Kardinal Napellus (Babil Kitaplığı 13)

·
Okunma
·
Beğeni
·
659
Gösterim
Adı:
Kardinal Napellus
Alt başlık:
Babil Kitaplığı 13
Baskı tarihi:
Ekim 1999
Sayfa sayısı:
69
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757501886
Çeviri:
Zehra Aksu Yılmazer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dost Kitabevi
Baskılar:
Kardinal Napellus
Kardinal Napellus
Gustav Meyrink, fantastik olabilirliği bilimde arayan genç çağdaşı Wells’den farklı olarak, bu olabilirliği büyüde ve her tür mekanik ustalığı aşmakta aradı. Kardinal Napellus’ta “Sihirli olmayan bir şey yapmamız mümkün değil” der ve bu yargısıyla Novalis’i onaylar. Bu görüşün başka bir sembolü, okuyucunun “J.H. Obereit’ın Zaman Sülüklerini Ziyareti” adlı öyküde bulacağı, gerçekdışı görünmesine karşın yalnızca estetik bakımdan değil, psikolojik bakımdan da gerçek olan mezar kitabesidir. Başlangıçta basit bir anlatı olan öykü, deneyimlerimiz ve gizil korkularımızla karışarak giderek şiddetlenir. Anlatıcı ilk satırdan itibaren bilinmeyen bir sona yazgılıdır. Jorge Luis Borges
69 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Babil kitaplığı serisi yirmi iki kitaptan oluşuyor ve gerçekten hem fantastik hem de edebi anlamda büyüleyici eserleri içeriyor. Oscar Wilde'dan Jack London'a birbirinden değerli yazarları bir arada okuma imkânı bulacağınız bu serinin tamamını Jorge Lois Borges gibi bir usta hazırlamıştır. Ben herkese bu seriyi almasını şiddetle öneriyorum.

Kitaba gelecek olursak; Meyrink'in bu kitabında birbirinden güzel üç tane öyküsünü bulacaksınız. İlk öyküde ölüm ile yaşam arasındaki o ince çizgiye misafir oluyorsunuz. Meyrink'in tasvirleri gerçekten hayal dünyasına yakışacak kadar güzel ve akıl dolu. İkinci öykü Kardinal Napellus ise Kardinal'in gözlerindeki grilik kadar öyküyü doldurmuş durumda. Oldukça sakin kafayla okunması gereken bir öykü. Ben bazı yerlerini birkaç kez okudum. Anlaşılması zor olduğu kadar o zorluğun belli bir gizem sunuyor olması sizi hikâyenin en derin noktalarına kadar alıp götürüyor. Son öykü Ay Biraderleri, ise İkinci Dünya Savaşını anlatan çok gizemli bir hikâye. Savaşın projektörleri gözünü alabilir! Sonu sürprizle bitiyor. Fantastik hikaye seviyorsanız bu kitabı kaçırmayın!
76 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
@kirmizikediyayinevi nden aldığım Jorge Luis Borges'in derlediği Babil Kitaplığı serisinden okuduğum ilk kitap Gustav Meyrink'in "Kardinal Napellus" adlı eseri oldu. Üç hikayeden oluşuyor. Okurken H.P. Lovecraft tadı alıyorsunuz. Gotik, fantastik, felsefik bir tarzı var çünkü. Hele sondaki hikaye Birinci Dünya Savaşı silahlarını fantastik olarak çok iyi işlemiş. Sanırım bu seriden de kitaplar alıp okumaya devam edeceğim.

"Ve dehşetengiz bir diriliş değil mi bu? Petrole dönüşerek nicedir yeraltı mağaralarında çürüyen şey -tufan öncesi ejderhaların kan ve yağı- kıpırdıyor ve yeniden canlanmak istiyor. Geniş karınlı kazanlarda kaynatılıp süzüldükten sonra fantastik yeni gök canavarlarının kalp hücrelerine 'benzin' olarak akarak onları gümbür gümbür çalıştırıyor. Benzin ya da ejderha kanı! Ne fark eder ki artık? İblisin kıyamet prelüdü bu." Sf.67
76 syf.
·8/10
Gustav Meyrink’in okuduğum ilk kitabı oldu. Fantastik tarzda ve felsefi konulara sahip hikayelerden oluşuyor. Yazarın tarzını Kafka’ya benzeten de var ancak ben hikayelerde ara ara Lovecraft okuyor gibi hissettim ama yazarın korku edebiyatı yapma gayesi yok. Anlatım tarzı, hikayeleri kuruş tarzı ve hikayelerin karanlık yapısı bana böyle düşündürdü. Yazar, hikayelerinde ölüm, ölümden sonrası ve yaşarken ölümü kabullenmek gibi konulara değiniyor. Yazarın yaşadığı dönem düşünüldüğünde öykülerdeki bu karamsar hava anlaşılır hale geliyor. Ayrıca insanlar üzerine günümüzde de geçerliliğini yitirmeyen çeşitli tespitlere yer vermiş. Yazarın Golem adında ünlü bir eseri daha olduğunu öğrendim ve bu kitaptan sonra onu da okumaya karar verdim. Tavsiye edebileceğim bir yazar.
76 syf.
·Beğendi·8/10
Borges'in derlediği Babil Kitaplığı'nın 13.kitabı. Üç farklı öykü içeriyor. Her biri fantastik ve gizemli bir hayal ürününü ortaya koyuyor. Hele üçüncü hikayede Birinci Dünya Savaşı'ndaki silahları düşsel bir anlatımla canlandırması çok ilginç. Okurken Borges'in hikayelerini hatırlatıyor.
76 syf.
·Beğendi·8/10
Gustav Meyrink uzun zamandır merak ettiğim bir yazardı. Onunla ilk karşılaşmam “Golem” adlı kitabını bir kitap mağazasında görmemle oldu. O günden sonra kafamda yer kurcalamaya başladı. Biraz diline biraz da tarzına alışmak küçük bir fikir edinmek için ilk olarak elimdeki “Kardinal Napellus” adlı kitabını okudum.

Kitapta üç adet kısa öyküsü bulunmakta. (J.H. Obereit’in Zaman Sülüklerini Ziyareti - Kardinal Napellus - Ay Biraderleri)

İlk hikaye; karakterin büyükbabasının mezar taşında yazan “vivo” yani “yaşıyorum” ibaresini merak etmesini ve bunun üzerine yaptığı araştırma sonucunda J.H. Obereit ile karşılaşmasını konu alıyor. Hikaye, hayatın insanları nasıl sömürdüğüne değiniyor. Bunu da bizzat Obereit’in ağzından dinliyoruz ve sülüklerle tanışmamız da böyle oluyor.

“… bana, arzuların ne olduğunu, bunların nasıl iç içe geçtiğini görmeyi ve bu hayaletlerin maskelerini düşürmeyi ögretti. Biz bu hayaletlere ‘zaman sülükleri’ adını verdik çünkü kan sülükleri nasıl insanin kanını emerse onlar da bizim kalbimizden zamanı, hayatın hakiki özsuyunu emerler.”

İkinci hikaye ise yıllar evvel keşişlik yapmış Hieronymus Radspiller’in hikayesini konu alıyor. Kendisi her gün göle iskandil bırakarak dibine ulaşmaya çalışıyor. Diğer arkadaşlarının yanına geldiğinde ise açılan mevzu üzerine bir anda parlıyor Radspiller. Yaşamak, insanların yaptıkları şeyleri niçin ısrarla yapmaya devam ettikleri, inançlar vb konularda hararetli bir şekilde konuşmaya başlıyor. Bu konuşmada yer yer kendinizi Radspiller ile aynı fikirde buluyorsunuz. Tam doruğa ulaştığı noktada ise Meyrink yapacağını yapıyor.

Üçüncü hikaye çok daha tuhaf… Gerçekten sonuna gelene dek ne olduğunu bir türlü anlamıyorsunuz. Sonuna gelince de sizi karmaşalara gark ediyor. Karakterimizin adı Meyrink ve bir uşak olarak gorev yapıyor. Gelgelelim asıl tuhaflık uşaklığını yaptığını insanlarda. Bu insaları yılın belli bir günü tuhaf bir doktor ziyaret ediyor ve ilk başlarda anlaşılmasa da bu doktorun Ay ile bir alakası var. Aslina bakarsanız hikaye biraz bulanık. Bunun sebebi de bence hikayenin sonuyla alakalı.

Kitabın çevirmeliğini Zehra Aksu Yılmazer yapmış. Çok göz tırmalamayan imla sorunları var. Bu da sanırım Meyrink’in uzun ve karmaşık cümleleriyle alakalıdır.

Genel olarak ben kendisini beğendim. Diğer kitaplarını da merak eder oldum. Fantastik ile gerçeklik arasındaki o ince çizgi öyle bir iç içe geçiyor ki hangisi nerede başlayıp bitiyor okurken fark edemiyorsunuz. Daha sonra sizi öyle bir ikilemde bırakıyor ki kendinizi sorguluyorsunuz. Acaba kolay yolu seçip çoğu insan gibi işinize gelene mi inanacaksınız yoksa tüm tabularınızı yıkıp olağanüstü olana mı? Bunu atlattıktan sonra yine bir ikilem çıkıyor ortaya. Hangisi gerçek? Size olağanüstü gelen mi gerçekte gerçek yoksa gerçek olduğunu düşündüğünüz mü? Meyrink’in din, ölüm ve yaşam kavramlarını kendi penceresinden değerlendirmesini ise her öyküde rahatlıkla görebiliyorsunuz. Bazıları özellikle çok ilginç bir bakış açısına sahip. Tabi Borges kendisini benden daha iyi açıklamış arka kapak yazısında.
Bizler zamandan yapılmış mahluklarız, maddeden oluşmuşa benzeyen ama akıp giden zamandan başka bir şey olmayan bedenleriz.
Bakın, dünyada ne gerçekleştirirsek gerçekleştirelim, bunlar hep yeni bir bekleyişe, yeni bir umuda yol acar: bütün evren doğamamış bir şimdiki zamanın cesedinin saçtıgı pis kokuyla dolu. Bir doktorun bir memurun bekleme odasında kapıldığımız o sinir bozucu zayıflığı hissetmeyen var mıdır? Bizim hayat dediğimiz şey, ölümün bekleme odasıdır.
Ölüm odada duruyor, ellerimizi kavuşturmuşuz ya da yumruklarımızı sıkmışız, onun için ne fark eder?
"Durumumu açık açık anlatmam dürüstlükten kaynaklanıyor, zira insanların bana inanmasını istiyorum..."
Dünyada ne gerçekleştirirsek gerçekleştirelim, bunlar hep yeni bir bekleyişe, yeni bir umuda yol acar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kardinal Napellus
Alt başlık:
Babil Kitaplığı 13
Baskı tarihi:
Ekim 1999
Sayfa sayısı:
69
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757501886
Çeviri:
Zehra Aksu Yılmazer
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dost Kitabevi
Baskılar:
Kardinal Napellus
Kardinal Napellus
Gustav Meyrink, fantastik olabilirliği bilimde arayan genç çağdaşı Wells’den farklı olarak, bu olabilirliği büyüde ve her tür mekanik ustalığı aşmakta aradı. Kardinal Napellus’ta “Sihirli olmayan bir şey yapmamız mümkün değil” der ve bu yargısıyla Novalis’i onaylar. Bu görüşün başka bir sembolü, okuyucunun “J.H. Obereit’ın Zaman Sülüklerini Ziyareti” adlı öyküde bulacağı, gerçekdışı görünmesine karşın yalnızca estetik bakımdan değil, psikolojik bakımdan da gerçek olan mezar kitabesidir. Başlangıçta basit bir anlatı olan öykü, deneyimlerimiz ve gizil korkularımızla karışarak giderek şiddetlenir. Anlatıcı ilk satırdan itibaren bilinmeyen bir sona yazgılıdır. Jorge Luis Borges

Kitabı okuyanlar 32 okur

  • İlkim Pınar Saral
  • Kaan
  • Haydudu

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%5.6 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0