Karatay Diyeti (Bilimsel Gerçeklerle Kilo Vermenin A B C'si)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.625
Gösterim
Adı:
Karatay Diyeti
Alt başlık:
Bilimsel Gerçeklerle Kilo Vermenin A B C'si
Baskı tarihi:
Nisan 2011
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054325481
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hayykitap
Bu kitap, klasik bir diyet kitabı değil. "Kibrit kutusu", "iki yemek kaşığı" gibi anlamsız ölçülerle insanları strese sokmuyor. Karatay Diyeti bir yaşam biçimi. Yıllardır pazarlanan beslenme balonlarını patlatıyor, doğru beslenmenin ne demek olduğunu anlatıyor.

Beslenme ile hücresel/hormonsal fonksiyon bozuklukları arasındaki yakın ilişkiye odaklanan Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, kilo vermenin ABC'sini öğretiyor, hiç zorlanmadan zayıflamanın ve zayıf kalmanın sırrını açıklıyor.

Hepimiz yıllardır içinden çıkılamayan kısır döngüden, yani kilo verip geri alma korkusundan da kurtarıyor! Üstelik sürprizleri var. Onun sisteminde kalori hesabı ya da diyet ürünlerin peşinden koşmak yok! Et, balık, süt, peynir, yoğurt, yumurta, tereyağı, bakliyat, turşu, sebze, meyve ve kuruyemişler serbest...

Kilo vermek ve verdiğiniz kiloda kalmak istiyorsanız; kilo verirken halsizlik, bitkinlik, isteksizlik ve yorgunluk hissetmeden, mutlu ve enerjik bir şekilde yaşamayı arzuluyorsanız; unutkanlık şikayetlerinden kurtulmayı, düşüncelerinizin berraklaşmasını ve yaptığınız işe kolaylıkla konsantre olmayı hedefliyorsanız bu kitap tam size göre...
(Tanıtım Bülteninden)
160 syf.
·Beğendi·8/10
Diyet ve kilo verme olayına farklı bir bakış açısı sunan bir kitap.
Yazar temel olarak, sürekli paylaşılan diyet listelerine ve klasik kilo verme anlayışına, bunların tercüme olması üzerinden tepki gösteriyor. Zira mutfağın, yemek kültürü ve coğrafya ile ilgili olduğunu belirtiyor. Bu nedenle de tercüme diyetlerin sürdürülebilir olmamasından dolayı bir işe yaramadığını belirtiyor.

İkinci olarak da meyve içerisindeki şeker de dahil olmak üzere kilo olayının temelde bir şeker tüketme problemi olduğunu iddia (ya da ispat) ediyor. Yağlardan çok şekerden korkmamız gerektiğini belirtiyor.

Karatay diyetinin bir süreliğine kilo vermek için de değil de ömür boyu sağlıklı yaşamak için uygulanması gerektiğini söylüyor.

Bu anlamda okuduğum ilk kitap olduğu için kitabın içeriği hakkında pek yorum yapamıyorum. Fakat etkileyici olduğunu belirtmem gerek. Kilo problemi yaşamama rağmen hiçbir zaman diyetlere sıcak bakmadım. Zira hangi diyeti elime alsam hayatım boyunca görmediğim, yemediğim yiyecekleri içerirdi. Bu da özellikle maddi açıdan zorluyor. Fakat Karatay diyetinde genel olarak yemek kültürümüzde olan yiyecekler var. Örneğin meşhur Karatay kahvaltısında şunlar var: peynir, zeytin, domates, salatalık, yumurta ve kuruyemiş.

Sonuç olarak bir sağlık cahili olarak beğendiğim bir kitap oldu.

26 Şubattan bu yana (1 ay) uygulamaya çalışıyorum ve 6 kilo verdim. Diyete devam etmeyi ve şurada (#4596592) olduğu gibi ara ara bu incelemeye günlüğü eklemeyi planlıyorum. Herkese sağlıklı günler dilerim. İyi okumalar.
160 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Bence bir diyetin başarısı uygulanabilirliğinden geçiyor. Karatay Diyeti de bu başarıyı sonuna kadar hak ediyor.
Kitapta söylenenleri uygulamak hiç zor değil. Bu açıdan yaşam tarzı haline getirmek çok kolay. 

Öncelikle uyku düzeninize dikkat etmeniz gerekiyor.
Sabah kahvaltısı en önemli öğün. Kesinlikle atlamayın.
Akşam yemeğini hafif yiyin ve 8'den sonra hic birşey yemeyin. (Meyve dahil)
Meyveler zaten sandığımız kadar masum da değil maalesef. İçerdikleri şeker miktarı ile tehlikeli statüsüne bile girebilirler miktarı iyi ayarlayamazsanız.

Karbonhidratlar çok dikkatli tüketilmeli. Çünkü karbonhidratlar kan şekerini çok ani yükseltip düşürdüğü için insülin direncini arttırır. İnsülin direnci birçok hastalığın nedeni ve kilo vermek isteyenlerin kabusu.
Fakat karbonhidrat alımını aşırı kısıtlamak kandaki glikoz seviyesinin fazlaca düşmesine neden olabileceğinden dolayı ağır işlerde çalışılıyorsa kompleks karbonhidratlar alınmalı.

Protein konusunda özgür olabilirsiniz. Kebaplar yanındaki pideler olmadan serbest. Arada bir de 1 adet lahmacun çok masum bir kaçamak olabiliyor.

Doğal yağlardan korkmayın. Abartmadan rahatça tüketebilirsiniz.

Her gün en az 30-40 dakika yürüyüş yapın.
Ki zaten markete, bakkala giderken araba kullanmazsanız ve azıcık tempo tutturursanız bu görevi de tamamlamış olursunuz.

En önemli nokta: Öğün aralarında hiçbir şey yemeyin.
Her yemek arası (buna ağzımıza attığımız kuruyemisler vs dahil) en az 4 saat olmalı. Çünkü ağzımıza attığımız her lokma yiyecek ile insülinimiz yükseliyor. Bu insülin 4 saat sonra düşmüş oluyor ve sonrasında vücudumuz leptin hormonu salgılamaya başlıyor. Nedir bu leptin? Leptin bizim canımız ciğerimiz. Vücuttaki depolanmış yakılması en zor yağları enerji olarak kullanıp yakıyor. Leptin en çok geceleri salgılanıyor. Bu yüzden de akşam 8 den sonra birşey yemiyoruz ki depolanan yağlar mümkün oldukça çok kullanılsın.

Omega 3 çok önemli. Saf omega 3 kapsüllerinden alın. Ya da çok sık balık tüketin.

Paketli gıda ve rafine şekeri hayatımızdan çıkarıyoruz. Kaçamak durumlarında sporla takviye yapıyoruz.

Sakatat yiyebilirsiniz. Pastırma da serbest fakat sosis, sucuk gibi işlenmiş gıdalar yemiyoruz. Güvendiğiniz bir kasap varsa kasap sucuğu yenilebilir.

Ben bu denilenleri yaparak ve spora biraz önem vererek hamilelik sürecinde aldığım 25 kiloyu verdim. Tam 9 ayda.
Geriye kalan 2-3 kilo da zaten şu an yaşam tarzı haline getirdiğim yeni beslenme alışkanlığım ile gidiyor.

Kitabı okuyup faydasını görene kadar Canan hoca hakkında atıp tutan taraftaydım. Demek ki neymiş? Bilmeden atıp tutmayacakmışsın.
O giden 25 kilonum hatrına benim nezdimde bir alkışı hakediyor.
160 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Yıllardır hanımlar için bir problemdir kilo alıp vermek .Hedef; sağlıklı yaşamakmı ?kilo vermek mi? Öncelikle bunun tespit edilmesi gerekiyor .Canan Karatay bu kitabında; kilo almamanın, aşırı kilo ve obezitenin neden olduğu sağlık sorunlarının önüne geçilerek mümkün olduğunu ,beslenme ve yaşama biçimi değişiklikleri ile bu sorunların önüne geçilebileceğini ,bilimsel araştırmalarla göstermiştir. Şeker ve karbonhidratlı yiyecekleri hayatımızdan çıkararak nasıl sağlıklı beslenebiliriz ?Et, balık ,süt, peynir, yumurta ,tereyağı ,bakliyat ,turşu ,sebze, meyve ve kuruyemişlerle beraber hem kilo verip, hem de yorgunluk hissetmeden nasıl daha enerjik bir şekilde yaşayabiliriz ? Sorularının cevabını bu kitapta bulabiliriz.
160 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bundan önce okuduğum Allen Carr ın Kilo Vermenin Kolay Yolu kitabı ile karşılaştırınca kitap, kesinlikle daha mantıklı ve bizim yemek zevkimize uygun tavsiyeler içeriyor ve çok daha kolay uygulanabilir.Kitabı beğendim,soru-cevap şeklinde merak edilen ve doğru bildiğimiz yanlışları sıkmadan anlatmış Canan Hoca.
160 syf.
·32 günde·Beğendi·10/10
Sadece kilo vermek için değil, sağlıklı yaşam için alıp, okumanız gereken bir eser. İnsanın vücudunu tanımasından daha güzel bir şey olamaz sanırım. Vücudunuzdaki hormonların işleyişini ve bu hormonların görevleri çok iyi bir şekilde anlatılmış. Özelikle diyabet hastalığının nedeni olan şekerin neden kaynaklandığını da öğrenmiş oluyorsunuz. Şekerin hayatınızdaki rolünü azalttığınız hatta yok ettiğinizde kendinizi ne kadar sağlıklı hissedeceğinizin garantisi veren bir kitap. Sadece şeker değil, Indeksi yüksek yani çok fazla karbonhidrat içeren besinlerin nasıl tüketmek gerektiğimizi veya hangi besinlerden daha az yememiz gerektiği örnekleriyle açıklanmış. Diyet deyince aklınıza otla beslemek gibi bir şey gelebilir bu tamamen yanlış bir kanıdır. Kitabın yarısından fazlası et, balık ve kuru yufkadan yapılan börek tarifleriyle dolu. Baklagiller ve diğer sebze yemeklerini de hesaba katarsak dolu dolu tariflerin olduğu bir kitap. Özellikle giriş bölümündeki şeker ve insülin yazılarının oldukça açıklayıcı bilgiler içermesi sayesinde konuya bir anda hakim olmanızı sağlıyor diyebilirim. Kilo sorunum olmadığı halde kitabı okumaktan büyük keyif aldığım söylemek istiyorum. Sağlıklı yaşam için sadece spor yeterli değildir, sağlıklı beslenmek daha da önem taşımaktadır. Sonuç olarak; kitabı ısrarla tavsiye ediyorum. Sağlıklı yaşamın anahtarı gibi olan eser kütüphanenizde mutlaka bulunmalıdır.
160 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Canan Hoca yüksek karbonhidratlı besinlerden, trans yağlardan, işlenmiş gıdalardan uzak durmamız gerektiğini ve bu besinlerin vücudumuzun işleyişini nasıl bozduğunu bize "Vücudumuzu Tanıyalım" Çizgi Filminde olduğu gibi öğretici ve bizden bir dil kullanarak anlatmış. Hızlı hayat akışı içinde sağlığına vakit ayırmak isteyenler mutlaka okumalı...
160 syf.
·Beğendi·8/10
Çok faydalı bir kitap oldu benim için ama bazı noktalar düşündurdü.

Diyet isminin geçtiği her kitaba ön yargılı olmamak gerekmiş.
Canan Karatay'ı medyadaki bazı açıklamaları ve dolandırıcılık olaylarına müdahil olması sebebiyle,önemsemeden dinliyordum fakat bu kitaptaki bilimsel üslubu hoşuma gitti.
Oldukçada donanımlı bir bilim insanıymış.
Ben genelde yemekten sonraki 2-4saat aralığında tansiyon düşüklüğü yaşadığım için sık sık ve az az yemem gerektiğine inanırdım.
Pekmez,bal ve meyve gibi doğal şeker içeren gıdaları tüketmemin kanşekerimi düzenlediğini ve enerji verdiğini sanardım.
Et yemenin çok ta sağlıklı olmadığını düşünürdüm.
Fakat bu kitaptaki bilimsel verilere dayalı bilgileri ufkumu oldukça genişletti.
Bugün ilk kez burda örnek menülerle ifade edilen beslenme şekline uydum ve tam olarak yemekten 5 saat sonra az bir halsizlikle yemek yedim.Üstelik sonrasında ağzıma pekmez vs türü hiç bir şey sokmadım çünkü artık bunu yaptığımda kan şekerimle oynayacağımı ve insülin direncimi arttıracağımı ve sonrasında açlık,halsizlik hissedeceğimi biliyorum.
Ama bir günle bu değerlendirmeyi yapıo erken karar vermek doğru değil.
Ara öğünleri seviyorum ve bana iyi geliyor.
Bir kac gün sonra tekrar döneceğim ama en azından daha besleyici yemekler seçceğim.
Menülerin de yer aldığı bir kitabı daha var.
Onu da en kısa zamanda temin etmek istiyorum.
Bu kitapta ,bir çok rahatsızlığınıza yanıt bulacaksınız ama dikkatli uygulamak ve seçerek adapte olmak gerek.
Ekmek hiç yenmemesi öğünler de sıklıkla et olması,ara öğüne gerek duymaması vs düşündürdü.
160 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Hayranlıkla programlarını dinlediğim gibi yine hayranlıkla okudum kitabını ...
daha bu ay başında insülin direncim çıktı ve dr diyet nenüsü verdi . sadece iki kalem önerisi bile yetti yırtı atmama .
akşam 21.30 : 1 bardak süt + 1 dilim tam buğday ekmeği ..... ya bunların insülin direncinden haberi yok , ya da hazır direnç başlamışken ben bunu temiz temiz şeker hastası yapayım istiyor.
Bu kadar tatlı olup , bu kadar bilgili , bu kadar sabırlı ve bu kadar iyi niyetli olman sence de bu zamanda insanın aklına soru işaretleri Getirmez mi Hocaaaaa :/
herkes kötüyken , herşey sahteyken ve hatta bile isteye sağlığımızla oynanırken senin yazmana ve konuşmana nasıl müsade ediyorlar . Korkuyorum hocam , 1. Sana bişey olmasından , 2. Söylediklerine böylesine inanırken aldatılmaktan :(
160 syf.
Kitabın adının Karatay Diyeti olması sadece hangi öğün ne yenecek olarak algılanmamalı. Sağlıklı yaşam konusunda çok iyi bilgiler bulunuyor. Doğru bilinen yanlışları da anlatması farklı bir yararlı yönü. Bu yazarı sevmeyen diğer medyatik kişilerin büyük markalarla bağı olabilir diye düşünüyorum.Çünkü zararlı olarak saydığı yiyecek ve içecekleri pazarlayan firmalar devasa boyutlarda.Okuyunca zaten hak vereceksiniz.iyi okumalar...
160 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Özet olarak
*bırak o elindeki tabagı ve yavaşça uzaklaş *

Eger uygularsanız cok zor değil zayıflamak .
zor olan yemek masasından kalkmak ki biz muhabbeti bile orda yapmaya bayılıyoruz .hadi bı kahve yapalımda içelim ...
zayıflamanın tek yolu hiç bir şey yememek .
160 syf.
·Puan vermedi
son zamanlarda fazla diyet kitabı okudum neyi uygulayacağımı şaşırdım.. ama bana en mantıklı gelen diyet tarzı bu oldu...en akla yatkın ve mantıklı açıklamaları bu kitapta buldum... konu bazen fazla tıbbi anlatılıyor ama buna rağmen yinede anlaşılabilen ve kavarayabildiğimiz noktada ikna edip bırakan bir anlatıma sahip...
160 syf.
·Beğendi·7/10
Prof.Dr.Canan Efendigil Karatay'ın ilk kitabı Karatay Diyeti genel hatlarıyla Karatay diyetinden bahsetmekte.2. kitabı kadar kapsamlı olmamakla birlikte uygulanması istenilen yaşam tarzını açıklamak için yeterli niteliktedir.İnsülin ve leptin direncine sebep olan gıdalardan ve bunları kırmak için yapılması gerekenleri çok güzel anlatmış.Ben okuyun derim.
Bugünün çocukları modern yaşam ve teknolojik kolaylıklardan yana avantajlı görünse de ‘doğal yaşam’ yönünden kayıp bir nesil olarak değerlendirilebilir.
Düşük glisemik indeksli gıdalar denilen ‘sağlıklı’ karbonhidratlar, uzun süre tokluk hissi sağlayan yiyecekler grubudur. Bu tür gıdalarla beslenen kişilerde, en güçlü hislerden biri olan ‘acıkma hissi’ oluşmaz. Sonuç olarak, sık sık yemek yeme dürtüsü ortadan kalkar. Reaktif hipoglisemi atakları önlenmiş olur. Sık sık insülin hormonu salgılanmadığı için de doğal olarak insülin ve leptin direnci gelişemez. Gelişmiş olan da yavaş yavaş geriler. Göbek ve karna depo olmuş yağlar da yavaş yavaş yıkılmaya başlar.
• Egzersizin ilk 15-20 dakikasında enerji olarak, bacak adalelerinde glikojen olarak depolanmış olan ‘şeker’ yakıt olarak kullanır.
• Egzersizin süresi 20 dakikadan daha fazla olursa, enerji olarak kanda bulunan şeker ve serbest yağlar kullanılır. Dolaşımda bulunan birikmiş yağ ve şekerler bu şekilde azalır. Böbrek üstü bezinden adrenalin hormonu salgılanır. Bu sırada adrenalin hormonu depo yağlarımızı yıkarak gerekli enerjiyi sağlar.
•Uzun süren egzersiz sırasında yorgunluk hissetmemizin nedeni, salgılanan adrenalin hormonudur. Tokluk hissetmemizin nedeni de adrenalin hormonunun bir süre daha depo yağlarını yıkmaya devam etmesine bağlıdır.
•Eğer egzersiz 40 dakikadan fazla sürecek olursa, karaciğer ve vücudumuzda depo edilmiş olan birikmiş yağlarımız yıkılarak kan şekerine dönüşür ve gerekli enerji sağlanır.
Kilo verebilmemiz yani birikmiş olan yağlarımızın yakıt olarak yıkılması ve enerji sağlayabilmesi için, leptin hormonunun salgılanması şarttır. Daha önce belirtmiş olduğumuz gibi her yemek yedikten sonra ya da sık sık bir şeyler yediğimizde, kan şekerimizle birlikte insülinimiz de yükselmektedir. Bu alışkanlık devam ettiği sürece kanımızdaki insülin hormonu (doğal olarak) sık sık yükselecek ve devamlı olarak yüksek düzeylerde kalacaktır! Yakıt olarak kullanılmamış olan fazla kan şekerimiz de, sürekli yüksek olan kan insülin sayesinde yağ olarak depoya gönderilecektir. İnsülin hormonu, kanımızda hep yüksek düzeylerde kaldığı süre boyunca da yağlar devamlı olarak depolara gönderilecek ve bununla birlikte kilomuz da artacaktır. Sonuç olarak yağlar depo edilmeye devam ediliyorken, aynı anda yakıt olarak kullanılmaları ve yıkılmaları mümkün değildir. Bu nedenle sık sık yemek yediğimiz zaman enerjimiz artmış olsa bile, bu enerji yağların yanması için değil de, yağların depolanması için kullanılmaktadır. Doğal olarak bu süreç devam ettiği müddetçe kilo vermemiz imkânsızdır!
Karatay Diyeti’nin önerilerini kısaca şu şekilde özetleyebiliriz:
1.  Sızma zeytinyağlı her türlü sebze yemeği yenebilir. Bakla, kabak kalye, kuru ve yaş fasulye gibi...
2.  Bir tabak kıymalı taze veya kuru sebze yemeği yenebilir.
3.  Yemekler ile ekmek, pirinç pilavı ve makarna yenilmeyecek!
4.  Yoğurt ve salatalara her türlü taze maydanoz, taze veya kuru nane, kekik, fesleğen vb otlar eklenebilir.
5.  Yemeklerde ve salatalarda zeytinyağı olarak ısıl işlem görmemiş soğuk sıkım zeytinyağı kullanılabilir.
6.  Mısırözü ve ayçiçeği yağları yemek pişirme ve kızartmalarda kesinlikle kullanılmayacak!
7.  Margarin haline dönüştürülmüş olan sıvı yağlarda da fazla miktarda trans yağ meydana gelmektedir. Bu sebeple margarin kullanılmayacak!
8.  Vücut yağlanmasını önlemek ve bozulmuş kan yağlarını normalleştirmek amacı ile mutlaka doğal -geleneksel usul- tereyağı ve esansiyel sıvı yağlar tüketilmelidir. Doğal balık yağı Omega-3 ve kolesterol, bütün hücre zarlarımızın temel yapı maddeleridir.
9.  Bal, reçel ve pekmez yok!
10.  Tatlılara, çaylara ve kahveye hiçbir şekilde tatlandırıcı eklenmeyecek.
11.  Üzerinde diyet yazan kurabiye, bisküvi, çikolata, şeker vb yenilmeyecek.
12.  Hiçbir şekilde diyet ve gazlı içecekler kullanılmayacak.
13.  Keten tohumu ve balık yağı (Omega-3), kan yağlarını düzenler, kanı sulandırır, kilo vermeyi kolaylaştırır, kilo almayı önler, hipertansiyon ve depresyon gelişmesini engeller.
14.  Keten tohumu azar azar yiyeceklere eklenebilir. Susam da keten tohumu kadar faydalıdır. Arzu edildiğinde onun yerine kullanılabilir.
15.  Tüketilen yiyeceğin doğal ve bütün olmasına dikkat edilmelidir.
16.  İşlenmiş olan yiyeceklerde gizli olarak -damak tadını etkilemek amacı ile-, tehlikeli ve kanser yapan, damar sertliğini başlatan zararlı trans yağlar ve bozuk şekerler bulunur.
17.  Yemeklerimizde tuz miktarı azaltılmalıdır. Rafine tuz yerine kristal kaya tuzu (cam veya ahşap değirmende öğütülerek) kullanılmadır.
18  .Tahıllar, un ve nişastalı bütün gıdalar tüketildikten hemen sonra kan şekerine dönüşürler. Bu tür gıdalar, daha sonra karaciğer yağı ve iç organ yağı olarak depo edilirler. İnsülin ve leptin direncini başlatır ve giderek artırırlar. Bu sebeple tüketilmemelidirler.
19.  Aşırı miktarda meyve ve meyve suyu tüketildiğinde de, vücudumuzun kan şekerinde aşırı miktarda yükselme görülür. Enerji olarak kullanılmadıkları için kan yağlarına dönüşür ve yağ olarak birikirler. Selülit nedenidirler. Selülit, insülin ve leptin direncinin önemli bir belirtisidir. Be nedenle meyveler, önceki bölümlerde anlattığımız ölçüde ve özellikte az miktarda tüketilmelidir.
20.  Her gün 2-2,5 litre taze limonlu doğal kaynak suyu içilmeli.
21.  Beslenmenin önerildiği şekilde düzenlenmesinin dışında her gün 40-50 dakika sık adımlarla yürüyüş yapılmalı. Evde 10 dakika ip atlanabilir. 30 dakika sevilen bir müzik dinlenebilir. Bir arkadaş, kardeş ya da eşiniz ile 10-20 dakika dans edilebilir.
Son olarak her gün 2-3gr katkısız Omega-3 tüketilmelidir.
Her gün 2-3gr katkısız Omega-3 tüketilmelidir.
Omega-3 yağ kapsülleri içinde kesinlikle Omega-6 yağı bulunmamalıdır.
Araba lastiği şeklinde göbek yağlanması son derece tehlikelidir. Göbek yağlanması, karaciğer yaşlanmasının ve insülin-leptin direncinin önemli bir kanıtı ve belgesidir. Göbeği olan herkesin önce karaciğerinyağlanır, daha sonra da göbek yağı artmaya başlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Karatay Diyeti
Alt başlık:
Bilimsel Gerçeklerle Kilo Vermenin A B C'si
Baskı tarihi:
Nisan 2011
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054325481
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hayykitap
Bu kitap, klasik bir diyet kitabı değil. "Kibrit kutusu", "iki yemek kaşığı" gibi anlamsız ölçülerle insanları strese sokmuyor. Karatay Diyeti bir yaşam biçimi. Yıllardır pazarlanan beslenme balonlarını patlatıyor, doğru beslenmenin ne demek olduğunu anlatıyor.

Beslenme ile hücresel/hormonsal fonksiyon bozuklukları arasındaki yakın ilişkiye odaklanan Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, kilo vermenin ABC'sini öğretiyor, hiç zorlanmadan zayıflamanın ve zayıf kalmanın sırrını açıklıyor.

Hepimiz yıllardır içinden çıkılamayan kısır döngüden, yani kilo verip geri alma korkusundan da kurtarıyor! Üstelik sürprizleri var. Onun sisteminde kalori hesabı ya da diyet ürünlerin peşinden koşmak yok! Et, balık, süt, peynir, yoğurt, yumurta, tereyağı, bakliyat, turşu, sebze, meyve ve kuruyemişler serbest...

Kilo vermek ve verdiğiniz kiloda kalmak istiyorsanız; kilo verirken halsizlik, bitkinlik, isteksizlik ve yorgunluk hissetmeden, mutlu ve enerjik bir şekilde yaşamayı arzuluyorsanız; unutkanlık şikayetlerinden kurtulmayı, düşüncelerinizin berraklaşmasını ve yaptığınız işe kolaylıkla konsantre olmayı hedefliyorsanız bu kitap tam size göre...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 356 okur

  • Enes ERBAY
  • Demet Alaçam
  • Ceren KILIÇ
  • Hazal
  • MGG
  • Erdem durak
  • Olesya
  • Lothar Nevi
  • zeynep
  • Freya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.8
14-17 Yaş
%1.4
18-24 Yaş
%17.6
25-34 Yaş
%28.4
35-44 Yaş
%25.7
45-54 Yaş
%16.2
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%2.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.6
Erkek
%31.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.9 (42)
9
%18.8 (22)
8
%21.4 (25)
7
%16.2 (19)
6
%3.4 (4)
5
%1.7 (2)
4
%2.6 (3)
3
%0
2
%0
1
%0