Karıncanın Su İçtiği (Bir Ada Hikayesi 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
7381
Gösterim
Adı:
Karıncanın Su İçtiği
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 2
Baskı tarihi:
Nisan 2002
Sayfa sayısı:
495
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754187137
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Karıncanın Su İçtiği
Karıncanın Su İçtiği
Yaşar Kemal'in yeni romanı Karıncanın Su İçtiği, dört kitapta tamamlanacak olan Bir Ada Hikayesi'nin ikinci kitabıdır. Bu roman, türlü savaşlar ve yıkımlarla yerlerinden yurtlarından ayrılmak zorunda kalan insanların, yaşadıkları inanılmaz acıların üstüne yeni bir hayat kurmalarının destansı öyküsüdür.

Karıncanın Su İçtiği, tıpkı ölümsüzlüğü işleyen epopeler gibi, insanoğlunun en umutsuz anlarında bile umudu ve yaşama sevincini yeniden yaratabilme yeteneğinin benzersiz, yeni bir dille anlatımıdır.

Yaşar Kemal'in romanı vahşi ve muhteşem bir türküye benziyor. Güçlü, yalın ve insanı deli eden...
- Die Weltwoche (İsviçre)-

Yaşar Kemal büyük bir yazardır. Onun eserlerini okumak, zengin kazanımlar sağlayan büyük bir serüvendir.
- Fönstet (İsveç)-

Ne zaman çağdaş bir romancı örneği vermem istense, aklıma ilk gelen ad Yaşar Kemal olmuştur.
- Raymond Williams-

Yaşar Kemal'in eseri, büyük bir tuval üzerinde her santimine ayrı titizlik gösterilerek hazırlanmış bir tablo gibidir.
- Paul Theroux (The New York Times, ABD)-

Çok büyük bir yazar... Eserlerinin güzelliğine kapılıveriyor okur, bitirince şaşkınlık ve mutlulukla doluyor.
- Femme d'Aujourd'hui (Fransa)-
508 syf.
Karıncanın Su İçtiği Bir Ada Hikayesi serisinin 2. kitabı

"Deniz o kadar durgundu ki karıncalar su içerdi."

Bir Ada Hikayesi serisi mübadele romanı demiştik. İlk kitap Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana serinin ilk kitabıydı ve Türkiye'de yaşayan Rumların Yunanistan'a gönderilmesi ve orada yaşayan Türklerin geri çağırılması ile başlamıştı hikaye.
İnsanlar karınlarını doyurdukları, yaşadıkları toprakları vatan bellediler onlara sordunuz mu gelmek istiyor musunuz diye?
İlk kitapta boşalan ada ikinci kitapta dolmaya başladı ve ilk kitapta Rumların gözünden okuduğumuz acılar bu defa Türklerin gözünden de aktarılarak olaylar genişletilmişti. Zaten söz konusu yazar Yaşar Kemal olunca elbette hiçbir acı tek taraflı ele alınamazdı.

Adaya gelen her yeni insanın farklı bir hikayesi var kimi savaştan kaçmış, kimi gazi..
Oğullarının savaşta ölmüş olabileceğini kabul etmek istemeyen umut dolu anneler, açlıktan ölmekten son anda kurtulmuş insanlar, sevdalılar ve daha niceleri..

Farklı yerlerden gelen onlarca insanın birbirlerine tutunmaları, küçücük bir adada kardeşçe yaşamayı başarmaları tam bir ütopya aslında.

Her biri birbirinden güzel olan okuduğum tüm kitaplari arasında Yaşar Kemal'in en zengin olduğunu düşündüğüm kitabı Karıncanın Su İçtiği oldu. Tam bir Anadolu mozaiği.. Aşıklar, dengbejler, mitler efsaneler yani olmazsa olmaz Yaşar Kemal öğeleri bu kitapta da vardı.

İlk kitaptan daha çok sevdim, üçüncü kitabı sabırsızlıkla bekliyorum.
Detaylı olarak Yaşar Kemal ve eserlerinden bahsettiğim videomun linki.

https://youtu.be/ek4BYSZQsoM
.
508 syf.
·Beğendi·8/10
Öncelikle bir düzeltme yapmak isterim. Yaşar Kemalin 'Bir Ada Hikayesi' dörtlü serinin ilki olan 'Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana' nın incelemesini yaptığımda bu serinin üçlü olduğunu yazmıştım. Yaptığım hatayı, bu vesileyle özürlerimle düzeltmek isterim.
İlk kitabın incelemelerini aynen bu kitap içinde yineliyorum..
Ayrıca ilave etmek isterim ki, bu seri de, bir ütopyanın, adeta bir komün yaşamın hem de tüm kötülüklere karşı, insanın insanı yok ettiği savaşların açtığı yaralara karşı koyup; küçücük bir yer de olsa, yaşam alanı daracıkta olsa, farklı din, mezhep, cinsiyet, milliyete mensup dahi olsak insan gibi, dostça, kardeşçe yaşaya bileceğimizin, doğanın bize bahşettiği güzelliklerini, çıkarsız, paylaşarak, üreterek, sevgiyle, yürek yürek yaşayarak, aşk ile bir cennet adasına dönüştüre bileceğimizin bir nevi örneklemesi veriliyor.
Kitapta her zaman olduğu gibi benimde her zaman Yaşar Kemal hakkında söylediğim gibi yineleyerek söyleyeceğim ki, Y. Kemal bir destan ustasıdır. Yüreği, kalemi insanlık, doğa kokan bir ustadır.
Bu kitapta da 11 yüz yılda yaşamış bir destancıdan uzun uzun bahsederek bunu pekiştirdiğini tanıklık ettim .Kimdir o ? diye sorarsanız. Fakiye Teyran dır olacak cevabım.
Zaman zaman bu yerin, bu adanın neresi olacağını düşündüm. Ama dedim ya bu bir düş adası dır. yer ve konum olarak karşıdan İda dağını gören Marmara Denizinden bahseden yer sanki Bozca ada ama olamaz, diyorum o çok küçük değil, o halde sanki Ayvalık açıklarında konumlanmış gibi hayal etmiş diye düşünüyorum.
Ayrıca bir yerinde geçiyor kitabın İda ( Kaz Dağları) Sarı Kız efsanesinden söz ederken bir kaynaktan bahseder. Bir yerinden ( gözünden) acı bir gözünden buz gibi su çıktığını belirtir. Bu yer benim 6 yıl kaymakamlık yaptığım Çanakkale nin Bayramiç İlçesinin Kaz Dağındaki AYAZMA dediğimiz yerdir. Efsaneye göre HOMEROS. çoban Paris'in elmayı sunarak Afrodit i kraliçe seçtiği yerdir. Söz konusu su vardır. ama acı değil, biri soğuk biri sıcak yan yana aynı yerdeki iki pınar dır. Ne yaza kı ki orman yolu, köy yolu geçireceğiz derken devlet eliyle iki gözenin yataklarını kaydırmış ve bunun da içine etmiş vaziyetteyiz. Çalış çabala biraz da olsa düzeltilmiş olduğunu da bildirmek vazifemdir.
Bu seriyi okumanızı tavsiye ederim...
508 syf.
·3 günde·10/10
Serinin ikinci kitabı ve artık Vasili ve Poyraz Musa yalnız değiller adada. Mübadeleyle gelen Rumlar dışında, savaş sonrası sığınacak yeri kalmayan bireyler ve aileler de adaya göç ediyorlar.
Farklı mesleklerden olan bu insanlar adaya canlılık katıyor elbette. Her birinin bambaşka yetenekleri ve etkileyici hikayeleri var. Okurken o dönemde yaşanan tüm sıkıntıları hissediyorsunuz.
Ve bu sadece ada için geçerli değil. Yaşar Kemal okura savaşın yaşandığı her bölgeden kesitler sunuyor. Her cepheden hikaye var neredeyse.
Adadaki dostlukları, yardımseverliği, hoşgörüyü,sevgi ve saygıyı kıskanmamak elde değil. Beni en çok etkileyen şeylerden biri bu oldu.
Eminin herkes Lena Hatun, Melek Hatun veya Vasili gibi komşularının olmasını ister. İnsanlara güvenebilmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu anlıyorsunuz.
Yaşar Kemal dostluğu, birlik ve beraberliği en önemlisi "sevgi"yi o kadar güzel işliyor ki, insanlar hakkındaki düşüncelerinizi gözden geçirmenizi sağlıyor. Ayrıca Poyraz Musa'nın sıkıntıları ve aşkı nasıl sonuçlanacak çok merak ediyorum.
495 syf.
·12 günde·7/10
4 kitaptan olusan 'Bir Ada Hikatesi' nin 2. Kitabi 'Karincanin Su Ictigi'. 1. Kitap olan 'Firat Suyu Kan Akiyor Baksana' yi okuduktan sonra bunu okumak icin bir sure ara vermem gerekmisti. 3. Kitap olan 'Tanyeli Horozlari' nida okumak icin bi sure beklemem gerekecek sanirim. Cunku gercekten iki kitabida okurken cok yoruldum nedenini bilemiyorum. Hikayesi gercekten guzel aslinda. Ilk kitap incelemem de de belirttigim gibi sanirim nedeni Yasar Kemal in kalemine alisik olmamam diye dusunuyorum...
508 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Yaşar Kemal - Karıncanın Su İçtiği (Bir Ada Hikayesi - 2)... YKY basıyor Ustamızın kitaplarını. Bir Ada Hikayesi dörtlemesinin ikinci kitabı. Bu kitabı üniversite öğrencisiyken korsan baskıdan okumuş, okumaya çalışmıştım. Yurdum korsanı o zamanlar (yaklaşık yirmi yıl evvel) günümüz korsanı kadar mahir değildi kitap işinde. Ustamızın kitaplarını peyderpey tekrar okuyorum. Kitap yine birçoklarının değinmekten kaçacağı konuları merkezine alıyor: Mübadele, asker kaçağı olmak ve savaş, "vatanseverlerin" cumhuriyetin kuruluşuyla beraber içine düştükleri koltuk, mal mülk kapma yarışı... Ustamızın dilini anlatmaya "dilin imkanları" yetmeyebilir. Bir paragrafta ustamız, "mavi sineğin sırtında baksa kendini görecekti" minvalinde bir cümle kuruyor. "Bir an" dilde gösterişe kaçmadan daha iyi nasıl ifade edilebilir? Bu romanda kadim dengbejlik geleneği üzerine de uzun bir bölüm var. Mübadele yoluyla insanların vatanını terk etmeleri, gittikleri yere tutunma çabaları, hep dönmeye duyulan hasret, insanın o büyük nostaljisinin hiç bitmemesi... Çok etkileyici Okurken hep tetikte bekledim. Dörtlemenin ilk kitabında da Vasili, Poyraz'ı öldürmek için adayı dönüp dururken de aynı tedirginliği duymuştum. Bu kitapta da benzer bir gerilim var, bu defa Poyraz'ın geçmişinin hayaletleri zaman zaman görünür oluyor. Hak etmediğimiz şanslarımız olur az da olsa, Yaşar Kemal'in Türkçe yazması da bu şanslardan biri #yaşarkemal #karıncanınsuiçtiği #biradahikayesi #roman #türkiyeedebiyatı #bookstagram #book #kitap #kitaplık #iyikitap #zorbasahaf #neokudum
508 syf.
·12 günde·Puan vermedi
Büyük usta Yaşar Kemal, Bir Ada Hikayesi dörtlemesinin bu ikinci kitabı olan Karıncanın Su İçtiği'nde büyük nüfus mübadelesi sırasında bir adada yaşayan insanların hikayelerini anlatmaya devam ediyor. Adaya gelen herkes beraberinde destanlarını da getiryor. Birbirinden farklı gibi görünen halkların aslında birbirine çok yakın kültürlere sahip olduğunu destansı bil anlatımla yaparken mübadeleyi eleştirmeyi de ihmal etmiyor. Osmanlı'nın son yılları ve Cumhuriyetin ilk yılları arasında savaşlardan, yoksulluktan, sürgünlerden kırılan Anadolu ve Yunanistan halklarının kardeşliğini Kürt Dengbej'lerle, Arap Masallarıyla, Yunan efsaneleri ve Anadolu destanlarıyla süslüyor. Yurdundan koparılmış Giritlileri, Savaş kahramanlarını, Köklerinden koparılıp atılmış tutunacak bir karış toprak arayan Kürt Dengbej'leri, Bütün ailesi cepheden dönemediği için asker kaçağı olanları ortak bir amaç doğrultusunda birleştiriyor kitap. O amaç da hayatta kalmak.
508 syf.
·6 günde·8/10
Bir Ada Hikâyesi serisinin ikinci kitabı da bitmişken heybemizde kitaptan neler kalmış bir bakalım. :) Öncelikle kitabın isminden söz etmek istiyorum. Zira ilk eser Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana'da az çok ismin içeriğini tahmin etme şansımız vardı fakat Karıncanın Su İçtiği isimli eserde herhangi bir fikre kapılmamıştım. Yaşar Kemal'in neden böyle bir isim seçtiğini merak etmiştim. Kitabı okuyunca merakım tatmin oldu. Karadenizli arkadaşlar bilir belki, denizin durgun olduğunu ifade etmek için "Karıncalar su içerdi" denilirmiş. Yani deniz o derece durgun olurmuş kimi zaman.

İlk eserde (Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana) yazar bizleri başkahramanımız Poyraz Musa ve onun macerasıyla tanıştırmıştı hatırlarsanız. Bu eserde de yine Poyraz Musa ana karakter olma özelliğini koruyarak her durumda karşımıza çıkıyor. İlk eserde henüz çok fazla karakter ile tanışmamıştık ve romanımızın ana mekânı olan adamız pek de kalabalık değildi. Bu eserde ise Yaşar Kemal bizlere bir adada farklı ırklara mensup insanların nasıl kardeşçe, dostça, el ele yaşadığını anlatıyor. Tabii bunu ifade ederken mübadele sorununu yine vurguluyor. Okuyucuya pek çok kahramanın hayat hikâyesini sunuyor. Birbirini tanımayan, her biri çeşitli sıkıntılara maruz kalmış, vatan, aile, sevgili hasreti çeken değişik vasıflara sahip insanları ortak bir noktada toplayan bir adayı geziyoruz satırları okurken. Issız olan ada bu sefer aşklara, özlemlere, sitemlere, hüzünlere sahne oluyor.

İlk kitaba nazaran kalın olmasına rağmen daha akıcı, daha heyecanlı ve sürprizlerle dolu bir eserdi. Bu eserde insanların savaş sonrası yaşadığı sıkıntılar daha ayrıntılı bir biçimde ele alınmış. Sadece kitap içerisinde yer alan, bana göre gereksiz yere uzatılmış bazı kısımlar vardı. Şimdi ise sırada üçüncü kitap olan Tanyeri Horozları var. Şuraya bir alıntı bırakalım:

"İnsanoğlu güzelliğe böylesine hayran kalabiliyorsa, bu savaş ne, bu biribirlerini yeme, aşağılama, bu akan suya, uçan kuşa, yaprağın üstüne konmuş kelebeğe düşmanlık niye? Deli mi bunlar, deli mi? Bu yaşa geldim çok savaşlardan, ölümlerden, zulümlerden, dostluklardan sevgilerden, mutluluklardan, ölümüne sevdalardan geriye kaldım, şu insanoğlunu anlamadım gitti. Ne tuhaf, ne çılgın bir yaratık. Allah belasını versin, diye ayağa kalktı, yere kocaman bir tükrük attı, eli ayağı zangır zangır titriyordu. Şu halime, şu günüme bir bakın, söyleyin. İnsanoğlu bu hale gelecek bir yaratık mı?" (Karıncanın Su İçtiği)
508 syf.
·Puan vermedi
Her zaman olduğu gibi yalın ve akıcı dilini bu kitapta da sergileyen Yaşar Kemal bir kişi ile başladığı kitaba koca bir kent ile bitirmiş. Ada dörtlemesi muhteşem bir eser
508 syf.
·6 günde·10/10
Ilk kitapta Lozanda alınan mübadele kararı sonrası Karınca Adasının boşaltılması ile birlikte savaşlar, kıyımlar, katliamlar, sürgünler gibi bir dizi tarihi olaya değinilmişti.
.
Ikinci kitapta ise artık ada yavaş yavaş dolmaya başladı. Yüreğine umudunu koyup adaya gelen çeşitli dinlerden, dillerden, kültürlerden insanların acılarına, hasretliklerine, sevdalarına ortak oldum ben de.
Kitabı okuduğum bu 5 günlük zaman zarfında ben de Nişancı Veli ile balığa çıktım. Lena ana ve Melek Hatunla birlikte sevgiyle yemekler hazırladım. Vasili ve Poyraz Musa ile birlikte adaya gelenlerin yaralarını sarıp onlara yoldaş oldum. Karınca adasını karış karış gezdim. Közde balık yedim, dumanı üstünde naneli tarhana çorbası içtim, kabak çiçeği dolmasının tadına baktım. .
.
Bu 5 günde hiç tanımadığım ve gerçekte olmayan bu insanlar sıcak kalplerini açtılar bana. İnsanlığa, gelecek güzel günlere dair umudumu diri tuttular.
İyi ki geçtin bu dünyadan Yaşar Kemal. Iyi ki dokundun yüreklere. Iyi ki ... .
495 syf.
·29 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yine Yaşar Kemal yine Bir Ada Hikayesi ve yine muhteşem bir eser. Kitap harika fakat birkaç birşey söylemek isterim harika deyip geçmek olmaz.
Kitabı okurken yer yer üf bıraksam nolacak ki diyecek kadar sıkılmadım değil açıkçası. Bazen bir kitap hem bu kadar sıkıcı olup hem de nasıl bu kadar zevkli olur diye soruyordum kendi kendime. Ama pişman olmadım kesinlikle okuduğuma ki bence her gencin okunması gereken bir yazar ve seri. Hepinize tavsiye ediyorum iyi okumalar :)
508 syf.
·Beğendi·10/10
Yaşar KEMAL'siz edebiyat olmaz. Bu toprakların insanlarına bu toprakları öyle güzel anlatıyor ki, sanki dedenizden topraklariniza dair bir masalı soba basında dinliyormuş gibi bir duygu yaşatıyor.
495 syf.
·4 günde
Dört kitaptan oluşan Bir Ada Hikayesi serisinin ikinci kitabı Karıncanın Su İçtiği. Serinin ilk kitabında(Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana) mübadele sonunda bir adanın, doğduğu toprakları terketmek zorunda kalan insanların bıraktığı acılarla nasıl sessizliğe gömüldüğüne tanık olmuştuk. Bu kitapta ise madalyonun diğer yüzünü görüyoruz. Başka diyarlarda yerlerinden, yurtlarından edilmiş;savaşlar, yıkımlar görmüş insanlar çıkıyor karşımıza.Tarih kitaplarında destan şeklinde anlatılan savaşları bir de savaşanların ve savaştan sonra sonuçlarına katlanmak zorunda kalanların ağzından dinlemek lazım. Yaşadıkları onlar için de gerçekten bir destan mı yoksa yıllar boyu etkisinin sürdüğü bir karabasan mıydı?
Lazların, Çerkezlerin, Kürtlerin, Türklerin, Muhacirlerin ve Alevilerin bir araya gelerek birbirlerinin acılarına ve sevinçlerine ortak olduklarına, yepyeni bir yaşamı kurmak için nasıl çabaladıklarına bazen gözlerimiz dolarak bazen de gülümseyerek tanık oluyoruz.
Yaşar Kemal'in büyüleyici tasvirleri eşliğinde kimi zaman burnunuza menekşe ve deniz kokusu; kimi zaman kulağınıza arıların vızıltıları, kuşların sesi; kimi zaman da yemyeşil çimenler, adeta renk cümbüşü oluşturan çiçekler, denizin binbir renkli ışıltıları gözünüzün önüne gelecek. İyiliğin, dostluğun, paylaşmanın, bir arada ve kardeşçe yaşamanın güzelliğinin aynasıdır bu kitap. İyi okumalar...
"Savaşı biliyorum evladım. Yalnız insanlar değil, atlar, cümle mahlukat, kurt kuş, börtü böcek, kelebekler, arılar, ağaçlar, otlar, hava, su, su da kırıma uğruyor."
Yaşar Kemal
Sayfa 389 - YKY 16. Baskı - 2015
İnsanoğlu güzelliğe böylesine hayran kalabiliyorsa, bu savaş ne, bu birbirlerini yeme, aşağılama, bu akan suya, uçan kuşa, yaprağın üstüne konmuş kelebeğe düşmanlık niye?
Yaşar Kemal
Sayfa 107 - YKY 16. Baskı - 2015
"Savaştan geriye kalmış her insan sakattır, yarı ölüdür. Savaşmış her kişi savaştan önceki kişi değildir. Yıpranmış, sakatlanmış bir kişidir..."
Yaşar Kemal
Sayfa 474 - YKY 16. Baskı - 2015

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Karıncanın Su İçtiği
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 2
Baskı tarihi:
Nisan 2002
Sayfa sayısı:
495
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754187137
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
Karıncanın Su İçtiği
Karıncanın Su İçtiği
Yaşar Kemal'in yeni romanı Karıncanın Su İçtiği, dört kitapta tamamlanacak olan Bir Ada Hikayesi'nin ikinci kitabıdır. Bu roman, türlü savaşlar ve yıkımlarla yerlerinden yurtlarından ayrılmak zorunda kalan insanların, yaşadıkları inanılmaz acıların üstüne yeni bir hayat kurmalarının destansı öyküsüdür.

Karıncanın Su İçtiği, tıpkı ölümsüzlüğü işleyen epopeler gibi, insanoğlunun en umutsuz anlarında bile umudu ve yaşama sevincini yeniden yaratabilme yeteneğinin benzersiz, yeni bir dille anlatımıdır.

Yaşar Kemal'in romanı vahşi ve muhteşem bir türküye benziyor. Güçlü, yalın ve insanı deli eden...
- Die Weltwoche (İsviçre)-

Yaşar Kemal büyük bir yazardır. Onun eserlerini okumak, zengin kazanımlar sağlayan büyük bir serüvendir.
- Fönstet (İsveç)-

Ne zaman çağdaş bir romancı örneği vermem istense, aklıma ilk gelen ad Yaşar Kemal olmuştur.
- Raymond Williams-

Yaşar Kemal'in eseri, büyük bir tuval üzerinde her santimine ayrı titizlik gösterilerek hazırlanmış bir tablo gibidir.
- Paul Theroux (The New York Times, ABD)-

Çok büyük bir yazar... Eserlerinin güzelliğine kapılıveriyor okur, bitirince şaşkınlık ve mutlulukla doluyor.
- Femme d'Aujourd'hui (Fransa)-

Kitabı okuyanlar 948 okur

  • mualla canatan
  • Leyla Türker Çakar
  • Meltem Vural Kavak
  • Derya KAZANCI
  • Serkan Nazlı
  • Cemil yılmaz
  • M.G
  • Nurşin Kaynarca
  • Harun YILMAZ
  • Eid

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.6 (7)
9
%0.8 (2)
8
%0.4 (1)
7
%0.8 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları