Adı:
Karatay Diyeti
Alt başlık:
Bilimsel Gerçeklerle Kilo Vermenin A B C'si
Baskı tarihi:
Nisan 2011
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
9786054325481
Kitabın türü:
Yayınevi:
Hayykitap
Bu kitap, klasik bir diyet kitabı değil. "Kibrit kutusu", "iki yemek kaşığı" gibi anlamsız ölçülerle insanları strese sokmuyor. Karatay Diyeti bir yaşam biçimi. Yıllardır pazarlanan beslenme balonlarını patlatıyor, doğru beslenmenin ne demek olduğunu anlatıyor.

Beslenme ile hücresel/hormonsal fonksiyon bozuklukları arasındaki yakın ilişkiye odaklanan Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, kilo vermenin ABC'sini öğretiyor, hiç zorlanmadan zayıflamanın ve zayıf kalmanın sırrını açıklıyor.

Hepimiz yıllardır içinden çıkılamayan kısır döngüden, yani kilo verip geri alma korkusundan da kurtarıyor! Üstelik sürprizleri var. Onun sisteminde kalori hesabı ya da diyet ürünlerin peşinden koşmak yok! Et, balık, süt, peynir, yoğurt, yumurta, tereyağı, bakliyat, turşu, sebze, meyve ve kuruyemişler serbest...

Kilo vermek ve verdiğiniz kiloda kalmak istiyorsanız; kilo verirken halsizlik, bitkinlik, isteksizlik ve yorgunluk hissetmeden, mutlu ve enerjik bir şekilde yaşamayı arzuluyorsanız; unutkanlık şikayetlerinden kurtulmayı, düşüncelerinizin berraklaşmasını ve yaptığınız işe kolaylıkla konsantre olmayı hedefliyorsanız bu kitap tam size göre...
(Tanıtım Bülteninden)
Diyet ve kilo verme olayına farklı bir bakış açısı sunan bir kitap.
Yazar temel olarak, sürekli paylaşılan diyet listelerine ve klasik kilo verme anlayışına, bunların tercüme olması üzerinden tepki gösteriyor. Zira mutfağın, yemek kültürü ve coğrafya ile ilgili olduğunu belirtiyor. Bu nedenle de tercüme diyetlerin sürdürülebilir olmamasından dolayı bir işe yaramadığını belirtiyor.

İkinci olarak da meyve içerisindeki şeker de dahil olmak üzere kilo olayının temelde bir şeker tüketme problemi olduğunu iddia (ya da ispat) ediyor. Yağlardan çok şekerden korkmamız gerektiğini belirtiyor.

Karatay diyetinin bir süreliğine kilo vermek için de değil de ömür boyu sağlıklı yaşamak için uygulanması gerektiğini söylüyor.

Bu anlamda okuduğum ilk kitap olduğu için kitabın içeriği hakkında pek yorum yapamıyorum. Fakat etkileyici olduğunu belirtmem gerek. Kilo problemi yaşamama rağmen hiçbir zaman diyetlere sıcak bakmadım. Zira hangi diyeti elime alsam hayatım boyunca görmediğim, yemediğim yiyecekleri içerirdi. Bu da özellikle maddi açıdan zorluyor. Fakat Karatay diyetinde genel olarak yemek kültürümüzde olan yiyecekler var. Örneğin meşhur Karatay kahvaltısında şunlar var: peynir, zeytin, domates, salatalık, yumurta ve kuruyemiş.

Sonuç olarak bir sağlık cahili olarak beğendiğim bir kitap oldu.

26 Şubattan bu yana (1 ay) uygulamaya çalışıyorum ve 6 kilo verdim. Diyete devam etmeyi ve şurada (#4596592) olduğu gibi ara ara bu incelemeye günlüğü eklemeyi planlıyorum. Herkese sağlıklı günler dilerim. İyi okumalar.
Yıllardır hanımlar için bir problemdir kilo alıp vermek .Hedef; sağlıklı yaşamakmı ?kilo vermek mi? Öncelikle bunun tespit edilmesi gerekiyor .Canan Karatay bu kitabında; kilo almamanın, aşırı kilo ve obezitenin neden olduğu sağlık sorunlarının önüne geçilerek mümkün olduğunu ,beslenme ve yaşama biçimi değişiklikleri ile bu sorunların önüne geçilebileceğini ,bilimsel araştırmalarla göstermiştir. Şeker ve karbonhidratlı yiyecekleri hayatımızdan çıkararak nasıl sağlıklı beslenebiliriz ?Et, balık ,süt, peynir, yumurta ,tereyağı ,bakliyat ,turşu ,sebze, meyve ve kuruyemişlerle beraber hem kilo verip, hem de yorgunluk hissetmeden nasıl daha enerjik bir şekilde yaşayabiliriz ? Sorularının cevabını bu kitapta bulabiliriz.

Benzer kitaplar

Sadece kilo vermek için değil, sağlıklı yaşam için alıp, okumanız gereken bir eser. İnsanın vücudunu tanımasından daha güzel bir şey olamaz sanırım. Vücudunuzdaki hormonların işleyişini ve bu hormonların görevleri çok iyi bir şekilde anlatılmış. Özelikle diyabet hastalığının nedeni olan şekerin neden kaynaklandığını da öğrenmiş oluyorsunuz. Şekerin hayatınızdaki rolünü azalttığınız hatta yok ettiğinizde kendinizi ne kadar sağlıklı hissedeceğinizin garantisi veren bir kitap. Sadece şeker değil, Indeksi yüksek yani çok fazla karbonhidrat içeren besinlerin nasıl tüketmek gerektiğimizi veya hangi besinlerden daha az yememiz gerektiği örnekleriyle açıklanmış. Diyet deyince aklınıza otla beslemek gibi bir şey gelebilir bu tamamen yanlış bir kanıdır. Kitabın yarısından fazlası et, balık ve kuru yufkadan yapılan börek tarifleriyle dolu. Baklagiller ve diğer sebze yemeklerini de hesaba katarsak dolu dolu tariflerin olduğu bir kitap. Özellikle giriş bölümündeki şeker ve insülin yazılarının oldukça açıklayıcı bilgiler içermesi sayesinde konuya bir anda hakim olmanızı sağlıyor diyebilirim. Kilo sorunum olmadığı halde kitabı okumaktan büyük keyif aldığım söylemek istiyorum. Sağlıklı yaşam için sadece spor yeterli değildir, sağlıklı beslenmek daha da önem taşımaktadır. Sonuç olarak; kitabı ısrarla tavsiye ediyorum. Sağlıklı yaşamın anahtarı gibi olan eser kütüphanenizde mutlaka bulunmalıdır.
Canan Hoca yüksek karbonhidratlı besinlerden, trans yağlardan, işlenmiş gıdalardan uzak durmamız gerektiğini ve bu besinlerin vücudumuzun işleyişini nasıl bozduğunu bize "Vücudumuzu Tanıyalım" Çizgi Filminde olduğu gibi öğretici ve bizden bir dil kullanarak anlatmış. Hızlı hayat akışı içinde sağlığına vakit ayırmak isteyenler mutlaka okumalı...
Çok faydalı bir kitap oldu benim için ama bazı noktalar düşündurdü.

Diyet isminin geçtiği her kitaba ön yargılı olmamak gerekmiş.
Canan Karatay'ı medyadaki bazı açıklamaları ve dolandırıcılık olaylarına müdahil olması sebebiyle,önemsemeden dinliyordum fakat bu kitaptaki bilimsel üslubu hoşuma gitti.
Oldukçada donanımlı bir bilim insanıymış.
Ben genelde yemekten sonraki 2-4saat aralığında tansiyon düşüklüğü yaşadığım için sık sık ve az az yemem gerektiğine inanırdım.
Pekmez,bal ve meyve gibi doğal şeker içeren gıdaları tüketmemin kanşekerimi düzenlediğini ve enerji verdiğini sanardım.
Et yemenin çok ta sağlıklı olmadığını düşünürdüm.
Fakat bu kitaptaki bilimsel verilere dayalı bilgileri ufkumu oldukça genişletti.
Bugün ilk kez burda örnek menülerle ifade edilen beslenme şekline uydum ve tam olarak yemekten 5 saat sonra az bir halsizlikle yemek yedim.Üstelik sonrasında ağzıma pekmez vs türü hiç bir şey sokmadım çünkü artık bunu yaptığımda kan şekerimle oynayacağımı ve insülin direncimi arttıracağımı ve sonrasında açlık,halsizlik hissedeceğimi biliyorum.
Ama bir günle bu değerlendirmeyi yapıo erken karar vermek doğru değil.
Ara öğünleri seviyorum ve bana iyi geliyor.
Bir kac gün sonra tekrar döneceğim ama en azından daha besleyici yemekler seçceğim.
Menülerin de yer aldığı bir kitabı daha var.
Onu da en kısa zamanda temin etmek istiyorum.
Bu kitapta ,bir çok rahatsızlığınıza yanıt bulacaksınız ama dikkatli uygulamak ve seçerek adapte olmak gerek.
Ekmek hiç yenmemesi öğünler de sıklıkla et olması,ara öğüne gerek duymaması vs düşündürdü.
Kitabın adının Karatay Diyeti olması sadece hangi öğün ne yenecek olarak algılanmamalı. Sağlıklı yaşam konusunda çok iyi bilgiler bulunuyor. Doğru bilinen yanlışları da anlatması farklı bir yararlı yönü. Bu yazarı sevmeyen diğer medyatik kişilerin büyük markalarla bağı olabilir diye düşünüyorum.Çünkü zararlı olarak saydığı yiyecek ve içecekleri pazarlayan firmalar devasa boyutlarda.Okuyunca zaten hak vereceksiniz.iyi okumalar...
son zamanlarda fazla diyet kitabı okudum neyi uygulayacağımı şaşırdım.. ama bana en mantıklı gelen diyet tarzı bu oldu...en akla yatkın ve mantıklı açıklamaları bu kitapta buldum... konu bazen fazla tıbbi anlatılıyor ama buna rağmen yinede anlaşılabilen ve kavarayabildiğimiz noktada ikna edip bırakan bir anlatıma sahip...
Prof.Dr.Canan Efendigil Karatay'ın ilk kitabı Karatay Diyeti genel hatlarıyla Karatay diyetinden bahsetmekte.2. kitabı kadar kapsamlı olmamakla birlikte uygulanması istenilen yaşam tarzını açıklamak için yeterli niteliktedir.İnsülin ve leptin direncine sebep olan gıdalardan ve bunları kırmak için yapılması gerekenleri çok güzel anlatmış.Ben okuyun derim.
Karatay diyeti, son zamanlarda oldukça konuşulan ve gündem olmuş bir diyet.
Karatay, diyetisyenlerce oldukça tartışılan ara öğün mevzusu konusunda kesinkes bir tavir ortaya koymuş ve ada öğünun insülin dengesine yönelik olumsuz etkisinin olacağına kesin gözüyle bakıyor. Tabi bu konuda daha çok araştırma yapılması gerekiyor. Ama şu da var ki çalışan bir insan için de 3 yada 4 öğün ideal gibi. Keza diğer bir tartışılan konu da yumurtanın kolesterolü etkileyici etkileyemeyecegi. Bu konuda benim de değerli bir hocam olan 19 Mayıs tip Fakültesi diyetisyeni Güzin hoca da yumurtanın kolesterol üzerine etkisinin zannedilenin aksi olduğunu söylüyordu sık sık. Zaten bir çok araştırma da bunu gösteriyor. Önemli olan yumurtanın nasıl yenilecegi. Karatay diyetinde zannimca sıkıntılı olabilecek durumlar şunlar; aşırı protein tüketiminin böbreğé aşırı yük bindirebilir ve aşırı yağ tüketimi. Bence daha çok araştırılması lazım bu konularda.
Bu kitap sayesinde yeme düzenimi değiştirebildim. Yıllardır meğer ne kadar sağlıksız besleniyormuşum. Kışın grip bile olmadım. Ben ki grip olunca iki haftada anca iyileşirdim. Canan Karatay menfaat gözetmeksizin toplumumuzun sağlığını düzeltmeye çalışıyor. Diğer doktorlar gibi hastalığı değil hastayı düzeltiyor. Muhakkak okuyun, okutturun.
Çok güzel bir kitap çok faydalı sağlık açısından. Bu tür kitapların daha fazla korunması gerekiyor bence ayrıca Canan Karatay diyeti aslında sağlıklı yaşamin tam olarak ta kendisi
Kitabın Yorumu
İç hastalıkları ve kardiyoloji dallarında ihtisas sahibi, tanınmış bilim insanı Prof.Dr.Canan Efendigil KARATAY’ın; “Bilimsel Gerçeklerle Kilo Vermenin ABC’si: KARATAY DİYETİ” kitabı, ülkemizde çok satan bir kitaptır (İncelediğimiz 58. baskısı 335.000 adet çoğaltılmıştır).
Kitabın konusu; hem “kilo vermenin yöntemleri”ni, hem de “sağlıklı beslenme ilkeleri”ni kapsıyor.
Bu konu kapsamında en önemli başlıklar; spor yapmadan sağlıklı yaşamın mümkün olmadığı, doğal yağların zararlı olmadığı, protein almanın gerekliliği (her gün iki yumurta isimli ayrı bir bölümde), et yemenin faydaları, çerezin kan yapma özelliği, örnek diyetler, mönüler ve yemek tarifleri olarak yer almakta. Kitabın son iki bölümü; anlatılan konuların özetini ve bu diyeti uygulayanların mektuplarını, görüşlerini içermekte. Tavsiye yazılarından oluşan bu mektuplara “kitabın reklamlar bölümü” de diyebiliriz.
Bilindiği gibi, sağlıkla ilgili kitaplar; birçoğumuz için sıkıcı bir türdür. Çünkü anlatılan konular okurların tamamını ilgilendirmediğinden, kitap bir zaman sonra ders kitabı haline dönüşmeye başlar. Bu kapsamda; “Karatay Diyeti Kitabı”nın anlatım metodu gayet güzel, dili ise anlaşılır. Ayrıca; konuların soru - cevap şeklinde sunulması, cevapların basitliği, resimlerin, özlü sözlerin ve şekilli anlatımların yer alması, kitabı okutuyor. Bununla beraber, kitapta; görsel ve yazılı basında sürekli tekrarlanan ve artık ister istemez çoğumuzun aşina olduğu bazı terimler (Kolestrol, insilün ve leptin hormonları, glisemik endeks, trans yağlar, antioksidan vb.) defalarca karşımıza çıkıyor.
Sağlık konuları ihtisas alanımız olmadığından; haliyle, konuların bilimsel eleştirisine ve alternatif yaklaşımlara giremedik. Zaten, sağlıklı beslenmenin yöntemlerine, yani “nasıl beslenmeliyiz?” sorusuna yönelik olarak; uzmanların, yıllardır farklı farklı cevaplar verdiklerini hep beraber izliyoruz, okuyoruz. Hal böyleyken, bu kadar çeşitli yorumlardan nasıl bir sonuca ulaşacağı, kişinin kendi tercihine kalıyor. Tam bu noktada; hem kendimize, hem de ailemize faydalı olabilmek için “sağlıklı beslenme konusunda en az bir kitap okumanın önemli” olduğunu düşünüyoruz. İşte; Canan KARATAY’ın; “Bilimsel Gerçeklerle Kilo Vermenin ABC’si” isimli diyet kitabı, bunlardan biri. Bu konuda ancak 2-3 kitap incelediğimizden “en iyisidir” diyemiyoruz. Yazarın; bizzat başka bir diyet kitabını (7’den 70’e Taş Devri Diyeti – Prof. Ahmet AYDIN) övgüyle tavsiye etmesi, piyasa da başka kaliteli kitapların da bulunduğuna işaret ediyor.
Kitabın, farklılık arz eden bir yönü; referans verdiği kaynak kitapların tamamının yabancı olmasına rağmen, içeriğinin bize özgün bir bakış açısıyla yazılmasıdır. Bu nedenle, kitapta; bizim geleneksel beslenme kültürümüz dikkate alınmış, yemek listeleri ve mönüler buna göre oluşturulmuş, örneğin ramazandaki doğru beslenme tavsiyelerine de yer verilmiştir.
Şahsi bir değerlendirme olarak; bilimsel ve magazinsel tartışmalar bir yana, KARATAY’ın doğru bildiğini yoğun eleştirilere rağmen ısrarla savunması, medeni cesareti ve samimiyeti, saygıyı hak ediyor. Yine; yazarın beslenme alışkanlıklarımıza getirdiği eleştiriler, buna yönelik çözüm teklifleri ve hatta medyada anlattıklarının da doğru tezler olduğunu düşünüyorum.
Yazarın temel tezi; karbonhidrat, şeker ağırlıklı beslenmenin ve özellikle işlenmiş gıdaların zararlı, buna karşın protein (kırmızı et ve yumurta dâhil), baklagiller ve sebze ağırlıklı beslenmenin ise faydalı olduğu şeklindedir. Bunun ise insülin direncinin kırılarak, karaciğer yağlanmasının önüne geçilmesiyle mümkün olabileceğini belirterek, bu doğrultuda bir beslenme sistemi tavsiye etmektedir. Kitaptaki diğer önemli hususlara “Kitaptan alıntılar” bölümünde yer verilecektir.
Bugünün çocukları modern yaşam ve teknolojik kolaylıklardan yana avantajlı görünse de ‘doğal yaşam’ yönünden kayıp bir nesil olarak değerlendirilebilir.
Karatay Diyeti’nin önerilerini kısaca şu şekilde özetleyebiliriz:
1.  Sızma zeytinyağlı her türlü sebze yemeği yenebilir. Bakla, kabak kalye, kuru ve yaş fasulye gibi...
2.  Bir tabak kıymalı taze veya kuru sebze yemeği yenebilir.
3.  Yemekler ile ekmek, pirinç pilavı ve makarna yenilmeyecek!
4.  Yoğurt ve salatalara her türlü taze maydanoz, taze veya kuru nane, kekik, fesleğen vb otlar eklenebilir.
5.  Yemeklerde ve salatalarda zeytinyağı olarak ısıl işlem görmemiş soğuk sıkım zeytinyağı kullanılabilir.
6.  Mısırözü ve ayçiçeği yağları yemek pişirme ve kızartmalarda kesinlikle kullanılmayacak!
7.  Margarin haline dönüştürülmüş olan sıvı yağlarda da fazla miktarda trans yağ meydana gelmektedir. Bu sebeple margarin kullanılmayacak!
8.  Vücut yağlanmasını önlemek ve bozulmuş kan yağlarını normalleştirmek amacı ile mutlaka doğal -geleneksel usul- tereyağı ve esansiyel sıvı yağlar tüketilmelidir. Doğal balık yağı Omega-3 ve kolesterol, bütün hücre zarlarımızın temel yapı maddeleridir.
9.  Bal, reçel ve pekmez yok!
10.  Tatlılara, çaylara ve kahveye hiçbir şekilde tatlandırıcı eklenmeyecek.
11.  Üzerinde diyet yazan kurabiye, bisküvi, çikolata, şeker vb yenilmeyecek.
12.  Hiçbir şekilde diyet ve gazlı içecekler kullanılmayacak.
13.  Keten tohumu ve balık yağı (Omega-3), kan yağlarını düzenler, kanı sulandırır, kilo vermeyi kolaylaştırır, kilo almayı önler, hipertansiyon ve depresyon gelişmesini engeller.
14.  Keten tohumu azar azar yiyeceklere eklenebilir. Susam da keten tohumu kadar faydalıdır. Arzu edildiğinde onun yerine kullanılabilir.
15.  Tüketilen yiyeceğin doğal ve bütün olmasına dikkat edilmelidir.
16.  İşlenmiş olan yiyeceklerde gizli olarak -damak tadını etkilemek amacı ile-, tehlikeli ve kanser yapan, damar sertliğini başlatan zararlı trans yağlar ve bozuk şekerler bulunur.
17.  Yemeklerimizde tuz miktarı azaltılmalıdır. Rafine tuz yerine kristal kaya tuzu (cam veya ahşap değirmende öğütülerek) kullanılmadır.
18  .Tahıllar, un ve nişastalı bütün gıdalar tüketildikten hemen sonra kan şekerine dönüşürler. Bu tür gıdalar, daha sonra karaciğer yağı ve iç organ yağı olarak depo edilirler. İnsülin ve leptin direncini başlatır ve giderek artırırlar. Bu sebeple tüketilmemelidirler.
19.  Aşırı miktarda meyve ve meyve suyu tüketildiğinde de, vücudumuzun kan şekerinde aşırı miktarda yükselme görülür. Enerji olarak kullanılmadıkları için kan yağlarına dönüşür ve yağ olarak birikirler. Selülit nedenidirler. Selülit, insülin ve leptin direncinin önemli bir belirtisidir. Be nedenle meyveler, önceki bölümlerde anlattığımız ölçüde ve özellikte az miktarda tüketilmelidir.
20.  Her gün 2-2,5 litre taze limonlu doğal kaynak suyu içilmeli.
21.  Beslenmenin önerildiği şekilde düzenlenmesinin dışında her gün 40-50 dakika sık adımlarla yürüyüş yapılmalı. Evde 10 dakika ip atlanabilir. 30 dakika sevilen bir müzik dinlenebilir. Bir arkadaş, kardeş ya da eşiniz ile 10-20 dakika dans edilebilir.
Son olarak her gün 2-3gr katkısız Omega-3 tüketilmelidir.
Fabrikalarda büyük miktarlarda üretilen bütün yiyecekler, uzun süre
bozulmadan kalabilmeleri için çeşitli işlemlere tabii tutulurlar. Bu tür gıdalar, raf
ömürleri uzatılmak amacı ile doğal olan faydalı liflerinden, yağlarından ve vit-
aminlerinden endüstriyel işlemlerle arındırılır, böylece kısa sürede bozulmaları
önlenmiş olur.

Özgün maddeleri yok edilen yiyeceklere daha sonra damak tadını sağlama
amacı ile çeşitli suni tatlandırıcılar, gıda katkı maddeleri ve gıda boyaları eklenir.
Bu işlemleri görmüş yiyecekler ağıza alındığı anda (ağzımızdan emilerek), hızlı
bir şekilde kan şekerimizi yükseltirler. Ayrıca lifleri (posaları) yok edilmiş
olduğundan, hazmedilmeleri hızlanmış ve kolaylaşmıştır. Mideden çabucak
geçerek incebağırsağa ulaşırlar. Uzun bir tüp şeklinde olan incebağırsağın
başlangıç bölümünden de hemen hazmedilirler ve bağırsağın son bölümüne
kadar bile ulaşamazlar. Mide ve bağırsaklar kısa süre içinde boşalır.
Bir kutu kola içtiğimiz zaman vücudumuzda ne gibi değişiklikler mey-
dana geldiği bilimsel olarak incelenmiş ve şu sonuçlar elde edilmiştir:
• İlk 10 dakikada, kana hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal gün-
lük dozun 100 katı kadardır. Bulantı olmamasının nedeni, içinde bulunan 'fos-
forik asittir'.
• İlk 20 dakikada, kan şekeri aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreastan
aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak
depolanmaya başlar.
• 40 dakika içinde kafeinin tamamı dolaşıma girmiş olur. Kan basıncı yükselir,
karaciğerden daha fazla şeker yapılarak kana geçer ve kan şekeri tekrar yükselir.
45 dakika içinde beyinde dopamin yapımı artar, mutluluk hissi başlar (eroinin
etkisine benzer bir etki meydana gelir).
• 60 dakika içinde ani açlık hissi oluşur.
• Kolaya ve tatlılara saldırılır.
• Bu kısır döngü devam ettiği süre karaciğer ve göbek yağlanması artar, vücu-
dun tüm hücrelerinde leptin ve insülin direnci gelişir.
• Şişmanlık başlamıştır ve bütün dejeneratif hastalıkların nedenidir.
Suni (yapay) tatlandırıcıların kilo aldırarak, şeker hastalığına neden olduğu
bilimsel olarak gösterilmiştir.
• Ambalajında 'diyet' yazan bütün yiyecek ve içecekler.
Margarinler, sıvı bitkisel yağların yani bol miktarda Omega-6 içeren yağların fabrikalarda birçok aşamadan geçirilerek, katı ya da yarı katı hale dönüştürülmeleri sonucu üretilmektedir. Bu işlemler sırasında rafine edilerek faydalı öz yağlarından (Omega-3) arındırılırlar. Rafine sıvı yağlar da bu nedenle sağlıklı değildirler. Ayrıca sıvı yağların kokuları giderilsin diye ek kimyasallar eklenir, katılaştırmak için de batı ülkelerinde domuz yağı, bizim ülkemizde de kuyruk yağı ya da daha ucuz hayvansal katı yağlar ilave edilir. Çoklu doymamış oldukları ve çok çabuk bozulabildikleri için, yüksek ısı ve yüksek basınç altında (nikel ve kadmiyum iyonları eşliğinde) hidrojen iyonu pompalanarak (hidrojenizasyon işlemi) katı ya da yarı katı, trans yağ içeren, bozuk yağlar haline dönüştürülürler. Ayrıca renkleri de göze hoş gelsin diye bazı kimyasallar kullanılarak ağartılırlar. Sonuç olarak, bütün margarin türleri, trans yağ içerdikleri için sağlığa zararlıdır. Çünkü trans yağ içermeyen margarin üretmek mümkün değildir. Bu bağlamda tekli doymamış olduklarından dolayı ısıya dayanıklı olan doğal tereyağı, sızma zeytinyağı ve fındık yağı her zaman daha sağlıklıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Karatay Diyeti
Alt başlık:
Bilimsel Gerçeklerle Kilo Vermenin A B C'si
Baskı tarihi:
Nisan 2011
Sayfa sayısı:
160
ISBN:
9786054325481
Kitabın türü:
Yayınevi:
Hayykitap
Bu kitap, klasik bir diyet kitabı değil. "Kibrit kutusu", "iki yemek kaşığı" gibi anlamsız ölçülerle insanları strese sokmuyor. Karatay Diyeti bir yaşam biçimi. Yıllardır pazarlanan beslenme balonlarını patlatıyor, doğru beslenmenin ne demek olduğunu anlatıyor.

Beslenme ile hücresel/hormonsal fonksiyon bozuklukları arasındaki yakın ilişkiye odaklanan Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, kilo vermenin ABC'sini öğretiyor, hiç zorlanmadan zayıflamanın ve zayıf kalmanın sırrını açıklıyor.

Hepimiz yıllardır içinden çıkılamayan kısır döngüden, yani kilo verip geri alma korkusundan da kurtarıyor! Üstelik sürprizleri var. Onun sisteminde kalori hesabı ya da diyet ürünlerin peşinden koşmak yok! Et, balık, süt, peynir, yoğurt, yumurta, tereyağı, bakliyat, turşu, sebze, meyve ve kuruyemişler serbest...

Kilo vermek ve verdiğiniz kiloda kalmak istiyorsanız; kilo verirken halsizlik, bitkinlik, isteksizlik ve yorgunluk hissetmeden, mutlu ve enerjik bir şekilde yaşamayı arzuluyorsanız; unutkanlık şikayetlerinden kurtulmayı, düşüncelerinizin berraklaşmasını ve yaptığınız işe kolaylıkla konsantre olmayı hedefliyorsanız bu kitap tam size göre...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 175 okur

  • Nihan
  • deniz
  • Mustafa Mutlu
  • Nurcan koşar
  • Ayşe Ay
  • Tuğba Özkozanoğlu
  • Cansu Çalışkan
  • Sevde Sena Aydın
  • V.
  • Seyda Coban

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.8
14-17 Yaş
%1.4
18-24 Yaş
%17.6
25-34 Yaş
%28.4
35-44 Yaş
%25.7
45-54 Yaş
%16.2
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%2.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.6
Erkek
%31.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.2 (28)
9
%16.1 (10)
8
%16.1 (10)
7
%11.3 (7)
6
%4.8 (3)
5
%1.6 (1)
4
%4.8 (3)
3
%0
2
%0
1
%0