Kartal Yuvası

·
Okunma
·
Beğeni
·
10
Gösterim
Adı:
Kartal Yuvası
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055055011
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Labirent Yayınları
Evet, eminim. Yemin ederim ki, tek başına Şah İsmail'in ordusuna karşı yürümekten korkmayan bu yiğit kişi galip ordusunun ortasında, kendisini ziyarete gelen birkaç kişiden korkuyordu. Niçin? Neden? Merakla bekledim. Otağın perdesi açıldı. Sessiz, gölge gibi üç kişi içeri girdi. Dimdik yürüyorlardı. Başlarına siyah sarıklar sarmışlar, omuzlarından topuklarına kadar uzanan yine siyah cübbeler giymişlerdi. Üçünün de ince kıvırcık sakalları altın rengindeydi. Gözleri garip bir ışık ile parlıyordu. Otağın ortasına kadar gelip durdular. İki adım daha atsaydılar Selim Han'ın gürzü başlarında patlayacaktı. Sultan'da en tehlikeli anlarda görmediğim bir huzursuzluk fark ediliyordu. Dimdik oturmuş, gözleri şimşek çakıyordu.
"İçlerinden biri koynundan bir kese çıkartıp, içinden ömrümde görmediğim büyüklükte, gayet kıymetli bir zümrüt taş aldı. İlerleyip, zümrüdü Sultan'ın ayak bastığı yastığın üzerine bıraktı. Hilafsız, bu taş iri bir yumurtadan daha büyüktü. Elçi geri geri gitti ve selis bir Türkçeyle: 'Ey, Garb'ın en büyük Sultan'ı… Sana bu kıymetsiz hediyeyi Şark aleminin en kudretli sultanı olan Efendim, Sahib-i Âzâm...'"
176 syf.
·Puan vermedi
Ne kadar doğruyu yaşatıyor ne kadar doğru kaynaktan besleniyor bilmiyorum ama güzel akıcı ve sürükleyici aklımda bı kaç mendebur var suikast düzenleyesim bile geldi tavsiye ederim meraklısına fazlada kaptırmayan derim
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kartal Yuvası
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055055011
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Labirent Yayınları
Evet, eminim. Yemin ederim ki, tek başına Şah İsmail'in ordusuna karşı yürümekten korkmayan bu yiğit kişi galip ordusunun ortasında, kendisini ziyarete gelen birkaç kişiden korkuyordu. Niçin? Neden? Merakla bekledim. Otağın perdesi açıldı. Sessiz, gölge gibi üç kişi içeri girdi. Dimdik yürüyorlardı. Başlarına siyah sarıklar sarmışlar, omuzlarından topuklarına kadar uzanan yine siyah cübbeler giymişlerdi. Üçünün de ince kıvırcık sakalları altın rengindeydi. Gözleri garip bir ışık ile parlıyordu. Otağın ortasına kadar gelip durdular. İki adım daha atsaydılar Selim Han'ın gürzü başlarında patlayacaktı. Sultan'da en tehlikeli anlarda görmediğim bir huzursuzluk fark ediliyordu. Dimdik oturmuş, gözleri şimşek çakıyordu.
"İçlerinden biri koynundan bir kese çıkartıp, içinden ömrümde görmediğim büyüklükte, gayet kıymetli bir zümrüt taş aldı. İlerleyip, zümrüdü Sultan'ın ayak bastığı yastığın üzerine bıraktı. Hilafsız, bu taş iri bir yumurtadan daha büyüktü. Elçi geri geri gitti ve selis bir Türkçeyle: 'Ey, Garb'ın en büyük Sultan'ı… Sana bu kıymetsiz hediyeyi Şark aleminin en kudretli sultanı olan Efendim, Sahib-i Âzâm...'"

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Fatih
  • Bahadır Özel

Kitap istatistikleri