Kardeşini Doğurmak (Türkiye'de Ensest Gerçeği)

·
Okunma
·
Beğeni
·
12.208
Gösterim
Adı:
Kardeşini Doğurmak
Alt başlık:
Türkiye'de Ensest Gerçeği
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
372
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050949995
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Kardeşini Doğurmak elini taşın altına koymaktan çekinmeyen bir kalemin ürünü…

"Direkt büyüdüm, büyüttüler"

"Büşra Sanay insanlığın en karanlık noktasına, en bağışlanmaz suçuna büyük bir cesaretle eğiliyor ve ne kadar acı olursa olsun gerçeğin gözünün içine bakmaya çağırıyor bizi. Belki de arınma, bu yüzleşmelerle gelecek. Büşra gibi duyarlı insanların acı çekme pahasına yazdığı, böyle önemli kitaplarla… Okurken sarsılacaksınız hem de çok sarsılacaksınız. Sanırım gerekli olan da bu…"

Zülfü Livaneli

Türkiye'nin en mahrem yerinde görülmeyen, görmezden gelinen bir yara: Ensest. CNNTürk haber spikeri Büşra Sanay, yıllarca süren titiz bir çalışmayla ensest mağdurlarından ailelere,

sosyologlardan ilahiyatçılara, hukukçulardan eğitimcilere, psikologlardan adli tıpçılara kadar her kesimden insanla konuşarak Türkiye'nin ensest tablosunu ortaya çıkardı.
372 syf.
·5 günde·9/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye edeceğim YouTube kanalımda Kardeşini Doğurmak kitabını yorumladım: https://youtu.be/XvACJzZtwCM

"Yetiştirdiğin ağacın meyvesini ilk sen yemez misin?" Ensest suçunu kabul eden bir "baba"(!)

Uzun zamandır kurgu romanların arasında kaybolmamla birlikte oluşan rahatlığımı bozabilecek ve beni içindeki saf gerçeklerle rahatsız edebilecek bir kitap arıyordum. Kardeşini Doğurmak kitabı doğru bir seçimdi.

Peki, neden bazı gerçeklerden rahatsız olmalıyız?
Marcel Proust'un düşüncesine göre, merakımızın tam olarak uyanması için bir rahatsızlık duyuyor olmamız gerekiyor.
Ray Bradbury, rahat bırakılmamıza gerek olmadığını, bazı gerçeklere kayıtsız kalmamak için arada sırada rahatsız edilmemiz gerektiğini belirtiyor.
Sabahattin Ali ise dünyada rahat yaşamanın aptalca olduğunu, aptal olmaktansa biraz daha rahatsız yaşamanın daha gerekli olduğunu savunuyor. Buraya başka sevdiğim yazarların da rahatsızlık hakkındaki düşüncelerini yazabilirdim ama şimdilik bu kadarı yeterli.

Bir soru sorarak başlayayım. Bu yazıyı okuyan kadınlardan kendi kardeşini doğuran var mı? Aramızda böyle bir kişinin olduğunu hiç sanmıyorum. Peki bu durumda kalmış biri, hiçbiri, binlercesi için ne kadar oranda bir empati duygusuna sahip olabiliriz? Merakımızın tam olarak uyanması için artık bir rahatsızlık duyuyor olmamız gerekmez mi rahatça yaşayıp gülüp geçtiğimiz gerçeklere karşı? Türkiye'deki ve belki de mahallemizdeki komşumuza kadar inmiş olma ihtimali olan ensest gerçeği hakkında nelerden haberimiz var?

Ensest: Başta aile içi olmak üzere her türden gayrimeşru cinsel ilişkiyi ifade eder.

1,5 aylık bir çocuğun cinsel istismar sonucu bağırsakları patlayarak öldüğünden haberiniz var mı?

"Babanın ihtiyacını gider, ne olur, bak bize zarar verecek" diyen ve enseste aracılık eden annelerden haberiniz var mı?

Babasının 24 yıl boyunca bir bodruma kapatıp yedi kardeşini doğurmasına sebebiyet verdiği Elizabeth F.'den haberiniz var mı?

Küçücük çocukların tecavüzünde rıza arayıp, 12 yaşından büyük çocukların tecavüzcüsüyle evlendirilmesini yasalaştırmaya çalışan kurumlardan haberiniz var mı?

Diyarbakır'daki bir mahkemede sırf tecavüz tamamlanmadığı için erken boşalma indirimi alan sanıktan haberiniz var mı?

"Yetiştirdiğin ağacın meyvesini ilk sen yemez misin?" diyen ve kendi öz kızına uyguladığı cinsel istismar suçunu kabul edip hiçbir suçluluk duymayan babalardan haberiniz var mı?

Ailedeki cinsel istismardan haberi olup da babanın Kuran'a el basabileceğini söyleyince ona inanan abilerden haberiniz var mı?

14 yaşındayken bir akrabasının tecavüzüne uğrayan ve evinden kaçan Güldünya'nın töre kurallarına uymadığı için vücuduna sıkılan kurşunlar tarafından öldürüldüğünden haberiniz var mı?

Bir çocuğun kendi ağzından çıkmış olan "Ben çilekli süt istiyorum. İneğin sütünü istiyorum... Pipi sütü istemiyorum artık!" cümlelerinden haberiniz var mı?

Kanınızın yıllardır süregelen sıcak akışından sonra kanınızı durduk yere dondurmak isteyeceğiniz bütün bu iğrençliklerden haberiniz var mı?

Karnındaki bebeğin babasından mı yoksa kocasından mı olduğunu bilmeyen kadınlardan haberiniz var mı?!

Benim haberim yoktu. Çok ama çok özür dilerim. Güldünya'dan, Elizabeth'den, tecavüzünde rıza aranan bütün çocuklardan, 1,5 aylık bağırsakları patlayan o çocuktan, karnındaki bebeğin babasından mı yoksa kocasından mı olduğunu bilmeyen bütün kadınlardan özür dilerim. Bunların hiçbirinden haberim yoktu.

Büşra Sanay olmasaydı haberim olmazdı. Çünkü ensest haberlerinde pek reyting yoktu. Daha çok tıklanacağı bilindiği için böyle gerçekleri yayınlamayı o kadar tercih etmeyip de durmadan sosyal medya kanalları aracılığıyla Şeyma Subaşı'nın Acun'dan aldığı nafaka haberlerini paylaşan, Arda ve Berkay'ın kavgasını Türkiye'nin gündemine oturtan, izdivaçlarda edilen kavgaların tecavüz ve ensest vakalarının önüne geçtiği bir iğrençlikler bütününde yaşadığım için o kadınların hepsinden özür dilerim.
Sosyal medyaya yansıması o kadar istenmiyor bu tür haberlerin. Yansıması istenmiyor çünkü toplumun rahatını bozabilecek, iktidarın verdiği cezaların caydırıcılığını sorgulatabilecek cinsten haberler bunlar. Bize yansıyan sadece Palu Ailesi oldu, o da işin görünen yüzüydü. Çok ama çok özür dilerim hepsinden... Hiçbir şey yapmadım cesetlerine karşı. Yapmamayı geçtim haberim bile yoktu tecavüz edilmiş bedenlerinin masumluğundan. Haberim bile yoktu...

Ben eminim ki, günlük yaşamlarımızda yanlarından geçip gittiğimiz insanların arasında bu tür sapkın insanlar var. Ben eminim ki, binlerce insan bu tür gerçeklere karşı hâlâ sessiz kalmaya devam ediyor. Ben eminim ki, çocukların anlattıklarına inanmayan, ensesti hâlâ hastalık olarak görmekle yetinip de sanıkların ceza almasını engelleyen, verilen cezaların eksikliğinden ötürü aramızda dolaşmaya devam eden insanlar var.

PEKİ NE YAPMALI BU İLLETE KARŞI?

*Bu tür olaylardan daha fazla haberimiz olmalı.
*Çocuklara hayır demeyi öğretmeli.
*Çocuklara cinsel eğitim verip, özel bölgeleri öğretilmeli.
*Cinsellik konusu açıldığında çocuk ayıplanıp susturulmamalı.
*Anneler çocuklarıyla yakından ilgilenmeli.
*Çocuklara kendilerini nasıl ifade edebilecekleri öğretilmeli.
*Çocuklara kendi vücutlarının özel olduğu ve ancak kendi izin verirse birinin dokunabileceği öğretilmeli.
*Ailelerin, çocukların ve bu konuda bilinçlenmek isteyen herkesin Çocuk İzlem Merkezleri aracılığıyla bilgilendirilmesi sağlanmalı.
*Eğer bir suça tanıklık ettiysen ya da suç şüphesi oluştuysa bunu adli mercie bildirmeli. Aksi takdirde sen de aynı cezayı alırsın.
*Türkiye'deki ensest gerçeğine psikolojik, sosyolojik, hukuki, tıbbi, edebi, dini, nörolojik konularda tecavüzcülerle yüzyüze gelmiş cezaevi psikologlarının da aracılığıyla geniş bir fener tutan Kardeşini Doğurmak kitabını okumalı. Belki 1 kere değil. 3-5 kere okumalı ki kafamıza bazı şeyler tam olarak kazınsın. Bu kitabın 1000kitap'taki okunma sayısı "419"da kalmamalı. Binlerce, milyonlarca insana ulaşmalı.
*Bu tür konular hakkında yapılan yorumlara ve gönderilere salt kalp butonuna basıp geçmemeli, içimizdeki esas kalbimizin butonuna basmalı. Ben de dahil.
*Rahatımızı bozacak görmezden gelinmiş, halının altına atılmış gerçeklerden daha fazla rahatsız olmalı.
*Daha fazla rahatsız olmalı.
*Daha fazla rahatsız olmalı...
372 syf.
·4 günde·9/10
Yazarın TEDx Konuşması: https://www.youtube.com/watch?v=yK7PsjTRfwY

Bu kitap hakkında bir şeyler yazmakla ilgili gittim geldim, gittim geldim, gittim geldim. Ve sanki yazmazsam görmezden gelmişim gibi olacağını hissettim.

Öncelikle kitabın okunabilirliğini düşüren olumsuz detaylardan kısaca bahsedeceğim ve can alıcı kısıma geçeceğim. Ayrı uzmanlara sorulmuş aynı sorular ve aynı cevaplara sürekli ama sürekli yer verilmişti kitapta. İki satır önce zaten okuduğunuz şeyi defalarca daha okuyorsunuz en basitinden. Konu hakkında eminim söylenecek çok daha fazla şey vardı ama aynı şeylerle sadece sayfa sayısı çoğaltılmış gibiydi.

Ve gelelim enseste, ensestin çeşitlerinden ama özellikle babanın çocuğuna yaptığı istismardan bahsediyor kitap. Amcanın, dayının, abinin, annenin, dedenin ve bilimum akrabanın çocuklara, genç kızlara, yaptıkları istismarlardan bahsediyor. Diyor ki Büşra Sanay, bu çok kötü, tanımadığın birinin cinsel istismarından bile çok çok kötü, çünkü tanıyorsun. Çünkü o canın, kanın, bildiğin biri.

Dayanamayacağım sanıyorsunuz bazen sayfaları çevirirken, dayanıyorsunuz ama. Belki alıştırıldığımızdan, belki potansiyel mağdurlar olarak büyüdüğümüzden. Korkarak, sindirilerek bunların olabileceğinin farkında olarak.

2 günde bitirdim ben bu kitabı, anlamaya çalıştıkça reddetti beynim, o insanların senelerce yaşadıklarını 2 günde öylece okumuş olabilmeme sinirlendim.

Ve şüphelendim, etrafımda kim istismara uğruyor olabilir, acaba şu nasıl bir baba, o abi kardeşine kötü mü bakıyor, bu çocuk neden geceleri altına kaçırıyor, altında başka bir neden mi var? Düşündüm, düşündüm, düşündüm. Aklımı kaçırmadım, hayır kaçırmadım.

Çünkü sadece izledim, yaşamadım. Babam çok severdi beni, sokakta birkaç kez tanımadığım insanların tacizine uğradım ama babam hep dayanağımdı. Abilerimden ablamdan görmedim böyle şeyler, dayılarım, akrabalarım hep iyi insanlardı. Dedim ki ben bunu bilmiyorum, ben hiçbir suçum olmadığı halde insanların "yazık" diyerek baktığı insan olmanın ne demek olduğunu bilmiyorum. Ben yanımda bir şeyleri anlamamam için sessiz konuşulmasının ne demek olduğunu bilmiyorum. Ben 3 yaşındaki bir çocuğun ağzından çıkan sayılı kelimeyle derdini anlattığını ve buna inanmadıklarını, defalarca bunu travma haline getirene kadar anlattırdıklarını bilmiyorum.

Ben bunları yaşamadım ama birileri yaşadı. Birileri o acıları çekti ve hassas olacağız derken elimize yüzümüze bulaştırdık. Şaşırıp kalacağınız anneler okudum, kızını kocasından kıskanan, bekar amcasının senelerce tecavüz ettiği, yıllar sonra kendi babasının da diğer amcasının oğluna tecavüz ettiğini öğrendiği bir anı okudum. Okudum ve yüreğime koca bir öküz oturdu.

Belki en yakınlarından gelen bu pislikleri silemem o insanların akıllarından ama onların hayatlarıyla gelip kalbime yerleşen bu ağırlığı bir ömür boyu taşıyacağıma söz veririm, tıpkı onlar gibi, onlarla beraber.

Ve olur ya, bu yazıyı okuyan o mağdurlardan biri olur. Lütfen korkma, yalnız değilsin, senin suçun değil, ezilmek, dışlanmak, yıpranmak zorunda değilsin. Susmak, sindirilmek, elalem ne der diyerek baskılara boyun eğmek zorunda değilsin, ne olursun sesini çıkar. Sesini çıkar ki duyabilelim. Duyabilelim ki, güzel bir hayat yaşayabilmen için çabalayabilelim.
372 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Büşra Sanay, cesareti ve inancıyla yola çıkıp Türkiye’de ve dünyada da gözlerimizi kapatırsak, görmezden gelirsek geçecek sandığımız bir insanlık suçunu araştırmış. Kitaptaki ifadeler çoğu zaman öğretmen, avukat, psikologlara ait. Birinci ağızdan mağdurların anlatımı çok az. Sanay, olaya çeşitli açılardan bakabilmek için psikolog, psikiyatrist, din adamı, dernek başkanı, sosyal hizmet uzmanı, avukat, hakim gibi birçok kişiyle görüşmüş. Herkese benzer sorular sorulduğu için alınan cevaplarda çoğu zaman birbirine benziyordu. Hatta sanki aynı cümleleri tekrar okuyormuşum hissine kapıldım yer yer. Özellikle sonlara doğru kitap kendini çok tekrar etti. Bu da kitabın okunması için tek olumsuz yönüydü.

Kitap içimizi acıtacak, insanlığımızdan utandıracak örneklerle doluydu. Bu kitabı her yetişkin okumalı. Özelikle tüm öğretmen adayları ve öğretmenler, anne - babalar okumalı.

Kitabı okuyamayacak kadar hassas kişiler ve kitabı okumuş olsun olmasın bu yorumu okuyacak herkes için kitaptan altını çizdiğim önemli noktaları kendi cümlelerimle anlatmak istiyorum.

*Toplumun cinsel eğitime ihtiyacı var. Cinselliğin ayıp, günah gibi ifadelerle bastırılması, bir tabu haline getirilmemesi gerekiyor. İnsan olmanın bir parçasını derinlere gömmek bize taciz, tecavüz ve ensest olarak geri dönüyor.

*Ensest bir davranış bozukluğudur hastalık da diyebiliriz ama bu hastalık cezai ehliyeti engelleyecek bir nitelikte değildir. Ensest suçtur!

*Çocuk yetiştirmek çocuğun sadece fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak, eline para, telefon tutuşturmak değil. Çocuğun ruhsal ve zihinsel gelişimini takip etmeliyiz. Hayvan besler gibi çocuk yetiştirilmez.

*Halk arasında heteroseksüellik dışındaki yönelimlerin hastalık olarak görülmesinin yanlışlığının yanında bir de bu yönelimlerin sebebinin istismar olduğuna dair fikirler var. Cinsel yönelimin cinsel istismarla bağlantısını kuramayız!

*Bakım vericilerin çocuğun bakımına katılmasında azalma ile ensest arasında doğru orantı var.

*Ensesti bilip ihbar etmemek de suçtur! Özellikle sağlık çalışanları ve öğretmenler bu konuda bilgisi olduğunda başıma iş gelirse diye ihbar etmiyor. Bilip de söylememenin 1 yıldan başlayan hapis cezası var!

*İstismarcılar toplumdan dışlamak yerine yakınları tarafından korunuyor. Bu bizim temel problemimiz. Gittiği her yerde bunu yüzüne vurup, ifşa etmezsek sadece hapiste yatmakla cezalarını çekmiş olmuyorlar.

*Çocuklar görmediği, duymadığı bir şeyi kurgulayıp anlatamaz. Eğer bir çocuk bilmesi gerekenden daha fazla cinsel bilgiye sahipse bir istismar söz konusudur!

*Çocuk olayı sürekli herkese anlatıp tekrar tekrar travmatize olmasın diye ÇİM (Çocuk İzlem Merkezleri) kuruldu. İlgili olanlar bu merkezlerin işleyişini araştırabilirler.

*Orta düzeyde mental geriliği olan çocuklar risk altında!

*Eğitimli olmak sağlıklı bir kişilik göstergesi değildir. Ensestin sadece Doğu illerinde olduğu sadece bir ön yargıdır.

https://www.instagram.com/...;igshid=ijt4u5m9wld3
372 syf.
·24 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitabı okurken şöyle diyorum kendime; bu olaylar olurken ben neredeydim, nasıl fark etmedim etrafımda olan biteni. Çok kızıyorum kendime sonra ağlıyorum. Düşünsenize bir baba kızına tecavüz ediyor ve diyor ki hakim bey siz bahçenize diktiğiniz ağacın ilk meyvesini başkasına verir misiniz?
372 syf.
·10/10
Kitabı henüz bitiremedim ama yorum yapmadan da duramadım. Ebeveynlerin özellikle de annelerin, eğitimcilerin ve doktorların mutlaka okuması gereken bir kitap. Toplum olarak cinsellik konusunda maalesef bilinçli değiliz. Özellikle çocuklarımızı bu konuda bilgilendirmeyi ihmal ediyoruz, "cinsellik" söz konusu olunca "ayıp, gunah" şeklinde büyütülüyor çocuklar. Bazıları daha fena, konudan bihaber şekilde büyüyorlar. Günümüzde hergün bir çocuğun istismar edildiği, öldürüldüğü haberini duyuyoruz ve hâlâ bu duruma kulak tıkıyoruz, ne acı! Ebeveynlere düşen görevler çok önemli. Çocuklarımıza, özel bölgelerini uygun dille anlatmalı, onu rahatsız edecek durumlarla karşılaştıklarında nasıl davranması gerektiğini söylemeyiz. Bir şekerle vs. kandırılacak çocuklar kalmamalı artık. Kitaba gelince çok geniş bir araştırma yapmış Büşra Sanay, takdire şayan. Böyle kitaplara ihtiyacımız vardı çünkü. Dediğim gibi bu konularda çok geriyiz ve adalet sistemimiz de mükemmel işliyor diyemem. Kitabın icerigine gelince, bazı cümlelerini tekrar tekrar okudum, doğru mu okudum diye şüphe ettim, aklım almıyordu çünkü. Bu arada küfür konusunda kendimi epey geliştirdim. "Nasıl bir toplumda yaşıyorum ben" diye kendimi sorgulamadan edemedim. Ama şu da bir gerçek bu tür olayların, mekanı, zamanı, kültürü vs. yok. Eğitimlisi de yapiyor, cahili de. Dünyanın problemi bu. Sadece bilinçlenerek, suçluları deşifre ederek azaltabiliriz. Evet deşifre edilmeliler, çünkü ceza sistemi yetersiz, adam ya tutuksuz yargılanıyor ya da az bir ceza alıyor. Bir de iyi hâl indirimi var. Iste buna hiç anlam veremiyorum, neyin iyi hali?? Hiç ceza almayan bile var, görün hukukun halini. En iyi ceza suçluyu deşifre edip onu topluma çıkarmak. Mesela vereceksin eline üzerinde "Ben bir çocuğu istismar ettim" diye yazılı kağıt, gerisini siz de tahmin edebiliyorsunuz.
372 syf.
·Beğendi·10/10
Hayatımda beni ciddi anlamda derinden etkileyen tek kitap olduğunu söylesem sanırım yalan söylemiş olmam. Bu kitaptan sonra uzun bir süre kendime gelemedim. Her satırında suçluluk hissettim. O küçücük bedenlerin nelerle savaşmak zorunda bırakıldıklarını öğrenince; kendime dert edindiğim şeylerin ne kadar manasız olduğunu anladım. Herkes bu "ensest" gerçeği ile yüzleşmeli!
372 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Bilinclenmek adına okunması gereken bir kitap. Bu kitabı okuyunca gerçekten ensest konusunda hiçbir şey bilmediğimi anladım. Çok üzüldüm okurken magdurlara. Ve çok sinirlendim annelere,abilere,babalara,hakimlere verilen yada verilemeyen cezalara...Güldunya nin gülmeyen dünyası , Elizabeth in kardeşlerini doğurması beni en çok etkileyenler oldu...
372 syf.
·5 günde·10/10
'İnsanlar bir vasiyet bırakır değil mi? Benimki şu: Ailemi istemiyorum, cenazeme gelmesin. Hayatımda en çok kötülüğü onlardan gördüm.' (Mağdur Çocuk,2016)
Bu sözler çocukluğunda uzun bir süre abisinin cinsel istismarına uğramış birinin veda mektubundan. Tekrarlanmasın diye eve girmeye korkan, duyulmasın diye tehdit edilen bir çocuğun umutlarının yok olmasının sonuçlarından.
Ve bu hikaye kitaptaki onlarca istismar ve tecavüzlerden sadece biri...
Nasıl toparlayacağımı bilemedim, ama yazmadan da geçmek istemedim. Okurken tüm bu olayların gerçek olduğuna ve ufacık dünyaların bu acılara katlandığına inanamıyorsunuz.
Çünkü ensest bütün toplumlarda yadırganan ve üstü kapatılan bir insanlık ayıbı. Yapan da dahil kimse böyle bir ayıbı üstlenmiyor. Yetkililerimiz dahi 'Yüzde doksanının müslüman olduğu bir ülkede ensest olmaz' diyerek geçiştirebiliyor.
Oysa ki bu ülkede 12-13 yaşındaki anneler var. Uğradığı tecavüz sonucu teröre kurban gidip abisi tarafından öldürülen Gülbaharlar* var.
*2004 yılında Bitlis'te teyzesinin oğlunun tecavüzü sonucu hamile kalıp İstanbul'da doğum yapan, oğlu Umut'a zarar gelmesin diye evlatlık vermek zorunda kalan, sonraki günlerde kardeşi tarafından hastanede öldürülen ensest kurbanı.
Adına, 'Güldünya Şarkıları' adlı albüm çıkarılmıştır.
-Peki bir çocuğun istismar edildiği nasıl anlaşılır?
Olay sonrasında travma yaşamış ve konuşmayan çocuklar veya henüz istismarı anlamayacak kadar küçük çocuklar için Çocuk İzlem Merkezlerinde hekimler resim çizdiriyolarmış. Mesela 3 yaşındaki çocuk bir yetişkini çıplak olarak çizemezken, cinsel istismara uğrayan bir çocukta bu durum ortaya çıkıyor. Bir vakada, çocuk boş kağıda babasını çizip, babasının bacağının ordan bir çizgi çekip onu 'babamın canavarı' diye adlandırmış. Bu tarz durumlarda çocuğun neler yaşamış olabileceği tahmin ediliyormuş.
-Ensestin dinle bir alakası var mı, bu konulardaki fetvaların doğruluğu ne?
Kitaptaki röportaj yapılan ilahiyat profesörüne göre;
'Ensest Nisa/23 göre kesinlikle haram kılınmıştır. Ensestin dine mal edilmesi, dine olumsuz bakan bir kesimin çabasıyla ilişkilendirebilir. Dindar çevrelerde cinsellik dürtüsünün süreklı bastırılmasının en sonunda çarpık şekillerde dışa yanması şekilnde bir analiz olabilir. Fakat Diyanet'in ensestle ilgili yanıtlarında insanın basbayağı nesne gibi alğılandığı ima edilmektedir. Bu arkaik ve skolastik anlayış tarzını artık terketmesi gerekir' denmiş.
PEKİ ENSESTE KARŞI NE YAPMALI?
-Çocuklara hayır demeyi öğretmeli ve cinsel eğitim verilmeli gerekirse bir uzmandan yardım alınmalıdır.
-Cinsellik konusu açıldığında duyulan sorular üzerine terslememeli, ki kitapta annesine anlatmaktan korkup yıllarca saklayan kurban örnekleri verilmektedir.
-Söz konusu dedesi, dayısı, amcası dahi olsa yanlız bırakılmaktan sakınılmalı. Çocuk bu gibi akrabalarından rahatsız oluyorsa nedenini açıklayabilmelidir.
Çünkü çocuklar yapılan hareketi anlamasalar bile art niyeti sezebilirler.
-Özel bölgeleri öğretilmeli ve biri sana bu şekilde dokunursa bana söyle diyerekten çocukla yakından iletişim kurulabilmelidir.
372 syf.
·19 günde
Sanırım lise 2 . Sınıfta ensest kelimesini duymuştum o zaman ki akılla böyle bi şeyin olacağına asla ihtimal vermedim. İnsanın babasıyla ilişkisi var diye duysam kendi kendime tövbe tövbe diyodum. İnsan büyüdükçe bazı şeylerin farkına varıyo. Olmaz denilen herşey maalesef oluyo. Kitabı okuyunca kanım dondu küçük çocukların yaşadıkları travmalara saatlerce ağladım. Hiç babamı sevmiyor olmama rağmen kitabı okuyunca böyle bi babam olduğu için defalarca Allah'a şükrettim. 1 buçuk aylıkken tecavüz edilen bebeğe mi ağlayayım daha ilk okula giden çocuklara mı ağlayayım babalarının abilerinin dedelerinin onlara yaklaşmasındaki amacı bilemeyip masum hayatlarını nasıl mahvedilmesine mi isyan edeyim bilemedim. Kitap ile İlgili bazı paylaşımlar için linç edilmek istendim. Bazı arkadaşlar sadece bişeyler için kendilerinin üzüldüğünü sanıyo sanırım. Ben burdan paylaşımı kaldırsam bu olaylar bitecek mi ? Ki kitapta da bi çok olayda özellikle anneler bazı şeyleri gizledikleri görmezden geldikleri için çok şey için geç kalmışlar. Ben böyle bi kitabı asla okumam diyenler bile oldu sadece gülüyorum. Halbuki bütün anneler babalar ve özellikle öğretmen olan bir çok insanın okuması ve faydalanması gereken bir kitap diye düşünüyorum. Kitabın yarısını geçtikten sonra ohh be neyseki bitliste bu hiç olmamış diye sevinirken sonunda bide baktım ki bitlis. kitabın genelinde kanım donmuşken sonunda da bitlis görünce şok yaşadım. Bitliste de oluyorsa diyecek laf kalmamıştır dedim. Ahh güldünya evet kaba taslak hayatını biliyordum ama bu kadar derin bilmiyordum. Töreye kurban gitmen, erkek egemenliğinin yine baskın olması ayrıca sinirimi bozmuş olsada gerçekten çok iyi erkeklerin olduğu gerçeğini de göz ardı edemeyecem. Her ne kadar beni engellemiş olsada bu güzel kitabı okumama vesile olan Ferah ablama sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Keyifli okumalar
https://youtu.be/zSKXN9divXM
372 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Okuyup bitirdim ama ben mi kitabı bitirdim kitap mı beni bitirdi bilmiyorum. İçeriği bu kadar ağır olan başka bir kitap daha okumamıştım. Tavsiye ederim canı gönülden, fakat şimdiden söyleyeyim kalbiniz kırılabilir okuduklarınızdan.
372 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitabın ismi balyoz gibi insanın suratına çarpıyor. "Kardeşini Doğurmak" İnsan nasıl kardeşini doğurur?
Kitabın içinde sadece ensest ve istismar mağduru çocukların hikayesi yok. Sosyologdan ilahiyatçıya, hakimden cezaevi psikoloğuna, gardiyanından rehber öğretmenine kadar ensest ve istismar konusuyla ilgili düşünceler, gözlemler işlenmiş. Ensest mağduru bir çocuk ile karşılaşırsanız ne yapmanız gerektiği, çocuk ile nasıl iletişime geçmeniz gerektiği, çocuğu yıpratmadan nasıl destek olabileceğinizi öğreniyorsunuz.

- "Hakim bey, bahçenize diktiğiniz ağacın ilk meyvesini başkasına verir misiniz?"
- "Babanın ihtiyacını gider, ne olur, bak bize zarar verecek."
- "Abindir ne olur, evlenene kadar yapmak zorundasın".
-Baba oğluna cinsel istismar uygularken anne; "Biraz daha dayan, ne olacak ki?"
- Bir baba denen şerefsiz kendi kızıyla ilişkisini haklı çıkarmak için nasılsa biriyle yapacak önce benle yapsın."
-Tecavüz mağduru çocuğun anneannesi "Sus kimseye bir şey deme, kol kırılır yen içinde kalır. Şerefimizi iki paralık mı edeceksin, şikayetini geri al"
-Bir anne denen şerefsiz “Kocam nasıl kızımı bana tercih eder, cilve yapmıştır o.”
-"Babam yanıma gelince gözlerimi kapatıyorum. Çünkü biliyorum ki yine aynı şey olacak. Uyuyor numarası yaparsam belki yapmaz diyorum ama olmuyor. Hissetmeyeyim diye gözlerimi sımsıkı kapatıyorum..."
-"Bu sefer öldüreceğim onu diyordum içimden ama hep aynı şey oluyordu. Her defasında dişlerimi sıkıyordum, ağzımı kapatıyordum öpmesin diye."
-Bir gün okulda tuvalette arkadaşlarından birine diyor ki, “Sen gece yatarken ne giyiyorsun yatakta?” Çocuk muhtemelen pijama giydiğini söylüyor. Öteki de “Ben gecelik giyiyorum” diyor, “ama artık karar verdim, yatakta kot pantolon giyeceğim. Çünkü babam kot pantolonu daha zor çıkarıyor.”
-"Annem bana inanmıyor. Niye yalan söyleyeyim ki? İnsan böyle bir yalan söyler mi? Çok pişmanım, keşke söylemeseydim. Benim yüzümden her şey mahvoldu. Ne yapacağım ben şimdi?"
"Karnımdaki bebeğin babası, kocam mı babam mı bilmiyorum."
“İlçede birlikte olmadığı insan kalmamıştı, bir de benle olsa ne olurdu. Kızım zaten doğru bir insan değildi.”
"Benimle olmasaydı, zaten biriyle yaşayacaktı bunu, önce benimle deneyimledi.”
“bana çikolata vereceğini söyledi, gittim. Çünkü o yaşıma kadar hiç çikolata yememiştim. paramız yoktu. Bilseydim gider alır mıydım amcamın uzattığı çikolatayı?”
-“Anneni boşayıp seni alacağım, Sen çok güzelsin, seni alacağım.”

Bu cümleleri okumak hepimiz rahatsız ediyor, ya yaşamak? Bunları birebir yaşayan milyonlarca çocuk var. Benim ailemde çevremde böyle olaylar yaşanmaz demeden, bana dokunmayan yılan bin yaşasın demeden kitabı her kesimden insanın dikkatlice okuması gerekiyor. Okumak kolay mı? Hiç değil, insanın nefesi kesiliyor, bu kadar da olmaz deniliyor ama oluyor ve olmaya devam edecek.
Kimse elini taşın altına koymak istemez ve toplum “Bana değmeyen yılan bin yaşasın” düşüncesiyle yaşar gider.
*Çocuklara bağıra bağıra hayır demeyi öğretmeli.
* Vücudunun özel olduğunu ve ancak kendi izin verirse birinin dokunabileceğini öğretmeli.
* Çocuklara cinsel eğitim verilmeli. Eğer yapamıyorsanız bir uzmandan yardım alın.
* Okul müfredatlarına, çocuk kaybolduğu zaman ne yapmalı bilgisinin konulması lazım.
* Çocuğa özel bölgelerini anlatmalı. Ancak bu şekilde, kendisine yapılacak herhangi bir hareketin ne anlama geleceğini bilir ve kendisini koruyup tepkisini gösterebilir.
* Anneler çocuklarıyla yakından ilgilenmeli.
* Cinsellik konusu açılınca çocuğa kesinlikle "Sus, ayıp! Nereden duydun gördün? Bir daha böyle şeyler söyleme” denmemeli. Böyle olursa çocuk merakını gidermek için başka yollar deneyecektir.
* Çocuklara kendilerini nasıl ifade edebilecekleri öğretilmeli.
* Okula sadece rehber öğretmen çağırdığında gitmemeli. Bazen sizin göremediğinizi öğretmen görebilir. İletişimi sürdürmekte fayda var.
* Öğretmene asla "Eti senin kemiği benim” dememeli.
Büşra Sanay
Sayfa 70 - Doğan Kitap
Kitap okumayı çok sevmeyen toplumlar, filmlere daha çok ağırlık verebilir. Öğrenmek istediği şeyi satır arası olmadan, 1,5 saatte görür, hap gibi alır ve kalkıp gider.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kardeşini Doğurmak
Alt başlık:
Türkiye'de Ensest Gerçeği
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
372
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050949995
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Kardeşini Doğurmak elini taşın altına koymaktan çekinmeyen bir kalemin ürünü…

"Direkt büyüdüm, büyüttüler"

"Büşra Sanay insanlığın en karanlık noktasına, en bağışlanmaz suçuna büyük bir cesaretle eğiliyor ve ne kadar acı olursa olsun gerçeğin gözünün içine bakmaya çağırıyor bizi. Belki de arınma, bu yüzleşmelerle gelecek. Büşra gibi duyarlı insanların acı çekme pahasına yazdığı, böyle önemli kitaplarla… Okurken sarsılacaksınız hem de çok sarsılacaksınız. Sanırım gerekli olan da bu…"

Zülfü Livaneli

Türkiye'nin en mahrem yerinde görülmeyen, görmezden gelinen bir yara: Ensest. CNNTürk haber spikeri Büşra Sanay, yıllarca süren titiz bir çalışmayla ensest mağdurlarından ailelere,

sosyologlardan ilahiyatçılara, hukukçulardan eğitimcilere, psikologlardan adli tıpçılara kadar her kesimden insanla konuşarak Türkiye'nin ensest tablosunu ortaya çıkardı.

Kitabı okuyanlar 596 okur

  • Akrh
  • Cansu
  • Berat Ahmer
  • Zeyneb kürkcü
  • Ayşe Tan
  • Sümeyra Aytekin
  • Şevval Öztürk
  • Hazal Boybeyi
  • Yıldız Begüm Kanat
  • Edebiyatsenfonileri

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.7
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%33.3
25-34 Yaş
%26.7
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%6.7
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75.5
Erkek
%24.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%61 (150)
9
%22 (54)
8
%7.3 (18)
7
%6.1 (15)
6
%2 (5)
5
%0.4 (1)
4
%0.4 (1)
3
%0
2
%0
1
%0.8 (2)

Kitabın sıralamaları