·
Okunma
·
Beğeni
·
2699
Gösterim
Adı:
Katıksız Sevgi
Baskı tarihi:
Ekim 2011
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750713811
Kitabın türü:
Çeviri:
Şemsa Yeğin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Sevginin Katıksızı
Katıksız Sevgi
Sevginin Katıksızı
Özgün adı Michael, the Brother of Jerry (Michael, Jerry'nin Kardeşi) olan roman, gerçekten katıksız bir sevgiyi anlattığı için "Katıksız Sevgi" adı, içerikle çok daha iyi bağdaşıyor. London'ın daha pek çok yapıtında olduğu gibi burada da kahramanımız bir köpek. Yine diğer romanlarda gördüğümüz üzere, insan-köpek ilişkisi bu kitabın da temel dokusunu oluşturuyor: bir köpeğin, sahibine sonsuz sevgiyle bağlanması sonucunda, onun canını kurtarmak için kendi canını tehlikeye atması. Bu anlatının Jack London'ın hayatındaki gerçek bir deneyime dayandığına hiç kuşku yok.

On dört yaşındayken okulu bırakıp denizlere açılmasını, "Serüven rüzgârlarının estiği yerlerde olmak istedim; istiridye kaçakçısı olmak, hapse düşmek, yerleşik düzenin çarklarının kölesi olmaktan çok daha romantikti," diye yorumlayan Jack London, Katıksız Sevgi'de yelkenleri gerçekten serüven rüzgârlarıyla şişen teknelerle gezdiriyor okuru.
(Tanıtım Bülteninden)
368 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10
Mükemmel bir Jack London kitabı...

*spoiler içerir*

Bir irlanda teriyeri olan Michael'in hikayesi katıksız sevgi...Yeri geldiğinde içinizi sevgiyle ısıtacak yeri geldiğinde ise insanlığınızdan utanç duymanıza sebep olacak cinsten bir kitap.
Bir insanla empati kurmak zor olabilir.Yazar daha zorunu başarmış ve bir köpekle empati kurmuş.Bunu o kadar iyi yapmış ki sayfaları çevirirken bir köpek dünyayı nasıl algılar çok iyi anlıyorsunuz.Neden saldırır,onu okşadığınızda ne hisseder,çevresindekileri nasıl yorumlar?Kitabı okurken bunları da anladım.
Sonra bir insan ve bir köpek arasındaki "katıksız sevgi"ye tanık oluyorsunuz.Kamarotun Killeny Boy'u oluyor Michael.Michael'in de sevgili "beyaz tanrı"sı oluyor kamarot.Aynı kandanmış gibi seviyorlar birbirlerini.
Maalesef ki gördüğünüz her şey sadece güzel anılar ve hisler olmuyor.Aynı zamanda katıksız kötülüğe de tanık oluyorsunuz.
Kamarotundan ayrılmak zorunda kalan Michael'in yolu bir hayvan eğitme okuluna düşüyor.Bu okulda hayvanlar sirk gösterilerinde kullanılmak üzere eğitim görüyor.Fakat seyircilerin sandığı gibi sevgi yoluyla yapılan bir eğitim olmuyor bu.Eğitmenlerin saf acımasızlıkla verdiği türden bir eğitim.Amaç ise para ve insanoğlunu eğlendirmek.
Yazar tüm bu,sözde eğitim anılarını net bir gerçeklikle anlatmış kitapta.Eğer okuduğunuz satırları zihninizde canlandıran biriyseniz bu bölümleri okumak sizin için de bir işkence oluyor.Türümden utandım.İnsanlığımdan utandım.Anlatımın bu kadar etkili olması Jack Londonun başarısıdır kesinlikle.
Ayrıca değindiği soruna günümüzde bile çözüm bulunabilmiş değil.En basit örnekle hayvanat bahçeleri de bu kitapta gördüğüm cinsten bir acımasızlık içeriyor.En sevgi dolu çalışanları olan hayvanat bahçesi bile bir hayvanın doğal yaşam alanından koparılıp insanların seyrine sunulmasının acımasızlığını bastıramaz.Kitabın önsözü yazarın vermek istediği mesajın özeti niteliğinde.Yazarın bu konuya bakış açısına yürekten katıldım.
İyi vakit geçirmek için değil iyi insan olabilmek için okunması gereken bir kitap.Sadece okunmakla kalınmamalı,ders alınmalı.Bir şeyler yapmalı.Alınan ders yaşama da uygulanmalı.
Hepinize şiddetle tavsiye ederim,iyi okumalar!
Zulüm, bir güzel sanat dalı olarak en kusursuz çiçeğini eğitilmiş hayvanlar dünyasında vermiş....................,.....................................................
368 syf.
·18 günde·Beğendi·8/10
Jack London.. Vahşetin Çağrısı tadında mükemmel bir kitap. Vahşetin çağrısı kitabında Buck ile o kadar yakından hissettirdiği hikayeyi burada Michael ile devam ettirmiş sanki yazar ama asıl vurgulanan o alkışlarla ayakta hayranlıkla izledigimiz hayvan gösterilerinin cehennemvari sahne arkasını göstermek, farkındalık oluşturmak ve bunu başarmış. Kitabın konusunu kitabın bir cümlesiyle anlatırsam 'Hayvanları egitme sanatı, onlara korku aşılama sanatıdır.' .. Jack London sevenlere, okunması gereken bir kitap..
368 syf.
·3 günde·9/10
Sirk gösterilerinin şatafatlı, bol kahkahalı, bol alkışlı sahne gerisinde yaşananlardan bir kısmına dahi denk gelmiş olmak insanın yüreğinin burkulmasına sebep olur. Sahne gerisi ile sahne önünde yaşananlar birbirinden kopuk ve bağımsızmış gibi ama aslında bağımsız değil. Gösteriye çıkan hayvanlar kırılmış olanlar, işkenceye direnemeyenler, sistematik zulmü, baskıyı ve köleliği kabullenmiş olan hayvanlardır. Bizden biraz daha aşağı hayvan olan hayvanların sirk gösterilerinde eğiticileri ile gönül bağı kurmalarını, sahiplerine karşı koşulsuz sevgi beslediğini umarak işin sahne arkasını düşünmemeye çalışarak rahatlatırız kendimizi ama eğitim denilen şey sistematik işkenceden, korkuyla sindirmeden başka bir şey değildir.
Jack London da bu konu üzerine rahatsızlığını dile getirmek için Katıksız Sevgi gibi müthiş bir eser yazmış. O sahne gerisinde yaşananları hayvanları eğitme sanatını (!) o kadar net nesnel bir şekilde aktarmış ki, okurken iyi ki bu dünyadan Jack London gibi güzel bir insan geçmiş ve eserleriyle zihnimize yüreğimize benliğimize dokunarak gitmiş dedim.
"Zulüm, bir güzel sanat dalı olarak en kusursuz çiçeğini eğitilmiş hayvanlar dünyasında vermiş."
Jack London'ın Vahşetin Çağrısı eserini okurken yine sevgi dolu bie köpeğin dayak ile yola getirilişini eğitilişini okurken içim burkulmuştu. Cennetin Kökleri eserinde fil avcılığının eleştirildiği ve bunula mücadele eden baş karakter Morell'in elinnde evrak çantası ile kapı kapı dolaşıp imza için koşuşturmasını anımsadım. Perde arkasını bilen aklı başında bir insanın yüreği hınçla dolmaz mı? Londonın üç önerisi var: 1. Sirk gösterilerinin aslını bilmek
2. Hayvanları koruma dernekleriyle insanları koruma dernekleriyle işbirliği yapmak ve 3. olarak bir sirk gösterisine katılıp yarıda bırakıp sahneyi terk edip sahne tamamlanınca sirke ve sirke katılan izleyicileri şöyle bir bakıp gösteriye olan tepkiyi belli etmektir diyor.
Ummaktan öte harekete geçmek sanırım yapıcı bir çözüm olacaktır. Yöneticilerimiz de bir gün bu gösterilerin insanlık onuruna vermiş olduğu zararı fark edip harekete geçtikleri gün hiçbirimiz için geç olmaz umarım!
https://youtu.be/BHtt08T6s7Y

Farkındalık oluşturmak adına
https://youtu.be/1caFcjvkNTc
368 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Michael adlı köpeğin saf sevgisini, sevdiği insan ve hayvanlarla ilişkilerini, maceralarını ve sirklerde kendisine ve diğer hayvanlara nasıl eğitim verildiğini anlatan bir kitap. Jack London hayvanlara uygulanan işkenceleri duygusallığa girmeden gerçekçi bir şekilde anlatıyor. Anlatımı çok içine çekiyor. Gerçek bir dostluk hikayesini anlatırken aynı zamanda insanların nasıl canavarlaştığını gözler önüne seriyor.
"Bağlılıkla öfke , bir araya geldiğinde, kaçınılmaz olarak gurur üretirler.Ve ne gurur ONURSUZ , ne de onur ÖLÇÜSÜZ varolabilir."
Jack London
Sayfa 41 - Oda Yayınları 3. Baskı
"Akıldan yoksunların, akıldan yoksun olmaları nedeniyle avukatlar tutmayı akıl edemediklerinden asıldıklarını gördüm..
Jack London
Sayfa 5 - Oda Yayınları 3. Baskı (Önsözden )
Ne demişler, at ağasına göre kişner. At alçağı alçaltır, yüceyi yüceltir.
Jack London
Sayfa 100 - Aslı Yayınları 1.Baskı / Kasım 2004
Çukulata tenli genç kızlar başında göz yaşı döktüler, belki bir soluk yaşar diye yelpaze salladılar..."
Jack London
Sayfa 101 - Aslı Yayınları 1.Baskı / Kasım 2004

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Katıksız Sevgi
Baskı tarihi:
Ekim 2011
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750713811
Kitabın türü:
Çeviri:
Şemsa Yeğin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Sevginin Katıksızı
Katıksız Sevgi
Sevginin Katıksızı
Özgün adı Michael, the Brother of Jerry (Michael, Jerry'nin Kardeşi) olan roman, gerçekten katıksız bir sevgiyi anlattığı için "Katıksız Sevgi" adı, içerikle çok daha iyi bağdaşıyor. London'ın daha pek çok yapıtında olduğu gibi burada da kahramanımız bir köpek. Yine diğer romanlarda gördüğümüz üzere, insan-köpek ilişkisi bu kitabın da temel dokusunu oluşturuyor: bir köpeğin, sahibine sonsuz sevgiyle bağlanması sonucunda, onun canını kurtarmak için kendi canını tehlikeye atması. Bu anlatının Jack London'ın hayatındaki gerçek bir deneyime dayandığına hiç kuşku yok.

On dört yaşındayken okulu bırakıp denizlere açılmasını, "Serüven rüzgârlarının estiği yerlerde olmak istedim; istiridye kaçakçısı olmak, hapse düşmek, yerleşik düzenin çarklarının kölesi olmaktan çok daha romantikti," diye yorumlayan Jack London, Katıksız Sevgi'de yelkenleri gerçekten serüven rüzgârlarıyla şişen teknelerle gezdiriyor okuru.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 113 okur

  • Vildan
  • Halis Çepni
  • piktobet
  • cevher uyanık
  • Sueda
  • umtbdr
  • Aimée
  • Ece Ok
  • Akile Şenocak
  • Rhmn

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.1
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%34.4
35-44 Yaş
%18.8
45-54 Yaş
%12.5
55-64 Yaş
%6.3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%28.6
Erkek
%71.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.7 (2)
9
%11.4 (4)
8
%17.1 (6)
7
%8.6 (3)
6
%0
5
%2.9 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0