nihada'nın tabutunu katip ediyorum, önündeki yazıya bakıyorum, yedi yaşında.Tabutu nasıl hafif, sanki içinde kuştüyü var, sanki tabut bomboş, sanki Nihada'nın cesedini bulamamış bir eli bir başı belki yalnız ayaklarını taşıyoruz şimdi.
368 syf.
Karanlığa Okunan Ezanlar, bir Nihat Genç manifestosu gibi duruyor. Pek çok konuya değinen Genç'in katılmadığım fikirleri de var elbet ama üslubu okunurluk sağlıyor.

Ben en çok Bosna'yı anlattığı kısımları sevdim. Özellikle de Abdullah Sidran-Emir Kustirica hadisesi ibretliktir.

Sadece o Bosna yazıları için bile alınıp okunulası bir kitaptır.
Batı coğrafyasını emperyalist sömürüyle, kölelikle, hırsızlıkla, soygunla, soykırımla kurdular. Bizler coğrafyamızı İstiklal savaşıyla inşa ettik.
Batı coğrafyasında bunca cinayet ve savaş makinelerinden sonra heyecandan, duygudan, vicdandan, insanlıktan bahsedebilir miyiz?
Nihat Genç
Sayfa 151 - Cadde Yayınları - 2009 - Deneme
Kendimize, yine, kendi kırıldığımız yerden kaynayacağız. Aynı ağacın aynı dalına kaynayacağız. Başka şansımız yok.
Boşnakların dünyada iki büyük isyanı var, iki şikayet. Dünya bu soruların cevabını veremedi.
Birincisi silah ambargosu. Çünkü Sırpların silahı vardı. Silah ambargosuyla zaten silahsız olan Boşnaklar, tam teçhizatlı Sırp ordusu karşısındaeli kolu çaresiz bırakıldı. Bu ambargo uluslararası bir tuzaktı ve Boşnakların bıldırcın gibi avlanmasına yaradı. Sırplar, Yuyugoslav ordusunun silahlarına sahipti. Dünya bu silah ambargosunun savaşın tam ortasında uygulanmasının ne anlama geldiğini biliyor.

Avrupalı ve Amerikalı, Bosna'ya sessiz kalmaları yetmedi bir de, zavallı, çaresiz, mağdur, katledilmekte olan bir halkın kendini savunması için, su, ilaç, gazlı bez gibi hayati ihtiyaçlarını tedarik etmesi dünya tarafından engellendi. Yugoslavya ordusunun silahlarına karşı Boşnaklar şofben demirlerinin borularından tuhaf ilkel silahlar yapmaya kalkıştı.

Boşnakların ikinci büyük isyanı: Srebrenica! Dünya Srebrenica'nın cevabını veremiyor. Çünkü Sırplardan kaçmakta olan on binlerce çoluk çocuk anne, Birleşmiş Milletlerin askeri birliğine bizi korurlar diye sığınmak istiyor. Dünyanın barış gücüne kendilerini emanet etmek istiyor. Ancak, Hollandalı komutan, Sırpların esir aldığı kendi askerlerini kurtarmak için, on binlerce Boşnakı Sırplara yem olsun diye hediye ediyor. Hollandalı komutan Sırplarla aynı karargâhta içki içip eğlenirken, Sırplar işte bu sırada on binlerce çocuk, yaşlı nineyi soykırımdan geçiriyor.
Nihat Genç
Sayfa 92 - Cadde Yayınları - 2009 - Deneme
...önümden geçen bir tabutun ismini okuyorum: "Nihada" yaziyor..

Nihada'nın tabutu geliyor, taşımakla kalmıyor, okşuyor, dokunuyorum. Kimdir Nihada!..

Nihat Genç adımı Nihada olarak değiştirmek istiyorum. Boşnak bir arkadaş buluyorum. Bundan sonra adım Nihat Genç değil, Nihada Genç diyorum. Mezarın başında tebessuüm ediyor. Abi, Nihada burada kızlara verilen ad.. Küçük bir şaşkınlık yaşıyorum, ama vazgeçemiyorum, olsun, adımı Nihada koyacağım, bu küçük kızın adını alacağım... Nihada'nın tabutunu takip ediyorum, önündeki yazıya bakıyorum, yedi yaşında... Tabutu nasıl hafif, sanki içinde kuş tüyü var, sanki tabut bomboş, sanki Nihada'nın cesedini bulamamış, bir eli bir başı belki yalnız ayaklarını taşıyoruz şimdi..

Boşnakların savaş müzesinde gördüm, ünlü bir Rus şairi Sırplara destek icin gelmiş ve elinde tüfek, keskin nişancılık yapıyor ve yaparken poz verip fotoğraf çektiriyor. Boşnak müzesinde gördüm, elinde tüfek keskin nişancı, tepeye içki masası kurmuş, tüfeğini kasabaya doğrultmuş ve yanında yarıya kadar soyunmuş sevgilisine yumulmuş ve şehvetli zevk sarhoşluğuyla kızı yalarken, tüfeğiyle Boşnaklara ateş ediyor... Nihada bizi kim öldürdü? Sırplar mı, dünyalılar mı? Birleşmiş Milletler mi, Avrupalılar mı?

Geceye doğru gideceğim buradan Nihada! Ne insafsız memleketmiş buraları Nihada! Ölen yalnız sen misin Nihada! Çeçen çocuklarını da öldürüyorlar, Irak'ta, Felluce'de de öldürüyorlar. Nihada, üçüncü dünya savaşı çoktan başladı. Kim derdi üçüncü dünya savaşı Müslümanlara karşı olacak. Üçüncü dünya savaşı Müslümanları yok etmek için başlayacak. Ve üçüncü dünya savaşının cepheleri Osmanlı mirasına saldırıyla, yok etmekle, kazımakla başlayacak...

Bir daha geleceğim bu mezarlığa Nihada! O güzel saçlarını ömrüm oldukça ben çözüp ben bağlayacagım...

Söz! Bir daha ki sefere ağlamaya değil, şarkılar söylemeye geleceğim... Anadolu'dan küçük kız kardeşlerini buraya getireceğim, kelebekler gibi mezarına konacağız.
Nihat Genç
Sayfa 99 - Cadde Yayınları - 2009 - Deneme
Bugün dahi bu topraklarda yaşayan her insan, her genç Yunus Emre' nin şu mısrasını ezberden bilir ve böyle yaşar: " Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan." Derin felsefemiz bu iken, Anadolu insanı bu mısranın felsefesiyle kendini yetiştirmiş iken, sivil kurumların hala ayrıştıran, düşmanlaştıran siyasetini anlamamız mümkün değildir...
İnsanların başka insanlara karışmasını engelliyorlar. İnsanı azgınlaştırıp vahşileştiriyorlar ve baraj koydukça insanlara gaddarlaştırıp vahşileştiriyorlar suları!.. Artık bu insan her şeyi parçalar, şehir, kültür, medeniyet bırakmaz....
Sırp Faşistlerine Çetnik deniyor. Soykırımların başında bu adamlar var. Sembolik işaretleri kutsal hacın üçlemesi. Üç parmak işareti yapıyorlar. Şimdi otobüslerle Sırp kasabalarından geçerken, minicik çocukları bize üç parmak işareti yapıyor. Ve aynı minik çocuklar otobüs penceremizden bize gırtlaktan kesme işareti yapıyor. Yani, katliamları ballandırarak minicik çocuklarına öğretmişler. İnsan çocuğuna Müslümanları gırtlaklarından nasıl kestik, böyle kestik diye öğretir mi? Üç yaşındaki bebeklerine
gaddar bir kinle, hâlâ zalimce katliam işaretleri yaptırır mı? Bu akıl almaz sahnelerin hangi birini anlatacaksın.

Hayalarından ipe bağlanıp, motosikletle sürüklenip çekilen Boşnak Müslümanları mı? Binlercesinin parmaklarından ikisinin kesilip üç parmak, yani kutsal işaret gereği, üç parmak bırakılan Boşnakları mı? Sandalyeye sıkıca bağlanan annenin önünde parçalanıp, kıyma makinesinden geçirilip ve etlerinin kavurma yapılıp annesine zorla yedirilen çocuğunun gaddar hikâyesini mi? Bunlar söylenti değil, uydurma hiç değil, görgü tanıkları, fotoğraflar, ve binde bir de olsa imana gelip anlatan Sırplar hâlâ orada!
Nihat Genç
Sayfa 90 - Cadde Yayınları - 2009 - Deneme

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Karanlığa Okunan Ezanlar
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757991380
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cadde Yayınları
Baskılar:
Karanlığa Okunan Ezanlar
Karanlığa Okunan Ezanlar
Nihat Genç adımı Nihada olarak değiştirmek istiyorum. Boşnak bir arkadaş buluyorum. Bundan sonra adım Nihat Genç değil, Nihada Genç diyorum. Mezarın başında tebessüm ediyor. Ağbi, Nihada burada kızlara verilen ad Küçük bir şaşkınlık yaşıyorum ama vazgeçmiyorum, olsun, adımı Nihada koyacağım, bu ku küçük kızın adını alacağım. Nihada'nın tabutunu katip ediyorum, önündeki yazıya bakıyorum, yedi yaşında.Tabutu nasıl hafif, sanki içinde kuştüyü var, sanki tabut bomboş, sanki Nihada'nın cesedini bulamamış bir eli bir başı belki yalnız ayaklarını taşıyoruz şimdi.

Kitabı okuyanlar 75 okur

  • Mert Pekkırımlı

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0