Karanlığın Günü

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.624
Gösterim
Adı:
Karanlığın Günü
Sayfa sayısı:
303
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Karanlığın Günü
Karanlığın Günü
Karanlığın Günü
Karanlığın Günü'nde Erbil, kadercilikle Tanrıtanımazlık, baskı ile özgürlük, batıl inançla akılcılık arasında parçalanmış modern Türk insanının üzücü durumunu incelemektedir... Bu yapıt yaratıcı gücün bir zaferidir.

- Talat Sait Halman

Karanlığın Günü'ndeki muhteşem portreler geçidi içinde benim en fazla dikkatimi çeken kişi Asiye oldu. Çünkü Erbil, Asiye kişiliğinde çok az bilinen dahası yeni yeni tanımlanan ve belirlenen psikolojik bir bozukluğu sergiliyor. (...) Asiye Türk edebiyatında "Trouette Sendromu" gösteren benim bildiğim ilk ve tek roman kişisidir!

- Güven Turan

Leyla Erbil, yazında kendi kendini aşma çabasında didinir dururken, hep üslubu olan bir yazardı ve sanatsaldı. Gazete üslubuyla yazmadı, salt toplumbilimsel olma yavanlığına düşmedi, okuyucuyu avlayacak temalar üretmedi. Piyasaya vurmadı kendini...

- Demir Özlü

Karanlığın Günü'nde Leyla Erbil, bir aydın yazar olarak, annesinin bellek kaybından toplumun bellek kaybına geçişlerle amnezinin romanını kurgular. Kral Lear'den beri demansın edebiyatta yer aldığı belki de en önemli yapıttır Karanlığın Günü... Gerçek bir yaratıcının otobiyografik öğeleri içeren bu başyapıtı, tıp ve psikiyatri pratiğine çok önemli eleştirilerin de getirildiği edebiyatımızdaki nadir yapıtlardandır.

- Cem Mumcu
338 syf.
·3 günde·7/10 puan
Leyla Erbil Karanlığın Günü

Konu seçiminden karakter ismine yer mekan sessizliğinden diyalogların vurucu baskısına...

Leyla Erbil gerçekten ama gerçekten sağlam bir kadın yazar...

1980 Türkiyesinin kırılmış ve kırışmış şimdisi ve geleceği arasında bağdaş kurmuş olan Erbil, Nesli ve Nesli'nin annesi arasında çıkan bir tarihi darbenin çizgisel olmayan zik saklarını konu alırken, dönemin tüm toplum sınıflarını canlandıran karakterleri ile sığ bakana roman derinlere dalana gizli bir meseleyi sunar.

Okuyun derim ama önce Türkiye 80 dönemi ile ilgili yeterince bilgi birikiminizin olduğundan öncelikle emin olun.

Not: Kitap daha evvel görülmemiş ve hiç alışılmadık bir gramer ve imla ile yazılmıştır.
338 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Farklı bir kalemi olan Leyla Erbil'in 80 dönemindeki yazar bir kadının hayatından kesitler sunan o dönemin aydınlarını-elitlerini- anlatan ilginç bir kitap. İlk başta çok sıkılsam da sonunu bir solukta getirdim. Ve tavsiye ederim.
338 syf.
·3 günde·7/10 puan
Leyla Erbil'in üç kuşağı ana karakterin yaşamı, benliği, hafızası üzerinden anlattığı bu roman, post-modernist akımın birçok özelliğini kullanılarak yazılmıştır. Bilinçakışı tekniğini üst kurmaca ile birleştirip çoğu yerde iç monologlara yer veren yazar, 1980'li yılların Türkiye'sine geniş bir perspektiften de bakmayı ihmâl etmiyor, kitap boyunca. Karakter seçimleri, kurgu, ana karakterin yaşadığı buhran, benliğinde duyumsadığı sancılı gerçekler yerinde ve doğrudan anlatılıyor. Ana karakter Neslihan ya da Nesli, iyi bir insan, iyi bir yazar, iyi bir anne, iyi bir eş olmakla boğuşurken kendisine yabancılaştığını, kendisine geç kaldığını farkederek bir iç buhrana sürükleniyor. Geçmişini sık sık anımsayarak, aslında nasıl biri olduğunu, kim olmak istediğini, yaşamının önceki döneminde neler yaptığını da farkediyor. Annesinin hastalığı, kızı Bilge'nin yaşamdan soyutlanışını gördükçe daha fazla yaralanıyor, Nesli.
Kitabı bir solukla okumak mümkün. Özellikle post-modernist akımın hâkim olduğu edebi eserleri okumayı seviyorsanız bu kitabı da tavsiye ederim. Ancak kitabın sonunda bazı durumlar yarım kalıyor ve sanki kitabın devam edebileceğine/ettiğine kanaat getirebiliyor insan. Maalesef, kitabın devamı yok. Bana göre, yazarın tamamlaması gereken birkaç nokta vardı. Ayrıca yazarın dili ve imla kuralları alışılmışın dışında. Örneğin, ünlemin sonlanmadığı yerlerde "virgüllü ünlem", soluğun kesildiği, soru cümlesinin sürdüğü yerlerde "üç virgüllü soru işareti" gibi yazarın kendine has kullandığı bir imla dizini mevcut. Zaten imla dizimine dair açıklamasını kitabın başında yapıyor yazar.
Keyifli bir okumaydı, ancak yarım kalan ve yazarın belki de okuyucuya bıraktığı, tamamlanması gereken noktalar barındıran bir roman "Karanlığın Günü".
Herkese iyi okumalar diliyorum.
338 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Bir taraftan Alhzeimer olan annesine bakımevindeki ziyaretler, bir taraftan yazar çizer bir grup dostu ile 70'li yıllarda bir gece oturması sırasındaki sohbetler, bir taraftan da bu sohbet sırasında geçmiş hatıralara doğru uzanışlar.. Kitap üç koldan ilerliyor ve Neslihan yaşamını ve iç dünyasını sorguluyor.
Başlarda akıcı bulduğum kitap bir bütün olarak beni maalesef tatmin etmedi.
338 syf.
·24 günde·Beğendi·8/10 puan
Keşke bu kadar geç tanımasaydım Leyla Erbil'i dedirten kitaptır. Bilinçakışı tekniğiyle anlattığı eşsiz bir hikayede kadın olmanın tüm katmanlarına iniyor ve onu edindiği dönem Türkiye'si aydınlarını da eleştirmekten geri durmuyor. Türkçe'de yazılmış böylesine etkili ve güçlü bir romanı ve romancıyı mutlaka okumalısınız.
Hep konuşulur,, aynı şeyler; ne kadar sıkıcı, ne kadar sıkıcı! .. Uyumadan önce okurum ... Yazılmasalar da olurdu? .. İnsanı kendinden uzaklaştıran şeyler ... İnsan kendini ararken yoluna çıkan ...
İşte aramızda bu kadın, sadece bu kadın, bütün mızmızlıklardan habersiz, karşısındaki şu çarpık dünyaya meydan okurca kendinden, eşinden, arkadaşlarından, işinden, bakkalından, dolmuşundan memnun, gündelik sıkıntılara hiç aldırmadan sevişiyor, bütünlüyordu yaşamasını; aradığını bulmuştu ve her an yeniden doğar gibiydi ; taze ve kıvrak, sevecen ve hoşgörülü, suya batmış bir dolunay gibiydi; sudan çıkacak, yamaçlarda görünecek, dağ sivrilerinde, inişlerde kaybolacak sonra apansız bulutların arasından sıyrılıp gülerek karşımıza çıkacaktı...
- Elbette be abicim, o çocukların her şeyi bizim için yaptıklarını biz biliyoruz. Migros'u basıp un dağıttılar bize kaç kere, şeker, sana, makarna, dağıttılar, ülkücü mü neymiş adları, bizden yanaymışlar, bizim orayı alacaklar, karakol dayağını kaldıracaklarmış...
Yenseler ne olur sanki, sahici bir şey değil ki, düzmece bir şey bize sunulan, yalancı bir yarış!
Leyla Erbil
Sayfa 197 - İş Bankası Yayınları
-Ne yapmak istiyorsun, neyi ispatlamak istiyorsun, ne arıyorsun sen?
- Kendimi ya da kendimin yarısı olanı.
Leyla Erbil
Sayfa 88 - İş Bankası Yayınları
Nasıl yok olur bellek? Neden? Nedir yok olan anılar mı, bellek mi? Binlerce yüzyılın hesabını tutan bellek mi isyan etmiştir? Yalnızlık mı kemirmiştir bir güve gibi belleği? Korku mu çatlatmıştır varlığı?
Leyla Erbil
Sayfa 227 - İş Bankası Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Karanlığın Günü
Sayfa sayısı:
303
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Karanlığın Günü
Karanlığın Günü
Karanlığın Günü
Karanlığın Günü'nde Erbil, kadercilikle Tanrıtanımazlık, baskı ile özgürlük, batıl inançla akılcılık arasında parçalanmış modern Türk insanının üzücü durumunu incelemektedir... Bu yapıt yaratıcı gücün bir zaferidir.

- Talat Sait Halman

Karanlığın Günü'ndeki muhteşem portreler geçidi içinde benim en fazla dikkatimi çeken kişi Asiye oldu. Çünkü Erbil, Asiye kişiliğinde çok az bilinen dahası yeni yeni tanımlanan ve belirlenen psikolojik bir bozukluğu sergiliyor. (...) Asiye Türk edebiyatında "Trouette Sendromu" gösteren benim bildiğim ilk ve tek roman kişisidir!

- Güven Turan

Leyla Erbil, yazında kendi kendini aşma çabasında didinir dururken, hep üslubu olan bir yazardı ve sanatsaldı. Gazete üslubuyla yazmadı, salt toplumbilimsel olma yavanlığına düşmedi, okuyucuyu avlayacak temalar üretmedi. Piyasaya vurmadı kendini...

- Demir Özlü

Karanlığın Günü'nde Leyla Erbil, bir aydın yazar olarak, annesinin bellek kaybından toplumun bellek kaybına geçişlerle amnezinin romanını kurgular. Kral Lear'den beri demansın edebiyatta yer aldığı belki de en önemli yapıttır Karanlığın Günü... Gerçek bir yaratıcının otobiyografik öğeleri içeren bu başyapıtı, tıp ve psikiyatri pratiğine çok önemli eleştirilerin de getirildiği edebiyatımızdaki nadir yapıtlardandır.

- Cem Mumcu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0