Adı:
Karanlık Oda
Baskı tarihi:
Aralık 2010
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750508325
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani? Böyle bir hastalık var mı?

Uyurgezerliğin bir türü mü bu? Yamyamlığın bir türü mü ya da?
Yoksa ben mi icat ettim? Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke,"İyi de doktor bey, ben yalnız yaşıyorum," diye.

Söyleyememiştim. Tutmuştum kendimi. Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında: Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam, en sapkın ilişkiye girmemden çok daha rahatsız ediciydi.

Uzak, sanki hiç varolmamışçasına hatırlanmayacak uzak bir İstanbul semtinde başlıyor Karanlık Oda... Boş bir belediye otobüsü, pırpır eden floresanlar, ıssız ve alelacayip vitrinlerle giriyor söze... Suya daldırıldıkça ağırlığı artan paçavra gibi dibe giden, kendini ve unuttuklarını hatırlamaya çalışan bir fotoğrafçı çıkıyor karşımıza.

Sezgileriyle yürüyen, rutinlerle yaşayan, ürkek ve takıntılı bir adam bu...

Hakan Bıçakcı, akılcılığın maskesini çıkarttığı, her gecenin bir gündüzün içine aktığı şizoid ve polarize bir karanlığı resmediyor. İçinde ısırıkların, sararmış resimlerin, tekinsiz erkeklerin, alışveriş merkezlerinin, sanat galerilerinin, otel odalarının, markaların ve beyhude zaman usancının yaşadığı genç bir roman daha sunuyor bize...
(Tanıtım Bülteninden)
176 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Bildiğimiz şizofreni akımına kapılıp giden roman tarzlarından. Okumak için sağlam psikoloji içinde olmayı gerektiren bir kitap diye düşünüyorum. Okurken insan tuhaf oluyor :) Saplantılı düşünceler, paranoyak davranışlar, korku dolu bir anlatım arasında alışveriş merkezlerinden tutun düğünlerin tahliline kadar her şey kusursuzca harmanlanmış. Sonunda ise ne olmuş, nasıl olmuş anlayamadığınız bir ''açık kapı'' romanı. Kitabın sonuna bin bir düşünce içinde bir an evvel varayım derken kocaman bi merak havuzuyla baş başa kalıveriyorsunuz. ''Gelecek belirsizleştikçe geleceği öğrenme merakı çoğalıyordu.'' alıntısını da yazara sunuyorum... :)
176 syf.
·6/10
Rüya ile gerçekliğin iç içe geçtiği, şizofreni bir karakter ile ilerlediğimiz sürükleyici ve katmanlı olmasına rağmen özgün olmayan bir roman. Klasik hakan Bıçakcı esintileri var. Her cümlede "kusma isteği", "uyanma sonrası yaşanan algılama problemi" gibi okuyanların aşina olduğu durumların hemen hepsi bu kitapta da yer alıyor. İlk defa başlayacaksanız yazarı okumaya bence "Ben Tek Siz Hepiniz" ile başlayabilirsiniz. Yazarı takip edenler zaten okuyacaktır, hızlı da ilerliyor, bir plaj sefasında bile bitirebilirsiniz kanaatimce.
176 syf.
·2 günde·Beğendi
1978 yılında İstanbul'da doğan Hakan Bıçakçı,Bilkent Üniversitesi İktisat bölümü mezunu...Barış Bıçakçı ile aynı soyadını taşımaları haricinde ,zannedildiği gibi herhangi bir ortak noktaları,bir akrabalık bağı olmadığını da hemen belirteyim.

Hakan Bıçakçı yeni nesil fantastik edebiyatın en parlayan yıldızlarından biri olarak gösteriliyor.Zaten bu eseri de psikolojik bir eser , 2010 yılının en iyi 50 kitabı arasında 2.sırada yer bulmuş kendine.(1.sıraya elbette ki hemen merak edip baktım Ece Temelkuran&Muz Sesleri imiş)
Herşeyden önce Karanlık Oda'nın rahatsızlık veren sıradışı bir kitap olduğunu söylemeliyim.Olaylar isimsiz başkarakterin bir halk otobüsünde uyuyakalarak,son durakta şoför tarafından uyandırılması ile başlıyor.Uyanıp otobüsten inince kendini nerdeyse şehir dışında,bilmediği,tanımadığı izbe bir mahallede bulan karakterimiz dönüş yolu bulamadığı için geceyi bu mahallede,yemek yediği lokantanın garsonunun evinde geçirir.Ertesi gün evine döndükten sonra artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktır.Her sabah uyandığında vücudunun farklı bölgelerinde morluklar ve diş izleri gören karakterimiz,bu yaşananlar için kendince çözümler arar ve çareyi o izbe mahalleye geri dönmekte bulur.

Bireyin kendine yabancılaşmasını ve bunun doğurduğu travmalar sonucu karşı karşıya kaldığı iç hesaplaşmaları çok güzel ve derin bir kurguyla anlatmış Hakan Bıçakçı.

Yeni nesil Türk edebiyatımızın böyle cesur , böyle yaratıcı ve böyle donanımlı kalemlere ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Okuyalım,okutalım...
Her insan uyanıkken ortak bir dünyadadır. Fakat uykuda herkes kendi dünyasındadır.
*Plutharkos (MS 46-125)
Gözlerini ilerideki belirsiz bir noktaya dikip öylece durmak... Boşlukla beslenen gözbebekleriyle hiç durmadan hiçliği emmek... Öleceği anı sabırla bekler gibi...
Aslında tek çözüm hiçbir şey düşünmemekti. Bir şey düşünmezsem, ortada okunacak düşünce de kalmazdı. Tek çözüm buydu. Ancak bu kolay değildi. Düşünmemeyi düşünmek de bir düşünceydi çünkü.
"Hele bir de özel günler geldi mi şaklabanlıklar katlanarak çoğalır. Sevgililer Günü'nde cicili bicili giydirilmiş güzel kızlar misafirlere kalp biçiminde kurabiyeler ikram ederler. Kıpkırmızı kalp balonlarla iletişim çağının sevgisiz müşterilerinin 14 Şubat fetişizmi şişirilir. Anneler Günü'nde de anneleri hatırlatan, onlara olan sevgimizi acımasızca sömüren uygulamalar her yanı sarar. Babalar Günü'nde ayrı, Kadınlar Günü'nde ayrı maymunluk."s.54
"Aslında ne bahar umurlarında, ne anneler, ne sevgililer ... Bunların hepsi vitrindekileri kakalama stratejileri." s.55
"Anılar yeniden hatırlandıkça değişime uğruyor. Beyin, hatırlanan geçmişi yeniden yaşıyormuş gibi algılıyor ve her defasında yeniden biçimlendiriyor."
"Eskiden dip köşede duran kişisel gelişim kitaplarını daha göz önünde bir yer olan ön rafa almışlardı. Demek ki yaklaşmakta olan bir ekonomik kriz var."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Karanlık Oda
Baskı tarihi:
Aralık 2010
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750508325
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani? Böyle bir hastalık var mı?

Uyurgezerliğin bir türü mü bu? Yamyamlığın bir türü mü ya da?
Yoksa ben mi icat ettim? Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke,"İyi de doktor bey, ben yalnız yaşıyorum," diye.

Söyleyememiştim. Tutmuştum kendimi. Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında: Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam, en sapkın ilişkiye girmemden çok daha rahatsız ediciydi.

Uzak, sanki hiç varolmamışçasına hatırlanmayacak uzak bir İstanbul semtinde başlıyor Karanlık Oda... Boş bir belediye otobüsü, pırpır eden floresanlar, ıssız ve alelacayip vitrinlerle giriyor söze... Suya daldırıldıkça ağırlığı artan paçavra gibi dibe giden, kendini ve unuttuklarını hatırlamaya çalışan bir fotoğrafçı çıkıyor karşımıza.

Sezgileriyle yürüyen, rutinlerle yaşayan, ürkek ve takıntılı bir adam bu...

Hakan Bıçakcı, akılcılığın maskesini çıkarttığı, her gecenin bir gündüzün içine aktığı şizoid ve polarize bir karanlığı resmediyor. İçinde ısırıkların, sararmış resimlerin, tekinsiz erkeklerin, alışveriş merkezlerinin, sanat galerilerinin, otel odalarının, markaların ve beyhude zaman usancının yaşadığı genç bir roman daha sunuyor bize...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 48 okur

  • Beste
  • Melike Nur
  • Halil arslan
  • Buse Güliz Özdemir
  • Eda Gülberk
  • Muhammet Oğuzhan Yalçın
  • Uzaylı Cosmos
  • Aybike Tunç
  • Berat ASA
  • İsmail Uzuner

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%15.4 (2)
8
%15.4 (2)
7
%7.7 (1)
6
%46.2 (6)
5
%0
4
%0
3
%15.4 (2)
2
%0
1
%0